DHA YURT ÖZEL GÜNDEM -TEKRAR

DHA YURT ÖZEL GÜNDEM -TEKRAR

Tarım işçisi kadınların 40 derece sıcakta zorlu mesaisi Manisa'nın Şehzadeler ilçesinde, koronavirüs nedeniyle sokağa çıkma kısıtlamasından muaf tutulan kiraz toplayan kadın tarım işçileri, zaman zaman 40 dereceyi bulan sıcak havada ev ekonomilerine katkı sağlıyor.

DHA YURT ÖZEL GÜNDEM -TEKRAR
18.05.2020 15:24 | Son Güncelleme: 18.05.2020 15:24

Tarım işçisi kadınların 40 derece sıcakta zorlu mesaisi

 

Manisa'nın Şehzadeler ilçesinde, koronavirüs nedeniyle sokağa çıkma kısıtlamasından muaf tutulan kiraz toplayan kadın tarım işçileri, zaman zaman 40 dereceyi bulan sıcak havada ev ekonomilerine katkı sağlıyor.

Şehzadeler ilçesindeki 21 bin dekarlık alan üzerinde üretimi yapılan kirazın hasadına devam ediliyor. Hasadın haziran ayı ortasına kadar sürmesi bekleniyor. Kuzey yarım kürenin ilk kirazının üretildiği kırsal Sancaklı Bozköy bölgesinde, 'kırmızı altın' olarak bilinen 'Cristobalina' cinsi kirazda çiftçilerin hasat mesaisi zaman zaman 40 dereceyi bulan sıcağa rağmen sürüyor. Kalın kabuğu ve lezzeti ile Avrupa ülkelerine ihraç edilen ürün için saat 06.00'da bahçeye giden işçiler, saat 14.30'a kadar kiraz topluyor. Sokağa çıkma kısıtlamasından muaf tutulan işçiler, ara vermeden çalışmayı sürdürüyor. Toplanan kirazların bir bölümü pazara giderken, bir kısmı ise İzmir Toptancı Hali başta olmak üzere İstanbul, Ankara gibi büyükşehirlere gönderiliyor.

Sancaklı İğdecik Mahallesi'nde kiraz toplayan tarım işçisi evli 3 çocuk annesi Kaniye Ercan (45), "Saat 05.00'te uyanıyoruz. Kiraz bahçesine gelmek için yola koyuluyoruz. Sabah erkenden mesaiye başlıyoruz. Şu an üniversiteye hazırlanan bir çocuğum var, onu daha güzel şartlarda okutmak için çalışıyorum. Burada kiraz toplayarak yapacağım birikimi onun eğitimi için harcayacağım" dedi.Evli 3 çocuk annesi tarım işçisi Güler Özen (52) de, "Burada kiraz toplayarak günde 100 lira alıyorum. Bu kazandığım paraları biriktiriyorum. Yaklaşık 2 ay burada çalışacağım. Burada kazandığım parayla torunumun sünnetini yaptıracağım. Ama havada gerçekten bunaltıcı bir sıcak var. Çok zorlanıyoruz ama yapacak bir şey yok. Çalışmak zorundayız" diye konuştu.Bir diğer tarım işçisi evli 2 çocuk annesi Azize Ceylan da (52), "Burada kiraz toplayarak kazanacağım parayla banka kredimiz ve diğer borçlarımızı ödeyeceğiz. Hava çok sıcak, bu bizi zorluyor. Bu yıl normalde çalışmayacaktım, ama borçlarım olunca mecbur kaldım. Rabbim yardımcımız olsun" dedi.

ÜRETİCİ MEMNUNSancaklı İğdecik Mahallesi'nde kiraz üreticiliği yapan, evli ve 3 çocuk babası çiftçi Yusuf Ziya Özel (56) ise bu sene kiraz rekoltesinden memnun olduğunu dile getirerek, "Şu an topladığımız kirazın kilosunu 20 liradan satıyoruz. Allah bir afet vermezse, hepsini değerlendirmeyi nasip ederiz. Bugün sokağa çıkma yasağından muaf tutulduk" diyerek, yetkililere teşekkür etti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ---------------------------------Kiraz bahçesinden görüntü-Kiraz bahçesinden drone görüntüsü-Kiraz üreticisi Yusuf Özel röp.-Kadın tarım işçilerinden Kaniye Ercan, Azize Ceylan ile Güler Özen röp.-Genel ve detay görüntüler

Haber- Kamera: Cemil SEVAL/ MANİSA,

Haber Kodu : 200518015

==========================

155'i arayıp bisiklet istedi

MARDİN'in Derik ilçesinde '155 Polis İmdat' hattını arayan Ramazan Dağ (9), bisiklet isteğinde bulundu. Vefa Sosyal Destek Grubu tarafından temin edilen bisikleti polislerden alan Ramazan Dağ, büyük mutluluk yaşadı.

Derik ilçesinde sokağa çıkma kısıtlaması olduğu için dışarı çıkamayan Ramazan Dağ, '155 Polis İmdat Hattı'nı arayarak maddi durumları olmadığını söyleyip, bisiklet istedi. Vefa Sosyal Destek Grubu ile irtibata geçen İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri aldıkları bisikleti, Dağ'ın evine götürdü. Bisikleti karşısında görünce mutluluğu yüzüne yansıyan Dağ, emniyet ekiplerine teşekkür etti. Dağ, daha sonra bisiklete binerek, evlerinin önünde tur attı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Polisin bisikleti eve götürmesiRamazan'ın bisikleti kullanmasıGenel ve detay

Haber-Kamera: Emrullah KARAKAŞ/ DERİK (Mardin),

Haber Kodu : 200518023

=====================

UNESCO mirasına moloz DİYARBAKIR'ın tarihi surlarıyla birlikte, 2015 yılında Türkiye'nin 14'üncü miras alanı olarak Dünya Mirası Listesi'ne eklenen Hevsel Bahçeleri, Dicle Nehri kıyısına dökülen hafriyatla kirletiliyor. Dicle Üniversitesi Biyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kılıç, Hevsel'in çöp alana dönüştürülmesinin üzücü olduğunu belirterek, "Hafriyat buranın doğal yapısını, burada yaşayan ve üreyen canlıları olumsuz etkilemektedir. Eğer bu genişlerse, listeden çıkma durumunda bile kalabiliriz. Bu büyük bir tehdittir" dedi.

Çok sayıda hayvan türüne ev sahipliği yapan Hevsel Bahçeleri, Almanya'nın Bonn kentinde 2015 yılında gerçekleştirilen 39'uncu UNESCO Dünya Mirası Komitesi Toplantısı'nda kentteki tarihi surlar ile Türkiye'nin 14'üncü miras alanı olarak Dünya Kültür Mirası Listesi'ne alındı. Ancak tarihi bahçeler, uyarılara aldırış etmeyen kişiler tarafından dökülen hafriyat nedeniyle kirletiliyor. Kıyısından Dicle Nehri'nin geçtiği bahçelerdeki farklı birçok noktada dökülen moloz yığınları, bölgedeki kirliliği gözler önüne seriyor. Bahçelerin, yoğunlukta kullanılan girişi olan Keçi Burcu'ndan geçen yolun kenarına konulan 'Hafriyat dökmek yasaktır' yazılı uyarı tabelasına rağmen Hevsel'e hafriyat dökülmesi doğa harikası bölgede kirliliğe nedeni oluyor. 

Dicle Üniversitesi Biyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kılıç, bütün uyarılara rağmen Hevsel'e hafriyat ve moloz dökülmesinin çok üzücü olduğunu söyledi. Kılıç, hafriyat dökülen bölgenin genişlemesiyle tarihi bahçelerin, Kültür Mirası Listesi'nden çıkarılabileceğini belirterek, önlem alınmasını istedi. Prof. Dr. Kılıç, şunları söyledi:

"Hevsel Bahçeleri, UNESCO Kültür Mirası Listesi'nde yer alıyor. Oldukça önemli bir yer. Burada kuşlar, memeli hayvanlar, çeşitli böcekler, salyangozlar, bulunuyor. Sürüngenlerin yanı sıra mekan da çok önemli. Üzülerek duyuyoruz, koruma altındaki bölgeye hafriyat dökümü var. Bu oldukça üzücü bir durum. Ben eminim yetkililer bundan haberdar değildir. Haberdar olursa bunu kesinlikle engellerler. Toplumun büyük bir kesimi zaten buraya sahip çıkıyor. Muhtemelen kendini bilmezlerin veya ucuza işi getirmeye çalışan birkaç kişinin döktüğü malzemedir. Ama burası bize torunlarımıza bırakacağımız emanettir. Burayı korumamız lazım. Hafriyat buranın doğal yapısını burada yaşayan ve üreyen canlıları olumsuz etkilemektedir. Eğer bu genişlerse, listeden çıkma durumunda bile kalabiliriz. Hal bu ki ülkemizin UNESCO ile işbirliği var. Dünya ile işbirliği var. Bizim bunu korumamız lazım. Her vatandaşımıza bu konuda görev düşüyor. Hemşehrilerimizden beklentilerimiz o dur ki, bu gibi ihmalkar davranışlar ya da suiistimaller varsa bunu ilgili yerlere bildirmeleridir."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Hevsel BahçeleriMuhabir Selim Kaya anonsuTraktörün gelmesiAlana hafriyat dökülmesiSelim Kaya anonsDökülen molozlarMolozların ateşe verilerek doğaya zarar vermesiProf. Dr. Ahmet Kılıç ile röp.Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Selim KAYA- Mehmet Mücahit CEYLAN/ DİYARBAKIR,

Haber Kodu : 200518017

===================

'Koronavirüsten korunmak isterken aracınızı yakmayın' KOCAELİ Büyükşehir Belediyesi İzmit İtfaiye Grup Amiri Murat Aydoğan, koronavirüs salgını nedeniyle günlük hayatta kullanımları büyük oranda artan dezenfektan ve kolonya gibi alkol içerikli ürünlerin, sıcak havalarda araç içerisinde bulundurulmasının tehlike oluşturduğunu, parlamaya neden olabileceğini söyledi. 

Araç içerisinde bırakılan dezenfektan ve kolonya gibi alkol bazlı maddeler, havaların ısınmasıyla beraber tehlikelere yol açıyor. İzmit İtfaiye Müfrezesi Grup Amiri Murat Aydoğan, yaz mevsiminde araç içerisindeki sıcaklığın yükselebileceğini bunun da dezenfektan ve kolonya gibi maddelerin parlamasına neden olabileceği uyarısında bulunarak, "Tüm dünyayı etkisi altına alan ve ülkemizde de görülen Covid-19 salgını nedeniyle alkol bazlı dezenfektanlar ve kolonya gibi maddelerin kullanımı yüksek oranda arttı. Bu da bazı tehlikeleri beraberinde getiriyor. Sosyal hayatımızda gerek çantalarımızda gerekse de araçlarımızda sık sık bulunduruyoruz bu maddeleri. Bu ürünleri kullanırken Sağlık Bakanlığı tarafından onaylı ürünleri kullanmamız gerekiyor. Gün içerisinde dezenfektan ve kolonyaların araç içerisinde bulunmaları bazı durumlarda tehlikelere yol açabiliyor" dedi. 

'BU TARZ MADDELERİN PARLAMA DERECELERİ ÇOK DÜŞÜKTÜR'Murat Aydoğan dezenfektan ve kolonyaların araç içerisinde bulundurulması halinde güneş ışınlarının direkt gördüğü noktalar yerine, güneş görmeyen yerlerde bırakılmasının daha doğru bir tercih olacağını belirtti. Dezenfektan ve kolonyanın parlama noktasının daha düşük olduğunu söyleyen Aydoğan şöyle konuştu:  

"Güneş ışınları, araç camları üzerinde mercek ve büyüteç etkisi yaratmakta ve bu da aracın içerisindeki ısıyı artırıp sera etkisi yaratıyor. Isı araç içerisinde çok fazla birikebiliyor. Hava sıcaklıklarının da artmasıyla, dışarıda hava 30 derecede seyrederken araç içerisinde daha yüksek dereceye ulaşabiliyor. Bu da araç içerisinde bıraktığımız dezenfektanlar ve kolonyalar için büyük tehlike oluşturabiliyor. Bu tarz maddelerin parlama noktaları diye adlandırdığımız sıcaklık dereceleri çok düşüktür. Bu nedenle ortamın ısısının artması nedeniyle bu maddelerin parlama noktasına ulaşması tehlike oluşturabilir. Bu nedenle dezenfektan ve kolonya gibi maddeleri araç içerisinde kolçaklarda, kapı iç döşemeleri ya da torpido gözü gibi güneş ışınlarının direkt olarak gelmediği yerlerde saklanmaları daha uygun olacaktır." 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ --------------------------------İtfaiye müfrezesinden görüntü -İzmit müfrezesi grup amiri Murat Aydoğan ile röportaj -Murat Aydoğan'ın dezenfektanların araç içerisinde bulundurulabileceği yerleri göstermesi -Detaylar 

Haber-Kamera: Alişan KOYUNCU-Dinçer AKBİR/İZMİT(Kocaeli),

Haber Kodu : 200518022

=========================

Baraj suları altında kalacak köylerine vedaya hazırlanıyorlar ARTVİN'de, Çoruh Nehri üzerinde yapımı süren ve tamamlandığında 270 metre gövde yüksekliği ile Türkiye'nin en yüksek barajı olacak Yusufeli Barajı nedeniyle sular altında kalacak Tekkale köyü sakinleri, taşınmaya hazırlanıyor. 

Yusufeli ilçesinde yapımı süren ve tamamlandığında 270 metre gövde yüksekliği ile Türkiye'nin en yüksek, 'çift eğrilikli ince kemer baraj tipi' kategorisinde ise dünyanın 3'üncü en yüksek barajı olacak olan Yusufeli Barajı, ilçeyi sular altında bırakacak. İlçe merkezi ile 4 köydeki yaklaşık 5 bin konut, 270 iş yeri ile 9 bin 430 dönüm tarım arazisi sulara gömülecek. 150 yıllık tarihinde 6 kez değiştirilen ilçe merkezi bir kez daha taşınacak. İlçe merkezinin Yansıtıcılar mevkiinde ku    rulacak yeni yerleşim yerine taşınması için başlatılan çalışmalar sürüyor. Sular altında kalacak 4 köyden biri olan Tekkale köyünde yaşayan vatandaşlar, topraklarını terk edecekleri için üzgün olduklarını, yeni yerleşim yerinin de köyleri gibi güzel olmasını istiyor. Köylerine veda etmeye hazırlanan vatandaşlar, evlerinde tadilat yapmıyor, yeni tarım alanları açmıyor. 

'İNŞALLAH KÖYÜMÜZÜ ARAMAYIZ'Köylerinin sular altında kalmasından dolayı üzgün olduğunu ifade eden Asiye Uyumaz, "İnşallah daha güzel yerlerde yaşarız, inşallah köyümüzü aramayızö dedi.Yıllardır Tekkale köyünde yaşadığını söyleyen Fatma Şahin de barajdan dolayı köyün sular altında kalacağını, yeni yerleşim yerinin de güzel olmasını temenni ettiğini ifade etti.Fırıncı Asım Şahin ise yeni yerleşim yerinin yapıldığını belirterek, iş yerini yeni Yusufeli'ne taşıyacaklarını ve hizmete devam edeceklerini kaydetti.

'BURASI DEDEMİZİN TOPRAKLARI'Köyde servis şoförlüğü yapan Erdal Şahin, yeni yerleşim yerinde çalışmaların devam ettiğini ifade ederek, "Köyümüz sular altında kalacak, üzülüyoruz. Burası dedemizin ve babalarımızın topraklarıö diye konuştu.Köyleri sular altında kalacağı için üzüntülü olduklarını belirten Recep Uymaz, "Barajdan dolayı yeni yerleşim yeri inşa ediliyor. İnşallah orası da burası gibi güzel olurö diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ--------------------------------Drone detaylar-Asiye Uyumaz'ın röportajı-Fatma Şahin'in röportajı-Köyden detaylar-Fırıncı Asım Şahin'in röportajı-Detaylar-Erdal Şahin'in röportajı-Recep Uymaz'ın röportajı-Drone detaylar

Haber-Kamera: Nusret DURUR/YUSUFELİ (Artvin), -

 Haber Kodu : 200518019

========================

20 bin çay üreticisinin geleceği Rize'de, tedbirler üst seviyede DOĞU Karadeniz Bölgesi'nde, çay hasadı için koronavirüs tedbirleri kapsamında seyahat kısıtlamasına takılan çay üreticilerinin beklediği, memleketlerine dönüş izninin çıkmasının ardından seyahat izin başvuruları sürüyor. Sayıları 20 bini aşan çay üreticisinin 20 Mayıs günü giriş yapmaya başlayacağı Rize'de alarm verildi. Kent girişinde takviye polis, jandarma ve sağlık ekiplerinin önlemler alacağı kent girişinde sağlık kontrolünden geçirilecek üreticiler, bir hafta evlerinde karantinada kalacak, koronavirüs testine tabi tutulacak.

Doğu Karadeniz'deki Rize, Trabzon, Artvin ve Giresun illerinde, 830 bin dekar alanda 1 milyon üretici aile tarafından yapılan yaş çay üretiminde hasat bu hafta başlıyor. Çay tarımında koronavirüs tedbirleri kapsamında, sınır kapılarının kapatılması nedeniyle 40 bin yabancı uyruklu işçinin ülkeye giremeyecek olması, büyükşehirlerden gelmek isteyen yaklaşık 100 bin üreticinin de kente girişlerinin yasaklanması ile çay hasadı için işçi arayışı başlamıştı. İçişleri, Sağlık ve Tarım ve Orman bakanlıkları koordinesinde 4 ilin valilikleri ve ilgili kuruluşların temsilcilerinin gerçekleştirdiği toplantılarda çay hasadı için üreticilere izin çıktı. Karar, önceki hafta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklandı. 

SINIRA TAKVİYE EKİPLER Çay üreticileri, İçişleri Bakanlığı'na başvurarak izin belgelerini almaya başladı. Sayıları 20 bini aşan çay üreticisinin 20 Mayıs günü giriş yapmaya başlayacağı Rize'de önlemler artırıldı. Rize- Trabzon il sınırında geniş güvenlik önlemleri alınacak, takviye polis, jandarma ve sağlık ekipleri görevlendirilecek. İl Pandemi Kurulu'nca kent girişinde sağlık kontrolünden geçirilecek üreticiler, bir hafta evlerinde karantinada kalacak. Evlerinde kalanların temel ihtiyaçları Vefa Sosyal Destek ekiplerince karşılanacak. Marketlerde köy ve mahallelere servisler düzenleyecek. Kentte gelenlerin de en az bir hafta yetecek gıdalarını beraberlerinde getirmeleri istendi. Rize İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri de 3 günde 20 bin dolayında gelmesi beklenen üreticilere, günlük 1700 dolayında koronavirüs testi yapacak. 

VALİ: 7 GÜN TAM İZALASYONDA KALACAKLARRize Valisi Kemal Çeber, çay üreticilerinin 20 Mayıs tarihinden sonra kente gelmeye başlayacaklarını belirterek, "Gelen vatandaşlarımız bir hafta boyunca tam bir izolasyonda duracaklar. 7 günün sonunda her bir hanede uygun görülen bir kişiye, sağlık ekiplerimiz pandemi testi yapacak. Bu süreçte 3 gün içerisinde 5 bin civarında test yapılması planlanıyor. Testi negatif çıkan vatandaşımız, dışarı çıkabilecek, evin market ihtiyaçlarını ve sosyal ihtiyaçlarını karşılayabilecek. Diğer hane halkı da bu 7 günün sonunda çay bahçelerinde çalışmaya başlayabilecek. Bu sürenin ardından vatandaşlarımız, kurallara uyarak normal hayatlarına devam edecekö dedi.

ÇAY ÜRETİCİLERİ: ENDİŞEMİZ VARÇay üreticisi Fatma Kurt, "Çaylıklarımızı temizledik, çay bezlerimizi hazırladık, makaslarımız hazır, artık sezonun açılmasını bekliyoruz. Çay toplama işi ramazandan sonraya kalsaydı çok güzel olurdu, ama 3-4 güne kalmaz biz çayımızı hasat etmeye başlarız. Toplayacağız, satacağız, hastalık var, mesafeli olacağız, zor ne yapacağız bilmiyoruz Allah yardım etsin. Şimdi izin çıktı, il dışından da üreticiler bölgeye gelecekler. Bu süreçte çok daha dikkatli olmalıyız, maskemizi takacağız, sosyal mesafe kurallarına uyacağız, çayımızı da toplayacağızö dedi.Fatma Alev ise "Çay toplamaya hazırız ama biraz korkumuz, endişemiz var. Dışarıdan da gelenler var, illaki maske takacaklar bir önlemleri olacakö diye konuştu.  Ayten Alev de "Bir aydır çayla ilgili hazırlıklarımız sürüyor, gübremizi verdik, budamamızı yaptık, otları temizledik ve artık hasat zamanı geldi. Benim de az miktarda bir çayım var, kendim toplayamıyorum işçi almak gerekiyor onu da nereden bulacağım bilmiyorum. İl dışından gelecek üreticilerle ilgili de tabii ki endişelerimiz var aslında gelip çaylarını toplamaları muhakkak ki şart ama bu hastalıktan da çok korkuyoruzö ifadelerini kullandı.

SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ: MAKSİMUM TEDBİRLER ALMAK ZORUNDAYIZRize İl Sağlık Müdürlüğü de yazılı açıklama ile il dışından gelecek çay üreticilerine uyarılarda bulundu. 'Çayımızı toplayalım ama canlarımız yanmasın' başlığı ile yapılan açıklamada tam sayısı bilinmemekle beraber tahmini 20 bin çay üreticisinin 3-5 gün gibi kısa bir süre içerisinde kente geleceği duyuruldu. Açıklamada, "Bu sayıda insanımızın kısa bir sürede aramıza girecek olması virüsün yayılması anlamında bizi çok ciddi anlamda endişelendirmektedir. Bu sebeple bunca zamandır büyük fedakarlıklar gösteren, evinden çıkmayan, dükkanlarını açamayan insanlarımızın, sokaklarda oynayamayan çocuklarımızın sağlığını korumak için maksimum seviyede tedbirler almak zorundayız. Bu husus sadece ilimizde yaşayanlar için değil, gelecek olanların sağlığını korumak için de önemlidir. Aksi takdirde ilimize dışarıdan bu kadar insan geldikten sonra virüsün il genelinde hızla yayılmayacağını düşünmemek akılla, tıpla, bilimle bağdaşmayan bir iyimserlik olacaktır. Çünkü bu denli fazla insanın içerisinde virüsün bulunmaması da bu zamanda mümkün değildirö denildi.

'İLİMİZDE VİRÜS PATLAMASI YAŞANMASIN'Sağlık ekiplerince her aile içinden seçilecek bir kişiye en üst seviye Covid-19 testi yapılacağının belirtildiği açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Amacımız, gelen insanlar içerisinde hasta olanları hiç toplumla temas etmeden bulup ayırabilmektir. Böylece hem onların erkenden tedavisine başlamış olacağız hem de toplumu korumuş olacağız. Unutulmamalıdır ki, virüsü taşıyan birçok insanda ve özellikle gençlerde hiçbir bulguya rastlanmamaktadır, ama bu kişiler yaygın bir bulaştırıcı özelliğine sahiptirler. Ortalama 5 bin gibi çok yüksek bir sayıda test, 3 gün gibi kısa bir sürede bu insanlarımıza uygulanacaktır. Test sayesinde erkenden çaylıklarına da girmelerini sağlamış olacağız. Hiçbir Rizelinin bir hafta fedakarlık etmeyecek kadar duyarsız ve sorumsuz olduğunu düşünmüyoruz. Bayram sonuna kadar çok büyük bir hassasiyet, duyarlılık ve kararlılık gösterelim ki bütün verilen emekler, çekilen acılar, gösterilen sabırlar boşa gitmesin. İlimizde büyük bir virüs patlaması yaşanmasın. Gelebilecek virüsü yerinde tespit ederek, insanlarımıza bulaşmadan tedavi edelim, çayımızı toplayalım ama canlarımız yanmasın."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ------------------------------Çay bahçelerinden detay-Bahçede çalışan üretiicler-Rize'den detay görüntü-Muhabir Anonsları (Arzu ERBAŞ)-Vali Kemal Çeber açıklaması

HABER: Arzu ERBAŞ KAMERA: Mehmet Can PEÇE/RİZE-DHA

Haber Kodu : 200518016

========================

Kuzuların, anneleriyle buluşmasında renkli görüntüler

KÜÇÜKBAŞ hayvancılığın önde gelen illerinden biri olan Muş'ta kuzuların koyunlarla buluşması renkli görüntülere sahne oldu. Ağıllarından çıkarılan kuzuların meleyerek bulduğu annelerinden süt emmeleri belgesellik görüntüler ortaya çıkardı.     Merkez Çukurbağ köyünde yaşayan İsmail Tuncer ve Bişar Tuncer kardeşler, şubat ayında doğan kuzuları, koyunları ise yaz ayını geçirmek üzere ayrı ayrı meraya götürdü. Merada besiye alınan kuzular ilk kez koyunlarla buluşturuldu. Sabah güneşin doğuşuyla meraya bırakılan koyunlar, otlatıldıktan sonra kuzularını beslemesi için buluşma alanına getirildi. Kapıların açılmasıyla koşuşturan kuzuların anneleriyle buluşma anında renkli görüntüler yaşandı. Mera, koyun ve kuzuların sesleriyle inledi. Meleyerek annelerini bulan kuzular, hemen süt emmeye başladı. Bir süre süt emen kuzular, daha sonra sahipleri tarafından ahıra götürüldü.    Çukurbağ köyünde besicilik yapan İsmail Tuncer, hayvancılığın zorluğunun yanısıra böyle güzel görüntülerin de yaşandığını söyledi. Gün boyunca merada bulunan koyunların otlatıldıktan sonra kuzularıyla buluşturulduğunu belirten Tuncer, kuzuların anneleri ile buluşma anını hayranlıkla seyrederken günün yorgunluğunu da üstünden attığını söyledi. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-Koyunların meradan getirilmesinden detaylar-Koyunların kuzuların ahırı önünde bağrışmaları-Ahırdaki kuzulardan detaylar-Ahır kapısından kuzuların annelerine bağrışarak koşmaları-Koyun ve kuzuların buluşma anı-Koyunlardan süt emen kuzular-İsmail Tuncer ile röp

Haber-Kamera: Mehmet AYDIN/ MUŞ,

Haber Kodu : 200518011

=======================

Açık havada moral konserine şikayet nedeniyle izin verilmedi ERZURUM'da bir düğün salonu işletmecisi tarafından vatandaşlara moral için açık havada düzenlenen konser, bazı vatandaşların şikayeti üzerine yarıda kesildi. Yerel sanatçıların ve bar ekibinin gösteri yaptığı konserin iptal edilmesi üzerine telefon açan vatandaşlar, şikayetçi olanlara tepki gösterdi. 

Pandemi sürecinde alınan tedbirler sebebiyle evde kalan vatandaşlara moral için merkez Palandöken ilçesi Adnan Menderes Mahallesi'ndeki düğün salonu işletmecisi iftardan sonra konser düzenledi. Düğün salonunda görev alan sanatçıların katıldığı konseri evlerinin balkonlarından izleyen vatandaşlar, alkışlarla oynayarak katıldı. Türkülerin ardından oyun havalarının başlaması üzerine polis ekipleri salon önüne gelerek işletme yöneticisinden etkinlik için izin alıp almadığını sordu. Konser için izin alındığının bildirilmesi üzerine giden polis ekipleri, yaklaşık 15 dakika sonra bir kez daha gelerek vatandaşların gürültüden şikayetçi olduğunu ve konserin sona erdirilmesini istedi. 

'ŞİKAYET EDEN LAMBASINI YAKSIN'Polis ekiplerinin salon önünden ayrılmasından sonra sahne alarak, yöresel türküden uyarlanan korona şarkısını söyleyen yerel sanatçılardan Bilal Tavlak, "Kim şikayet etti? Şikayet eden elini kaldırsın, lambasını yaksın söndürsün?" diye espri yaparak, "Çok yanlış şey, ben karşı binada otursam çayımı demler, oturur sizi dinlerdim" dedi. 

Maskeli ve eldivenli bar ekibinin gösterisinin ardından gece son bulurken işletme sahibi Halim Kumcu'yu arayan vatandaşlar müziğin niye kesildiğini sordu. Kumcu, "Biz uzatmayı düşünüyorduk. Yerel sanatçılar gelecekti. Karşı binadan şikayet olunca polis memurları geldi. Memur arkadaşlar şikayetin karşı binadan olduğunu söyledi" cevabını verdi.

Konserden çok memnun olduklarını söyleyen vatandaş, "Çok güzel biz memnunuz, kim şikayetçi olmuş bilmiyorum. Apartman grubuna yazacağım, kim rahatsız olmuş. Bu sıkıntılı günlerde güzel bir şey yapıyorsunuz. Ne kadar rahatsız olabilirler, zaten evde oturmaktan sıkıntılıyız" diye konuştu. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-Yerel sanatçıların konseri-Konseri izleyen vatandaşlar-Balkonlarda oynayan vatandaşlar-Konserden genel ve detay-İşletmeci Halim Kumcu ile röp-Polis ekip otosunun alana gelmesi-Konserin devam etmesi-Ekip otosunun geri gelmesi-Sanatçının konserin iptal edildiğini açıklaması-Halim Kumcu'yu arayan vatandaşın konuşması-Yerel sanatçı Bilal Tavlak'ın sahne alması ve şikayetçi kim demesi-Gecenin son şarkısı koronanın söylenmesi-Hançer barı gösterisi

Haber: Salih TEKİN - Kamera: Zafer KUMRU/ ERZURUM,

Haber Kodu : 200518013

==========================

AK Parti'li Posacı, çiftliğinde tarım ve hayvancılık yapıyor AK Parti Aydın Milletvekili Rıza Posacı (57), Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki (TBMM) çalışmalarından kalan zamanını Aydın'ın Efeler ilçesinin kırsal Umurlu Mahallesi'ndeki çiftliğinde geçiriyor. Takım elbisesini çıkaran Posacı traktör kullanıp, çeşitli ürünler ekerek, hayvanlarının bakımıyla uğraşıyor.

AK Parti Aydın Milletvekili, evli, 2 çocuk babası Rıza Posacı, TBMM'deki mesaisi dışında kalan vaktini Efeler ilçesinin kırsal Umurlu Mahallesi'ndeki çiftliğinde çalışarak geçiriyor. 2009-2014 yılları arasında Umurlu Belde Belediye Başkanlığı, Aydın Ziraat Odası Başkanlığı ve Aydın İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanlığı görevlerinde bulunan Posacı, milletvekili seçildikten sonra da tarımla uğraşmaktan vazgeçmedi. Aynı zamanda ziraat mühendisi olan Posacı, TBMM'deki çalışmalarından artan kalan zamanında 550 dönüm çiftliğinde baba mesleği olan tarım ve hayvancılığı sürdürüyor. Traktör kullanan, ekin ekip biçen Posacı, üretimin her aşamasında mümkün olduğunca yer alıp, işçilerle birlikte çalışıyor. Posacı, toprakla ve çiftlikteki hayvanlarla uğraşmanın kendisini rahatlattığını söyledi.

'ASIL İŞİMİZ ÇİFTÇİLİK'Her zamanki sloganının 'çiftçi Rıza Posacı' olduğuna değinen Posacı, "Küçük yaşlardan beri bu topraklarda çiftçilik yapıyorum. Bu bizim baba mesleğimiz. Ben daha önce sivil toplum kuruluşlarında aldığım görevlerde tarıma hizmet ettim. Nasip oldu, milletvekili oldum. Mecliste de tek derdim Tarım Komisyonu'na girmekti ve o da oldu. Meclis'ten kalan zamanlarımızda da kendi mesleğimizi ve işimizi bırakmadan buraya gelip, çalışıyoruz. Bizim asıl işimiz ve geçim kaynağımız bu. İşleri takip ederken yaptığım çalışmalar da bana bir spor oluyor. Enerjimizi de atmış oluyoruz. Hayvancılık yapıp, buğday, yem bitkileri, mısır, bir miktar da pamuk ekiyorum. Ama henüz daha pamuğu ekmedim. Çiftliğimizde tarım yanında büyükbaş hayvan yetiştiriyoruz. Süt üretip, damızlık hayvan yetiştiriyoruz. Hem Meclis hem de çiftlikte çalışmak tabii ki zaman zaman zor oluyor, ama takibini yapmaya çalışıyoruz" dedi.

'ÇİFTÇİLİĞİ BİLİMSEL YÖNTEMLE YAPSINLAR'Çiftçilere de tavsiyelerde bulunan Posacı şunları kaydetti: "Çiftçilerimize tavsiyem, bilimsel yöntemlerle toprak tahlilleri yaptırsınlar. Komşu ne yapıyor, yöntemiyle gitmesinler. Eğer finansman yetmiyorsa biraz küçülerek devam etsinler. Devam edip borçlanarak işi yaparlarsa sonu hüsran oluyor. Tarım zor ve riski çok olan bir sektör. Ölçülü yapmalarını tavsiye ederim. O zaman para kazanabilirler. Sosyal devlet olarak ileri boyutlara ulaştık. Vatandaşa çok ciddi destekler veriliyor ama bence üretene destek vermek zorundayız. Yoksa insanlık açlığa mahkum olur. Bu topraklar ekilmezse, boş kalırsa kimse bir şey yiyemez. Tarıma ne kadar destek versek bence azdır. Aydın tarım kenti olarak birçok üründe ya birinci ya ikinciyiz. İlk 10'da olan birçok ürünümüz var. Gelecek yıllarda jeotermal kaynaklarıyla seraların buluşmasıyla verim alanı daha fazla olacak. Organize Sera Bölgemiz de var yakında faaliyete geçecek." 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Rıza Posacı'nın çiftlikte arazisini traktörle sürmesi-Çiftlikteki hayvanlara ot vermesi-Araziden ve çiftlikten genel detay görüntü-Rıza Posacı ile röp.

Haber - Kamera: Burhan CEYHAN/ AYDIN,

Haber Kodu : 200518012

=========================

'Vali Hanım Çileği' üreticinin yüzünü güldürdü MUĞLA'da, halk arasında 'Vali Hanım Çileği' olarak bilinen aroması, rengi ve tadı ile diğer çilek türlerinden farklı olan 'San Andreas' cinsi çileğin hasadına başlandı. Kilogramı toptan 8, perakende 10 liraya satılan ürünün fiyatı ise çiftçiyi memnun etti.

Muğla Valisi Esengül Civelek'in talimatıyla 2018 yılında il genelinde, kırsal nüfusun refah seviyesinin ve ürün çeşitliliğinin artırılması amacıyla 'Vali Hanım Çileği' projesi hayata geçirildi. Bu kapsamda üreticilere yönelik, çilek yetiştiriciliği hakkında sertifikalı eğitim desteği verildi. Çalışmalar sonucu bölge üreticisi özellikle lezzeti açısından tüketici tarafından oldukça ilgi çeken 'San Andreas' cinsi çileğe yöneldi. Tarım ve Orman İl Müdürlüğü'nce de üreticilere fide, sulama sistemi, gübre ve ilaç desteği sağlandı.

Yatağan ilçesinin Bencik Mahallesi'nde çilek yetiştiren, evli ve 2 çocuk babası Mustafa Dere (42), 18 dönümlük arazisinde dönüm başına yaklaşık 3 ton ürün aldığını söyledi. Dere, 15 yıldır çilek yetiştirdiğini belirtip, "2 dönüm alanda üretime başladım ve şu an 18 dönüme ulaştım. Çilek pazarımızda güzel oluyor. Bu işi yaptığım için memnunum. Koronavirüs bizi hiçbir şekilde etkilemedi. Bugünlerde yoğunluk yaşıyoruz. Çilek üretimi meşakkat istiyor. Hemen olacak bir iş değil ve sabır istiyor. Salatalık ya da fasulye yetiştirmeye benzemiyor. Günlük olarak takip etmeliyiz. 24 saatte su verilmesi gerekiyor. Güneşi hiç sevmiyor. Bodrum'un Turgutreis ve Gündoğan mahallelerindeki halk pazarında kilosunu 10 liradan satışa sunuyorum" dedi. Dere, ayrıca günlük 80 lira yevmiyle vererek 15 işçiye de istihdam sağladığını ifade etti.Muğla Tarım ve Orman İl Müdürü Barış Saylak ise, "Koronavirüs salgınına rağmen tarımda üretimimiz sürüyor. Bu yıl 130 üreticiye 700 bin çilek fidesi dağıttık. 135 dekardan yaklaşık 800 ton ürün alınması hedefleniyor" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -Çilek tarlasındaki hasattan görüntü-Çilek tarlasındaki hasattan drone görüntüsü-Çilek yetiştiricisi Mustafa Dere ile röp.

Haber: Cavit AKGÜN - Kamera: Aykut KURT/ YATAĞAN (Muğla),

 Haber Kodu : 200518018

=========================

Muhabbet kuşu 'Atatürk'ü çok seviyorum' diyor İZMİR'in Buca ilçesinde "Atatürk'ü çok seviyorum" diyen muhabbet kuşu görenleri şaşırtıyor. Sahibi kuaför Yasin Altunbaş (30), 1 yaşındaki 'Kaptan' adlı kuşun sözleriyle dükkana gelen müşterileri şaşırttığını söyleyerek, kuşunun 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı öncesi daha da ilgi çektiğini belirtti.

Buca ilçesinde yaşayan Yasin Altunbaş'ın kuşu Kaptan, 'Aşkım', 'Paşa', 'Nene hoş geldin' sözlerinin yanı sıra 'Atatürk'ü çok seviyorum' cümlesiyle de dikkatleri üzerine çekiyor. Kuaförlük yapan 30 yaşındaki Yasin Altunbaş, 1 yıldır baktıkları Kaptan'ın kısa zamanda ona gösterilen ilgi ve sevgiyle konuşmaya başladığını söyleyerek, kelime hazinesini günden güne genişlettiğini ifade etti. Kaptan'ın yalnız kalmaktan hiç hoşlanmadığını anlatan Altunbaş, "Kaptan bir yıldır bizde. Ben çalıştığım için annem onunla daha fazla ilgileniyor. Hep annem konuştu onunla. Aralarında güzel bir bağ oluştu. İlk kelimesini duyunca şaşırdık. Ama artık alışkınız" dedi. Kaptan'ın her sabah kalktığında Atatürk ile güne başladığını anlatan Altunbaş, "Her sabah ilk sözü 'Atatürk'ü çok seviyorum' oluyor. 'Aşkım, kuzum, neşem hoş geldin' diyor. Ama 'Atatürk'ü çok seviyorum' sözü herkesi gururlandırdı. Müşteriler çok seviyor. Duyanlar şaşkın. Annem Beşiktaşlı. Bu yüzden 'Beşiktaş şampiyon' da diyor" diye konuştu.

'KUAFÖRÜN MASKOTU OLDU'Altunbaş'ın dükkanına gelen müşterilerden Sevcan Çalışkan da Kaptan'ı duyunca büyük şaşkınlık yaşadığını söyleyerek sözlerinin çok net anlaşılabildiğini vurguladı. Çalışkan, "Bu salonun müdaviyim. Kaptan'ı görünce çok şaşırdım. Muhabbet kuşu daha önce de görmüştüm. Konuştuklarına birçok kez şahit oldum. Ama Kaptan'ın diğer kuşlardan farkı 'Atatürk'ü çok seviyorum' demesi. Bu sözü duyunca tüylerim diken diken oluyor. Hem sevimli, hem de kuaförün maskotu oldu. Tüm müşteriler seviyor" dedi.

KOLUNA ATATÜRK DÖVMESİ YAPTIRDIAynı salonda çalışan kuaför Taner Aygün de Atatürk sevgisini koluna dövme yaptırarak gösterdiğini söyleyerek, "Kaptan çok başarılı. Çünkü papağandan bile daha iyi konuşuyor. Müşteriler bazen ses kaydı olduğunu sanıyor. 'Atatürk'ü çok seviyorum' demesi bizi çok motive ediyor. Kolumda da Atatürk'ün dövmesi var. Gençliğini, yaşlılığını, Anıtkabir'i, doğum ve ölüm tarihleri ile imzasını dövme yaptırdım. İlerleyen zamanlarda buna Türk bayrağı ekletmeyi düşünüyorum. 5 yıldır bu dövme var. Atamızı her gün anıyoruz" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ---------------------------------Muhabbet kuşunun konuşmasından detay görüntü,-Kuşun sahibi Yasin Altunbaş ile röp,-Müşteri Sevcan Çalışkan ile röp,-Kuaför Taner Aygün ile röp,-Genel ve detay görüntü.

Haber: Nevra UÇKAÇ - Kamera: Tekin GÜRBULAK/ İZMİR,

 Haber Kodu : 200518014

======================

Oğluyla yaşayan yüzde 65 engelli kadın yardım bekliyor MERSİN'de işsiz oğluyla yaşayan yüzde 65 engelli Hamiyet Dinç (46), kirayı ödeyemedikleri için hayırseverlerden ve devlet büyüklerinden yardım istedi.

Merkez Toroslar İlçesine bağlı Halkkent Mahallesi'nde kirada yaşayan Hamiyet Dinç, her ay Kaymakamlık'tan aldıkları 230 TL yardım ve 537 TL engelli maaşı ile geçinmeye çalıştıklarını söyledi. 22 yaşındaki oğlunun pandemi nedeniyle işsiz kaldığını ve iş bulamadığını belirten Dinç, 550 TL ev kirasını ödeyemedikleri için sokakta kalmakla karşı karşıya olduklarını kaydetti. 

'KİMSEYE MUHTAÇ OLMADAN YAŞAMAK İSTİYORUZ'

Hayırseverlerden ve devlet büyüklerinden yardım isteyen Dinç, "Devlet büyüklerinden, hayırseverlerden yardım bekliyorum. Oğlum iş bulamadığı için çalışamıyor. Yardımlarla geçiniyoruz. Kimseye muhtaç olmadan yaşamak istiyoruz. Tek isteğim kiradan kurtulmak, bir eve sahip olmakö dedi.

Kaynak: DHA

title