Hatıra Defterine Cem de Not Düştü!

Hatıra Defterine Cem de Not Düştü!

Nebil Özgentürk İmzalı 'Türkiye'nin Hatıra Defteri' Belgeselinin Sekizinci Bölümünde Cem Yılmaz'ın Çektiği Kısa Film Yer Alacak. Yılmaz; 40 Yıl Önce Dünya Turunu Tamamlayıp Türkiye'ye Gelen Sadun Boro'yu Karşılamaya Çalışan Ama Başaramayan Babasının ve Dayısının Hikayesini Anlatıyor..

Hatıra Defterine Cem de Not Düştü!

NEBİL ÖZGENTÜRK İMZALI 'TÜRKİYE'NİN HATIRA DEFTERİ' BELGESELİNİN SEKİZİNCİ BÖLÜMÜNDE CEM YILMAZ'IN ÇEKTİĞİ KISA FİLM YER ALACAK. YILMAZ; 40 YIL ÖNCE DÜNYA TURUNU TAMAMLAYIP TÜRKİYE'YE GELEN SADUN BORO'YU KARŞILAMAYA ÇALIŞAN AMA BAŞARAMAYAN BABASININ VE DAYISININ HİKAYESİNİ ANLATIYOR..

Biliyorsunuz, bugüne kadar 'Türkiye'nin Hatıra Defteri' belgeselinin altı bölümü yayınlandı. Yedinci bölümünde gösterilecek kısa film iki hafta önce çekildi. Cem Yılmaz'ın Samatya'da çektiği film ise belgeselin sekizinci bölümünde ekrana gelecek. Kısacası bir yandan belgesel yayınlanırken bir yandan da yeni bölümlerin çalışmaları devam ediyor. Nebil Özgentürk bu gidişatı yönetmenlerin kişisel yoğunlukları ve hava şartlarının müsait olmamasına bağlıyor. Tabii Cem Yılmaz da çok yoğun olduğu için çekimler son haftaya kalmış. Yoksa Özgentürk belgesel teklifini geçtiğimiz kasım ayında götürmüş Cem Yılmaz'a...

Muhteşem aurası var!

'Cem'in hatıra defterinde olmasını iki nedenle istiyordum' diyor Özgentürk ve bu iki nedeni de şöyle sıralıyor: 'Birincisi; 2000'li yılların hepimizi sarıp sarmalayan çok değerli bir sahne adamı Cem. Muhteşem bir aurası ve değeri var. Bence yönetmenliği ve yaratıcılığı olan bir insan. İkincisi; gerçekten gençlerin çok sevdiği bir Cem Yılmaz var ortada. Ben Cem'in duygularıyla, bir anlamda genç bir yönetmenin de bu hatıra defterinde olması gerektiğini düşündüm. Belki yaşlı-genç diye ayırmak ayıp ama yönetmenler listesini düşünürken 'her renkten, her kesimden olmalı' diye bir kaygım da oluştu...' Tabii ortada Cem Yılmaz olunca, ister istemez işin içinde bir 'komilik' olacağı düşüncesi de hasıl oluyor... Hikayeyi Cem Yılmaz'ın seçmiş olması da bu şüpheyi iyice artırıyor... Cem Yılmaz çekeceği hikayeyi düşünürken babasının ve dayısının geçmişte yaşadıkları 'Sadun Boro'yu karşılama sahnesi aniden aklına düşmüş ve 'Buldum!' diye keyiflenmiş. 'Bizim muhteşem bir Sadun Boro öykümüz var. Bizim ailemizde yıllardır birbirimize anlattığımız; babamın ve dayımın yaşadığı muhteşem bir hikaye var!' diyerek kolları sıvamış. Babasıyla röportaj yapmış, 40 yıl önce babası ve dayısının Türkiye'ye dönen Sadun Boro'yu karşılama hikayesini anlatmış...

Sandaldaki macera

Sadun Boro, bildiğiniz gibi dünyayı dolaşan ilk Türk denizcisi... Denizciliğe sandalla başlayan Boro, 63'te kendi yelkenlisi 'Kısmet'i yaptırır. İki sene kızakta bekleyen 10.5 metrelik yelkenliyle 65'te seyahatine başlar; yanında eşi de vardır. Üç yıl sonra Türkiye'ye döner ama bu kez yanında sadece eşi değil, seyahat sırasında doğan kızı Deniz ve Kanarya Adaları'ndan aldığı Miço isimli kedi de vardır... Gelelim Yılmaz'ın hem yazdığı hem yönettiği ve iki hafta sonra cuma günü yayınlanacak olan kısa filmin detaylarına... Filmin adı Sadun Boro'nun teknesinin ismi yani 'Kısmet'... Tarih 16 Haziran 1968. Sadun Boro'nun dünyayı turlaması bitmiş, 3.5 yıl sonra Türkiye'ye dönüyor. Macera ruhlu iki genç adam da, bir anlamda bu ülke toprakları için gurur saydıkları Sadun Boro'yu karşılamaya karar veriyor. Ama binlerce kişi gibi karayoluyla değil, denizden...

Çerezle rakı içmişler

İki genç adam yani Yılmaz'ın babasıyla dayısı karşılama töreni için sandalla Samatya'dan Dolmabahçe'ye yola çıkıyor çıkmasına da hedefe ulaşamıyor! Nasıl mı? Cem Yılmaz'ın anlatımına göre iki kafadarın macerası şöyle gelişiyor: 'Dayım ve babam sandalla yola çıkıyor ama bir türlü ilerleyemiyorlar. Üstelik yüzme de bilmiyorlar. 'Niye gidemediniz?' diye sorduğumda 'Tabii biraz alkol ve çerez de vardı' diye itiraf ettiler...' Bu arada Boro'yu 10 bin kişi karşılıyor; ikisi hariç! Burada şunu söylemek lazım tabii; Cem Yılmaz dayısı ve babasının azmini anlatıyor, onlarla alay etmiyor. Güzel bir adam için bir mil öteye de olsa sandalla gitme halini seviyor ve bunu milyonlarla paylaşmak istiyor. Filmde Sadun Boro canlandırılmıyor. 'Çünkü Yılmaz bir anlamda babası ve dayısının 10 dakikalık film tadında belgeselini yaptı' diyor Özgentürk ve devam ediyor: 'Her şey gerçek ve o gerçeğe Cem kendi muhteşem mizahını kattı, hatta anons yaptı, 'Şimdi size iki kahramanı anlatacağız' diyerek. Sandaldaki macerayı bazen anlatan bazen canlandıran iki adamı 10 dakika izleyeceğiz biz de...'