Erdoğan: Türkiye Kürdistan'ı İfadesini Kabul Etmemiz Mümkün Değil

Erdoğan: Türkiye Kürdistan'ı İfadesini Kabul Etmemiz Mümkün Değil

Erdoğan: Türkiye Kürdistan'ı İfadesini Kabul Etmemiz Mümkün Değil
Cİhlas Haber AjansıN - Haberler | Politika

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir'in kullandığı 'Türkiye Kürdistanı' ifadesini kabul etmelerinin mümkün olmadığını söyledi.Erdoğan, "Diyarbakır Belediye Başkan'nın böyle bir ifade kullanması da"...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir'in kullandığı 'Türkiye Kürdistanı' ifadesini kabul etmelerinin mümkün olmadığını söyledi.

Erdoğan, "Diyarbakır Belediye Başkan'nın böyle bir ifade kullanması da bence şık değildir. Bunlar belli yerleri tahrik etmekten başka hiç bir işe yaramaz. Türkiye Cumhuriyetinin ismi bellidir. Dolayısıyla bu isim üzerinde herhangi bir spekülasyona gitmenin de anlamı yok. Kendi bölgesi Güneydoğu Anadolu bölgesidir. Adı böyle geçer. Biraz daha kuzeye çıkarız Doğu Anadolu Bölgesi diye geçer. Ama böyle şeyler toplum içerisinde yeni yeni rahatsızlıklara neden olur ki burada butür bir ifadeyi kullanması veya bunu adet dayatır gibi güzel bir hafta sonundan sonra bu tip açıklamaların yapılması şık değil." dedi.

Başbakan Erdoğan, atv televizyonunda yayınlanan 'Başbakan ile gündem özel' programında, gazeteciler Mehmet Barlas, Sevilay Yükselir, Mustafa Karaaliooğlu, İbrahim Karagül ve Bengisu Karaca’nın sorularını cevapladı.

İlk olarak Diyarbakır ziyareti sorulan Erdoğan, "Cumartesi ve pazar günleri Diyarbakır'daki bu buluşma gerçekten bir çok yönüyle çözm sürecini güçlendiren bir adım oldu. Ve bu adımın atılmasında arkadaşlarımızın katkıları yanında özellikle sayın Barzani'nin buraya katılması, bunun yanında Şivan Perver'in katılması, bunu yanında İbrahim Tatlıses'in mevcut haliyle buna katılmış olması buna çok farklı bir güç kattı. Ve ilk gün açılış töreninde yaklaşık 60 bin Diyarbakırlı orada bir araya geldi. Bu buluşmayı hep birlikte onlar da büyük bir coşkuyla kutladılar. Biz iki gün içerisinde 880 trilyonluk bir açılışı gerçekleştirdik. İşin sosyal boyutunda ise bu buluşma önem arz ediyordu. Ve sayın Barzani'nin oradaki konuşması ve daha sonra televizyonlarla yapmış olduğu görüşmelerde, bu buluşmanın bir milat olması bakımından önemliydi. Bizler gittiğimizde belediyeyi, ardından valiliği ziyaret ettik. Burada da bazı görüşmelerimiz oldu. Bunlara uzak değiliz. Çözüm sürecinin içerisindeyiz. Bu barış havasını kucaklaşmayla gerçekleştirmenin gayreti içerisinde olduk. Siyasetin de genlerinde bu var. Belki ertelenmiştir, geç kalınmıştır ama böyle bir şeyin yerine gelmesi, bir yerde de hakikaten cesaret işliydi. Bu adımları 20005'te de attığımızda söyledik. 'Bunu biz halledeceğiz' dedik. Gerek Şivan Perver'in 38 yıldan sonra kendi ülkesine gelmesi bunlar herhalde üzerinde konuşulması gereken konular. Kendisine de bunu söyledim. Dedim 'Bakın vatandaşlık noktasında da böyle bir talebiniz bir arzunuz varsa bunu da çözüme hazırız' dedik. Zira aynı şeyi Ahmet Kaya ile ilgili de, ailesine 'bir nakl-i kubur yapılması gerekiyorsa bu konuda biz hazırız' dedik. Belki buradan gidişi çok farklıydı. Ama şu anda da dönüşü bunun kesinlikle bizim açımızdan kolaydır. Bunun için üzerimize düşeni yerine getirmeye hazırız' dedik. Şivan bize cevabı verecek. Biz süreci şu anda başlatmış bulunuyoruz. Hatta bazı programlar ileride kendisiyle ayrıca yapacağız." dedi.

Ertesi gün Bismil'e, Ergani'ye, Eğil'e gittiğini hatırlatan Erdoğan, "Oralarda halkımızla kucaklaştım. Ve 'Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi' ifadesinden birilerinin rahatsız olması, aslında çok çok manidar. Bunlar hakikaten bizim tarihimizi bilmiyorlar. Fazla uzaklara gitmeye gerek yok. Yakın tarihi de bilmiyorlar. Aslında ben çok yakın bir süreçle alakalı Gazi Mustafa Kemal'in meclisteki bazı konuşmalarını getirdim. Çok çok anlamlı. Bu bakımdan bunu önemsiyorum. Irak anayasasında geçen ifade şudur: 'Kürdistan Bölgesel Hükümeti' diye geçer. 'Kürdistan bölgesi yasaları' diye geçer. 'Kürdistan bölgesini... diye geçer. Madde 4'te 'Federal resmi kurum ve ajanslar Kürdistan bölgesinde her iki dili de kullanırlar' diye geçer. Bu onların anayasal ismidir. Şu anda benim elimde aslı da var. Ama bugünkü Türkçe'ye çevrilmiş olarak 'Türkiye Cumhuriyeti Reisi Mustafa Kemal olarak tüm bakanlar kurulunun imzası olduğu bir kararname var. Bu kararnamede çok ilginçtir. 'Kürdistan kısmının kati surette Faysal'a biat etmemesinden dolayı İngilizlerin İstanbul'dan Nemrut Mustafayı Süleymaniye ve havarisine hakim tayin ve Kürdistan'a İngiliz himayesi vaz eyledikleri' gibi devam ediyor. Kürdistan diye geçiyor. Ve 22338 şeklinde. Bir diğer yine adım oda şu. Yine Gazi'yle alakalı bir durum. Bakınız 'Fakat Kürdistan, Lazistan vs. hakkında değil diye yine bir konuşmasında geçiyor. Sadece Kürdistan diye yok. Doğu, Güneydoğu buralar Kürdistan diye geçiyor. Doğu Karadeniz’de Lazistan diye geçiyor. Altında yine ‘Kürt, Türk, Laz, Çerkez vs. bütün bu istemunsurları müşterek, menafidir’ diyor. Hepsini orada bu şekliyle sayıyor. Aynı şekilde yine altta ‘Binaenaleyh hiç şüphe etmeyiniz ki Türk, Kürt, Laz, vs… reyi sorulduğu zaman burayı vereceklerdir’ diyor. Ki Diyarbakır’da ben bunları aynen kullanmıştım. Şimdi o zaman bu ifadeleri kullanan Gazi Mustafa Kemal bölücü mü? Bana bölücü ifadesini kullananlar bunu nasıl tanımlayacaklar. Nasıl izah edecekler. Bunlar bizim tarihimizde zaten olan gerçeklerdir. Eğer işi taa Osmanlı’ya götürecek olursak orada her şey açık net, ortada." diye ekledi.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye ile ilgili yaklaşım konusunda (Türkiye Kürdistanı) bunu bizim bir defa kabul etmemiz mümkün değil. Ne ben böyle bir ifade kullanmışımdır. Ama Diyarbakır Belediye Başkan'nın böyle bir ifade kullanması da bence şık değildir. Bunlar belli yerleri tahrik etmekten başka hiç bir işe yaramaz. Türkiye Cumhuriyetinin ismi bellidir. Dolayısıyla bu isim üzerinde herhangi bir spekülasyona gitmenin de anlamı yok. Kendi bölgesi Güneydoğu Anadolu bölgesidir. Adı böyle geçer. Biraz daha kuzeye çıkarız Doğu Anadolu Bölgesi diye geçer. Ama böyle şeyler toplum içerisinde yeni yeni rahatsızlıklara neden olur ki burada bu tür bir ifadeyi kullanması veya bunu adet dayatır gibi güzel bir haftasonundan sonra bu tip açıklamaların yapılması şık değil."

"MUHAFAZAKARLIK VE İKİ KİMLİK"

Erdoğan'a ardından muhafazakar kimliği konusunda bir soru yöneltildi. Erdoğan, "Muhafazakarlık noktasında Fransızlar'ın tanımı bizim tanımımız değil. Onların muhafazakarlık tanımıyla bizim tanımımız farklı. Biz bu milletin değerler silsilesini koruma anlamında bir muhafazakarlıktan bahsediyoruz. Bizim muhafazakarlık anlayışımız bu. Ama bizim uygulamalarımıza baktığınız zaman sosyal demokratların sosyal adalet anlayışından mahrum olmaları sebebiyle, bizim bu silsile içinde sosyal adalet anlayışı da var. Biz o konuda da muhafazakarız. Böyle bir durumumuz da söz konusu. Ve bu yapı içerisinde geleceği olgunlaştırmaya gayret ediyoruz. Siyasi yönümüzün aynı zamanda başbakanlık makamında attığımız adımların yanlış anlaşılması ve bunun üzerine farklı bir şekilde yaklaşım bürokratlar teknokratlar tarafından da zaman zaman yapılabiliyor. Gerekli uyarıları yapıyoruz. Gerekli incelemeleri yapıyoruz atılması gereken adımlar neyse bu adımları da atıyoruz. Bakınız ahlak değerleri batıdaki hukuk anlayışına baktığımız zaman, adeta hukukla iç içedir. Hukukun müeyyidelerini hazırlarken bile kendi ahlak değerlerini bir kenara bırakmazlar. Hatta hatta inanç değerlerini. Ama biz şimdi bir Roma Hukuku'na baktığımız zaman nereye dayanıyor acaba onu incelersek orada onların kendi inanç değerlerini görürüz. Hristiyanlığın şu anda var olan ve ona dayalı olan yapısını anlatıyorum. Böyle bir yapı orada söz konusu." şeklinde cevap verdi.

"GENEL AF"

Erdoğan'a ayrıca genel af yönündeki tartışmalar da soruldu. Erdoğan, "Benim orada 'dağlardan inme' ve 'cezaevlerini boşalmasıyla ilgili konu'. Başını kesip atıyorlar. Öbür taraftan yine bakıyorsunuz yine bir bölümünü kesip atmışlar. Halbuki benim orada kullandığım cümle çok farklı. Onu iyi takip ettiysek orada bunu çok açık görürüz. Çünkü yanlış anlaşılma var. Ve işi öyle bir noktaya getirdiler ki genel af beklentisi. Orada ben diyorum ki, 'biz şu anda bir duadayız, bir temennideyiz. Öyle bir gün gelecek ki dağlardan inecekler ve cezaevleri de boşalacak' diyoruz. Hemen genel af. Genel af konusunda bu güne kadar asla böyle bir ifadeyi kullanmadım. Böyle bir taahhütümüz kimseye yoktur. Böyle bir şey olamaz. Benim bir Uşak konuşmam vardır. Orada çok açık net söyledim: 'Ben bir başbakan olarak katili affetme yetkisini kendimde göremem, hatta hatta develetin katili affetme yetkisini de asla kabul edemem' Niye? Çünkü onu af yetkisi sadece o maktulun varislerine aittir, devlete değil. Ama devlete karşı işlenen suçlarda böyle bir adım atılabilir. Bunu içinde siyasi suçlar da olabilir. Daha farklı suçlar da olabilir. Orada böyle bir adım atılabilir. Ama ben burada kalkıp da katili genel af kapsamı içerisinde nasıl affederim? Ondan sonra ben o maktullere o şehitlere bunun hesabını nasıl vereceğim. O şehitlerin ailelerine bunun hesabını nasıl vereceğim? Böyle bir şey söz konusu değil. Ama özlemimiz temennimiz dağlardan inişlerdir. Cezaevlerinin tabii ki büyük ölçüde boşalmasıdır." dedi.

Erdoğan, KCK'lıların serbest bırakılması konusunda ise "O konuda cumhurbaşkanının zaten yetkisi biliyorsunuz var." diye ekledi.

"SİYASET RİSKTİR"

Erdoğan, çözüm sürecine ilişkin özellikle Batı illerinden gelen tepkiler ve riskler konusunda ise "Siyaset, ticaret, yaşam risktir. Cesaret ister. Bu riski göze alamazsanız ne siyaset, ticaret yapabilirsiniz ne de yaşamın bir anlamı olur. Adımları atarken istişareleri yaparak atıyoruz. Yaptığımız işin insani olmayan bir boyutu mu var. Hayır. İki günde 100 bin kişi meydanlara gelmişse demek ki açlık var. Bu açlığı gidermemiz lazım. Aldığımız telefonlara baktığımız zaman Batı Anadolu, İç Anadulu her yerden. Barışı tesis ettiniz. Batılısını doğulusunu bir araya kucaklaştırdınız getirdiniz diyorlar." şeklinde konuştu.

"BARZANİ YANLIŞ YAPMIŞTIR"

Mesud Barzani'nin "Öcalan'a af gelebilir" sözü de sorulan Erdoğan, şunları söyledi; "Barzani böyle bir ifade kullanmışsa yanlış yapmış. Böyle birşey aramızda da geçmedi. Böyle bir şeyi söylemek onun da kendi alanında değil, kendinin de bizim de ilgi alanımızda değil. Bununla ilgili yargı hükmünü vermiştir. Bu hüküm cereyan etmektedir. Türk diye dayatırsanız veya Kürt diye dayatırsanız Anayasa meselesinde işin koptuğu yerlerden birisi. 'Türkiye ahalisi veya Türkiye halkı' diyeceksin. 3 parti eğer Türk milleti diyorsa sende buna katılırsın olur biter. Bunu ayrıştırma sebebi yapmanın anlamı yok. 12 ayda bitmesi gereken anayasa 25 ay sürünce kurucu unsur çekilince bizde çekildik. Derdimiz, birlikte bir Türkiye'yi inşaa edelim istiyoruz. Barzani, Şivan Perver, Tatlıses hep birlikte birlik, beraber iri olalım diri olalım dedik. Burada ayrım nerde. Kendi yapamadıkları şeyi AK Parti iktidarı attığı için rahatsız oluyorlar. Bu adımı burada bırakmayacağız bu adımı sürdüreceğiz. Bu bizim için görevdir. Onlar sorumluluk makamında değil sırtında küfe yok. Biz bunun gereğini yapmak durumundayız. Güneydoğu'daki kardeşlerim niye birbirine düşman nazarıyla nefretle baksın. Bu ayrım niye diyeceksin bu adımları attığımızda yaftalar gelecek. Belediyeye Barzani gitti ben de gittim. Daha güzel anlamlı olmadı mı? Böyle bir oluşumu kendileri başaramayınca iktidar başarınca rahatsız oluyorlar. Atılan her iyi adıma önüne gelip bariyer oluşturmak güçlü ülke yapmaya değil zayıflatır. Ama biz daha başka gelecekte farklı sürprizler olur."

İbrahim Karagül'ün Irak'la yeniden düzelen ilişkileri sorması üzerine ise Erdoğan, "Türkiye'nin Irak'a Irak'ın Türkiye'ye ihtiyacı var. Mezhebi yaklaşımları aşmamız lazım. Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği çalışmaları yarıda kesildi. Çok büyük mesafeler alabilirdik. Ama şimdi karşılıklı adımlarla konsey toplantılarını yeniden başlatalım. Derdimiz Irak'ta ayrımcılığın değil, birliktelik. Camilerde, kiliselerde ölümler yaşanıyor. Karşılıklı olarak bölgenin istikrarı için Irak'taki çalışmalara İran'ı katmak suretiyle Suriye meselesini çözülmesine fırsat verecektir. Putin ile de Suriye meselesini" dedi.

"İSRAİL İLE NORMALLEŞME"

Erdoğan, İsrail ile ilişkilerin sorulması üzerine de "İsrail ile tazminat ve Filistin ambargonun kaldırılması iki madde hallolmadığı sürece normalleşme olmaz. Normalleşmeyi sağlamak istiyorsa tazminat ve ambargonun çözmesi gerekir. Ama hala yerleşim yerleriyle ilgili sorun devam ediyor." diye ekledi. (Sürecek)

Erdoğan: Türkiye Kürdistan'ı İfadesini Kabul Etmemiz Mümkün Değil

Kaynak: Cİhlas Haber AjansıN

Manşet Haberler

title