DHA YURT ÖZEL GÜNDEMİ

09.08.2020 10:00 | Son Güncelleme: 09.08.2020 11:39
DHA YURT ÖZEL GÜNDEMİ

Lüks araçla gelip, saksıdaki bitkiyi çaldılarADANA'da, sokak kenarında duran 'Sıkas' cinsi bitkiyi lüks araçla çalan 2 kişiyi gören işyeri sahibi Bülent Sayılıkan, "Güvenlik kamerası görüntülerini izleyince çok şaşırdım, 300-400 bin liralık arabayla gelip bitkimi çaldılar" dedi.

Lüks araçla gelip, saksıdaki bitkiyi çaldılar

ADANA'da, sokak kenarında duran 'Sıkas' cinsi bitkiyi lüks araçla çalan 2 kişiyi gören işyeri sahibi Bülent Sayılıkan, "Güvenlik kamerası görüntülerini izleyince çok şaşırdım, 300-400 bin liralık arabayla gelip bitkimi çaldılar" dedi.

Olay, Seyhan İlçesi Cemalpaşa Mahalllesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, kentte perde imalatı yapan Bülent Sayılıkan işyerinin önüne saksıda 'Sıkas' cinsi 2 süs bitkisi koydu. Sabah işyerini açtığı sırada bitkilerinden birinin yerinde olmadığını fark eden Sayılıkan, güvenlik kamerası görüntülerini izledi. Görüntülerde, kırmızı lüks bir otomobille sokağa gelen 2 şüphelinin bir süre çevreyi kontrol ettikten sonra saksıyı aracın arka koltuğuna alarak gittiğini gördü. Lüks araçla gelen kişileri görünce şaşırdığını dile getiren Sayılıkan, " Hırsızlık olaylarına alışkınız ancak, 300-400 bin liralık arabayla gelip saksıdaki bitkimizin çalınmasına ilk kez tanık olduk. Kendi büyüttüğümüz bir süs bitkisiydi. Görüntülerdeki son model kırmızı aracı görünce şok oldum. Bunu satsalar ne kadar para edecek, biz sokağımız güzelleşsin diye koymuştuk" dedi. Sayılıkan, hırsızlar hakkında polise şikayetçi olacağını da sözlerine ekledi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------İş yeri sahibi ile röp.İş yeri önündeki diğer çiçeği sulamasıOlayı anlatmasıLüks araçtan inen bir kişinin iş yeri önündeki çiçeği çaldığı anların güvenlik kamera görüntüleri

Haber-Kamera: Çağlar ÖZTÜRK/ADANA,=====================================

Şifa kaynağı böğürtlen 10 TL'den alıcı buluyor

MERSİN'de insan sağlığı için son derece faydalı, mineral ve vitamin kaynağı bakımından oldukça zengin olan böğürtlen meyvesinin tek bahçesi Silifke ilçesinde bulunuyor. Yaklaşık 2 ay hasat edilen böğürtlen, gerek aroması gerekse ürün kalitesiyle dikkat çekerken kilosu ise 10 TL'den alıcı buluyor.2003 yılından bu yana Akdeniz bölgesinin tek böğürtlen üreten çiftçisi Silifke Böğürtlen Üreticileri Birliği Başkanı Fatih Güngör, bu yıl 8 dönümlük böğürtlen bahçesinden yaklaşık 32 ton ürün elde etmeyi hedeflediklerini kaydetti. Sıcak yaz günlerinde nemin de yüksek olmasıyla birlikte hasadın zorlukla yapıldığını anlatan Güngör, böğürtlenin şifa dağıtan bir meyve olduğunu belirtti. Geçen yıl kilosunu 8-9 lira arasında sattığı böğürtleni bu yıl 10 liradan satışa sunduğunu belirten Güngör, "Ben bu ürünü sadece gelir kapısı olarak üretmiyorum. Hem şifa dağıtıyor hem de insanlara ekmek kapısı oluyor. Halk arasında koronavirüs hastalığına karşı vücudu koruduğu belirtiliyor. Türkiye'nin pek çok yerinden insanlar arıyor ve meyveden istiyor. Fakat ben toptan sattığım için maalesef ki gönderemiyorum.  Çok derdin dermanı olan bu meyvemizi yiyen bir daha istiyor. Pek çok insan bahçemize gelerek buradan alıp gidiyor. Şekere ve bağırsak sorunu olanlara da çok iyi geldiği söyleniyor. Yanımızda çalışanlar bile bu sıcakta sadece meyveden yemek ve şifa almak için geldiklerini söylüyorlar" dedi.

'AKDENİZ İKLİMİNE ÇOK UYGUN'Akdeniz bölgesinde tek bahçenin kendisinin olduğunu, geçmiş yıllarda birkaç üreticinin daha dikimini gerçekleştirdiğini fakat sıcak havada hasadın zor olmasından dolayı üreticiliği bıraktıklarını ifade eden Güngör, "Bu meyvenin iklimi bölgemize uygun. Günümüzde havalar gittikçe tropik iklime göre ürünler yetiştirmeye müsait duruma geldi. Ben de bu nedenle böğürtlen üretmekten oldukça memnunum" diye konuştu.

'RAF ÖMRÜ 1 HAFTAYI BULUYOR'Güngör, gıda sanayisinde kullanılan böğürtlenin cinsinden dolayı kalitesinin dikkat çektiğini tanesinin 40-50 gram geldiğini belirtirken, raf ömrünün de 1 hafta olduğunu kaydetti. Ürünü soğuk hava deposunda koruduğunu ve sonrasında satışa sunduğunu anlatan Güngör, meyvenin dondurma ve reçellerinin de yapıldığını sözlerine ekledi. Bahçede çalışan kadın işçiler ise böğürtlen işçiliği yapmaktan oldukça mutlu olduklarını, gerek ekmek kapısı gerekse şifa deposu görevi yapan meyvenin sıcağa rağmen toplamasının çok zevkli olduğunu söyledi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: --------------------------------Böğürtlen bahçesinden görüntü-Böğürtlen hasadından görüntü-Üretici Fatih Güngör ile röp-Hasat yapan kadınlarla röp

Haber-Kamera: Atike Ceylan KAÇAR/SİLİFKE(Mersin),====================================

Kelaynakların sayısı giderek artıyor

NESLİ tükenmekte olan ve dünyada Fas dışında sadece Şanlıurfa'nın Birecik ilçesi sınırlarında yaşayan kelaynaklara bu yılkı üreme döneminde 68 yeni üye katıldı. 1990 yılından itibaren göç etmeleri engellenen kelaynakların sayısı yeni yavrular ile 285'e yükseldi.

Dünyada sadece Fas ve Türkiye'de bulunan kelaynaklar, 1977 yıllından bu yana Birecik ilçesinde Fırat Nehri kenarında bulunan Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı Kelaynak Üreme İstasyonu'nda koruma altında tutuluyor. 1990 yılından itibaren göç etmeleri engellenen kelaynaklar, şubat- mart aylarında tutuldukları kafesten çıkarılarak üremeleri ve yaşamlarını sürdürebilmeleri için doğaya bırakılıyor. Yılda bir defa yumurtlayan kelaynaklar, temmuz ve ağustos aylarında da yeniden kafeslerine alınarak içgüdüsel olarak göç yoluna gitmeleri engelleniyor. 

1990 yılında sayıları sadece 11 olan kelaynaklar, iyi bakımları, çevresel etkilerin azaltılması, göç zamanı yeniden kafeslerine alınmaları ile yeni yaşam alanlarına alışmaları ile üremeleri de çoğaldı. Bu yıl üreme döneminde 68 yeni yavrunun dünyaya gelmesi ile istasyondaki kelaynak sayısı 285'e yükseldi. Sayıdaki artış hem istasyon çalışanlarını hem de hayvan severleri mutlu etti.

ET VE PEYNİRLE BESLENİYORLARBölgede aynı zamanda bereketin sembolü olarak kabul edilen kelaynaklar, koruma altında tutuldukları ve üremelerinin sağlandığı istasyonda yağsız kıyma, haşlanmış yumurta, rendelenmiş havuç, civciv yemi ve tuzsuz peynirle besleniyor. Kelaynak Üreme İstasyonu görevlileri, kelaynakların her geçen gün bulundukları ortamı kabullenmelerinin popülasyonun artmasında etken olduğunu kaydetti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -------------------------------Kelaynak üreme tesisiTesisteki kelaynak yuvalarıKelaynakların sesleriMuhabir Eyyüp Burun'un anonsuKelaynakların uçmasıTesis çalışanlarıTesis binası

Haber-Kamera: Eyyüp BURUN-Kadir GÜNEŞ/GAZİANTEP,==================================================

Evlilik teklifi için süslediği elma bahçesi, doğal stüdyo oldu

AMASYA'nın Suluova ilçesinde, öğretmen Tugay Temiz (27), meslektaşı eşine evlilik teklifi için özel olarak süslediği elma bahçesini, organizasyon alanına dönüştürdü. Vatandaşların ilgi odağı olan süslü bahçe, dünya evine giren çiftlerin en güzel anılarını ölümsüzleştiren düğün fotoğrafçılarının da, doğal stüdyosu haline geldi.

Tekirdağ'da Türkçe öğretmeni olarak görev yapan Tugay Temiz, yaklaşık 10 yıllık birlikteliklerinin ardından ana sınıfı öğretmeni Sevgi Temiz ile evlenmeye karar verdi. Eşine özel bir evlilik teklifi hazırlamak isteyen Temiz, organizatör Canan Temiz'in de yardımıyla memleketi Amasya'nın Suluova ilçesinde evlerinin yanında bulunan elma bahçesini süslemeye başladı. Tugay Temiz, 1 Mayıs 2019 tarihinde, süslediği bahçede meslektaşı Sevgi Temiz'e evlilik teklifinde bulundu. Sürpriz evlilik teklifini kabul eden Sevgi Temiz, düzenlenen düğün töreniyle Tugay Temiz'le dünya evine girdi.

ELMA BAHÇESİNE YOĞUN İLGİTugay Temiz, ilave süslemeler yaptığı bahçeyi, geliştirerek organizasyon alanı haline dönüştürdü. 1 dönümlük arazide, farklı birçok konseptin bulunduğu süslü anı bahçesi, vatandaşların yanı sıra evlilik yapacak çiftlerin ilgi odağı oldu. Elma ağaçlarının ve çevresinin korunmasına özen gösterilen süslü bahçe; dünya evine giren çiftlerin en güzel anılarını ölümsüzleştiren düğün fotoğrafçılarının da, doğal stüdyosu haline geldi. Amasya ve çevre illerden gelenlerin evlilik teklifi, doğum günü, özel gün kutlamaları ve dış çekimi için kullandığı alan haline gelen bahçe; organizatör Canan Temiz tarafından kiralanıyor.

'EŞİM İÇİN KURDUĞUM ALANI HALKA AÇTIK'Temiz çifti, insanların güzel günlerine ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyduklarını ifade etti. Gelen yoğun talep üzerine evlilik teklifi için süslediği bahçeyi halka açtıklarını anlatan Tugay Temiz, "Burası kendi arsamız ve aslında elma bahçesiydi. Burayı ben geçen sene eşime evlenme teklifi etmek için organizatör kuzenimle birlikte hazırladım. Teklif beklediğimizden çok daha güzel oldu ve geliştirerek halka arz etmeye karar verdik. Her geçen gün de geliştirmeye devam ettik.  Evlilik teklifi, düğün fotoğraflarının çekimi ve çeşitli organizasyonlar için kullanılıyor. İnsanların mutluğu, bizleri de ziyadesiyle mutlu ediyor" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ------------------------------Bahçenin dış çekimde kullanılmasıBahçede bulunan konseptlerden detaylarEvlilik teklifi için kullanılmasıÖğretmen Tugay Temiz röportajıDrone ile bahçeden detaylar

Haber-Kamera: Tayfur KARA/AMASYA,

==============================

Adana'dan gelip, Kaçkar Dağı zirvesine tırmandılar ADANA'da doğa sporları ile uğraşan 17 macerasever, geldikleri Rize'de, denizden 3 bin 937 metre yüksekteki Kaçkar Dağı'nın zirvesine tırmanış yaptı.

Çukurova Doğa Gezginleri Spor Kulübü (ÇUGEZ) üyesi, doğa sporları ve adrenalin tutkunu 17 kişi, geldikleri Rize'den araçlarla Çamlıhemşin ilçesindeki Kavron Yaylası'na çıktı. Dağcılar, uzun süren yürüyüşün ardından Mezovit Yaylası'na ulaştı. Burada kamp kuran ve çeşitli faaliyetler gerçekleştiren ekip, 3 bin 937 metre yükseklikteki Kaçkar Dağı zirvesine tırmanış yaptı. Bölgede 7 gün geçiren ve 45 kilometrelik tırmanışla zirveye ulaşmayı başaran ekip, gezdikleri yöredeki birçok alanda da kamp kurup, spor yaptı, müzik eşliğinde horon oynayarak, eğlenceli vakit geçirdi.

ÇUGEZ Başkanı Rıza Dinçer, 7 gün süren keyifli macera yaşadıklarını belirterek, "3 bin 937 rakımlı Kaçkar'ın zirvesine tırmanmanın heyecanını yaşadık. Kaçkar zirve bizi harika bir havayla karşıladı. Muhteşemdi, bulutların üzerindeydik. Bulutlar adeta dağları yırtıyordu. Çok şanslıydık. Hava ne kapalı ne de açıktı. Çok bulutlu bir havada diğer dağları seyrettik. Sabahın erken saatlerinde sporumuzu yaparak yola çıktık, göllerde yüzdük" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ--------------------------------Dağcıların yürüyüşü-Kamp kurma ve spor etkinliği-Kaçkar Dağı zirvesine tırmanış-Rıza Dinçer konuşmaHABER KAMERA:  Aytekin KALENDER/RİZE, -

============================

Salgın riskine rağmen havuza giriyorlar SAĞLIK Bakanı Fahrettin Koca'nın Diyarbakır'da dikkat çektiği koronavirüslü hasta sayısındaki artışa rağmen sosyal mesafe ve maske tedbirlerine çoğunlukla uyulmazken, çocuklar da yasağa ve salgın riskine rağmen Anzele suyuna girmeyi sürdürüyor.

Sağlık Bakanı Koca'nın uyarılarına rağmen Diyarbakır'da koronavirüs vaka sayısındaki artış devam ediyor. Kent genelinde, özellikle ara sokaklarda maske ve sosyal mesafe kuralına uyulmadığı gözlenirken, Sur ilçesine bağlı Melikahmet Mahallesi'nde bulunan Anzele Parkı'ndaki girilmesi yasak süs havuzu, sıcak havanın da etkisiyle serinlemek isteyen çocuklarla doldu. Bazıları ailesiyle bazıları arkadaşlarıyla gelen çocukların, sosyal mesafe ve maske kuralına uymaması dikkat çekti. 

Salgın riskiyle karşı karşıya kalan çocuklar, serinlemek için havuza geldiklerini ve çok eğlendiklerini söyledi. Kentin farklı ilçelerinden yüzmek için gelen çocuklar, parka polis geldiği zaman kaçtıklarını sonra geri döndüklerini ve koronavirüsten fazla korkmadıklarını dile getirdi. Çocuklarını süs havuzuna getiren ebeveynlerin de gölgede oturarak, sosyal mesafe ve maske kuralına dikkat etmediği görüldü.

Görüntü dökümü------------Muhabir Emrah Kızıl anonsAnzele ParkıSuya giren çocuklarSerinleyenlerAileler ve çocuklarYere uzanan çocuklarGenel ve detayHaber-Kamera: Emrah Kızıl-Burak EMEK/DİYARBAKIR,

==========================

Tunca Nehri kurudu; çeltikte verim kaybı tehlikesi yaşanıyor EDİRNE'de çeltik üreticisi, bölgenin temmuz ayında yağış almaması ve Tunca Nehri'nin kuruması üzerine üründe verim kaybı endişesi yaşamaya başladı. Hasada günler kala zor durumda olan üreticileri temsilen valilikle görüşen Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, Bulgaristan barajlarından su salınması için bakanlıkların devreye girdiğini ve görüşmeler yapıldığını belirtti. Arabacı, "Yakın zamanda su debileri yükselmezse biz bu kesintilerle suyu aşağı indiremezsek büyük ihtimal bu bölgedeki çeltiklerimiz kuruyabilir ya da ara ara can suyu vererek bir kısmını verim kaybıyla kurtarırız; ama ciddi anlamda verim kaybı da yaşarız" dedi.

Türkiye'nin yüzde 43 oranında sofralık pirinç ihtiyacının karşılandığı Edirne'de, mayıs ayında çeltiklerini eken üretici, bölgenin temmuz ayında yağış almaması ve Tunca Nehri'nin kuruyarak dip seviyeleri görmesi üzerine kuraklık tehlikesi ile karşı karşıya kaldı. Özellikle Tunca Nehri'nden su çekip tarlasını sulayamayan çeltik üreticisi, hasat döneminin yaklaşmasıyla verim kaybı endişesine kapıldı. Kuraklığın başladığı bölgedeki üreticiler adına harekete geçen Edirne Ziraat Odası'nca ise valilikle görüşülerek toplantı yapıldı. Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, yapılan toplantının ardından Bulgaristan'daki barajlardan bir miktar su salınması için temasların başladığını, tüm ümitlerinin buradan gelecek suda olduğunu dile getirdi.  

'EN AZ 10 METREKÜP SUYA İHTİYAÇ VAR'Tunca Nehri'ndeki kuraklığın nedeninin; bölgenin kış aylarında yağış almaması ve taban suyunun yeterli olmamasından kaynaklandığı söyleyen Arabacı, "Bir diğer sebep ise Bulgaristan barajlarından suyun az salınması. Doğal olarak bizde kuraklık olduğu gibi onların da birtakım bölgelerinde kuraklık var. Dolayısıyla oradan da bize yeterli miktarda su gelmiyor. Biz de bu durum üzerine acilen sayın valimizin başkanlığında toplantı yaptık, komisyon kurduk ve şu an Ziraat Odası, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, Devlet Su İşleri olarak biz her gün rutin olarak sabah, öğle, akşam bölgemizdeki nehirleri geziyoruz. Burada aşağı yukarı nehir debileri 6 metreküpe düşüyor. İçinde bulunduğumuz dönem de çeltiklerin başak çıkardığı, tam da en çok suya ihtiyaç duyduğu dönem. Yani bizim ekiliş dönemimizde 9 metreküp olan ve yeten suyumuz şu an 9 bile olsa yetmez duruma geldi. Yani en az 10-11'e çıkması gerekiyor ki Edirne'deki çeltik sahaları sulanabilsin" dedi. 

'BULGARİSTAN'LA TEMASA GEÇİLDİ' Konuyla ilgili Tarım ve Orman Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı ile görüşüldüğünü kaydeden Arabacı, "Sağ olsun AK Parti İl Başkanı Belgin İba destek oldu, sayın valimiz destek veriyor, bizler oda olarak aktif olarak hep sahada takipteyiz. Bakanlığımız da bu konuyla ilgili Bulgaristan'la temaslara geçti. Bir miktar su salınacağı söylenildi fakat henüz bir gelişme, suda bir artış yok. Kendi kendimize yetebilmek adına, idare edebilmek adına suyun ilk başladığı bölge olan Suakacağı, Hatipköy ve Yolüstü köyü bölgelerinde dün 12 saatlik bir kesinti yaptık ki aşağıdaki çeltikçilerimiz de mağdur olmasın, can suyu diyebileceğimiz bir su alsınlar istedik. Tabi bunu bugün yine belli aralıklarla yine devam ettiriyoruz. Her gün bu şekilde aktif sahada gezip durumu takip ediyoruz. Çiftçimizi mağdur etmemek için uğraşıyoruz" diye konuştu. 

'SU VERİLMEZSE BÜYÜK VERİM KAYBI YAŞARIZ' Edirne civarında yaklaşık 3-4 bin dönümlük alanda su verilemeyecek pompalar olduğunu kaydeden Arabacı, "Bunların su alması için bu kesintileri yapıp aşağı su vermeye çalışıyoruz. Ama yakın zamanda su debileri yükselmezse biz bu kesintilerle suyu aşağı indiremezsek büyük bir ihtimal bu bölgedeki çeltiklerimiz kuruyabilir ya da ara ara can suyu vererek bir kısmını verim kaybıyla kurtarırız. Ama ciddi anlamda verim kaybı da yaşarız" dedi. 

Tunca Nehri'nin geçtiği Değirmenyeni köyü çiftçilerinden Sahan Bozkoç, su seviyesinin düşük olmasından dolayı çok mağdur olduklarını söyledi. Bozkoç, "Bölgemizde su oranı şu an 0. 1 metreküp su kalmadı. Buradan daha aşağı, cezaevi bölgesine indiğinizde üreticilerde hiç su kalmadı nehirde. Şu anda mağduriyet çok yüksek. Komple Edirne merkezde nehrin yakınında ekili pirinç tarlalarında su yok. Tam da pirincin suya ihtiyacı olduğu zaman. Artık son 1 aya girdik. Bu bir ayda pirinç kendini sofraya hazırlıyor artık. Bu dönemde hazırlayamadığı, yeterli suyu alamadığı zaman Trakya, her yıl karşıladığı pirinç üretimini karşılayamaz" diye konuştu. 

'ÇELTİKLERİMİZİ SULAYAMIYORUZ' Üretici Sami Yaz ise yaklaşık 1 haftadır çeltiklerini sulayamadıklarını belirterek, "Daha önce buna benzer bir durum 1989'da olmuştu, su tamamen akmıyordu. Şimdi de aynı. Şu anda çok kötü, çeltiklerimizi sulayamıyoruz. 3 arkadaşımız sulasa 10 arkadaşımız sulayamıyor. Tamamen sular kesilme durumuna geldi. Şu akan su 5 dönüm yer sulamaz. Bu pirinci üretmezsek biz perişan oluruz, ülke perişan olur. Bu işe bir çözüm bulunması lazım. Su gelmezse çeltikler kuruyacak. Bu suyun buradan mutlaka akması lazım" dedi. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ--------------------------------------Tunca Nehri drone ile havadan-Nehrin kuruyan yatağından detaylar-Muhabir Mehmet Yirun anons-Tunca Nehri'den detaylar-Çiftçi Serhan Bozkoç ile röp.-Tunca Nehri-Çiftçi Sami Yaz ile röp.-Çeltik tarlaları drone ile havadan ve yerden-Ziraat Odası Başkanı Arabacı ile röp.-Kuruyan nehirden detaylarHaber-Kamera: Olgay GÜLER-Resul ORUÇOĞLU/EDİRNE, - 

=================================

Tabuları yıkan yemek

İZMİR'in Foça ilçesinde yöreye özgü hazırlanan yemek, yoğurtla birlikte balık yenmeyeceğine dair tüm tabuları kırıyor.Türkiye'nin turizm merkezlerinden Foça'ya özgü hazırlanan yoğurtlu balık, ilgi görüyor. Uzun yıllardır balıkla birlikte yoğurdun yenmemesi gerektiğine hatta yenildiği takdirde zehirleyeceğine yönelik algıları yıkan yoğurtlu balık, parmak ısırtıyor. Menemen- Aliağa- Çandarlı otoyolunun açılmasıyla birlikte Foça'ya giden yerli turist sayısı artınca, yemeğe ilginin arttığını söyleyen aşçı Mustafa Akpınar, "Vatandaşlar önce şaşırıyor sonra çok beğeniyor. Yoğurtla balık yenir. Yeter ki balık taze olsun. Yoğurtlu balık normalde kupes balığıyla yapılıyor ancak her mevsim olmadığı için yazın barbunla yapıyoruz. Balıklarımızı temizleyip hazırladıktan sonra kızgın yağda kızartıyoruz. Daha sonra tereyağlı sosu ve yoğurdu üzerine ilave ediyoruz. Bu lezzet oldukça tercih ediliyor. Her 10 müşteriden en az 2'si yoğurtlu balık istiyor. Her türlü balıkla yapılabilir. Balık bayat olursa o zaman riskli olur. Balık taze olursa hiçbir problem olmaz. Foça'da zaten günlük balıklar oluyor bu yüzden hiç problem yaşanmıyor" dedi.Yoğurtlu balığın hazırlandığı restoranın işletmecisi Ali Uğur, "Biz yoğurtlu balığı 90'lı yıllarda başlattık. İnsanlar çok keyif alıyor ve çok tercih ediliyor. Her gelen kişi, özellikle İstanbul müşterileri bu lezzeti çok merak ediyor. Bu işi çok bilinçli biçimde yapıyoruz. Balık günlük olduktan sonra zehirlemez. Zaten mezelerimizin de çoğunluğu yoğurtludur. Balık taze olduğu sürece hiç kimse tereddüt etmesin" diye konuştu.Foçalı vatandaşlardan İlayda İşçi, "Yoğurtlu balık buraya özgü bir lezzet. Arkadaşlarım bazen yoğurtlu balığı duyduğunda şaşırıyor ben de onlara anlatıyorum. Yoğurtlu balığın çok lezzetli olduğunu düşünüyorum. Haftada bir kez tüketiyorum. Normalde yoğurt ve balık zehirler diye bir algı var ama balığın taze olmasına güveniyoruz" diye konuştu.  Restoran işletmecilerinden İnan Kılıç, "Yoğurtlu kupes çok eskiden geliyor. İstanbul, Ankara ve yurt dışından gelen müşterilerimiz bu lezzeti çok merak ediyor. Foça'da farklı lezzetler deniyoruz. Yoğurtlu balığın yanı sıra peynirli sütte balık da hazırlıyoruz" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-Yoğurtlu balığın hazırlanmasından görüntü-Yoğurtlu balığın servis edilmesi-Vatandaşlarla röp.-Aşçıyla röp.-İşletmecilerle röp.-Muhabir anonsu

Haber: Hande NAYMAN- Kamera: Ahmet Turhan ALTAY/ İZMİR,

=======================

21 yılda 13 beyin kanaması geçiren öldü sanılan Ferkan'a 41'inci yaş günü sürprizi

AYDIN'ın Söke ilçesinde yaşayan bugüne kadar 13 beyin kanaması, 6 felç, 20'den fazla beyin anjiyosu ve çok sayıda epilepsi nöbeti geçiren ve öldü sanılan Ferkan Taş'a, 41'nci yaş günü sürprizi yapıldı.Söke'nin kırsal Bağarası Mahallesi'nde yaşayan Ümmühan Taş (68) ve Recep Taş (70) çiftinin 4 çocuğundan Ferkan Taş, 8 Ocak 1999'da, ailesine ait zeytinlikte ürün toplarken fenalaşıp bayıldı. Eve gitmeyince aranan Ferkan Taş, yakınları tarafından arazide bulunup Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Beyin kanaması geçirdiği belirlenen Taş, Aydın Atatürk Devlet Hastanesi'ne oradan da İzmir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi. Birçok test yapılan Taş'a, nadir görülen 'Thalamik AVM' (Arterio-Venöz-Malformasyon)' teşhisi konuldu. Beyin damarlarındaki yapısal bir bozuklukla dünyaya gelen ve yıllar sonra beyin kanamasıyla ortaya çıkan rahatsızlığı nedeniyle şaşkına dönen Taş, uzun süre mücadele etti. Bugüne kadar 13 beyin kanaması, 6 felç, 20'den fazla beyin anjiyosu ve çok sayıda epilepsi nöbeti geçirdi. Son olarak 2014 yılında beyin kanaması geçiren Taş, yaşama azmiyle sağlığına kavuştu. 10 hastanede toplam 562 gün geçirdi ve her seferinde öldüğü sanılan Ferkan Taş, mucizevi bir şekilde yaşama tutundu."HER GİTTİĞİM HASTANEDE ÖLÜMDEN BAHSETTİLER"41'nci yaş günü anne Ümmühan Taş, baba Recep Taş, çocukluk arkadaşı Yusuf Solak (45) ve Ali Yağcı (48), Ferkan Taş'a, 8 Ağustos olan doğum gününde yaş günü sürprizi yaptı. Şaşkınlığını gizleyemeyen Ferkan Taş, "21 yıldan beri sürekli hastanelerde tedaviyle uğraşıyorum. Her gittiğim hastanede doktorlar bana ölümden bahsederken, bugün 41. yaşıma girdim. Ailem ve arkadaşlarım benim için doğum günü düzenlediler. Şu an yürüyebiliyorum ve her işimi yapabiliyorum. Bu günleri gördüğüm için Allah'ıma şükürler olsun. 21 yıl anlatılmaz çok kötü geçti. Ama biz şükretmesini bilen insanlardanız. Tedavilerim halen İzmir Ege Üniversitesi Hastanesinde devam ediyor.  Fizik tedavi süreci sürüyor. Belki insanlar sağlıkçıların durumunu pandemi döneminde anladı ama ben daha önceden biliyor ve yaşıyorum. Ne kadar iyi ve vefalı insan olduklarını iyi biliyorum" dedi.Baba Recep Taş ise, "Oğlum zeytin toplamaya gitmişti. Orada baygınlık geçirmiş. Geç kalınca merak edip gittik. Biz onu orada öldü sandık. 21 yıldan beri oğlumun hastalığı ile mücadele ettik tabii ki çok zor günler geçti. İlk zamanlarda hastanede 15 gün yemeden içmeden yattı. Her an için hastaneden ölüsü gelecek diyerek tedbirli oluyorduk. Bugünde 41 yaşına girmesini kutladık. Çok mutluyuz" dedi.Ferkan ile 35 yıldan beri arkadaşlık yapan Yusuf Solak ise, "Ferkan bu hastalığa yakalanmadan önce çok neşeli bir öğrencilik ve gençlik hayatı vardı. Zeytin işlediği sırada hasta oldu. Geçirdiği hastalık bizi çok üzdü. İkinci baygınlık geçirdiğinde onu ambulansa ben sırtımda götürdüm. 1-2-3 derken 13 defa beyin kanaması geçirdi. Şu an sağ salim aramızda ve bugünde 41'nci yaş gününü kutladık. Bir daha beyin kanaması geçirmemesi dileğiyle kendisine nice sağlıklı yıllar diliyoruz. Ferkan gerçekten düşünceleri, hareketleri ve fikirleriyle çok ileri görüşlü akıllı bir kardeşimizdir. Hastalığı yendi ve ailesi ile çevresine yardımcı olmak için gayret gösteriyor" dedi.  

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ----------------Ferkan Taş'a yapılan doğum günü pastası sürprizinden görüntü-Pastayı kesmesi-Beyin kanaması geçirdiği rapurundan görüntü-Ferkan Taş röp.-Baba Recap Taş röp.-Arkadaşı Yusuf Solak ile röp.-Genel ve detay görüntüHaber- Kamera: Burhan CEYHAN/ AYDIN,

=========================

Makedon Lupço, Antalya'da hayata tutundu MAKEDONYA'da çiftçi ailenin ikinci çocuğu olan, böbrek hastası Lupço Alaçovski (10), Antalya'da annesinden nakledilen böbrekle yaşama tutundu. Türkçe'de isminin karşılığı 'sevgi' olan Lupço, sıcakkanlı tavırlarıyla doktorların ilgi odağı oldu. Sağlığına kavuştuğu için doktorlarına teşekkür eden Lupço, ülkesine döneceği günü bekliyor.

Makedonya'nın Berova keninde yaşayan çiftçi ailenin ikinci çocuğu Lupço Alaçovski, doğuştan alt üriner sistemdeki darlık nedeniyle böbreklerini kaybetti. Diyalize girme aşamasına gelen çocuk, ülkesinde tedaviye yanıt vermemeye başlayınca Makedonya Sağlık Fonu tarafından böbrek nakli yapılması için Antalya'ya yönlendirildi.

Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Organ Nakli Bölüm Başkanı Prof. Dr. Alper Demirbaş tarafından gerçekleştirilen ameliyatla annesi Rosana Alaçovski'den (33) alınan böbreğin nakledildiği Lupço, hayata yeniden tutundu. Kendisini sağlığına kavuşturan doktorlara teşekkür eden küçük çocuk ve böbreğiyle oğluna yaşam veren anne, ilk kez geldikleri Türkiye'den mutlu ayrılmaya hazırlanıyor.

'İLK KEZ PASAPORT ÇIKARDIK, ÜLKEMİZ DIŞINA ÇIKTIK'Oğlunun yaşadığı zor günleri anlatırken gözyaşlarını tutamayan Rosana Alaçovski, böbrek nakli için Makedonya Sağlık Fonu tarafından Antalya'ya yönlendirildiklerinde hiç tanımadıkları ülkeye gidecekleri için ilk başta biraz tedirgin olduklarını anlattı. Nakil için geldikleri hastanede gördükleri ilgiden çok mutlu olduklarını belirten Alaçovski, "İlk kez pasaport çıkarmıştık ve ilk kez ülkemizden başka bir ülkeye gidiyorduk. Biraz korkuyorduk, tedirgindik. Burada doktorların ilgisinden sonra çok rahatladık. Türkiye artık bizim için farklı bir ülke oldu" dedi.

Annesinin böbreğiyle yeniden yaşama tutunan küçük Lupço ise kendisini sağlığına kavuşturan doktorlara teşekkür ederken, nakilden sonra çok güçlü hissettiğini söyledi.

"BİZ ONA 'SEVGİ' DİYORUZ"Hastanenin Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Havva Asuman Yavuz, yaklaşık 1 ay önce annesinden alınan böbrekle yaşama dönen küçük çocuğun sağlık durumuyla ilgili bilgi verdi. Yavuz, "Lupço annesiyle birlikte bize başvurduğunda böbrek yetmezliği mevcuttu. Diyaliz aşamasına gelmiş. Böbrek yetmezliğinin nedeni ise alt üriner sistemde doğuştan darlık vardı. Bu da böbreklerini bozmuştu. Gerekli tetkik ve tahlilleri yapıldı. Gayet başarılı olarak annesinden böbrek nakli yaptık. Her şey güzel gidiyor. Bundan sonra Lupço'ya uzun ömür ve sağlıklı nice yaşlar diliyoruz" diye konuştu.Lupço'nun adının anlamının çok güzel olduğunu da aktaran Prof. Dr. Yavuz, "Lupço 'sevgi' demekmiş. Çok güzel bu. Biz de hastanede küçük çocuğa isminin Türkçesi olan 'Sevgi' diyoruz. Kendisine sağlıklı ömür diliyoruz" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ--------------Makedon çocuk ve annesinin beraber görüntüsüRÖP1: Prof. Dr. Havva Asuman Yavuz ile röportajDoktorun çocuk ile sohbetiÇocuğun, doktora teşekkürü ve tercümesiDoktor ile poz vermesiRÖP2: Anne ile röportaj (tercümeli)RÖP3: Çocukla ile röportaj (tercümeli)Annenin duygulu anlarıOrgan nakil merkezi ve ameliyat görüntüleri

HABER: Selma KUNAR- KAMERA: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,  

===================================

Kesme Boğazı'nın buz gibi suları turistleri ağırlıyor ANTALYA'ya 45 kilometre uzaklıktaki Kesme Boğazı mevkisindeki doğal havuzlar, her yıl yüzlerce turisti ağırlıyor. Dağlardaki tatlı su kaynaklarının oluşturduğu doğal havuzlarda yüzen turistler, bol bol fotoğraf çekerek manzaranın keyfini çıkarıyor.

Antalya'nın turistik ilçesi Kemer'e 10 kilometre uzaklıktaki Aslanbucak Mahallesi üzerinden gidilen Kesme Boğazı mevki, off-road ve cip safari turlarına çıkan turistleri ağırlıyor. Her yaştan tatilcinin akın akın geldiği turistik bölgede irili ufaklı doğal havuzlar bulunuyor. Buz gibi suyun aktığı su yolları üzerinde oluşan küçük havuzlar tatilcilerin serinlemesine yardımcı oluyor. Dağlarda bulunan kaynaklardan gelen su, boğaz boyunca ilerliyor. Antalya ovasına ulaşmak için bulunan 2 noktadan birisi olan Kesme Boğazı, bitki örtüsü ve yabani yaşamıyla da dikkati çekiyor. Antik dönemde Likya bölgesinin 2 önemli kenti olan Pisidya ve Attaeia'yı (Antalya) bağlayan kavşak noktası olarak bilinen Beydağları-Olimpos Sahil Milli Parkı sınırları içerisindeki Kesme Boğazı gün içinde yüzlerce tatilciye ev sahipliği yapıyor.

Normalleşme süreciyle birlikte hareketliliğin arttığı Kesme Boğazı'na gelenlerden kimi doğal havuzda yüzüyor kimi de manzaranın tadını çıkartıyor. Turistler akıntıyla oluşan minik şelalelerin altına girip serinlemeyi de ihmal etmiyor.

'BUZ GİBİ SUYU BENİ RAHATLATIYOR'Tatil için arkadaşıyla Kemer'e gelen Ukrayna vatandaşı ve bir yıldır İstanbul'da yaşayan Helena Korenchuk (31), "Çok beğendiğim bir yer burası. Buraya iki yıl önce de gelmiştim. Bu yıl da Kemer'e geldiğimde burayı ziyaret etmek istedim. Çünkü burası beni rahatlatıyor. Tertemiz bir yer. Burada vücudunuz rahatlıyor ve ferahlıyor. Buraya bugün geldiğim için çok mutluyum. Tekrar buralara gelirsem gelecek yıl kesinlikle buraya tekrar uğrayacağım" dedi.

UKRAYNALI TURİST MANZARAYA HAYRAN KALDIİlk defa Türkiye'ye tatil için Ukrayna'nın Harkov şehrinden gelen Stanislav Osichnuk, "Çok güzel bir yer burası. Doğal peyzajı da çok güzel. Uzun dağlar ve tertemiz suyu var. Buraya turla geldik. Su gerçekten çok soğuk ama 5-10 dakika içerisinde normalleşiyor" diye konuştu.

KESME BOĞAZI KAYNAK SUYUYLA BESLENİYORKesme Boğazı'nda restoran işletmecisi Cemal Ölmez (42) de dağdan gelen doğal kaynak suyunun beslediği küçük gölet ve şelalelerin turistleri cezbettiğini belirtti. Gelen turistlerin küçük havuz ve şelaleler altında oturduğunu, suya girip serinlediğini anlatan Ölmez, "Geçen yıllarda aşağı yukarı günlük bin kişiye yakın turist ağırlıyorduk. Cip safarileri son mola olarak buraya geliyor ve misafirleri burada havuzlarda yüzüyor. Bunun dışında da dağcılar, yürüyüş yapanlar geliyor. Bununla birlikte motosiklet yarışlarının da yapıldığı bir nokta burası. Güzel ve nezih bir ortam. Bu yıl malum pandemi dolayısıyla işletmemiz de tüm Türkiye geneli gibi ve dünya da malum bu krizden etkilendi. Sezonun tekrar açılmasıyla bir hafta 10 gündür hareketlilik başladı. Aşağı yukarı şu anda 200-250 kişi giriş yapıyor buraya. Ağustosun 10'undan itibaren Rusya ve Avrupa ülkelerindeki uçuşların açılmasıyla da yine tesisimizde turistlerimizi ağırlayacağız. Bu cennet gibi yerde soğuk, temiz suya insanlar girecek, bu güzelliği tadacak, yaşayacaklar. Biz de hepsini bekliyoruz." dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ--------------Tarihi Kesmeboğazı köprüsü bilgilendirme tabelası detayKesmeboğazı köprüsü ve doğal havuzlardan detay (drone)Muhabir İbrahim Laleli'nin anonsuCip safariden kesmeboğazına gelen turistler detayDoğal havuzda serinleyen turist detayKesmeboğazı genel detay (drone)Helena Korenchuk röportaj (Rusça)Soğuk suya giren turistler detayHavuzdan çıkan turit bayan detayDoğal havuzan genel detay (drone)Staniav Osichnuk röportaj (Rusça)Doğal havuzda fotoğraf çekinen bayan turist detayDoğal havuz detayCemal Ölmez röportajDoğal havuzdan detaylarHABER: İbrahim LALELİ- KAMERA: Levent YENİGÜN/KEMER (ANTALYA),

=================================

11 yaşındaki Güçlü Bilge, saçlarını kanser hastası çocuklara bağışladı ANTALYA'nın Manavgat ilçesinde 6'ncı sınıf öğrencisi Güçlü Bilge Asilhan (11), 5 yıldır uzattığı saçlarını kanser tedavisi sırasında saçları dökülen yaşıtlarına destek vermek amacıyla 'Saçım Saçın Olsun' projesine bağışladı. Güçlü Bilge Asilhan, "Oradaki çocukların, saça benden daha çok ihtiyacı var" dedi.

Manavgat'ta oturan Güçlü Bilge Asilhan adlı erkek çocuğu, 6 yaşından bu yana uzattığı saçlarını kestirerek Kanser Savaşçıları Derneği'nin yürüttüğü 'Saçım Saçın Olsun' kampanyasına bağışladı. Bir gün evde televizyon izlerken kanser tedavisi gören çocukların kemoterapi nedeniyle saçlarının döküldüğünü gördüğünü anlatan Güçlü Bilge Asilhan, "Ben de anneme söyledim, ondan sonra saçımı kestirmeye karar verdim. Kestirdim ve 'Saçım Saçın Olsun' projesine gönderdim. Oradaki çocukların benden daha çok ihtiyacı var" dedi. Babasıyla birlikte kuaföre gittiklerini ve saçlarını kestirdikten sonra gönderdiklerini anlatan Güçlü Bilge Asilhan, herkesi projeye katılmaya davet etti.

Özel bir kolejde eğitim gördüğünü söyleyen Güçlü Bilge Asilhan, derslerinin oldukça iyi olduğunu ve hem okulun hem de Manavgat Halk Eğitimi Merkezi'nin (HEM) robotik takımında olduğunu anlattı. Okul takımıyla birlikte Robotik Robotex yarışmasına katıldıklarını söyleyen Asilhan, "Jüri Özel Ödülü kazandık. Robotumuzda bir arıza çıkmıştı, normalde yarışmayı kazanacaktık ama robotumuzda arıza çıkınca kaybettik. Aynı zamanda Manavgat HEM robotik kulübündeyim. Manavgat HEM'le Eskişehir, İstanbul, Gaziantep'e gittik. Oradayken 2'nci ve 3'üncü olduk" diye konuştu.

R ve small basic bilgisayar yazılım dillerini bildiğini de aktaran Güçlü Bilge Asilhan, "Birçok proje yaptım. Mesela kartı gösterdiğinde kapı açılıyor, dışarısının sıcaklığın ölçüp, ekrana yazdırma, elini çırptığında ışığı yakıp söndürme gibi birçok proje geliştirdim" dedi.

Güçlü Bilge Asilhan, boş vakitlerinde satranç oynamayı çok sevdiğini, babası Vedat Asilhan ile birlikte sürekli satranç oynadıklarını da sözlerine ekledi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ--------------Güçlü Bilge Asilhan'ın babasının ofisine gelerek bilgisayarda çalışmasıRÖP: Güçlü Bilge AsilhanGüçlü Bilge Asilhan ve babası Vedat Asilhan'ın satranç oynaması

HABER- KAMERA: Mithat ABAKAN/MANAVGAT (Antalya), =======================================

Hevsel Bahçeleri'ndeki erik ağaçlarını dolu vurdu 

DİYARBAKIR'daki UNESCO Kültür Mirası Listesi'nde yer alan tarihi Hevsel Bahçeleri'ndeki erik ağaçlarına, ilkbaharda etkili olan doluların zarar verdiği görüldü. Çiftçi Hatim Erim (44), "Bu sene 20 ton erik beklerken, kalitesi düşük yaklaşık 3 ton erik elde edebildik" dedi.

Yaban hayatı ve biyoçeşitliliğinin yanı sıra Diyarbakır ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin sebze ve meyve ihtiyacının kısmen karşılandığı, UNESCO Kültür Mirası Listesi'nde bulunan Hevsel Bahçeleri'nde üzüm, şeftali, elma ve erik gibi meyveler ile reyhan, dere otu, maydanoz, marul, lahana, soğan, pırasa ve sarımsak gibi çeşitli ürünler yetiştiriliyor. İlkbaharda bölgede etkili olan doluların ise verdiği zarar, meyveler olgunlaştıktan sonra ortaya çıktı. Bu durum, meyvelerin kalitesinin düşmesine neden oldu.

Hevsel Bahçeleri'nde çiftçilik yapan Hatim Erim, erikten zarar ettiklerini belirterek, "İlkbaharda aşırı yağmur yağdı. Yağmurdan sonra bayramda gece dolu yağdı. O dolunun etkisi, meyve küçükken vurduğu için hem geç yetişti hem de darbe aldı. Kabuk tuttu. Bir de küçük kaldı. Epey bir zarar oldu. Kalitesini düşürdü. Satışa götürdüğümüz zaman millet sürekli şikayetçi. Hem tadı hem üretimi düşük kaldı. Diyarbakır, şu an sıcak ve ondan dolayı yumuşak kaldı. Burada, bildiğimiz tüm yeşillikler yetişiyor. Şu an tarlalarımızda şeftalilerimiz de var. 10 dönümde karışık meyve var. Bu 10 dönüm aşırı yağış olmazsa bir hastalık olmazsa nereden baksan 15- 20 ton elde edebilirsiniz. Bu sene yağışlardan epey mantara çevirdi. 20 ton beklerken 2,5- 3 ton zarar ettik" diye konuştu.

Kaynak: Demirören Haber Ajansı

Haber Yorumları
500
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Haberler.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.

Manşet

Haberler

Antoloji.com Hastane.com.tr Intersinema.com Yenikadin.com
Şu an buradasınız: DHA YURT ÖZEL GÜNDEMİ - Antalya
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

[Kullanım Şartları] - [Hata Bildir] 1.10.2020 11:55:36. #1.15#
title