DHA YURT ÖZEL GÜNDEM -TEKRAR

DHA YURT ÖZEL GÜNDEM -TEKRAR

Kavunun tarlada fiyatı yükseldi ADANA'da 20 gündür hasadı devam eden kavunun kilosu tarlada 1 TL'den 2 TL'ye yükseldi.

DHA YURT ÖZEL GÜNDEM -TEKRAR
25.06.2020 12:39 | Son Güncelleme: 25.06.2020 15:21

Kavunun tarlada fiyatı yükseldi

 

ADANA'da 20 gündür hasadı devam eden kavunun kilosu tarlada 1 TL'den 2 TL'ye yükseldi. Seyhan Ziraat Odası Yönetim Kurulu Üyesi Cahit İncefikir, ekim alanının az olması ve havaların ısınmasıyla birlikte arz-talep dengesinin oluşması nedeniyle fiyatların 2.5 TL'nin de üzerine çıkabileceğini söyledi.

Türkiye'de üretilen 1 milyon 800 bin ton kavunun 200 bin tonunun karşılandığı Adana'da 20 gündür hasat devam ediyor. Seyhan Ziraat Odası Yönetim Kurulu Üyesi Cahit İncefikir, hasadın başladığı sırada kavunun kilo fiyatının 1 TL olduğunu, bugünlerde ise 2 TL'ye kadar yükseldiğini söyledi. İncefikir, ekim alanının az olması ve havaların ısınmasıyla birlikte arz-talep dengesinin oluşması nedeniyle fiyatların 2.5 TL'nin de üzerine çıkabileceğini kaydetti.

Tarla ile market arasındaki fiyat farkına da değinen İncefikir, "Her zamanki gibi tarlada çiftçinin kazandığı parayla aracıların, tedarikçilerin ve marketlerin arasında uçurum var. Kaybeden yine çiftçi oldu. Dolayısıyla, tarladan direkt tüketiciye ürün satabilmenin organizasyonunu yapabilmemiz gerekiyor. Diğer yandan, kavun toplandıktan sonra tadını iyi verebilmesi için 1-2 gün bekletilmesi gerekiyor. İyi bir kavunun ise rengini almış, sarı kısımlarının doygunlaşması, kahverengiliklere yakın olması lazım" diye konuştu.

Kavun üreticisi Adnan Doğan ise marketlerdeki yüksek fiyat farkına tepki göstererek, "Marketlerde fiyatlar 5-6 TL'yi aşabiliyor. Tüm emeği, ilacı, gübreyi, mazotu üretici çekiyor, ama kazanç noktasına gelince en az kazanan üretici oluyor" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -------------------------------Üreticilerin ellerinde kavunlarla görüntüleriDalındaki kavundan detaylarSeyhan Ziraat Odası Yönetim Kurulu Üyesi Cahit İncefikir ile röp.Kavun üreticisi Adnan Doğan ile röp.Kavun tarlasından genel ve detay

Haber-Kamera: Nuri PİR-Çağlar ÖZTÜRK/ADANA,

 Haber Kodu : 200625013=================================

Tek ayağı olmayan kaplumbağa 'Tosbik'i kamptakiler sahiplenildi

MERSİN'in Silifke ilçesindeki Boğsak Kamp Alanı içerisinde tatil yapanlar, her gün belirli saatlerde kapılarına gelen ön ayaklarından biri olmayan kaplumbağayı sahiplenip, adını da 'Tosbik' koydular.Boğsak kamp alanında tatil yapanlar, her gün belirli saatlerde kendilerini ziyaret eden ön ayaklarından biri olmayan kaplumbağaya su ve yiyecek vermeye başladı. Artık kamptan biri olan kamlumbağayı sahiplenen tatilciler, adını da 'Tosbik' koydu. Kamp sakinlerinden Güler Doygun, "Her gün sabah gelir marul ve salatalıkla besleriz. Tek ayağının köpekler tarafından yenilmiş olabileceğini düşünüyoruz. Bu nedenle ayağının biri olmadığı için yiyeceğini tutup alamıyor. Bu nedenle biz yardımcı oluyoruz. Adeta kampımızın maskotu gibi oldu. Gayet sevimli, sevildiğini bildiği için çok güzel sesler çıkartıyor. O kadar insancıl oldu ki kendini korumak için kabuğunun içine de çekilmiyor. Kamp sakinleri olarak biz bu kaplumbağaya 'Tosbik' ismini koyduk. Kamp ailemizin evcil hayvanı gibi oldu" dedi.

'TOSBİK'İ ÇOK SEVDİK'Kaplumbağaya yardımcı olduklarını, elleriyle beslediklerini kaydeden Doygun, "Kapımıza gelince muhtaç olduğunu gözlemledik. Her gün 3 kez karnını doyurduğumuz aynı noktaya geliyor ve kamp sakinlerinden kim görürse besliyor ve yine doğal yaşamına devam ediyor. Biz bu Tosbik'i çok sevdik. Her insanın bizler kadar bu dünyada hakkı olan hayvanlara karşı saygılı olmalarını ve onların yaşam mücadelelerine yardımcı olmalarını istiyoruz" diye konuştu.Kampta bulunan çocuklar da kaplumbağa Tosbik'i çok sevdiklerini belirtip, besleyip su vererek baktıklarını kaydetti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -------------------------------Kaplumbağanın kamp alanındaki görüntüsüKaplumbağanın beslenmesiGüler Doygun ile röp.

Haber-Kamera: Atike CEYLAN KAÇAR/SİLİFKE(Mersin),

Haber Kodu : 200625065======================================

Hayatını adadığı engelli eşi için asansör yaptı BOLU'da, hayatını felçli eşi Fikriye Özcan'a (57) adayan kaynak ustası İsmail Özcan (57), eşinin rahatça eve girip çıkabilmesi için 25 bin TL'ye asansör yaptı.

Seben ilçesinde emekli kaynak ustası İsmail Özcan'ın eşi Fikriye Özcan 13 yıl önce 'Cushing' hastalığına (Vücutta aşırı miktarda kortizol hormonu üretimi sonucunda ortaya çıkan bir durum) yakalandı. Çeşitli ameliyatlar geçiren Fikriye Özcan, 8 yıl önce felç kaldı. İsmail Özcan, hayatını Fikriye Özcan'a adadı, demir ticareti ve kaynak ustalığı yaptığı dükkanını kapattı. Büyükbaş hayvanlarını da satan İsmail Özcan, elde ettiği birikimle eşinin ihtiyaçlarını görmeye başladı. İsmail Özcan, son 8 yılını eşiyle ilgilenip, onun ihtiyaçlarını görerek geçirdi.

Hastalığın ilk dönemlerinde konuşma ve yürüme yetisini tamamen kaybeden Fikriye Özcan, zamanla iyileşmeye başladı. İsmail Özcan, kısa mesafeli adımlar atabilen ve kendini ifade edecek kadar konuşma yetisini geri kazanan eşi Fikriye Özcan'ın oturdukları ikinci kattaki evine girip çıkmakta zorlanması üzerine asansör yapmaya karar verdi. Ardından bu hayalini gerçekleştirdiği asansörü yaptı. İsmail Özcan'ın 25 bin TL maliyetle 1,5 aylık emeği sonucu yaptığı asansör sayesinde Fikriye Özcan, eşinin yardımıyla evine rahat girip çıkmaya başladı.

Asansörün eşi için kolaylık sağladığını ifade eden İsmail Özcan, "Eşim yaklaşık 8 senedir felç. Durumu iyileşmeye başlayınca, zor indirmeye başladık. O da sıkıntı oluyordu. Ben de ne yapayım diye düşündüm. Ondan sonra kafamda bir proje çizdim. Hesap kitap yaptım, malzeme aldım ve başladım. Sonunda yaptım ve çalışır vaziyette. Eşim için kolaylık oldu. Eskiden olsa 3-4 günde yapardım ama 1,5 ayda yaptım. Komple balkon da dahil" dedi.Hastalık sürecinde yaşadıkları zorlukları da anlatan İsmail Özcan, kendisinin de 20 yıl önce beyin kanaması geçirdiğini ve bu süreçte eşinin de kendisiyle fazlasıyla ilgilendiğini belirterek, şöyle konuştu: Eşimin hastalık süreci çok uzun sürdü. 5 yıl fizik tedavi hastanesinde yattık. İlk başlarda hiç konuşamıyordu. İşaret diliyle anlaşıyorduk. İlk 2-3 sene çok sıkıntılıydı. Yanımızda kimse de yoktu. Ben işimi gücümü bıraktım. Beraber baktığımız büyükbaş hayvanlarımı sattım. Şimdiki durumumuz Allah'a bin şükür. Bundan 20 yıl önce ben de bir beyin kanaması geçirdim. Beni öldü diye hastaneye bile almamışlar. Ömrümde 2 gün yaşamadım. Kayıt yok. Yaşayacak zamanımız, yiyecek ekmeğimiz varmış." Konuşma güçlüğü çeken Fikriye Özcan da, asansör ve balkon sayesinde rahat ettiğini söyleyerek, eşine teşekkür etti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-Asansörün çalışma sistemi-Çiftin asansörü kullanmaları-Röportaj-Detaylar

Haber-Kamera: Murat KÜÇÜK/BOLU,

 Haber Kodu : 200625035

=======================

Gürcistan'dan getirdikleri arılarla bölgeye has bal üretmeyi amaçlıyorlar MARDİN'de bal üreticileri, Gürcistan'dan getirttikleri ana ve saf Kafkas arılardan, bölgeye has ve kaliteli bal elde etmeyi hedefliyor. 600 arı kovanı bulunan Nimet Uygar (65), "İkisinin karışımından has bir özellik çıkacak. Bölgemize uyumlu olacak" dedi.

Artuklu ilçesine bağlı kırsal Aran Mahallesi'ndeki dağlık alanlarda arıcılık yapan üreticiler, Gürcistan'dan getirttikleri ana ve Kafkas arılardan kaliteli ve bölgeye has bir ürün elde etmeyi hedefliyor. Üreticiler, 2 çeşidin karışımından ortaya çıkacak balın veriminin de iyi olacağını düşündüklerini ifade ederek, normalde yılda 3 ile 7 ton arasında bal elde ettiklerini söyledi. Arıcılar, ürettikleri balı, başta İstanbul olmak üzere, Türkiye'nin birçok noktasına kilosunu 130 TL'den gönderiyor. Mardin Bal Üreticileri Birliği Başkanı Şevket Bedirhanoğlu, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü, Hayvan Sağlığı Şube Müdürü Bedirhan Bilen de üreticilerle bir araya gelerek çalışmaları yerinde inceledi.

'KOVANI KOYDUM, BAL ALACAĞIM DİYE BİR ŞEY YOK'Yaklaşık 32 yıldır arıcılık yapan 4 çocuk babası Nimet Uygar (65) mesleğine aşık olduğunu belirterek, "Arının hastasıyım, geçimimi sağlıyorum ama arıya da aşığım. Arıcılık salt kovanı koyup, bal almak değildir. Arıcılık iyi bir malzemeyle, iyi bir yerle çalışmak, bölgelerin iklim yapısını göz önüne alarak, ona göre iyi beslemek gerekir. Kovanımı koydum, bal alacağım diye bir şey yok. Şu anda iki çeşitle uğraşıyorum, Gürcistan'dan ana ve saf Kafkas arı getirtiyorum. F2'sini belfastla üretiyorum. İkisinin karışımından has bir özellik çıkacak. Bölgemize uyumlu olacak. Çünkü bizim iklim sıcak. Bu arı sıcak arısı değildir. Bunun F1'i bize gelmez. Kafkas F1'le bir sefer bal yapar ondan sonra biter. 600 arı kovanım var. Yıldan yıla bal üretimimiz değişiyor. 3 ile 7 ton arasında değişiyor. Bu benle ilgili değil, doğayla ilgili bir durum" diye konuştu.

'TÜRKİYE'NİN BİRÇOK YERİNE GÖNDERİYORUZ'Oğlu Osman Uygar da (36), 9 yaşından beri arıcılık yaptığını ifade ederek, "İyi bal sadece doğal bal değildir. Doğal bal olmasıyla beraber florası ne kadar yüksek ise kalite oranı da o kadar yüksek olur. Mardin'in 7 bölgesine arımızı dağıtıyoruz. Ağustos ayında arılarımızı toplayıp, ürünümüzü o şekilde çıkarabiliyoruz. Mardin'in balı flora ve lezzet olarak inanın Türkiye'ye rahatlıkla koyabileceğimiz bir yerdedir. Üretim sezonumuz mart ayında badem çiçeğiyle başlar ve ağustos ayının başında biter. Daha sonra ürünümüzü İstanbul'da satış noktalarımıza götürüyorum. İstanbul'da birçok satış noktamızda ürünümüzü kendimiz satıyoruz. Bununla birlikte kargoyla Türkiye'nin birçok yerine gönderiyoruz. Hem üretici ve hem de satıcı konumundayız. Arılarımızın kalitesini artırmak için Karacadağ ve Şırnak tarafına götürdüğümüz de oluyor" diye konuştu.Mardin Bal Üreticileri Birliği Başkanı Şevket Bedirhanoğlu da birlik olarak her zaman arıcıların yanında olduklarını belirterek, şunları kaydetti: "İyi bal üretiminin sağlanması için arıcılarımızı ziyarete geldik. Arıcılarımız profesyonel olarak çalışmaktadır. Çalışmalarını yerinde izledik. Devletin bize destek verdiğini unutmamalıyız. Yetkililere teşekkür ediyoruz."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ------------------------------Arıcıların çalışmalarından detayNimet Uygar'ın konuşmasıOsman Uygar'ın konuşmasıŞevket Bedirhanoğlu'nun konuşmasıGenel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Emrullah KARAKAŞ/ DERİK (Mardin),

Haber Kodu : 200625107

==========================

6 çocuk annesi evini atölyeye çevirip, yün yorgan dikiyor

AĞRI'da yaşayan ev hanımı 6 çocuk annesi Cahide Yıldız (36), kendi imkanları ile evinin bir odasında kurduğu atölyede, yün yorgan dikerek aile ekonomisine katkı sağlıyor. Atölyesinde çocuklarının yardımı ile özellikle yeni evlenen çiftlerin çeyizleri için sipariş ettiği yün yorgan ve yatakları diken Yıldız, yerini bir dönem hazır ürünlere bırakan yün yorgan ve yataklara olan ilginin yeniden arttığını söyledi.    Hürriyet mahallesinde Cahide- Hikmet Yıldız çifti, çocuklarına daha iyi bir gelecek sağlam için evlerinin bir odasını işyerine çevirdi. Yıllardır evine yaptığı yün yatak, yorgan ve yastık ve el işi ürünlerinin bu kez satışını yapmaya başlayan Cahide Yıldız, işlerinin iyi olduğunu söyledi. İki ay önce kurduğu ev atölyesinde kızlarının da kendisine yardımcı olduğunu belirten Cahide Yıldız, "Eşim tesisatçı olarak çalışıyor. En büyüğü 18 en küçüğü 4 yaşında üçü erkek toplam altı çocuğumuz var. Çocuklarımın hepsi okula gidiyor. Bu yüzden eşim maddi anlamda zorluk çekiyordu. Bende bu konuda eşime destek olmak istedim. Aklımıza böyle bir düşünce geldi. Eşimle birlikte karar verdik. Eskiden yün yorgan ve yataklar çok fazla talep ediliyordu. Ama şimdilerde kimse yapmayıp hazıra kaçıyor. Belki de çok yorucu olduğu için kimse artık yapmıyor ama ben yapmaya karar verdim" diye konuştu.

YÜN SAĞLIKLIDIR Koronavirüs salgını nedeni ile düğünler ertelenince siparişlerin azalmasına karşın Yün yorgan ve yataklara talebin yeniden arttığını belirten Yıldız, "Memleketimizin kışı uzun ve soğuk. Her ne kadar millet hazıra yöneldiyse de yünün sağlıklı olması ve sıcak tutması nedeni ile talep ediliyor. Talep oldukça fazla. Bizde bu şekilde başladık. Yaptığımız yün yorganlarını eski usul dikiş şeklinde değil de kendi yaptığım daha güzel örneklerle dikiyorum. Yeni modern desenleri de kullanıyorum. Ama hepsini elle dikiyorum. Çoğunu yeni makina dikimlerinden alarak yün yorganlarına uyarlıyorum. Hiç bir şekilde bu yorganları makina ile dikmiyorum. Bu yüzden daha çok talep ediliyor. Bu yıl koronavirüsten dolayı az talep aldık şu ana kadar. İş yerimizi iki ay önce açtık. İnşallah bu salgın bitince yoğunluk yaşanır. Genelde bu yün yorgan ve yatakları yeni evlenen gençlerimize çeyiz olsun diye istiyorlar. O yüzden hastalıktan dolayı düğünler durunca talep de azaldı. Ama normalleşmeyle birlikte düzelecek inşallah. Şu anda da buna rağmen talep iyi sayılır. Yünü onlara ait tanesi 85 liradan günde iki yorgan dikiyorum. Hepsi bana ait 200 lirayı buluyor" dedi

MEMLEKETİMİZ YÜN MEMLEKETİAğrı'da tarım ve hayvancılık ön planda olduğu için yorgan ve yatak yapmak için yün temin etmekte zorlanmadıklarını ifade eden Yıldız, "Malzemelerin çoğunu batı memleketlerden geliyor. Bu yönü ile kaliteli güzel bir şey ortaya çıkarmak amacıyla kullandığımız kumaş ve şilteleri özenle seçiyoruz. Yün yönü ile de memleketimiz zengin. Yünü buradan temin ediyoruz. Köyde hayvancılık yapanlar alıyoruz. Çoğu zaman bize kirli geliyor. Bu yünleri burada kendim yıkıyorum, temizliyorum. Çırptıktan sonra da yorgan haline getirip satıyorum. Kimi müşterime getirdiği yünü hazırlayıp veriyorum kimine de kendi aldığım yünden yapıyorum. Bu işi kaynanam ve annemden öğrendim. Aynı zamanda bu işin unutulmasını da istemiyorum. O yüzden de karar verdim" diye konuştu

KADIN İSTERSE HER ŞEYİ YAPARBölgede kadınların, iş hayatına atılmalarının önündeki engellere dikkat çeken Yıldız, iş yeri açmakta kendisine eşinin büyük desteği olduğunu belirtti. Kurduğu iş yerini büyütmek amacıyla devletin girişimcilere sunduğu bazı desteklerden faydalanmak istediğini kaydeden Yıldız şunları söyledi: "Eşimin desteği ile evimizin bir odasını atölyeye çevirdik. Eşimin desteği olmasaydı burayı açamazdım. Malum bizim memlekette kadınların çalışmasına pek izin verilmiyor. Bu işimi ilerleyen zamanlarda büyütmek istiyorum. Şu anda da elemana ihtiyacım var. Ancak yeni ve maddi imkanım yetmediği için eleman alamıyorum. Benimle çalışmak isteyenler olsa bile alamıyorum. Ama ilerleyen zamanda benim gibi ihtiyacı olan dört kadını yanıma almak istiyorum. Bunun için desteğe ihtiyacım var. Bazı destekleme kurslarına katılmayı düşünüyorum. Devlet desteği de alabilirsem hem işimi geliştireceğim hem de bu mesleği sağlıklı bir şekilde yaşatmış olacağız. Şu anda çocuklarımın yardımıyla çalışıyorum. İlerde okullar açılınca tek kalacağım. Buradan bütün kadınlara sesleniyorum. Ellerinden gelen her işi yapsınlar ve bırakmasınlar. Çünkü gerçekten kadınlar isterse her işi yapar."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -Cahide Yıldız'ın atölyede yün yorgan hazırlaması-Yorgan dikimi ve detay görüntüler.-Cahide Yıldız ile röp

Haber-Kamera: Ramazan DEMİR/ ARDAHAN,

Haber Kodu : 200625024

=============================

Bakan Ersoy'un açıklaması Karadenizli turizmcileri heyecanlandırdı

KÜLTÜR ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un 'Karadeniz turizm destinasyonu dediğimiz zaman Trabzon'da rakamlar da çok düşük. İç turizm olarak hareketler başladı" şeklindeki açıklaması, Karadenizli turizmcileri heyecanlandırdı. Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Doğu Karadeniz Bölge Temsil Kurulu Başkanı Hasan Volkan Kantarcı, 'Sağlıklı Turizm Sertifikasyon Programı'nda Trabzon'un, Antalya ve İstanbul'dan sonra 3'üncü sırada olduğunu belirterek, " Bu yıl yayla otellerimiz biraz daha fazla rağbet görecek" dedi.

Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, Antalya'da Güvenli Turizm Sertifikası Programı kapsamında 51 ülkenin büyükelçisi ve özellikle Avrupa'dan uluslararası basın temsilcilerinin katıldığı tanıtım programı kapsamında ve uluslararası turizm hareketliliğiyle ilgili genel değerlendirmede bulundu. "Karadeniz turizm destinasyonu dediğimiz zaman Trabzon'da rakamlar da çok çok düşük" diyen Bakan Ersoy'un toplantıdaki, normalleşme süreci ve bu yönde turizm beklentisiyle ilgili açıklamaları, Karadenizli turizm sektörü paydaşlarının yüzünü güldürüp, umutlandırdı.

'BEKLİYORUZ, UMUTLUYUZ'Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Doğu Karadeniz Bölge Temsil Kurulu Başkanı Hasan Volkan Kantarcı, turizm sektöründe 2019 yılı Ekim ayında durgunluk yaşanmaya başladığını, Kovid-19 pandemisinin de Nevruz döneminde denk geldiğini ve sektörde ciddi kayıplar yaşandığını söyledi. Son 3 haftada bölgede az da olsa hareketlilik yaşandığını belirten Kantarcı, "Temmuz öncesi ve Haziran ortasında biraz daha fazla bir hareket bekliyorduk. Tam göremedik ama son 2 haftadır Konya, Ankara ve Samsun'dan bölgemize otobüs grupları var. Bunun sayılarının daha da artmasını bekliyoruz. Umutluyuz" dedi.

'YAYLA OTELLERİMİZ DAHA FAZLA RAĞBET GÖRECEK'Salgının etkisini yitirmesinin ardından insanların kalabalıklardan uzak tatil arayışına gireceğinin altını çizen Kantarcı, "Bu sene yayla otellerimiz biraz daha fazla rağbet görecek. Şu anki görüntüye baktığımız zaman, yukarılardan rezervasyonlar bazı otellerimizde sezon boyunca çok ciddi rezervasyonları var yayla otellerimizde. Beklentimiz o anlamda yüksek" diye konuştu.

Kantarcı ayrıca, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın başlattığı 'Sağlıklı Turizm Sertifikasyon Programı' başvuruları ve sertifika sahipliği anlamında Trabzon'un, Antalya ve İstanbul'dan sonra 3'üncü sırada olduğunu da sözlerine ekledi.

'KARADENİZ HEM ŞANSLI HEM ÇOK ÖN PLANDA'Bölgede faaliyet gösteren tur acentesi işletmecisi Nihat Yılmaz da, salgından sonra ekoturizmin öne çıkacağını, daha çok butik turların, insanların doğayla daha çok buluşacağını düşündüklerini dile getirdi. Bakan Ersoy'un açıklamalarının sektör paydaşlarını sevindirdiğini kaydeden Yılmaz, acenteler ve turizm sektörünün ayakta kalabilmesi için yapılan çalışmaların önemli olduğunu ifade etti. Yılmaz, "Şimdi doğaya çıkmak istiyorlar. Bunun da en iyi yolu Karadeniz. Nereye giderlerse gitsinler keyif alacak, mutlu olacak, ruhlarını dinlendireceklerdir. Türkiye ve dünyadan herkesi Karadeniz'e davet ediyoruz. Zaten kurumlarımız gerekli tedbirleri alıyorlar. Bu süreçte Karadeniz hem şanslı hem çok ön plana çıkacak" ifadelerini kullandı.

'DERDİMİZE BİR NEBZE OLSUN ÇARE OLABİLİR'Trabzon'da restoran işleten Selahattin Ahıskalıoğlu da, Kovid-19 pandemisinin Nevruz sezonuna denk gelmesi ve sonrasında Ramazan ayının da etkisiyle lokanta sektörünün iki kez etkilendiğine dikkat çekerek, "Umutlu değiliz ama yine de iyimser olalım. Hani 'yağmasa da damlar' diyerek, eğer bir şeyler olursa yine bir parça işlerimiz artar, derdimize bir nebze olsa da çare olabilir" şeklinde konuştu.

'KARADENİZ BÖLGESİ AVANTAJLI'Yaz döneminde turistlerin bölgeye gelmesinin ekonomik olarak büyük fayda sağladığını söyleyen kent sakinlerinden Veysel Gökçen, "Buradaki yaylalar, doğal güzellikler daha sağlıklı olabilir bu dönemde. İnsanlar çok fazla iç içe olmadan kendi aralarında ayrılarak tatillerini yapabilirler. o yönden Karadeniz bölgesi avantajlı. Yeşillik, doğa, turistik yerleri, tarihi yerleri önemli. Bunlar gezilebilir. Turizm için güzel şeyler bunlar" dedi.

Ege bölgesinden geldiğini ve Karadeniz'in ayrı bir havası olduğunu anlatan Emrullah Saygın, "Kışın buranın havası koyu geliyor olabilir ama yaylalar öyle değil. Aksine gittikçe içinizi ferahlatan bir yapısı var. Bu çok büyük bir şans ve turizm anlamında değer kazanıyor. Umarım bunun değerini bilirler. Çünkü biz bilemiyoruz" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Karadeniz turizm alanları drone ve detay görüntüleri-Kantarcı ve Yılmaz konuşma-Restoran sahibi ve vatandaş röpleri-Detaylar

HABER KAMERA:  Selay SAYKAL - Tolga SAĞLAM/TRABZON,

 Haber Kodu : 200625014

===========================

Salgın nedeniyle fındık hasadında ek tedbirler alınacak

KARADENİZ'de temmuz ayının son haftalarında başlaması beklenen fındık hasadı öncesi hazırlıklar sürerken, koronavirüs salgını nedeniyle, hasadın olumsuz yönde etkilenmemesi için de ek tedbirler alınması planlanıyor. Altınordu Ziraat Odası Başkanı Atakan Akça, Doğu ve Güneydoğu Bölgesi illerinden gelecek olan mevsimlik fındık işçileri için sıkı tedbirler alıp, hazırlıkların yapılacağını belirtti.

Dünyada 110'dan fazla ülkeye fındık ihraç eden Türkiye, bu alandaki üretim ve ihracattaki liderliğini koronavirüs salgınına rağmen halen koruyor. İtalya, Almanya, Fransa, Avusturya, Belçika ve İngiltere gibi ülkelere her yıl yüksek miktarda fındık ihracatı yapan Türkiye, tarım ve gıda ürünleri ihracatının da yüzde 9'unu fındıktan sağlıyor. Türkiye'de 592 bin aile tarafından 728 bin hektar alan üzerinde yılda ortalama 500-700 bin ton fındık üretimi yapılıyor. Dünya fındık üretiminin yüzde 70'ini yapan Türkiye, 110'dan fazla ülkeye yılda 250 bin ton iç fındık ihracatı yaparak, dünya fındık ihracatının da yüzde 76'sını gerçekleştiriyor. Yapılan bu ihracatla Türkiye, yıllık ortalama 2 milyar dolarlık gelir elde ediyor. Dünya fındık üretimi ve ihracatının büyük kısmını elinde bulunduran Türkiye'de, fındığa ilgide gittikçe artıyor. Temmuz ayının son haftalarında başlaması beklenen fındık hasadı öncesi hazırlıklar sürerken, tüm dünyanı etkisi altına alan koronavirüs salgını nedeniyle, hasadın olumsuz yönde etkilenmemesi için de ek tedbirler alınması planlanıyor.

MEVSİMLİK İŞÇİLERE TEDBİRAltınordu Ziraat Odası Başkanı Atakan Akça, fındık ihracatında büyük potansiyele sahip olan Türkiye'de, hasat hazırlığının başladığını söyledi. Koronavirüs salgınına rağmen fındığın ihracatta ve tüketimde olumsuz etkilenmediğini, daha da değer kazandığını belirten Akça, üreticinin bu süreçte bahçelerinde daha çok çalışarak işçi ücreti ödemekten de kurtulduğunu kaydetti. Fındık bahçesinde çalışan üreticilerin işçi maliyetlerini düşürmesiyle bunu kazanca çevirdiğini anlatan Akça, "Malum virüs nedeniyle üreticilerimizin büyük bölümü bu sene hasat öncesi hazırlıklarını bahçelerde kendileri çalışarak değerlendirdi. Gerek bahçelerin yabancı ot temizliği, gerekse ilaç ve gübreleme çalışmasını bizzat kendisi yaptı. Böylece günlük yevmiye vermekten de kurtuldu, bu para cebine kaldı. İşçilik maliyetinin azaltılmasıyla fındığı daha da değer kazandı. Bu sene hasatta da genel olarak yerli işçiler fındığını toplayacak. Çünkü Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nden daha önceki yıllarda olduğu gibi yoğun bir işçi geleceğini tahmin etmiyoruz. Gelen işçiler olacak ama önceki gibi olmayabilir. Buna yönelik ek tedbirler alınacak" diye konuştu.

'EN ÖNEMLİ SORUN HASAT'Fındıkta en önemli sorunun hasat olduğunu da vurgulayan Atakan Akça, "Pandemi nedeniyle bir takım tedbirler var. Rize bölgesinde çay hasadında bir takım sıkıntılar yaşandı, problem çözüldü. Çay hasadı sağlıklı bir şekilde yerine getiriliyor. Sezonda fındık toplamayla ilgili çok yoğun bir talep oluşuyor. Özellikle dışarıdan gelen işçiler bu talebi karşılamaya çalışıyor. Kaldırılan seyahat yasağıyla birlikte ulaşımda sorun olmayacak. Ancak Doğu ve Güneydoğu bölgesinden gelen işçilerin sağlık raporu ve gerekli tedbirleri alarak bu bölgeye geleceğini düşünüyoruz. Gelecek işçi kardeşlerimizin önemli tedbirler alması gerekiyor. Uygulanan kurallara hepimizin uyması gereklidir.  Ordu Valiliği tarafından oluşturulacak komisyonla bu gelişleri çok sıkı takip edeceğiz. Bütün tedbirlerin alınması için elimizden gelen gayreti göstereceğiz. İl dışından gelecek işçi kardeşlerimiz için geçici konaklama yerleri oluşturuluyor. Bu sene daha çok fazla personelle pandemi kurallarına uyulması için azami tedbirler alınacak, bunun bizde takipçisi olacağız" dedi.

'HASATTA İŞÇİ SIKINTISI OLABİLİR'Fındık üreticisi Erol Biber ise, daha önceki yıllarda yerli ve mevsimlik işçilerle fındık hasadı yaptığını belirterek, "Virüs salgını nedeniyle birçok işçiliği kendimiz yapmak zorunda kaldık. Artık hasat yaklaşıyor, işçi sıkıntısı olacağı görünüyor. Bunun için kendi tedbirimizi şimdiden aldık, iş başa düştü. Artık bu sene fındığı kendimiz toplayacağız, yerli işçi bulabilirsek iyi ama zor görünüyor. Bizim gibi birçok üreticide kendi fındığını kendisi toplayacak, bunu mecburen yapacak" ifadelerinde bulundu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Atakan Akça ile röportaj-Üreticilerle röportaj-Fındık bahçesinde ilaçlama çalışmasından görüntü-Fındık bahçesinden görüntü-Fındık çotanaklarından görüntü-Diğer detaylar

Haber-Kamera: Nedim KOVAN-ORDU-DHA

Haber Kodu : 200625015

============================

Koca dehşetini yaşayan Sakine: Yaşımdan çok bıçak darbesi aldım, cezasını çeksin istiyorum

ÇORUM'da, sokak ortasında boşanma aşamasındaki eşi Sakine B.'yi (30),  bıçaklayarak yaraladığı iddiasıyla tutuklu yargılan Muzaffer B.'nin (43) 2'inci kez çıktığı hakim karşısındaki savunmasında, çok pişman olduğunu söyledi. Duruşmaya katılan Sakine B. de, "Hakim bey 30 yaşındayım bedenimde yaşımdan çok bıçak darbesi var. Cezasını çeksin istiyorum" dedi.

Olay, 23 Şubat 2019'da Gülabibey Mahallesi, Hasan Paşa Sokak'ta meydana geldi. Kentte bir şirkette özel güvenlik görevlisi olarak çalışan Sakine B., bir süredir ayrı yaşadığı eşi Muzaffer B. ile sokakta karşılaştı. Boşanma davası süren çift arasında tartışma çıktı. Tartışma sırasında Muzaffer B., eşi Sakine B.'yi bıçaklayarak 28 yerinden yaraladı. İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralı kadın, ambulansla Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılarak tedaviye alındı. Ameliyat edilen ve sağlığına kavuşan 2 çocuk annesi Sakine B., tedavisinin ardından taburcu edildi. Polis tarafından yakalanıp gözaltına alınan Muzaffer B. ise tutuklandı.

'ÖLDÜRME KASTIM YOKTU'Hakkında 'kasten öldürmeye teşebbüs' suçlamasıyla 8 ile 20 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılan tutuklu sanık Muzaffer B., 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada 2'inci kez hakim karşına çıktı. Sakine B., görgü tanığı Dilek K. ve taraf avukatlarının hazır bulunduğu duruşmada savunmasını yapan Muzaffer B., "Eşimi kesinlikle öldürme gibi bir kastım yoktu. Biz 5 yıldır evliyiz, Olaydan önce biz eşimle birlikte boşanma davası açmıştık. Eşim o dönem evi terk etmiş başka bir eve yerleşmişti. Eşimin peşinden gittim, bir markete girdi, ben girmedim. Önünde beklemeye başladım çünkü daha önce olduğu gibi içeride bana 'hakaret eder' diye endişeleniyordum. Eşim marketten çıktı beni gördü maksadım konuşmaktı ancak yüzüme pis ve haince bakarak hiç bir şey söylemeden yüzüme biber gazı sıktı. Şok oldum, dirseğimin içi ile gözlerimi kapatıp kendimi korumaya çalıştım. Canım çok yandığından ve paniğe girdiğimden bıçağı çıkartarak onun da canı yansın diye bıçağı rast gele savurmaya başladım. Çok pişmanım, severek evlendiğim çocuğumun annesini asla öldürmek istemem, yaşadığım korku ve paniğin neticesinde olay buraya geldi" dedi.

'BEDENİMDE YAŞIMDAN ÇOK BIÇAK DARBESİ VAR'Duruşmaya katılan Sakine B. de yaşadığı dehşet anlarını anlattı. Olayı gören bir kadının kurusıkı tabancayla havaya ateş etmesi üzerine kocasının kaçtığını belirten Sakine B., şunları söyledi: "Bir süre önce Muzaffer B. ile yollarımızı ayırdık, anlaşmalı boşanma davası açtık. Olayın olduğu gün ben hafta sonu olduğu için çocuğumu görmeye gitmiştim. O gün mahkeme kararım olmadığı için çocuğumu göremedim. Sonra evime doğru ilerlerken, Muzaffer B., ara sokağa geldiğimde bana saldırdı, karnıma  bıçağı sapladı ve ben yere düştüm. Bıçaklarken ağzımı açıp tek bir laf bile edemedim. Sadece tek yaptığım bıçağın kalbime gelmemesi için ellerimle vücudumun çeşitli yerlerini korumak oldu. Beni bıçakladıktan sonra tepemde 'hadi kalksana, bana tepki göstersene' gibi laflar söylüyordu. 'İmdat' diye bağırıyordum sonra silah sesi duydum ve o kaçtı. Eğer ben şimdi yaşıyorsam, bıçaklama anına tanık olan ve havaya ateş eden kişiye hayatımı borçluyum. Hakim bey 30 yaşındayım bedenimde yaşımdan çok bıçak darbesi var. Cezasını çeksin istiyorum"Mahkeme heyeti, diğer tanıkları da dinledikten sonra eksiklerin tamamlanması için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

'YANINDA OLACAĞIZ'Duruşmayı takip eden Çorum Kadın Meclisi üyelerinden avukat Burçin Solmaz Polat "Olayın her zaman takipçisi olduk, olmaya da devam edeceğiz" ifadelerinde bulundu.

'EŞİM DEMEYE UTANIYORUM'Duruşmanın ardından adliye önünde konuşan Sakine B., "Eşim demeye utandığım kişinin bıçaklı saldırısına uğradım, yaşım kadar bıçak yaram var. Şu an eskisi gibi vücudumu kullanamıyorum. Sonuna kadar şikayetçiyim" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Sakine B'nin avukatı Burçin Solma Polat açıklama-Sakine B., açıklamaDetaylar

Haber-Kamera:  Yusuf ÇINAR ÇORUM-DHA

Haber Kodu : 200624174

=============================

Sivas'ta köye dönüşü teşvik için örnek proje SİVAS'ın Hafik ilçesine bağlı Günyamaç köyünde 'Köyler yaşamalıdır' projesi kapsamında vatandaşların köylerine geri dönmesini sağlamak amacıyla hazine arazisine tek tip 52 konut inşa edildi. Projede yapılan evlerle vatandaşlar hem doğduğu topraklara geri dönüyor hem de köylerden büyük şehirlere göç engelleniyor. 

Sivas Valiliği'nce köye dönmek isteyen ve ev için arsa bulunmayan aileler için hayata geçirilen 'Köyler yaşamalıdır' projesi kapsamında kent merkezine 43, Hafik ilçe merkezine ise 7 kilometre uzaklıkta bulunan Günyamaç köyünde hazine arazisine tek tip 52 konut inşa edildi. Sivas Valiliği, Hafik Kaymakamlığı ile Günyamaç Köyü Yardımlaşma ve Dayanışma Kalkındırma Derneği'nce yapılan proje kapsamında vatandaşların köylerine geri dönmeleri ve köyden büyük şehirlere göçün önlemesi amaçlanıyor. 2+1 ve 3+1 olarak inşa edilen evler, 4 yıl süren çalışmanın sonunda tamamlandı. Günyamaç köyü nüfusuna kayıtlı vatandaşlara verilecek evlerin Kurban Bayramı öncesi teslim edilmesi bekleniyor. Yapılan evlerle birlikte vatandaşlar büyük şehirlerden köylerine dönmeye başladı.

'KÖYLERİMİZİ HAREKETLENDİRMEK ADINA EVİ OLMAYANLARA EV YAPTIK'Proje koordinatörü Yusuf Keskin, büyük şehirlerde evi olmayan ama köye dönmek isteyenler için 2016 yılında 'Köyler yaşamalıdır' projesi kapsamında çalışma başlattıklarını ifade ederek, "İstanbul'da yaşayıp da köyde evi olmayanlar için Valiliğimize vermiş olduğumuz dilekçe ile 90 dönüm araziyi köyümüze kazandırarak 52 tane ev yaparak bitirdik. Kurban Bayramı'nda anahtar teslimini yapacağız. Amacımız 'Köyle yaşamalıdır' projesi kapsamında köylerimizi biraz daha hareketlendirip, biraz daha canlandırmak adına köyde evi olmayanlara ev yaptık. Evlerimizi 2+1 ve 3+1 olarak inşa ettik. 2016 yılından bugüne bu hale getirdik. Köylüler büyük şehirlere göçüp giderken köylerimiz garip kaldı. Köylülerimiz tarımsal arazilere ev yaptı. Toprak bizim için çok değerli. Daha sonra toprağa ihtiyaç duyduğumuz anda taşın üstünde hiçbir şey yetiştiremeyiz" dedi.

'TÜM KÖYLERE ÖRNEK OLDUK, GÖÇÜ ÖNLEMEMİZ GEREKİYOR' 

Evlerin yapıldığı bölgenin taşlık ve kullanılmayan bir alanda olduğunu belirten Keskin, "Burayı köylülerimize kazandırdık. Biz bu projeyi yaptıktan sonra Sivas'ın bütün köylerine örnek olduk. İnşallah diğer köylerimize örnek olmuşuzdur. Köyümüze 10 milyon TL'ye yakın bir yatırım yaptık. Göçü önlememiz gerekiyor. Köylülerimizin çoğu İstanbul'da balkonundan ve odasından başka hiçbir yer göremiyor. İstanbul'dan sıkıldı ve bunaldılar. Köyüne çok gelmek isteyen var ama köyde de evi yok. Köyüne dönmek isteyenler için bu proje büyük fırsat oldu. Biz bu işleri yaparken pandemi yoktu ama çok isabetli bir iş yapmış olduk. Burada herkes eviyle ve bahçesiyle uğraşacak" diye konuştu.

Kaynak: DHA

title