Erdoğan'dan 'Rotterdam' Talimatı: Başbakanımıza Söyledim, Kardeşlik Akdini Hemen Bozsun

Erdoğan'dan 'Rotterdam' Talimatı: Başbakanımıza Söyledim, Kardeşlik Akdini Hemen Bozsun

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rotterdam Belediye Başkanı, İstanbul'la da kardeş şehirlermiş. Başbakanımıza söyledim, bunlarla o kardeşlik akdini bozsun." dedi.

Hollanda'da, Türkiye'ye karşı küstahça tavrın takınılıp tarihi bir rezaletin yaşandığı Rotterdam kentinin belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesinin 2005'den beri 'kardeş şehir' olduğu ortaya çıkınca 12 yıllık anlaşmanın sonlandırılıp sonlandırılmayacağı merak konusu olmuştu. Beklenen çıkış Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan geldi. Afyonkarahisar'da toplu açılış törenine katılan Erdoğan, "Rotterdam Belediye Başkanı, İstanbul'la da kardeş şehirlermiş. Dün akşam Başbakanımıza söyledim, 'Hemen İstanbul Belediye Başkanımıza söyleyelim, tek taraflı olarak bunlarla o kardeşlik akdini bozsun. Zira bizim bu tür insanlarla kardeş şehir olmamız mümkün değil." dedi.

Erdoğan, Avrupa gazetelerinin hayır manşetlerine de çıkıştı. "Diktatör Erdoğan'a 'hayır" diyorlar. Bunun benim şahsımla alakası yok ki. Erdoğan'la ne alakası var. Burada bir sistem değişikliği yapılacak. Yarın bu ülkede Başkanlık seçiminde kim öle, kim kala! Hangi kişi seçilir, seçilmez. Bunu kimse garanti edebilir mi? Ama bunların demokrasi anlayışı bu." dedi.

Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

"16 NİSAN'DA BATI'NIN OYUNLARINI BOZMAYA VAR MIYIZ?"

"Partimizi kurduğumuzda Afyon'dan yola çıkardık. Zaferin merkezinden yola çıkılmazd anereden çıkılır? NYeni zaferler için yaklaşık 1 aylık süreçte kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Batının oyunlarını bozmaya var mıyız? Cumhurbaşkanlığı Seçimi'nde yüzde 65'lik bir oy oranıyla bu kardeşinize verdiğiniz desteği unutamam. 15 Temmuz'da dimdik durdunuz. Sizlere şükranlarımı sunuyorum. Afyon kadınıyla, erkeğiyle dimdik ayakta durdu. Terör örgütlerine karşı içeride ve dışarıda yürüttüğümüz mücadelede bizi desteklediğiniz için teşekkür ediyorum. Afyon terörle mücadelede şehitler verdi. Şehitlerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.

"SINIRLARIMIZ İÇİNDE DIŞINDA BEDEL ÖDÜYORUZ"

Bu tablo 1922'de Büyük Taarruz'a evsahipliği yapmış Afyonkarahisar'ın istiklal ve istikbal mücadelimizde hala en ön saflarda olduğunu zaten ispatladınız. Büyükkalecik'ten Kocatepe'ye giden yol üzerindeki Kurtkaya'da bulunan Yüzbaşı Agah Efendi Şehitliği'ni biliyorsunuz değil mi? Peki kimdir bu Yüzbaşı Agah Efendi? Yüzbaşı Agah Efendi emrindeki 250 kişiyle 2 bin 500 kişilik düşmanı imha eden bir kahramandır. Yüzbaş Agah Efendi, üsteğmeni askeriyle birlikte şehit olmuştur. Bu topraklar yıllardır kanla ve terle yoğrula yoğrula bizim vatanımız olmuştur. Bugün de büyük Türkiye için, güçlü Türkiye için, müreffeh Türkiye için verdiğimiz mücadelede pekçok bedel ödedik, ödüyoruz. Terör örgütleriyle mücadelede bedel ödüyoruz. Sınırlarımız dışında yürüttüğümüz operasyonlarda bedel ödüyoruz. Ekonomimize yapılan saldırılarda bedel ödüyoruz. Avrupa'da atlarıyla, itleriyle, kinleriyle, nefretleriyle vatandaşlarımıza karşı saldırılarda bedel ödüyoruz.

"ATLARIN, İTLERİN SAHİPLERİNİN NE YAPILACAĞI ORTAYA ÇIKACAK"

Şimdi Hollanda'da seçim var. Atların, itlerin sahiplerinin ne yapılacağı ortaya çıkacak. Bunların medenilikle, modern dünyayla alakası yok. Bunlar Bosna-Hersek'te 8 bine aşkın Bosnalı müslümanı katledenlerdir. Bunların cibiliyetini biliriz. Ama bunlar ne yazık ki, hala medeni olamamışlar. Modern olamamışlar. İnsanlıktan nasibini alamımışlar. İşte o akşam da düşünün, Türkiye'nin bir bakanı, bir bayan bakanı oraya geliyor. Nereye geliyor? Kendi konsolosluğuna ve kendi kendi konsolosluğuna gelerek vatandaşlarıyla buluşacak. Bunun herhangi bir izne tabii diye bir şey yok. Kendileri Avrupa'nın değişik yerlerinde seçim kampanyaları yapıyorlar. Geç bunları. Hayır kampanyası yapmak üzere Hollanda, Almanya, İsveç, Danimarka'ya gelen PKK terör örgütü temsilcilerine, onların yandaşlarına ve onlarla beraber hareket eden Türkiye'deki Barolar Birliği Başkanı'na müsaade ediyorsunuz. Peki Türkiye'nin bakanına niçin kapıları kapatıyorsunuz? Rotterdam Belediye Başkanı İstanbul'la da kardeş şehirlermiş. Dün akşam Başbakanımıza söyledim "Hemen İstanbul Belediye Başkanımıza söyleyelim, bunlarla o kardeşlik akdini bozsun"

"BUNLAR GAZETELERİN BAŞLIKLARINI TÜRKÇE ATIYOR"

Bizim bu tür insanlarla kardeş şehir olmamız mümkün değil. Oradaki gazeteler başlıklarını Türkçe atıyor. Diktatör Erdoğan'a 'hayır' diyorlar. Bunun benim şahsımla alakası yok ki. Erdoğan'la ne alakası var. Burada bir sistem değişikliği yapılacak. Yarın bu ülkede Başkanlık seçiminde kim öle kim kala! Hangi kişi seçilir, seçilmez. Bunu kimse garanti edebilir mi? Ama bunların demokrasi anlayışı bu. Tüm dergilerinin kapaklarında bu konu var. Televizyonlarında gece gündüz bu konu tartışılıyor. Sokaklarında ülke ve milletimize hakaretler içeren kıyafetlerle hayır karnavalları düzenleniyor. Hilal ve yıldız arasına beni karikatürize etmişler ve altında da ne yazık ki, bakıyorsunuz Türkiye'den bazı gazeteler. Bakıyorsunuz bölücü terör örgütünün yayın organları. Bakıyorsunuz solu destekleyenler. FETÖ'nün yayın organı. Bunlar da altında...

"BUNLAR 2,5 SAATLİĞİNE OLAĞANÜSTÜ HAL İLAN ETTİ"

Hayır diyenlere tüm kapılar sonuna kadar açık. Ama evet derseniz polisiyle, atıyla, itiyle insanlık dışı bir duvar buluyorsunuz. Kendi konsolosluk binasında toplantı yapmak isteyen bir hanımefendi bakanımızı engellemek için bir belediye 2,5 saat olağanüstü hal ilan ediyor. Türkiye'de Bakanlar Kurulu kararıyla olağanüstü hal ilan ediyoruz. Türkiye'yi ziyaret eden Batılılar "Bu olağanüstü hal ne kadar sürecek?" diyorlar. Size ne? Oradaki vatandaşlarımızın toplantı hürriyetini engelliyor. Ellerinde silah değil sadece bayrak var. Buna bile tahammül edemiyoruz. Hatta sonradan öğreniyoruz ki, polislerine vur emri dahi vermişler! Karşınızda hepi topu bir kadın bakan ve yanında çoğunluğu kadın olan 3-5 kişilik ekibi ve birkaç koruma görevlisi var. Bunlar için olağanüstü hal ilan edilir mi, polise vur emri verilir mi?

"BİZ BUNLARIN KARIN AĞRILARINI İYİ BİLİYORUZ "

Bunlara yıllardır terörist listesi veriyoruz. PKK, FETÖ, DEAŞ. Biz bunların karın ağrılarının nedenini biliyoruz. 100 yıl önce hasta adam dedikleri Osmanlı'nın Çanakkale'de yedi düvele nasıl kök söktürdüklerini biliyorlar. Yıllarca siyasi istikrarsızlıkların, ekonomik krizlerin sosyal çalkantıların pençesinde ezdikleri, iğdiş ettikleri sandıkların bir milletin son 14 yılda gösterdikleri atılımla nasıl ortaya çıktığını gayet iyi biliyorlar. Türkiye'nin 2023 hedeflerine ulaşması onları öyle ürkütüyor ki. Ülkemizde bazıları hala meseleyi kavrayamamış olabilirler. Ama onlar 16 Nisan'ın ne anlama geldiğini iyi biliyorlar. 15 Temmuz'da hayata geçiremedikleri heveslerine ebediyyen veda edeceklerini biliyorlar.

"AVRUPA'DA TÜRK KORKUSU, İSLAM KORKUSU ALDI GİDİYOR"

Avrupa'ya karşı herhangi bir olumsuz düşüncemiz olmadığını gösterdik. Bugün kıtayla ilgisi olmayan her coğrafyadan ülkeye vize serbestisi sağladıkları halde Türkiye'ye kapılarını kapatmalara çalışmaları Avrupa'nın kendi ayıbıdır. Mülteci akını karşısında paniğe kapıldılar. Türkiye'yi ortada bırakmak Avrupa'nın kendi ayıbıdır. Tüm bunlara rağmen iyi niyetimizi, dostluğumuzu koruduk, koruyoruz. Bize alenen husumet göstermeye, alenen saldırmaya başladılar. Avrupa kendi korkularının içinde boğulmaya gidiyor. Türk korkusu, islam korkusu aldı başını gidiyor. Hiçbir şeyleri kalmadığı için kendilerine sığınan mültecilerden bile korkuyorlar.

"FAŞİZM AVRUPA SOKAKLARINDA KOL GEZİYOR"

Kendi içlerinde proteston, katolik diyerek gerçekleştirdikleri katliamlar var. Sadece 2. Dünya Savaşı'nda 50 milyon insanın ölümüne sebep olan bir yıkım ortaya çıktı. AB'yi kurarak kendileri ve dünya için yeni bir dünya açtıklarını öne sürüyorlardı. Şimdi AB'nin de içini boşalttılar. İngiltere AB'den ayrılıyor mu? Bundan sonra artık ne AB'nin ya da herhangi bir Avrupa ülkesinin demokrasi, özgürlük, adalet, hukuk dersi verme hakkı kalmamıştır. Faşizmin ruhu Avrupa sokaklarında kol geziyor. Avrupalılar kendi karanlık akıbetlerini hazırladıklarının farkında değiller. Biz Türkiye olarak Avrupa'daki ırkçılara karşı demokrasiyi, insan haklarını, hukuku savunmaya devam edeceğiz.

"TÜRKİYE BU SİSTEMLE GELSEYDİ, 2 KAT DAHA BÜYÜMÜŞ OLACAKTI"

Bugün Hollanda'da yapılan seçimlerde inşallah, orada yaşayan vatandaşlarıma sesleniyorum, sakın ha ırkçı partiye veya partilere oy vermeyin. Bakanımızı oraya sokmayan mevcut zihniyete sakın oy vermeyin. Türkiye'ye karşı muhabbeti olan partilerle hareket edin. Türkiye geçtiğimiz 14 yılda 3 kat büyüyerek kozasını yırtmıştır. Yeni hedeflerimize ulaşamayacağımızı yaşadığımız her hadise bize göstermiştir. Şu örnek bile başlı başına değişim için yeterlidir. 1991 yılından beri Anayasa değişikliği ile getirmeye çalıştığımız istikrarlı yönetim modeli ile bugünlere gelmiş olsaydı iki kat daha fazla büyümüş olacaktı.

"ANA MUHALEFETİN BAŞINDAKİ ZATIN HABERİ YOK"

Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemini engellemek için tüm güçleriyle çalışıyorlar. Hadi Avrupalıları anladık da bizim ana muhalefet partisine ne oluyor? Anayasa değişikliğiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan hususları sanki öyleymiş gibi anlatıyorlar. Halbuki 16 Nisan'da milletimizin oylayacağı topu topu 18 madde. Ana muhalefetin başındaki zat bu maddeleri okuma zahmetine katlanmamış. Bakın ne diyor: Cumhurbaşkanı başka partiden, Başbakan başka partiden olursa kavga çıkar, diyor. İşte ana muhalefetin başındaki zat bu. 18 madde ne diyor haberi yok. 16 Nisan'da bunlara sandıkta gerçeği öğretmeye var mıyız?

"AÇSA 18 MADDEYİ OKUSA! AMA ÖYLE BİR DERDİ YOK"

Sandıktan evet çıkarsa meclis lağvedilecekmiş. İstersem yüzlerce kişiyi yardımcım olarak bakan olarak atayabileceğimden bahsediyorum. 16 Nisan'dan sonra benim böyle bir yetkim var mı? Bu ancak 2019 kasımında yapılacak başkanlık yarışında kim seçilecek, ona göre ortaya çıkacak. Muhtarlıkları ve belediyeleri kapatabileceğime, ülkeyi bir gecede yabancı bir devlete teslim edebileceğime kadar neler diyor neler! Ah benim Afyonkarahisarlı kardeşlerim. Zaferin müsecel şahitleri bu zatın yalancılığını bilir. Bu defa söylediklerinin hepsi kuyruklu yalan. Halbuki açsa okusa 18 maddeyi, orada görecek ne olacağını, ne olmayacağını. Ama öyle bir derdi yok. Meclis sadece kendisine ait olan yasama görevini, yani kanun çıkarma görevini kullanmaya devam edecek. Üstüne bir de denetim yetkileriyle güçlendiriliyor. Ama haberi yok."