Türkiye Üretim Üssü Olacak

Türkiye Üretim Üssü Olacak
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Sanayi ve Ticaret Bakanı Çağlayan, Türkiye'nin Rekabet Gücünü Kaybetmekte Olan ve Yaşlanan Nüfusu Nedeniyle Üretkenliği Düşen Avrupa İçin Hem Üretim Hem de Ortak Akıl ve Hizmet Üssü Olacağını Söyledi.

Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye'nin rekabet gücünü kaybetmekte olan ve yaşlanan nüfusu nedeniyle üretkenliği de düşen Avrupa için hem üretim hem de ortak akıl ve hizmet üssü olacağını söyledi.

İstanbul’da Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) üyeleriyle bir araya gelen ve Türkiye’nin gerçek Gündemi” başlığı altında bir konuşma yapan Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan bakanlığının çalışmalarıyla ilgili kapsamlı bir değerlendirme yaptı.

"TÜRKİYE AVRUPA’NIN VE AVRASYA’NIN ÜRETİM VE HİZMET ÜSSÜ OLACAK"

Genel ekonominin iyi bir görüntü verdiğini, yıllarca çift haneli enflasyonla yaşanan ekonominin şimdi tek haneli enflasyona alışma çabası içinde olduğunu, ekonomik büyümenin iyi bir seyir izlediğini Türkiye’nin coğrafi, bölgesel ve genç nüfus itibariyle küresel alanda en çekici yatırım ülkelerinden biri olduğunu ifade eden Çağlayan, bu konuda şu değerlendirmeyi yaptı: “ Türkiye rekabet gücünü kaybetmekte olan ve yaşlanan nüfusu nedeniyle üretkenliği de düşen Avrupa için hem üretim hem de ortak akıl ve hizmet üssü olacak. Avrupa’lı yatırımcı 12 saat uzaklıktaki ya Uzakdoğu’yu tercih edecek ya da 2-3 saat uzaklıktaki Türkiye”ye gelecek. Biz bu konuda tercihin kesinlikte Türkiye’den yana olduğunu görüyoruz. Son dönemde gelen yatırımlar da bunun en güzel örneği. Türkiye’yi doğudan, batıdan güzeyden, kuzeyden üç saatlik uçuş mesafesi içinde aldığınızda ihracatın yüzde 85’inin bu daire içinde olduğunu görüyoruz. Artık Avrupa Türkiye’yi yatırım konusunda çok ciddiye alıyor.Yaptığımız analizler Türkiye’nin bu konuda en rekabetçi ülke olduğunu gösteriyor.

"25 FABRİKAM OLUNCA HEMEN DEVRETMEYE KARAR VERDİM"

Bakanlığın çalışmaları hakkında bilgi veren Çağlayan “Bakanlıktan önce 2 fabrikam vardı. Bakan olduktan sonra gördüm ki 25 fabrikam da daha varmış. Hem hakem hem oyuncu olmak söz konusu olmayacağı için kısa bir süre sonra Şeker fabrikalarını ve Sümer Holding’i özelleştirme sürecine dahil olması için Özelleştirme idaresine devrettik. Birçok siyasi imkan yaratmasına rağmen tercihimiz bu yönde oldu. Çünkü sanayici olmam ve özelleştirmeye sıkı sıkıya bağlı ve inanan bir insan olarak bu özelleştirmelerin yapılması gereğine inanarak bu devirleri Özelleştirme İdaresi’ne yaptık “ dedi.

"SANAYİ ENVANTERİ OLUŞTURUYORUZ"

Türkiye’nin sanayileşme politikası oluşturması açısından önem taşıyacak bir sanayi envanteri çalışması içinde olduklarını anlatan Çağlayan, yeni stratejide bu sistemi 3Y olarak adlandırdıklarını ve yeni bir teşvik modeli oluşturacaklarını söyledi. 3Y kavramını yüksek teknoloji, yüksek rekabet gücü ve yüksek katma değer olarak sıralayan Çağlayan “ Eylül sonuna kadar bu çalışmayı bitirme hedefindeyiz. Tek tek bütün sektörleri tarıyoruz. Bölgesel, sektörel, coğrafi ve ölçek bazında bir sanayi stratejisi belirleyeceğiz. Böylece nasıl bir sanayileşme olmalı sorusuna da gerçek bir yanıt ortaya koymuş olacağız” şeklinde konuştu.

"TÜRKİYE’NİN SANAYİLEŞMEDEN BAŞKA ŞANSI YOK"

Türkiye’nin sanayileşmekten başka şansı olmadığını, ama aynı zamanda ticaret ve hizmetler alanında da üretimi arttırmak zorunda olduğunun kalın harflerle altını çizdiğini söyleyen Bakan “ Hedefimiz daha rekabetçi bir sanayi sektörü oluşturabilmek ve yatırım ortamını iyileştirmek. Bu bulgular ortaya çıktığında ezber bozacak bir tablo ortaya çıkacak” derken somut bir veriyi de basın mensuplarıyla paylaştı. Örnek olarak 2007 yılını incelediklerini belirten Çağlayan, bu çalışmada hangi sektörlerin hangi sektörlerle ilişkisi ve alışverişi olduğunu karşılıklı olarak incelediklerini belirterek şu bilgileri verdi; 2007 sonunda 530 bini kurumlar vergisi mükellefi ve 1 milyon 570 bini de gelir vergisi mükellefi olmak üzere toplam 2 milyon 100 bin kayıtlı işletme var. Bu rakama serbest meslek erbabı ve ücretliler dahil değil. Birinci sınıf defter tutan 778 bin işletmeyi incelememizde esas aldık. 2007 sonunda toplam mükellef sayısı itibariyle 1.7 trilyon YTL net satış hasılatı elde edildiğini ve 98 milyar YTL de kar rakamı oluştuğunu gördük. Karın satış hasılatına oranına bakıldığında karlılığın yüzde 6’yı yakalayamadıklarını anladık. Sektörel karlılıkta yüzde 15-20’yi bulanlar olduğu gibi yüzde 6-7 karlılık rakamlarında olanlar da vardı. Ancak bazı sektörlerin bırakın kar elde etmeyi cepten yediklerine tanık olduk. Ayrıca bu 98 milyar YTL’lik karın 95 milyar YTL’si 778 bin mükellef tarafından eled edilmiş. 3 milyar YTL’si ise geriye kalan 1 milyon 322 bin işletme tarafından. Daha da önemlisi bu karın 50 milyar YTL’si en büyük bin 546 kuruluşa ait. Yani yüzde 48’i. Bu kuruluşların aktif toplamı da 100 milyon YTL’nin üzerinde”.

KREDİ KARTLARINDA GÜCÜN GÜCE YETTİĞİ BİR SİSTEM VAR

Kredi kartlarından yıllık aidat alınması ilişkin düzenleme hakkında bilgi veren Çağlayan bankaların bir defaya mahsus bir ücret aldıktan sonra bir daha yıllık aidat almamalarından yana olduklarını kaydederek şunları söyledi; “ Serbest piyasa ekonomi kuralları gereği faiz konusunda bir sınır getirilmesini istemiyoruz. Çünkü olumlu bir sonuç getirmez. Bu konu bankaların kararına ve tüketicilerin tercihine bırakılması gereken bir konu.Tüketici bu konuda bankalar arasında seçim yapabilir. Ancak kredi kartı konusunda Yargıtay’ın da içtihatları oluşmaya başladı. Bunu önemli buluyoruz. Gücün güce yettiği bir sistem olmasın. Çünkü insanlar bu konudan muzdarip”.

İNDİRİMLİ SATIŞLAR İNANDIRICI DEĞİL

İndirimli satışlar ve kampanyalar konusunda da tüketicinin korunmasını amaçlayan düzenlemeler getireceklerini dile getiren Bakan Çağlayan “ Artık indirimli satışlar mevcut haliyle tüketicide güven ve inanç bırakmadı. Ben bile inanmıyorum bu kampanyaların güvenirliğine. İndirimlerin şekli sektörün itibarını azaltan bir uygulama haline geldi. Biz bu kampanyaların mevsim değişimlerinin olduğu yılda iki kez yapılması yönünde bir düzenleme getiriyoruz. Birincisi 15 Ocak-1 mart arasında kış kampanyası ve ikincisi de 15 Temmuz-1 Eylül arasında da yaz kampanyası şeklinde olacak. Etiketlerde indirim öncesi ve indirim sonrası fiyatlar ve indirim oranı yazılı bulunacak. Eski fiyatın gerçek fiyat olup olmadığı konusunda da envanter kayıtlarına bakacak bir mekanizma kuracağız. Ayrıca tasfiye halinde satışlar için de düzenleme getiriyoruz. Bu şekildeki indirimler iki ayı geçemeyecek ve izin alınması halinde de en fazla altı ayda temizlenecek“ diye konuştu.

Kaynak: Demirören Haber Ajansı