Hanefi Bostan: "Birleşmiş Milletlerin Görevi, Olayları Takip Etmek Değil Olaylara Müdahale Etmektir"

Hanefi Bostan: "Birleşmiş Milletlerin Görevi, Olayları Takip Etmek Değil Olaylara Müdahale Etmektir"

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen İstanbul İl Başkanı Yrd.Doç.Dr.M.Hanefi Bostan, "Birleşmiş Milletlerin görevi, olayları takip etmek değil, olaylara müdahale etmektir" dedi.

Hanefi Bostan:

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, "Birleşmiş Milletlerin görevi, olayları takip etmek değil, olaylara müdahale etmektir" dedi.

Suriye'deki Kimyasal silah iddialarına ilişkin yazılı bir açıklama yapan Bostan, "Bugün tüm insanlık acı bir sınavdan geçmektedir. İslam dünyası, belki de medeniyet tarihinin en hoş görüsüz, en acımasız ve en alçakça saldırılarıyla karşı karşıyadır. Dünyanın bir köşesinde Doğu Türkistan'da ve Arakan'da Müslümanlar, inançları nedeniyle vahşice katledilmektedir. Bir tarafta hayat mücadelesi veren kardeşlerimizin uğradığı zulüm yüreklerimizi dağlamaktadır. Diğer yanda Mısır'da, Suriye'de Müslümanlar birbirine boğazlatılmaktadır. Irak'ta, Kerkük'te, Tuzhurmatu'da her gün patlayan bombalar can almakta, kan dökmektedir. Özellikle 11 Eylül 2001'deki terör saldırılarıyla birlikte İslam'a, hoş görüye, insanlığa ve barışa karşı sistemli bir operasyon başlamıştır. Batı, üzerinde yaşadığımız ve enerji kaynaklarına sahip olan Avrasya ve Ortadoğu Coğrafyası'nı kan gölüne çevirerek içinde bulunduğu ekonomik ve siyasi açmazdan çıkmak istemektedir" dedi.

"BİRLEŞMİŞ MİLLETLER OLUP BİTENİ İZLEMEKTEDİR"

Birleşmiş Milletler'in bütün olan biteni yalnızca izlemekle yetindiğini belirten Bostan, "Birleşmiş Milletler; Temel İnsan Hakları Sözleşmesi, Soykırımın Önlenmesi ve Savaş Suçlularının Cezalandırılması Sözleşmesi ve Siyasi ve Medeni Haklar Sözleşmesi ile tüm insanların can ve mal güvenliğini teminat altına almıştır. Ancak bugün Birleşmiş Milletlere üye devletlerin gözleri önünde Müslüman kanı akıtılmakta, insanlık suçu işlenmektedir. Hazırlanan Büyük Ortadoğu Projesi, bu bölgede ülkelerin sınırlarının küresel çıkarlara uygun olarak yeniden belirlenmesi ve yeni sınırların Müslüman kanıyla çizilmesini içermektedir. Proje kapsamındaki ülkeler üzerinde, sözde demokrasi getirmek bahanesiyle kirli bir oyun oynanmakta, Müslüman halk ise kurtlar sofrasına atılmaktadır. Büyük Ortadoğu Projesi'nin hedefindeki 27 ülkeden Afganistan, Cezayir, Cibuti, Filistin, Irak, Lübnan, Libya, Mısır, Moritanya, Pakistan, Somali, İran, Sudan, Suriye, Tunus, Ürdün ve Yemen'de iç karışıklıklar çıkarılmıştır. Proje kapsamı dışındaki Arakan Müslümanları ve Çin'de Doğu Türkistan Türkleri acımasız bir soykırıma tabi tutulmaktadırlar. Bugün tüm İslam alemi, Roma arenalarında kendi özgürlüğü için kardeşini boğazlamak zorunda bırakılan köleler misali, birbirine boğazlatılmaktadır. Bir tarafta Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında kurtlar sofrasına atılmış bir Müslüman kitlesi vardır. Diğer tarafta dikkatler siyasi rejimlere çevrilmekte, liderler idam sehpasına oturtulmakta ama akan kanın asıl sorumluları perde arkasında ellerini ovuşturmaktadırlar. Birleşmiş Milletler ise bütün bu olan biteni yalnızca izlemekle yetinmektedir. Bütün gözler operasyon yapılan ülkelere çevrilmişken oluk oluk akan Müslüman-Türk kanı görmezden gelinmektedir. Doğu Türkistan'daki Çin zulmü, Karabağ'daki Ermeni İşgali, Türkmeneli'ndeki terör, Arakan'daki vahşet, Filistin'deki dram unutulmaktadır. Büyük Ortadoğu Projesi, Mısır ve Suriye'yi sahneye koymuştur. Yalnızca bu ülkeler değil, dünyanın dört bir yanında insanlar katledilmekte, insanlık yok edilmekte, demokrasi, insan hakları ve insanlık onuru çiğnenmektedir. Nerede bir Müslüman kanı dökülüyor, yaşama hakkına, inançlara ve kutsal değerlere tecavüz edilerek doğrudan İslam'a saldırılıyorsa orada demokrasiden, hoş görüden ve ifade özgürlüğünden dem vuran ülkelerin parmağı ve etkisini görmekteyiz. Birleşmiş Milletler yalnızca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyelerinin küresel çıkarları kapsamına giren bölgelere, bu ülkelerin çıkarlarını korumak için müdahale eden bir maşa mıdır. Mısır'da, Suriye'de yaşanan vahşet içimizi yakmaktadır Doğu Türkistan'da akan Müslüman-Türk kanına, Karabağ'da işgal altındaki topraklara, evlerinden, yurtlarından edilmiş yüz binlere, Tuzhurmatu'da katledilen Türkmenlere gözlerimizi kapatmak gibi bir hakkımız yok. Oluk oluk akan kanlar, yitip giden canlar, kan gölüne dönen vatanlar hep aynı değerdedir. Bir taraftaki acıya üzülüp, diğer taraftaki insanlık dramını görmezden gelmek Batı'nın kirli oyununa alet olmaktan başka bir şey değildir. Birleşmiş Milletler neyin etrafında birleşmiştir? İnsanlığın etrafında mı yoksa ABD ve küresel güçlerin ortak çıkarları etrafında mı birleşmiştir? Dünyanın dört bir yanında sudan ucuza akıtılan Müslüman ve Türk kanını durdurmak, bu kirli oyuna bir son vermek, Birleşmiş Milletlerin görevidir. Ama BM ya susmakta ya da gerçeklere gözlerini kapatmaktadır" dedi.

"BM KADUMİ VE DİĞER GAZETECİLER İÇİN GİRİŞİMLERDE BULUNMALI"

Suriye'de kaybolan gazeteci Bashar Kadumi'den 1 yıldır haber alınamadığı hatırlatan Bostan, şunları kaydetti:

"TRT Muhabiri Metin Turan, günlerdir Mısır'da gözaltında tutulmaktadır. BM ve Türk yetkililer, bu basın çalışanlarımızın bulunması ve serbest bırakılmasıyla ilgili girişimlerde bulunmalıdır. Bugün Mısır'da, Suriye'de, Kuzey Irak'ta Müslüman'ın Müslüman'a kırdırtılması, Müslümanların birbirini katletmediği bölgelerde ise, farklı inanç ve idareler tarafından Müslüman kıyımı yapılması, Batının çirkin yüzünü göstermektedir. Açıkça görülmektedir ki; Batı dünyası şer ittifakı oluşturmuş, bütün imkan ve gücüyle dört bir yandan İslam'a saldırmaktadır. Batı ve emperyalist ülkeler tarafından, Müslüman kanı sudan ucuz görülmektedir. Onların insan haklarından anladığı, Batı'nın, küresel güçlerin ortak menfaatleridir. Bütün İslam alemi Batı'nın bu çirkin yüzünü, çifte standart uyguladığı insanlık anlayışını sorgulamalı, "Müslüman Müslüman'ın kardeşidir." düsturu ile hareket etmelidir. Bütün İslam alemi, İslam dünyasının içine sokulmuş, tek görevi küresel güçlerin ortak çıkarlarını korumak olan Truva atlarına dikkat etmelidir."

"MÜSLÜMAN DÜNYASINDA AKITILAN KAN, ZULME ORTAK OLAN HERKESİN ELLERİNE BULAŞMIŞTIR"

Birleşmiş Milletlerin görevi, olayları takip etmek değil, olaylara müdahale etmek olduğunu vurgulayan Bostan, şöyle devam etti:

"Bütün bu gelişmeler ışığında dünya bir medeniyetler çatışmasına doğru sürüklenmeden önce Birleşmiş Milletler Örgütü'nün önünde tarihi bir görev durmaktadır. Barışı korumak, barışı sağlamaktan daha kolaydır. İki büyük Dünya Savaşı'nın yaptığı yıkım ve tahribat henüz hafızalardan silinmemişken; kültürler, rejimler, dinler ve medeniyetler arasındaki farklılığı bir çatışma unsuru olarak ortaya koymak ve İslam alemini kana bulamak isteyenler, insanlığa karşı büyük bir suç işlemektedirler. Birleşmiş Milletler üyelerinin vicdanlarının sızlaması için daha kaç Müslüman'ın kanı akmalı, kaç çocuk zehirli gazlarla boğulmalı, kaç kadına tecavüz edilmeli, kaç genç parçalanmalı, kaç ülke iç karışıklığa sürüklenmelidir? İnsanlık katledilmeden, yaşanan trajedi daha da büyümeden önce Birleşmiş Milletler Örgütünü, Ortadoğu'daki çatışmalara destek vererek adeta Müslüman milletlere karşı bir sürek avı başlamasına neden olan ülkeler ve bu katliamlara imza atan liderler hakkında gereğini yapmak üzere, yetkili organlarını harekete geçirmeye ve etkili tedbirler almaya davet ediyoruz. Unutulmamalıdır ki, Birleşmiş Milletler, egemen güçlerin siyasi, ekonomik ve ideolojik emellerine alet olmak için değil; adalet ve güvenliği, ekonomik kalkınma ve sosyal eşitliği tüm ülkelere sağlamak için vardır. Bugün Müslüman Dünyasında akıtılan kan, zulme ortak olan herkesin ve her örgütün ellerine bulaşmıştır. Bu nedenle İnsanlık Mısır'da, Suriye'de, Doğu Türkistan'da, Irak'ta, Afganistan'da, Filistin'de kimyasal silahlarla, vahşi katliamlarla Müslüman kanında boğulmadan önce Birleşmiş Milletler, kuruluş amacının gereğini yapmak ve bu kirli oyuna bir son verilmesi için öncelik almak zorundadır. Aksi halde Birleşmiş Milletler'de bu insanlık suçuna ortak olacaktır." - İSTANBUL