Erdoğan: Bunlar Bizim Çocuklarımızın Ölüsünü Seviyor

Erdoğan: Bunlar Bizim Çocuklarımızın Ölüsünü Seviyor

30. İSEDAK toplantısı açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan "Dışarıdan gelenler bizi değil, bizim çocuklarımızın ölülerini seviyorlar" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi'ndeki, 30. İSEDAK Toplantısı'nın açılış töreninde konuştu.

İslam coğrafyasında yapılan zulme sessiz kalınmasını eleştiren Erdoğan "Dışarıdan gelenler İslam coğrafyasının petrolünü, altınlarını, elmaslarını seviyorlar. Ucuz iş gücünü seviyorlar, çatışmalarını, kavgalarını, anlaşmazlıklarını seviyorlar. İnanın bizi sevmiyorlar. Bizim çocuklarımızın ölüsünü seviyorlar. Buna daha ne kadar seyirci kalacağız?" dedi.

Gelir dağılımındaki adaletsizliğe de dikkat çeken Erdoğan, "Hepimiz bir Allah'a inanıyoruz. Hepimiz hesap gününe inanıyoruz. Kendinize, nefsimize, vicdanımıza izah edebilsek bile böyle bir gelir uçurumunu o yüce mahkemede izah edebilmenin imkanı yoktur. Hepimiz günde birkaç hurma ile açlığını bastıran bir peygamberin ümmetiyiz." ifadelerini kullandı.

ERDOĞAN'IN KONUŞMASINDAN SATIRBAŞLARI;

"57 ülkeden 27 tanesi Birleşmiş Milletler'de en az gelişmiş kategorisinde yer alıyor. Hepimiz bir Allah'a inanıyoruz. Hesap gününe inanıyoruz. Böyle bir gelir uçurumunu o yüce mahkemede izah edebilmenin bir yolu yoktur. Birkaç hurma ile açlığını bastıran bir peygamberin ümmetiyiz. Paylaşan, hayatı boyunca sofradan tam doymadan kalkan bir nebinin bekçileriyiz. Kardeşliğin, paylaşmanın. Her gün kardeşlerimiz can veriyor. Barbarca, vahşice katlediliyorlar. Kendi mescitlerimizi emin hale getiremediğimiz için barbarların postallarıyla çiğnenebiliyor. İşte Mescid – i Aksa… Sesimiz çıkıyor mu, konuşabiliyor muyuz? Hayır.

"SORUNLARIMIZI SADECE BİZ ÇÖZEBİLİRİZ"

Az önce Rabbimin ayetlerini dinledik. Herşey açık net ortada. Eğer birlik olunursa neredeyse bir asırdır devam eden Filistinin yalnızlığı ayıbına derhal son verilebilir. Bizim sorunlarımızı sadece ve sadece biz çözebiliriz. Dışarıdan gelenler İslam coğrafyasının petrolünü, altınlarını, elmaslarını seviyorlar. Ucuz iş gücünü seviyorlar, çatışmalarını, kavgalarını, anlaşmazlıklarını seviyorlar. İnanın bizi sevmiyorlar.

"ÇOCUKLARIMIZIN ÖLÜSÜNÜ SEVİYORLAR"

Bizim çocuklarımızın ölüsünü seviyorlar. Buna daha ne kadar seyirci kalacağız? Bu acı manzara karşısında daha ne kadar mazeretlere sığınacağız. Burası bir aile meclisi. Dünya bizi dinliyor. Şii olmak, Suriye'de öldürülen çocukların, 300 bin masumu, 7 milyon masumu seyretmeye bahane olabilir mi? Yine soruyorum Sünni olmak türbelere yapılan saldırıları, terör örgütlerini, darbeleri, hakkını arayanların sokakta vurulmasını meşrulaştırır mı? Bütün kalbimle hangi mezhepten olursa olsun tüm Müslüman kardeşlerime bir çağrı yapıyorum. Ne olur, şöyle kenara çekilelim ve manzaraya bir bakalım. Kim kazanıyor, kim kaybediyor?

Ölümlerden kazanan kim? Çatışmalardan kazanan kim? Aramızdaki sorunlardan kazanç sağlayan kim? Eğer bunların cevaplarını verebilirsek, adım atabilirsek, o zaman çözümün fitili tutuşturulmuş demektir.

"BATI MEDYASI TARAFINDAN HEDEF YAPILDIM"

Batı medyası tarafından en ağır eleştiri ve hakaretlerin hedefi yapıldım. Daha 2 hafta önce Latin Amerika dini önderler zirvesinde Amerika kıtasında Kolomb'tan önce Müslümanların ulaştığını söyledim. Bilimsel gerçeklere dayanan bu tezi tekrar ettiğim için batı medyası tarafından ve içimizdeki kompleksliler tarafından hedef yapıldım. Müslümanlara ayırım yapmaksızın terörist yaftasını yapıştıranlar islamofobi uyarılarımızı dikkate almadılar. Geri yaftası yapıştıranlar adaletsizlik uyarılarımızı duymazdan geliyorlar. Sormamızı istemiyorlar. Bizim tarihi gerçekleri medeniyet tarihini bilim tarihini siyasi askeri ilmi tarihi hatırlatmamızdan çok ama çok rahatsız oluyorlar. Bizim dünyanın tamamında din, dil, ırk ayrımı yapmaksınız yoksulların hakkını savunmamızdan rahatsız oluyorlar.

Onlar adaletsizlik üstüne kurdukları iktisadı sistemin gereğini yapıyorlar. Biz ne onlara ne de kendimize öyle bir ayrımclığı reva göremeyiz.

"O ÇOCUKLARIN ELLERİ YAKALARINDA OLACAK"

Fatiha Suresi'nde hergün tekrar ettiğimiz 'maliki yevmiddin' yani 'o hesap gününün sahibi karşısında hiçbir mazeret geçerli olmayacak.' Iraklı, Suriyeli, Filistinli çocukların kanları katilleri kadar onlara susanların da ellerindedir, o çocukların elleri de yakalarında olacaktır.

Türkiye olarak hiçbir ülkenin toprak bütünlüğüne, iç barışına yönelik bir niyetimiz asla yoktur. 10 yıllardır ihmal ettiği kardeşleriyle hasretle kucaklaşma arzusunda olan bir ülkeyiz. Sizler gibi bizler de bölgemizdeki her meseleye insani nazarla İslami nazarla bakıyoruz.

"ALLAH'IN İPİNE SIMSIKI SARILALIM"

Allah'ın ipine sımsıkı sarılalım. Birleşmiş milletler çocuklarımızın akan kanına seyirci kalırken İslam İşbirliği teşkilatı da seyirci kalamaz. Dünya bilimine yeniden büyük katkılar sağlayabiliriz. Dünya barışına siyasetine daha büyük katkılar sunabiliriz. Sadece coğrafyamızda değil yeryüzündeki her çatışmaya müdahale edebiliriz. Küresel ekonomiye büyük katkılar sunuyoruz ama istikamet de çizebiliriz. Bunu yapacak tecrübemiz var. Tek ihtiyacımız olan ittifaktır, birliktir.

"DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR"

BM'de 5 daimi üye ülke arasında bir tane İslam ülkesi var mı? İşte buyurun şu anda Irak'ta Suriye'de yaşananlara baktığınız zaman hiçbir ses çıkıyor mu? Çıkmaz, boşuna beklemeyelim. Unutmayın Dünya beşten büyüktür. Ne yazık ki dünya şu anda beşe mahkumdur. Önce dünyayı bu mahkumiyetten kurtarmamız lazım. BM'nin gerçek bir reforma ihtiyacı var.

"İRANLI KARDEŞLERİMİZİN BİR SÖZÜ VAR"

İranlı kardeşlerimin bir sözü var. 'Oturdular konuştular dağıldılar.' Eğer bu konuda ciddi adım atmazsak, otururuz, konuşuruz, dağılırız. Yani neticesi olmayan bir toplantı demektir. Biz neticesi olmayan toplantı değil. Neticesi olan toplantılar yapmamız lazım. Kendimizi sürekli çek etmemiz lazım. Patinaj yapmayacağız. Artık bunu aşmamız lazım. Devir netice alma zamanı."

Kaynak: Haberler.Com