DHA YURT ÖZEL GÜNDEM - TEKRAR

DHA YURT ÖZEL GÜNDEM - TEKRAR

TEKRARİZOLE TATİL TERCİHİ, YAT REZERVASYONLARINI ARTIRDI YAZ aylarının gelmesiyle birlikte tatil planı yapmaya başlayanlar, koronavirüs salgını nedeniyle izole olabilecekleri tatillere yöneldi.

DHA YURT ÖZEL GÜNDEM - TEKRAR
16.05.2020 13:48 | Son Güncelleme: 16.05.2020 13:48

TEKRAR

İZOLE TATİL TERCİHİ, YAT REZERVASYONLARINI ARTIRDI

 

YAZ aylarının gelmesiyle birlikte tatil planı yapmaya başlayanlar, koronavirüs salgını nedeniyle izole olabilecekleri tatillere yöneldi. Bütçesi uygun birçok kişi, kalabalıktan uzak kalmak için yat kiralamaya başladı. İzmir Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk, "İzole yaşamı isteyen insan sayısı her geçen gün artıyor. Dolayısıyla önümüzdeki günlerde gelecek olan rezervasyonlara göre, yoğunluk haritamız daha da şekillenecektir" dedi.

Koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın açıkladığı kontrollü sosyal hayat politikasının uygulanmaya başlanmasının ardından, vatandaşlar yaz tatillerini yapmak için çeşitli planlar yapmaya başladı. Bu planlar doğrultusunda, kalabalıktan izole şekilde tatillerini yapmak isteyen ve bütçeleri de elveren birçok kişini tercihi ise yat tatili oldu. Salgın günlerinin stresini 'mavi yolculukla' aşmak isteyenler, yat rezervasyonlarını yaptırmaya başladı.

İzmir Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk, turizm sezonun alternatiflerini oluşturmaya çalıştıklarını belirterek, "Deniz turizmi, Türkiye turizminin neredeyse yüzde 22 payına sahip. Deniz turizmi dediğimiz noktada marinalar, yat turizmi, su altı ve su üstü sporları ile kruvaziyer gibi faktörler var. Ama maalesef şu andaki kruvaziyerde beklenti söz konusu değil. 2021'den sonra var olacağını düşünüyoruz. Şu anda gündemde olan, yata yönelik talep" dedi.

'HER GEÇEN GÜN YENİ YAT REZERVASYONLARI ALIYORUZ'

Öztürk, hem Türkiye'de, hem de dünyada, turizmin kitlesel değil de daha izole şekilde olmasına dair düşünceler olduğunu belirterek, "Daha izole bir turizm şekli olmasının daha doğru olduğu düşünülüyor. Dolayısıyla biz denizlerimizi, koylarımızı ve dünyaya bizim hediye etmiş olduğumuz 'mavi yolculuk' kavramını daha etkin bir şekilde tanıtımını yapıp bu izole yaşantıyı gösterebilmemiz gerekiyor. Dolayısıyla bütün çalışmalarımız bu yönde" dedi.

Şu anda, sektörün her boyuttaki rezervasyon taleplerini karşılayabilecek durumda olduğunu belirten Öztürk, "Vira Bismillah deyip başlayabilecek konumdayız. Bütün sektör üyelerimizle birlikte teknelerimizi hazır etmiş vaziyetteyiz ve her türlü talebi karşılarız. Her geçen gün yeni rezervasyonların alındığını duyuyor ve seviniyoruz. Bu sektör, küçük bir tanıtımla çok iyi ayağa kaldırılabilecek ve Türkiye turizminin her türlü olumsuz koşullara rağmen ayakta olduğunu gösterebileceğimiz bir sektördür. İzole yaşamı isteyen insan sayısı her geçen gün artıyor. Dolayısıyla önümüzdeki günlerde gelecek olan rezervasyonlara göre, yoğunluk haritamız daha da şekillenecektir" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: Yatlardan görüntüYatların dışından ve içinden görüntülerÇeşme Marina'dan genel görüntüDTO Başkanı Yusuf Öztürk ile röportajMuhabir Davut CAN'ın anonslarıGenel ve detay görüntüler

Haber: Davut CAN - Kamera: Tekin GÜRBULAK/ İZMİR,

Haber Kodu : 200516034

==========================

TARİHİ CAMİ İLE BAHÇESİNDEKİ ANIT AĞAÇ İÇ İÇE DENİZLİ'nin Sarayköy ilçesinde, 1600 yaşında olduğu belirlenen selvi ağacı, 120 yıllık Tekke Camii'nin pergolasının altından geçiyor. Ağaca zarar vermeyecek şekilde inşa edilen pergola, görenlerin ilgisini çekiyor.

Sarayköy ilçesindeki kırsal Tekke Mahallesi'nde 1900 yılında inşa edilen Tekke Camii, ilçenin en çok ziyaret edilen dini mekanı olma özelliği taşıyor. İçinde 13'üncü yüzyılda yaşadığına inanılan ve Selçuklular döneminde İslamiyet'i yaymak için bölgeye geldiği bilinen Sultan Sarı Baba'ya ait türbenin yer aldığı cami, görenlerin ilgisini çekiyor. Mimarisiyle dikkat çeken 120 yıllık tek katlı tarihi cami, 1600 yaşında olduğu belirlenen ve anıt ağaç statüsüne sahip selvi ağacını da içinde barındırıyor. Heybetli görünümüyle dikkat çeken ağacın gövdesi, caminin giriş bölümünde yer alıyor. Bir bölümü yıldırım düşmesi sonucu kuruyan 8 metre eni, 30 metre yüksekliği bulunan selvi ağacı, camiyle iç içe yaşıyor.

CAMİ AĞACA GÖRE İNŞA EDİLMİŞ

Tekke Mahallesi Muhtarı Hasan Şen, asırlık caminin, selvi ağacına zarar vermeden yapıldığını belirtti. Şen, cami ve türbenin çevre şehirlerden çok sayıda ziyaretçi aldığını belirterek, "Selçuklular döneminde yaşayan ve ilçemize gelen Sultan Sarı Baba'nın türbesi burada bulunuyor. Buradaki dev selvi ağacı da cami ile iç içe yaşıyor. Cami yapılırken ağacın zarar görmemesi amaçlanmış. Cami, ağaca göre tasarlanıp öyle inşa edilmiş" dedi.

Mahalle sakinlerinden Huriye Dönmez, komşularıyla birlikte gönüllü olarak caminin ve türbenin temizlik görevini üstlendiklerini belirtti. Vatandaşların buraya yoğun ilgi gösterdiğini dile getiren Dönmez, "Bugünlerde koronavirüs nedeniyle ziyaretçi gelmiyor. Normal şartlarda vatandaşlar; hayır yapmak, dua etmek ve adak için buraya akın ediyor" diye konuştu.

CAMİ VE AĞACI GÖRÜNCE ÇOK ŞAŞIRIYORLAR

Mustafa Çetin de Tekke Camii'nin kendine has bir cami olduğuna dikkati çekip, "Buraya gelenler cami ve içindeki tarihi ağacı görünce çok şaşırıyor. Ağacımız koruma altında. Biz de temizliği ve bakımı için elimizden geleni yapıyoruz. Buraya ilk kez gelenlere, tarihi ve önemi hakkında bilgiler veriyoruz" ifadelerini kullandı. GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: Camiden görüntüSelvi ağacından görüntüSelvi ağacının gövdesinden görüntüCaminin ağacı içine aldığı bölümden görüntüTürbeden görüntüHuriye Dönmez'in camiyi temizlemesiMustafa Çetin'in ağacın gövdesini metreyle ölçmesiHuriye Dönmez ile röp.Mustafa Çetin ile röp.

Haber - Kamera: Deniz TOKAT/ SARAYKÖY (Denizli),

Haber Kodu : 200516036

==========================

ÇEŞME'DE, FARKLI BÜTÇELER İÇİN TATİL SEÇENEKLERİ KORONAVİRÜS salgınıyla mücadele sürerken, yaz aylarının gelmesiyle vatandaşlar tatil planları yapmaya başladı. İzmir'in Çeşme ilçesinde, 5 günlük tatil yapmak isteyen 4 kişilik bir ailenin cebinden, ortalama olarak butik otele 5 bin TL, 5 yıldızlı otele 10 bin TL, villa kiralanması durumunda ise 12 bin 500 TL çıkıyor.

Koronavirüsle mücadelede, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın açıkladığı kontrollü sosyal hayat kapsamında normalleşme sürerken, yaz aylarının gelmesiyle birlikte vatandaşlar da tatil planlarını yapmaya başladı. Yazlıkları olmayan vatandaşlar, alternatif seçeneklere yöneldi. Buna göre, turizmciler İzmir'in Çeşme ilçesinde de tatil rezervasyonları almaya başladı. Çeşme Otelciler Birliği Başkanı Yakup Demir, bu yıl fiyatlarda herhangi bir artış yapmadıklarını kaydederek, "Geçen yılki fiyatların üzerine enflasyonu koyduk ve bu şekilde devam etme kararı aldık. Turizm Bakanlığı'nın da bu yönde önerileri vardı. Fiyat odaklı çalışılmaması ve aksiyon olması istendi ve biz de görüş birliğine vardık" dedi.

ÇEŞİTLİ TATİL SEÇENEKLERİ

Demir, ebeveynler ve 2 çocuklu, 4 kişilik bir ailenin butik otelde kalması durumunda, bunun gecelik fiyatının 1000 ila 1200 TL arasında değişeceğini belirterek, "Bu fiyata kahvaltı da dahildir. Bir geniş oda ya da iki odada kalırlar. Eğer 5 yıldızlı bir otelde kalırsa, bunun fiyatı iki katına doğru çıkıyor, yani 2 bin ile 2 bin 200 ile arasında değişiyor, bu fiyat kahvaltı ve akşam yemeğini de içeriyor. Eğer bu aile, bir villa kiralamayı düşünürse, bunun fiyatı da 2 bin 3 bin TL arasında, ortalama 2 bin 500 TL diyebiliriz" dedi.

Dolayısıyla, İzmir'in Çeşme ilçesinde 5 gün tatil yapmak isteyen 4 kişilik bir ailenin cebinden, ortalama olarak butik otele 5 bin TL, 5 yıldızlı otele 10 bin TL, villa kiralanması durumunda ise 12 bin 500 TL çıkıyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: Yakup Demir ile röportajOtel havuzunun temizlenmesinden görüntüOtel odalarından görüntüYapılan hazırlıklardan görüntüResepsiyondan görüntüOteldeki yemek masalarında görüntüGenel ve detay görüntü

Haber: Davut CAN - Kamera: Tekin GÜRBULAK/ İZMİR,

Haber Kodu : 200516038

======================

HAYALİ TORUN ÇELEBİ'NİN ÖĞRENCİSİ, KARAGÖZ VE HACİVAT'I SANAL ORTAMA TAŞIDI ANTALYA Devlet Tiyatrosu oyuncusu Ali Meriç, koronavirüs salgını nedeniyle düzenlenemeyen 'Ramazan Eğlenceleri'ni sanal ortama taşıdı.

Geleneksel Karagöz oyunlarının büyük bölümünü Milli Kütüphane ve Kültür Bakanlığı arşivlerine kazandıran Türk kukla ve gölge oyunu sanatçısı Hayali Küçük Ali'nin (Mehmet Muhittin Sevilen) torunu Hayali Torun Çelebi'nin (Tuncay Tanboğa) öğrencisi Antalya Devlet Tiyatrosu oyuncusu Ali Meriç, evinde kameraya çektiği Karagöz ve Hacivat gölge oyununu, sanal ortamda izleyicilerle paylaşıyor.

Tuncay Tanboğa'nın hocalık yaptığı kurslarda Türk gölge oyunu Karagöz ve Hacivat kuklalarının yapımını ve oynatılmasını öğrendiğini anlatan Ali Meriç, unutulmaya yüz tutan gölge oyununu yeni nesille buluşturduğunu söyledi. Bursa Devlet Tiyatrosu'nda görev yaptığı dönemde Milletlerarası Kukla ve Gölge Oyunu Birliği (UNIMA) Bursa Şubesi Başkanı Şinasi Çelikkol ile birlikte Bursa Karagöz Festivali'ni başlattığını belirten Meriç, geleneksel Türk tiyatrosunun temel taşlarından olan Karagöz ve Hacivat'ı, covid-19 salgını nedeniyle evlerinde kalmak zorunda olan vatandaşlarla YouTube kanalında buluşturduğunu kaydetti. 'Karagöz Korona Noktasında' adlı videoyu YouTube kanalında iki hafta önce paylaşmaya başladığını belirten Meriç, izleyici sayısının 2 bine ulaştığını söyledi.

'HEPİMİZ İÇİN SONU MUTLU BİTEN BİR FİLM OLSUN'

Ali Meriç, "Malum, normal günler yaşamıyoruz. Sanki bütün dünya hep beraber bir filmde oynuyor gibiyiz. Bu filmde acaba Hacivat ve Karagöz de oynasa ne düşünürlerdi, ne derlerdi diye düşündük ve ailecek evde böyle bir oyun hazırladık. Hem küçüklere, hem büyüklere, hem canı sıkılanlara, hem dışarı çıkamayanlara, hem de eski Ramazanları gözleyenlere hazırladık bu videoyu. Umalım ki içinde oynadığımız bu film, hepimiz için sonu mutlu biten bir film olsun" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ--------------Karagöz- Hacivat oyunundan görüntülerAli Meriç'in açıklamaları

HABER -KAMERA: Selma KUNAR/ANTALYA,

Haber Kodu : 200516039

======================

GELİNLERE İŞLEMELİ VE NAKIŞLI ÖZEL TASARIM MASKE KORONAVİRÜS salgını nedeniyle sosyal hayatta kısıtlamaların yaşandığı salgın döneminde, gelinlik tasarımcıları gelinlere özel maske tasarlamaya başladı. Temmuz ayı itibariyle düğün sezonunun açılacağını düşünen tasarımcılar, gelinlerin başlıca aksesuarları olan altın kesesi, çiçek ve gelin tacının yanına bir de maskenin eklendiğini söyledi.

Antalya'da, gelinlik tasarımcıları, gelinliklere uygun işlemeli ve nakışlı maske hazırlamaya başladı. Dünyayı etkisi altına alan ve Dünya Sağlık Örgüyü (DSÖ) tarafından pandemi ilan edilen koronavirüs önlemleri ve kısıtlamalarının ardından evlilik hazırlıkları yapan gelinlerin şık olması için her ayrıntı düşünülüyor. Normal bez ya da Sağlık Bakanlığı'nın önerdiği bir maske yerine, gelinliğin kumaşından modeline uygun maske hazırlayan tasarımcılar, gelin adaylarına yeni bir aksesuar kazandırıyor. Tasarımcılar, gelin adaylarının gözlerinin ön plana çıkacağı maskeler üretirken, gelinlerin giyeceği gelinliğe göre işlemeli ve nakışlı maskeler tercih ediliyor.

GELİNLİK MODELİNE UYGUN MASKELER

Gelinlik Tasarımcısı Nurdan Çınar, her gelin adayı için farklı maske hazırlayıp diktiğini söyledi. Birkaç ay içinde düğün sezonunun açılacağına inandığına dikkati çeken Çınar, "Gelinlik provalarımız tüm hızıyla sürüyor. Koronavirüs salgınından dolayı hazırladığımız ve provaları devam eden gelinliklerimizin modelinde maskeler de hazırladık ve gelinlerimize sunduk. Artık gelinliklerde 4 farklı aksesuar olacak. Pandemi öncesi altın kesesi, gelin çiçeği ve gelin tacı aksesuarlarına şimdi de maske eklendi. Artık gelinliğin modelinde, gelinlerimiz yüzünü kapatırken aynı zamanda gözlerini ortaya çıkartan desenli maskeler hazırlamaya çalışıyoruz" dedi.

GELİNLİKLE UYUMLU OLMASI ÖNEMLİ

Gelin adaylarının koronavirüs kısıtlamaları nedeniyle zor zamanlar geçirdiğine vurgu yapan Çınar, şunları söyledi:

"İçinde bulunduğumuz süreçte oldukça zorlandılar. Düğün tarihleri ertelendi. Belirsizlik onları çok yıprattı. Bizler gelin adaylarımızın gelinliklerini hazırlarken aynı zamanda onları motive etmek için de çaba harcadık. Artık gelinlerimiz hazırlıklara başladı. Hem sağlıklı, hem daha korunaklı şekilde, düğünlerin önümüzdeki günlerde yapılmaya başlayacağını düşünüyorum. Hazırladığımız maskelerin gelinlikle uyum sağlaması çok önemli. Üstelik bir maske değil üç maske yapıyoruz. Başka zaman da takabilmesi için rahat bir maskenin yanı sıra düğün fotoğraflarında ve nikah zamanında takabileceği ayrı ayrı maskeler hazırlayıp kendilerine veriyoruz ki ışıl ışıl anı fotoğrafları olsun."

GÖNLÜM RAHAT NİKAH MASASINA OTURACAĞIM

Gelinlik provası için Nurdan Çınar'ı ziyaret eden gelin adayı Şeyma Ateş, maskesini takarak ilk kez denedi. Ateş, "Bir gelinin en önemli aksesuarları taç, çiçek ve kesesidir. Fakat korona sürecinde buna yeni bir aksesuar eklendiğini düşünüyorum. Gelinlikle aynı model ve kumaştan maskem hazırlandı. Provamda onu da deneme imkanı yakaladım. Şimdi gönlüm gayet rahat şekilde nikah masasına oturacağım günü bekliyorum. Çok mutluyum" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ---------------Atölyede maske dikimiGelinin maske ile detaylarıGelinin maske ile yürümesiGeline maske takılmasıGelin Şeyma Ateş röpGelinlik Moda Tasarımcısı Nurhan Çınar röpGenel detaylar

HABER: İbrahim LALELİ -KAMERA: Adem AKALAN/ANTALYA,

Haber Kodu : 200516035

=======================

ALD HASTASI MAHMUT ALİ'NİN GÖZÜ KULAĞI ANNESİ

Antalya'da bir genetik hastalık olan ALD teşhisi konulan Mahmut Ali Özgüven (10), süreçte görme ve işitme yetisini kaybetti. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde yapılan ilik nakliyle yaşama tutunan Mahmut Ali'nin annesi Tefide Özgüven (48), "Görmese de, duymasa da, konuşamasa da onun nefesi bana yetiyor" dedi.

Burdur'da ailesiyle yaşayan 10 yaşındaki Mahmut Ali Özgüven, geçen yıl nisan ayında yemek yememeye ve duymamaya başlayınca ailesi tarafından hastaneye götürüldü. Burdur'dan Isparta'ya sevk edilen çocuğun ailesine, doktorlar algılama problemi yaşadığını söyledi. Bu durumun devam etmesi üzerine aile, çocuklarını geçen yıl ocak ayında Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'ne getirdi. 6 ay boyunca tedavisi aralıklı süren Mahmut Ali Özgüven, bu süreçte görme ve işitme yetisini kaybetti. Yapılan testler sonunda geçen haziran ayında çocuğun bir tür kalıtsal hastalık olan ALD hastası olduğu ve beyninin sağ tarafında lezyonlar oluştuğu belirlendi. İlik nakli yapılması gerektiği söylenen Özgüven'e, geçen ağustos ayında aranan ilik bulundu. 41 yaşındaki erkek vericiden alınan ilik, 6 Eylül'de Mahmut Ali'ye nakledildi.BEYNİNİN SAĞ TARAFINDA LEZYONLAR OLUŞMUŞHastanede tedavisi süren oğluyla ilgilenen Tefide Özgüven, geçen yıl Mahmut Ali'nin başını sürekli yerlere sürttüğünü, bunu baş ağrısına yorduklarını söyledi. Anne Özgüven, "Mahmut Ali'yi çağırıyorduk bizi duymuyordu. Öğretmeninin tavsiyesiyle hastaneye götürdük. Doktorumuz bizi Burdur'dan Isparta'ya sevk etti. Orada bize Mahmut Ali'nin duyduğunu, algılama problemi yaşadığını söylediler. Bu durum devam edince tekrar doktora götürdüm. Oradan Antalya'ya gitmemiz gerektiğini söylediler. Doktorlarımız tedavisini yaparken bir de MR çekmemizi söylediler. Renkli MR sonucunda oğlumun beyninin sağ tarafında lezyonlar oluştuğunu öğrendim" dedi.'2 YEĞENİM VE KARDEŞİMİ ALD'DEN KAYBETTİM'Oğluna ALD hastalığı teşhisi konulduğunu aktaran Tefide Özgüven, bu hastalık nedeniyle geçmişte 2 yeğenini ve bir kardeşini kaybettiğini, oğlunun tedavi sürecinde yapılan testlerde kendisinin ve 7 yaşındaki kızının da taşıyıcı olduğunun belirlendiğini kaydetti. Tefide Özgüven, "7-8 aydır burada hastanedeyiz. Doktorlarımızın yazdığı raporla ilacımız yurt dışından geliyor. Oğlum görme, işitme yetisini kaybetti. Yemek yiyemediği için mama ile besleniyor. Burnunda hortumu var ama 1-2 aydır kusuyor. Karnına hortum takılacak" dedi.YEMEK YEMEDİĞİ İÇİN ZAYIFLIYOR SANDIKMahmut Ali'nin tedavisinde geç kaldıklarını anlatan Tefide Özgüven, "Yemek yemediği için zayıflıyor diye düşünüyorduk. Meğer bu hastalıktan dolayı çocuğum bu durumu yaşıyormuş. Bunu bilmiyorduk. Biz kulağında, gözlerinde, ellerinde ve yürümesinde değişiklik olunca hastaneye koştuk. İlikle tedavi edilebilen bir hastalık. Biz bunu bilmiyorduk. Bilseydik daha küçük yaşta tedavisine başlardık ve bu durumda olmazdık" şeklinde konuştu.'OĞLUMU KAYBETMEYE HAZIR DEĞİLİM'Ümitlerini kesmediklerini ve oğlunun iyileşeceğine inandığını söyleyen Tefide Özgüven, "8 aydır oğluma hem anne, hem baba oldum. Geceleri uyumadım, kötü günlerimiz oldu. Ümidimi kesmiyorum. Oğlumu kaybetmeye hazırlıklı değilim. Burada maddi sıkıntı yaşıyoruz. Bebek bezi ve yatak koruyucusuna fazlasıyla ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı.'ONUN NEFESİ BANA YETİYOR'Çocukları ALD hastalığına yakalanan ailelere seslenen Özgüven, "Çocukları doğar doğmaz mutlaka doktora göstersinler. Biz geç kaldık, başka anne ve babaların canı yanmasın, yürekleri yanmasın. Ben buna da şükür diyorum, iliğimiz bulundu. Oğlum nefes alıyor. Görmese de, duymasa da, konuşamasa da onun nefesi bana yetiyor" dedi.NADİR GÖRÜLEN BİR HASTALIK18 bin kişiden 1'inde görülen bir genetik hastalık olan ALD, beyindeki sinir hücrelerini izole eden zara (miyelin kılıfı) zarar veren bir tür kalıtsal hastalık. ALD hastalığında vücutta oluşan bazı yağlar parçalanamadığı için beyinde, sinir sisteminde ve böbrek üstü bezinde birikmey neden oluyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ--------------Mahmut Ali detayAnne Tefide Özgüven detayAnne Tefide Özgüven röpGenel detaylar

HABER- KAMERA: Adem AKALAN/ANTALYA,

Haber Kodu : 200516041==========================

TARLASINA GÜNEŞ ENERJİ SİSTEMİ KURDU AFYONKARAHİSAR'da, çiftçilik yapan Ahmet Diker (40), üretimdeki maliyetleri düşürmek ve ürün kalitesini artırmak amacıyla tarlasına güneş enerji sistemi kurdu.

Sandıklı ilçesinde çiftçilik yapan Ahmet Diker, üretimdeki maliyetleri düşürmek ve ürün kalitesini artırmak amaçlı tarlasının 400 metrekare alanına, 200 panelden oluşan saatte 55 kW elektrik üreten güneş enerji sistemi kurdu. Geçen yıl 130 dekar alan sulayarak ayda 8 bin ile 8 bin 500 lira, sezonda ise 58 bin lira elektrik faturası ödeyen Ahmet Büker, bu sezon bu maliyetten kurtulup, ürünlerini daha çok sulama imkanı bularak, verimdeki kaliteyi artırmayı planlıyor. Güneş panellerinin ürettiği elektrik bir sistemde toplanarak 35 beygirlik dalgıç motorunun çalışmasını sağlıyor. 35 su tabancası çalıştıran dalgıç motoru ise saat 08.00 ile saat 17.30 sularında sulama yapıyor.

Çiftçi Ahmet Diker, "Çiftçinin en büyük giderlerinden biri elektrik faturası. Bunu minimize etmek için şebeke bağlantılı güneş enerji sistemini kurduk. 200 panelden oluşuyor. 35 beygirlik bir motor kullanıyoruz. Sabah saat 08.00'den saat 17.30'a kadar randımanlı çalışmakta. Bizim elektrik faturalılarımız sezonluk olur. Sezonda ayda 8 bin lira ila 8 bin 500 lira arasında fatura gelmekteydi. Bu para ile yaklaşık 120 ya da 130 dekarlık bir yer suluyordum. İki tane kuyum var benim. Geçen yıl bir sezonda 58 bin lira civarında elektrik faturası ödedim" dedi.

'ÇİFTÇİLERİMİZE TAVSİYE EDİYORUZ'

Güneş panellerini takan firmanın sahibi Ali Eren, "Ahmet Bey enerji sarfiyatlarının yüksek olduğunu söyledi. Neler yapabiliriz diye araştırma yaptık. Ben Ahmet Bey'e bir rapor hazırladım. Ahmet Bey mantıklı buldu. Bugünün şartlarında tarımsal üretim biliyorsunuz, çok önemli. Ülkelerin gündemini belirliyor artık. Dünya gündemine tarım oturdu. Ahmet Bey de üretim maliyetlerini düşürüp, bunun yanında üretimini artırmaya karar verdi. 50 beygirlik bir sistem kurduk buraya. Bir hafta oldu çalışıyor. Bilinçli tarımla uğraşan çiftçilerimize tavsiye ediyoruz. 100 ön tarafta 100 arka tarafta olmak üzere 200 panelden oluşuyor. Sabah 8.00 ile akşam 17.30'a kadar sulama yapıyor. 35 tabanca çeviriyor" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ--------------Güneş panelleri genel görüntüGüneş panellerini kuran firma sahibi Ali Eren panelleri etrafında gezinerek panelleri incelerken görüntüGüneş panellerini kuran firma sahibi Ali Eren panellerdeki elektriği toplanıp dalgıca verildiği kutuyu inceleyip bilgi verirken görüntüGüneş panellerini kuran firma sahibi Ali Eren dalgıçtan çıkan suyu gösterirken görüntüGüneş panellerini kuran firma sahibi Ali Eren tarla sulanmasını gösterirken görüntüRÖP 1: Ali Eren (Güneş panellerini kuran firma sahibi)Güneş panelleri yakın görüntüGüneş panellerini tarlasına kurduran Ahmet Diker panelleri inceleyerek gezinirken görüntüRÖP 2: Ahmet Diker (güneş panellerini kurduran tarla sahibi)Panellerden görüntü

HABER- KAMERA: Ahmet DAĞLI/SANDIKLI (Afyonkarahisar),

Haber Kodu : 200516037

==========================

SALGIN NEDENİYLE İZOLE YAŞAM İÇİN AHŞAP EVLERE TALEP ARTTI İZMİR'de, koronavirüsten korunmak isteyen aileler, doğayla iç içe izole bir yaşamı tercih ediyor. Kemalpaşa ilçesinin Cumalı köyü yakınlarında ahşap bungalov evlerden oluşan doğal yaşam köyü kuran yatırımcı Halil İbrahim Demirci, salgın nedeniyle taleplerin arttığını belirtti.

Koronavirüs salgınından korunmak isteyen bazı aileler, Kemalpaşa ilçesinin Cumalı köyü yakınlarında bulunan ahşap bungalov evlerde kendilerini izole etti. Şehrin gürültüsünden ve salgın tehlikesinden kaçarak doğayla iç içe yaşamayı tercih eden aileler vakitlerini, bahçelerinde sebze yetiştirerek, çocuklarıyla oyun oynayarak ve kitap okuma saatleri düzenleyerek geçiriyor. Ormanlık bir alanda kurulu olan bu doğal yaşam köyünde yaklaşık 17 aile, sosyal mesafeye uygun şekilde konaklıyor.

Koronavirüs salgınının ortaya çıkmasıyla birlikte ahşap evlere yoğun bir ilgi olduğunu aktaran projenin genel müdürü Halil İbrahim Demirci (50), "Burada yaşayan aileler, günlerinin mükemmel geçtiğini söylüyor. Çok rahat ve huzur verici bir ortam var. Birçok kişi ev satın almak için arıyor ve internet sitemize başvuruyor. İnsanlar şehir hayatından kaçıp köy hayatına yöneliyor. Dünya özüne dönüyor. Koronavirüs salgını ortaya çıkar çıkmaz yoğun bir talep olmaya başladı" dedi.

'KENDİMİZİ BURADA DAHA GÜVENDE HİSSEDİYORUZ'

Karşıyaka'da yaşayan Kerem Çomoğlu (42), sosyal mesafe ve temiz havadan dolayı ahşap evde kalmayı tercih ettiklerini belirterek, "Son bir aydır kesintisiz buradayız. Sosyal mesafe, temiz hava ve az nüfustan dolayı burayı tercih ettik. Kendimizi burada daha güvende hissediyoruz. Küçük bir bahçemiz var. Gün içinde çocuklarla, bahçe ve bahçemizdeki tavuklarla ilgileniyoruz. Bir anlamda köy hayatına geçiş yapmış olduk. Günün büyük bir bölümünü bahçede geçiriyoruz. Çocuklar online derslerden sonra bahçede parkurlar kurup oyun oynuyor. Kendimize vakit ayırarak, mutlu olmaya gayret ediyoruz. Belirli bir mesafeye koruyarak açık alanda komşularımızla da bir araya geliyoruz" diye konuştu.

Evden çalışma sistemine geçtiğini söyleyen Buket Çomoğlu (30), işten arta kalan zamanlarında da bahçedeki tavuklarla ilgilendiğini ifade ederek, "Koronavirüs süreci başladığında buraya gelmek eşimizle ortak kararımızdı. Açık alana ve balkona bile ihtiyaç duyulduğu bu dönemde burası bizim için büyük bir şans. Kendimizi daha güvende ve sağlıklı hissediyoruz. Ben saat 18'e kadar internet üzerinden çalışıyorum daha sonra bahçeye çıkıp tavuklarla ilgileniyoruz" dedi.

'DOĞANIN İÇİNDE OLMAK KADAR GÜZEL BİR ŞEY YOK'

Bahçelerinde domates, biber, patlıcan ve kabak gibi sebzeler yetiştirdiklerini anlatan Birsen Özçelik (46) ise, "Koronavirüse karşı kendimizi burada izole ettik. Şehirlerde yaşam zor. Bahçemizde zaman geçiriyoruz ve temiz hava alıyoruz. Doğanın içinde olmak kadar güzel bir şey yok. Bahçemizde oturup kahve içmekten çok keyif alıyoruz. Televizyon izlemiyoruz. Bahçemizde domates, biber ve patlıcan yetiştiriyoruz. Kabaklarımız da var onlar da büyümek üzere. Sadece kuş sesleri var, gürültü yok. Burada olmaktan çok mutluyuz" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: Ahşap evlerden görüntüAhşap evlerde yaşayanlardan görüntüBahçeden ve bahçedeki tavuklardan görüntüÇocukların bahçede kitap okuma görüntüsüProje sorumlusu Halil İbrahim Demirci ile röportajAhşap evlerde yaşayan vatandaşlar ile röportajGenel görüntü ve detaylar

Haber: Ahmet Turhan ALTAY- Kamera: Tekin GÜRBULAK/İZMİR,

Haber Kodu : 200516049

========================

DOĞA HARİKASI EĞRİÇİMEN YAYLASI'NDA KORONAVİRÜS SESSİZLİĞİ

SİVAS'ın Koyulhisar ilçesi yakınlarında yer alan ve yaz kış doğal güzelliği ile büyük ilgi ve ziyaretçi çeken Eğriçimen Yaylası, bu yıl koronavirüs salgını nedeniyle en sessiz dönemini yaşıyor.Koyulhisar ilçe merkezine 17 kilometre uzaklıktaki, ismini, içinden geçen kıvrımlı dereden alan Eğriçimen Yaylası, bahar aylarında doğal güzelliğiyle görenleri cezbediyor. Çam ormanları içindeki evler ve ortasından kıvrılarak uzayan dere, yayla ortasındaki gölette buluşuyor. Etrafı ağaçlarla kaplı yayla, ilkbaharda yeşil örtü ile ve çiçekerle kaplanıyor. Önceki yıllarda özellikle bahar aylarında tüm şehirlerden ve yurt dışından gelen ziyaretçilerin yoğunluk oluşturduğu yayla, bu yıl koronavirüs sessizliği yaşıyor. Önceki yılların aksine baharla yeniden görkemli günlerine kavuşan yaylada insan hareketliliğinin yok denecek kadar azalmış olması dikkat çekiyor. 

'KORONAVİRÜS ZİYARETÇİLERİ AZALTTI'Yaylada yaşayan ve orman emeklisi Şadi Demircan (64), bu yıl her yeri olduğu gibi yaylayı da koronavirüsün etkilediğini belirterek, "Yaylanın yerlisiyim. Devamlı her sene buraya taşınırız. Şu anda koronavirüs nedeniyle yaylada ikamet ediyoruz. Burası yazın ve kışın ayrı bir güzelliktedir. Şu anda yaylamızı ziyaret eden de yoktur. Allah nasip eder, bu koronavirüs ortadan kalkarsa yaylamız yine eski güzelliğini alacaktır. Yaylamızın suyu, doğası, ormanları çok güzeldir. Burada ayrıca çok güzel tesisler de var. Buraya gelenler çok memnun ayrılıyorlar. Yaylada yaşamak çok güzel. Oksijen ve bol gıdamız var. Burada madımak, ısırgan, mantar toplayıp pişirip yiyoruz" dedi. 

Mart ayında İstanbul'dan yaylaya geldiğini ve salgın nedeni ile burada kaldığını belirten İdris Aygün (60) ise, "Yaylaya taşındım. Burada yaşamak çok güzel. İlk defa böyle bir yerde yaşıyorum. Bundan sonra nasip olursa devamlı geleceğim. Baharın gelmesiyle burası çok güzel olmaya başladı. Çiçekler de açmaya ve güzelleşmeye başladı. Hastalıktan dolayı şu an gelenler çok az. Hastalık bittikten sonra burası çok güzel ve cıvıl cıvıl olacaktır" dedi.

Kaynak: DHA

title