Donanma Komutanlığı'ndaki Darbe Girişimi Davası

Donanma Komutanlığı'ndaki Darbe Girişimi Davası

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Donanma Komutanlığı'ndaki eylemlere ilişkin 51'i tutuklu, 12'si firari 86 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Donanma Komutanlığı'ndaki Darbe Girişimi Davası

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Donanma Komutanlığı'ndaki eylemlere ilişkin 51'i tutuklu, 12'si firari 86 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Kocaeli 5. Ağır Ceza Mahkemesince Kocaeli Kapalı Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesindeki 250 kişi kapasiteli salonda yapılan duruşmada, tutuklu, tutuksuz sanıklar, avukatları ve yakınları hazır bulundu.

Duruşmaya müdahil olarak, Başbakanlık adına avukat Halit Çokan, Emre Arık, Gül Gülmez, TBMM adına avukat Ömer Burak Barış katıldı. Bazı sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve vatandaşlar da duruşmayı izledi.

Tutuklu sanık eski TCG Salihreis Savaş Gemisi 2. Komutanı Deniz Kurmay Yarbay Sami Tulgar, "Gemi komutanı olan Arif Çırtlık'ın, Komodor Önder Öngör'ün talimatıyla TCG Kemalreis Savaş Gemisi ile vekil komutan olarak seyre çıkması sonrasında darbeci Amiral Ayhan Bay tarafından Komodor Önder Öngör vasıtasıyla TCG Salihreis Savaş Gemisi'nin en kıdemli personel tarafından acilen seyre kaldırılması talimatı vermesi üzerine, 2. Komutan Sami Tulgar kendisine verilen kurallara aykırı tüm emir ve talimatları sorgulamadan uyguladığı ve darbecilerle birlikte hareket ettiği, seyri boyunca görsel medya takip edilirken yaşananların hiçbir şekilde personel tarafından sorgulanmadığı, ayrıca kendisinin ve ailesindeki birçok kişinin örgütün iletişim sistemi olan ByLock programını kullandığı" suçlamalarına ilişkin savunma yaptı.

Eşinin 2010 yılı KPSS sınavı ile ilgili soruşturmada şüpheli konumunda olduğu belirtilen Tulgar, savunmasında, hakkındaki suçlamaları reddetti.

Darbe akşamı 21.00 sularında terör saldırısı ve sabotaj tehdidi alarmı verildiği gerekçesiyle, Komodor Önder Öngör'ü, en kıdemli subay olduğu için TCG Salihreis Gemisi'ne komutan olarak atadığını ve seyre çıkma emri verdiğini belirten Tulgar, "Gemi önceden planlanmış bir program dahilinde bakıma alınacaktı. Gemide yeterli yakıt, personel ve mühimmat olmadığını Öngör'e söyledim. Emri yineleyince, gemiyi seyre çıkardım. Gemide 30 ton yakıt vardı. En fazla 12 saat yol alabilirdik. Gemiyi Yalova Armutlu açıklarında demirledim. O sırada darbe girişimi olduğundan haberim yoktu. Amacım terör saldırısına karşı gemiyi ve personelimi emniyetli bir yere götürmekti." diye konuştu.

İlerleyen saatlerde Başbakan ve Cumhurbaşkanı'nın televizyondaki konuşmasından, TSK'da bir grubun kalkışma yaptığını öğrendiğini, Deniz Kuvvetleri Komutanı'nın darbe yanlısı olmadığını açıklamasıyla birlikte rahatladıklarını anlatan Tulgar, personelinden Gölcük Ana Üs Komutanlığı'nda silahların ateşlendiğini, üssün darbeciler tarafından ele geçirildiğini sandıklarını belirtti.

-"Gemide darbeci biri başıma silah dayar diye tedirgin oldum"

"Geminin ele geçirilmesine izin veremezdim." diyen Tulgar, şunları söyledi:

"Bazı personele silah kuşandırdım. Geri kalan silah ve mühimmatı dolaba kilitleyerek, anahtarı aldım. Geminin ışıklarını söndürttüm. Çünkü gemide darbeci olabilirdi. Gelir başıma silah dayar, 'gemiyi Dolmabahçe Sarayı'na çek' diyebilirdi. Bu yüzden tedirgin oldum. Geminin yakıtı biter, gecenin yarısı denizin ortasında kontrolden çıkar, ya karaya oturur ya da başka bir gemiye çarpıp batabilirdi. Gemide subay, astsubay, uzman çavuş ve asker 90 personel vardı. Bu yüzden hepimiz tedirgindik."

Sabah 08.00 sıralarında Gölcük Donanma Komutanlığı'na geri döndüklerini belirten Tulgar, o sırada diğer gemilerin de limanda olduğunu gördüğünü ifade ederek, "Benim görevim gemiyi ve personeli güvenli bir yere götürüp, sağsalim geri getirmekti. Bu görevi en iyi şekilde yaptım. Benim FETÖ ile darbe ve darbecilerle bir ilgim yok. Sıkıyönetim direktifini de 16 Temmuz'da 16.00'da gördüm. Kanunsuz bir emir vermedim ve uygulamadım." iddiasında bulundu.

ByLock kullanmadığını ileri süren Tulgar, "Bugün 'Mor Beyin' çıktı, yarın pembe beyin çıkarsa ne olacak. Ben bu ByLock iddiasının kumpas olduğunu düşünüyorum." dedi.

KPSS sınavından yüksek puan almasıyla ilgili eşi hakkında devam eden soruşturmanın kendisiyle ilişkilendirilmesinin hukuksuz olduğunu ileri süren Tulgar, bunun "suçun şahsiliği" ilkesine de aykırı olduğunu savundu.

Savunmasının ardından çapraz sorgusu yapılan Tulgar, savcının, "Firari sanık Ayhan Bay geminize ziyarete geldi mi?" sorusu üzerine, "15 Temmuz sabahı, yanında dönemin Kocaeli Sanayi Odası Başkanı ve bir sivil ile birlikte gemiyi ziyaret ettiler. Ben karşıladım ama yanlarında durmadım. Bir süre gemiyi gezdiler, sonra çıktılar." şeklinde konuştu.

-"İstanbul'da 9 şiddetinde deprem oldu deseler ilgilenmezdim"

Savcının, gemideki X- Band uydu sisteminin neden kapalı olduğu yönündeki sorusunu ise Tulgar, "Sistemi çalıştırmak için çok uğraştık ama bu konuda uzman görevli gemide olmadığı için başaramadık." diye cevapladı.

Başbakanlık avukatı Halit Çokan, "Harp Filosu Komutanı Tümamiral Ahmet İskender Yıldırım, darbeciler tarafından etkisiz hale getirilerek, gözaltına alındığını duyduğunuzda, bunu kimin yaptığını sordunuz mu?" şeklindeki sorusunu ise Tulgar, "Hayır sormadım. Aklıma gelmedi. İstanbul'da 9 şiddetinde deprem oldu deseler ilgilenmezdim. Çünkü benim bütün işim, sorumluluğum komutanı olduğum gemi ve personelin güvenliğiydi. Onunla meşguldüm." diye cevapladı.

Çokan'ın, "Size gelen emirleri yerine getirmeden önce sorguladınız mı? Gemideki silahları kilitleyip, anahtarı niye yanınıza aldınız?" şeklindeki sorusu üzerine sanık Tulgar, şunları söyledi:

"Bazı personele terör tehdidine karşı silah kuşandırdım. Daha sonra darbe girişimi yaşandığını öğrendim. Gemide darbeci biri gelir başıma silah dayarsa ne yaparım diye endişelendim. O yüzden silahları dolaba kilitleyip, anahtarı aldım. Kanun dışı bir emir gelmediği için sorgulamadım. Ama geminin seyre çıkmasının uygun olmadığını söylemiştim. Bize komutanlarımızdan 'darbe oluyor, gemileri üsse getirin' şeklinde bir emir gelmedi. Gelseydi, hiç tereddüt etmeden yerine getirirdik."

Sanık Sami Tulgar, suçsuz olduğunu ileri sürerek tahliyesini ve beraatini istedi.

Sanık avukatı Özdal Yurt ise müvekkilinin "anayasayı ihlal", "silahlı terör örgütü yönetmek" ve "kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak" suçlamalarının yöneltildiğini belirterek, şunları söyledi:

"Müvekkilim, terör saldırısı alarmı verildiği için gemiyi seyre çıkarmış, sağ salim geri getirmiştir. Bu suçlamalarla ilgili bir eylemi yoktur. Gemideki 90 personelin, müvekkilimin darbeci olduğuna dair bir ifadesi çıksın, biz bu suçlamaları kabul edeceğiz. Hiçbiri bu konuda bir suçlamada bulunmamıştır. Müvekkilim 17 aydır tutukludur. Kendisi ve ailesi mağdur olmuştur. Kaçma ve delilleri karartma şüphesi yoktur. Adli kontrol şartıyla tahliyesini talep ediyoruz."

Cumhuriyet savcısı mütalaasında, tutuklu sanıklar Sami Tulgar ve Fatih Ergin'in tahliye taleplerinin reddine karar verilmesini istedi.

Mahkeme heyeti, sanıkların tahliye taleplerinin reddine, tutukluluk hallerinin devamına hükmetti.

Diğer sanıkların savunmalarını yapması için duruşmaya yarına kadar ara verildi.

İddianameden

FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in "1" numaralı sanık olduğu iddianamede, eski Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Hakan Üstem, eski Gölcük Deniz Ana Üs Komutanı Tuğamiral Hayrettin İmren, eski Kuzey Deniz Saha Komutanı Kurmay Başkanı Tuğamiral Ömer Faruk Harmancık, eski Güney Grup Görevi Komutanı Tuğamiral Nazmi Ekici, eski Sahil Güvenlik Komutanlığı Harekat Başkanı Süleyman Yarayan, eski Kuzey Görev Grup Komutanı Tuğamiral Ayhan Bay, eski Deniz Hava Komutanı Tuğamiral Tezcan Kızılelma, eski Genelkurmay Konsept Teşkilat ve Harbe Hazırlık Daire Başkanı Gürel Kaynak, eski Gölcük Deniz Ana Üs Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü Muharrem Aslan, eski Harp Filosu Komutanlığı Kurmay Başkanı Murat Erdem ile Donanma Komutanlığı'nda görevli askerlerin "mahrem abileri" konumundaki 18 sivil ve 1 asker öğretmenin de aralarında yer aldığı 86 sanık bulunuyor.

İddianamede, Gülen hakkında, "cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs", "silahlı örgüt kurmak veya yönetmek" ve "silahla birden fazla kişiyle birlikte yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak" suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ile 19 yıldan 36 yıl altışar aya kadar hapis cezası isteniyor.

Sanık askerlerle irtibatlı olan, onları darbe toplantılarına götüren ve kaçtıkları dönemde saklayan, Donanma Komutanlığı'nda görevli askerlerin "mahrem abileri" konumundaki 18'i sivil, 1'i asker öğretmen ile Donanma Komutanlığı'nda darbe girişimini yönettiği belirtilen tutuklu sanıklar Hakan Üstem, Hayrettin İmren, Ömer Faruk Harmancık, Nazmi Ekici, Süleyman Yarayan, Tezcan Kızılelma, Gürel Kaynak, Muharrem Aslan ve Murat Erdem ile firari sanık Ayhan Bay hakkında ağırlaştırılmış müebbet ile 19 yıldan 36 yıl altışar aya kadar hapis cezası istenen iddianamede, diğer sanıkların ise ağırlaştırılmış müebbet ile 7 yıl 6 aydan 29'ar yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor.

İddianamede, sözde "Yurtta Sulh Konseyi" tarafından sıkı yönetim direktifinde yapılan görevlendirmelerde, Tümamiral Sinan Azmi Tosun'un Kocaeli Sıkı Yönetim Komutanı ve aynı zamanda Donanma Komutanı, Tuğamiral Ömer Faruk Harmancık'ın Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı, Tuğamiral Nazmi Ekici'nin Harp Filosu Komutanı, Tuğamiral Ayhan Bay'ın Donanma Komutanlığı Kurmay Başkanı, Tuğamiral Hayrettin İmren'in Gölcük Deniz Ana Üs Komutanı olarak devamına, Tümamiral Gürel Kaynak'ın Genelkurmay Konsept Teşkilat ve Harbe Hazırlık Daire Başkanı olarak devamına, Tümamiral Hakan Üstem'in Sahil Güvenlik Komutanı olarak devamına" şeklinde görevlendirmelerin yapıldığına yer veriliyor.