DHA YURT ÖZEL GÜNDEMİ

KKKA'dan bu yıl 61 kişi hayatını kaybettiSİVAS Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr.

DHA YURT ÖZEL GÜNDEMİ
06.08.2020 09:35 | Son Güncelleme: 06.08.2020 12:24

KKKA'dan bu yıl 61 kişi hayatını kaybetti

SİVAS Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlhan Çetin, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının yaygın görüldüğü illerde bu yıl şu ana kadar 1120 vakaya rastlandığını, mart ayından bu yana 61 kişinin hayatını kaybettiğini söyledi. Prof.Dr. Çetin, "Alınan tedbirler ile özellikle son 1 aydır ülkemiz genelinde KKKA vakalarında ciddi bir düşüş görüyoruz" dedi.

SCÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlhan Çetin, KKKA hastalığı hakkında Demirören Haber Ajansı'na açıklamalarda bulundu. Bu yıl mart ayından itibaren vaka sayısı ve hastalık nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısını açıklayan Prof. Dr. Çetin, önümüzdeki yıl yine aynı aylarda kenenin Türkiye gündemini meşgul edeceğini söyledi. 

'VAKALARDA DÜŞÜŞ VAR'Bu yıl KKKA hastalığının 7 ilde tedirginlik yarattığını söyleyen Prof. Dr. İlhan Çetin, "KKKA bölgede 7 ilde yoğun olarak görüldü. Bu iller Yozgat, Çorum, Tokat, Sivas, Gümüşhane, Bayburt ve Erzincan. Geçen yıllara göre yaklaşık 2 ay erken görüldü. Normalde biz mayıs sonlarında görmemiz gereken KKKA vakalarını mart ayında görmeye başladık. Çok hızlı bir seyirle nisan sonuna kadar Sivas'ta 150'ye yakın vaka oluşmuştu. Bu süreç içerisinde özellikle ülkemizde koronavirüs ile yapılan mücadeleden kaynaklanan yoğunluk nedeniyle artış oldu. Ancak duruma göre alınan tedbirler ile özellikle son 1 aydır ülkemizin genelinde KKKA vakalarında ciddi bir düşüş görüyoruz" dedi.'VAKA 1120, ÖLÜM 61'2020 yılı içerisindeki vaka sayısı ve ölüm oranı hakkında bilgi veren Prof. Dr. İlhan Çetin, "Şu an itibariyle Sivas'ta 191 vakamız oldu. Sivas'ta 12 hastamızı maalesef kaybettik. Ama diğerleri şifa ile taburcu edildi. SCÜ Tıp Fakültesi hastanemiz bu konuda gerçekten KKKA'yı çok iyi bir şekilde tedavi eden bir hastanedir. Ölüm oranları da hastanemizde düşük. Şu anda servislerimizde sadece 6 hastamız tedavi görüyor. Hastalarımızın durumları ağır değil ve tedavileri sürüyor. Yapılan haberler ile birlikte gerekli tedbirler alındı. Şu anda da vaka sayısı ülkemiz genelinde 1120'lerde kaldı ve ölüm vakamız da 61'de kaldı. Bu aylarda vakalar azaldı ve ekim aylarında da çok nadir görülmektedir. Şu anda KKKA'nın aktif zamanını geçirmiş olduk. En sıkıntılı zamanlar bitti. Ancak önümüzdeki yıl da bahar aylarında yeniden geleceğini hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamız gerekiyor. Özellikle risk grubu dediğimiz insanların bu noktalarda tedbirleri elden bırakmamaları gerekir. Özellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşan insanların dikkat etmesi gerekiyor" diye konuştu. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -Canlı kene görüntüsü-Prof.Dr. Çetin'in açıklaması

Haber-Kamera:  Hüsnü Ümit AVCI-Uğur YİĞİT/SİVAS,  

========================

Kazada bacağını kaybetti, şimdi milli takımı hedefliyor  

KOCAELİ'nin Dilovası ilçesinde, Yusuf Zengin(30) 17 yıl önce geçirdiği trafik kazasında sağ bacağını kaybetti. Hayata küsmeyen Yusuf Zengin, 6 yıl önce başladığı ampute futbolda hedefini milli takım olarak belirledi. Dilovası ilçesinde yaşayan Yusuf Zengin, 2003 yılında geçirdiği trafik kazasında sağ bacağını kaybetti. Yaşamdan kopmayan ve bir fabrikada işçi olarak çalışmaya başlayan Zengin, 6 yıl önce bir arkadaşının tavsiyesiyle futbol oynamaya başladı. Sakarya Ampute Futbol Takımı kadrosunda Ampute Engelliler 2. Ligi'nde top koşturan Yusuf Zengin, hem fabrikada çalışıyor hem de haftanın 3 günü Sakarya'daki idmanlara katılıyor. Kendini daha fazla geliştirmek istediğini belirten Yusuf Zengin, hedefinin Ampute Milli Futbol Takımına girmek olduğunu söyledi. Kazanın ardından hayata küsmediğini belirten Yusuf Zengin, "2003 yılında trafik kazası geçirip sağ bacağımı kaybettim. O günden bugüne kadar hiç hayata küsmedim. Ne olduysa, her şeyin üstesinden gelme yeteneğine sahip bir insanım, Rabbimin verdiği güce dayanarak. Yaklaşık 5-6 sezondur top oynuyorum" dedi. Hedefinin milli takıma girmek olduğunu söyleyen Zengin, "Bedenimizin bir yanı eksik diye hayata küseceğiz diye bir kaide yok. Hedefim, Rabbim izin verirse milli takımda oynamak" diye konuştu. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:  -------------------------------Yusuf Zengin sahada antrenman yaparken görüntüler Yusuf Zengin ile röp. Detay 

Haber: Dinçer AKBİR -Kamera: Alişan KOYUNCU/DİLOVASI(Kocaeli),================================================

92 yaşında, evlilik vaadiyle 12 bin TL dolandırıldı

DİYARBAKIR'da önce 46 yıllık eşini, ardından 2011'de evlendiği ikinci eşini de geçen yıl kaybeden 92 yaşındaki Şemsettin Çetinkaya, 3'üncü evliliğini yapmak için görüştüğü kimliği belirsiz kişilerce 'başlık parası' diye 12 bin lira dolandırıldı. Çetinkaya, kendisini dolandıran ve kayıplara karışan kişilerden şikayetçi oldu.

Yenişehir ilçesinde oturan Şemsettin Çetinkaya, 46 yıl aynı yastığa baş koyduğu eşi Cemile Çetinkaya'nın 2008'de vefat etmesinden sonra 2011 yılında ikinci kez evlenen ve 2019 yılında da ikinci eşi Şaha'yı kaybeden emekli Şemşettin Çetinkaya, yalnız yaşamaya başladı. İlk eşinden 2 çocuğu olan Çetinkaya, Kurban Bayramı'ndan 2 gün önce tanımadığı bir numaradan arandı. Telefonda konuştuğu ve tanımadığı kişi kendisine, adının Mahmut olduğunu, Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesinde 52 yaşında dul bir kadın olduğunu ve onunla evlenebileceğini söyledi. Bunun üzerine Çetinkaya, Kurban Bayramı'nın 3'üncü günü Viranşehir'e giderek, telefonda konuştuğu kişi ile görüştü.

12 BİN LİRAYI ALIP KAYBOLDULARKendisinden 15 bin TL 'başlık parası' istenen Çetinkaya, o kadar parası olmadığını ancak 12 bin TL verebileceğini söyledi. Fiyatta anlaşılınca eve çağrılan ve imam olduğu söylenen bir kişi tarafından kıyılan dini nikahın ardından Çetinkaya, 3'ü kadın 3'ü erkek 6 kişi ile birlikte Yenişehir'deki evine gelerek şüphelilere 12 bin TL'yi teslim etti. Eve gelenlerden birinin karnının acıktığını söylemesi üzerine alışveriş yapmak için markete giden Çetinkaya, eve döndüğünde kimseyi göremedi. Şüphelilerin kendisiyle görüştükleri telefon numarasını arayan Çetinkaya, cevap alamayınca dolandırıldığını anladı. Çetinkaya, emniyete giderek, şüphelilerden şikayetçi oldu.

'NE YAPACAĞIMI ŞAŞIRDIM'2 eşini de kaybettiğini ve yalnız yaşamakta zorlandığını belirten Şemsettin Çetinkaya, şunları kaydetti: "Bayramdan 2 gün önce bir telefon geldi. Arayan kişi, 'Ben sana bir hanım bulmuşum' dedi. Ben de nerede olduğunu sordum. Bana, 'Viranşehir'e gel' dedi. Pazar günü Viranşehir'e gittim. Orada bana kadını gösterdiler. 15 bin TL başlık istediler. Ben de 12 bin liram olduğunu söyledim. 'Peki' dediler. İmam diye bir adam getirdiler. Dini nikah yaptılar. Sonra 6 kişi ile bir arabaya bindik. Diyarbakır'a geldik. 'Paramızı ver' dediler. Ben de verdim. Sonra aç olduklarını söylediler. Ben de ekmek almak için markete gittim. Geri döndüm kimseyi bulamadım. Beni dolandırdılar. Kaçmış, gitmişler. Sonra ben de karakola gittim. Onları aradım ama cevap vermediler. Karakolda bana, güvenlik kameralarına bakacaklarını söylediler. Ben mağdurum, 92 yaşındayım. Tek bir adam. Ev de olsa sanki kabirdeyim, mezardayım. Tek başıma oturuyorum kimsem yok. Evladım var ama hepsi evlerinde. Onun için perişanım mağdurum."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -------------------------------Muhabir Burak Emek'in anonsuDolandırılan Şemsettin Çetinkaya'nın sokakta gezmesiEvine giren ÇetinkayaŞemsettin Çetinkaya'nın evinden görüntüÇetinkaya'nın ev işleri ile uğraşmasıNüfus cüzdanından görüntüŞemsettin Çetinkaya'nın önceki eşlerini göstermesiDilekçeden görüntüÇetinkaya'nın konuşmasıGenel ve detay

Haber-Kamera: Burak EMEK- Serdar SUNAR/DİYARBAKIR, =====================================

Su altında kalan 12 bin yıllık Hasankeyf, teknelerle gezilecek

Veysel Eroğlu (Ilısu) Barajı ve Hidroelektrik Santrali Projesi nedeniyle su altında kalan Batman'ın tarihi Hasankeyf ilçesinde gezi tekneleri suya indirildi. Montaj ve ihale sonrası hazır hale getirilecek tekneler, tarihi kalıntıları su üzerinde ve yakından görme fırsatı sunacak. Liman çalışmalarının sürdüğü bölgedeki yatırımcılar, koronavirüs salgının bitmesini bekliyor. Hasankeyf Belediye Başkanı Abdulvahap Kusen, tarihi ilçenin turizm geleceğinin parlak olduğunu söyledi. 

Güneydoğu Anadolu Projesi'nin (GAP) en önemli tesislerinden olan, gövde bakımından dünyanın en uzun, güç bakımından ise Türkiye'nin 4'üncü büyük barajı Veysel Eroğlu (Ilısu) Barajı ve Hidroelektrik Santrali'nin kapsadığı Dicle Nehri'nin geçtiği Diyarbakır, Batman, Mardin, Siirt ve Şırnak'ta yatırımcılar yeni istihdam kapılarıyla umutlanıyor. Barajın yapımı sırasında 300 milyon TL harcama tutarıyla Hasankeyf ilçesi 3 kilometre mesafedeki yeni yerleşim yerine, tarihi Artuklu Hamamı, Sultan Süleyman Koç Camisi, İmam Abdullah Zaviyesi, Er-Rızık Camisi minaresi, Zeynel Abidin Türbesi, Eyyubi (Kızlar) Camisi ve kale giriş orta kapısı ise taşları tek tek sökülüp, Dicle Nehri Kıyısı'ndaki Kültürel Park'a taşındıktan sonra yeniden inşa edildi. Farklı iş kolları ile istihdamın önünü açan ve ülke ekonomisine yıllık 412 milyon dolar katkı sunacak barajın hizmete alınması, bölge halkı tarafından sevinçle karşılandı. Batman'ın baraj suyu altında kalan 12 bin yıllık geçmişe sahip Hasankeyf ilçesindeki yatırımcılar, suyun yükselmesiyle birlikte eşsiz manzaraların ortaya çıktığı bölgeye gelenler için tur düzenlemek amacıyla tekneler satın aldı. Suya indirilen ancak montaj işlemleri süren tekneler yapılacak ihale sonrası gezi turlarına başlayacak. Bölgeye gelecek turistler, gezi tekneleriyle tarihi eserler ve su altında kalan kalıntıları yakından görme fırsatı bulacak. Suyun seviyesine göre yükselip, alçalabilen yüzen limanların da inşa çalışmalarının sürdüğü bölgenin turizm, tarım ve hayvancılık alanlarında kalkınmasından ümitli olan vatandaşlar, koronavirüs salgınının bitmesini bekliyor.

'HASANKEYF'İN TURİZM GELECEĞİ PARLAK GÖRÜNÜYOR'Hasankeyf Belediye Başkanı Abdulvahap Kusen, bölgenin turizm alanında gelişmesi için çalışma yürüttüklerini söyledi. Kusen, su ve kültür turizmiyle anılan bölgenin odakta olduğunu kaydederek, pandemi nedeniyle bu yıl çalışmaların ağır yürüdüğünü ancak gelecek yıl bölgeye ziyaretçi akını olacağını kaydetti. Başkan Kusen, şunları söyledi: "Valiliğimizde turizmle ilgili toplantılar yaparak nasıl geliştiririz diye çalışıyoruz. Burada hükümetin ve milletvekillerinin partimizin büyük destekleri var. Çok çeşitli projeler üretiliyor. Su turizmden tutun, kültür turizmine kadar, yamaç paraşütüne kadar bu alternatifler tamamen masada. Ama tabiki Hasankeyf kültür turizmiyle anılan bir alan. Bu özellikle havza bazında düşündüğünüz zaman GAP turizm alanında en odak noktalarından biridir. Kültür turizm geliştirilmesi için mevcut kalelerimiz var. Bu konularda çalışmalar devam ediyor. Bölgenin en büyük müzesi Hasankeyf'te kuruluyor. Kültürel alandaki Kültür Park olarak tabir ettiğimiz eski yerleşimdeki eserlerin taşındığı alanda peyzaj çalışmasıyla birlikte çok güzel bir görüntü ortaya çıkacaktır göl kenarında. Zeynel Abidin Türbesi etrafı taşınan Roma dönemi eserleri Artuklu Hamamı ve İmam Abdullah Zaviyesi, Eyyübi dönemlerinin cami, külliye ve minareleriyle birlikte bir bütünlük arz edecek peyzaj çalışmasıyla başlı başına Hasankeyf'teki en önemli turizm potansiyeli. Tabi ki buna tekne turlarıyla çok iddialıyım ki özellikle Batman Kantar Köprüsü ile Hasankeyf arasında gezdim gördüm. Çok müthiş bir peyzaj var orada. Onu inşallah yapacağız, tekne turlarıyla boğaz manzarasından çok daha güzel bir manzarayla, gelecek olan turistlerimiz bu alanda tekne turlarıyla seyahat edebilecekler. Yani Hasankeyf'in turizm geleceği parlak görünüyor. Bu sene biraz pandemi ve koronavirüs biraz ağır yürüyor ama önümüzdeki sezon Hasankeyf inşallah ekonomik alanda da bize de bir gelir ve getiri sağlayacaktır."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -------------------------------DHA Bölge Temsilcisi Mücahit Yolcu anonsHavadan Hasankeyf göüntüleriSuya indirilen teknelerLiman çalışmalarıMücahit Yolcu anonsBarajın havadan görüntüsüİlçe merkeziYeni yapılan evler ve tarihi eserlerGenel ve detay

Haber-Kamera: Mücahit YOLCU- Burak EMEK/HASANKEYF(Batman),===============================================

Kırmızı Montlular'dan depremzede çocuklara kırtasiye ve kıyafet

Elazığ'da, 24 Ocak'ta meydana gelen 6.8'lik depremin ardından İçişleri Bakanlığı ve Valilik desteğiyle kurulan 'Kırmızı Montlular Gönüllülük Hareketi', depremzede çocuklara kırtasiye ve kıyafet yardımında bulundu.

Merkez üssü Elazığ'ın Sivrice ilçesi olan ve 41 kişinin yaşamını yitirdiği 24 Ocak'taki 6.8 büyüklüğündeki depremin ardından İçişleri Bakanlığı ve Valilik desteğiyle 3 dernek, 1 öğrenci platformu ve 1 taraftar grubunun katılımıyla 'Kırmızı Montlular Gönüllülük Hareketi' kuruldu. Gönüllüler, depremin ilk gününden itibaren depremzedelere yönelik çeşitli etkinlikler düzenledi. 81 ilden gelen gıda, kırtasiye malzemeleri ve kıyafetleri, maddi durumu olmayan depremzedelere dağıtan üyeler, depremde 135 hanesinden 84'ünün hasar gördüğü ve çocuk nüfusunun fazla olduğu merkeze bağlı Tadım köyüne giderek, gelen kırtasiye malzemelerini ve kıyafetleri dağıttı. Elazığ'daki tüm mahalle ve köylere yardımları ulaştırmayı amaçlayan gönüllülerin hedefi 2 bin çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak.

'AMACIMIZ ÇOCUKLARIN YÜZÜNÜN GÜLMESİ'Kırmızı Montlular Gönüllülük Hareketi Kurucu Genel Başkanı Erhan Eğit, Elazığ'ın büyük bir deprem atlattığını ve depremin ardından koronavirüsün derin etkiler bıraktığını belirterek, şunları söyledi: "Bu vesileyle maddi durumu kötü olan ve depremzede çocuklarımızı unutmadık. Onlara hem bayramlık kıyafet vereceğiz hem de Milli Eğitim Bakanımızın 30 Ağustos'ta okulların açılacağını söylemesinin ardından okul ihtiyaçlarını da karşılayacağız. Elazığ'ın hemen hemen bütün köylerinde ve maddi durumu kötü olan mahallelerde bu çalışmamız olacak. İnşallah bir çocuğun tebessümü ve dualarıyla birlikte, amacımız çocukların yüzlerinin gülmesi. Biz bunu yaparken, arkadaşlarımız gönüllü bir şekilde çalışıyor. Yaklaşık 100 arkadaşımız sabahtan gecenin ilerleyen saatlerine kadar gönüllü olarak hizmet veriyor. 81 ilden bizlere kırtasiye ve kıyafet yardımı geliyor. Şu an 2 bin çocuğun ihtiyacını karşılayabilecek kırtasiye ve bayramlık kıyafet elimizde mevcut. İnşallah hayır sahiplerinden gelen bu güzel yardımları da gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştıracağız."

Yardım alan çocuklardan Yunus Köçer, kendisine pantolon verildiğini dile getirerek, "Çok teşekkür ederiz. Çok mutluyum, pantolonu tabiki giyeceğim. Kırmızı montlulara çok teşekkür ederim" diye konuştu. Köy sakinlerinden Ünsel Aykut da, "Depremden en fazla etkilenenlerden biriyiz. Sağ olsunlar çocuklarımıza kırtasiye ve kıyafet yardımında bulundular. Çocuklarımızın mutluluğu ve sevinci bizim için her şeyden önemli. İyi ki varlar, çok teşekkür ederiz" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -------------------------------Kırtasiye ve giysilerden detayRöportajlarYardımların çocuklara dağıtılmasıGenel ve detay

Haber-Kamera: Ahmet ÇÖTELİ- Serhat ÖZDEMİR/ELAZIĞ,

=================================

Damızlık boğa sürüdeki ineklerin sütünü emdi

MUŞ'ta özel bir çiftliğe damızlık olarak alınan boğa, ineklerin sütünü emdi. Çobanın takibi sonucu süt emen boğa sahibine geri verildi. 

Muş Ovası'nda bulunan özel çiftliğin sahibi Haluk Dizdaroğlu, inek sürüsü için arkadaşından 3 yaşında damızlık bir boğa aldı. Çiftliğe getirilen boğa sürüye katıldı. Boğa, çoban Rüstem Nergiz tarafından ineklerle birlikte otlağa götürüldü. Çoban Rüstem Nergiz, bir hafta geçtikten sonra ineklerden günde elde ettiği sütte yaklaşık 25 ila 30 kilogram arasında azalma olduğunu gördü. Azalmanın nedenini araştıran Nergiz, damızlık olarak alınan boğanın ineklerin sütünü emdiğini belirledi. Çoban Nergiz'in çiftlik sahibi Dizdaroğlu'na durumu bildirmesinden sonra boğa sahibine geri gönderildi. 

Yaklaşık 35 yıldan beri çobanlık yaptığını ilk defa böyle bir şeye şahit olduğunu belirten Rüstem Nergiz, "Boğayı sürüye kattıktan sonra günde 30 kilograma yakın sütte azalma olduğunu gördüm. Yaptığım araştırmada boğanın ineklerin sütünü emdiğini tespit ettim. Çiftlik sahibine durumu bildirerek boğayı geri gönderdik. 35 yıllık çobanım böyle bir olayı ne duydum ne de gördüm" dedi. 

Çiftlik Sahibi Haluk Dizdaroğlu, küçüklükten beri çiftliklerinde hayvan beslediğini belirterek bir boğanın ineklerden süt emdiğini ilk kez gördüğünü söyledi. Çok şaşırdığını ifade eden Dizdaroğlu, boğayı bekletmeden geri gönderdiklerini, ineklerini bundan sonra aşılama yöntemine gideceklerini kaydetti. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ  -İnek sürüsünden detaylar-Boğanın ineğin memesinden süt emmesi-Boğadan detaylar-Çoban Rüstem Nergiz'le röp-Haluk Dizdaroğlu ile röpHaber-Kamera: Mehmet AYDIN/ MUŞ,

=============================

87 yaşında kuzine ustası, gençlere örnek oluyor

TRABZON'un Akçaabat ilçesinde Hakkı Aydın (87), tütün ambarından dönüştürdüğü atölyesinde, kaynak kullanmadan, perçin çivi yöntemiyle 'kuzine' olarak bilinen içinde fırın yer alan demir soba imalatı yapıyor. 70 yıldır demire şekil veren Aydın, çalışma azmiyle çevresindekilerin takdirini toplayıp, gençlere de örnek oluyor.

İlçeye bağlı Yenimahalle'de oturan Hakkı Aydın, tütün ambarından dönüştürdüğü atölyesinde demire şekil verip, günlerini çalışarak geçiriyor. Aydın, 70 yıldır elinden çekicini düşürmediği atölyesinde, bölgede 'kuzine' olarak bilinen içinde fırın yer alan demir soba imal ediyor. İlerlemiş yaşına rağmen yaz-kış demeden çalışan Aydın, kaynak kullanmadığı kuzineleri, kendine özgü perçin çivi yöntemiyle üretiyor. Aydın'ın kuzineleri, müşterilerince özel olarak sipariş ediliyor. Onlarca yılın birikimini 2 yıl önce Trabzon'da 'Yılın Ahisi' seçilerek taçlandıran Hakkı usta, kışın yaşadığı yoğunluk nedeniyle, yetişemediği siparişlerini yaz aylarında çalışıp, tamamlamayı hedefliyor. Bugüne kadar 2 bini aşkın kuzine imal eden Aydın, çalışma azmiyle, çevresindekilerin takdirini toplayıp, taş çıkarttığı gençlere de örnek oluyor.

'GÜCÜM YETTİĞİ KADAR DEVAM EDECEĞİM'Sağlığının el vermesi ve gücünün yettiği kadar soba yapmaya devam edeceğini belirten Aydın, "Yaklaşık 70 yıldır kuzine sobası yapıyorum. Yaptığım sobaların en büyük özelliği kaynak kullanmıyorum. Perçin çivi ile yapıyorum. Bunun yanında yanmasıyla, pişirmesiyle ve duman oluşturmaması öne çıkan diğer özellikleridir. Bu zamana kadar tahmini 2 bin adet soba yaptım. Şu an kendimi iyi hissediyorum. Gücüm yettiği kadar soba yapmaya devam edeceğim. İnternet üzerinden Almanya'dan sobamı görüp almaya geldiler. Çevrem de beni çok seviyor ve takdir ediyor. Kışın siparişlerini yetiştiremediğim için yaz boyunca çalışmak zorunda kalıyorum" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-Hakkı Aydın'ın atölyesine gitme görüntüsü-Atölyeye girmesi-Atölyede soba kuzine sobası yapma görüntüleri-Şiir okuması-Atölyeden genel detaylar-RöportajHABER: SELÇUK BAŞAR, KAMERA : NURULLAH CABRİ/ TRABZON- DHA

==========================

8 aydır kayıp oğlunun yolunu gözlüyor

ÇORUM'da, 'gezmeye gidiyorum' diyerek evden çıkan Mücahit Bolat'tan (21), 8 aydır haber alınamıyor. Oğlunun yolunu gözleyen ve bulunmasını isteyen gözü yaşlı anne Sevim Bolat, "Hadi çık gel be yavrum seni çok özledik" dedi.

Akkent Mahallesi'nde oturan Mücahit Bolat, 29 Aralık günü, 'gezmeye gidiyorum' diyerek evden çıktı. Ancak geri dönmedi. Ailesinin kayıp başvurusu üzerine polis, jandarma ve AFAD'dan oluşan 50 kişilik ekip, arama çalışması başlattı. Drone ve iz takip köpeklerinin de kullanıldığı arama çalışmalarında, Bolat'ın izine rastlanmadı.

'YAŞADIĞINA İNANIYORUZ'Arama çalışmaları sonlandırılırken, oğullarının yaşadığına inandığını belirten baba Cahit Bolat, o gün evden çıkarken yanına eşyalarını almadığı oğlunun kendi başına hareket edecek bir çocuk olmadığını ve kandırılmış olabileceğini söyledi. Baba Bolat, "Yavrum çık, gel. Senin yaşadığına inanıyoruz. Seni çok özledik. Kurban olduğum. Polise, savcıya başvurduk hiçbir gelişme yok. Çok üzülüyoruz. Oğlum sebep ne olursa çık gel, gelmek istemiyorsan da gelme ama bize haber ver. Bir kez olsun sesini duyalım kurban olduğum. Elimiz kolumuz bağlı, ne yapacağımızı bilmiyoruz. 'Allah inşallah oğlumuzu sağ salim bir yerden çıkartır' diye umutlanıyoruz. Annesi çok üzülüyor. Oğlum çarşıya gitmiş de gelecek gibi teselli etmeye çalışıyorum onu. Çalışmaya gittiğini düşün diyorum" dedi.

'HADİ ÇIK GEL BE YAVRUM'

Oğlunu çok özlediğini anlatan gözü yaşlı anne Sevim Bolat da, "Annem; yaşadığını biliyorum neredeysen çık gel. Seni rüyalarımda görüyorum hep başın sıkıntıda gibi. Başın sıkıntıda da olsa her şeyine razıyım. Sen yeter ki gel. Çok özledik seni. Kardeşlerin seni bekliyor. Gece gündüz seni arıyoruz. Uyku yok gözümüzde. Asılsız ihbarlardan bile umut eder olduk. Her ihbarda 'çocuğumu göreceğim' diye umutlanıyorum. Ömrümün yettiği yere kadar çocuğumu arayacağım. Hadi çık gel be yavrum seni çok özledik" diye konuştu.

Kaynak: DHA

Haber Yorumları
500
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Haberler.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.

Manşet

Haberler

Haberler.com Ios Uygulaması Haberler.com Android Uygulaması Haberler.com Huawei Uygulaması
Şu an buradasınız: DHA YURT ÖZEL GÜNDEMİ - Haber
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

[Kullanım Şartları] - [Hata Bildir] 20.9.2020 07:59:05. #1.14#
title