'Halkın Verdiği Yetkiyi Ancak Halk Alır'

'Halkın Verdiği Yetkiyi Ancak Halk Alır'

Başbakan Erdoğan, Siyasette Topu Kimse Halkın Elinden Alamaz. Her Zaman İçin Oradadır O. Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir Diyerek Yola Çıktık. Halkın Verdiği Yetkiyi Ancak Halk Alır' Dedi.

'Halkın Verdiği Yetkiyi Ancak Halk Alır'

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Siyasette topu kimse halkın elinden alamaz. Her zaman için oradadır o. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir diyerek yola çıktık. Çünkü Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün en zor anlarında bile gelip dayandığı kapı, Türkiye Büyük Millet Meclisi olmuştur. Oradan çıkarmıştır kararı. Ve burada da halkın verdiği yetkiyi ancak halk alır. Halktan başkası alamaz" dedi.


Hülya Avşar'ın sunuculuğunu yaptığı "Hülya Avşar Stüdyosu" isimli programa katıldı. Erdoğan programda Avşar'ın hem siyasi hem de özel hayatıyla ilgili sorulara yanıt verdi.


18 yaşından beri siyasetin içinde olduğunu belirten Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın kendisi için bir sıçrama tahtası olduğunu söyledi. 16 ayda iktidara geldiklerini ifade eden Erdoğan, yerel seçimlerde yüzde 42 oy ve 22 Temmuz seçimlerinde yüzde 47 oy alarak yükselişlerini sürdürdüklerini kaydetti. Başbakan Erdoğan, bu alınan oyların halkın AKP'ye olan itimadını ortaya koyduğunu belirterek, "Bizim bundan sonraki sürece yönelik olarak, şahsımla alakalı bir konuda bütün bu edindiğim tecrübeleri milletime bir defa başbakan olarak sürdürmek. Tabi ki buralar bizim için kalıcı noktalar değil. Halkım bize bu görevi verdiği sürece biz buradayız. Halkım bizi buradan emekli ettikten sonra..." dedi.

-AVŞAR: "ARTIK GALİBA TOP HALKTA DEĞİL"-

Hülya Avşar'ın "Ama artık halkta değil galiba top" Erdoğan, "Şimdi tabi ben topun her zaman halkta olduğuna inanan birisiyim. Siyasette topu kimse halkın elinden alamaz. Her zaman için oradadır o. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir diyerek yola çıktık. Çünkü Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün en zor anlarında bile gelip dayandığı kapı, Türkiye Büyük Millet Meclisi olmuştur. Oradan çıkarmıştır kararı. Ve burada da halkın verdiği yetkiyi ancak halk alır. Halktan başkası alamaz" diye konuştu.


Başbakan Erdoğan, Avşar'ın, "kapatılma konularına geldiğimiz zaman halkın yapabileceği bir şey" değerlendirmesi üzerine de şöyle konuştu:


"Bunların hepsi ayrı ayrı konular ama. Ben bunu biliyorsunuz çok farklı yaşayan insanım. Biliyorsunuz, şiir okudum, ki bu şiir Talim Terbiye Kurulu'nun Milli Eğitim Bakanlığı'nın tavsiye ettiği kitaplarda olan bir şiirdi. Bununla hakkımda çıkarılan suçlama belliydi. İçeri girdim, çıktım ve gazetelerin o zaman attığı başlık. Muhtar bile olamaz demişlerdi. Ama biz kararlı bir şekilde yolumuza devam ettik. Muhtar bile olamaz dedikleri insan, geldi bu ülkede başbakan oldu. Şu anda ben başbakan olarak hizmetimi sürdürüyorum. Benim yolum hizmet yolu. Size değişik şeyler yapabilirler, ama benim abdestimden şüphem yok ki, namazımdan şüphem olsun. Ben bu noktada kendime ve arkadaşlarıma inanıyorum ve güveniyorum. Hatalar olur, yanlışlar olur ayrı mesele. Ama bizi yapmadığımızla bu nokta değerlendirmek, çok yanlış olur. Onun asıl değerlendirmesini kim yapar, halk yapar."


Avşar'ın "Evet ama sonra devreye girer diyorsunuz" diye konuşması üzerine de Erdoğan, "Şüphesiz. Er veya geç döner gelir, gene hak yerini bulur" dedi.

-"HEP BAŞKAN OLDUM-

Programda Avşar, Erdoğan'a 18 yaşında politikaya girmeye karar veren ve bir ara özel bir şirkette de çalışan Erdoğan'a "Bir gün bu ülkede başbakan olabileceğinizi hedeflemiş miydiniz? Yoksa hayır ben politikanın içinde herhangi bir yerde ama, yeter ki politikada olayım diye mi düşünüyordunuz?" sorusunu da sordu. Erdoğan, bu soruya, "Devlette de çalıştım bu arada. Şimdi siyasette önünüz mesafe aldıkça açılıyor. Ama ben siyasette şu yönümü önce ifade edeyim. Mesela gençlik kollarında çalıştım, hep başkan oldum" diye yanıt verdi. Erdoğan'la Avşar arasında daha sonra şu diyalog geçti:


Avşar- Liderlik yönüm kuvvetli diyorsunuz?


Erdoğan-İlçe başkanlıklarında hep ilçe başkanı oldum. İl başkanlıklarında, hep il başkanı oldum. Ve o dönemlerde bir de ayrıca merkez karar ve yönetim kurulu üyeliklerinde de bulundum. Fakat bir şeyi çok farklı yaptım. Bu işi inanarak, severek yaptım. Burada bizde bir anlayış oluşmuştu. O da şu: Siyasette siz talep eden olmamalısınız, isteyen olmalısınız. İsteyen oldukça, talep eden oldukça siz zayıf kalırsınız. Ama istenen olursanız, talep edilen olursanız o zaman güçlü olursunuz.


Avşar- Talep edildiniz, istendiniz?


Erdoğan- Talep edildim.

-SİYASAL BİLGİLERE GİREMEDİM SİYASETÇİ OLDUM-

Avşar- Peki çok özür diliyorum. Kasımpaşa'da büyüdünüz. Orada tabi ki mahallede top da oynadınız, herkes gibi.


Erdoğan- 15 yaşından itibaren.


Avşar- Evet yani, bildiğimiz bir çocukluk yaşadınız tabi ki. Nereden aklınıza esti politika. Niçin politikaya girmek istediniz? Durup dururken, doktor değil, avukat değil de...


Erdoğan- Ben şimdi ortaöğretim çağlarında bir defa benim o zaman sivil toplum örgütleri içerisinde aktivitelere katılıyordum. Okulda iyi şiir okuduğum söylenirdi. Münazaralar olurdu liseler arasında, o münazaralarda okulun münazara ekibindeydim. Bunlar da biraz bizim sivrilmemize vesile olmuştu. Okulun bütün sportif aktivitelerinde, atletizmde, voleybolunda, futbolunda okul takımının liseler arasında vardım, oynuyordum. Yani bu yönümle zaten, sosyal bir insan durumundaydım. Ve okulu bitirdiğimde de hedefim Siyasal Bilgilere girebilmekti. Yani oradan bir siyasete yönelimim vardı. Ben o zaman Siyasal Bilgilere puan tutturamadım. İktisadi Ticari İlimlere tutturdum ve bu sefer fiili olarak siyaseti yapma fırsatını yakaladım. Siyasal Bilgilere giremedim ama, talep de gelince o zaman ben bunu fiili olarak yapabilirim dedim ve siyasetin içine girdim.

-"YURTDIŞINDA SORULUNCA "YANIT VERMEM' DİYEMEZSİNİZ"-

Programda ailesiyle ilgili sorulara da yanıt veren Erdoğan, çocuklarının Türkiye'de mağdur oldukları için yurtdışında okuduklarını ifade etti. Erdoğan, çocuklarının sorunlarını genellikle anneleriyle paylaştıklarını zaman zaman kendisiyle de konuştuklarını söyledi.


Avşar, türban meselesiyle ilgili sorduğu bir soruya Erdoğan, bunun bir özgürlükler konusu olduğunu söyledi. Avşar'ın da bunu "evet" diye onaylaması üzerine Erdoğan şöyle devam etti:


"Bizim nezdimizde açık-kapalı ayırımı diye bir şey söz konusu değil. Fakat Başbakanlık konumuna gelmiş bir insan olarak. Size bu konuda bir soru, hele hele yurt dışında yabancı gazeteci tarafından sorulduğunda, siz hayır ben bunun cevabını vermiyorum diyemezsiniz. Kaldı ki bunun cevabı ilk defa orada verilmedi. Bunu çok kez konuştuk. Orada sorulan bir soru ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak ben de orada her zaman verdiğim cevabı verdim."


Erdoğan'la Avşar arasındaki sohbet daha sonra şöyle devam etti:


Avşar- Simge olarak...


Erdoğan- Daha önce verilmiş olan bir cevap. Bu konuda bu kelimelere takılıp kalma olayı, ne yazık ki bazı niyet itibarıyla dürüst davranmayan bir anlayışın gereğidir.

-"AİLEMDE ÖRTÜLÜSÜ DE VAR AÇIĞI DA"-

Avşar- Evet ama, çok açıksınız. O yüzden diyorum.


Erdoğan- Şimdi bu noktada bir defa ben ülkemde, hiçbir zaman böyle bir ayırımın tarafı olmadım ki. Benim için ülkemde başı açık hanım kardeşimle, başı örtülü hanım kardeşim hiçbir zaman, böyle bir sıkıntısı olmasını istemem. Bunun da teminatıyız. Nerede teminatıyız? Partimin bir defa bütün kadın kollarının içerisinde çalışan başörtülü bayanlar da var, başı açık bayanlar da var.


Avşar- Var mı?


Erdoğan- Ne demek...


Avşar- Bilmiyoruz... Ben herkes adına soruyorum.


Erdoğan- Ne demek. Siz bilmiyorsanız ben buna iyice üzülürüm. Hele hele bir medya mensubu olarak çok üzülürüm.


Avşar- Medya mensubu ben?.. Ben bir sanatçı olarak


Erdoğan- Hem sanatçı, hem medya mensubu.


Avşar- Sanatçı olarak karşınızda olmayı tercih ediyorum.


Erdoğan- Sizin birçok yönünüz var.


Avşar- Hayır şu anlamda söylüyorum. Ben bir sanatçı olarak. Size bunları sormak istiyorum.


Erdoğan- Şimdi ailemde...


Avşar- Bilmeyenler için soruyorum tekrar.


Erdoğan- Çok teşekkür ediyorum.


Avşar-Ben biliyorum.


Erdoğan - Aynı şekilde ailemde de var.


Avşar- Öyle mi?


Erdoğan- Örtülüsü de var, açığı da var (ANKA)


(İG/KEN/ZG)