DHA YURT ÖZEL GÜNDEMİ

Diyarbakır'da fırsatçılar nedeniyle ev kiraları yüzde 300 arttı DİYARBAKIR'da Kurban Bayramı öncesi bin 500 ile bin 600 TL arasında kiralanan daireler, tayin ve üniversite öğrencilerinin geleceği dönemle birlikte, fırsatçılar tarafından yüzde 300'e kadar oranla zamlandı.

DHA YURT ÖZEL GÜNDEMİ
10.08.2020 09:43 | Son Güncelleme: 10.08.2020 11:15

Diyarbakır'da fırsatçılar nedeniyle ev kiraları yüzde 300 arttı

 

DİYARBAKIR'da Kurban Bayramı öncesi bin 500 ile bin 600 TL arasında kiralanan daireler, tayin ve üniversite öğrencilerinin geleceği dönemle birlikte, fırsatçılar tarafından yüzde 300'e kadar oranla zamlandı. Diyarbakır Emlakçılar Derneği Başkan Yardımcısı Fırat Akçakmak, kentteki en büyük sorunlardan birinin de son 2 haftada aniden artan kiralar olduğunu söyledi. Emlak ve gayrimenkul danışmanı Cezayir Tunçbilek ise, yapılan zamla kentte bin TL'ye kiralanan dairelerin fiyatlarının 4 bin liraya kadar yükseldiğini belirtti.

Diyarbakır'da Kurban Bayramı öncesi kiralık daire fiyatları tayin, düğün ve üniversite öğrencilerinin geleceği dönemle birlikte fırsatçılar tarafından yüzde 300'e varan oranlarla zamlandı. Özellikle Kayapınar ve Bağlar ilçelerinde bayram öncesi, bin ile bin 600 TL arasında kiralanan dairelere, ev sahipleri 4 bin TL kadar ücretler isteyince, kiracılar bütçelerine uygun ev bulmakta zorlanmaya başladı. Konut satış fiyatları da 1 Haziran'da Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından kamu bankaları ile ortak hazırlanan kredi paketini fırsat bilen bazı ev sahipleri nedeniyle artış gösterdi. Diyarbakır Emlakçılar Derneği Başkan Yardımcısı Fırat Akçakmak, kentte son 2 haftada kiralık daire fiyatlarının aniden arttığını belirterek, "40 gün önceye kadar daire artışları oldu. 20 gün önce arsa artışları oldu. Şimdi son 2 haftada yüzde 50-60 bandında kira artışları oldu. Bu artışlardan dolayı insanlarımız mağdur oluyor. Bu dönem tayin ve düğün dönemi. Kiracılar ev bulmak istiyor ama onu da bulamıyor. Sıkıntı yaşıyorlar" dedi.

'DAİRE FİYATLARINDA VE KİRALARDAKİ DÜŞÜŞ İÇİN İMAR ALANLARI AÇILMALI'Rekabet oluşmadığı için fiyatların yüksek olduğunu ve bu sorunun çözümü için de Diyarbakır'da imar alanları açılması gerektiğini vurgulayan Akçakmak, "Bizim yerel yöneticilerimizden ve Çevre Bakanlığı'ndan talebimiz Bağlar ilçesi, yeni Bağcılar dediğimiz Nevruz alanı, Hashavar tarafı, Dokuzçeltik bölgesi, Kayapınar ilçesi Talaytepe ve Yolboyu Mahallesi'nin imara açılmasıdır. Bunlar açılmadığından dolayı arsaların fiyatları aldı başını gidiyor. Daire fiyatları ve kiralar arttı. Böyle olduğu zaman, insanlarımız sabit giderleri çoğaldığından mağdur oluyor. Tayinleri çıkıp kente gelen arkadaşlar var. Her gün ev arıyorlar ama bulamıyorlar. İnsanlarımız çocuklarını evlendirecekler ama evlendirmeden önce kiralık ev aramaya çıkıyorlar ama bulamıyorlar. Diyarbakır'da belli bölgelerde özellikle Bağlar'da 2014 yılında 400 ile 500 bin TL arasında sattığımız arsaların dönümü bugün 1,5 milyon TL veya 1 milyon 600 bin lira arasında değişiyor. Daire fiyatlarının dengelenebilmesi için bu şarttır. Özellikle Yenişehir, Bağlar ve Kayapınar bölgesinin imara açılması lazım. Yoksa fiyatların dengede olması mümkün değildir. Daire ve kira fiyatları da bu şekilde düşmez. Çünkü fırsatçılara gün doğuyor. Burada rekabet oluşmadığından dolayı fırsatçılık doğuyor. Bu durumda mağdur olanlar insanlarımız oluyor" diye konuştu.

'BİN TL'LİK DAİRE 4 BİN TL'YE YÜKSELDİ'Emlakçı Cezayir Tunçbilek ise, yeni inşaatların çalışmalarının olmaması nedeniyle kira artışlarının yaşandığını ve fırsatçıların da kentte bin TL'ye kiraya verdiği daireleri şuan 4 bin TL'ye kadar kiraya verdiğini vurguladı. Tunçbilek, "Bunların nedeni Diyarbakır'da imar olmamasıdır. Bağlar, Kayapınar ve Yenişehir bölgesinin imara açılmamasından dolayı kira artışı bazı yerlerde yüzde 300 dolaylarında oldu. Tayini çıkan memurlar geldi. Şu an ilçelerde ev bulmaya çalışıyorlar. Aldıkları maaş belli. Diyarbakır'da kiralık daire fiyatlarının gelen memur arkadaşlara hiçbir faydası yok. Asker ve polis evsiz, Diyarbakır'da lojman sıkıntısı da var. Ben emlakçı olarak ev sahiplerinden 2 aydır kiralık ev bulamıyorum. Arkadaşlarımıza veya dostlarımıza memnun edici ev bulamıyoruz. Bin TL olan kira 3 bin veya 4 bin TL civarında. Yeni yapılan sitelerde ve 75 metrelik yolda 4 bin 500 TL isteyen siteler var" dedi.

'MAĞDURUZ, DAİRE BULAMIYORUZ' Kiralık daire arayan Süleyman Ersan ise, bir türlü istediği daireyi bulamadığını dile getirerek, "Bin 500 liralık daireye 2 bin 500 lira diyorlar. Bin TL'lik daireye 3 bin TL söylüyorlar. Yani artık kafam durdu. Şu an her tarafa bakıyoruz ve bir türlü daire bulamıyoruz. Mağduruz ve birileri buna el atmalı. Bir şeyler yapması lazım. İnsanlar kafasına göre fiyat veriyor. Rica ediyorum, bundan kim sorumluysa bunların üstünde dursun. İnsanlar mağdur" ifadelerini kullandı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ Muhabir Burak Emek anonsCadde ve sokaklardan görüntüCaireler ve sitelerden görüntüDiyarbakır Emlakçılar Derneği Başkan Yardımcısı Fırat Akçakmak'ın konuşmasıEmlakçı Cezayir Tunçbilek'ın konuşmasıKiralık daire arayan Süleyman Ersan'ın konuşmasıHaber: Burak EMEK -Kamera: Selim KAYA/DİYARBAKIR,==========================

Genç çiftçi, kiraladığı ahır satılınca hayvanları ile dışarıda kaldı

MUŞ'un Varto ilçesinde Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 'Genç Çiftçi' projesinden yararlanarak aldığı 5 büyükbaş hayvan sayısını 3 senede 19'a çıkaran Murat Akbal (28), kiraladığı ahır satılınca ortada kaldı. Hayvanları sokakta kalan Akbal, ahır yapımı konusunda yetkililerden yardım beklediğini söyledi. 

Varto İlçesi Hürriyet Mahallesi'nde yaşayan ve bekar olan Murat Akbal, iş bulamayınca yakınlarının da tavsiyesiyle, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 'Genç Çiftçi' projesine başvurdu. Bakanlıktan 2017 yılında hibe olarak 5 adet büyükbaş hayvan alan Akbal, kiraladığı ahırla hayvancılık yapmaya başladı. İlk yıl hayvan sayısını 9'a, 2'nci yıl 13, 3'üncü yıl ise 19'a çıkaran Akbal, elde ettiği sütlerden yağ, kaymak ve yoğurdu satarak geçimini sağladı. Bu süre zarfında bir ineği telef olan 5'ini de satan Akbal, elinde kalan 13 hayvanını sigortalattı. 

Hayvancılık sektöründeki işini büyütmeyi hedefleyen Murat Akbal, kiraladığı ahırın sahibi tarafından satılması üzerine ortada kaldı. Hayvanlarına ahır yapmak için başvuruda bulunan Akbal'a, ilçe merkezinde ahır yapmasına izin verilmedi.

'KIŞ OLUNCA NE YAPACAĞIM'Hayvanları kaldığı evinin bahçesine bağlayan kalan Akbal, "Ben bu sektöre girmeden önce işsizdim. Devletten hibe hayvan alınca ahırı kiraladım. Ancak kira sözleşmem bitmeden önce hayvan barınağı sahibi ahırını ve arsasını sattı. Hayvanlar yaz aylarının yaşandığı şu günlerde dışarda kaldı. Sağ olsun komşularım beni idare ediyorlar. Kış olunca ne yapacağım. Mağduriyetimi önleme açısında yetkililerle görüştüm ama bir çare bulamadım. Burada ahır yapmak için imüracaatta bulundum. Belediyeden ilçe merkezinde ahırın yapılmasına müsaade edilmeyeceği tarafıma bildirildi. Kış gelmeden hiç olmazsa yetkililerce tarafıma bir arazinin tahsis edilmesini istiyorum. Ben hayvanları satıp ahır yapsam bu sefer hayvan alamam ama arsa veya bir ahır yapacak kadar bir arazi geçicide olsa tarafıma verilse iki tane hayvanımı satar ahırı yaparım. Sıkıntımın giderilmesi konusunda yetkililerin sesimi duymalarını istiyorum. Bu konuda mağdurum hayvanlarımın satışını yapmak istemiyorum. Hayvanlarımı seviyorum. İşimden memnunum. Ahır yapmam konusunda yetkililerin bana destek vermelerini talep ediyorum. Üretimi ve üretmeyi seviyorum" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-Murat Akbal'ın kaldığı ev-Bahçesindeki büşükbaş hayvanları-Hayvanlara yem vermesi ve buzağılar-Buzağının annesinden süt emmesi-Murat Akbal ile röp Haber-Kamera: Fatih ÇELİK/ VARTO (Muş),

===========================

Erzurum, su böreğine coğrafi işaret belgesi aldı

ERZURUM Ticaret Borsası, Türk Patent ve Marka Kurumu'na yapmış olduğu göğermiş peynir, civil peynir ve kadayıf dolması coğrafi işaret belgelerine, su böreğini de ekleyerek ülke ile özdeşleşmiş bir ürünü daha koruma altına aldı. Erzurum Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Oral, "Milattan önce 11'inci yüzyıldan bu yana farklı medeniyetlere ev sahipliği etmiş, kültürlerin beşiği olan Erzurum'da yemeklerin lezzeti de nesilden nesile geçmiştir. Bu nedenle şehrimize özgü ürünlerin ulusal ve uluslararası platformda tanınması en büyük hedefimiz" dedi.SU BÖREĞİNİ DÜNYAYA TANITACAĞIZErzurum'da, civil peynir, ehram, Hınıs fasulyesi, İspir kuru fasulyesi, kadayıf dolması, Karnavas dut pekmezi, küflü civil peynir (göğermiş peynir), Oltu cağ kebabı, Oltu taşı, İspir kaymağı ve son olarak su böreği olmak üzere toplam 11 ürünün coğrafi işaret tescili yapıldığını ifade eden Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Oral sıraca kesme şeker, peynir helvası ve pekmezli kadayıf tatlısı için patent başvurusu yaptıklarını söyledi. Lezzetiyle herkesi kendine aşık eden su böreğinin kıymalı, beyaz peynirli, pastırmalı, mantarlı gibi yörenin damak tadına göre değiştiğini kaydeden Oral, Erzurum'da daha çok coğrafi işareti olan civil peynirle yapıldığını belirtti. Su böreğini Erzurum özelinde 11'inci coğrafi işaret tescilli ürünü olduğunu kaydeden Oral, "Milattan önce 11'inci yüzyıldan bu yana farklı medeniyetlere ev sahipliği etmiş, kültürlerin beşiği olan Erzurum'da yemeklerin lezzeti de nesilden nesile geçmiştir. Bu nedenle şehrimize özgü ürünlerin ulusal ve uluslararası platformda tanınması en büyük hedefimiz. Ticaret Borsası olarak daha önce civil peynir, göğermiş peynir ve kadayıf dolması tatlısının tescilini almıştık. Su böreğinin de bir yıl önce başvurusunu yapmıştık. Türk Patent ve Marka Kurumu geçen hafta itibariyle onaydan çıktı. Akabinde Erzurum'un kesme şekeri, peynir helvası ve pekmezli kadayıfı için patent başvurusu yaptık. Onları da takip ediyoruz kısa sürede onları da almış olacağız. Artık ulusal ve uluslararası pazarda donmuş ürünler bütün market raflarında yerini almaya başladı. Mantı, kebap ve döner gibi ürünler var. İnşallah Erzurum olarak su böreğini dünyaya tanıtacağız. İlimizde ulusal pazarı hedefleyen üyelerimiz, yatırımcılarımız ve yatırım yapanlar var. İnşallah bunun meyvelerini coğrafi işaretle beraber bir iki yıl içinde almış ve görmüş olacağız" diye konuştu.TÜRKİYE'NİN HER YERİNE KORGA İLE GÖNDERİLİYORSu böreğinin Erzurum'a ait olduğunu bütün Erzurumluların bildiğini alınan coğrafi işaretle artık bunu dünyanın öğrendiğini belirten Erzurum Anadolu su böreği imalatçısı Serkan Akköse, "Su böreğinin anavatanı Erzurum. Böreğimizi koruma altına aldık. Bu lezzettin bozulmamasını, bizden sonraki kuşaklarda değişmemesini garanti altına aldık. Girişimlerimiz sonucu Türk Patent ve Marka Kurumu, su böreğinin Erzurum'a ait olduğuna kanaat getirdi, şimdi bu lezzeti dünyaya tanıtacağız. Türkiye'nin birkaç ilinde şubelerimiz var. Ama isteyen herkese kargo ile gönderiyoruz. Kargo ile Türkiye'nin her yerine iki günde teslim ediliyor. Böreklerde kullanma ve saklama talimatı var. Böreğin ömrü bizden çıkıp evlere ulaştıktan sonra 3 gündür. Dipfrizdeki ömrü ise 3 aydır. Yani ya 3 gün içinde tüketecek ya da dipfrizin içine koyarak 3 ay boyunca aynı lezzeti bozulmadan tüketebileceksiniz. Böreğin içindeki civil peynirin özelliği yağsız olması. Soğuduktan sonra ısıtıldığında lezzet kaybı olmuyor. Su böreği her biri kağıt inceliğinde olan 13 yufkadan oluşur. Toplam kalınlığı 1,5 santimdir. Bir kişi yarım tepsiyi şifa niyetine yiyebilir" dedi.PÜF NOKTALARISu böreğinin Erzurum mutfağının en çok sevilen yemeklerinden biri olduğu için Erzurumlu ev hanımlarının yıllar boyunca yaşattığı bir gelenek haline geldiğini ifade eden Akköse, ramazan sofralarında, davetlerde, kutlamalarda su böreğinin hep ön planda olduğunu belirterek şunları söyledi: "Her bayram öncesi birçok evde su böreği yapılır, bayram ziyaretlerinde misafirlere ikram edilir. Günümüzde su böreği bir ara sıcak Restoran yemeği olmaktayken, Erzurum'da geleneksel tarifi, kültürel önemi yaşatılmakta ve halkımızın en sevdiği yemekler arasında yer almaktadır. Coğrafi işaretin tesciliyle artık bütün su böreği ürünlerinde Erzurum ibaresi yer alacak. Şehrimizin geleneksel lezzetini Türkiye'ye tanıtırken coğrafi işaret logosunu kullanabiliyor olacağız. En önemlisi ise artık su böreğinin ana vatanı Erzurum olarak anılacak. Su böreğinin lezzeti için tereyağı çok önemlidir. Erzurum'un geleneksel tarifinde yağ olarak sadece tereyağı kullanılır. Tereyağının kalitesi ve saflığı da böreğin lezzetini belirleyen önemli bir etkendir. Tereyağı önce eritilerek tortusundan ayırt edilir, böylece yağın lezzeti ve kokusu böreğe daha iyi aktarılmış olur. Su böreği pişirilirken fırın kullanılmaz. Artık evlerimizde tepsileri besleyecek büyüklükte ocakların olmaması, soba veya tandır gibi geleneksel pişirme ocaklarının kullanılmaması sebebiyle elektrikli fırınlar kullanılmaktadır. Ancak su böreği gerçek lezzetini, ocakta, kısık ateşte, her iki tarafı da yavaş yavaş kızartılarak alır. En az 30 dakika her iki yüzü de kızartmak gerekir. Su böreği 13 yufkadan yapılır ve bu haliyle bile börek asla çok kalın olmaz. Hamuru tutmak için sadece yumurta kullanılır ve en az 40 dakika yoğrulur. Daha sonra bu hamurdan çok ince yufkalar yapılır. Diğer su böreklerine kıyasla içerisinde en çok yumurta miktarı Erzurum geleneksel su böreğinde bulunur. İçerisine su katılmaması, yoğurma süresi ve yumurta miktarı da böreğimizi farklı kılan etkenlerdir. Ayrıca hamur yoğrulmadan önce kırılan yumurtaların üzerine sıkılan limon suyu yumurtaların kararmasını önlemekte ve su böreğinin katmanlarındaki hamurların açık renkli kalmasını sağlar. Yufkalar hazırlandıktan sonra tepsiye dizilmeden önce haşlanır ve soğuk banyodan geçer. Burada önemli bir teknik de tepsiye dizilen yufkaların düz katmanlar olarak değil, içerisinde hava tutacak şekilde dalgalı olarak dizilmesidir. İçeride kalan hava bütün katmanların pişmesini sağlayarak böreğin hamur olmasını engellemektedir. Ayrıca son yufka haşlanmadan kapatılır."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -Muhabir Hümeyra Pardeli'nin anonsu-Su böreğinin yapılışı-Kızaran su börekleri-Tepsilerde bekleyen su börekleri-Müşteriye paket yapıp su böreği verilmesi-Erzurum Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Oral ile röp-Anadolu su böreği sahibi Serkan Akköse ile röpHaber: Turgay İPEK/ Kamera: Zafer KUMRU/ ERZURUM,

===========================

Ani Ören Yeri'nde kazı çalışmalarında Selçuklu Çarşısı'nda mescit bulundu

ORTA Çağ'ın önemli şehirlerinden Kars'ta bulunan Ani'de, 6 Temmuz'da başlayan ve 10 Eylül'e kadar devam edecek olan 2'inci dönem kazı çalışmalarında Selçuklu Çarşısı'nda mescit kalıntısı ortaya çıkarıldı. 9 üniversiteden 42 kişilik ekibin görev aldığı kazıda seramik parçaları ile sikke bulundu.

Türkiye- Ermenistan sınırındaki UNESCO Dünya Miras Listesi'nde yer alan Ani Ören Yeri'nde, 2020 dönemi kazı çalışmalarına Kafkas Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Dr. Muhammet Arslan'ın bilimsel danışmanlığında başlandı. Sanat tarihçiler başta olmak üzere çok sayıda arkeolog, mimar ve antropologun görev aldığı kazı çalışmaları; çevre düzenlemesi ve temizlik olarak 3 etaba ayrıldı. Özellikle kentin temizliği ile çevre düzeni için çaba sarf edilen kazıda Orta Çağ'da bölgede yaşamış bazı medeniyetler ile Selçuklu Dönemi'ne ait seramik parçaları ve sikkeler bulundu.

Kafkas Üniversitesi Sanat tarihi Bölüm Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Kazı Başkanı Muhammet Aslan "SERKA'nın finansman desteği ve Kafkas Üniversitesi ile ortaklaşa 6 Temmuz 2020 itibariyle kazı çalışmaları başladı. 2. Dönemine başladığımız kazı çalışmalarında 10 Eylül tarihine kadar devam edecek. Başta Kars Kafkas Üniversitesi olmak üzere Atatürk Üniversitesi, Yozgat Bozok Üniversitesi, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi'nde katılan 9 bilim adamı, 11 öğrenci ve 22 işçi olmak üzere toplamda 42 kişilik bir ekiple çalışmalarımıza devam etmekteyizö dedi.Bu yıl ki çalışmaların 5 ayrı alanda devam ettiğini ifade eden Aslan, "Bunların dördü Ani şehrinde arazi ve kazı çalışması olarak devam ediyor. Bir ekibimizde kazı evinize seramikler ve günlük buluntular üzerinde çalışmalarını devam ettirmektedir. Şehirdeki kazı çalışmalarımızda ise birinci ekibimiz Selçuklu hamamda çalışmalarını yürütmekte, diğer ekibimizden birisi Selçuklu Çarşısı'nda ve diğerleri de konutlarda devam etmektedir.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğünün ortaklaşa imzaladığı protokol ile de Ebul Menuçehr Caminin restore edilmesi kararlaştırıldı. Bir ekibimizde bu camiyi restorasyona hazırlamak üzere kazı çalışmalarını sürdürmektedirö diye konuştu.Kazı çalışmaları sırasında sırlı ve sırsız seramik parçaları, süslemeli, motifli seramiklerin de mevcut olduğunu belirten Aslan, şunları söyledi: "Ayrıca Bagratlı, Selçuklu ve İslami döneme ait sikkelerde bulunmaktadır. Selçuklu dönemine ait olduğunu düşündüğünüz bir meslek mescit kalıntısı da ortaya çıkardık. Tabii kalıntı halinde beden duvarları ve mihrabının bir kısmı sağlam olarak gün yüzüne çıkarmış olduk. Çalışmalarımızı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünün ruhsatı ve finansmanı ile sürdürmekteyiz. Tabi bunun yanında Serhat Kalkınma Ajansı da çalışmalarınıza çok büyük bir ölçüde proje desteği sunmaktadır. Çalışmalarımız 10 Eylül tarihine kadar devam ettirecektir." 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-Ani harabeleri-Tabela-Kazı çalışmalarından detaylar-Kazıda bulunan seramik parçaları-Ören yerinin gezilmesi-Selçuklu çarşısında bulunan cami-Kazıda bulunan sikke-Abul Menhuçehr camii çevresindeki kazılar-Muhammet Aslan'ın konuşması-Genel ve detaylar Haber-Kamera: Bedir ALTUNOK/ KARS,

============================

Limonda ihracat kısıtlamasının kalkması, üreticiyi sevindirdi ADANA'da üreticiler, pandemi sürecinde tüketimi artan ve kilogram fiyatı 18 liraya kadar yükselen limona getirilen ihracat kısıtlamasının Resmi Gazete'de yayımlanan kararla kaldırılmasını sevinçle karşıladı. Seyhan Ziraat Odası Yönetim Kurulu Üyesi üretici Cahit İncefikir, "Türkiye'de yaklaşık 360 bin dekar alanda limon üretimi yapılmaktadır. Limon alanlarının yüzde 51'i Mersin'de, yüzde 33'ü ise Adana'da bulunmaktadır. İhracat izninin çıkması üretici için çok önemli" dedi.

Nisan ayında, talep artışıyla fiyatı yükselen limonun ihracatına 31 Ağustos 2020'ye kadar getirilen kısıtlama yasağının kaldırılması, narenciye üreticilerini sevindirdi. Kararın Resmi Gazete'de yayımlanmanın ardından değerlendirmelerde bulunan Seyhan Ziraat Odası Yönetim Kurulu Üyesi üretici Cahit İncefikir, yasak kararının pandemi nedeniyle alındığını kaydetti. İncekifir, "Tüm dünyada etkisini gösteren pandemi sürecinde, ülkemizdeki özellikle gıda ve turizm sektörleri bir süre kapandı. Tüketim ciddi bir şekilde azaldı. Fiyatlar çok yükselecek diye, ihracat yasağı getirildi" dedi.

HASAT YAKLAŞIYORÜreticinin limon hasadına hazırlık yaptığını kaydeden İncefikir, "İhracat yasağının kaldırılması oldukça olumlu bir durum. İhracat yaptığımız ülkelerdeki pazarımızı kaybetme sıkıntımızı oldu ve rakiplerimize bu ülkeleri kaptırma riski yaşadık. Önümüzde bir hasat söz konusu. Artık ihracatımızı yapabileceğiz. Türkiye'nin yüzde 85'lik limonunu Adana ve Mersin üretiyor. Ürettiğimiz limon kalitesi oldukça iyi. İhracatçı artık önünü görecek ve daha çok pazara girecek" dedi. 

Görüntü dökümü ----------------------Cahit İncefikir ile röpDron çekimleriArşiv limonGenel ve detaylar

Haber: Çağlar ÖZTÜRK-Kamera: Eser PAZARBAŞI/ADANA,

===============================

Aşağı Dünya Obruğu keşfedilmeyi bekliyor

MERSİN'in Silifke ilçe merkezinin 19 kilometre kuzeyinde bulunan ve eski çağlarda farklı amaçlarla yerleşim görerek kullanılan Aşağı Dünya Akhayat Obruğu, çevresindeki birçok tarihi kalıntıyla keşfedilmeyi bekliyor.

Tarihi değerleri ve doğal güzellikleri bakımından zengin bir konuma sahip olan Silifke ilçesinin bilinmeyen güzelliği, saklı bir medeniyete ev sahipliği yaparken, obrukları ve doğa harikası yapılarıyla dikkat çekiyor. Bunlardan biri olan karstik oluşumu dikkat çeken 70 metre derinliğinde, 100 metre genişliğindeki Aşağı Dünya Akhayat Obruğu, çevresinde ve içinde barındırdığı yapılarla görenleri etkiliyor. Yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken Cennet ve Cehennem obruklarından sonra Aşağı Dünya Akhayat Obruğu da ilçede gezip görülmesi gereken yer arasında gösterilirken, bilenler ise sık sık ziyaret ediyor.

TARİHE IŞIK TUTUYORÇevresinde, Karakabaklı Antik Kenti, Işıkkale, Kültesir ve Sinekkale gibi isimlerle adlandırılmış yerleşim birimlerinin de bulunduğu bölgede aynı zamanda içerisinde kiliseler, evler, kaleler, sarnıçlar, yapı kalıntıları, şarap ve zeytinyağı yapımı için kullanılan kalıntılar, Erken Bizans ve Doğu Roma dönemlerine ait ev tipleri de yer alıyor. Silifke Turizm Derneği Başkanı Ali Küçük, Aşağı Dünya Akhayat Obruğu'nun pek bilinen bir yer olmadığını belirterek, "Bu muhteşem obruk aşağı yukarı 70-80 metre derinliğinde, karstik yapıların çökmesi ile oluşmuştur. Etrafında ise Akhayat Harabeleri bulunur. Burası aynı zamanda Karakabaklı Antik Kenti içerisinde bulunuyor. Aşağı Dünya Obruğu içerisinde doğal ve insan eli ile yapılmış mağaralar var. Hemen sağında Roma ve Erken Bizans döneminde yapılmış merdivenlerle de aşağıya iniliyor. Burası aynı zamanda trekking ve yürüyüş rotası içen bulunmaz bir yerdir" dedi.

'TURİZME KAZANDIRILMASINI İSTİYORUZ'Dernek Başkan Küçük, obruğun bugüne kadar turizme kazandırılamadığını ifade ederek, "Turizme kazandırılmış bir yer olmamakla beraber, turistler ve yöre halkı tarafından da pek bilinen bir yer değildir. Aslında burası turizme kazandırılması gereken bir ören yeri, 1'nci derece bir sit alanıdır. Bulunduğumuz mevkide, Karakabaklı Antik Kenti, Işıkkale, Kültesir ve Sinekkale vardır. Bölgemizde bulunan Akhayat harebelerinde Heraksel'in tozu, üzüm salkımı, boğa başı giriş kapıları üzerinde tasvir edilmiştir. Bu bölgenin turizme kazandırılmasını istiyoruz" diye konuştu.Bölgeye gelen ziyaretçiler de Aşağı Dünya Akhayat Obruğu'nun mutlaka turizme kazandırılması isteyerek yetkililerin bu konuda bir çalışma yapmasını istedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ----------------------------Obruğun drone ile çekilen görüntü-Obruk içinden genel ve detay-Obruğu gezmeye gelen çift-Çift fotoğraf çekerken-Çift ve başka ziyaretçilerle röp-Silifke Turizm Derneği Başkanı Ali Küçük ile röp.Haber-Kamera: Mustafa ERCAN/MERSİN,

==============================

Hastalıklara dayanıklı yerli ve milli patates çeşidi geliştiriliyor TÜRKİYE'de alanında ilk ve tek araştırma enstitüsü olarak dikkat çeken Niğde Patates Araştırma Enstitüsü, ıslah çalışmaları kapsamında incelediği patatesin DNA'sından yüksek verimli çeşitlerin yanı sıra, hastalıklara dayanıklı yerli türler geliştiriyor.

Niğde Patates Araştırma Enstitüsü Müdürü Uğur Pırlak, yapmış oldukları çalışmalar neticesinde 10 adet yerli ve milli patates çeşidini tarımına kazandırdıklarını kaydetti. Pırlak, "Enstitümüz yemeklik patateslerle birlikte daha çok sanayilik çeşit geliştirmeye ağırlık verdi. Ülkemizdeki bu açığı kapatmak için şu anda enstitümüzdeki uzman arkadaşlarımız sanayilik çeşit geliştirmek üzere çalışmalarına devam ediyor" dedi.

'DNA DÜZEYİNDE ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR'Enstitü olarak 5 yıldır markör yardımlı seleksiyon çalışmalarını gerçekleştirdiklerini kaydeden Pırlak, "Enstitümüzde patatesin DNA düzeyinde incelemeler yapıyoruz. Yapmış olduğumuz çalışmalar neticesinde bölgemize ve ülkemize adaptesi çok yüksek verim kalitesi çok fazla olan ve aynı zamanda hastalıklara dayanıklı yerli ve milli patates çeşitlerini geliştirmek üzere çalışıyoruz. Patateste çok görülen siğil hastalıklarına ve Y virüsüne karşı moleküler markörler kullanıyoruz. Avrupa'da birçok ülkede bizim burada yaptığımız çalışmalar yapılmamaktadır. Biz Türkiye'de gerçekleştiriyoruz ve önümüzdeki bir iki yıl içerisinde de DNA düzeyinde yapmış olduğumuz hastalıklara dayanıklı patates çeşitlerimizi de ülke tarımına kazandırmış olacağızö diye konuştu.

'GENETİĞİYLE OYNANMAMIŞ ÇEŞİTLER'Enstitü Islah Genetik Bölüm Başkanı Levent Abdullah Ünlenen ise 20 yıldır ıslah çalışmalarını yürüttüklerini belirtti. Ünlenen, "Ülkemizde patates ıslahı konusunda öncelikli olarak başlamış olduğumuz bu çalışmalarda yerli ve milli çeşitleri geliştirdik. Bu çeşitler tamamen doğal ve hiçbir şekilde genetiğiyle oynanmamıştır. Bu geliştirdiğimiz çeşitler ülkemize has çeşitlerdir. Genetik çalışmalarla birlikte ıslah çalışmalarımızı hızlandırdık ve daha hızlı zamanda amacımıza uygun çeşitleri geliştirmeyi hedefledik. Burada en önemli problem olan patatesteki hastalıklardı. Yapmış olduğumuz çalışmalarda hastalıklara dayanıklı olan patates çeşitlerini bu sistemle belirleyip çiftçilerimize iletmeyi umuyoruz. Burada yaptığımız çalışmalarda çeşitlerimizin hastalıklara dayanıklı olup olmadıklarını belirliyoruz. Hastalıklara dayanıklı olan çeşitlerimizi tescil aşamasına getirerek yüksek verimle olanlarını biz tescile sunuyoruz. Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde hem sanayilik, hem parmak patatese hem de cipse uygun ve bölgemiz için Y virüs hastalığına ve siğil hastalığına dayanıklı çeşitlerimizi çiftçilerimizin hizmetine sunacağızö dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ------------------------Patates Araştırma Enstitüsünün tabelasından görüntü-Laboratuvarda araştırmalardan görüntüEnstitü Islah Genetik Bölüm Başkanı Levent Abdullah Ünlenen ile röportajPatates Araştırma Enstitüsü müdür Uğur Pırlak il röportajEnstitüde bulunan Laboratuvardaki çalışmalardan detay görüntülerHaber-Kamera: Adnan ÇELEBİ/NİĞDE,

=============================

Plogging yapan öğretim üyesi: Üç çöpten bir tanesi 'maske'

AKSARAY Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Meriç Avsever, Plogging (Doğadan çöp toplama sporu) ile hem yürüyüşünü yapıyor hem de doğaya atılmış çöpleri topluyor. Pandemi döneminde özellikle maskelerin doğaya atıldığını söyleyen Avsever, "Özellikle korona döneminde heryere maske atılıyor. Bunlarda ekstra bir kirlilik oluşturuyor. Artık üç çöpten bir tanesi maske. O yüzden bu dünyanın doktora, veteriner hekime, hemşireye, pilota, askere, polise ihtiyacı var. Ama Plogger'lara da ihtiyaç var" Dedi.

Eskil Meslek Yüksekokulu Veterinerlik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Meriç Avsever, 3 yıldır İsveç'te ortaya çıkan Plogging (Doğadan çöp toplama sporu) ile ilgeniyor. Gittiği yerlerde hem yürüyüşünü yapan hem de doğaya atılmış çöpleri toplayan Avsever, plogging yapanlarının sayısının arması gerektiğini söyledi. Avsever şunları söyledi: "Plogging İsveç'te ortaya çıkmış bir spor. Doğada çöp toplama sporu. Bende 3 senedir yürüyüş yerine plogging yapıyorum. Yürü ve topla anlamına gelen bir spor. Yürüyüş yaparken yolunuzun üzerindeki çöpleride topladığınızda siz plogging yapmış oluyorsunuz. Plogging'i yürüyüşle kıyasladığınızda bir kere daha fazla kalori harcarsınız. Öbür taraftan uzan, eğil, kalk gibi hareketlerle eklemleriniz çalışır. Yürüyüş yaptığınızda kendinizi çok iyi hissedersiniz. Ama plogging yaptığınızda kendizi fevkalade hissedersiniz. Çünkü plogging yaptığınızda bunu sadece kendiniz için değil doğa içinde yapmış oluyorsunuz. Doğanın da size il defa gülümsediğini hissedersiniz. O ormanda o sahilde çok yürümüşsünüzdür, koşmuşsunuzdur ama plogging yaptığınızda ilk defa oraların size adeta bir sevgili gibi gülümsediğini hissedersiniz"dedi.

'PLOGGİNG YAPANLARIN SAYISI ARTARSA ÇEVREDE ÇÖP KALMAZ' Plogging yapanlarının sayısının artması durumunda çevrede çöp kalmayacığını ifade eden Avsever, "Plogging yapan insanlara Plogger adı veriliyor. Plogger uluslaraarası alanda kabul görmüş değerli bir ünvan. Bunu ben öğrencilerime bu şekilde anlatıyorum. Öğrencilerime plogging yapın ve plogger olun diyorum. Beyşehir Gölü sahilinde, ormanlık alanda, bu bölgede yürüyüş esnasında bugüne kadar 192 torba çöp topladım. Bunu ben tek başıma yaptım. Türkiye'de böyle bin insan olduğunu düşünün. Çevrede neredeyse çöp kalmaz"diye konuştu.

'KULLANILAR MASKELER ÇEVREYE ATILIYOR'Özellikle pandemi sürecinde insanların kullandığı maskeleri doğaya attığını belirten Meriç Avsever, "Bizim gibi insanlara özellikle şu nedenle ihtiyaç var. Korona döneminde heryere maske atılıyor. Bunlarda ekstra bir kirlilik oluşturuyor. Bu maskeleri atan kişiler eğer koronaysa, düşünün ki başka insanlarada bu hastalığı yayabilir. Artık üç çöpter bir tanesi maske. O yüzden bu dünyanın doktora, veteriner hekime, hemşireye, pilota, askere, polise ihtiyacı var. Ama Plogger'lara da ihtiyaç var. Özellikle genç arkadaşlarıma buradan sesleniyorum. Plogging yapın, plogger olun. Bu çok saygı duyulan, ciddi bir ünvandır"ifadelerini kullandı.Plogging yaparken zaman zaman çevredeki vatandaşları da bilgilendiren Meriç Avsever, öğrencileri ile birlikte de plogging yaptıklarını kaydetti. Meriç Avsever, 15 dakika süren plogging sonrasında içerisinde maske, siganra izmariti ve çeşitli plastik maddelerin olduğu bir poşet çöp topladı. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: ---------------------------------Doç. Dr. Meriç Avsever'in plogging yapması-Yürüyüş yollarına atılan çöpleri toplaması-Etrafa atılan maskeleri topması-Atılan üç çöpten birinin maske olduğunu söylemesi-detaylar-Doç. Dr. Meriç Avsever röportajHaber-Kamera: Tolga YANIK-Hasan DÖNMEZ/KONYA,)

===================================================

Köyde kurulan sera, mevsimlik göçün önüne geçti ŞIRNAK'ın Silopi ilçesine bağlı Özgen köyünde 13 dönüm üzerine kurulu serada çalışan 20 işçiden 15'i kadın. Daha önce tarım işçisi olarak batıdaki şehirlere gittiklerini belirten kadınlar, köylerinde kurulan serada çalışarak hem mevsimlik göçün önüne geçiyor hem de gelir elde ediyor.

Silopi ilçesine bağlı Özgen köyünde 13 dönüm arazi üzerine kurulan sera, köy kadınları için gelir kapısı oldu. Bölgeye huzur ve istikrar ortamının hakim olmasıyla Serdar Soysal (42) tarafından kurulan serada 15'i kadın 20 işçi çalışıyor. Daha önce tarım işçisi olarak batıdaki şehirlere giden kadınlar hem daha avantajlı hem de daha ekonomik olduğu için serada çalışmaya başladı. Salatalık yetiştirilen serada, yaklaşık 50 dereceyi bulan sıcakta çalışan kadınlar, bu yolla ev bütçelerine katkıda bulunuyor.

'BU İŞ OLMASA MANİSA'YA ÇALIŞMAYA GİDECEKTİK'Serada çalışan 18 yaşındaki Leyla Kösen, kendi köylerinde çalışmasından duyduğu mutluluğu dile getirerek, "Eğer bu iş olmasaydı Manisa taraflarına çalışmaya gidecektik ya da Düzce'ye fındık toplamaya gidecektik. İyi ki bu köyde bu iş var. Allah razı olsun. Çok sıcak olduğu için terliyoruz ama emeğimizin karşılığını da alıyoruz. O yüzden bu durum bizim için sıkıntı değil. Çok sıcakta çalışıyoruz ama batıya gitmekten hem daha avantajlı hem de daha ekonomik" dedi.

'BÖLGENİN KALKINMASI İÇİN İSTİHDAM GEREKLİ'

Sera sahibi Serdar Soysal ise bölgeye güven ve istikrarın gelmesi ile köylerinde proje geliştirdiklerini ve 13 dönüm alan üzerine sera kurduklarını ifade etti. Sosyal, "Bu serada 20 kişi istihdam ediyoruz. 15'i bayan arkadaşımız. Bayan arkadaşlarımıza bu kontenjanı açtığımız için çok mutluyum. Olması da gerekiyor. Elimizden geldiği kadar daha çok bayan istihdamına yönelik çalışmalar yapacağız. Seramızda şu anda salatalık ürünümüz var. Şırnak ve ilçelerinde satışını yapıyoruz. Bölgede bu tür projelerin yaygınlaşmasını diliyoruz. Bölgenin kalkınması için istihdam gereklidir. Üretimin olduğu yerde istihdam olur. Bunlar bizim milli görevimiz." ifadelerini kullandı.

%100 Doğal, Naturel Sızma Zeytinyağı Fiyatları

Kaynak: DHA

Haber Yorumları
500
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Haberler.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.

Manşet

Haberler

Haberler.com Ios Uygulaması Haberler.com Android Uygulaması Haberler.com Huawei Uygulaması
Şu an buradasınız: DHA YURT ÖZEL GÜNDEMİ - Haber
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

[Kullanım Şartları] - [Hata Bildir] 20.9.2020 01:55:31. #1.15#
title