12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

02.08.2010 15:47
1
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

‘Anneme baktım diye dayak yedim'

Şiirleri, devrimci gençliğin dilinden düşmeyen Yılmaz Odabaşı, Diyarbakır 78 kuşağının öne çıkan isimlerinden biriydi. Hukukçu olmak isteyen Odabaşı'nın bu azmi, İzmir'de Hukuk Fakültesi'ndeki ilk yılında, 12 Eylül 1980 günü son buldu. Tutuklandı, adı işkencelerle tarihe geçen Diyarbakır Askeri Cezaevi'nde 1 yıl 2 ay hapis yattı. Şimdi ise 12 Eylül'deki referandumu iple çekiyor.

2
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

Yaşadığı acıları yeni kuşakların yaşamasını istemediğini anlatan Odabaşı, referandumda “Evet” diyeceğini belirterek başlıyor konuşmaya: “Cezaevinden çıktıktan sonra babam bana ‘Devlet aklınızı başınıza getirmiştir' dedi. Ama benim oğlum bunları yaşasaydı, ben o cezaevinin önünde kendimi canlı bomba yapardım.

3
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

O yüzden referandumda ‘Evet' diyorum. Demokrasi herkese yarar. Bir ateiste de bir inançlıya da yarayabilir. Demokrasiyi yalnız kendi cemaatine, kendi lobisine istemek totaliter bir anlayıştır.”

4
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

‘BİR YÜZÜNÜ GÖRSEM'

“Büyük bir bozgunun şiddeti ve şaşkınlığıyla bıçak gibi soğuk koğuşumuzda, Apaçiler gibi battaniyelere sarılıp, bit ayıklayarak ve mütemadiyen dayak yiyerek geçirmiştik...” Şair Yılmaz Odabaşı, 1981 kışını geçirmeye mahkûm edildiği Diyarbakır Cezaevi'ni işte böyle anlatıyor. Ama onun beynine ve yüreğine kazınan asıl 12 Eylül hatırası ise mahkeme mahkeme salonundan. Yıllar geçse de hiç unutamadığı o anları şair, bakın nasıl hatırlıyor:

5
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

“Baharla birlikte duruşmalar başlamıştı. Mahkemeye çıktığımızda sağa, sola, arkaya bakmak, kıpırdamak yasaktı. Anam mektuplarında; ‘Kurban olam mahkemede bir kere dönüp baksan, bir yüzünü görsem' diye sitem ediyordu. Yine bir duruşmada sımsıcak gözlerle dönüp baktım anama...

6
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

Tepemdeki inzibat eri salondakilere sezdirmeden fısıltıyla homurdandı. İnzibatlar, o an için müdahale etmedi, ama duruşma bittiğinde bir astsubay, mahkeme için taktığım kravatı kavrayıp o kalabalıktan ayırdı beni. Birlikte yargılandığım arkadaşlarım kelepçelenip cezaevi ring aracına götürülürken, ben boş mideme, suratıma inen yumruklarla yıldızlar sayıyordum.

7
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

Sonra cezaevi ring aracının görevlilerine beni teslim ederken uyardılar: ‘Bu p..t mahkeme vukuatlıdır. Cezaevinde gereği yapılsın...' Yaptılar da...”

8
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

‘12 EYLÜL RÜYAMA GİRERDİ'

Yılmaz Odabaşı, o dönemde cezaevinde yaşadığı işkence ve sonrasındaki acıların yıllarca kâbusu olduğunu şöyle anlatıyor: “12 Eylül'de benim rüyalarım olurdu. Rüyalarda Kenan Evren ve askerleri peşimde olurdu. O rüyalarda uçurumlardan düşerdim. Silahım tutukluk yapardı. En güvendiğim arkadaşım apoletli olarak işkencecilerin arasından çıkar gelir, o da muhbir olurdu. Hüsrana uğrardım.

9
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

Kan ter içinde uyanırdım. Kâbuslarım 1989'da Kenan Evren'le birlikte çekip gitti. Benim geleceğimle, gençliğimle oynadılar. Öğrenim hakkımı aldılar. Bunların hesabını kim verecek?”

10
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

Aynı silah sabah bizde öğlen solcuda olurdu

Erhan Cengiz, Oğuzhan Cengiz ve Cengizhan Cengiz... Onlar 3 ülkücü kardeşti. Erhan Cengiz, 12 Eylül 1980 darbesi öncesi gençlik çatışmalarında hayatını kaybeden binlerce gençten biri oldu. Cengiz ailesinin en küçüğüydü, liseyi yeni bitirmiş üniversiteye hazırlanırken, bir çatışmanın ortasında kaldı. Kalbinden vurularak 18 yaşında hayatını kaybetti.

11
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

Oğuzhan Cengiz kendisinden iki yaş küçük kardeşinin ölüm haberini cezaevinde öğrenmişti. O da 10 yıl sonra cezaevinden çıktığında, işkence yüzünden ilaçlara bağımlı hale gelmişti artık. Başına verilen elektrik sonucu ‘ani bayılma' hastalığına yakalanmıştı. Cengiz ailesinin en büyüğü olan Cengizhan Cengiz'den ise 32 yıldır haber yok. Sağ mı değil mi en fak bir iz bulunanamış.

12
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

SİLAH DEĞİL KALEM TUTUYOR

Oğuzhan Cengiz, gençlik hayallerini yıkan silahlardan artık nefret ediyor. Kardeşi ve ağabeyinin acısını kağıda döken Cengiz, şimdi bir yayınevi sahibi... “10 kitap yazdım. 32 yıldır elime silah almıyorum. Düşüncelerimi, yazdığım kitaplarda, kalemimle ifade etmeye çalışıyorum” diyor.

13
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

Öldürülen kardeşi Erhan Cengiz için “Bir Yıldız Kaydı” adlı bir kitap yazan Oğuzhan Cengiz şöyle konuşuyor: “12 Eylül bir senaryonun parçasıydı. Gençler piyon gibi kullanıldı. Gülhane'de bulunan şimdiki Çocuk Mahkemesi o zaman morg olarak kullanılmıştı. Solcusuyla sağcısıyla; oraya ölen arkadaşlarımızın cenazelerini almaya giderdik.”

14
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

21 Kasım 1978'de İstanbul Tozkoparan'da çıkan silahlı çatışmanın ardından yakalandığını söyleyen Oğuzhan Cengiz şunları anlatıyor: “Askere silah çekmedim, teslim oldum. Olay yerinde bir çanta içinde el bombaları ve sol gruptan öldürülecek gençlerin isimleri yazıyordu, o çantanın bana ait olduğunu ileri sürdüler ve o günden sonra lakabım ‘Bombacı Cengiz' kaldı.”

15
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

O dönemlerde sağcı ve solcu gençlerin çok kolay silah temin ettiğine dikkat çeken Oğuzhan Cengiz, “Birileri sanki bizim birbirimizle çatışmamızı istiyordu. Hatta bizim sabah kullandığımız silahlar öğleden sonra solcuların eline geçiyordu” diyor.

16
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

‘HEPSİ BİR SENARYOYDU'

12 Eylül'ün Türkiye'yi karanlık bir tünele soktuğunu anlatan Oğuzhan Cengiz şöyle tamamlıyor sözlerini: “Sağ-sol çatışması bir senaryonun parçasıydı. O dönemde solcu arkadaşlarla çok kavgalar ettik. Ama şu an birçok sol görüşlü arkadaşımla görüşüyorum, iş bile yapıyorum.”

17
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

‘Referandum fırsat, kafalarını duvara vururlar sonra'

Toplumda 30 yıldır süren 12 Eylül travması, sayısız insanı işinden, yerinden, yuvasından etti. Kimi aklını kaybetti, kimi erkekliğini... Yaşananlar sır kaldı. Akla hayale sığmayacak işkencelere maruz bırakılanlar, onurlarını ayakta tutmak için hep sustu. Ama artık konuşma vakti!

18
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

Ulus Müzik Yönetim Kurulu Başkanı İskender Ulus, yaklaşan referandumu, darbe zamanı yaşadıklarını haykırmak için fırsat bilip sessizliğini bozanlardan sadece biri. Üniversiteye kayıt olmak için yola çıktığı 12 Eylül 1980'de nasıl gözaltına alındığını ve gördüğü işkenceleri SABAH'a anlatan Ulus, referandumda ‘evet' oyu vereceğini vurgulayıp, “İnsanlar kendi kaderlerini kendileri yazarlar. Sonra kafalarını duvarlara vurmasınlar. Bir 30 sene daha gider” diyor.

19
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

OTOGAR'DA GÖZALTI...

Ordu'nun Gölköy ilçesine bağlı Ahmetli köyünde dünyaya gelen İskender Ulus (48) İmam Hatip Lisesi'ne girdi. Üniversite sınavında büyük başarı göstererek İstanbul'daki Marmara Üniversitesi Yüksek İslam Enstitüsü'nü kazandı.

20
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

Ama kayıt yaptırmak için İstanbul'a gideceği gün gözaltına alındı. Üniversite hayatı başlamadan biten Ulus, “Benim için çok acıydı. Otogara gitmek için kalktım. Her taraf marş çalıyor.

21
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

Komşular ‘İhtilal oldu, dışarı çıkma yasağı var' dedi. Bu fakiri,Ordu Otogarı'nda gözaltına aldılar” diye konuşuyor.

22
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

SLOGAN YAZDIM DİYE

Bir tek insana bile silah çekmediğini ifade eden Ulus şöyle devam ediyor: “Mitinglere katıldım. Duvarlara da ‘Tek yol İslam' ve ‘Kanımız aksa da zafer İslam' yazdım. Ama hiç örgütsel olayın içine girmedim.

23
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

Benimki duygusal hareketti. Vatan, millet, Sakarya... Derdim; bayrak, sancak, toprak, din ve imanın elden gitmesindi. 14 ay süren gözaltıda, ilk 21 günü karanlık bir hücrede geçirdim. Birine işkence edildiğini işitmek ve sıranın sana geleceğini düşünmek en zoru... Kafama çuvalı geçirdiler. Bir yere götürdüler. Sonra gözlerimi bağladılar.

24
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

Sorguya çektiler. Daha 56 kilo bir çocuktum. Kolumdan zebellah gibi bir adam tuttu. Beni deve kündesi gibi yere attı. Sırtıma bindi. Soğuk beton zeminde, ata biner gibi, üzerimde zıpladı. Bana 12 tane kağıt imzalattı.”

25
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

Sosyalist yönetim kurduğu gerekçesiyle askeri operasyonla görevinden alınan Fatsa Belediye Başkanı Fikri Sönmez'le beraber yattıklarını ifade eden İskender Ulus, şunları anlatıyor:

26
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

ANAYASA ÜLKE MENFAATİNE

12 Eylül'ün ülkeye depresyon geçirttiğini savunan Ulus, “Artık sertlikle, kanla olmaz. Mızrak çuvala sığmaz. Hâlâ niye deniyorlar anlamıyorum. İnsan düşüncesini gönlüne kapatır, vakti saati geldiğinde onu yine ortaya çıkarır” diyor.

27
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

12 Eylül cuntasının megolomanlığını dikte etmek için darbe yaptığını iddia eden Ulus, “Demokrasi adına ihtilal yaptık deniyor. Hadi oradan... Bir insanın ölümü, bir insanın delirmesi, bacağını, erkekliğini, onurunu, kaybetmesi ne zaman demokrasi oluyor” diye de isyan ediyor.

28
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

12 Eylül cuntasının megolomanlığını dikte etmek için darbe yaptığını iddia eden Ulus, “Demokrasi adına ihtilal yaptık deniyor. Hadi oradan... Bir insanın ölümü, bir insanın delirmesi, bacağını, erkekliğini, onurunu, kaybetmesi ne zaman demokrasi oluyor” diye de isyan ediyor.

29
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

BİR TABELA HAYATINI DEĞİŞTİRDİ

İskender Ulus, amcasının yanına geldiği İstanbul'da Unkapanı'nında bir camda ‘türkü, şarkı, kaset yapılır' yazısı görüp şansını denemiş... Çok geçmeden bu yolda ilerlemiş. 26 yıldır da İstanbul'da... Bir dönem evli kaldığı Zara, Doğuş, İbrahim Erkal ve Gökhan Tepe gibi çok sayıda ünlü şarkıcıyı, müzik sektörüne kazandırdığını anlatıyor. İskender Ulus şarkıcı Zara ile olan evliliğini ise 3 yıl önce sonlandırmış.

30
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

‘Netekim elektriği icat edene rahmet okudum'

TRABZONLU Hilmi Köksal Alişanoğlu, 1980'in mart ayında İstanbul Sarıyer'de bir gecekonduda sol örgüt üyesi olduğu iddiasıyla gözaltına alındı. Tutuklandığında henüz 22 yaşındaydı. Cezaevindeyken 12 Eylül darbesi oldu. Kendi deyimiyle “Darbeye içeride yakalandı.”

31
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

İdamla yargılandı. İşkenceler gördü, ama onurlu duruşundan ve dik başlılığından hiç vazgeçmedi. Üstelik yaşadıklarını mizahi bir dille anlatan tek mağdur oldu belki de. Cumhuriyet Alişanoğlu ile kaleme aldığı “Netekim 12 Eylül'de Geldiler” kitabını ve yaşadıklarını konuştuk. Kendisi gibi 150 kişinin gözaltına alındığını, günlerce birinci şube, ardından 12 Eylül döneminde Davutpaşa Kışlası'nda işkencelerden geçirildiklerini anlatıyor.

32
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

ELEKTRİĞE BAKIŞIM DEĞİŞTİ

Elektrikli işkenceden geçirildikten sonra yaşadığı acıyı, “(...)Tam o anda, aslında elektriğin ne lanet bir icat olduğuna kanaat getirdim. O güne kadar hep iyi yanlarını tanımışım meğer. İnsanlara eziyet etmeye yarayan tarafı, bunca iyi özelliğinin gözümden düşmesine neden oldu. Kim icat etmişse yedi sülalesine rahmet okudum” diyerek esprili biçimde aktarıyor.

33
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

Alişanoğlu şöyle devam ediyor: “Elekrikli işkence bedenimin her tarafında denendi. Dayanmak, diz çökmemek, cellatlardan aman dilememek için, orada onun bile hükmünün geçmeyeceğini bile bile Tanrıya güç ve cesaret vermesi için dualar ettim. Ama işin komik tarafı o dualar sayesinde sürekli dinç kaldım. Oysa onca acıyı hissetmektense, bayılmayı ya da ölmeyi tercih eder hale geliyor insan.”

34
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

ASMAYIP BESLEYELİM Mİ?

Hilmi K. Alişanoğlu, darbenin lideri Kenan Evren'in söylediği “Asmayalım da besleyelim mi?” sözleriyle ilgili de bir gün asılma ihtimaliyle ilgili düşüncelerini şöyle aktarmış kitabında: “Asacaklarına fazla ihtimal vermiyordum ama bir sabah beyefendinin hanımı kalkıp da, ‘Efendi, efendi! Seni onbaşıyı tokatlarken gördüm.

35
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

Yazık değil mi onbaşıya? Yaşından başından utan' diyecek olsa, yediği fırçanın hıncını benden çıkarabilirdi. Hem beni görecek olsa, ‘Karavananın tamamını bu herif götürüyor' deyip mahkemesiz ipe gönderiverirdi.”

36
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

'ONLARA BOYUN EĞMEDİK'

12 Eylül sonrasında Davutpaşa Kışlası'nda ordunun tek tip kıyafet, sabahları İstiklal Marşı okumak, asker gibi yürümek gibi baskılarına direndiklerini de anlatan Alişanoğlu, “Açlık grevleri yaptık. Mamak ve Diyarbakır'da da bazı arkadaşlar direndi ama çoğunluğu yaşanan onca baskı ve işkenceden sonra çözüldüler. Bizde de çözülmeler oldu ama 70 kişiden 30'umuz onların istediklerini yapmadı” diyor.

37
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

Hilmi Köksal Alişanoğlu, kitabının bir bölümünde işkenceleri unutmanın yolu olup olmadığıyla ilgili kendisine şu soruyu soruyor cevabını da şöyle veriyor: “Birisi çıkıp ‘Sana yapılanları unutmanın bir yolu var mıdır' diye soracak olsa, cevabım hiç tereddütsüz ‘Evet!' olurdu...'Evet, ama bir şartla!' Aynı şeylerin zerresinin bile çocuklarıma ve onlardan sonra gelecek olanlara uygulanmayacağı garantisinin verilmesi hâlinde...”

38
12 Eylül Mağdurları Anlatıyor !

HAPİSTE 60 KİLO VERDİ

Hilmi Köksal Alişanoğlu halen yayınevi sahibi... 120 kilo girip 60 kilo çıktığı cezaevinde geçen o zor anları ise esprili bir dille kaleme almış: “Tanrı'ya dua ettim ‘Güç ver' diye. Dualarım kabul oldu, ama bu kez de o kadar dinç kaldım ki hiç bayılamadım maalesef.”

Yorumlar
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Haberler.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
Bu içeriği neredepaylaşmak istiyorsunuz?
Şu an buradasınız: Türkiye'nin en kapsamlı haber portalı: Haberler.com
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

[Kullanım Şartları] - [Hata Bildir] 04 Aralık 2020 Cuma 20:39:13