Gözyaşlarını Tutamadı

Genelkurmay Başkanlığı'na Veda Eden Başbuğ'dan Önemli Tespitler
Görev süresi dolan Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ veda ziyaretlerini tamamladı. Genelkurmay'da Işık Koşaner dönemi başlıyor.
İlker Başbuğ Genelkurmay Başkanlığı görevini Işık Koşaner'e törenle devrediyor. Törene Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de katılıyor.
Başbuğ'un törendeki konuşmasından satırbaşları şöyle:
Ülkemize sadakat duygusuyla yaşadık. Kariyerimi bugün noktalıyorum. TSK'nın sahip olduğu kültürde hiçbir şey için ayrım yapılamaz.
Erdem bizim hayatımızda en değerli sözcüktür. Namus, sadakat, şeref, vicdan, vefa, ahlak, karakter, cesaret erdemle birleşir. Hizmet sürem içerisinde bu kavramlar üzerinde çok çalıştım. Askerle ilgili çok lafın sözün söylendiği ileri geri konuşulan zamanlarda askeri anlatmaya çalıştım.
Asker hakkında hükümde bulunmak çok yanlıştır. Askerlerin olaylara bakış açısı farklıdır. Siviller denize baktığında maviyi, askerler ise derinliği görür. Askerler ve sivillerin olaylara bakışı farklıdır.
TSK'nın mayası çok güçlüdür. Son derece oturmuş kurumsal bir yapısı vardır. Türk askerinin mizacında umutsuzluğu asla ve asla yer yoktur.
Güvenliğin sağlanması devlete düşen bir görevdir. Her ülkenin güvenlik yapılanmaları farklı olabilir. Bu konuda bir standart aranması doğru değildir. Günümüzde devletler ve kurumlar tarafından siber savaşa karşı etkin mücaedele yapılması zorunluluğu yeni bir güvenlik ihtiyacı olarak ortaya çıkmıştır. 11 Eylül 2001'de siber savaşın tarihteki ilk uygulamasına şahit olduk. Yeni bir tehdit sanal ortamın denetlenemediğinden sonsuz manevra ölçüsünden yararlanmasıdır.
Milli güvenlik içinde sivil-asker ilişkilerinin ayrı bir önemi ve yeri vardır. Sivil otoritenin askeri konulara müdahalesinde sağduyulu davranışlar öne çıkmalıdır. TSK aynı zamanda devlet dediğimiz yapı içinde önemli bir yere ve sorumluluğa sahiptir. Bazı çevrelerce bilinçli olarak çarpıtıldığı gibi herhangi bir ayrıcalık içermemektedir. TSK devlet düzeni içinde yasalarla kendisine verilen görevleri yerine getiriyor. Geçmişte yaşananları sık sık gündeme getirmenin toplumu huzursuz ve TSK personelini rahatsız ettiğini düşünmekteyiz.
Terör demokrasiyi ve özgürlükleri tehdit etmektedir. Terörizmin küreselleşmesi sınır aşan niteliği ülkelerin işbirliğini de zorunlu kılmaktadır. Barış ve güvenlik ya her yerde ya da hiçbir yerdedir. Terör karşısında boyun eğemeyiz. Kararlılıkta en küçük bir zafiyet terörle mücadelede büyük yara açar. Teröristle masum bölge halkı karıştırılmamalıdır. Teröristle teröriste yardım edenler iyi ayırt edilmeli, her birine karşı farklı davranış biçimleri geliştirilmelidir. TSK terör örgütüyle mücadelede en tecrübeli ordulardan biridir.
1999-2004 yılları arasındaki süreç incelenecektir ancak Türkiye'de terör eylemlerinin azaldığı dönemler hep yanlış anlaşıldı. Aslında terör örgütünün dağ kadrosu duruyordu. 2004'ten bu yana terör örgütünün eylemleri tırmanışa geçti. Eylemler sürerken alınan tedbirler istenilen sonuçları ortaya koyamıyor. Örgüt neden bitirelemedi, haklı bir sual. Örgütün yaşaması için üç şeyi yeterli seviyede önlemeyedik. Örgüte katılımlar, finans ve üçüncüsü sınır ötesindeki güvenli bölgeler.
Askerliğin tek tip hale dönüşmesinin uygun olacağını değerlendirmekteyiz.
Haziran-Temmuz 2010'da başarı örneği olan TSK'nın Şırnak, Silvan, Giresun, Siirt, Hakkari bölgelerinde terör örgütüne ağır darbe vurduğu operasyonların medyada yeterince yer almamasını anlamak mümkün değildir. O zaman medya TSK'nın yanında mı, karşısında mı sorusunu aklımızdan geçirmek bizim için gerçekten acı bir deneyim.
Terörle mücadeleye siyaset üstü bakılırsa, terör örgütü amaçlarına ulaşamaz. TSK'ya karşı psikolojik harekatı yürütenlerin elinde üstün bir medya gücü bulunmaktadır.
Yargı sisteminde soruşturmaların gizliliği çok önemlidir. Belgelerin medyaya












