Başbakan Erdoğan Soruları Yanıtladı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Danıştayın, Kapatılması Öngörülen 862 Belediye Arasında Bulunan ve Süresi İçinde Nüfus Sayımının İptali İçin Dava Açan Bir Belediyenin Tüzel Kişiliğinin Devam Ettirilmesine İlişkin Kararını "Ben Doğrusu Yeni Bir Şey Öğrendim Şimdi. Türkiye'de İkinci Bir Anayasa Mahkemesi Daha Çıktı" Diye Değerlendirdi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Danıştayın, kapatılması öngörülen 862 belediye arasında bulunan ve süresi içinde nüfus sayımının iptali için dava açan bir belediyenin tüzel kişiliğinin devam ettirilmesine ilişkin kararını "Ben doğrusu yeni bir şey öğrendim şimdi. Türkiye'de ikinci bir Anayasa Mahkemesi daha çıktı" diye değerlendirdi.
Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu toplantısından ayrılırken basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Erdoğan, bir soru üzerine "kapatılan belde belediyelerinden zamanında itiraz edenlerin yerel seçimlere katılabilmesini" öngören YSK kararını değerlendirdi.
Kapatılan 862 belde belediyesini "sıkıntıların olduğu yerler" diye nitelerken, yaklaşık 800'ünün AK Partili belediyeler olduğuna dikkat çeken Erdoğan, "Böyle olduğu halde biz böyle bir kararı aldık. Yani bizim burada beklentimiz herhangi bir siyasi rant elde etmek değildir. Sadece ülkemizin yerel yönetimler noktasında daha güzel hizmeti alabilmesine yönelik böyle bir adımı attık" dedi.
Erdoğan, kararın yasama organı olan TBMM'ye ait olduğunu, kararla ilgili Anayasa Mahkemesine itirazda bulunulduğunu, Anayasa Mahkemesinin de bazı düzeltmelerle bu kararı onayladığını anımsattı. Bu çerçevede, Danıştay kararına değinen Erdoğan, Türkiye'de Anayasa Mahkemesinin "tek" olduğu vurgulamasıyla şöyle devam etti:
"İkinci bir Anayasa Mahkemesi yok ve yasama organının çıkardığı kanunların üzerinde tasarruf yetkisi olan sadece Anayasa Mahkemesidir. Doğrusu beni şaşırtan bir olay olmuştur ama siyaseten burada herhangi bir sıkıntı görmüyoruz. Tabii arkadaşlarımız şu anda konu üzerinde çalışmalarını yapıyorlar. YSK, bu karara uymuştur. YSK'nın uymuş olduğu bu karar çerçevesinde biz seçimlere girer yine mücadelemizi veririz ama bana göre bütün o beldeler kaybetmiştir. Bunu bir belediyeci olarak konuşuyorum. Niye kaybetmiştir? Hizmet noktasında kaybetmiştir. Eğer bunlar daha büyük ölçekte bir yerel yönetim hizmetine kavuşmuş olsaydı, yeni yapılanmayla buralara verilecek hizmet çok daha farklı olacaktı. Türkiye'de bir yanlış anlaşılma var. Yani eğer kapıdaki tabela değişirse zannediliyor ki hizmet gelir. Hayır gelmez. Önemli olan oraya hizmeti verecek olan kurumdur. O kurumun gücü var mı yok mu? O kurumun gücü yok. Yoksa oraya hizmet gitmez. 'Ama efendim burası belde, mahalle veya köy değil'... Mahalle olup hizmet giderse o mu daha iyi, belde olup da orası çok ilkel bir şekilde kalırsa o mu iyi? Bana göre öbürü daha iyi. Bunları görmek lazım."
Erdoğan, bir gazetecinin "CHP'li milletvekilinin açıklamalarıyla gündeme geldi" hatırlatmasıyla sorduğu etnik köken tartışmaları hakkında, "Biz yola çıkarken bir şey söyledik. Biz üç kırmızı çizgi üzerinde kesinlikle ittifakı olan bir partiyiz. Biz etnik milliyetçiliğe karşıyız. Biz insanların etnik kökeniyle falan uğraşmayız. Bir insan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı mıdır? Anayasal kimliği Türk müdür? İş bitmiştir" diye konuştu ve şöyle dedi:
"Ama etnik kimliği noktasında Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Gürcü, Abaza, başımız, gözümüz üzerinde yeri var. Kimseyi böyle bir ayırıma tabi tutmaya kimsenin hakkı yoktur. Bu ülkede yaşayan herkes benim vatandaşımdır, canımdır, ciğerimdir. Hiçbir ayrım yapamam ve burada ne olursa olsun bölgesel milliyetçilik asla yapamam. Dinsel milliyetçilik asla yapamam. Hepsine karşı AK Parti'nin anlayışı, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı çerçevesi altında kucaklamaktır. Birlik ve beraberlik içerisinde ülkemizin bütünlüğünü sağlayabilmektir. Bunun dışındaki yaklaşımları ayrımcı yaklaşımlar olarak görüyorum. Bu konuda siyasi partilerin de sivil toplum örgütlerinin de daha hassas olmalarını da özellikle rica ediyorum."









