Emekli Orgeneral Edip Başer'den Açıklamalar

Emekli Orgeneral Edip Başer'den Açıklamalar

Emekli Orgeneral Dr. Edip Başer, Türkiye'de Rejim Bunalımı Olmadığını, Ancak Rejim Bunalımına Doğru Gidildiğini Belirterek, "Samimi İnanç Sahibi Dindar İnsanlarımızı Eğitmek ve Aydınlatmak Yerine Dışlamak ve Aşağılamak, Bölücü Etkiler Yaratabilecek Çok Ciddi Yanlışlardandır" Dedi.

Emekli Orgeneral Edip Başer'den Açıklamalar

Emekli Orgeneral Dr. Edip Başer, Türkiye'de rejim bunalımı olmadığını, ancak rejim bunalımına doğru gidildiğini belirterek, "Samimi inanç sahibi dindar insanlarımızı eğitmek ve aydınlatmak yerine dışlamak ve aşağılamak, bölücü etkiler yaratabilecek çok ciddi yanlışlardandır" dedi.

Emekli Orgeneral Dr. Edip Başer, İnönü Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi'nde "Ulusal Güvenlik" konulu bir konferans verdi. Başer, "Hemen hemen bir rejim bunalımı olduğundan bazıları söz ederken, bu tam olarak doğru olmasa bile bir rejim bunalımına doğru gidildiği konusunda hemen hemen tüm aklı başında insanların hemfikir olduğu bir dönemde, acaba ben burada sizlere neden ulusal güvenlik konusunda konuşmayı planladım. Takdir edersiniz ulusal güvenlik bir ülkenin tüm sorunlarıyla, tüm yaşam boyutlarıyla bire bir boyutlarıyla ilişkili olan bir alandır" dedi.

"İç tehdit unsurlarından etnik ve dinsel bağnazlıklara dayalı bölücü faaliyetler, en önemli toplumsal kırılganlık noktaları olmaları nedeniyle de ciddi ve öncelikli ulusal güvenlik sorunları olarak algılanmalıdırlar" diyen Başer, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu arada unutmamak gerekir ki din ve inanç konusu, yeterli eğitime dayalı ve iyi niyetle kullanılması halinde, ulusal birliğin güçlü olarak oluşturulup korunmasında önemli rol oynar. Öte yandan, laiklik ilkesini ve çağdaşlaşmayı yanlış değerlendirip, samimi inanç sahibi dindar insanlarımızı eğitmek ve aydınlatmak yerine kendi hataları olmayan dinsel cehaletlerine bağlı bazı davranışları nedeniyle dışlamak, aşağılamak da, bölücü etkiler yaratabilecek çok ciddi yanlışlardandır. Kötü siyasetçilerin dini siyasete alet etme oyunlarına düşmemenin tek yolu ise, laik eğitimdir. Eğitim sistemini kayıtsız şartsız laiklik ilkesine dayalı düzenlemek ve ödünsüz olarak böyle uygulamaktır." Emekli Orgeneral Başer, "Ülkemizde yapılan darbeler, demokrasiyi nasıl etkilemiştir? Demokrasiyi geliştirmiş midir, yoksa geriletmiş midir?" sorusuna verdiği yanıtta, "Şimdi benim bir asker olarak darbeler demokrasiyi geliştirmiştir savunmasını yapmam tabii ki yakışıklı kalmaz. Darbelerin demokrasiyi geliştirmesini iddia etmek güç. Elbette demokratik bir toplumda, demokratik bir yaşamda, darbelerden söz etmek abestir. Bu dahi yanlış. Ama size tavsiyem; tarihte her olayı kendi koşulları içerisinde değerlendirmekte fayda var. 1980 darbesini, 1980'in koşulları içerisinde öncelikle değerlendirmek lazım. Ancak ben size şu soruyu sormak istiyorum. Bunu ciddi olarak düşünmenizi istirham ediyorum. O günlerde, o tarihlerde ve hatta günümüzde Türkiye'de yaşanan rejimin adına demokrasi demek, gönül rahatlığı ile demokrasi demek mümkün müdür, değil midir? Ben kesinlikle darbe savunmasını yapıyor değilim. Asker emeklisi olmam hiçbir şeyi değiştirmez. Elbet darbeler keşke hiç olmasaydı. Keşke Türkiye o darbelere gerek kalmadan kendi siyasi dinamiklerini, kendi iç dinamikleri ile o sorunların üstesinden gelebilseydi. Keşke Beyazıt Meydanı'nda her gün 8-10 tane üniversiteli gencin cesedi toplanıp, anne ve babalarına birer sandık içerisinde teslim edilmeseydi. Keşke, üniversitelerimizde kızıl bayraklar dalgalandırmaya, Galata Kulesi'nde kızıl bayrak sallandırmaya başlamasaydı. Veya bunların başlamasını hazmedebilir bir duruma, bunların olmasını önemsemeyecek bir duruma gelmiş olsaydı, toplumumuzda o darbeler olmasaydı. Elbette gönlün arzu ettiği bu. Ama darbeler olmuştur. O darbeler demokrasiye katkı mı olmuştur, yoksa demokrasinin önünde engel mi olmuştur? Bunun da cevabını yine kendiniz rahatlıkla bulabilirsiniz. Şöyle bir ülkenin siyasi tarihine bir bakın" ifadelerini kullandı.

Başer, 1980 Anayasası'nın aradan 25 yıl geçmesine rağmen halen değiştirilmemiş olmasından hükümetlerin sorumlu olduğunu da söyledi.

Konferansa Malatya Vali Vekili İnci Sezer Becel, Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf İzzettin Cengiz, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu ile öğretim üyeleri, davetliler ve öğrenciler katıldı.

(BK-CC-CC-Y)