Faruk Güllü'ye FETÖ'den verilen hapis cezasının gerekçesi açıklandı

Faruk Güllü'ye FETÖ'den verilen hapis cezasının gerekçesi açıklandı

20.06.2020 11:09 | Son Güncelleme: 20.06.2020 23:55
Faruk Güllü'ye FETÖ'den verilen hapis cezasının gerekçesi açıklandı

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) iş dünyası yapılanmasına yönelik açılan TUSKON davasından dosyası ayrılan baklavacı Faruk Güllü'ye "silahlı terör örgütü üyeliği" suçundan 8 yıl 9 aylık hapis cezası veren mahkeme, kararının gerekçesini açıkladı.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) iş dünyası yapılanmasına yönelik açılan TUSKON davasından dosyası ayrılan baklavacı Faruk Güllü'ye "silahlı terör örgütü üyeliği" suçundan 8 yıl 9 aylık hapis cezası veren mahkeme, kararının gerekçesini açıkladı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında "silahlı terör örgütü üyeliği" suçundan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılan Faruk Güllü, yargılamayı yapan İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesince 12 Şubat 2020 tarihli duruşmada üzerine atılı suçtan 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılırken, dosyaya yansıyan sağlık sorunları ve tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak tahliye edilmişti.

Mahkeme heyeti, Güllü'ye verdiği cezaya ilişkin 179 sayfalık gerekçeli kararını tamamladı.

Gerekçeli kararda, sanık Faruk Güllü'nün savunmasında 2008 yılından sonra mali krize girdigˆi için magˆazalarını kapatmaya ve franchise vermeye başladıgˆını, bir başka alıcının olmaması üzerine Hasan Gültekin isimli kişinin sanıktan franchise aldıgˆını, ilk işlemin 2012 sonu 2013 başlarında oldugˆunu söylediği anlatıldı.

Ancak sanıgˆın krize girdigˆi yıllarla Hasan Gültekin'e verdiği ilk franchise tarihinin arasında çok uzun bir süre oldugˆu kaydedilen kararda, Güllü'nün 31 Ağustos 2015 tarihinde Gültekin'e devir işlemleri yaptığı ancak hisselerin devrinin örgüte yönelik soruşturmaların çogˆalması sonrası 25 Aralık 2015 tarihinde gerçekleştiği belirtildi.

Gerekçeli kararda, "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıgˆı tarafından kamuoyunda FETÖ'nün iş adamları ve iş dünyası yapılanması olarak bilinen TUSKON davasının soruşturmasına FİADER operasyonu ile başlanıldıgˆı, sanıgˆın bu soruşturma haberlerini aldıgˆı, buna göre şirketlerinde devir işlemlerine girdigˆi, her ne kadar taraflar devir hususunda noterden bir işlem yapmamışsa da büyük çaplı, tanınan ve maddi degˆeri yüksek bir ticari ilişkinin adı yazılı şekilde yapılmasının yine ticari hayatın olagˆan akışına aykırı olduğu" ifadelerine yer verildi.

2015-2016 yıllarında FETÖ silahlı terör örgütünün tüm sektörlerdeki benzer dava dosyalarında benzer şekilde hareket ettigˆi, Hasan Gültekin hakkında da ayrı bir soruşturma yapıldıgˆı, bu kişinin şirketlerine de kayyım atandıgˆı kaydedilen kararda, Gültekin'in iş yeri aramasında bulunan bir ajandasında bulunan bir notta "2017 sonuna kadar fabrika benim şirketinde kalacak, 2016 sonunda egˆer halen birbirimize güven sorunumuz devam ediyorsa, Hasan Gültekin adı altında 2017 sonuna kadar 5-6 magˆaza açıp, beraber 3 gruba ayrılacak, 2016 tarihi sonuna kadar personeller bizim kadromuzda olacak, kendisi istedigˆi müdür veya usta veya muhasebeciyi atasın" ifadelerinin yazılı olduğu belirtildi.

Kararda, Güllü ile Gültekin'in aralarının bozulması ve Gültekin hakkında da soruşturma başlatılması sebebiyle bu şahsın 3 Ocak 2017'de elindeki işletmeleri başka bir kişiye devrettiği, bu şahsın şirketi Avrupa'ya taşımak ve kaçmak için altyapı hazırladıgˆı anlatıldı.

Öte yandan Faruk Güllü'nün 2004 yılından bu yana Hasan Gültekin ile hareket ettiği dile getirilen kararda, sanıgˆın savunması esnasında aralarında husumet bulundugˆunu söylese de dosya kapsamında böyle bir durumun görülmediği kaydedildi.

Örgüt talimatıyla Amerika'ya para transferi

Sanıgˆın, savunmasında yurt dışı bagˆlantısı olarak hatırlamadıgˆını iddia ettigˆi bir erkek şahsın kendisinden rica etmesi üzerine TUSKON Amerika merkezine 26 Mayıs 2015 tarihinde 5 bin dolar gönderdigˆini söylediği, açıklama kısmına ise "Talimata istinaden Burçak Arslan tarafından nakit olarak yatan" yazdığı kaydedilen kararda, şunlar kaydedildi:

"FETÖ silahlı terör örgütü tarafından talimatla para yatırıldıgˆı, başka dava dosyalarından da bilindigˆi üzere Amerika'ya yapılan para transferlerinde, 'fishing' denilen belli bir meblagˆın altında çok sayıda kişi tarafından gönderilen paraların kontrolsüz bir şekilde ABD'ye gönderildigˆi ve yine sanıgˆın parayı getiren kişiyi örgüt bilinci ile deşifre etmek istemedigˆi ancak para transferi açıklama kısmına ismi yazılmak suretiyle örgüt içi kimin görevini yerine getirdigˆinin anlaşılmıştır.

Kararda, sanıkla ilgili soruşturma aşamasında alınan MASAK raporunda gerek sanıgˆın ve gerekse şirketin yapmış oldugˆu parasal işlemlerin incelendigˆi, sanıgˆa ait Baklavacı Güllüogˆlu Gıda San. ve Dış Tic. AŞ unvanlı şirkete FETÖ silahlı terör örgütü suçlamasıyla hakkında dava ve soruşturma açılan kişiler tarafından para gönderildiği vurgulandı.

Gerekçeli kararda, sanık Güllü'den elde edilen dijital veri incelemelerine de yer verildi.

"Cep telefonunu sıfırlayarak delilleri karartmaya çalıştı"

Güllü'nün cep telefonu saatinin ve internet son etkinleştirme tarihinin 1 Ocak 1970 olarak görüldüğü belirtilerek, cep telefonuna format atmak veya sıfırlamak suretiyle verilerini sildigˆi, delilleri karartmaya çalıştıgˆının anlaşıldıgˆı aktarıldı.

Sanığın emniyetteki ifadesinde kendi kullanımında olduğu beyan ettiği GSM numarasına tanımlı "Önemli Güllüoğlu Ailesi" adlı WhatsApp grubuna kayıtlı olduğu, söz konusu grubun 29 Temmuz 2014 ila 1 Ağustos 2016 arasında açık kaldığı bilgisine yer verilen kararda, sanığın bu grup içinde 15 Kasım 2014'te "Estonya?da maklube ziyafeti" şeklinde bir paylaşımının bulundugˆu, söz konusu yemegˆin örgütsel bir ritüel kapsamında degˆerlendirildigˆi kaydedildi.

Sanıgˆın ikinci cep telefonuna ilişkin yapılan dijital incelemede ise FETÖ elebaşının sohbet, video, ses kayıtlarının ve paylaşımlarının oldugˆu ozgurherkul.org sitesi ve bamteli sitelerine ait LOG kayıtlarının tespit edildigˆi vurgulandı.

Kararda, sanığın Türkiye-Estonya Uluslararası İş-Kültür-Eğitim Derneği'nin yönetim kurulu üyesi olduğu, derneğin Dışişleri Bakanlıgˆı tarafından FETÖ ile irtibatlı dernekler kapsamında oldugˆunun bildirildigˆi değerlendirilerek, "Ayrıca sanıgˆın FETÖ'nün finans ayagˆını oluşturan legal görünümlü illegal yapılanmalarından olan ilk iş adamı dernegˆi niteligˆindeki İş Hayatı Dayanışma Dernegˆi (İŞHAD) üyesi ve TUSKON yönetim kurulu asıl ve yedek üyesi oldugˆu, her iki derneğin FETÖ iltisakı nedeniyle kapatıldığı, bir dönem yönetim kurulu başkanı olduğu Küresel Atılım Sanayici ve İşadamları Dernegˆi'nin FETÖ ile iltisakı bulunduğu" belirtildi.

Güllüoğlu Baklavaları Şirketi'ne ait hard diskten elde edilen bilgilere göre de Sanık Güllü'nün FETÖ-cemaat degˆişimi dönemi sonrası da ikili ve sosyal ilişkileri kapsamında irtibatının devam ettigˆine dikkat çekildi.

"Fabrika binasında askeri öğrencilere 100 TL harçlık"

Dava dosyasında ifadesi bulunan 3 kişinin, Kara Harp Okulu ögˆrencileriyle, 2010'da okuldan mezun olmadan hemen önce sanık Güllü'nün Yenibosna'daki fabrikasına gidildigˆini, burada sanıkla kahvaltı yapıldıgˆını, içinde 100 TL harçlık bulunan zarf alındıgˆını, bu eylemin örgüt içi bir ödüllendirme oldugˆunu, ayrıca sanıgˆın sorumlulugˆunda oldugˆu asker kişilere her ay baklava gönderdigˆini söyledikleri belirtilen gerekçeli kararda, şu ifadelere yer verildi:

"Bu kapsamda fabrika binasında sanıgˆın Kara Harp Okulunu bitirmek üzere olan tanımadıgˆı kişilerle kahvaltı yapıp harçlık vermesinin hayatın olagˆan akışına aykırı oldugˆu, her ne kadar sanık mahkeme aşamasındaki beyanında ara ara yardıma muhtaç bazı ögˆrencilere yüzer lira harçlık verdigˆini iddia etmişse de Kara Harp Okulu'nu bitirmek üzere olan 3 ögˆrencinin yardıma muhtaç konumda olamayacagˆı, kaldı ki sanıgˆın yardım ettigˆi kişilerin asker şahıs oldugˆunu beyan etmedigˆi, bu haliyle sanıgˆın asker kişilerle görüşmesinin FETÖ bünyesinde ödüllendirme ve sızma girişimleri için uyumlu, sanıgˆın örgüt faaliyetleri kapsamında hareket ettigˆine delil teşkil ettigˆi değerlendirilmiştir.

Kararda, sanık Güllü'nün, bir başka davada yargılanan Palmiye Gıda Şirketi sahibi Abdullah Yıldırım Demirci ile 2 Temmuz 2016'da bir telefon görüşmesi yaptıkları, Güllü'nün bu görüşmede "Son dönemde birazcık tuhaf tuhaf telefonlar gelmeye başladı" dediği ve devamında da "Bu telefon benim ama kimse ögˆrenmesin" şeklinde uyarıda bulunduğuna dikkat çekilerek, Güllü'nün sık sık GSM hattı değiştirdiği, adına kayıtlı hat olmadığını, çoğunlukla şirket üzerine kayıtlı hatları kullandığı belirtildi.

Sanığın bu hat değiştirme çabasının örgütsel gizliligˆi sagˆlamaya dönük oldugˆu, zira köklü bir magˆaza zincirleri bulunan bir tacirin sık sık GSM hattı degˆiştirmesinin sanıgˆın tanınmışlık ve ulaşılabilirligˆiyle tezatlık oluşturdugˆuna işaret edildi.

Kararda, sanıgˆın sahibi oldugˆu ve bu markaya ait en degˆerli şubelerini soruşturma kapsamı dışında tutmak gayesiyle ödeme kabiliyeti olmayan ve yakın arkadaşı oldugˆu degˆerlendirilen Hasan Gültekin'e ve oradan da nihai olarak şirket çalışanı İlhami Şahin'e devrettiği anlatılarak, "Sanık mahkeme savunmasında, borçlarının arttıgˆı ve kredi ödeme güçlük çektiği şeklinde beyanda bulunulmuşsa da sanıgˆın ticari faaliyetleri kötüleşirken arkadaşının işlerinin arttıgˆı ve geliştigˆi, birbiri ile irtibatlı ticari işletmelerin birinin kazanırken digˆerinin ticari olarak zora girmesi ticari hayatın olagˆan akışına aykırıdır." denildi.

-"17-25 Aralık sonrası soruşturmalardan etkilenmemek için tedbir aldı"

Sanıgˆın hakkındaki soruşturmalarla ilgili bilgi sahibi oldugˆu, 17-25 Aralık sonrası süreçte ticari faaliyetlerini kontrol altında tutma ve soruşturmalardan etkilenmemek için tedbirler almaya başladıgˆı ifade edilen kararda, "Bir başka soruşturmaya konu olan Mehmet Kanar ile Mehmet Nejat Güllü arasında geçen görüşmede, sanık hakkında malların başkasının üstüne olduğu, bir tek Merter'deki imalathanenin kaldıgˆı, onun ise işe yaramadıgˆı ve borcu olduğunun konuşuldugˆu, Nejat Güllü'nün, kardeşi ile görüşmediğini ve kardeşinin söz dinlemedigˆini beyan ettigˆi" kaydedildi.

Sanıgˆın savunmasında, 2012 yılında Bank Asya hesaplarını kapattıgˆını iddia etse de bankadan alınan verilerde sanıgˆın hesaplarını kapatmadıgˆı, aksine Mayıs 2014'de çok sayıda TL hesabı açtıgˆı, bunun yanında döviz ve katılım hesaplarının da bulundugˆu ve kapanmadıgˆı, bir banka hesabının kapanması ile para yatırılmayıp hesabın açık tutulması arasında fark oldugˆu bildirilen kararda, sanığın yine savunmasında gazete ve dergi abonesi olmadıgˆını iddia etse de, franchise olarak verilen şubelere belli bir gruba yönelik yayınların düzenli olarak gelmesinin ve sanığın bunu bilmemesinin gerçeği yansıtmadığının altı çizildi.

Sanığın şirket devirlerinde şaibeli işlemlere de rastlandığı bildirilen kararda, sanıgˆa ait Güllüogˆlu Grubu ile ticari ve finansal ilişki içerisinde bulundugˆu tespit edilen FETÖ silahlı terör örgütü ile iltisaklı kurum, kuruluş, vakıf ve derneklere, sanıgˆın gerek şahsi banka hesabından, şirket hesaplarından bagˆışların yapıldıgˆı ve bu işlemlerin çogˆunlukla ortaklar cari hesabı ile kapatıldıgˆının tespit edildiği bildirildi.

"Bilerek ve isteyerek örgütün degˆirmenine su taşıdı"

Kararda, şunlar kaydedildi:

"Sanıgˆın örgütle canlı ve geçişken olan organik bagˆ kurdugˆu, bu organik bagˆın emir ve talimat almaya ve vermeye müsait bir hiyerarşi ilişkisi dogˆurdugˆu, sanıgˆın örgütle ilişkisinin yakalanma günü olan 18 Ağustos 2016 tarihine kadar devam ettigˆi, örgütle süreklilik arz edecek bir ilişki içinde oldugˆu, FETÖ/PDY'nin legal görünümlü illegal STK yapılanması içerisinde yer aldıgˆı, sanıgˆın örgütün finans ayagˆına hizmet eden piramidal dikey yapılanmasına göre ikinci kattaki 'sadık tabaka' içinde yer aldıgˆı deyim yerindeyse sanıgˆın bilerek ve isteyerek örgütün degˆirmenine su taşıdıgˆı görülmektedir."

Mevcut delil durumu itibariyle sanıgˆın eylemlerinin 17/25 Aralık ve özellikle 1 Mart 2014 tarihli TUSKON 5. Olagˆan Genel Kurul Toplantısından sonra da devam etmesi nedeniyle hata hükümlerinden ve etkin pişmanlıktan yararlanmasının mümkün olmadıgˆı, zaten kendisinin de böyle bir talebi olmadıgˆı vurgulanan kararda, "Sanığın bilakis isim vermekten imtina ederek yuvarlak cümlelerle geçiştirmeler yaptığı", sanıgˆın eylemlerinin bu haliyle silahlı terör örgütü üyeligˆi suçunu oluşturdugˆu aktarıldı.

Sanıgˆın savunmalarının ceza tehdidinden kurtulmaya yönelik olduğu belirtilen kararda, "Sanığın dosyaya yansıdıgˆı kadarıyla 1994 yılından bu yana devam eden yogˆun örgütsel ilişkileri, örgütteki 'Büyük A Plus' olarak nitelendirilen mütevelli konumu, örgüte bagˆlılıgˆı, suçun işlendigˆi yer ve zaman ile sanıgˆın bu suçu işlemedeki amacı, yani örgütü finansal açıdan güçlü tutma gayesi hususları birlikte dikkate alınarak sanıgˆın alt sınırdan uzaklaşılarak cezalandırılmasına, cezasında Terörle Mücadele Kanunu uyarınca yarı oranında arttırım yapılmasına, sabıkasız olması ve duruşmada gözlemlenen olumlu tutum ve davranışları ile cezanın sosyal ve ekonomik anlamda gelecegˆine olan etkisi nazara alınarak hakkında takdiri indirim yapılmasına karar verilmiştir." denildi.

Kararda son olarak, sanık Güllü'nün ortaklıgˆındaki şirketlerin FETÖ'nün talimatıyla ve sermayesiyle kuruldugˆuna, FETÖ'ye ait oldugˆuna, şirketlerin ticari faaliyetleri sadece paravan olarak kullanıp kara para akladıgˆına, hayali işlemler yapıldıgˆına, şirketlerin suç gelirlerinin oldugˆuna, ticari kazanç elde etmediklerine veya asıl gelirlerinin örgütsel faaliyetlere dayandıgˆına, şirketlerin mal varlıgˆının suçtan elde edildigˆine dair yeterli somut delil bulunmadıgˆından, ortaklıgˆındaki şirketler hakkındaki el koyma ve kayyım atama kararlarının hükmün kesinleşmesiyle birlikte kaldırılmasına hükmedildiği ifade edildi.

Kaynak: Anadolu Ajansı

Manşet Haberler

title