'Hayata dönüş operasyonu' davasında 194 sanığın yargılanmasına devam edildi - Haberler
Haberi Paylaş

"Hayata dönüş operasyonu" davasında 194 sanığın yargılanmasına devam edildi

AA / Melike Gallenkuş - Haberler | Güncel

Bayrampaşa Cezaevi'nde 19 Aralık 2000'de düzenlenen "Hayata Dönüş Operasyonu"nda görev sınırlarını aştıkları gerekçesiyle dönemin jandarma görevlisi 194 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Bayrampaşa Cezaevi'nde 19 Aralık 2000'de düzenlenen "Hayata Dönüş Operasyonu"nda görev sınırlarını aştıkları gerekçesiyle dönemin jandarma görevlisi 194 sanığın yargılanmasına devam edildi.??

Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, bir tutuksuz sanık ile tarafların avukatları katıldı.

Mahkeme heyeti başkanı, 2 sanığın hayatını kaybettiğini, tanık Zeki Bingöl'ün adresinin tespiti konusunda daha önceden görevli olduğu kurumlara yazılan yazıya cevap verilmediğini belirterek, Jandarma Genel Komutanlığına yazılan yazıya cevap geldiğini söyledi.

Söz konusu yazıda, operasyon tutanağında yazılı olan sicil numaralarıyla bilgi verilerek, sicil numarasının tek başına personelin kimliğine ilişkin net bir veri sağlayamadığına vurgu yapıldı.

Jandarma Genel Komutanlığının yazısında, tutanaktaki mevcut ve okunan sicil numaralarına ilişkin Merkezi Personel Bilgi Sisteminde yapılan kontrolde, tutanakta yazılı olan bir sicil numarasının net olarak okunamadığı, diğer sicil numaralarının ise belirtilen kritere uymadığından (statü, branş ve rütbe belirtilmemesi) çalışan veya emekli olmuş personel tespit edilemediğine yer verildi.

Söz alan katılan avukatlarından Güçlü Sevimli, Jandarma Genel Komutanlığından sicil numaralarına ait personelin bulunmadığı cevabının verildiğini ve olay tutanağındaki sicil numaralarının uydurma olarak yazıldığını ileri sürerek, tutanağı düzenleyenlerle ilgili suç duyurusunda bulunulmasını talep etti.

Ayrıca dönemin Jandarma Genel Komutanlığı Asayiş Daire Başkanı Ali Aydın'ın Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesi'nde "tanık" olarak dinlenildiğini belirten Sevimli, "Bu kişi dönemin Başbakanı Bülent Ecevit ile görüşmüş, basına brifing vermiştir. Operasyonun merkezinde yer alan kişidir. Bu kişiye sorularımız vardır, davanın heyeti tarafından dinlenilmesini ve SEGBİS ile sorularımızın sorulmasını talep ediyoruz." dedi.

Mahkeme Heyeti Başkanı da Ali Aydın'ın avukatının mahkemeye sunduğu dilekçede, müvekkilinin can güvenliği açısından tarih verilmeden ifade vermek istediğini belirttiğini ve Ankara'da da bir ikametinin bulunması nedeniyle Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesi'nde ifade verdiğini söyledi.

Bir kısım sanık avukatları da Aydın'ın tanık olduğunu, sanık gibi sorgulanamayacağını belirterek, müdahil avukatların talebinin reddini istedi.

Duruşmada ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, taraf avukatlarına, tanık Ali Aydın'a sorulmasını istedikleri tüm soruları açıkça dilekçe ile bildirmeleri konusunda süre verilmesine ve mahkemece uygun görülecek günde SEGBİS ile bu mahkeme heyeti tarafından Aydın'ın beyanının alınmasına hükmetti.

Bu ara karara mahkeme muhalefet şerhi koyan heyetin bir üyesi, dosyada olay tarihinde adı geçen tanığın bulunduğu konu ve vakıf olduğu bilgilerin tanıklığı esnasında da başka bazı soruları cevaplamasını gündeme getireceğinden dolayı Ali Aydın'ın gereken tüm güvenlik önemleri alınarak duruşma salonunda dinlenilmesi gerektiğini kayda geçirdi.

Duruşma, eksikliklerin giderilmesi için ertelendi.

" Cezaevlerinde incelemeyi yapacak keşif heyetinde yer aldım"

Öte yandan, tanık Ali Aydın, 28 Haziran'da Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesi'nde verdiği ifadesinde, maktulleri ve müştekileri tanımadığını, bir kısım sanıkları ise asker olması nedeniyle tanıdığını belirterek, kendisinin olayların gerçekleştiği tarihte kurmay albay olarak Jandarma Genel Komutanlığı'nda Asayiş Daire Başkanı olarak görev yaptığını anlattı.

"F tipi" cezaevleri faaliyete geçmeden önce tüm cezaevlerinde koğuş sisteminin bulunduğunu ve bu nedenle güvenliği sağlamanın zor olduğunu ifade eden Aydın, "Cezaevlerine herhangi bir örgüte sempatiden dolayı giren bir tutuklu veya hükümlü olarak militan olarak çıkıyordu. Cezaevleri tamamen yasa dışı suç örgütlerinin kontrolü altındaydı. DHKP/C ve TİKKO'nun kontrolü çok daha yoğundu. Devlet organları buna bir önlem almak zorundaydı. Milli Güvenlik Kurulunda konu geç görüşüldü. Nihayet Türkiye'deki bazı cezaevlerinde inceleme yapılması kararı verildi. İncelemeyi yapacak keşif heyetinde de ben de bulunmaktaydım." diye konuştu.

Gebze, Bayrampaşa, Ümraniye, Çanakkale ve Bursa cezaevlerinde keşif yaptıklarını ve Bayrampaşa Cezaevi'nde müdür odasında otururken, örgütün bir üyesinin müdürün odasına geldiğini söyleyen Aydın, bu kişinin kendisini kastederek "Kim bu albay, hangi sebeple geldi, bizden haber siz bir şey mi çeviriyorsunuz? Eğer böyle bir şey varsa cezaevini başınıza yıkarız." diyerek tehdit ettiğini savundu.

"Başbakan Bülent Ecevit, 'Kılıcınız keskin olsun' dedi"

Tanık Aydın, heyet olarak düzenlemiş oldukları raporu eski Başbakanlardan merhum Bülent Ecevit'e sunduklarını belirterek, Ecevit'in de bu operasyonun devletin bekası için zorunlu olduğunu söylediğini dile getirdi.

Operasyona "çağın operasyonu" nitelemesi yapan Ecevit'in kendilerine "Kılıcınız keskin olsun" temennisinde bulunduğunu aktaran tanık Aydın, beyanında şu ifadeleri kullandı:

"Operasyona askeri görünüm vermemek amacıyla koordinasyon merkezi, İçişleri Bakanlığında kuruldu. Operasyon 19 Aralık 2000 tarihinde 05.00'te 20 cezaevinde başladı. 18 cezaevinde operasyon saat 11.00 civarında başarıyla sonuçlandı. Ancak Bayrampaşa ve Çanakkale cezaevlerinde 4. güne kadar devam etti. Operasyonların sonunda Bayrampaşa Cezaevi'nde yapılan aramada, kalaşnikof, tabanca, av tüfekleri, boru tipi bombalar vardı. Hatta mahkumlar burada mu habere merkezi dahi kurmuşlar. Dışarıyla çok rahat haber leşebiliyorlarmış. Çanakkale Cezaevi'nde örgüt mensubu mahkumlar ve tutuklular çok şiddetli direnç gösterdiler. Hatta yoğun bir yangın çıkardılar. Diğer mahkumların ölümüne sebep oldular. Cezaevine doğal olarak basın mensubu alınmadığından operasyon sırasında ve sonrasındaki video görüntüleri jandarma personeli kayıt altına almıştı. Bu görüntüler daha sonradan tüm televizyonlara dağıtıldı. Yapılan operasyon sürecinde ve sonunda hiçbir jandarma personeli hukuka ve anayasaya aykırı hareketi, tavrı ve davranışı olmadı. Operasyonla adından da anlaşıldığı üzere 'hayata dönüş' sağlandı."

"Operasyon, insan haklarına saygılı şekilde yapıldı ve bitirildi"

Birçok tutuklu ve mahkumun terör örgütlerinin elinden kurtarılarak, hayata döndürüldüğünü belirten Aydın, ölen ve yaralanan tutuklu ve mahkumlar bakımından jandarma personeli ile diğer kamu görevlilerinin bir sorumluluğunun bulunmadığını ifade etti.

Tanık Ali Aydın, içeriden gelen ateş nedeniyle olaylarda 2 askerin şehit olduğunu anlatarak, "İddianamede belirtildiği gibi mahkumlar direnç gösterirken, molotofkokteylini mutfak tüplerinden yapmış oldukları alev makineleri, elektrikli ısıtıcıların tel ve plastiklerinden yapmış oldukları yay, oklar ile saldırdılar. Sonuç olarak hayata dönüş operasyonu yapılmak zorundaydı ve bu hukuka uygun, insan haklarına saygılı şekilde yapıldı ve bitirildi." ifadelerini kullandı.

Davanın geçmişi?

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanıkların 19 Aralık 2000'de Bayrampaşa Cezaevi'nde düzenlenen operasyonda görevli jandarma birliklerinde görev aldığı belirtiliyor.?

Sanık olan dönemin 39 jandarma görevlisinin, görev sınırlarını aşarak aşırı güç ve silah kullanıp faili belli olmayacak şekilde 12 kişinin ölümüne sebep oldukları, 29 kişiyi de öldürmeye teşebbüs ettikleri belirtilen iddianamede, özellikle görev sınırları ve silah kullanma yetkilerinin aşılıp aşılmadığına, orantılı veya aşırı güç kullanılıp kullanılmadığına ilişkin delillerin değerlendirilmesinin mahkemeye ait olduğu ifade ediliyor.?

İddianamede, suç tarihinde jandarma görevlisi olan sanıklar hakkında ölen 12 kişi için ayrı ayrı "görevin ifası sırasında kasten öldürme" suçundan 20 yıldan 25 yıla kadar, 29 mağdur için de "görevin ifası sırasında kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan ayrı ayrı 9 yıldan 15 yıl arasında değişen hapis cezası isteniyor.

Yargılama devam ederken İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca olayla ilgili 157 sanık hakkında ek iddianame düzenlendi. İddianamede, bu sanıkların "kasten öldürme" suçundan cezalandırılmaları talep ediliyor.?

Yargıtay 5. Ceza Dairesi, bu iddianame ile Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki dosyanın birleştirilmesine karar verildi. Dosyaların birleşmesi sonucunda sanık sayısı 196'ya yükseldi.

Dava kapsamında bugün görülen oturumda, iki sanığın hayatını kaybettiğinin tutanağa geçirilmesiyle sanık sayısı 194 oldu.

AA / Melike Gallenkuş - Son Dakika Haberleri
/beğendim
/alkışladım
/beğenmedim
/güldüm
/üzüldüm
/sinirlendim
/şaşırdım
500