Ekrar)

Ekrar)

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, İnsanların Birbirini Sevmesi, Sayması ve Kucaklamasının En Temel İhtiyaç Olduğunu Söyledi.

Ekrar)

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, insanların birbirini sevmesi, sayması ve kucaklamasının en temel ihtiyaç olduğunu söyledi.

4. Abhaz Şurası, Sakarya'nın Akyazı ilçesi Altındere beldesi Beynevit köyünde yapıldı. Şuraya Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, AK Parti Sakarya Milletvekilleri Recep Yıldırım, Ayhan Sefer Üstün, AK Parti Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, Sakarya Valisi Hüseyin Atak, Adapazarı Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Duran, kaymakamlar, belediye başkanları ve 100'e yakın köyün ileri gelenleri katıldı.

Bakan Şener yaptığı konuşmada, düğünlerde silah kullanılmasını önleme yönünde çalışmalarda bulunan söz konusu şuranın, toplumun bugünü ve yarını için çok önemli olduğunu belirtti. İnsanların biraraya gelerek, kendi hür iradeleriyle yaşantılarını kısıtlayıcı kararlar alabilmelerinin, o toplumların kültür düzeyinin gelişmişliğini gösterdiğini belirten Şener, "Kendilerini ilgilendiren konularda kararlar alıyor ve bu kararları da aksatmadan uyguluyorlar. Bunların içinde en bildiğimiz konulardan birisi

düğünlerde silah kullanımının yasaklanmasıdır. Türkiye'nin her tarafında düğün ve şölenlerde silah kullanmak çok yaygın bir adet ve alışkanlık. Rast gele kullanılan silahın sonunda değişik facialara ve ölümlere yol açtığını hepimiz biliyoruz. Ancak alışkanlıklar mahsurlarıyla birlikte her zaman sürdürülmüştür. Bu, ne yasalarla ne de yasaklarla kaldırılabilecek bir hadise olarak görülemez. Bu şurayı oluşturan köy sakinleri biraraya gelerek bu kötü alışkanlığın ortadan kaldırılmasının hem toplumsal

hem de bireysel hayat açısından gerekli olduğuna karar vermiş ve bu karar köy insanlarının özgür iradesiyle 4 yıldır uygulanmaktadır. Böyle bir kararın uygulanabiliyor olması, doğrudan bu kararı alan ve uygulayan insanların anlayışlarının ve işbirliği alanlarının genişlemesiyle ilgilidir" dedi.

Türkiye'nin çok önemli bir dönemden geçtiğini söyleyen Şener, "Milletimizin ve tüm kurumlarımızın bu süreci iyi değerlendirmesi ve buna uygun olarak davranışlarını uygun bir şekilde geliştirmesi gerekmektedir. Bu ülkede yaşayan 73 milyon insanımızın tamamı birbirini sevmesi, sarması ve kucaklaması bu ülkenin temel ihtiyacıdır. Bunun bir kültür olarak, bir duygu zenginliği olarak her sivil hareketin genişleterek topluma mal etmesi gerektiğine inanıyorum. Bu ülkede sevgi ve kardeşlik duyguları geliştikçe,

Türk milleti olarak yüceleceğiz. Bir ülke düşünün, insanlar enerjilerini birbirlerinin enerjilerini tüketmek için harcıyorlar. Söz konusu ülke için o ülkeyi ayağa kaldıracak enerji bulunamaz. Ama bir ülkede insanlar enerjilerini biriktiriyorsa, o ülke güçlü bir ülke haline gelir. Bizim kültürümüzün özünde de bu sevgi, kardeşlik ve dostluk anlayışı vardır. Bu toprakların bizde vatan haline dönüşmesi 12. ve 13. yüzyıllardan itibaren başlar. Orta Asya'dan başlayan Türk göçleriyle Anadolu Türkleşmiş ve bize

vatan olarak dönmüştür. Ama tüm bilim adamlarının incelemelerinde, 12. ve 13. yüzyıllar tüm toplum önderlerinin sevgi, birlik ve beraberliği yaşadığı dönemler olmuştur. Ne zaman ki ayrılıklar ve ihtilaflar ortaya çıkmış, toplumsal olarak hep zaaf dönemleri yaşamışızdır. Yine güçlü ve azametli olabilmek için birbirimizi sevmeye muhtacız. Fikirlerimiz, düşüncelerimiz ve yaşama biçimimiz ne olursa olsun, farklılıklarımızı severek, kucaklayarak ve farklılıkları ayrılık değil, ulusumuzun ve ülkemizin bir

zenginliği olarak görerek, sevgiyi bu topraklarda tekrar yeşertmek durumundayız. Ancak bu anlayış doğrultusunda geleceğe güvenle yürüyebiliriz" diye konuştu.

Şener, konuşmasının sonunda geçen yıl katıldığı şuraya silahını bağışlamak istediğini, fakat 1 yıldır bu konuda sorun yaşadığını belirterek, "Geçen seneki şurada eğer hukuken mümkünse silahımı bu şuraya veya derneğe bağışlayacağımı ve böylece bu şuraya bir anlam katacağımı belirtmiştim. Fakat 1 yıldır bununla uğraşıyorum. Sürekli araştırma yapıyoruz. Diyorlar ki 'böyle sivil ve kimliği olmayan bir kuruluşa silah devri yapamazsınız'. Derneğe bağışlayalım diyoruz. Diyorlar ki 'hukuken bir derneğe de silah

bağışlayamazsınız.' Aradan zaman geçiyor ve şuradaki görevliler bana 'silahınızı bir muhtara devredin' diyorlar. Bu sefer de ben olmaz diyorum. Ya silah bende dursun, niye muhtara devredeceğim kardeşim? Silahımla en az 12 senedir tek bir kurşun bile sıkmış değilim. Ama bir muhtarımıza bu silahı verirsek, düğünlerde silah kullanmama kararı vermişsiniz, düğün dışında o muhtar vereceğim silahı çok kullanır. Bende durması daha sağlam olur" dedi.

Organizasyon Komitesi Başkanı Emekli Tuğgeneral Engin Hoş ise 4 yıl önce köy düğünlerinde silah atılmasını ve içki içilmesini yasakladıklarını belirterek, "Bu karar alınmadan önce yapılan köy düğünleri adeta faciaya dönüşmekte ve korkunç olaylar yaşanmaktaydı. Bu nedenle köy düğünlerimiz geneneksellerimizden kalkma durumuna gelmişti. Ancak 4 yıldır alınan kararlara uyulması neticesinde herhangi bir ölüm olayı olmadığı gibi, köyde düğün yapılması yeniden yaygınlaşmaya başlamış ve artık düğünlerimiz eski

şenlik havasını yakalamıştır. Bu tip şuursuzca silah atmanın başta PKK olmak üzere organize suç örgütlerine büyük maddi kaynak sağladığı herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Bu kararın uygulanması bu örgütlere de bir darbe indirmiş, yasaların uygulanması sağlanmış, masum insanlar boşuna ölmemiş ve sakat kalmamış, güvenlik güçleri boşa zaman harcamamış, toplum huzur ve güven içinde sosyal etkinliklerini sergileme imkanı bulmuştur" diye konuştu.

(İÇ-AK-SN-SN-Y)