Diyarbakır Cezaevini İnceleme Alt Komisyonu

Diyarbakır Cezaevini İnceleme Alt Komisyonu

İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde kurulan alt komisyon, Diyarbakır Cezaevinde işkence görenleri dinledi.

Diyarbakır Cezaevini İnceleme Alt Komisyonu

İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde kurulan alt komisyon, Diyarbakır Cezaevinde işkence görenleri dinledi.

İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde kurulan "12 Eylül Askeri Darbesinden Sonra Oluşturulan Diyarbakır Beş No'lu Cezaevi İnceleme Alt Komisyonu" AK Parti Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu başkanlığında toplandı.

Komisyon, Diyarbakır Cezaevinde hükümlü olarak kalmış bulunan Mehmet Emin Dicle ve Ahmet Aydın ile görevli olarak bulunan Ferman Karaçam'ı dinledi.

Komisyonun, Türkiye'nin karanlık dönemlerinin bir daha yaşanmaması için çok önemli olduğunu vurgulayan Ferman Karaçam, Diyarbakır Cezaevinde yedek subay olarak bulunduğunu belirtti. Karaçam, şöyle devam etti:

"Cezaevine daha gelmeden işkence uygulamalarıyla efsaneleşmiş Esat Oktay Yıldıran oradan gitmişti. Onunla hiç karşılaşmadım. Cezaevi sadece yaşanan büyük acı ve travmaları ile günümüzde halen etkilerini sürdürüyor olmasıyla değil, toplumsal bir kinin kuşaktan kuşağa taşınmasıyla derin bir yara oluşturmuştur. PKK'ya hazır, inanmış, kindar insanlar yetiştirmede bu cezaevi birincil derecede rol oynamıştır. Bölgeden cezaevine bir günde 30 kişi geliyordu. Ortalama bir günde yine 30 kişi tahliye olarak dışarı çıkıyordu. Bu 1983-84 yıllarında oluyor. Bu cezaevinden çıkan insanlar bugün geldiğimiz noktanın temelini attılar."

Cezaevinde, Çarşamba ve Cuma günleri ziyaret günleri olduğunu ifade eden Karaçam, o dönem Türkçe'nin dışında başka bir dil konuşturulmadığını, kendisinin bir görüşmede Kürtçe konuşturttuğunu ve bundan dolayı da cezaevi komutanlığının kendisi hakkında işlem başlattığını söyledi.

"Cezaevini düşündüğümde elim, ayağım titriyor"

Mehmet Emin Dicle ise cezaevine 12 Eylül'ün ardından girdiğini ve 16 yıla yakın cezaevinde bulunduğunu kaydetti. Diyarbakır Cezaevinin bir cezaevi olmadığını savunan Dicle, insanların hak etmediği bir şekilde bütün işkencelere maruz bırakıldığını, bundan dolayı adının cezaevi olamayacağını ileri sürdü. Dicle, cezaevinde yaşadıkları işkencelerin yanında sorgulamalarda yaşadıkları işkencenin hiçbir şey olmadığını belirtti.

Dicle, insan onuruna yakışmayan durumlarla karşı karşıya kaldıklarını, insanlara dışkı ve fare yedirildiğini iddia etti. Dicle, şu anda bile cezaevini düşündüğü zaman elinin ayağının titrediğini anlattı.

"Sabaha kadar koridorda bekletiyorlardı"

Kendisinin 1979 yılında gözaltına alındığını ve 12 Eylül ile birlikte Diyarbakır Cezaevine geldiğini belirten Ahmet Aydın ise cezaevinde bulunan insanların gece, gündüz demeden işkence gördüğünü söyledi. Aydın, "Gece bizi koridora çıkarıyorlardı sabaha kadar koridorda yüzümüz duvara doğru bekletiyorlardı. Sinek konsa onu bile kovamazdın. Kovsan, sopayı kafana yerdin." diye konuştu.

Aydın, cezaevi sonrasında üç ortakla birlikte boya fabrikası işlettiğini ancak geçmişinin bu dönemde de kendisinin peşini bırakmadığını, sürekli gözaltına alındığını, insanlardan alacağını dahi isteyemez bir duruma geldiğini, mağduriyetinin halen sürdüğünü dile getirdi.

Komisyon Başkanı Miroğlu, komisyonun önemli bir çalışmaya imza attığını belirtti. Miroğlu, dönemin tanıklarını ve cezaevinde görevli olanları dinlemeye devam edeceklerini söyledi. Cezaevi revirinde o dönem bulunan doktorlarla ilgili de çalışma yaptıklarını kaydeden Miroğlu, dönemin doktorlarından da tanıklıkların dinleneceğini bildirdi.

AK Parti Ankara Milletvekili Aydın Ünal, Diyarbakır Cezaeviyle ilgili en temel sorunun başından itibaren bu meselenin konuşulmamış, yazılmamış olduğunu söyledi. Ünal, PKK'nın bunun yazılmasını ve detaylı konuşulmasını engellediğini belirterek, farklı kesimler tarafından da bunun yazılmadığına dikkatini çekti.

Ünal, "Diyarbakır, PKK'ya çok iyi kullanabileceği bir hikaye oluşturdu. O hikayeyi şimdi Sur'da, Nusaybin'de de oluşturmaya çalışıyor. Tam tersi bir devlet var şimdi. Zulmü önlemeye çalışan bir devlet var. Diyarbakır'ı yaşamış insanların aynı zulmü sokaktaki insanlara yaşatmaya çalışmasını da anlamak mümkün değildir." değerlendirmesini yaptı.


reklam