Eski Bakan Şahin: 'Paralel Yapı' Bölücülere Darbe Yapmıştır

Eski Bakan Şahin: 'Paralel Yapı' Bölücülere Darbe Yapmıştır

Büyük Birlik Partisi'nin (BBP) düzenlediği 'Çözüm Süreci Mi Bölünme Süreci Mi' konulu panelde konuşan eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, “Ben ‘paralel’ denen yapıyı, yalnızlığa, yolsuzluğa, eşitsizliğe, cehalete, zulme, bölünmeye karşı tutum ve davranışlarından dolayı alnından öpüyorum, kutluyorum.

Eski Bakan Şahin: 'Paralel Yapı' Bölücülere Darbe Yapmıştır

Büyük Birlik Partisi'nin (BBP) düzenlediği 'Çözüm Süreci Mi Bölünme Süreci Mi' konulu panelde konuşan eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, “Ben ‘paralel’ denen yapıyı, yalnızlığa, yolsuzluğa, eşitsizliğe, cehalete, zulme, bölünmeye karşı tutum ve davranışlarından dolayı alnından öpüyorum, kutluyorum.” dedi.

Fatih'teki Akgün Otel'de düzenlenen 'Çözüm Süreci Mi, Bölünme Süreci Mi' mi konulu panele BBP Genel Başkanı Mustafa Destici'nin yanı sıra eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, Aydınlar Ocağı Başkanı Mustafa Erkan ve Yazar Ahmet Türk katıldı. Panelin moderatörlüğünü BBP Genel Başkan Yardımcısı Bayram Karacan yaptı.

Konuşmasında, çözüm sürecinde gelinen noktaya ve bakanlık yaptığı döneme ilişkin bilgiler veren İdris Naim Şahin, son on aydır sıkışanların ‘paralel yapı’ paranoyasına sığındığını belirtti. Şahin, “Çözümde sıkışan paraleli suçluyor. Çalmada sıkışan paraleli suçluyor. Aspirin gibi bir şey oldu bu paralel.” ifadelerini kullandı.

Seksenler Dizisi’ne atıfta bulunan Şahin, Bekçi Bekir’in karakolun kapanmaması için ‘çınar altı canavarı’ diye bir şey ortaya attığını, ‘paralel yapı’ iddialarının da sadece korku üretmek için ortaya konduğunu söyledi. Çınar altı canavarı gibi bir paralel icat edildi. Aspirin gibi başı ağrıyan, dişi ağrıyan, kolu ağrıyan, beli ağrıyan herkese taktim ediliyor bu.” dedi.

Aslında Türkiye’nin iki önemli gündeminin olduğunun altını çizen Şahin, “Birisi bölünme isteği ve arayışlarına yönelik gündem, öbürü de çalma sorunu. Yolsuzluk sorunu. Ben buna kısaca çarpma ve bölme diyorum.” şeklinde konuştu.

4-10 Ekim tarihlerinde yaşanan olayları hatırlatan Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Paralel o kadar büyük ki yaptığı işler darbe olarak değerlendiriliyor. Geçtiğimiz hafta 4-10 kim tarihleri arasında 30 küsur tane ilimizde terör estiren devlete, hükümete başkaldıran yapının ortaya koyduğu olaya ne deniyor? Buna şımarıklık dendi. O darbe değil, henüz darbe olmadı. Darbe teşebbüsü olmadı! Serhildan diyor adına, serhildan isyan demek, başkaldırı demek. O halde ne oluyor, bir tarafta darbeciler var bir tarafta da şımarıklık yapanlar var!”

‘PARALEL YAPI’ YOLSUZLUĞA DARBE YAPMIŞTIR’

‘Paralel Yapı’ diye söylenen kesimin yaptıklarını da sıralayan Şahin, şunları söyledi: “Paralel denen yapı eğer bir darbe yapmışsa doğrudur, darbecidirler. Cehalete darbe vurmaya çalışmıştır paralel yapı doğrudur. Zulme karış çıkmıştır paralel yapı doğrudur. Fakirlikle mücadele etmiştir, etmektedir paralel yapı doğrudur. Yalnızlıkla mücadele etmiş ona darbe yapmıştır doğrudur. Özellikle eğitimde eşitsizliği gidermek için darbe teşebbüsünde bulunmuştur ve yapmıştır, doğrudur. Yolsuzlukla mücadele ortaya koymuştur ve darbe yapmıştır doğrudur. Bölücülere karşı darbe yapmak istemiştir, yapmıştır ve yapmaktadır doğrudur. Ben paralel yapıyı, yalnızlığa, yolsuzluğa, eşitsizliğe, cehalete, zulme, bölünmeye karşı tutum ve davranışlarından dolayı alınlarından öpüyorum, kutluyorum.”

‘ÜLKEMİZDE YÖNETİM TERÖRÜ DE VAR’

Bölücü teröre ve devlet terörüne de değinen Şahin, idarenin de bir şekilde terörün içinde olabileceğini söyledi. Şahin, bu konuşa örnekler vererek, “Terör deyince bölücü terör örgütünü kastediyorum ama hayatta yaşadığımız sürece değişik zamanlarda, değişik ülkelerde farklı teröre tanık olmak mümkündür. Ama en tehlikelisi bölücü terör örgütüdür. Başka tür terörler ne olabilir, hangi alanlarda terör yaşanabilir? Güvenlik alanında da terör yaşanabilir. Yani devlet adaletten hukuktan saptığı ölçüde kendisini de farkında olmadan ya da olarak düşük profilli bir terör oluşturabilir. Çevre konularında terör olabilir. Vardır günümüzde. Gıda konusunda terör olabilir ve vardır. Sağlıkta terör olabilir ve vardır. Yönetirken terör olabilir, sadece güvenlik alanında değil başka alanlarda da uygulamalarda da terör olabilir. Örneğin, hak etmediği, gerekçesi olmadığı halde bir memuru bir yerden bir yere göndermek, biri ile yetinmeyip binini göndermek, gerekçesiz bir uygulama yapmak yönetim terörüdür. Bir şehirde milyonu aşan tabelalar olduğu halde içinden 30 tanesini seçip bir gece yarısı indirmek bir yönetim terörüdür. 100 bini aşan dernek varken içinden bir tanesini iki tanesini sebepsiz, anlamsız bir şekilde hedef seçerek onunla uğraşmak yönetimin bir başka terör şeklidir. Bir gece yarısı saat 00.00’da İstanbul’un ya da Ankara’nın yere sığmayıp göklere doğru uzanan kaçak ya da imar hukukuna aykırı heyulaları, tırnak içinde ucubeleri dururken, onlara ortak olarak veya göz yumarak şehirleri azmanlaştırma sorumluluğunu üzerine alırken, gidip bir eğitim yuvasının duvarını büyük bir gayretkeşlikle ve hakikaten durmuyorlar çalışıyorlar dedirtircesine duvar yıkmak bir şekilde o da terördür. Bir başka okul yöneticisi pekala ‘bizim duvar ne zaman yıkılacak’ diye endişe eder. Korku salan her olay bi şekilde terördür, Hukuk alanında da terör olabilir. Yasama meşru bir hadisedir ama en meşru faaliyet terör oluşturacak hale dönüşebilir.” açıklamasında bulundu.

‘İMRALI ZABITLARI GAZETECİLİK BAŞARISIDIR’

Çözüm sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Şahin, gelinen noktada sürecin çözümden çok bölünmeye sürüklediğini belirtti. Şahin, bu konuda da şunları söyledi: “Siz yanlış tanımlanan, gizlenen bir konuyu farklı bir adla, fantezi bir adla, çözüm adıyla görüşmeye kalkışırsanız, baştan sorunu eksik ve yanlış tanımlarsanız, yanlıştan hiçbir zaman doğru çıkmaz. 2013 yılından bugüne bitmiş bir terör örgütü, çaresiz kalmış bir terör örgütü yeniden canlandı. Yeniden militan topladı. Sayısını üçe katladı. Bir kısmını Suriye’ye ihraç etti ve terör örgütü kendine geldi. Sayısal olarak arttı, eğitimini yaptı, silah eksikliğini tamamladı. 2013’den 2014’e terör örgütü Kuzey Suriye’de PYD olarak gerçekleştirdi, onun askeri ve silahlı kanadını da oluşturdu.”

MİT’İ VE ÇÖZÜM SÜRECİNDEKİ ROLÜNÜ ELEŞTİRDİ

İmralı zabıtlarına ve devletin bir kurumunun bu süreçteki faaliyetlerine de değinen Şahin, açık isim beyan etmeden şu eleştirilerde bulundu: “28 Şubat 2013 tarihide bir gazetede yayımlanan İmralı zabıtlarını okumak gerekiyor. Bu bir gazetecilik örneğidir, alkışlanması kutlanması gereken ama haberi yapan ve yaptıranlar sürülmüştür. Üzülmesinler. Onların yakalarında ve alınlarında milli kahramanlık beratı vardır benim nazarımda. Orayı okuduğumuzda bazı ipuçlarını görmemiz mümkün. Orada açıkça önde tutulan, korunmak istenen güvenilen, bir şeylerle paylaşıldığı ifade edilen bir kurum var. Bu süreçleri açık veya gizli yürüten, yöneten bazen akıl hocalığını, bazen uygulamasını yapan bir kurum. Önünde de ‘milli’ kelimesi yazıyor. Bu kurum yönetimi itibari ile enteresan. İstihbarat mı yapıyor millet için, İKK’mı yapıyor birileri için? Av mı avcı mı? Şüpheler taşıyan fonksiyonuyla var olan bir kurum. Bu kurum Oslo seyahatini çok sevdiği gibi, ada seyahatini çok seviyor son zamanlarda. Bütün cezaevlerinde olduğu gibi o adada da özel renkli bir oda vardır herhalde. Olması lazım çünkü yasa çıkardık biz bu konuda. Arada kaynayıp giden enteresan bir yasa maddesi bu 2012’de. Birçok bakan da anlayamadı ama arada gitti. Heralde o renkli odanın hizmetinin de yeterliliği yetersizliği kontrol ediliyordur diye düşünüyorum.”