DHA YURT ÖZEL GÜNDEM -TEKRAR

DHA YURT ÖZEL GÜNDEM -TEKRAR

Kadın peyzaj işçilerden 40 dereceyi aşan sıcaklıkta güneş altında mesaiDANA'da kadın peyzaj işçileri, kentte 40 dereceyi aşan sıcak havada güneş altında kavşaklardaki yeşil alanları çiçek dikerek süslüyor.

DHA YURT ÖZEL GÜNDEM -TEKRAR
10.07.2020 12:34 | Son Güncelleme: 10.07.2020 14:23

Kadın peyzaj işçilerden 40 dereceyi aşan sıcaklıkta güneş altında mesai

DANA'da kadın peyzaj işçileri, kentte 40 dereceyi aşan sıcak havada güneş altında kavşaklardaki yeşil alanları çiçek dikerek süslüyor.

Hissedilen sıcaklığın 40 dereceyi geçtiği kentte Adana Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü'nün kadın peyzaj işçileri, sabahın ilk ışıklarıyla beraber kentteki birçok kavşakta çiçek dikerek süsleme çalışmaları yapıyor. Özellikle güneş altında yüksek sıcaklığın etkisini artırdığı saatlerde çalışırken zorlandıklarını ama işlerini sevdiklerini söyleyen kadın işçiler, gün içinde saat 11.30 ve 13.30 arasında mola vererek dinleniyor. Yaz mevsiminde birçok noktada çiçek dikme ve peyzaj çalışmalarıyla birlikte kenti süsleyen kadınlar cadde ve yollarda renkli görüntülerin de mimarı olmaya devam ediyor.

ADANA SICAĞINA ALIŞIĞIZ

Adana'da sadece çalışanlar için değil evde kalan bir kişi için bile sıcak havanın etkisinin yüksek olduğunu kaydeden peyzaj işçisi Meryem Bircan (33), sıcağa ve güneşe rağmen işlerini çok sevdiklerini dile getirdi. Öğleden sonra saat 14.00 sıralarında sıcağın etkisinin  tam olarak kendisini hissettirdiğini belirten Bircan, "Maskemizi, şapkamızı hiç çıkarmıyoruz. Sıcakla kol kola işimizi sürdürüyor, kentimizi süslüyoruzö dedi.Yaklaşık 12 yıldır kentte peyzaj işçisi olarak çalıştığını söyleyen Rabia Özpolat ise (33) güneşin altında çalışmak zor da olsa mutlu olduklarını belirterek, "Adana sıcağına alışığız. Yeri geldiğinde dinleniyor yeri geldiğinde çalışmayı sürdürüyoruz. Bol bol su tüketiyoruz. Adana sıcak olsa da insanları daha sıcak. Bundan dolayı işlerimizi yürütebiliyoruz" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -------------------------------Peyzaj düzenlemesi yapan kadınlarPeyzaj düzenlemesi yapan kadınlar ile röpMuhabir Can Çelik anonsGenel ve detaylarHaber-Kamera: Can ÇELİK-Eser PAZARBAŞI/ADANA,

Haber Kodu : 200710016

====================================

65 yaşındaki Hatice teyze spor salonunun gözdesi oldu

KORONAVİRÜS salgını başlamadan birkaç gün önce oğlu Uğur Budak'ı (45) görmek için Adana'dan Niğde'ye giden 65 yaşındaki Hatice Budak, seyahat yasağı nedeniyle memlekete dönemeyince 3 aydır oğlu ve 15 yaşındaki torunu Betül ile crossfit sporu yapıyor.Yeni tip koronavirüs salgını öncesi Adana'dan, Niğde'de yaşayan polis memuru oğlu Uğur Budak'ı görmeye giden Hatice Budak, salgının etkisini göstermesi ve seyahat kısıtlaması uygulanmasının ardından memleketine dönemedi. Bir süre sonra evde sıkılan Hatice Budak, oğlu ve torunun gittiği spor salonuna gitmek istedi. Uğur Budak ise annesinin bu isteğini geri çevirmeyerek spor salonuna götürdü. Burada kondisyona dayalı crossfit sporuyla tanışan Hatice Budak, neredeyse her gün spor yapmaya başladı. Oğlu ve torunu Betül Budak ile spor salonuna gelen Hatice teyzeyi görenler ise ilk başta şaşırsa da azmini takdir etti.

STRES ATIYORUM VE ZİNDE KALIYORUMNormalleşme süreci ile yasakların kalkmasıyla birlikte dışarı çıkmaya başladığını kaydeden Hatice Budak, zinde kalmak için spor yapmaya karar verdiğini ve bundan dolayı çok mutlu olduğunu belirtti. Budak, "İlk geldiğimde bir göz attım ve 'ben bunu yaparım' dedim. Şu an üç kuşak aynı sporu yapıyoruz. Crossfit ile hem stres atıyorum hem de zinde kalıyorum. Hiç zorlanmıyorum ve daha genç hissediyorumö diye konuştu.Budak'ın oğlu Uğur Budak ise annesinin kendisine bu isteğini söylediğinde ilk etapta şaşırdığını ve bünyesinin kaldırıp kaldırmayacağı konusunda tedirgin olduğunu söyledi. Spora başlayan annesinin performansının kendisinden daha iyi olduğunu dile getiren Budak, "Sporda hem kızım hem de annem beni geri bıraktı" dedi.

BİZİM İÇİN DE BİR İLK OLDUSpor salonunun crossfit antrenörü Mustafa Ersin Şimsek ise salonlarının en yaşlı üyesinin Hatice Budak olduğunu ve üç kuşak ile birlikte ilk defa spor yaptıklarını belirtti. Bu durumdan çok memnun olduğunu kaydeden Şimşek, "Açık konuşmak gerekirse Hatice teyzeden bu performansı beklemiyorduk. O hem bizlere hem de yaşıtlarına iyi bir örnek olduö diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -------------------------------65 Yaşındaki Hatice Budak, oğlu ve torunun Spor öncesi ısımasıKoşu YaparlarkenHalat SallarkenAğırlık KaldırmasıTorunları ile Spor YaparkenGenel ve Detaylar

Haber-Kamera: Adnan ÇELEBİ/NİĞDE,

 Haber Kodu : 200710015====================================

Koku filminin çekimleri Malatya'da başladı

Ulusal ve uluslararası festivallerde yarışacak olan 'Koku' filminin çekimleri Malatya'da başladı. Kültür Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen 'Koku' filminin çekimleri Malatya'nın Battalgazi, Kale ve Yeşilyurt ilçesinde başladı. Filmin yönetmenliğini yapan Yasin Çetin ile Barış Gördağ, 'Koku' filmi için Malatya'ya tanınmış dizi ve sinema oyuncularını getirdi. Filmin konusu ve neden Malatya'nın seçildiği konusunda, coğrafyanın güzelliğini anlatmak amacıyla bölgenin tercih edildiği belirtildi. 

GÖRDAĞ: 2 BUÇUK YILDIR HAZIRLIĞINI YAPIYORUZFilmin Yönetmeni Barış Gördağ, bağımsız bir film çektiklerini kaydederek, "Yaklaşık 2 buçuk yıldır hazırlığını yapıyoruz. Filmimiz kale ve çevresi üzerinde çekimi başlandı ama buraya kadar geldik ve dere sahnemizi çekmeye geldik. Yasin'in Malatyalı olmasından kaynaklı olarak buraya geldik" diye konuştu.

ÇETİN: ULUSAL VE ULUSLARARASI ARENADA BOY GÖSTERECEĞİZFilmin Malatyalı Yönetmeni Yasin Çetin ise kendisinin Malatya Kaleli olduğu belirterek, şunları söyledi: "Zaten bu film rahmetli annem ve babama karşı olan bir ahtımdı. Şükür ki yerine getirdik onu. 2 buçuk yıldır bunun hazırlığı ile uğraşıyoruz ve güzel bir proje yarattık. Ulusal anlamdan, şu anda uluslararası anlama çıktık ve bu bize onur verici bir durum. Şu anda burada olmak, bir şekilde prodüksiyon yaratmak ve güzel bir projeye imza atmak ve güzel bir eser arkada bırakmak bizi çok mutlu ediyor. Bu noktada da Malatya'da sağ olsun büyüklerimiz bizi tanıyanlar veya tanımayanlar bize bu konularda çok ciddi anlamda destek, hem motivasyon amaçlı hem de lojistik anlamda çok güzel destekte bulundular. Herkese çok teşekkür ediyorum buradan. Yaklaşık toplamda oyuncularımızla birlikte 70- 75 arasında bir kadroyla buradayız. Ciddi anlamda bir prodüksiyon yapıyoruz. Yaklaşık 1 ay boyunca Malatya'dayız. Eylül ayı itibariyle filmimizin tamamıyla bitmiş hali, hard disk olarak çıkacak. İnşallah Antalya Film Festivali Altın Portakal ile başlayıp devamında ulusal ve uluslararası arenada boy göstereceğiz diye düşünüyoruz."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -------------------------------Yönetmenin geri sayımıKoku filmi çekimleriSetten görüntülerOyuncularKameramanlarYönetmenlerin detaylarıYönetmenler Yasin Çetin ile Barış Gördağ röp.Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Taha AYHAN/MALATYA,

Haber Kodu : 200710040====================================

'Kurban alırken parlak tüylü hayvan tercih edin' KURBAN Bayramı'nın yaklaşmasıyla birlike Erzurum'daki hayvan pazarlarında hareketlilik de artmaya başladı. Veteriner Hekim Sinan Dilsiz, kurbanlık almak isteyen vatandaşların önce hayvanın tüylerindeki parlaklığa dikkat etmesini tavsiye etti. Dilsiz, "Tüyleri parlak olan hayvanların eti genellikle kaliteli, vücudu sağlıklı olur. O hayvan iyi beslenmiştir. Tüyleri bozuk olan hayvanların akciğerlerinde sıkıntı olabiliyor" dedi.

Yıl boyunca meralarda ya da ahırlarda beslenen büyük ve küçükbaş kurbanlıklar Erzurum merkez Aziziye ilçesindeki canlı hayvan pazarında satışa çıkarıldı. Sıkı pazarlıkların yaşandığı satış alanlarında şimdi iyi kurbanlığı seçme zamanı geldi. Besiciler, satışların henüz istenilen düzeyde olmamasından yakındı. Geçen yıla göre satışlarda azalma olduğunu belirten besiciler, bayramın yaklaşmasına rağmen pazarda bir canlılık olmadığını söyledi. Pandemi nedeniyle fiyatlarda yükselme olmasına rağmen ne alıcı ne de satıcıların henüz pazara inmediğini belirten besiciler, "Piyasa hiç iyi değil, iki haftadan beri tek hayvan bile satılmıyor. İnşallah bayrama yakın canlanır" temennisinde bulundu. 

KURBANLIK SEÇİMİNDE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLARVeteriner Hekim Sinan Dilsiz, vatandaşların kurbanlık alırken nelere dikkat etmesi gerektiğini tek tek anlattı. Kurbanlık seçiminde hayvanların önce sağlıklı olup olmadığına bakılması gerektiğini vurgulayan Dilsiz, "Kurbanlık alırken hayvanın önce sağlıklı olup olmadığına, kurban için elverişli olup olmadığına dikkat etmeli. Eti nasıl, çok yağlı mı, vücut kondisyon skoru dediğimiz değerlendirmeler var bunlara bakılmalı. 1'den 5'e kadar vücut kondisyon skorları var. Vatandaşlar vücut kondisyon skoru 3 olan hayvanları tercih ederlerse iyi hayvan almış olurlar. Bizim için kötü hayvan çok zayıftır. Bunların kondisyon skoru 2 ile 2,5 arasındadır. Bunlara kötü hayvan diyorlar. 3-3,5 arası vücut kondisyon skoru olan hayvanlar normal hayvan olarak bilinir. Bunlar ya tam etli ya da tam etli değil denilen hayvanları içeriyor. 3,5-4'ten yukarı olan hayvanlar çok yağlı çok kilo almış hayvan olarak değerlendirebiliyorlar" dedi.

'HAYVANIN DIŞ GÖRÜNÜMÜNE DE DİKKAT EDİLMELİ'Kondisyon skoru 4 üzeri olan kurbanlıkların tercih edilmesi halinde yağın öbek öbek şekillendiğinin görüleceğini kaydeden Dilsiz, şöyle devam etti: "Etin içinde mermerleşme dediğimiz bir düzen var. Onun içinde yağın dağılmış olması hayvanın kesimden sonra etinin lezzetine etki eden en önemli faktördür. Besi hayvanları ya da mera da otlayan hayvanların vücut kondisyon skorları 4 olmasına rağmen birinin etinin tadı diğerine göre farklıdır daha lezzetlidir. Gezen hayvanlarda kondisyon skoru 4 olduğunda ette mermerleşme şekillendiğinde yağ oranı dağıldığı için etin tadı güzeldir, lezzetlidir. Besi hayvanlarında hayvan olduğu yerde beslenip kurbana ya da kesime götürüldüğünde mermerleşme istediğimiz şekilde olmuyor. Belli bölgelerde yağlanma şekilleniyor. Bu da yağın et içinde dağılmamasından dolayı lezzetin az olmasına sebep oluyor. Hayvanın dış görünümüne dikkat edilmesi gerekiyor. Sırtlarına baktığınızda yuvarlak bir şekil çiziyorsa bunlar yağlı hayvanlardır. Bu hayvanların kilosu iyi olur ama etinin lezzeti biraz daha düşük olur. Hayvanın but yapısının, vücut yapısının, tüy yapısının güzel olması gerekiyor. Dışarıdan baktığınızda tüy yapısının parlak olması gerekiyor. Tüyleri parlak olan hayvanların eti genellikle kaliteli, vücudu sağlıklı olur. O hayvan iyi beslenmiştir. Aşırı beslenme varsa yağlanma vardır. Tüyleri bozuk olan hayvanların akciğerlerinde sıkıntı olabiliyor. ya da bit, pire görülüyor."

'MERADA YETİŞEN HAYVANLAR HER ZAMAN İDEAL KURBANLIKTIR'Merada beslenen hayvanın daha sağlıklı ve etinin de daha lezzetli olduğunu söyleyen Dilsiz, "Hayvanlar beslenme yönünden değerlendirildiğinde merada beslenen hayvanlar yeşil otu kendiliğinden meradan aldıkları için etlerinde gerekli mineraller, vitaminler, iz elementleri dengeli şekilde dağılım gösterir. Besi yapılan hayvanların yemlerinde protein, karbonhidrat bakımından yüksek değerler vardır. Vitamin mineral bakımlından daha düşük değerler vardır. Bu değerlerin düşük olması etin kalitesine, tadına etki eder. Tadının az olmasına sebebiyet verir. Sadece yemle beslenmiş olan hayvanlarda protein ve enerji bakımından yüksek olduğundan kas yapısı yüksek olur, etin kalitesi düşük olur. Merada yetişen hayvan her zaman ideal bir kurbanlık aynı zamanda sağlıklı bir kurbanlıktır. Hayvanın dış görünümünün etinin lezzetine etkisi var. Merada otlayan hayvanların eti daha iyi daha kalitelidir. İçerde olan hayvanların et kalitesi biraz daha düşüktür" diye konuştu.

'KESİM RAPORUNA DİKKAT EDİLMELİ'Veteriner Hekim Sinan Dilsiz, dişi hayvanların kesiminin ülkemizde kanunlarla yasak olduğunu vurguladı. Damızlık değerini yitirmemiş, damızlık olarak kullanılan hayvanların kesiminin yasak olduğunu belirten Dilsiz, "Ancak biz yine de bu hayvanları kurban pazarlarında görebiliyoruz. Damızlık değeri bitmemesine rağmen, eti, cüssesi ve ekonomik değeri yüksek olmasından dolayı satılan hayvanlar var. Bunlara karşı en iyi tedbir veteriner hekimlerin gebelik muayenesidir. Zaten hem belediyelerde hem de mezbahalarda kesimden önce veteriner hekim raporu istenmektedir. Kesim raporu olmayanların kesimi yasak. Alıcılar bunlara dikkat etmeliler" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: --------------------------------Büyükbaş hayvanlardan detay-Hayvan satış pazarı tabelasından detay-Hayvan pazarındaki vatandaşlar ve satıcılardan detay -Hayvan satıcıları ile röp.-Hümeyra Pardelinin anonsu-Veteriner Sinan Dilsiz ile röp

Haber-Kamera: Hümeyra PARDELİ-Zafer KUMRU/ERZURUM,

Haber Kodu : 200710018=======================================

Psikiyatrist Karagöz: Çocuğun her halini paylaşmayın

ERZURUM Şehir Hastanesi Çocuk Psikiyatrisi uzmanı Dr. Sümeyra Karagöz, ailelerin çocuğun her halini sosyal medyada paylaşmamalarını tavsiye etti. Küçük çocukların fotoğrafının paylaşımıyla ilgili kararın ailede olduğunu belirten Karagöz, fotoğrafların pedofililerin istismarına açık olabileceğini belirtti. Son zamanlarda sosyal medyada çocuklarla ilgili paylaşımlar konusunda değerlendirmede bulunan psikiyatrist Dr. Sümeyra Karagöz, hastaneye gelen çocuklarda ekran maruziyetine sıkça rastladıklarını bildirdi. Ekran maruziyetinin çocuklarda uyaran eksikliği, dil gelişim gecikmesine sebep olabildiğini belirten Karagöz, ailelerin yeterince çocukla oyun oynamadığını gözlemlediklerini söyledi. Çocukların tablet ya da telefonla günü geçirdiklerini ifade eden Karagöz, hastaneye gelen anne babalara oyun oynamayı öğrettiklerini vurguladı. Ailelerin çocuklara iyi kurallar koymadıklarını ifade eden Karagöz, "Kuralsız ortam olduğunda çocuk hırçınlaşır ve huysuz olur. Ailelere önerim çocuklara iyi kural koymaları. Kural koymak demek çocuğun hiç bir istediğini yapmamak demek değil. İsteklerini uygun şekilde yerine getirip, olmayacak istekleri karşısında bağırıp çağırıp, kızmamak. Biz 0-3 yaş arasındaki çocuklarda internet ve ekran maruziyetini önermiyoruz. Sonraki yaşlarda ise ebeveynlerin bu süreye dahil olmalarını çocukla birlikte oturmalarını istiyoruz. Hangi sitelerde neyi izlediğini ne yaptığını kontrol etmelerini istiyoruz. Aileler bunu uygularlarsa uzun vadede daha sağlıklı, ruh sağlığı yerinde çocuklar yetiştirebilirler" diye konuştu. Çocuğun her halinin sosyal medyada paylaşılmaması gerektiğini de belirten Dr. Sümeyra Karagöz, "Çocuğun kendi kişiliği bedeniyle ilgili konulara ailesi karar verebiliyor. Tabi bu fotoğraflar pedofililer tarafından istismara açık olabiliyor. Ama herkesin kendi çocuğu, kendi tercihi. Uygunsuz olmayacak şekilde çocuğun aile fotoğrafları paylaşılabilir" dedi. Erzurum'da yaşayan 2 çocuk babası Selçuk Dağdelen, teknolojiden çocukları uzak tutamadıklarını ancak bilinçli olarak hareket ettiklerini söyledi. Kızları için haftada 3 gün 20'er dakika internet ve tablet izni verdiklerini belirten Dağdelen, odalarında bilgisayar ve tablet bulunmayan çocuklarının hangi sitelere girdiklerini, neler oynadıklarını da takip ettiklerini vurguladı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: --------------------------------Şehir hastanesi binası-Hastane içinden genel ve detay-Dr. Sümeyra Karagöz'ün çocukla oynaması-Dr. Sümerya Karagöz'ün konuşması-Tablette film izleyen ve oyun oynayan çocuklar-Selçuk Dağdelen ile röp

Haber-Kamera: Salih TEKİN/ERZURUM,

Haber Kodu : 200710020====================================

Abdulsamet, köyündeki parkurda çalışarak hayalini kurduğu liseye girdi

AĞRI'nın Tutak ilçesinde 8'nci sınıf öğrencisi Abdulsamet Öztürk (13) köyünde kendi imkanları ile kurduğu parkurda, çalışarak hayalini kurduğu Spor Lisesine girmeyi başardı. Tutak'a 30 kilometre uzaklıktaki Bintosun köyünde yaşayan Nurcan-Vesim Öztürk çiftinin 5 çocuğundan en küçüğü olan Abdulsamet Öztürk, anne ve babasının ısrarla LGS'ye hazırlanmasını istemesine karşın, hayalini kurduğu Spor Lisesine gitmek istedi.Hayalini gerçekleştirmekten vazgeçmeyen Abdulsamet Öztürk, Beden Eğitimi Öğretmeni Çağdaş Karaozan'ın yönlendirmesi ve annesininde desteği ile tahta, bisiklet lastiği ve diğer hurda malzemelerle kurduğu parkurda yetenek sınavlarına hazırlandı. Abdulsamet girdiği yetenek sınavını kazanarak, Ağrı Spor Lisesi'ne girmeyi başardı. Bintosun Köyü Ortaokul Öğrencisi Abdulsamet Öztürk'ün sınav öncesi hazırlık aşamasında kendi imkanları ile kurduğu parkurda hazırlamasına ait görüntüleri sosyal medya hesabından paylaşan İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Faruk Tekin, Abdulsamet'in azmi ve isteği karşısında hayran kaldıklarını söyledi. Sınav sonrası Abdulsamet'i köyünde ailesi ile birlikte ziyaret edip çeşitli hediyeler veren Tekin, "Samet'i sosyal medyada gördüm. Okulumuzun öğretmenleri paylaşmıştı. Azmini görünce hayran kaldık. Daha sonra kendisini takip ettik. Sınavda iyi bir derece yaptı. Biz de sınav esnasında yanındaydık. Gayet güzel geçti. Tabi biz eğitim hayatı boyuncada kendisini takip edeceğiz. Samet'in annesinin de desteği ile kurduğu parkurda sınava hazırlanması, onun bu azmi, bu gayreti bizi çok mutlu etti. Özellikle Ağrı bölgesinde spor bizim için çok önemli. Her çocuğun bir spor dalı ile uğrasması çok önemli bizim İçin. İnşallah Sameti de ilerde iyi bir sporcu olarak göreceğiz" dedi.

'AİLEM İSTEMİYORDU'Ailesinin ilk başta spor lisesine gitmesini istemediğini belirten Abdulsamet Öztürk ise kendisini öğretmeni Çağdaş Karaozan'ın spora yönlendirdiğini dile getirerek şunları söyledi: "Ailem ilk başlarda benim LGS'ye hazırlanmamı istemiyordu. Ama ben spor lisesine gitmek istiyordum. Daha 7'nci sınıfta iken Beden Eğitimi öğretmenim beni spora yönlendirdi. Öğretmenim çok istiyordu spor lisesi okumamı. Başvuru zamanlarında da okul müdürümüz Burak Kaynarcı kayıtlarımızı yaptı. Ben kendimi futbol alanında çok yetenekli hissediyorum. Sınava hazırlık döneminde parkuru yaparken öncelikle arkadaşlarıma danıştım. Ama onlarla birlikte yapamadık. Ardından annem bize yardımcı oldu. Öğretmenimde bize nasıl yapacağımız gösterdi. Sonra arkadaşlarımla birlikte annemin yardımı ile parkuru kurduk. Parkurda ağaç kütüklerini, bisiklet lastiklerini kullandık. Bu parkurda yaklaşık 1 ay boyunca hazırlandım. Spor Lisesi'nde eğitim hayatına devam edeceğim için çok mutluyum. Sınav zamanında ise çok heyecanlıydım. Parkura girince önce ne yapacağımı düşündüm. Sonra özgüvenimi topladım ve parkurda bütün her şeyi yaptım. Güzel bir derece aldım. Bu süreçte İl Milli Eğitim Müdürümüz de bana destek oldu. İmkan sağladı. İlerde Beşiktaş altyapısına girmeyi hedefliyorum. Gelecekte çok iyi bir sporcu olmak istiyorum. Anneme, babama, okul müdürümüz ve beden eğitimi öğretmenime çok teşekkür ediyorum. İleride ülkeme iyi bir evlat, iyi bir sporcu olmayı istiyorum."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: --------------------------------Abdulsamet'in kendi kurduğu parkurda sınava hazırlanması-Abdulsamet'in özel yetenek sınavındaki performansı-Abdulsamet'in köyde spor yapması-İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Faruk Tekin'in köyde ailesini ziyaret etmesi ve hediye vermesi-Mehmet Faruk Tekin ile röp.-Abdulsamet Öztürk ile röp.

Haber-Kamera: Ramazan DEMİR/AĞRI,

Haber Kodu : 200710017====================================

Maske taktığı buzağısını veteriner kliniğine götürdü

YENİ tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında alınan kurallara uyan duyarlı bir vatandaş veteriner kliniğine götürdüğü buzağısına da maske taktı.İl Pandemi Kurulunun aldığı kararla maske takma zorunluluğunun getirildiği Kars'ta her geçen gün maske takanların sayısında artış görülüyor. Tüm karar ve cezai yaptırımlara rağmen maske takmayanlara ise Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan denetimlerde ceza kesiliyor. Bazı duyarlı besicilerde kurallara uyduğu gibi zorunlu olmamasına rağmen buzağılarına da maske takıyor. Akyaka ilçesinin Demirmenköprü köyünden hasta buzağını il merkezindeki veteriner kliniğine getiren Tellibey- Songül Tuncer çifti tüm dikkatleri üzerlerine çekti. Tuncer çifti kendilerine ait aracın arka koltuğunda getirdikleri 3 aylık buzağılarının sindirim sistemi rahatsızlığından dolayı veteriner hekime getirdiklerini söylediler. Hem kendilerinin hem de buzağılarının sağlığı için maske taktıklarını belirten Songül Tuncer, herkesi maske, mesafe ve hijyen kurallarına uymaya davet etti.Tuncer çifti tedavinin ardından klinik çalışanlarına el sallayarak buzağıları ile birlikte köylerine doğru yola çıktılar.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: --------------------------------Araba içindeki maskeli buzağı-Buzağının dışarı çıkarılması-Detaylar-Kadının konuşması-Arabalarıyla gitmeleri

Haber-Kamera: Bedir ALTUNOK/KARS,

 Haber Kodu : 200710025====================================

Gaziantep'te 'kurutmalık' sezonu başladı GAZİANTEP'te, kış yemeklerinin vazgeçilmezi olan kurutulmuş sebze sezonu başladı. Yurt içi ve dışına satılan kurutmalıkların büyük bölümü Gaziantep'te, 40 dereceyi aşan sıcaklıkta hazırlanıyor. Sezonun başlamasıyla birlikte renk cümbüşü yaşatan kurutmalıklar, kentte binlerce kişiye gelir sağlıyor.

Türkiye'nin birçok yöresine kurutulmuş biber ve patlıcan sevkiyatının yapıldığı kentte hemen her evin kapısının önü ya da bahçesinde biber, kabak ve patlıcanlar kurutmalık yapmak için hazırlanıyor. 40 dereceyi aşan sıcak havada, temizlenip yıkandıktan sonra iplere dizilerek kurutulan sebzeler, yurt içi ve gurbetçilerin yaşadığı ülkelere de gönderiliyor. 10-15 gün süreyle kuruyan patlıcan, biber ve kabaklar toplanıp ipe dizildikten sonra sofralara uzanıyor.

250 MİLYON KURUTMALIĞIN 150 MİLYONU GAZİANTEP'TENGaziantep'in kurutmalık sebzede dünyaya açılmış durumda olduğunu belirten Türk Yüksek Ziraat Birliği Gaziantep Temsilcisi Kenan Seçkin, Türkiye'de aşağı yukarı bamya hariç 250 milyon sebze kurutulduğunu, bunun 150 milyonunu Gaziantep'in karşıladığını ifade etti. Seçkin, "Gaziantep denilince akıllara yemek ve gastronomi gelir. Bunun en önemli yapı taşlarından birisi de kurutmalıktır. Bugün Türkiye'de aşağı yukarı 250 milyon kurutmalık üretiliyor bamya hariç olmak üzere. Bunun 150 milyonu Gaziantep'te üretiliyor. O yüzden Gaziantep kurutmalık konusunda çok önemli bir yere sahip" dedi.

'LEZZETİ GÜNEŞİN CÖMERTLİĞİNDEN GELİYOR'Kurutmalık sezonunda coğrafyanın önemli olduğunu ifade eden Seçkin, Gaziantep kurutmasının lezzeti ve aromasını güneşin cömertliği ile ilişkilendirdi. Kentte üretilen kurutmalığın kalite ve fiyat olarak diğer illerden daha yüksek olduğunu anlatan Seçkin, "Gaziantep'te kurutulan ürünler Türkiye'de diğer illerde üretilen kurutmalıklardan biraz daha pahalıya geliyor. Bunun sebebi ise, Gaziantep'in konumu ve bu mevsimde güneşin cömertliğidir. Bizim kurutmalıklarımızın kalitesini fiyatını ve değerini artırıyor" diye konuştu.

İDEAL HAVA SICAKLIĞI 35-40 DERECE ARASIKurutmalığın Gaziantep'te hem kültür hem de bir sektör haline geldiğini vurgulayan Kenan Seçkin, kurutmalıkta havada rutubetin olmamasının en önemli etken olduğunu ifade etti.

İdeal hava sıcaklığının 35-40 derece arasında olduğunu anlatan Seçkin, "Bu aylarda kentin damları evlerin pencereleri ve balkonları kırmızı biberler ve mor patlıcan kurulukları ile süslenir.  Sağlıklı bir kurutma için hava şartları önemlidir. Rutubet az güneşin bol olması lazım. 35-40 derecede genelde kurutulur. Rutubet az olduğunda da bazen 30 derecede istediğimiz renk ve aromayı yakalayabiliyoruz" dedi.Öte yandan üreticiler ise kurutmalık için hava sıcaklığının istenilen seviyede olduğu ancak pandemi dolayısıyla işlerin geçen yıla oranla azaldığını ifade etti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -------------------------------KurutmalıklarDrone görüntüsüKurutmalık işinde çalışanlarİşçilerin kurutmalık asması Kurutulan sebzelerKenan Seçkin ile Röp.Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Mustafa KANLI-Kadir GÜNEŞ/GAZİANTEP,

Haber Kodu : 200710019====================================

Konya'daki koronavirüs vaka artışının nedeni: maske, mesafe ve hijyen ihlali  

KONYA'da koronavirüs vaka sayısının artması üzerine kentte önlemler artılırken, artışın nedeni maske, mesafe ve hijyen ihlali olarak görülüyor. İl Sağlık Müdürlüğü'nün 175 kişiden oluşan filyasyon ekibi pandemi süresince 37 bin kişiyi takibe alırken, kalabalık asker uğurlamaları, 1 günden fazla düğün yapılması ve konvoyları yasaklandı. Tabipler Odası Konya Şube Başkanı Dr. Eyüp Çetin, artışın kurallara uyulmamasından kaynaklandıığnı belirterek, "Maske takmıyoruz, el hijyeni ve sosyal mesafeyi korumuyoruz.  Bu üç ana hususa dikkat etsek diğer iller düzeyinde oluruz.  Özellikle cenaze, asker uğurlama ve düğün törenlerinde sosyal mesafeyi koruyamadığımız için maalesef Konya bu 5 il içerisine girdi. "dedi.Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, koronavirüs hasta sayısında pik seviyesine yaklaştığını iller arasında Konya'yı da açıklamasının ardından gözler, kente çevrildi. Günlük 100-150 vakanın görüldüğü kentte İl Sağlık Müdürlüğünün 175 kişiden oluşan filyasyon ekibi pandemi süresince 37 bin kişiyi takibe aldı.  İl Hıfzıssıhha Kurulu kararıyla  kalabalık asker uğurlamaları, 1 günden fazla düğün yapılması ve konvoyları yasaklandı.  Polis, son günlerde maske ve sosyel mesafe kuralı denetimleri artırıldı. 52 berber, kuaför ve güzellik salonu denetlenip kurallara uymayanlara toplam 47 bin 450 lira, 8 düğün konvoyunda 69 araca 40 bin lira cezai işlem uygulandı.

'MASKE, MESAFE VE HİJYEN'Konya Tabip Odası Başkanı Dr. Eyüp Çetin, kentteki vaka sayının artışının maske, sosyal mesafe ve hijyen kurallarına uyulmamasından kaynaklandığını belirtti. Çetin, şunları söyledi: "Konya'daki vaka sayısındaki artışın biz 3 ana hususa çok dikkat etmememizden kaynaklandığını düşünüyoruz. Bilindiği gibi Covid-19 solunum yoluyla bulaşan bir hastalık. İlk olarak maskemizi takmıyoruz. İkinci ise el hijyeni, üçüncüsü de sosyal mesafeyi koruyamıyoruz. Bu üç ana hususa dikkat etsek diğer iller düzeyinde oluruz. Ancak dışarıda gördüğümüz gibi maske konusundaki hassasiyetimiz çok düşük. Sosyal mesafe konusundaki hassasiyetimiz çok düşük. Özellikle cenaze, asker uğurlama ve düğün törenlerinde sosyal mesafeyi koruyamadığımız için maalesef Konya bu 5 il içerisine girdi."

'YAKINLARIMIZIN HASTALANMASINI VE ÖLMESİNİ BEKLEMEDEN, HALK SAĞLIĞINI KORUYACAK'Son zamanlarda genç kişiler de hastalığını görülme oranının da arttığını ifade eden Çetin,  "Son dönemde yaş ortalamasının oldukça düştüğünü, daha çok hareketli kesimin bu hastalığa yakalandığını, risk grubu olan genç ve yaşlıların da hastalığa yakalanır olduğunu görüyoruz. Biz Konya Tabip Odası olarak şunu söylemek istiyoruz; illa yakınımızda birinin hastalanmasını ve ölmesini beklemeden, halk sağlığını koruyacak. Sağlık Bakanımızın direktiflerine hepimizin uyması gerekiyor. Bakanımızın da dediği gibi maske hijyen ve sosyal mesafeye dikkat etmemiz gerekiyor."diye konuştu. Denetimlerin ve para cezası uygulamalarının artırılması tavsiyesinde bulunan  Çetin: "Benim yetkili kuruluşlara acizane tavsiyem, kolluk kuvvetlerini biraz daha aktif hale getirip maske konusunda can yakmamız lazım. Manevi olarak canımız yanmadan, maddi olarak insanların canını yakmamız lazım. Çünkü maske takmayan bir insanın hem devlete hem topluma yükü hastalandığı zaman çok daha farklı oluyor. Ben ısrarla yürürlükte olan maskesiz olmanın cezasının uygulanmasını talep ediyorum. Biz millet olarak polisiye tedbirleri daha önemsiyoruz. Cumhurbaşkanımız ve Sağlık Bakanımız anlatıyor ama; insanlar, kendi çevresinde bir şey yoksa, bu hastalık yok gibi kabul ediyorlar."dedi.  

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -------------------------------Fİlyasyon ekibinden detayEkibin çalışması Maskeli ve maskesiz vatandaşlar Vatandaşlar röp.Tabipler Odası Başkanı röp. 

Haber-Kamera: Hasan DÖNMEZ-Mümin KARACA/KONYA,

 Haber Kodu : 200710057==================================================

Prof. Dr. Kılıç: Anız, yıllardır yakılıyor ama herhangi bir katkısı yok GÜNEYDOĞU Anadolu Bölgesi'nde hububat hasadında sona yaklaşılırken, artan anız yangınları ile ilgili olarak uzmanlardan uyarı geldi. Dicle Üniversitesi Biyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kılıç, anız yangınlarının biyoçeşitliliğe ve toprağa zarar verdiğini belirterek, "Herhangi bir katkısı yok. Yıllardan beri yakılmasına rağmen böcek ve benzerleri engellenemez. Engellenmesi de doğru değilö dedi.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde hububat hasadının ardından, uzmanlar tarafından sürekli uyarı yapılmasına rağmen, anız yangınları devam ediyor. Dicle Üniversitesi Biyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kılıç, anız yakmanın çok kötü bir alışkanlık olduğunu, çiftçiye, biyoçeşitliliğe ve toprağa zarar verdiğini belirtti. Anız içinde yaşayan canlı sayısının azalmasına neden olan yangınlarla ile ilgili çiftçinin mutlaka bilinçlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Kılıç, "Anız, Anadolu'nun kanayan yaralarından biridir. Anız yakmak, tarladaki mevcut bitkisel, organik maddelerin küle dönüşmesine neden olur ve bundan toprak, çiftçi faydalanmaz. Kötü bir alışkanlıktır. Herhangi bir katkısı yoktur" diye konuştu.

'YAKMAKLA BÖCEK VE BENZERLERİ ENGELENEMEZ'Yıllardan beri yakılmasına rağmen zararlı böcek ve benzerlerinin engellenemediğini ifade eden Prof. Dr. Kılıç, şunları kaydetti: "Engellenmesi de doğru değil. Tabiatta, toprağın içinde, anızın arasında yaşayan pek çok canlı türü var. Bakteriler, mikro organizmalar, fareler, yılanlar, çekirgeler, kertenkeleler, kurbağalar ve diğer türler var. Bunların hepsi, anız yakılmasıyla kaybedilmektedir ve toprağa katkıdan ziyade zarar vermektedir. Halbuki, anızlar kaldığı zaman doğal gübre olarak da değerlendirilir. Organik gübredir ve toprağı zenginleştirir. Organik madde yönünden, özellikle azot yönünden zenginleştirir. Bu yüzden bizim bulunduğumuz havzada bunların yakılması mevcut hayvan popülasyonlarının sayısının, tür çeşitliliğinin azalmasına neden olur. Çiftçi kardeşlerimizden istirhamımız, lütfen anız yakmasınlar. Bunun cezai müeyyidesi var. Aynı zamanda kendilerine zarar veriyorlar. Çünkü anız kaldığı zaman toprağı zenginleştirir. Bu yüzden hepimizin, bu konuda hassasiyet göstermesi lazım. İlgililerin bu konuda bilgilendirme çalışmaları yapmaları lazım. Köylü vatandaşlarımızın da bu kötü alışkanlıktan vazgeçmesi gerekiyor. Çünkü hayvan burada yiyecek buluyor. Anız yakılmasıyla büyük bir kayıp meydana geliyor."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: ---------------------------Muhabir Selim Kaya anonsAnız yangınlarından detayProf. Dr. Ahmet Kılıç'ın konuşmasıHububat hasadı havadan detay

Haber-Kamera: Selim KAYA, Emrah KIZIL/DİYARBAKIR,

Haber Kodu : 200710023

=================================

Heykel gibi ağaç

BARTIN'ın Hasankadı Beldesinde yaşayan Zülkari Ceylan (65) tarafından keşfedilen gürgen ağacının gövdesinde oluşan el figürü görenleri şaşırtıyor. Zülkari Ceylan ağacın üzerinde eli görünce şaşırdığını belirterek, "Sanki bir el ağacı koruyor, bana dokunmayın der gibi bir izlenim veriyor. Bu ağacın koruma altına alınmasını istiyoruz" dedi.Hasankadı Beldesinde yaşayan emekli madenci ve Hasankadı Belediyesi MHP'li Belediye Meclisi üyesi Zülkari Ceylan, Baydanlar küme evleri mevkiinde ilginç bir ağaçla karşılaştı. Ceylan, yolun kenarında bulunan gürgen ağacının gövdesinde el figürüne benzeyen kökleri fark etti. Büyük şaşkınlık yaşayan Ceylan, cep telefonu kamerasıyla ağacın fotoğrafını çekerek, sosyal medyada yayınladı. Gürgen ağacını saran elleri görenler büyük şaşkınlık yaşadı.Ormanda gezdiği sırada bu ağacı gördüğünü belirten Zülkari Ceylan, "Ben doğayı, ormanı ve yeşili seven bir insanım. Burada yürürken, bu ağaç benim dikkatimi çekti. Ağacın üzerinde 5 parmağı görünce çok şaşırdım. Bunu fotoğraflardan görenler de büyük şaşkınlık yaşıyor. Bu gürgen ağacımız tahminin 80-90 yaşında olabilir, bu el de kendiliğinde oluşan bir durum. Ben böyle bir şey hiç görmedim. Sanki bir el ağacı koruyor, bana dokunmayın der gibi bir izlenim veriyor. Bu ağacın orman işletmesi ve yetkililer tarafından koruma altına alınmasını istiyoruz" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: --------------------------------Ağaçtaki el şeklinden detay-Ağacı gören Zülkari Ceylan'ın incelemesi-Zülkari Ceylan'ın fotoğraf çekmesi-Detay görüntüler-Zülkari Ceylan ile röp.

Haber-Kamera: Ayhan ACAR/BARTIN,

Haber Kodu : 200710021===================================

Ulusal Hububat Konseyi üyesi Prof. Dr. Soylu: Arpa ve buğdaydaki verim umut verici

ULUSAL Hububat Konseyi Araştırma Danışma Kurulu üyesi Prof. Dr. Süleyman Soylu, yurt genelinde arpa ve buğdaydaki verimin bu yıl umut verici olduğu söyledi. Konya Ovası'nda da  hasadın verimli geçtiğini ifade eden Soylu, "Türkiye'de geçen yıl  19 milyon ton üretilen buğday rekoltesinin bu yıl 20.5 milyon tonlara, 7.6 milyon ton olan arpa üretiminin ise bu yıl 8.5 milyon tonlara yaklaşacağını tahmin ediyoruz." dedi.Türkiye'nin 38 bin 873 kilometrekare yüz ölçümüyle en büyük kenti olan Konya'da, en fazla tahıl ürünü yetiştirildiği için 'tahıl ambarı' olarak bilinen Konya Ovası'nda buğday ve arpa hasadı bu yıl çiftçiyi sevindiriyor.  Ulusal Hububat Konseyi Araştırma Danışma Kurulu üyesi ve  Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Süleyman Soylu, buğday ve arpa hasadındaki verimin beklenenin üzerinde olduğunu belirtti. Soylu, şunları söyledi: "Konya 700 bin hektar civarında buğday, 400 bin hektara çıkan arpa ekim alanıyla Türkiye'nin en önemli arpa ve buğday üretim alanıdır. İçinde bulunduğumuz dönem harman dönemidir. Özellikle kıraç alanlarda hasat bitmek üzere. Sulu tarlalarımızda hasat yeni başladı. Hasat oldukça iyi gidiyor. Bölgede arpa hasadı erken başladı. Özellikle dolu riskinden dolayı çiftçimiz biraz tedirgindi. Ama iki haftadır havaların yüksek sıcaklıkla gitmesi ürünlerin çabuk kurumasına neden oldu ve dolu riski de ortadan kalktı.  Çiftçilerimiz harman sezonundan oldukça memnun sayılır. Özellikle verim değerleri umduğumuzdan çok daha iyi geliyor."Soylu geçen yıl 19 milyon ton buğday üretiminin yapıldığını hatırlatarak, " Bu yıl bu rakamın İç Anadolu Bölgesi'nde, Trakya ve Marmara, Güney Doğu'dan gelen olumlu havalar, 20.5 milyon  ton civarında bir buğday üretimimizin olacağını gösteriyor. Çiftçilerin arpaya olan ilgili daha da arttı. Rekoltenin buğdaya göre daha da artacağını düşünüyoruz. Geçen yıl 7.6 milyon ton olan arpa üretimimizin bu yıl 8.5 milyon tonlara yaklaşacağını tahmin ediyoruz." dedi. 

VERİMİN VE FİYATLARIN İYİ OLMASI ÇİFTÇİYİ SEVİNDİRİYOR Verimin ve fiyatların iyi olması çiftçiler açısından gelecek adına umut verdiğini belirten Soylu, "Ülkemizin özellikle bu pandemi sürecinde gıdaya olan önemin, ihtiyacın arttığı bir dönemde ülke açısından çok daha önemli bir durum arz ediyor. Şu an da fiyatlarda iyi gidiyor. Devletin açıkladığı taban fiyatın üzerinde seyretmeye başladı. Bu da üreticimizi sevindiriyor." diye konuştu.

DEKAR BAŞINA ALINAN VERİM YÜKSEK

Buğday ve arpada dekar başına alınan veriminde yüksek olduğunu belirten Soylu, "  Ortalamaya baktığımız zaman bu yıl verimin sulu ve kıraç olmak üzere dekar başına 350-400 kilogram arasında olacağını tahmin ediyorum. Arpada da verimler çok iyi. Kıraç alanlarda 350-400 kiloya kadar verim alan çiftçilerimiz var. Sulu tarımda 900 kiloya kadar dekar başına verimler söz konusu. Buda oldukça ortalamaların üzerinde rakamlar. Bölgemizin bu yıl harman sezonu bereketli geçeceğinin işaretidir" dedi.  

Kaynak: DHA

Haber Yorumları
500
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Haberler.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
title