Fetö'den Yargılanan Avukatların Davası

Fetö'den Yargılanan Avukatların Davası

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen'in avukatları ve örgütün sözde "Yargıtay imamı" olduğu iddia edilen Mehmet Rasim Kuseyri'nin de arasında bulunduğu 52 avukatın yargılanmasına devam edildi.

Fetö'den Yargılanan Avukatların Davası

Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen'in avukatları ve örgütün sözde "Yargıtay imamı" olduğu iddia edilen Mehmet Rasim Kuseyri'nin de arasında bulunduğu 52 avukatın yargılanmasına devam edildi.


Ankara 22'nci Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanıklardan Ali Fuat Babatan, tutuksuz sanıklar ve avukatları katıldı. Tutuklu diğer sanıklarla bulundukları cezaevlerinden telekonferans sistemiyle bağlantı kuruldu.

Mahkeme Başkanı Bahtiyar Çolak, sanıklardan İbrahim Temur'un eşi Ümmehan Temur hakkında "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan Ankara 19'uncu Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davanın, bu davayla birleştirildiğini açıkladı.

Duruşmada daha sonra Birol Yılmaz ve Kadir İmamoğlu adlı kişiler, tutuklu sanıklardan Abdulkadir Ceylani Özgül yönünden tanık olarak dinlendi.

Yılmaz, Tokat'ta alınan ve FETÖ yapılanmasına ilişkin bilgiler verdiği ifadesinin zorla alındığını ileri sürdü.

Başkan Çolak'ın sorusu üzerine Birol Yılmaz, ifade verirken yanında avukatının bulunduğunu bildirdi.

İmamoğlu ise Özgül'ü, Kayseri'de lise eğitimi aldığı dönemden tanıdığını belirterek, "Beraber Ülkü Ocaklarına gidiyorduk. Aynı semtte oturuyorduk. Benden bir yıl önce Ankara'da üniversite kazanmıştı. Ben buraya gelirken kalacak yer konusunda yardımcı olmasını istedim. O kendi evinde kalıyordu. Bana cemaat evinde yer ayarlayabileceğini söyledi. Maddi durumumuz iyi olmadığı için cemaat evinde kaldım." diye konuştu.

Kadir İmamoğlu, kendisinden önce dinlenen tanığı da cemaat evinden tanıdığını bildirdi.

Mahkeme Başkanı Bahtiyar Çolak'ın dosyaya giren belge ve ifadeleri okuması sonrasında söz verilen tutuklu sanık Babatan, FETÖ'nün "yargıdaki üst düzey abisi" olarak tutuklu olduğunu ancak bugüne kadar hiçbir yargı mensubunun kendisi aleyhine beyanda bulunmadığını söyledi.

Babatan, "geçmişte 'cemaat' olarak adlandırılan yapıyla 15 yıldır ilgisinin bulunmadığını" öne sürdü ve tahliyesini istedi.

Sanık Kuseyri de aleyhindeki tanık beyanlarını kabul etmedi.

Örgütle ilgisinin bulunmadığını iddia eden Mehmet Rasim Kuseyri, "Bank Asya'dan paramı 2014'te çektim. Çocuklarımı okuldan aldım. Bu delillerle mahkumiyet kurulamaz. Devletin bu işi tefrik edeceğine inanıyorum. Kendim teslim oldum. Aleyhimde tanıklık yapan kişi, imamların katıldığı toplantıya ilişkin ifadesinden döndü. Bu durum benim dosyamın içinin boşaldığını gösteriyor. Tutuklu yargılanmamı gerektirecek bir durum yok. Tahliye ve beraat istiyorum." diye konuştu.

Kuseyri, Adana'da "belediye başkanı adaylığı" karşılığında maddi menfaat sağlayıp bu parayla örgütü finanse ettiği yönündeki iddiayı da kabul etmedi.

Tutuklu sanıklar Hasan Basri Aksoy ve Murat Araç da tahliyelerini talep etti.

Davası birleştirilen Ümmehan Temur ise öğretmenliğe başladığında iki telefon hattı satın aldığını, bunlardan ByLock bulunan hattı eşi İbrahim Temur'un kullandığını kaydetti.

Mahkeme heyeti, sanıklar Özgül, Babatan, Aksoy, Kuseyri ve Araç'ın tutukluluklarının devamına karar verdi.

Sanıklar Ali Yıldız, Mehmet Sürer, Nurullah Albayrak, Mustafa Onur Aslay, Mehmet Kasap, Hakan Yıldız, Talha Aksoy, Adnan Şeker, Mustafa Dokumacı, Hayrettin Açıkgöz ve Hasan Hüseyin Tanrıverdi hakkındaki yakalama emirlerinin, diğer bazı sanıklar hakkındaki "kırmızı bülten" veya iade talepnamelerinin infazının beklenmesine karar veren mahkeme heyeti, bazı tanıkların beyanlarının alınması için talimatlar yazılmasına hükmetti ve davayı erteledi.

İddianame

İddianamede, Gülen'in avukatları firari Nurullah Albayrak, Adnan Şeker, Talha Aksoy ile Mehmet Rasim Kuseyri'nin de arasında bulunduğu 52 avukatın, "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs", "silahlı terör örgütü kurmak, yönetmek veya üyesi olmak" suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 37 yıl 6'şar aya kadar hapisleri talep ediliyor.

Sanıklardan Albayrak'ın, sözde "Ankara avukatlarının imamı" olduğu belirtilen iddianamede, avukatların özellikle, 17/25 Aralık sürecinden sonra FETÖ/PDY kapsamında KPSS, polis dosyaları ve iş adamlarının gözaltına alınmasına ilişkin hukuki süreçleri takiple görevlendirildikleri belirtiliyor.