Erdoğan: Hükümetten Sihirli Reçete Beklemek Doğru Olmaz

Erdoğan: Hükümetten Sihirli Reçete Beklemek Doğru Olmaz

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Küresel Ekonomik Krize İlişkin Hükümetten Sihirli Reçete Beklemenin ya da Süreci Tribünden İzlemenin Doğru Olmayacağını Söyledi.

Erdoğan: Hükümetten Sihirli Reçete Beklemek Doğru Olmaz
19.11.2008 22:12 | Son Güncelleme: 19.11.2008 22:12

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, küresel ekonomik krize ilişkin hükümetten sihirli reçete beklemenin ya da süreci tribünden izlemenin doğru olmayacağını söyledi.

Kimsenin bu krizi kendisi için fırsata dönüştürme yaklaşımı içerisinde olmaması gerektiğini ifade eden Erdoğan, ''Kriz fırsatçılarına açık söylüyorum; kim olursa olsun izin vermeyeceğiz,gereği neyse onu yapacağız, çünkü aynı gemide yol alıyoruz. Biz bu geminin batırılmasına müsaade etmeyeceğiz'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Ankara Palas'ta düzenlenen, Uluslararası Yatırımcılar Derneği'nin (YASED) Geleneksel Ankara Resepsiyonu'ndaki konuşmasında, geçen hafta G-20 Liderler Zirvesi'ne katılmak üzere beraberindeki bir heyetle ABD'ye gittiğini anımsattı.

Erdoğan, şöyle devam etti:

''IMF ve dünya bankasının geniş ve esnek araçlarla donatılmasını da gündeme getirdik. Hatta IMF'nin sermaye noktasında desteklenmesi konusu da gündeme geldi. Tabii tüm bunlar görüşülürken şüphesiz ülkemizden de farklı sesler çıkabiliyor. Yani bir taraftan 'hadi likit, hadi döviz kredisi' vesaire söylenirken, 'buna ihtiyacımız var' denilirken, 'öbür taraftan sakın ha IMF ile şöyle yapmayın, böyle yapmayın gibi yaklaşımlar var' ve 'işte Başbakan dayanamadı, Başbakan, şöyle oldu, böyle oldu.' Ben aynı şeyi söyledim. Karşılıklı çıkar hesabına dayalı olarak biz oturur konuyu konuşur, anlaşırsak IMF ile biz imzayı atarız. Bütün mesele, ülkenin çıkarları neyi gerektiriyorsa onu yapmaktır. Biz IMF'ye ortak bir ülkeyiz. Dikkat edin. Biz dışarıda bir ülke değiliz. IMF'nin ortağıyız. Ortak olmanın yanında bizim bir başka özelliğimiz daha var. 'IMF nasıl bir kuruluştur' diye sorulduğunda, herhalde bu karşı çıkanlar, IMF'nin ne iş gördüğünü de bilmiyorlar gibi geliyor bana. IMF bir akreditasyon kuruluşudur. Yani o sizi akredite ederse sizin dünya piyasalarındaki konumunuz, yeriniz de çok daha farklı hale gelir. Eğer böyle bir durum söz konusu değilse, o zaman kusura bakma kimseyi kolay kolay buraya çekemezsiniz. Yani küresel sermaye o zaman Türkiye'nin semtine uğramaz. Niye? Akredite edilen bir ülke değilsiniz onun için. Bunları bir defa iyi bilmemiz lazım. Eğer, bunu iyi anlarsak, iyi yakalarsak inanıyorum ki o zaman buradan acaba alınan kredi hangi şartlarda alınıyor, bunu iyi görür, masaya iyi oturursak, bunun faydalı olduğunu da anlarsınız diye düşünüyorum.''

Küresel mali krizin Türkiye'ye muhtemel etkilerini değerlendirmek ve sınırlandırmak üzere farklı kesimlerle, sosyal taraflarla ve finans çevreleriyle toplantılar yaptıklarını anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

''Süreci hep beraber değerlendirmek ve hep beraber ortak bir hareket stratejisiyle yol alınması durumundayız. Hükümetten sihirli reçete beklemek ya da süreci tribünden izlemek doğru olmaz. Finans sektöründe geçen yıl kriz yok, ama geçen yılın karı 11,7 milyar dolardı, toplamı söylüyorum. Bu yıl nedir şu anda? 11 milyar dolar... Bu yıl kriz var, 11 milyar dolar finans sektörü karda. Peki finans sektörü niçin kriz çağırmaya başladı? Neden buraya gidiyor? Niçin faiz oranlarıyla oynamaya başladılar? Peki bu adil mi, bu dürüstlük mü? Böyle bir uluslararası krizi acaba kendisi için ranta, fırsata dönüştürmek değil mi? Ben de diyorum ki, eğer elimde bir imkan, fırsat varsa ben onu değerlendiririm. Kim için? Halkım, KOBİ'lerim, girişimci, bilişimci için. Aynı şekilde inanıyorum ki Türkiye'nin denetleme ve düzenleme kurulu da bunu yakın takibe alacak ve bunu yapacaktır. Çünkü BDDK bunun için kuruldu. Ülkemizi kalkındıracaksak hep beraber kalkındıracağız. Hep beraber güçlü olacağız. Sen finans kuruluşusun. Senden kredi alanlar olduğu sürece sen varsın. Senin reel sektörü ihtiyacın var, senin de reel sektörün de sana ihtiyacı var. Etle tırnak gibisiniz. Kalkıp da sen reel sektörü yok farz edemezsin. Tabii o da seni yok farz edemez, ama sen onu burada görüyorsun ki kıvranıyor, bir tekme de sen atıyorsun. Yok böyle bir şey. Bunu da müsaade edemeyiz, etmemeliyiz. Bu rakamlar bile finans sektörümüzün ne kadar güçlü bir yapıya ulaştığını göstermektedir.''

Bundan sonraki sürece müşterek atılması gereken adımlar bulunduğunu belirten Erdoğan, çalışmaların yapıldığını ve gerekli adımların atılacağını söyledi.

Farklı imkanlar bulmak adına kendisinin ve arkadaşlarının dolaştığını anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Eğer bugün buralara geldiysek durup dururken gelmedik. Şahsım, bakan arkadaşlarım fellik fellik dünyayı iş adamlarımızla birlikte dolaştık. Buralara yatırımcıyı getirdik, dış ticareti güçlendirdik bunların adımlarını atıyoruz. Yarın öğleden sonra Hindistan'a gidiyoruz. Turistik seyahate değil, bu işler için gidiyoruz. Dönüp geleceğiz, Körfez'e gideceğiz. Körfez'i dolaşacağız. Buralarda neler yapabiliriz bunun adımlarını atıyoruz. Aynı şekilde Kafkasya'da bunun adımlarını atıyoruz. Ne yapabiliriz diye çok daha fazlasıyla uğraşmak durumundayız.''

''Kimse bu krizi kendisi için fırsata dönüştürme yaklaşımı içerisinde olmamalıdır'' diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

''Kriz fırsatçılarına açık söylüyorum; kim olursa olsun izin vermeyeceğiz. Gereği neyse onu yapacağız. Çünkü aynı gemide yol alıyoruz. Biz bu geminin batırılmasına müsaade etmeyeceğiz. Bu krizi birileri için değil, hepimiz için fırsata dönüştürmeliyiz. Gerek reel sektör, gerek finans sektörü sermayesine sermaye enjekte etmek durumunda. Buyrun kanunu çıkardık, nerede neyin varsa getir enjekte et. İşte dışarıdaysa yüzde 2, içerideyse yüzde 5... Bakın, bir şey söylüyorum kızıyorlar. 'Var diyorum yastık altında bir şeyler.' Getirin, girin bunları sermayeye, bu konuda da yasal olarak sizlere verdik. Dünya bunun örnekleriyle dolu. Buyrun, atın adımlarınızı ve güçlenin, ülke de güçlensin. Çıkardığımız Varlık Barışı Yasası buna yönelik. İş alemimiz bir an önce bu yasadan yararlanmak için harekete geçmelidir. Bu süreci el birliğiyle yönetmek durumundayız.''

Kaynak: AA

title