DHA YURT ÖZEL GÜNDEM -TEKRAR

DHA YURT ÖZEL GÜNDEM -TEKRAR

Sakarya'da kanola hasadı yapıldıSAKARYA'nın Kaynarca ilçesinde çiftçilik yapan Hakan Altıntaş, ilçede ilk kez ekilen kanolanın hasadını yaptıklarını, mısıra göre daha hızlı hasadı yapılması nedeniyle çok memnun olduklarını söyledi.

DHA YURT ÖZEL GÜNDEM -TEKRAR
11.06.2020 12:44 | Son Güncelleme: 12.06.2020 03:30

Sakarya'da kanola hasadı yapıldı

SAKARYA'nın Kaynarca ilçesinde çiftçilik yapan Hakan Altıntaş, ilçede ilk kez ekilen kanolanın hasadını yaptıklarını, mısıra göre daha hızlı hasadı yapılması nedeniyle çok memnun olduklarını söyledi. 

Kaynarca ilçesi Karamanlar Mahallesi'nde çiftçi Hakan Altıntaş, 10 dönüm arazilerine hayvanlarını beslemek için deneme amaçlı kanola ekti. Kanolayı yem olarak kullanmak için ektiklerini belirten Hakan Altıntaş, "Bu sene ilk defa hayvanlarımıza yem bitkisi olarak kanola ektik. Çoğu insan bunu yağ bitkisi olarak bilir ama biz proteinlerinden dolayı ve yem maliyetlerinin yüksek olmasından dolayı kaba yemi daha uyguna getirmek için böyle bir şey denedik. Çok memnunuz, Kaynarcalı tüm çiftçilere bu bitkiyi tavsiye ederim. Özellikle besicilik yapanların bu kanolayı kullanmalarını ve denemelerini tavsiye ediyorum" dedi. 

ÇİFTÇİLERE TAVSİYE ETTİ 

Çiftlik hayvanlarına silaj olarak alternatif bir bitki olduğunu söyleyen Hakan Altıntaş, "Kanolayı 4'üncü ayda silaj yapabiliyoruz. Normalde bizim mısır silajlarımız 9'uncu ayda oluyor. 9'uncu aya kadar beklemektense 4'üncü ayda kanola silajını yapıp daha uygun maliyetlere getirebiliriz. Kanola yeşil silajlık yaparsan ortalama dönümde 4 ton mahsul veriyor. Kanolayı ekerken tohumunu kendin üretebiliyorsun. 100 dönüm yer ekmek için 1 dönüm yeri tohumluk bırakmak yeterli geliyor. Maliyetleri çok düşük, protein değeri çok yüksek güzel bir bitki. Bunu her çiftçiye tavsiye ederim. En azından 1 dönüm ekip deneyebilirler"  diye konuştu. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-Mahsulün toplanması -Silaj makinesi detayı -Hakan Altıntaş Röp. -Detay 

HABER-KAMERA: Murat HAZER/KAYNARCA (Sakarya),  

Haber Kodu : 200611010

=======================

Antep fıstığında tüm zamanların rekolte rekoru kırılacak

GAZİANTEP ile özdeşleşen ve geçen yıl 70 bin ton civarında hasadı yapılan, yörede 'yeşil altın' olarak adlandırılan Antep fıstığında bu yıl 300 bin ton ile Cumhuriyet tarihinin en yüksek rekoltesi bekleniyor. Yemeklerin yanı sıra özellikle baklava ve tatlıda kullanılıp, çerez olarak da tüketilen Antep fıstığı üreticisinin yüzünü güldürürken, Gaziantep Ticaret Borsası Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, "Bu sezon için çok heyecanlıyız. Beklentimiz 300 bin tonun üzerinde ve tüm zamanların en yüksek rekoltesini bu yıl alacağız" dedi.

İsmi Gaziantep ile özdeşleşen ve yoğunluğu Gaziantep ve Şanlıurfa'da olmak üzere 27 ilde üretilen Antep fıstığında, Cumhuriyet tarihinin en bereketli sezonu yaşanıyor. Bu yılın 'var yılı' ve hava sıcaklığının ürünün istediği yönde olmasının yanında dolu ve don gibi ürün kaybına yol açan olumsuzlukların yaşanmaması ile rekor düzeyde beklenen rekolte üreticinin yüzünü güldürüyor. Fıstıkta bereketli bir yıl öncesi üretici, her gün bahçelerini kontrol ederken açıklanacak fiyatlar ile de ürünün hak ettiği değeri görmesini bekliyor.

TARİHİ REKOLTE BEKLENTİSİGaziantep Ticaret Borsası Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, bu yılın Antep fıstığı üreticisinin yüzünün güleceği yıl olacağını söyledi. Tiryakioğlu, Gaziantep Ticaret Borsası olarak her zaman üreticinin bilinçlenmesi ve veriminin artmasına yönelik desteklerde bulunduklarını ve bu çalışmalar ile ürün kalitesi ve miktarının son yıllarda arttığını ifade etti. Bu yıl içinde Antep fıstığı üretiminin yoğun olduğu 6 il, 23 ilçe ve 450'nin üzerinde köyde profesyonel ekip ile rekolte çalışmasının yürütüldüğünü belirten Tiryakioğlu, "Bir ay içerisinde ekibimiz çalışmasını tamamlayacak ve rekolte tahminimizi açıklayacağız. Ancak, şu an için Cumhuriyet tarihinin en yüksek rekoltesini beklediğimizi ifade edebilirim. Bu sezon için çok heyecanlıyız. Bu yıl için beklentimiz 300 bin tonun üzerinde ve tüm zamanların en yüksek rekoltesini alacağız" dedi.

REKOLTE HER YIL DAHA DA ARTACAKFıstığın artık endüstriyel bir ürüne dönüştüğünü, son yıllarda tanıtımı ile ihracatının da arttığını dile getiren Ahmet Tiryakioğlu, şu anda dünyanın farklı ülkelerin de alım yapmak için rekolte açıklamasını beklediklerini vurguladı. Bu yıl tüm zamanların en yüksek rekoltesinin alınacağını ancak bundan sonraki yıllarda hasat edilen ürün miktarının artarak devam edeceğine dikkat çeken Tiryakioğlu, "Son yıllarda verdiğimiz eğitimler ve danışmanlık ile üreticilerimiz profesyonel tarım yapmaya ve fıstık arazilerini damla sulama modelini kullanarak verimlerini artırdı. Eskiden fıstık kıraç arazilere ekiliyordu ancak profesyonelleşen çiftçimiz son yıllarda daha fazla alanları ekilir hale getirdi. Bizim yaptığımız teşvik çalışmaları da oldu. Bu çalışmaların sonunda geldiğimiz nokta itibariyle Antep fıstığı çiftçisi dünya literatürünü yakaladı. Eskiden 20 yılda verim vermeyen ağaçlar, şimdi profesyonel teknikler ile yetiştirilince 7-8 yıl içinde verim vermeye başladı. Biz bu süreyi daha da aşağı çekmeye yönelik çalışmalar yapıyoruz."Fıstıkta bir yılın 'var', bir yılın ise 'yok' olarak kabul edildiğini ancak yapılacak çalışmayla bunu ortadan kaldırmayı amaçladıklarını da kaydeden Ahmet Tiryakioğlu, bunun sağlanması durumunda gelecek yıllarda daha büyük rekolteler elde edileceğini de sözlerine ekledi.

İKLİM ŞARTLARI REKOLTEYİ ARTIRDIFıstık Sanayicileri Derneği Başkanı Mehmet Neşet Uçar da bu yıl iklim şartlarının iyi gitmesinin rekolteyi artırdığını söyledi. 15 yıl önce fıstık rekoltesinin 100 bin ton civarı olduğunu, sonraki süreçte ekim alanlarının artmasıyla miktarın arttığını dile getiren Uçar, "Bu yıl 250-300 bin ton rekolte bekliyoruz. Bu sezon iklim şartlarının iyi geçmesiyle verim arttı. Fıstık ağaçları için en tehlikeli süreç Mart ile Nisan aylarıdır. Bu aylarda da dolu ve don tehlikesi olmadığı için sıkıntı yaşamadık. Yağışlarımız da çok iyi gidiyor dolayısıyla 250 ile 300 bin ton arasında bir fıstık rekoltesi bekliyoruz" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ---------------------------------Fıstık hasadı (Drone)Fıstık toplamaFıstık ağaçlarıFıstık işleme tesisiAhmet Tiryakioğlu ile röp.Neşet Uçar ile röp.Genel ve detay görüntüler

Haber: Hasan KIRMIZITAŞ Kamera: Kadir GÜNEŞ -GAZİANTEP-DHA)

Haber Kodu : 200611011

=========================

Çekim yaparken 1 metre uzunluğundaki boynuzlu engerek yılanı saldırdı

BARTIN 'da, Küre Dağları Milli Parkı sınırları içerisindeki bir köyde tarihi eser olduğu sanılan alanı görüntüleyen Serkan Öztamur'a 1 metre uzunluğundaki boynuzlu engerek yılanı saldırdı. Öztamur o anları kameraya kaydetti. 

Doğa fotoğrafları ve görüntüleri çeken Serkan Öztamur (29), Küre Dağları Milli Parkı sınırlarındaki bir köyde tarihi eser olduğu sanılan alanı görüntülemeye karar verdi. Kaya mezarına benzeyen oyuğu ve etrafını kamerasıyla çekmeye başlayan Öztamur, ilginç bir ana tanıklık etti. Kaya mezarının üzerinde bulunan yılanı gören Öztamur, kamerasıyla ona doğru yaklaşarak, görüntüsünü çekmeye çalıştı. 1 metre uzunluğundaki yılan Öztamur'un kamerasına saldırdı. Saldırı anında geriye kaçan Öztamur, yılanın kendisini ısırmasından kurtuldu. Bir süre daha çekime devam eden Öztamur, yılanın gözden kaybolmasından sonra evine geri döndü. Hangi yılanı görüntülediğini merak eden doğasever Öztamur, internetten yaptığı araştırmayla Türkiye'nin en zehirli yılan türleri arasında yer alan boynuzlu engerek yılanını görüntülediğini fark etti. 

BÜYÜK BİR TEHLİKE ATLATMIŞIM Büyük bir tehlike atlattığını söyleyen Serkan Öztamur, "Burada kaya mezarları vardı. Onları merak ettiğim için görüntülemeye başladım. Kaya mezarını biraz görüntüledikten sonra bir yılan gördüm. Görüntüsünü almak için kameramı yaklaştırdım, bir anda üzerime atladı. Sonra yılan gözden kayboldu. Bende umursamadım, eve gittim. Sonrasında internetten yaptığı araştırmada çok tehlikeli ve zehirli bir yılan olan engerek yılanı olduğunu gördüm. Ben çok şaşırdım. Ama çok korktum. Ben zehirli bir yılan olduğunu da bilmiyordum. Verilmiş sadakamız varmış, ayrıca boynuzlu engerek yılanını da sanırım ilk kez ben görüntüleyen ben oldum. Kendimi şanslı hissediyorum. Büyük bir tehlike atlattım ama yine doğa çekimlerime devam edeceğim.ö dedi. 

2015 YILINDA MİLLİ PARKTA TESPİT EDİLDİ 37 bin hektarlık alanı kaplayan Küre Dağları Milli Parkı fauna listesinde yer alan boynuzlu engerek yılanı 2015 yılında, yaban hayatı teknikeri Yusuf Ardıç tarafından ilk kez fotoğraflanarak, envantere listesine eklenmişti. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ -Engerek yılanının saldırma anı -Doğasever'in çekim yaptığı bölge -Serkan Öztamur'un kamerasıyla detay görüntüler -Serkan Öztamur ile röp. 

Haber-Kamera: Ayhan ACAR/BARTIN,

Haber Kodu : 200611013

=========================

Birecik'te, kelaynak sayısı 10 yılda 3'e katlandı

NESLİ tükenmekte olan ve dünyada Fas dışında sadece Şanlıurfa'nın Birecik ilçesi sınırlarında yaşayan kelaynakların sayısı 10 yılda, iyi bakım ve yaşam alanlarına alışmaları ile 3'e katlandı. 1990'dan itibaren göç etmeleri engellenen ve 2010 yılında 82 olan kelaynak sayısı 240'a yükselirken, bu yıl üreme döneminde yeni üyeleri ile 300'e yaklaşması bekleniyor.

Dünyada Fas ve Türkiye'de bulunan kelaynaklar, 1977 yıllından bu yana Birecik ilçesinde Fırat Nehri kenarında bulunan Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Kelaynak Üreme İstasyonunda koruma altında tutuluyor. 1990 yılından itibaren göç yoluna gitmeleri engellenen kelaynaklar, Şubat-Mart aylarında tutuldukları kafesten çıkarılarak üremeleri ve yaşamlarını sürdürebilmeleri için doğaya bırakılıyor. Yılda bir defa yumurtlayan kelaynaklar, 1 ile 3 arasında yumurta için 4 hafta kuluçkaya yatıyor. Kelaynaklar, Temmuz ve Ağustos aylarında da yeniden kafese alınarak içgüdüsel olarak göç yoluna gitmeleri engelleniyor.

Göç yoluna gitmeleri engellenen kelaynaklar, Kelaynak Üreme İstasyonundaki kafeslerinde yaşamaya başladı. 1990 yılında sayıları sadece 11 olan kelaynaklar, iyi bakımları, çevresel etkilerin azaltılması, göç zamanı yeniden kafeslerine alınmaları ile yeni yaşam alanlarına alışmaya başladı. 

10 YILDA SAYILARI 3'E KATLANDI2010 yılında 82 olan kelaynak sayısı aradan geçen 10 yıllık süreçte 3 kat artarak 240'a yükseldi. Üreme sürecini doğal alanlarda geçirip Temmuz ve Ağustos ayında yeniden kafeslerine alınacak olan kelaynakların, yeni üyeleri ile sayılarının 300'e yaklaşması bekleniyor. Kelaynak Üreme İstasyonu görevlileri, kuşlarının her geçen gün bulundukları ortamı kabullenmeleri ile üremelerinin arttığını ifade etti. Yıllardır yapılan bilinçlenme çalışması ve vatandaşların da duyarlılığı ile kelaynak popülasyonunun arttığını ifade etti. 

TARIM ARAZİLERİNDE İLAÇLAMA UYARISIYaz mevsiminde Fırat Nehri kıyısındaki sazlıkların yakılmasının kelaynakların yaşam alanlarını kısıtladığını anlatan görevliler, bir başka sorunun ise bölgedeki tarım arazilerine zarar veren canlılar için kullanılan ilaçlar olduğunu kaydetti. Üreticinin tarım arazilerini zararlılardan korumak için kullandığı zehirli ilaçların kelaynakların ölümüne neden olduğunu vurgulayan görevliler, bu konuda çiftçilerin daha duyarlı davranmasını istedi.

GÖÇ YOLUNA GİTMELERİ İÇİN SAVAŞIN BİTMESİ BEKLENİYORÜreme döneminde kafeslerinden çıkan ve Fırat Nehri kıyısındaki doğal alanlarda yaşamlarını sürdüren kelaynaklar, geçmiş yıllarda izledikleri rotanın belirlenmesi için takip cihazı takılarak göç yoluna bırakılmıştı. Nil Vadisi'ne ulaşmaları beklenen kuşlardan bazılarından Suriye'de, bazılarından ise Etiyopya yakınlarında irtibat kesildi. Sonraki yıllarda da kelaynaklar, Suriye ve diğer Ortadoğu ülkelerindeki iç savaş nedeniyle oluşan risk nedeniyle göç yoluna gönderilmedi.Bölgede aynı zamanda bereketin sembolü olarak kabul edilen kelaynaklar, koruma altında tutuldukları ve üremelerinin sağlandığı istasyonda; yağsız kıyma, haşlanmış yumurta, rendelenmiş havuç, civciv yemi ve tuzsuz peynirle besleniyor. Kelaynaklar, doğaya salındıkları 6 aylık süreçte ise doğal yaşam alanlarında böcek ve sürüngenlerle besleniyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ---------------------------------Kelaynak kuşlarıYaşam alanlarıKelaynak kuşu tanıtım merkeziGenel ve detay görüntüler

Haber: Hasan KIRMIZITAŞ Kamera: Mustafa KANLI-GAZİANTEP-DHA)

 Haber Kodu : 200611015

========================

Babasının desteğiyle müziğe başladı, şimdi albüm çıkarıyor

KOCAELİ'nin Dilovası ilçesinde yaşayan Eda Yılan(18), müzisyen olan görme engelli babası Ergün Yılan'ın desteği ile şarkı söylediği videoları sosyal medya hesaplarında paylaşmaya başladı. Sosyal medyada videoları ilgi gören Eda Yılan, 'Evleniyoruz' isimli albümü için stüdyo çalışmalarına başlayacak.  

Dilovası ilçesinde yaşayan Eda Yılan, çocukluğundan beri şarkı söylemeyi çok seviyordu. Ailesinin ve arkadaşlarının yanında sürekli şarkı söyleyen Eda Yılan'ın hayatı, lise arkadaşlarının şarkı söylediği bir videoyu kendisinden habersiz sosyal medyada paylaşmasının ardından değişti. Kendisini izleyen herkesten olumlu tepkiler alan Eda Yılan, daha sonra şarkı söylediği videoları sosyal medya hesaplarında paylaşmaya başladı. Babası Ergün Yılan'ın da desteğini alan Eda Yılan, 10 yaşından beri klavye çalan kardeşi Yunus Emre ve babası ile birlikte düğün ve eğlencelerde şarkı söylemeye başladı. Sosyal medyada kısa sürede 150 binin üzerinde takipçiye ulaşan Eda Yılan, başarısını çıkaracağı albüm ile sürdürmek istiyor. Tamamı özgün eserlerden oluşan 12 şarkılık albümün stüdyo kayıtlarına başlayacak olan Eda Yılan, dijital ortamda piyasaya sürülecek albümün ismini "Evleniyoruz" olarak belirledi. İçerisindeki 7 şarkının söz ve müziklerinin Yılan ailesine ait olan albümün 40 gün içerisinde piyasaya sürülmesi planlanıyor. 

"KARDEŞİM 5, BABAM 25 YILDIR BU İŞİ YAPIYOR" Çocukluğundan beri şarkı söylemeyi sevdiğini söyleyen Eda Yılan, "Çocukluğumdan beri şarkı söylemeyi çok seviyordum. Öğretmenlerim sürekli beni faaliyetlere, etkinliklere yazıyordu. Liseye geçtiğimde, babam ile kardeşim uzun zamandır bu işi yapıyordu. Ben ilk başta çok sıcak bakmadım. Çekindim, utandım ama bir şekilde onlara destek olmak için bu işe girdim. Yaklaşık 2,5 senedir babam, kardeşim ve ben düğün, eğlence gibi programlara çıkıyoruz." dedi. 

ALBÜM ÇALIŞMASINA BAŞLAYACAK Sosyal medyada 150 binin üzerinde takipçiye ulaşan Eda Yılan, "Şimdi bir albüm çalışmamız var. Sosyal medya hesaplarımda neredeyse 150 bin takipçiye ulaştım. Bunu bir albüm ile taçlandırmak için bir şirket ile anlaştık. Albüm çalışmasına yarın başlayacağım. Fotoğraf çekimini yaptık. Yarın da Allah'ın izniyle okumalara gideceğim. İnşallah güzel şeyler olacak" diye konuştu.  "AİLECEK BU İŞİ YAPMAK ÇOK GÜVEN VERİCİ" Ailesiyle sahne almasının güzel olduğunu ifade eden Eda Yılan, "Ailecek bu işi yapmak aslında çok güven verici bir şey. Yabancılarla gidip sıkıla, çekine söylemektense babamla ve kardeşimle gitmek daha güzel oluyor. Hem yanımda sevdiğim insanlar var, hem de yorulduğumda babam devralıyor, o yorulduğunda ben devralıyorum. Gayet güzel, dönüşümlü bir şekilde söylüyoruz. Güzel oluyor." dedi. 

"ÇAREYİ MÜZİKTE BULDUM" Geçirdiği bir hastalık sonrasında görme yeteneğini kaybettiğini söyleyen baba Ergün Yılan (44) şöyle konuştu:  "Ben 20 yıl önce görme yeteneğimi kaybettim. Ondan sonra içeri kapanmaktansa, hayata bir şekilde devam etmek gerekiyordu. Ben de çareyi müzikte buldum. Zaten bir arayış içerisindeydim. İç dünyaya kapanmamak, dünyadan, insanlardan kopmamak adına müziğin içerisine girdim. Şu anda da çocuklarımla beraber devam ediyoruz. İnşallah daha da güzel bir yerlere geleceğimizi ümit ediyorum. Bizim doğu bölgesinde, genelde kız çocuklarının sanatın içine girmesine çok olumlu bakmazlar. Kız çocuğu olunca genelde sıkıntılı bir durum olarak lanse edilir. Ama bu tabuları ben kendi çabalarımla yıktım. Ben de çocuklarımla her zaman gurur duydum. Gurur duymaya da devam edeceğim."  

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ Eda Yılan ve babasının şarkı söylemesi Eda Yılan ile röp. Baba Ergün Yılan ile röp. Detay HABER: Dinçer AKBİR-Cihan TEKER/KAMERA: Alişan KOYUNCU/DİLOVASI(Kocaeli),   

Haber Kodu : 200611016

==========================

Yaylada, beton evlere izin yok

ORDU'nun Mesudiye ilçesindeki Beyağaç Yaylası, 200 yıl önce inşa edilen ve günümüzde korunan taş ve ağaç ev mimarisiyle dikkat çekiyor. Betonlaşmaya izin verilmeyen yaylada, yeni ev yapmak isteyenler de, bahçesine fidan dikmek şartıyla yeni ev yapabiliyor.

Karadeniz yaylalarında betonlaşma tartışılırken, Ordu'nun deniz seviyesinden 2 bin metre yükseklikteki Mesudiye ilçesi Beyağaç Yaylası'nda, 200 yıl önce inşa edilen ve günümüzde korunan taş ve ağaç ev mimarisiyle dikkat çekiyor. Yaylada betonlaşmaya izin verilmezken, yeni ev yapanlara ise bahçesine fidan dikmek şartı getiriliyor. Kaçak yapılan bina ve eklentilerinin yıkıldığı yaylada; asırlık taş ve ağaçtan yapılan evler de yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.

'NESİLDEN NESİLE KORUYORUZ'Beyağaç Mahallesi Muhtarı Yüksel Sarı, Zile yaylasında otantik mimariyi yıllardır nesilden nesile koruduklarını belirterek, "Dedelerimizden kalma yayladaki doğal güzelliği bozmamak için taş ve ahşap bina kullanıyoruz. Beton kesinlikle yasak. Yeni ev yapacaklar ve onaracaklar ise evlerinin bahçesine 10'ar adet fidan dikecekler. Böyle bir kararımız var. Yaylalarımızdaki bu güzelliği korumak için eski geleneklerimizi yaşatıyoruz. Bu kararı bizden önceki dedelerimiz almış. Bu doğallığı bozmamak için hepimiz özen gösteriyoruz. Asırlar öncesinde olduğu gibi ev yapmak isteyen altı ahır, üstü ağaçtan tek kat olmak şartıyla taş ve ağaç malzemeyle ev yapabiliyor. Bunun dışında beton dökmek kesinlikle yasak" dedi.

Hami Bozyurt, "Eskiden beri, yaylanın kuruluşundan beri değişen bir şey yok. Yeni ev yapmamak için özen gösteriyoruz. Yeni ev yapanda ahşap yapıyor. Obamızda hayvanlarımız için birde gölet var. Burası Ordu'nun en güzel yaylalarından, gören hayran kalıyor. Bizde bu doğal güzelliği korumaya çalışıyoruz" diye konuştu.Zile yaylasında eski evi olan Sultan Cabbar ise, "Yaylada taş ve ağaçtan evler var. Doğal güzelliğinin bozulmaması için herkes çalışıyor. Burada benim eski evim var, tuğla örüp yapabilirim. Ama yapmıyorum, sadece tahtayla üzerini onaracağım" şeklinde konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ--------------------------------Muhabir anonsu-Muhtar Yüksel Sarı ile röportaj-Obada yaşayan vatandaşlarla röportaj-Evlerden görüntü-Göletten görüntü (drone)-Obadan görüntü (drone)-Diğer detaylar

Haber-Kamera: Nedim KOVAN-ORDU-DHA

Haber Kodu : 200611017

========================

Engellinin patlayan otomobil lastiğini değiştiren polis: Asli görevimizi yaptık TRABZON'da, tünel içerisinde engelli sürücünün yardımına koşup, otomobilinin patlayan lastiğini değiştirdiği anlara ait görüntüleri, sosyal medyada övgü toplayan trafik polisi Necmettin Sevil (46), "Acil durumlarda vatandaşlara yardım etmek bizim görevimizdir. Biz de bu asli görevimizin gereğini yaptık" dedi.

Trabzon'da, Akyazı tünelinde Giresun yönüne seyir halinde olan engelli sürücü Recep Zaif, otomobilinin lastiğinin patlaması üzerine aracını yol kenarına çekti. Lastiğini değiştirmekte zorluk çeken sürücüyü fark eden trafik polisleri, ekip otosunu durdurup, yardım için harekete geçti. Kolları sıvayan trafik polisi Necmettin Sevil, krikoyla kaldırdığı otomobilde patlayan lastiği, stepne ile değiştirdi.

SOSYAL MEDYADA ÖVGÜ TOPLADIİl Emniyet Müdürlüğü, trafik polisinin lastiği değiştiği anlara ait görüntüyü, sosyal medya hesaplarından paylaştı. "Akyazı Tünel'de engelli vatandaşımıza yardım eden fedakar meslektaşımız Necmettin Sevil, hep sevilesin. Sana bir ay önce verdiğimiz başarı belgesi helal olsun" notuyla yapılan paylaşım, ilgi çekti. Sosyal medya takipçileri, örnek davranışı nedeniyle trafik polisi Necmettin Sevil'i tebrik ederken, polis teşkilatına da övgü dolu yorumlarda bulundu.

O ANLARI ANLATTIBir süre önce İl Emniyet Müdürü Metin Alper'den başarı belgesi alan 21 yıllık polis memuru Necmettin Sevil, engelli sürücüye yardım ettiği o anları anlattı. Yolda kalanlara yardımın asli görevleri olduğunu söyleyen Sevil, "Aracın lastiği patlak şeklindeydi. Aracı güvenli bölgeye taşıdık. Akabinde araç sürücüsünün engelli olduğunu gördükten sonra vatandaşa yardımcı olmak amacıyla patlak lastiğinin değişimini yaptık. Daha sonra da vatandaşı oradan gönderdik. Sonra da kendisiyle telefon görüşmesi yaptık. Konuyla ilgili bize teşekkürlerini iletti. Zaten yolda kalmışlara, acil durumlarda vatandaşlara yardım etmek bizim görevimizdir. Biz de bu asli görevimizin gereğini yerine getirdik. Teşkilat olarak bu tür konularda her zaman yardımcı olma duyarlılığını gösteriyoruz" dedi.

POLİSLERE TEŞEKKÜRTedavisi için Erzincan'dan Trabzon'a geldiğini anlatan Recep Zaif de (64), aracının lastiğini değişen polislere teşekkür ederek, "Allah razı olsun, trafik polis memurları gelerek patlayan lastiğimin değişimini yaptılar. Özellikle de lastiğimin değişimini yapan Necmettin beye çok teşekkür ederim. Burada bir duyarlılık yaşadık. Bu duyarlı hareketlerinden dolayı Trabzon Trafik Bölge Müdürlüğü'ne ve tüm emniyet teşkilatımıza teşekkür ediyorum" diye konuştu.

ÖĞRENCİLERİ YGS'YE YETİŞTİRMİŞÖte yandan polis memuru Sevil, 8 yıl önce görev yeri olan Erzurum'da, sürücüsünün ehliyetsiz olduğunu tespit etmeleri üzerine, Yükseköğretime Geçiş Sınavı'na (YGS) girecek öğrencileri, bulunduğu özel halk otobüsünün direksiyonuna geçip, sınav yerlerine götürmüştü. Bu anları da anlatan Sevil, "Erzurum'da görev yaptığım sıralarda bir üniversite sınavının olduğu gün halk otobüsü sürücüsünün ehliyetinin bulunmadığını tespit ettik. Zamanın dar olmasından dolayı üniversite sınavına yetişmesi gereken öğrencilerin geç kalmaması için otobüsün direksiyonuna geçerek öğrencileri sınava yetiştirdim. Daha sonrası da araç sürücüsüne gerekli işlemler yapılmıştı" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ--------------------------------Arızalanan araç lastiğinin değişimi yapılırken ekip araç kamerası görüntüleri-Lastik değişimi yapılırken cep telefonu görüntüsü-Patlayan lastiğin değişimini yapan polis röportajı-Patlayan lastiğin değişimini yapan polisten yol kontrolü yaparken görüntüler-Lastiği patlayan engelli vatandaştan ve aracından detay görüntüler-Engelli vatandaş röportajı

HABER KAMERA: Selçuk BAŞAR- Coşkun MENEK- Tolga SAĞLAM/TRABZON-DHA

Haber Kodu : 200611048

========================

Yamaç paraşütçüleri, Gercüş semalarında uçtu 

BATMAN'ın Gercüş ilçesindeki 1120 rakımlı Ayrancı tepesinde yamaç paraşütçüleri, uçuş gerçekleştirdi. Profesyonel yamaç paraşütçüleri, bölgenin tehlikenin en az olduğu yerlerden olduğunu söyledi.

Gercüş ilçesinde bulunan 1120 rakımlı Ayrancı tepesi, yamaç paraşütü tutkunlarının gözde mekanlarından biri haline geldi. Ayrancı tepesinin, yamaç paraşütü uçuşlarında güvenli bölge olduğunu söyleyen profesyonel yamaç paraşütçüleri, hiçbir zorluk yaşamadan uçuş yaptıklarını anlattı. Bölgenin, yamaç paraşütü uçuşları için etkinlik alanı haline gelmesi gerektiğini dile getiren yamaç paraşütçüsü Kerem Kul, "Ayrancı tepesinin uçuş için çok ideal bir yer olduğunu öğrendik. Uçuşumuzu sorunsuz olarak tamamladık. Önümüzdeki süreçte bu bölgenin yamaç paraşütü etkinliğin sıklıkla yapılacağı alan olabileceğine inanıyorum" dedi.

İstanbul ve Antalya'dan gelen arkadaşlarıyla birlikte Ayrancı tepesinde uçuş yaptıklarını anlatan Eyüp Gürbüz, bölgenin turizme kazandırılması için çalışma yapılma gerektiğini söyledi. 

Kaynak: Demirören Haber Ajansı

Manşet

Haberler

Haberler.com Ios Uygulaması Haberler.com Android Uygulaması Haberler.com Huawei Uygulaması
Şu an buradasınız: DHA YURT ÖZEL GÜNDEM -TEKRAR - Sakarya
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

[Kullanım Şartları] - [Hata Bildir] 21.9.2020 22:51:06. #1.14#
title