Erdoğan: Baykal Uzlaşmaz Bir İnsandır

Erdoğan: Baykal Uzlaşmaz Bir İnsandır

AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın 'Uzlaşmaz Olduğunu' Savunarak, 'Onun Kitabında Uzlaşma Yoktur ve Hiçbir Zaman Dürüst Davranmaz' Dedi.

Erdoğan: Baykal Uzlaşmaz Bir İnsandır

AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın ''uzlaşmaz olduğunu'' savunarak, ''Onun kitabında uzlaşma yoktur ve hiçbir zaman dürüst davranmaz'' dedi.

Erdoğan, partisince Sakarya'nın Gar Meydanı'nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, Bursa'da ''MHP'nin birinci sıra adayının yanında bulunanların, bilbordlara AK Parti'nin afişlerini asan şirket görevlilerini sopayla dövdüklerini, bunun İstanbul ve farklı iller de yaşandığını'' söyledi.

Erdoğan, ''Ayıptır, ayıp... Demokrasi bu değil. Siyasette rekabet bu değil. Benim evimin önüne Ankara'da geldiler bayraklar astılar. Nezaket denilen bir şey vardır. Ben koruma polislerim orada olmalarına rağmen, koparttırmadım, indirtmedim. Niye? Demokrasi bu, işin şenliği bu'' diye konuştu.

Şehit cenazelerinin miting meydanına dönüştürüldüğünü ifade eden Erdoğan, alandakilerin muhalefet partilerine yönelik protestolarını durdurarak, ''cevabı sandıkta vermelerini'' istedi. Erdoğan, şunları kaydetti:

''Bunlar konuşurken bile, af edersiniz 'hainlik'ten tutun, 'alçaklık' gibi ifadelere varıncaya kadar... Bu ülkenin Başbakanına, bir siyasi partinin genel başkanına hakaret edecek kadar siyasi etikten uzak tipler. Bunlarda bu yok. Ama biz onların düştüğü seviyelere düşmeyeceğiz. Onların diliyle konuşmayacağız. Eğer o dille konuşmaya gelirse ben o dilin daha iyisini kullanırım. Yetiştiğim yer buna çok müsait, kullanırım. Ama aldığım eğitim buna müsaade etmez, benim ahlakım buna müsaade etmez. Onun için biz o noktalarda değiliz. Biz hangi dille konuşacağımızı çok iyi biliriz. Çünkü benim halkımın dili o dil değil.''

Erdoğan, ''DSP-MHP-ANAP koalisyonu döneminde 22 bankanın fona devredildiğini, şimdi MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin dürüstlükten bahsettiğini'' söyledi. ''Senin neyin dürüst? 22 banka fona devrediliyor, sen tribünden maç seyreder gibi bunu izliyorsun'' diyen Erdoğan, bunun millete 40 milyar dolara mal olduğunu kaydetti.

Bu bankalardan birinin İmar Bankası olduğunu anlatan Erdoğan, İmarzedelere 9 katrilyon lira ödediklerini söyledi. Erdoğan, ''Bu ara mazotçular türedi. Ah mazotçular, ah mazotçular... Sen mazotu 1 YTL'yi vermeyi bırak da... O dürüst baban var ya, şu anda yurt dışında kaçak yaşayan, o gelsin... 9 katrilyonu bir ödeyiver de seni göreyim. Sakarya'nın bir çocuğu filan diye kusura bakmayın bunu teğet geçemem, gerçeği söylemem lazım'' diye konuştu.

Erdoğan, Genç Parti Genel Başkanı Cem Uzan'ı eleştirdiği konuşmasını şöyle sürdürdü:

' 'Güney Kıbrıs'ta sanal şirket kurmuş. Biliyorsunuz biz Güney Kıbrıs'ı devlet olarak tanımıyoruz. Bizim devlet olarak tanımadığımız bir yerde sen gidiyorsun sanal bir şirket kuruyorsun, oradan da Türkiye cumhuriyeti'ni uluslararası mahkemeye taşıyorsun. Ne alacakmış biliyor musunuz? Kendinden de çok emin. 'En az bu mahkemeden 40-50 milyar dolar alırım' diyor. Ben de diyorum ki, 'Tayyip Erdoğan bu ülkenin Başbakanı olduğu sürece, bu can bu tende kaldığı sürece avucunu yalarsın', kusura bakma. İsteyen mahkeme istediği kararı versin, avucunu yalarsın. Türkiye böyle bir parayı ödemez. Bunu bilesin.''

Erdoğan, ''bazı medya patronlarının hepsinin birden hortumlar gittiği için saldırdığını'' ileri sürdü. ''Artık böyle eşofmanlar, gömleklerle Başbakan karşılayamıyorlar'' diyen Erdoğan, ne kadar vururlarsa vursunlar asıl gücün önce hak, sonra halk olduğunu söyledi.

''MHP ile CHP'nin birbirinden farkının bulunmadığı'' görüşünü savunan Erdoğan, partisinin siyaseti arındırmak için geldiğini kaydetti. Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a yönelik eleştirilerde bulunarak, şöyle devam etti:

''Bunlardan Baykal uzlaşmaz insandır. Onun kitabında uzlaşma yoktur ve hiçbir zaman dürüst davranmaz. Akşam yatar farklı konuşur, sabah kalkar farklı konuşur. Açın cemaziyelevveline bakın, bunları göreceksiniz. O da mazotçudur. Bak şimdi 'ÖTV'yi kaldırıyorum' diyor. Biz senin mazotçuluğunu biliyoruz. Geçen Antalya'daydım. Antalyalı bir hemşehrisi Sayın Baykal'ın Enerji Bakanı'yken dağıttığı mazot karnesini verdi.''

Vatandaşlara mazot ve ekmek karnesi gösteren Erdoğan, ''İşte bunun mazotçuluğu bu. Çiftçiye mazot bile veremiyordu. Karneye bağlamıştı eski komünistler gibi. Komünist ülkelerde biliyorsunuz bunlar karneyle verilir, ekmek karneyle verilir, su karneyle verilir, benzin karneyle verilir. Bu da oradan kalıntıdır zaten'' dedi.

Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti:

''Bana, Mecliste 'Atatürk'ün partisine dil uzattı' diyor. CHP'yi Atatürk kurmuş olabilir. Bizim Atatürk'ün şahsıyla meselemiz yok. Ona olan saygımız, ona olan hürmetimiz seninle de mukayese edilmez. Ama sen Atatürkçü filan değilsin, Atatürk üzerinden geçinensin. Oradan geçiniyorsun. Sen CHP'yi Atatürk'ün kurmasını bırak da sen ne yaptın, onu anlat. Sen muasır medeniyetlerin üstüne çıkmak için ne yaptın onu anlat. Senin bu ülkede bir dikili ağacın var mı onu söyle. Maliye Bakanlığı yaptın para bulamıyordun. Dışişleri Bakanlığı yaptın. Halini biliyorduk. Bu ülkeyi dışarıda temsil edemedin, acze düştün.

Diyor ki, 'bir Başbakan bunları konuşmaması lazım.' Nasıl konuşmam? Sen Başbakana hakaret edeceksin, her şey serbest. Başbakan konuşunca 'Başbakansın sen konuşmayacaksın.' Benim kültürümde ne var biliyor musun? Yumuşak başlıysam, kim dedi uysal koyunum? Kesilir belki fakat çekmeye gelmez boynum. Kusura bakma. Güvendiğin bazı yerler seni koruyabilir ama sen cevabını bizden alacaksın. 22 Temmuz'da sandıklar sana öyle bir cevap verecek ki Rodos'a da yüzeceksin. O noktadaki başarını tartışmıyorum. Başarılısın.''

Hükümetleri döneminde ihtiyaç sahiplerine yönelik sosyal yardımlardan da söz eden Erdoğan, ihtiyacı olanlara kömür dağıttıklarını, bunu CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın eleştirdiğini ifade etti. Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

''Kömür dağıttık, doğru. Altın değil ama kömür. Kömür altındır öyle bakıyorsan, doğrudur. Kömür dağıtmak bizim için görevdir. Anadolu'da fakir fukarayı o kışın soğuğunda sen onu hatırlamazsın Baykal. Sen sıcak köşede yatıyorsun ama biz onu hatırlarız. Maalesef kendi işgüzarlığı ile tuzağa düştü. Kalktı, geçen akşam... Baktım halkçılık edebiyatı yapıyor. 'Şöyle fakirim, böyle bilmem neyim.' Çık da beyannameni bir açıkla, kendininkini de, hanımınınkini de açıkla... Bir millet görsün. Bir daha açıkla. Açıklayamaz. Fakir fukaraya kömür dağıtmaktan niye rahatsız oluyorsun? Her yıl 1,5 milyon ton kömür dağıttık.''

Partili belediyelerinin de kömür dağıttığını, ayrıca partisine mensup hayırseverlerin pirinç ve bulgur verdiğini anlatan Erdoğan, bunun seçim zamanı değil, her zaman yapılan bir uygulama olduğunu kaydetti.

Erdoğan, gelir dağılımında, vergilerde adalet öngördüklerini belirtti. Kaçakların azaldığını, daha iyi noktaya gelindiğinde halkın imkanlarının artacağını anlatan Erdoğan, birlik siyaseti izlediklerini ifade etti. Erdoğan, şunları kaydetti:

''Sayın Baykal, diğerleri, 'Bunlar laiklik karşıtı, yok bilmem şöyle'... Sayın Baykal, kendine gel kendine. Sen ne zamandan beri niyet okumaya başladın. Ben senin büyücülük sanatının olduğunu bilmiyordum. Eğer büyücülük sanatın varsa şöyle geleceği de bize anlatıver. Benim kafamın içinde ne var ne yok biliyor. Bunların gizli ajandaları var diyor. Senin açık ajandan ne ki gizlinden ne çıkar. Bırak bunu. Her şeyin ortada ama bu iktidarında ne yaptığı ortada.''

''Kadrolaşma iddiaları konusunda ise Erdoğan, ''Kadrolaşmada sizinle aşık atmak mümkün değil. Kadrolaşmanın daniskasını yaptınız'' dedi. Erdoğan, KPSS sistemiyle devlete eleman aldıklarını, devletin üst yönetimlerine yapılan atamaların daha önce alınan kadrolu elemanlar arasından yapıldığını kaydetti.

Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bunları rahatsız eden ne biliyor musun? Neymiş, eşinin başı örtülüymüş. Ne demek yahu? Sana ne? Bunu nasıl konuşursun? Sana ne? Bazılarının evlerine adam gönderiyorlar. Eşinin başı örtülü mü, değil mi? Bırakın bu işleri. Bırakın bu ülkede gerginlik yaratmayın. Bu topluluğun içinde benim örtülü bacım da var, başı açık bacım da var. Hepsinin başımın gözümün üstünde yeri var. Niye bu ayrımcılığı yapıyorsunuz?

Bu yola çıkarken şunu söyledim: 'Ülkemde başı açık başı örtülü el ele mutlu gezdiği gün bizim önümüzü kimse kesemez' dedim. Şu anda da aynısını söylüyorum. İnşallah, Sakarya, 22 Temmuz'da bunun cevabını verecek. Milleti bölüyorlar, ayrıma tabi tutuyorlar. Giyimine kuşamına ne karışıyorsun. Adam okumuş ABD'de, İngiltere'de tahsil görmüş, devlette 10-15 senedir görev yapıyor. Gidin evine bakın diyor, eşi örtülümü, değil mi? Böyle anlayış olur mu? Siz kimsiniz, burası diktatörlük mü, demokrasi ülkesi mi? Onun için 22 Temmuz çok önemli.''

Laikliği anayasadaki şekliyle kabul ettiklerini, inançlar arasında ayrım yapmadıklarını, etnik, bölgesel ve dinsel milliyetçiliğe hayır dediklerini anlatan Erdoğan, ''Çıkmış Bahçeli ne diyor. 'Ermenilere şunu satmış, bunu satmış' diyor. Eline, diline dursun. Neler konuşuyorlar, neler... Yazık, yazık... Böyle devlete, yönetime talip olmak olmaz. Dürüst, düzgün olacaksın. Yarın birbirimizin yüzüne bakabilecek bir mecalin olacak. Bunları söylediğin zaman olmaz ve bunları ülkeyi satmak diye milleti aldatmak olmaz. Dünyanın bütün gelişmiş ülkelere bak, paranın dini, milleti ırkı yoktur. Bu para benim ülkeme menfaat sağlıyor mu ben ona bakarım'' diye konuştu.