Erdoğan-Barzani Buluşmasına Bahçeli'den Sert Tepki: Erdoğan Olmayan Kalitesinin Gereğini Yaptı

Erdoğan-Barzani Buluşmasına Bahçeli'den Sert Tepki: Erdoğan Olmayan Kalitesinin Gereğini Yaptı

Erdoğan-Barzani Buluşmasına Bahçeli'den Sert Tepki: Erdoğan Olmayan Kalitesinin Gereğini Yaptı
ANKA - Haberler | Güncel

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Erdoğan-Barzani buluşmasına sert tepki göstererek, "Başbakan Erdoğan olmayan kalitesinin gereğini yapmış Barzani'yi Diyarbakır'a davet etmiş, tıpkı aşığına vurgun maşuk gibi muhatabını bağrına basmıştır"...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Erdoğan-Barzani buluşmasına sert tepki göstererek, "Başbakan Erdoğan olmayan kalitesinin gereğini yapmış Barzani'yi Diyarbakır'a davet etmiş, tıpkı aşığına vurgun maşuk gibi muhatabını bağrına basmıştır" dedi.

Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, tedavi gördüğü hastaneden dün yaşama veda eden tiyatro sanatçısı Nejat Uygur'a rahmet diledi. Milyonları bulan hayran kitlesine ulaşan Uygur'un, milletin sevgisini ve övgüsünü hak etmiş saygıdeğer bir isim olduğunu ifade eden Bahçeli, "Üzüntümüz büyüktür. Sahne hayatında hepimizi güldürdüğü kadar da düşündüren, istikrarlı, ahlaklı ve dengeli kişiliğiyle gönüllere taht kuran merhum Uygur hiçbir zaman unutulmayacak, sımsıcak gülüşüyle hiç akıllardan çıkmayacaktır" dedi.

-DERSHANE TARTIŞMASI: "BAŞBAKAN'I BU KARARA İTEN ASIL SAİK NE?"-

Konuşmasında dershane tartışmalarına değinen Bahçeli, "Adına reform, yenileşme, proje, gelişme ve devrim denilerek milli eğitim sisteminin posası çıkarılmakta ve derisi yüzülmektedir" değerlendirmesinde bulundu. Dershanelerin kapatılarak özel okullara dönüştürülmesinin ise kendilerinin yıllar önce belirlediği bir hedef olduğunu belirten Bahçeli, şunları söyledi:

"Dershane sisteminin yaygınlaşması, öğrencilerimizin bu kurumlara mecbur bırakılması her şeyden evvel eğitim sisteminin acizliğinden ve yetersizliğinden kaynaklanmaktadır. Milli eğitim müfredatında, girilecek imtihanlarla ilgili lazım gelen bilgi ve tecrübenin verilmemesi veya verilemeyişi çok ciddi bir zaaftır. Dershane tartışmasından önce bu eksikliğin karşılanması, bu ihmal mesabesindeki zayıflığın tartışılması gerekmektedir.

Bize göre önemli ve öncelikli olan dershanelere olan ihtiyacın tamamen ortadan kalkması ve kaldırılmasıdır. Bu gerçekleşmeden, bu sağlanmadan ve milli eğitim sistemi beklentilere cevap vermeden dershane sistemiyle sırf başka maksatlarla oynamak telafisi çok zor olacak boşluklara ve çalkantılara meydan verebilecektir."

"Başbakan ve hükümetinin, yaklaşık son bir yıldır dershane üzerinden yürüttüğü polemiklerin esas gayesi nedir" diye soran Bahçeli, "Dershaneleri kapatma kararı iyice yüzeye vuran bir siyasi kavganın mı, dünkü ittifakların bir mahsuplaşması mı, alttan alta devam eden restleşmenin mi, yoksa gerçekten de bir ihtiyacın mı eseridir? Başbakan Erdoğan'ı bu karara iten asıl saik nedir? Bu soruların cevaplarını bilmek ve öğrenmek bizim olduğu kadar da milletimizin en doğal hakkıdır" diye konuştu.

-"REZİL SAHNELER"

Diyarbakır'da gerçekleşen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani'nin görüşmesine sert tepki gösteren Bahçeli, "rezil sahneler" ifadesini kullanarak, "Başbakanla dostu ve kardeşi Barzani, sözde Kürdistan beyanları altında Diyarbakır'da kavuşmuş, kucaklaşmış ve kaynaşmıştır. Türkiye Cumhuriyeti'nin 90 yıllık tarihinde, bugünkü kadar küstahlık, bugünkü kadar pervasızlık, bugünkü kadar ihanet emin olunuz ki görülmemiştir. Türkiye, Başbakan ve hükümetinin yabancılardan heyecanla aldığı vekalet göreviyle sanki işgal, sanki esaret altındadır. Karşımızdaki ülke manzarası her açıdan yürek burkucudur. Karşımızdaki ülke resminin aydınlık hiçbir yanı kalmamıştır. Bu kürsüden; aziz milletime, kalbi vatan, bayrak ve millet sevgisiyle çarpan her kardeşime, ekranları başında bizi izleyen tüm saygıdeğer vatandaşlarıma da sesleniyorum; bugün büyüğünden bir Türkçe sözlüğünü açıp bakınız, eminim ki, içinde bulunduğumuz ağır ortamı tam manasıyla tarif edecek ve karşılayacak bir kelimeyi bulamazsanız" dedi.

-"ERDOĞAN YA KANDİL YETİŞTİRMESİ, YA TÜRK DÜŞMANI"-

Düşmanlığın hiç bu kadar övüldüğü, iltifat görüp taltif edildiği başka bir dönemin görülmediğini ifade eden Bahçeli, şöyle devam etti:

"Türkiye 16 Kasım günü hiç olmadığı kadar küçük düşürülmüştür. Türk vatanı bir avuç soyu sopu karışık vicdanı çürümüş yüzlerin meydan okumasına sahne olmuştur. Biz devlet olduk olalı hiç bu kadar zulüm görmemiştik, hançerlenmemiştik. İhanet hiç bu kadar statü elde etmemişti. Başbakan Erdoğan meşrebinin, seviyesinin ve olmayan kalitesinin gereğini yapmış, kadim dost ve kardeşi Barzani'yi Diyarbakır'a davet etmiş ve burada tıpkı aşığına vurgun maşuk gibi muhatabını bağrına basmıştır. Peşmerge başı, bu ihanet buluşmasına gelirken Habur yolunu takip etmiş topraklarımızı kirletmiştir. Yanına aldığı ve 37 yıl sonra Başbakan'ın vizesiyle yurda giriş yapan Şivan Perver isimli bölücü ve sözde şarkıcıyla gövde gösterisi yapmış, tezahüratlar eşliğinde ve konvoy halinde Diyarbakır'a ulaşmıştır. Sanki babasının çiftliğine gelir gibi Türkiye'ye girmiştir. "Terörist olan Türkiye devletidir' sözlerini İsveç'te sarf eden kişi bu kişidir. "Allah kahretsin Türk dilini başımızdan def edelim' sözünü sarf eden bu kişidir.

Başbakan'ın PKK'lılara karşı gösterdiği coşkun ve aşkın sevginin kendi içinde tutarlı bir yanı herhalde vardır. Buna göre Sayın Erdoğan ya Kandil yetiştirmesidir, ya Türk düşmanıdır, ya da Türk milletinin kanını içmeye yeminli çevrelerin özel ve gönüllü görevlisidir."

-"BU KADAR AHMET KAYA HASTASIYSA ANIT YAPTIRSIN, EVDEN SEYRETSİN"-

Bahçeli, Diyarbakır'daki açılış töreninin, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'nü de alan Ahmet Kaya'nın ölüm yıldönümüne denk gerildiğini belirtirken, şunları dedi:

"Değerli arkadaşlarım söyler misiniz bana, Türkiye Cumhuriyeti'ni PKK severlerin yönetmesi, devletin en üst makamlarında teröristlere yataklık yapanların bulunması Türk milleti için kıyamet alameti değil midir? Bu nasıl bir iştir ki, birisi ödül verecek kadar şuur kaybına uğrar, birisi anma günü düzenleyecek kadar da gözü ve vicdanı kararır? Hangi devletin yöneticileri böyle bir kokuşmuşluğun içinde olmuştur? Dünyanın neresinde, bir ülkenin Cumhurbaşkanı ve Başbakanı teröristlere koltuk çıkmakta, izzet ve ikram yapmaktadır?

Başbakan, hısım ve yakın akrabası olduğuna kanaat getirmeye başladığımız Barzani'nin önünde PKK'lı Ahmet Kaya'dan şiir niyetine bazı zırvaları dillendirirken önüne gelen ağlamış ve duygulanmıştır. Başbakan içli içli okumuş, ah çekerek, "Keşke burada' olsaydı diyerek özlemini haykırmış ve neticede protokol kısmında gözyaşları sel olup birbirine karışmıştır. Hayatı boyunca şehitlere tek bir damla gözyaşı dökmeyen, göz pınarları hiçbir milli davada yaşarmayan izansızlar, insafsızlar ve nefsine tapan kibir yuvaları koro oluşturup PKK'lı Ahmet Kaya'nın ağıdını ölümünden 13 yıl sonra yakmışlardır. Başbakan Erdoğan madem bu kadar Ahmet Kaya hastasıdır, madem bu kadar kardeşi olarak görmektedir, madem bu kadar matemlidir; o zaman en kısa sürede bu terörist havarisinin adına bir anıt yaptırmalı, orayı kendisine mesken tutmalı, yakınlarından da bir ev tutarak sürekli anıtı seyretmelidir. Başbakan'a göre bu PKK'lının suçu saz çalmakmış. Sayın Erdoğan, öldürmek için ille de tüfek, tabanca, top ve hançer mi kullanmalı; saz kaleşnikof, kalem füze, söz kurşun, senin ve dostun gibi zihniyetler de canlı bomba olamaz mı?"

-"BAŞBAKAN KÜRDİSTAN'A ONAY VERMİŞTİR"-

"Barzani'nin kuyruğuna takılanlar, yularını Kandil teröristlerine kaptıranlar, bölücülerin maşası olmaktan keyif duyanlar yazsa yazsa ancak kalleşliğin ve kahpeliğin tarihini yazacaklardır" değerlendirmesinde bulunan Bahçeli, "Diyarbakır'da Barzani'yi konuk etmek, onun huzurunda Kürdistan'ı meşrulaştırmak Türk milletinin görüp görebileceği en ciddi tahribatlardan birisidir. Başbakan Erdoğan siyasi menfaat uğruna, Barzani'nin desteğini sözüm ona bölgede alma pahasına ve dört varil mazot amacıyla ayaküstü hem müzakere ortağını satmış, hem de Kürdistan'a onay vermiştir. Başbakan, peşmergenin pankürdist politikalarını hazmettirmek için Türk milletine verdiği yetkiye alenen ihanet etmiştir. İnşallah Allah'ınızdan bulacağınız günler de yakındır" diye konuştu.

-"ŞEYTANİ BELEDİYE BAŞKANI"-

Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir için de "şeytani Belediye Başkanı" ifadesini kullanan Bahçeli, "Sayın Başbakan, bu Kuzey Kürdistan neresidir? Sen, elinden tuttuğun bu belediye başkanının sözlerine katılıyor musun, destek veriyor musun? Türkiye bir hukuk devleti ise, bu savcılar, bu hakimler nerededir? Yasa ve Anayasa'ya göre en ağır suçlar bir bir işlenirken, vatanını ve milletini seven hukuk insanları nereye sinmiştir?" dedi.

Diyarbakır ziyaretinde, Kerkük'ten Avrupa'ya ulaşacak yeni bir doğal gaz ve petrol hattının inşası için Başbakan Erdoğan ve Barzani'nin "memur edildiğini" savunan Bahçeli, "Oyun iğrenç, tezgah aşağılık ötesidir. Hesap para, servet ve koltuk üzerinedir. Bunun için de Türkiye'nin bölünmesi, ilk etapta özerklik, arkasından federasyon ve konfederasyon koridorundan geçerek Kürdistan direklerinin çatılması amaçlanmaktadır" diye konuştu.

Başbakan'ın, "Dağdakilerin indiğini, cezaevlerinin boşaldığını göreceğiz" açıklamasını da, "Recep Tayyip Erdoğan PKK'yı resmen siyasallaştıracak ve canibaşını da serbest bırakacaktır" diyerek yorumlayan Bahçeli, "Bu süreci çabuklaştırmak için muhtemeldir ki, PKK sansasyonel eylemlerini artıracaktır. Mardin'de askeri birliğimize yönelik kurulan pusu, Van karayolu yapımını üstlenen bir firmaya ait şantiyenin basılması, 10 araç ve iş makinesinin ateşe verilmesi bunun bir işaretidir" dedi.

-ALMANYA ZİYARETİ-

Bahçeli, 14-18 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirdiği Almanya ziyaretiyle ilgili de değerlendirmelerde bulunarak, Avrupa Türklüğünün önemli sorunları olduğunu vurguladı.

Bu sorunların hükümet tarafından ön plana alınması gerektiğini belirten Bahçeli, "Çifte vatandaşlık konusundaki miyop bakış artarak sürmektedir. Değişik ülke vatandaşları Almanya'da yerel seçimlerde oy kullanabilirken, Türk vatandaşlarına aynı hak tanınmamaktadır. Türkçe öğretmeni ve din görevlisi temini konularında tarafımıza iletilen haklı ve son derece yerinde isteklerin de karşılanması aciliyet arz etmektedir. Başbakan Erdoğan gözünü açmalı ve Avrupa Türklüğü'nün sesine kulak vermelidir" diye konuştu.

Bahçeli, Almanya'daki 3. ve 4. neslin Türkçenin konuşulma ve öğrenilmesiyle ilgili kaygı verici bir açığı ve zayıflığı olduğunu da ifade ederken, "İki kültür, iki dil, iki din arasında bocalayan ve kimlik bunalımı ile karşı karşıya kalan Türk kardeşlerimize hepimizin, özellikle de hükümetin duyarlı olması kaçınılmaz bir görevdir. Mutlaka ki, yozlaşma ve yabancılaşmaya engel olmak lazımdır" ifadelerini kullandı.

Kaynak: ANKA

Manşet Haberler

title