"Gözler 'şike'ye Döndü"

"Gözler 'şike'ye Döndü"

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "O güne kadar Silivri'ye yönelmiş olan gözler, bu sefer şikeye dönmüş oldular.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "O güne kadar Silivri'ye yönelmiş olan gözler, bu sefer şikeye dönmüş oldular. Baktım ki bu sefer, 'Bu kanun çıksın' diye koşanlar, 'Aman bu kanundan yandık Allah değişsin' demeye başladılar. Bunu etik bulmadım" dedi.

Arınç, Bursa'dan yayın yapan Bursa TV'de konuk olduğu bir programda kadın gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir kadın basın mensubunun, "Kadına Şiddet Yasası, alt komisyonlardan geçemediği için önce Sporda Şike Yasası alındı. Meclis'te bile kadın halen ikinci sırada mıdır Sayın Bakanım- Yani spordan bile sonra mı geliyoruz biz, Türkiye'de sizce-" sorusu üzerine Arınç, şöyle konuştu:

"Şöyle bir yanlışımız olabilir. Bu bir sporda şiddetin önlenmesi ve şike yasası. Yani şike diye yazmıyor yasada ama tam ismi neydi bilmiyorum, sporda şiddetin önlenmesi ve bilmem ne yapılması. O seçimden önce çıktı. Yani mayıs belki. Tabi ben o zaman çok incelikleriyle ilgilenmedim ama bir konsensüsle ve hem bu kulüplerin veya Federasyon'un onaylamasıyla, hem de parlamento içindeki partilerin evet demesiyle çıkmıştı. Biz de bazen uzlaşma olduğu zaman iş çok çabuk yürüyor. Kadına karşı şiddetle ilgili geçtiğimiz günlerde biz bir anlaşmayı kabul ettik ve Resmi Gazete'de de yayımlandı. Sağolsun Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız Fatma Şahin, bunu çok güzel takip etti ve büyük bir başarıyla kabul edildi."

Sosyal yapının daha da güçlenmesi gerektiğini anlatan Arınç, şöyle devam etti:

"Yoksa şiddet, 'Önledim seni' demekle önlenmiyor. Bu bir eğitim meselesi, bir aile kurumu meselesi, bir ahlak meselesi. Özellikle erkeklerin bu konuda daha sorumlu, daha anlayışlı, daha bilgili, daha sevgili olması gerektiğini düşünüyorum. Şimdi bu olay, diyelim ki mayısta çıktı kanun, ondan sonra bu kulüp başkanları, futbolcular vesairelerle ilgili bir yargı süreci başladı. Hepimizin dikkatini çekti tabi. O güne kadar Silivri'ye yönelmiş olan gözler, bu sefer şikeye dönmüş oldular. Baktım ki bu sefer, bu kanun çıksın diye koşanlar 'Aman bu kanundan yandık Allah değişsin' demeye başladılar. Bunu etik bulmadım. Bu kanun çıktı diye alkışlayanlar, birileri içeri girdi diye bu kanun değişsin demeye başladılar. İnanın 7'den 77'ye herkes böyle düşündü. Ama her partiden bir milletvekili imzalamış bir teklif olarak geldi. Maşallah, örnek yani. Başka hiçbir konuda anlaşamazlar ama burada anlaştılar."

Başbakan Yardımcısı Arınç, "Şimdi kanun çıktı bir şekilde. Ben de hiçbirisine katılmadım. Sayın Cumhurbaşkanımızın önüne gitti. O endişelerini belirtti. Biz söyledik söyleyeceklerimizi. Şimdi veto edildi. Bu veto üzerine

'Bir daha çıkar mı-' derseniz kanaatimi söylüyorum, herhalde çıkmaz diyorum. Yani 5 dönemdir parlamentodayım buna benzer olaylarda zaten gönülsüz bir şekilde çıkmışsa geri dönmesi halinde tekrar bunu çıkaralım diye baskı söz konusu olmuyor" dedi.

İddianamenin şimdi açıklandığını ifade eden Arınç, şunları kaydetti:

"İçinde şunlar şunlar var. 130 yıl, 30 yıl, 40 yıl yani demek ki, kanundaki maddeler her biri uygulanmaya kalksa çok büyük cezalar verilmiş olacak. Kanunu yaparken düşünecektiniz. Mayıs ayında bu kanun çıkarken bu madde ne getiriyor, bu hüküm ne içeriyor, bu konularda çalışmış olmaları gerekirdi. Umarım ki, herkes beraat etsin, umarım ki herkes aklansın. Bütün bu iddiaların doğru olmadığı kanıtlansın ama aksiyse benim şahsi kanaatim kim suçu işlemişse cezasını çekmeli. Yoksa hukuk devleti olamayız. Hukukun egemen olduğu bir ülkede hukuk ne diyorsa ona hepimizin başımızın üstünde yeri var."

Arınç, 'Nasıl babasınız- Eşiniz ve çocuğunuza nasıl zaman ayırıyorsunuz-" şeklindeki soruyu da şöyle yanıtladı:

"Ben siyasetin içinden geldim. 19-20 yaşında başladım. Bizim insanlarla ilişki içinde olmamız lazım. Evlendiğim zaman çocuklarımız oldu. Sıkı siyasi çalışma içindeydik. O zaman bulunduğum partiler açısından verimsiz sonuçlar alıyorduk. Buna rağmen bir şey olmamış gibi çalışmalarımız, gayretlerimiz devam ediyordu. Çocuklarımın büyüdüğünün bile farkına varamadım. En büyük destekçim eşimdi, O'na çok şey borçluyum. Çocuklarımın yalnız kalmasını hissettirmedi. Bu, çalışmalarımı kolaylaştırdı. Çok şükür şimdi kızım ve oğlum evlendi. Şimdi biraz daha fazla görüyorum. Eskiden cumartesi ve pazar günleri evde olmayınca göremiyordum." - BURSA