Kıbrıslı Türkler AİHM Yolunda

Kıbrıslı Türkler AİHM Yolunda
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Kıbrıs Rum Yönetimi Yüksek Mahkemesi, Bir Grup Kıbrıslı Türk'ün 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası Uyarınca 'Seçme ve Seçilme Hakkı' Talebiyle Yaptığı Başvuruyu Reddetti.

Kıbrıs Rum Yönetimi Yüksek Mahkemesi, bir grup Kıbrıslı Türk'ün 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası uyarınca “seçme ve seçilme hakkı” talebiyle yaptığı başvuruyu reddetti.

Mahkeme, 78 Kıbrıslı Türk'ün başvurusuyla ilgili kararında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına atıfta bulunarak, “Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıs Cumhuriyeti organlarına katılmadığı ve Kıbrıs sorunu devam ettiği sürece, bu organlar için oy kullanmasının mümkün olmadığı” görüşüne yer verdi.

Gerekçeleriyle birlikte 19 sayfadan oluşan karar, Hristos Artemidis başkanlığındaki 13 kişilik Rum Yüksek Mahkeme heyetinin huzurunda yapılan oturumda, okunmadan Rumca olarak davacılara verildi.

Mustafa Damdelen ile birlikte 78 kişi adına dava başvurusunda bulunan Kıbrıs Türk Ticaret Odasının eski bakanı Ali Erel, mahkeme salonu dışında kararla ilgili basına yaptığı değerlendirmede, “Kıbrıs'taki hukuk sürecinin tamamlandığını ve bundan sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuracaklarını” açıkladı.

Kararın, “Doctrine of Necessity” (Gereklilik Doktrini) üzerine dayandırıldığını ve büyük oranda beklenilen cevabı aldıklarını kaydeden Erel, ”Anlaşılan o ki, Güney Kıbrıs şu anda 'Kıbrıs Cumhuriyeti'ni, Kıbrıslı Türklerin dahil olmadığı bir yapı şeklinde götürme arzusunda” dedi.

"BUNDAN SONRASI AİHM"

“Gelinen aşamada artık istinafa gitme gibi bir durumun olmadığını, çünkü Rum tarafında bunun üzerinde bir mahkeme veya merci bulunmadığını” kaydeden Erel, şöyle konuştu:

“Kıbrıs'taki süreç tamamlanmış oldu. Biz, az da olsa arzu ve ümit ederdik ki, Kıbrıs'ta bu süreçten pozitif bir netice alalım ve böylelikle Kıbrıslı Türklerin 'Kıbrıs Cumhuriyeti' organlarına duyduğu güvensizliğin bir güven sürecine dönüşmesini sağlayalım ve bu yöntemle iki bölgeli, iki toplumlu, eşitliğe dayalı bir federal çözüme, o zemin üzerinde ulaşabilelim. Beklentilerimizde veya hedeflerimizde bir değişiklik olmamıştır. Bildiğimiz bir süreci yaşadık. Bundan sonra hemen AİHM'ye müracaat ediyoruz.”

“KARARIN RUMCA VERİLMESİ KABUL EDİLEMEZ”

Güney Kıbrıs'taki yargı sürecinde, lisan konusunda yaşadıkları sıkıntılara da dikkati çeken Erel, bugünkü oturumda sadece “reddedildi” denilerek, kararın kendilerine Rumca olarak verilmesini, “hoş olmayan ve kabul edilemez bir durum” olarak değerlendirdi.

Mahkemenin bu tutumunun önceki kararlarıyla çeliştiğini anlatan Erel, Türkçe'nin AİHM'nin lisanlarından biri olması dolayısıyla orada lisan açısından işlerinin daha kolay olabileceği temennisinde bulundu.

AİMH'ye yine aynı çerçevede yapacakları başvuruyla ilgili hazırlıklarının önceden başladığını, gerek İngiltere, gerekse Amerika ve AB ülkelerindeki bazı sivil toplum örgütleri ve hukuk bürolarıyla temasları olduğunu anlatan Erel, şöyle devam etti:

“Bu, bize biraz zaman kaybettirdi, ama hedefe doğru gideceğimize ve sonunda Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasından kaynaklanan haklarını kullanmaya başlamasını sağlayarak Kıbrıs sorununu çözmeyi süratlendirmeyi ümit ediyoruz.”

Kararın esas itibarıyla, Güney Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı Türklerin aynı çerçevedeki müracaatı üzerine AİHM'nin aldığı karara dayandırıldığı, o kararın ise Loizidu ve Aresti gibi davalara dayandırıldığını anlatan Erel, orada esas yaklaşımın, “Kıbrıs Türk toplumunun, 'Kıbrıs Cumhuriyeti' organlarına katılmadığı; onlardan uzak durduğu ve Kıbrıs sorunu devam ettiği müddetçe Kıbrıslı Türklerin, 'Kıbrıs Cumhuriyeti' organları için oy kullanmasının mümkün olmadığı” şeklinde olduğunu kaydetti.

 

Kaynak: Demirören Haber Ajansı