DHA YURT ÖZEL GÜNDEM

20.06.2020 08:58 | Son Güncelleme: 21.06.2020 07:51
DHA YURT ÖZEL GÜNDEM

YENİ KÜTÜPHANE, ÜNİVERSİTE ADAYLARININ ÇALIŞMA ALANI OLDUMARDİN'in Derik ilçesinde, Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (YKS) hazırlanan gençler, normalleşme süreciyle beraber, 1 Haziran'dan itibaren yeni binada hizmete açılan Halk Kütüphanesi'nde sosyal mesafe ve maske kuralına uygun ders çalışıyor.

YENİ KÜTÜPHANE, ÜNİVERSİTE ADAYLARININ ÇALIŞMA ALANI OLDU

MARDİN'in Derik ilçesinde, Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (YKS) hazırlanan gençler, normalleşme süreciyle beraber, 1 Haziran'dan itibaren yeni binada hizmete açılan Halk Kütüphanesi'nde sosyal mesafe ve maske kuralına uygun ders çalışıyor.

Derik ilçesi Cevizpınar Mahallesi'nde yapımı tamamlanan, 7 bin kitaplı ve 50 kişinin aynı anda çalışabileceği, bilgisayar, çalışma, dinlenme ve kafe bölümlerinden oluşan, 280 metrekare alan üzerine kurulu yeni kütüphane binası, normalleşme süreciyle birlikte 1 Haziran'da hizmete açıldı. Sınavlara hazırlanan adayların çalışma alanı haline gelen kütüphanenin personeli, koronavirüs önlemleri kapsamında sosyal mesafeye uygun dizayn edilen alanda, maskesi olmayan öğrencilere maske vererek ve içecek ikramında bulunarak rahat bir ortamda çalışmalarını sağlıyor.

İlçe Halk Kütüphanesi Müdürü Barış Ege, normalleşme süreciyle birlikte yeni kütüphanede hizmet vermeye başladıklarını belirterek, "Kaymakamlık tarafından tahsis edilen yeni çalışma masaları, 7 bin kitap, sandalyeler ve bilgisayarlarla hizmet vermeye başladık. Bilgisayar, dinlenme, kafe bölümü ile 2 ayrı çalışma bölümünden oluşan yeni binada sınava hazırlanan öğrencilere, sosyal mesafe ve maske kurallarına dikkat ederek hizmet veriyoruz" dedi.

'SESSİZ, SAKİN VE GÜZEL BİR ORTAM'

Üçüncü kez YKS'ye hazırlanan ve geçen yılki sınavda az bir puan farkla tıp fakültesi hedefini kaçırdığını belirten Berkay Bedirhan Alaş (20), "Covid-19 nedeniyle çalışmalarımızı yeterince yapamadık. 1 ayımız gitti. Onun yerine bize 30 dakika fazladan süre verildi. Çalışmamız azaldı. Sokağa çıkma yasağı vardı. Dışarı çıkamayan bir öğrenci ne kadar çalışabilir o da ayrı bir konu. Hiç nefes alamıyorsun. Sürekli ders çalışmak da olmuyordu. Kütüphanemiz çok iyi oldu. Çalışabiliyoruz. İyi bir ortam var. Sessiz, sakin ve güzel bir ortam var" diye konuştu.

Gece gündüz demeden YKS'ye hazırlandığını ifade eden Mekiye Perçin de (18) şunları kaydetti:

"Covid-19 nedeniyle iyi bir çalışma yapamadık. Sınav, önce ileriye alındı. Konuları ona göre hazırladık. Sonra geriye alındı. Kütüphanenin açılması iyi oldu ama Cumartesi ve Pazar günleri de açık olsaydı daha iyi olurdu."

YKS'ye hazırlanan diğer öğrenciler de sınava az bir süre kaldığını, içecek ikramından memnun olduklarını ve kalabalık aile ortamından uzakta, yeni kütüphanede rahat bir ortamda sınava hazırlandıklarını söyledi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------

Kütüphaneden detayÖğrencilerin çalışmasından detayRöportajlarGenel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Emrullah KARAKAŞ/DERİK(Mardin),==================================

AYDIN'DAN KORONAVİRÜS KORKUSUYLA GELDİĞİ KÖYÜNDE DEPREME YAKALANDI

AYDIN'ın Köşk ilçesinde yaşayan, koronavirüs bulaşma korkusuyla eşi Nilüfer (47) ile birlikte memleketi Bingöl'ün Yedisu ilçesine bağlı Elmalı köyünün Yukarı Salkımlar mezrasına dönen emekli Demir Sağlık (52), pazar günü meydana gelen 5.7 büyüklüğündeki depreme yakalandı. Çöken evin beton tavanı altında kalan ve sol bacağı kırılan Sağlık, yağmurdan kaçarken doluya tutulduğunu belirterek, "20 yıldır Aydın'da yaşıyorum. Bu yıl koronavirüs vakası nedeniyle köyüme gelmek istedim. Burada depreme yakalanarak bacağım kırıldı" dedi. Nilüfer Sağlık ise deprem enkazından yara almadan kurtuldu.

20 yıldır eşi Nilüfer Sağlık ile Aydın'ın Köşk ilçesinde yaşayan Demir Sağlık, ilçeye bağlı Soğukkuyu Mahallesi'nde koronavirüs vakası olduğunu öğrenince, memleketi Bingöl'ün Yedisu ilçesine bağlı Elmalı köyü Yukarı Salkımlar mezrasına dönmeye karar verdi. Mezraya dönen Sağlık çifti, 12 gün sonra pazar akşamı akrabalarının evinde otururken merkez üssü Karlıova ilçesi olan 5.7 büyüklüğündeki depreme yakalandı. Akrabaları ve eşi evden çıkmayı başarırken, Demir Sağlık, üzerine düşen beton tablasının altında kaldı. Ayağından yaralanan Sağlık, kendi imkanlarıyla dışarı çıkmayı başardı. GSM şebekeleri çekmeyen mezrada yardım da isteyemeyen Sağlık, mezraya gelen kurtarma ekiplerinin desteğiyle Karlıova Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Burada yapılan kontrolde Sağlık'ın sol bacağının kırık olduğu anlaşıldı.

'YAĞMURDAN KAÇARKEN DOLUYA TUTULDUM'

Bacağı alçıya alınan ve mezraya geri dönen Sağlık, yağmurdan kaçarken doluya tutulduğunu belirterek, "20 yıldır Aydın'da yaşıyorum. Bu yıl koronavirüs vakası nedeniyle köyüme gelmek istedim. Burada depreme yakalanarak bacağım kırıldı. Fakat üzüldüğüm nokta, buralarda telefon şebekesi çekmemesi. Bu nedenle deprem anında ne yardım isteyebildik ne de yakınlarımızdan haber aldık. Bacağım kırıldı. Şükürler olsun iyiyim. Allah yardımcımız olsun" dedi.

Yukarı Salkımlı mezrası sakinleri de depremde yaşadıkları sıkıntı nedeniyle köylerine baz istasyonu kurulmasını istedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -------------------------------Demir Sağlık'ın enkaz altında kaldığı evden detayDemir Sağlık 'ın konuşmasıKöyden genel ve detay

Haber-Kamera: Serkan BİNGÖL-AZİZ ÖNAL/BİNGÖL,===================================

5 GÜN SONRA ENKAZ ALTINDAN SAĞ ÇIKARILAN 'AFAD' VE 'UMKE'YE SICAK YUVA

BİNGÖL'de meydana gelen 5.7'lik depremde, Elmalı köyünde yıkılan evin enkazı altında kalan anne kedi öldü, yavru 2 kedi ise 5 gün sonra Mazlum Adıbelli (18) tarafından sağ çıkarıldı. Kedilerden 'AFAD' ismi verilen Mazlum Adıbelli tarafından, 'UMKE' ismi verilen ise Fatih Adıbelli (17) tarafından sahiplenildi.

Bingöl'de, pazar günü merkez üssü Karlıova ilçesi olan 5.7 büyüklüğündeki depremde Yedisu ilçesi Elmalı köyünde yıkılan evin enkazı altında kalan anne kedi öldü, sağ kalan yavru 2 kedi ise 5 gün sonra iş makinası operatörü Mazlum Adıbelli tarafından kurtarıldı. Adıbelli, açlıktan ölmek üzere olan kedileri eve götürüp, süt verdi. Kedilerden 'AFAD' ismi verileni Mazlum Adıbelli, 'UMKE' ismi verilen diğerini ise Fatih Adıbelli sahiplendi. 'AFAD'ı İbiş mezrasında, 'UMKE'yi de Yukarı Salkımlar mezrasında sıcak ortamda besleyen akraba gençler, sahiplendikleri kedilere gözleri gibi bakıyor.

'EVİMİZDEKİ KEDİ DE, 'AFAD'A SAHİP ÇIKTI'

Enkaz kaldırma çalışması sırasında kedi sesi duyduğunu ve iş makinasını kapatarak, sesin geldiği yöne gittiğini belirten Mazlum Adıbelli, "Sağ 2 kedi yavrusu gördük. Saman torbaları, onların üzerine düşmüştü. Hemen oradan çıkarıp eve getirdik. Süt içirdik. Birine 'AFAD' ismini koyduk. Evimizde bir kedi daha var. Onun yanına verdik. Kedimiz onu hem koruyor hem de sahip çıktı. O artık bize emanet" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -------------------------------Kedinin süt içmesinden detayMazlum Adıbelli ve kız kardeşinin kediyle ilgilenmesiKedilerin sağ çıkarıldığı enkazdan detayMazlum Adıbelli ile röp.Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Serkan BİNGÖL/BİNGÖL,=====================================

GENÇ ŞARKICI FERAH ZEYDAN 68 KİLO VERDİ, GÖRENLER TANIYAMIYOR

MERSİN'de, mide küçülte ameliyatı ile 156 kilodan 88'e düşerek 68 kilo veren genç şarkıcı Ferah Zeydan, değişimi ile herkesi şaşırttı.

X Factor yarışması ile yıldızı parlayan Ferah Zeydan, 5 yıl önce girdiği mide küçültme ameliyatı ile verdiği 68 kilo sonrası büyük bir değişime uğradı. Oldukça zayıflayan Ferah Zeydan'ın son hali, görenleri hayrete düşürdü. Aynada kendini gördüğünde hala yani haline inanmadığını kaydeden Zeydan, hedefinin 70 kilonun altına düşmek olduğunu söyledi. Katıldığı yarışma sonrası hayatının değiştiğini ifade eden Zeydan, kilo verme sürecini ve müzik serüvenini anlattı. 12 yaşından beri müzik yaptığını ve müzik hayatına sokak müziği ile başladığını dile getiren Zeydan, "Katıldığım bir yarışma programında sesimi Türkiye ile tanıştırdım. Sonrasında Sinan Akçıl bana el uzattı. Şimdilerde Emre Aydın ile çok güzel projeler yapıyoruz" dedi.

'HAYAT BENİM İÇİN TEKRAR BAŞLADI'156 kiloya çıktıktan sonra zayıflamaya karar verdiğini belirten Zeydan, "Yarışma programının ardından kilolarımdan bahsedildi ama ben bunu asla kafama takmadım. 156 kiloya ulaştığımda artık müdahale etmem gerektiğine karar verdim ve mide küçültme ameliyatı oldum. Doktorum Erdal Cücük sayesinde ameliyatım başarılı geçti. 156 kilodan 88 kiloya düştüm. Çok mutluyum, hayat benim için tekrar başladı. İçimden başka bir insan çıktı. Kilo verme sürecim kontrollü şekilde devam ediyor. Hedefim 70 kilonun altına düşmek. İleride daha fit ve sağlıklı bir görüntüye sahip olacağım. Ameliyatın ardından çok büyük değişim yaşadım. Ben bile artık kendimi tanıyamıyorum. Sevenlerim beni gördüğünde tanımakta zorluk çekiyor. Sevenlerim güzel yorumları beni çok mutlu etti. Onlar benim kilo halimi de zayıf halimi de sevdiler. Ama birçok insan da beni tanıyamıyor. 68 kilo verdim. İnşallah şarkılarla gündeme yeni halimle geleceğim" diye konuştu.Koronavirüs salgınının ardından sahne performansına İstanbul'da devam edecek olan Zeydan, ünlü sanatçı Emre Aydın ile albüm çalışması yapacaklarını dile getirdi.68 kilo vererek yeni bir görünüm kazanan Zeydan, bir yandan da doktoruna giderek tedavisine devam ediyor. Zeydan'ın doktoru Erdal Cücük, ameliyat kadar hastanın sonrasındaki gidişatının da çok önemli olduğunu söyledi. Doktor Cücük, "Ferah'ın geldiği noktadan dolayı gurur duyuyorum. Bu ameliyat performansını daha da artırdı. Bununla birlikte diyet ve spora devam etmeli" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: --------------------------------Ferah Zeydan'ın katıldığı yarışma programından arşiv görüntü (kanald)-Ferah Zeydan sahilde yürürken-Ferah Zeydan gitar çalarken-Ferah Zeydan ile röp.-Ferah Zeydan doktoru Erdal Cücük ile sohbet ederken

Haber-Kamera: Mustafa ERCAN-Soner AYDIN/MERSİN, =======================================

MURAT KEKİLLİ: BENİ GÖREN İNSANLAR ŞAŞIRIP 'BURADA NE İŞİN VAR' DİYOR

ADANA'nın Pozantı ilçesine bağlı Akçatekir Yaylası'nda tatilini geçiren sanatçı Murat Kekilli, "Beni gören insanlar şaşırıp 'burada ne işin var' diyor. Herkes farklı yerlere giderken ben tatilimi yaylada geçiriyorum" dedi. Koronavirüs salgını sürecinde normalleşme dönemine geçiş yapılmasının ardından seyahat kısıtlamasının kalkmasıyla birlikte vatandaşlar yaylalara gitmeye başladı. Yorumladığı şarkılarla kendine has bir hayran kitlesi olan Sanatçı Murat Kekilli de gençlik yıllarında ailesiyle günlerini geçirdiği Adana'nın Pozantı ilçesine bağlı Akçatekir Yaylası'na geldi. Burada günlerini temiz havada çam ağaçları arasında geçiren Kekilli, kalabalıktan uzakta huzurlu olduğunu anlattı. Birçok kişinin yazın özellikle sahil kıyılarını tercih ettiğini söyleyen Kekilli, "Biz çocukluğumuzdan beri yazları yaylaya çıkarız. Tabi aradan geçen sürede İstanbul'a gittik ama buradan bağımızı hiç koparmadık. Genelde tatilimizi burada geçiriyoruz. Herkes tatilini daha farklı yerlerde geçiriyor. Yaylanın bende farklı bir yeri var. Ayrıca belediye meclisinden çıkarılan kararla Pozantı'nın fahri hemşerisi ilan edildim. Koronavirüs sürecinde yasaklar başlayınca annemin yanına buraya geldim. Canlı yayınlarımı buradan yaptım. Orman ve bol oksijen var, ağaçlarım var onlarla uğraşıyorum. Çocukluğumda karpuz ve pamuk tarlalarında çalıştım bu işlere yabancı değilim.  İnsani ilişkiler buralarda ölmedi. Herkes birbirine selam veriyor. Beni burada görenler çok şaşırıyor ne işiniz var diyorlar" dedi.

'SANATÇILARIMIZ BOŞ VERMİŞLİK YAPMAMALI'Eski sanatçılarla şimdiki sanatçılar arasında büyük fark olduğunu da dile getiren Kekilli, şöyle konuştu: "Gençlere örnek olmaya çalışıyorum, şimdiki sanatçılarda değişim var. 'Küçük şeylerle saygı olur mu?' derler bence oluyor. Kemal Sunal, Şener Şen gibi büyük ustalar küçük şeylerle insanları güldürebiliyordu. Edepli mizah yapılmalı. Şimdiki şakalar hep belden aşağı. Ben isterdim ki şimdiki jenarasyon da böyle yapsın ama yapamıyorlar. Edepli mizah yapılabilir. Bizler Barış Manço, Cem Karaca, Fikret Kızıloklar'ı dinledik. Hayatı bize edepli müzikleriyle öğrettiler, mesajları evrenseldi ve bunu müzikleriyle başardılar. Edepli sanatı gelecek nesillere aktarmamız lazım. Çok büyük mesajlar verdiler, bunları gelecek nesillere aktaramazsak yazık olur. Ahlaki değerleri yitirmeyip işimize bakmamız gerek. Yaşadığımız coğrafya çok zor. Atalarımızın bize hediye ettiği topraklar, bu vatan kolay kazanılmadı. Gençlere iyi anlatmamız lazım. Sanatçılara bu anlamda büyük görevler düşüyor. Sanatçılarımızın milli ve manevi değerleri kitlelerine anlatması lazım. Sanatçılarımız boş vermişlik yapmamalı. Milli birlik ve beraberliğimizi zor zamanlarda ne yapacağımız anlatmalı. Bunu şimdi yapmayacaksan ne zaman yapacaksın?" 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -------------------------------Akçatekir Yaylası'ndan aktüel ve drone görüntülerMurat Kekilli bahçesinde çalışırken detaylarMurat Kekilli ile röp.

Haber-Kamera: Çağlar ÖZTÜRK-Akif ÖZDEMİR/ADANA,(POZANTI),=====================================

TÜRKİYE ŞAMPİYONASINA ASFALT ÜZERİNDE HAZIRLANIYORLAR

MUŞ'ta tekerlekli kayak sporcuları, koronavirüs nedeniyle ara verdikleri antrenmanlarını, normalleşme süreci ile birlikte asfalt üzerinde sosyal mesafe kuralına uyarak yapıyor.    Kentte, sporcular ara verdiği antrenman çalışmalarına, normalleşme süreci ile birlikte yeniden başladı. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesindeki Tekerlekli Kayak sporcuları, antrenörleri eşliğinde antrenman yapıyor. Muş Alparslan Üniversitesi  kampüsünde antrenman için bütün hazırlıklarını tamamlayan sporcular, sıcak havaya rağmen asfaltta saatlerce ter döktü. Sosyal mesafe kuralına uygun bir şekilde antrenmanlarını yapan sporcular, uzun süre sonrasında bir arada tekrardan antrenman yapmanın mutluluğunu yaşadı.     Normalleşme süreci öncesinde de evde elde var olan imkanlarla antrenmanlarını sürdüren sporcular, büyük bir özveriyle Tekerlekli Kayak Türkiye Şampiyonası'na hazırlanıyor. Tek amaçlarının olimpiyatlarda Türkiye'yi en iyi şekilde temsil etmek olduğu belirten sporcular, zor şartlar altında da olsa şampiyonada başarı elde edebilmek adına büyük bir özveriyle çalıştıklarını söylediler.    150 sporcu ile normalleşme sürecinde antrenmanlara başladıklarını ifade eden Kayak İl Temsilcisi Mehmet Akif Çavuş, "Muş'ta sporcularımızla birlikte antrenmanlarımıza başladık. Milli takım antrenörlerimizin nezaretinde idmanlarımızı yapıyoruz. Pandemi sürecinin kontrollü sosyal hayata geçişiyle birlikte bizlerde antrenmanlarımıza başladık. İnşallah düzenlenecek olan Tekerlekli Kayak Türkiye Şampiyonası'nda ilimizi en iyi şekilde temsil etmek istiyoruz" diye konuştu.   Milli Takım Antrenörü Süleyman Yıldırım ise, "Yaz mevsiminde asfaltta, sonbahar mevsimine doğru imitasyon güç-kuvvet şeklinde, kış mevsiminde ise kar üzerinde antrenmanlarımızı yaparak yarışmalarımıza hazırlanıyoruz" dedi.     Sıcak havaya rağmen çalışmalarını sürdürdüklerini aktaran sporcu Rabia Akyol da hedeflerinin olimpiyatlara gitmek olduğunu kaydetti. Türkiye'yi en iyi şekilde temsil ederek, dereceler getirmek istediklerini bildiren Akyol, hayallerini gerçekleştireceğini anlattı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Sporculardan genel detay-Antrenörün sporculara hitabından detay-Sporcuların antrenman çalışmasından detaylar-Kayak İl Temsilcisi Mehmet Akif Çavuş ile röp.-Milli Takım Antrenörü Süleyman Yıldırım ile röp.-Sporcu Rabia Akyol ile röp.

Haber ve Kamera: Muhammed Sami MARAL/MUŞ,

==========================

ERZURUM'DA ÜZERİNDEN OTOMOBİL GEÇEN İSMAİL'DEN SEVİNDİRİCİ HABER

ERZURUM'da, silgi almak için evden çıkıp orta refüjde beklerken üzerinden otomobil geçen İsmail Hakkı Durnagöl (9) yoğun bakımdan çıkarıldı. Mucize eseri hayatta kalan İlkokul üçüncü sınıf öğrencisi Durnagöl, "Tek hatırladığım sadece üzerime doğru bir otomobilin gelmesi. Sürücülerin dikkatli olmasını diliyorum" dedi.    Kaza, 13 Haziran günü saat 14.30 sıralarında merkez Aziziye ilçesi Milli Egemenlik Caddesi'nde meydana geldi. Mobese kameraları tarafından saniye saniye kaydedilen kazada Murat Aktaş, yönetimindeki 06 BF 3926 plakalı otomobil sürücü kontrolünü kaybederek, hızla refüje çıktı. Bu sırada yolun karşısına geçmek için yaya geçidinde bekleyen İsmail Hakkı Durnagöl'ün üzerinden geçti. Ağır yaralanan Durnagöl, 112 Acil ekipleri tarafından Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. Durnagöl yoğun bakım servisinde 4 gün kaldıktan sonra normal servise alındı.    Beyin Cerrahi Servisinde tedavisi süren Durnagöl'ü ziyaret eden Aziziye Belediye Başkanı Muhammed Cevdet Orhan geçmiş olsun dileklerini iletti. Durnagöl'e iPad tablet hediye eden Başkan Orhan, "İsmail yaşadığı şoku yeni yeni atlatıyor. Bazı şeyleri de hatırlamıyor. Tek hatırladığı silgi almaya giderken üzerine arabanın çıkması. Çok şükür konuşabiliyor ve diyalog kurabiliyor. Bu anlamda sağlık durumun da iyiye gittiğini doktorlarından öğrenince çok sevindik. Görüntüleri izlediğimizde çocuğun hiçbir suçunun olmadığını görüyoruz. İnşallah tez zamanda sağlığına kavuşur ve aramıza döner" diye konuştu.    Aziziye ilçesinde yaşayan Tuba- Bayram Durnagöl çiftinin 3 çocuğundan ortancası olan Zübeyde Hanım İlkokulu 3'üncü sınıf öğrencisi İsmail Hakkı Durnagöl, "Evde ders çalışıyordum. Silgim bitmişti. Kırtasiyeye gitmek için evden çıktım. Orta refüjdeki yaya geçidinde bekliyordum. O sırada bir aracın üzerime doğru geldiğini fark ettim. Korunmak için önümdeki trafik tabelasının arkasına saklandım. Gerisini hatırlamıyorum. Benim sürücülerden isteğim biraz dikkatli olmaları" dedi.

Oğlunun üzerinden otomobille geçen sürücü Murat Akkuş'un polis merkezinde verdiği ifadesine göre uyuduğunu iddia eden Bayram Durnagöl ise şunları söyledi: "Sürücü ifadesinde, kendisinin uzun yol şoförü olduğunu, o gün yoldan geldiğini ve kendi otomobilini alarak eve gittiğini söyledi. Uyuduğu için oğluma çarptığını hiç görmemiş. Olayı duyduğumda ve görüntüleri izlediğimde kanım dondu. Çok şükür yoğun bakım servisinden çıktı. Oğlumun sakat kalma ihtimali var. Umarım buradan sapasağlam evimize gideriz. Sürücüden şikayetçi olduk. Çok zor, Allah böyle bir acıyı kimseye yaşatmasın."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-Mobese kamera görüntüsü-Hastane tabelasından detay -Belediye Başkanı Muhammet Cevdet Orhan'ın baba ile konuşması -Muhammet Cevdet Orhan ile röp.-Bayram Durnagöl ile röp.-Belediye başkanının İsmail'i ziyaret etmesi-Muhammet Cevdet Orhan ile röp-İsmail Hakkı Durnagöl'ün hastane odasından detay -İsmail Hakkı Durnagöl ile röp.-Olay yerinden detay -Hümeyra Pardeli'nin anonsu -Görgü tanığı ile röp.

Haber: Turgay İPEK - Kamera: Zafer KUMRU/ ERZURUM,

======================

JENERATÖR MOTORUYLA TARIM ARACI YAPTI

SAKARYA'nın Kaynarca ilçesinde demir Ustası Cavit Köksal, topladığı hurda araç parçaları ve jeneratör motorunu kullanarak bahçelerde kullanılan 'pat pat' diye tabir edilen tarım aracı yaptı.

Kaynarca Sanayi Sitesinde dükkanı bulunan demir ustası Cavit Köksal, hurda parçaları toplayarak tarla işlerinde kullanmak için tasarladığı aracın yapımına başladı. Cavit Köksal, jeneratör motorunu ise aracın motoru için kullandı. Cavit Köksal 'pat pat' diye tabir edilen tarım aracını 1 hafta tamamladı.

35 yıldır demir ustalığı yaptığını belirten Köksal, "Böyle bir araç yapma merakım ve hevesim vardı. Hurdadan topladığım parçaları demir aksamını kendim yaparak birleştirdim. Sonra jeneratör motorunu da koydum ve ortaya böyle bir şey çıktı." dedi.

Köksal aracın fındık bahçelerinde kullanılabileceğini söyleyerek, "Özellikle fındık aralarına büyük traktörler ile girilmiyor. Bu aracın arkasına römork takarak çok rahat fındık aralarına girebilirsiniz ve fındıklarınızı toplayabilirsiniz. Tarla işlerinizi ise kolaylıkla yapabilirsiniz. Bu bizim için başlangıç, tabi buna daha da geliştireceğiz. Şu an bu arkadan çekişli bunu önden çift çekişli hale de getireceğiz. Bu aracı 1 haftada tasarladık, 1 haftada bunu başarıyorsak uzun zamanda daha güzel şeyler başaracağımıza inanıyorum." diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Ustanın aracı yapmasıKaynak detaylarMotoru çalıştırmasıRöp.Detay

HABER-KAMERA: Murat HAZER-KAYNARCA (Sakarya),

========================

ATIK MALZEMELER GELİR KAPISI OLDU

ZONGULDAK'ta, 'Evde kal' çağrılarına uyarak vaktini evde geçirmeye başlayan Muhammet Nas(51), atık malzemelerden vazo ve saksı üretti. Ürettiği ürünleri satarak gelir sağlayan Nas, "Dünyanın en güzel hissi bir şey üretmek ve onu seyretmek" dedi.

Kozlu ilçesine bağlı Kılıç Mahallesi'nde yaşayan inşaat işçisi Muhammet Nas(51), eşinin evdeki eski eşyaları çöpe atmasını istemesi üzerine malzemeleri nasıl geri dönüştürebileceğini düşündü. Günlük işlerde çalışan Nas, sokaklardan da atık malzemeler toplayarak eksikliklerini tamamladı. Havlu, lif, eski kumaş, pas pas gibi atık malzemeleri çimento ile birleştiren Nas, birbirinden farklı şekillerle vazo ve saksılar üretti. Kalıplardan çıkan vazo ve saksıları sprey boyalarla renklendiren Nas, hobi olarak başladığı üretimi gelir kapısı oldu.

Muhammet Nas, sokağa çıkma kısıtlamalarında evde hobi olarak atık malzemelerden süs eşyaları yapmaya başladığını söyledi. Üretiminin ilgi çektiğini belirten Nas, "Evde yapacak bir şey bulamayınca üretmek dürtüsü geldi içimden. Eşim evdeki eski elbiseleri topladı, bunları çöpe atar mısın deyince, ben de 'her şey atık olarak geri dönüşüme uğruyor, ben neler yapabilirim' diye düşündüm. Daha sonra çimentolu su ile bunlara saksı yapmaya karar verdim. Ne yapacaksam kendi kafamda tasarladım. Bunları matematiksel olarak kestim, çimentolu su ile ıslattım. Onları elimde olan imkanlarla kalıplara soktum, şekiller verdim. İmkansızlıklar içerisinde olmama rağmen bu kadar başarabildim. Boya kombinasyonunu tutturabilirsem daha güzel şeyler olacağına inanıyorum." dedi.

HER ŞEYE ÇİMENTOYLA ŞEKİL VEREBİLİRİMHer türlü atık malzeme ile vazo ve saksı yapabileceğini ifade eden Nas, "Abajur ve duvar apliklerine yaptığım örnekleri de var. Kalemlik, saksı, daha küçük ve büyük, gördüğüm her şeyi şekle sokabileceğime inanıyorum. İlerde maddi imkanlarım el verirse bu işi büyütmeyi düşünüyorum. Şu anda ticari olarak değil de bir hobi olarak başladım ama çevremdeki insanlar gördüler, çok beğendiler. Dediler ki sen bunu hem ticarete taşı, hem de vizyonunu genişlet. Gözümün gördüğü her şeyi, atık malzeme olarak her kumaşa, çimentoyla beraber şekil verebilirim. Dünyanın en güzel hissi bir şey üretmek, ürettiğin eseri seyretmek, onu başkalarının beğenmesi. O mutluluk, o haz, kesinlikle kelimelerle ifade edilecek bir şey değil."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ--------------------------------Muhammet Nas'ın yaptığı vazolar-Süs eşyaları yapması-Muhammet Nas ile röp.

Haber-Kamera: Cüneyt ÖZFİDAN/ZONGULDAK,

========================

BALLICA MAĞARASI'NDA MASKELİ DÖNEM

TOKAT'ta, koronavirüs tedbirleri kapsamında 15 Haziran'da yeniden açılan, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ndeki doğa harikası Ballıca Mağarasına ziyaretler de yeni dönem başladı. Ziyaretçiler, ateş ölçümleri yapıldıktan sonra maskeli ve sosyal mesafe kurallarına uyarak içeriye alınıyor. 

Kent merkezine 26 kilometre uzaklıktaki Pazar ilçesine bağlı Ballıca köyünde bin 85 rakımlı tepede bulunan Ballıca Mağarası, dünyanın en büyük ve görkemli mağaralarından biri olarak gösteriliyor. Ortalama sıcaklığı 18 derece ve nem oranı yüzde 54 olan mağara, milyonlarca yılda oluşan sarkıt ve dikitlerinin güzelliğiyle dikkat çekiyor. Keşfedilmemiş bölümleriyle gizemini koruyan Ballıca Mağarası'nı yurt içinden çok sayıda vatandaş ziyaret ediyor. Mağaranın tedavi edici özelliği nedeniyle ziyaretçiler arasında astım, bronşit ve KOAH rahatsızlığı bulunanlar da sıklıkla yer alıyor. Pandemi nedeniyle 16 Mart tarihinde kapatılan Ballıca Mağarası 15 Haziran itibariyle tekrar ziyarete açıldı.  

'YÜZDE 25'LERE KADAR BİR DÜŞÜŞ YAŞADIK'Koronavirüs nedeniyle mağaranın 92 gündür ziyarete kapalı olduğunu belirten işletmeci Necmettin Bahçeci, "Koronavüris nedeniyle 16 Mart tarihinde mağaramız ziyaretçiye kapandı. 15 Haziran'da ise mağaramız tekrar hizmete açılmış oldu. Mağaramız 3,5 milyon yıllık bir mağaradır. Aynı zamanda oluşumları ile dünyanın en zengin oluşmalarından bir mağaradır. Koronavirüsten dolayı işlerimizde biraz sekteye uğradı. Mağaramıza ziyaretçi alırken, sosyal mesafeye, aynı zamanda hijyene, maske takmadan ve mağara girişinde ateş ölçümleri yapıldıktan sonra içeriye alıyoruz. Ayrıca gelen ziyaretçilerimizin maskesi olmayanlara da maske veriyoruz. Ziyaretçilerimiz de bu konuda çok duyarlı. Daha önceki yaz sezonu değerlendirmeleri yaptığımızda yüzde 75 bir düşüş var. Yani yüzde 25'lere kadar bir düşüş yaşadık" dedi.  

'YILDA 2-3 BİN HASTA GELİYOR'Ballıca Mağarası'nın 1996 yılında ziyarete açıldığını söyleyen Bahçeci, "Ballıca Mağaramıza astım, KOAH, solunum yolu rahatsızlığı çeken ziyaretçilerimiz geliyor.Kimi burada 5 gün, kimi 10 gün kaldığını ve burada rahatladığını çevresindekilerine anlattığı için yılda yaklaşık 2-3 bin hasta geliyor. Gelenler de burada rahatladığını söylüyorlar. Bizim isteğimiz Sağlık Bakanlığımız tarafından bir an önce gerçekten sağlığa iyi gelip gelmediği hakkında bir araştırma yapılması. Bizler işletmeciyiz,  burada bugün varız, yarın yokuz. Mağara, Tokat ve Türkiye için çok önemli. Telefonla koronaya karşı etkili olu olmadığını sormak için arayanlar var ama buranın sağlık araştırılmasının yapılması lazım. Bunu biz söyleyemeyiz" diye konuştu. Pandemi sürecinde gelmek istedikleri fakat kapalı olduğu gelemedikleri ifade eden ziyaretçilerden Çorum Sungurlu'lu İbrahim Aydoğmuş, "Mağarayı ziyaret için geldik. Pandemi süreci zor ve sıkıntılı bir dönemdi. Kendi evimizde kaldık. Mağaraya ilk defa geldik. Ben herkesin buraya gelip, tabiat harikası yeri görmelerini isterim" ifadelerini kullandı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-------------------------------Mağara girişi-Ateş ölçümü ve maske kontrolü-MaĞaradan genel görnütüler-Ziyaretçilerin görüntüsü-İşletmecinin açıklaması-Ziyaretçilerin konuşması

Haber-Kamera:  Fatih YILMAZ/PAZAR, (Tokat),

============================

SCÜ REKTÖRÜ PROF. DR. ALİM YILDIZ: KKKA AŞISI İSVEÇ'TE 20 KİŞİDE DENENECEK

SİVAS Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Alim Yıldız, yaz aylarında görülen ve ölümlere neden olan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığında aşı çalışmalarının son noktaya geldiğini söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nin yürüttüğü çalışma kapsamında eylül ayında ilk denemelerin yapılacağını belirten Prof.Dr. Yıldız, "Bu aşı hayvanlar üzerinde denendi. Bu yıl içerisinde İsveç'te 20 kişide denenerek piyasaya sürülecek" dedi.

Kelkit Vadisi olarak adlandırılan bölge başta olmak üzere Sivas, Tokat, Yozgat, Çorum gibi illerde yoğun olarak görülen KKKA virüsüne karşı Sivas Cumhuriyet Üniversitesi tarafından 2017 yılından bu yana sürdürülen aşı çalışmalarında olumlu gelişmeler yaşanıyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Alim Yıldız, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Alim, SCÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ömer Tamer Doğan, Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Nazif Elaldı ve Prof. Dr. Aynur Engin KKKA hastalığı hakkında Demirören Haber Ajansı'na özel açıklamalarda bulundu. Laboratuvar ortamında KKKA hastalığının detaylı olarak anlatan SCÜ ekibi, KKKA hastalığının en çok Sivas'ta takip edildiğini, bunun da aşı geliştirme konusunda büyük bir tecrübe olduğunu ve bunu ürüne dönüştürmek istediklerini söyledi. 

'KKKA HASTALIĞINDA SCÜ TECRÜBELİ'SCÜ Rektörü Prof. Dr. Alim Yıldız Türkiye'de ilk resmi tanının 2003 yılında konulduğunu hatırlatarak, "2003 yılından bu yana Türkiye'de yaklaşık olarak bu hastalık 10 bin kişide görüldü. Bu hastalığa yakalananların yaklaşık 2 bin kişiye yakını Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanemize geldi. Yani 2003'ten bu yana hastaların yüzde 20'sini biz tedavi ettik. Son yıllarda bu hastalıkta yaygınlaşma görüldü. 2019 yılı içerisinde bize toplamda 203 vaka gelmişti. Bunlardan 122 tanesine Kırım Kongo Kanamalı Ateş hastalığı teşhisi konuldu. Geçen yıl 2019 yılında toplamda 15 vatandaşımız bu hastalıktan dolayı vefat etti. 2020 yılı içinde toplamda 122 hastamız geldi şu ana kadar. Bunlardan da 98 kişiye bu hastalığın teşhisi konuldu. Bu yıl içerisinde 8 hastamız hayatını kaybetti" dedi. Aşı geliştirme çalışmalara 2017 yılında başladıklarını, 2019 yılında da bu hastalıkla ilgili çalıştay düzenlediklerini anlatan Rektör Yıldız, ayrıca hastalığın ilerleyişini göz önüne alarak Enfeksiyon Hastalıkları Kliniğinde yenileme çalışmaları yaparak hasta odalarını tek kişilik olarak düzenlediklerini ifade etti.

'AŞIYI PİYASAYA SÜRECEĞİZ'Aşı çalışmaları hakkında da bilgi veren Rektör Prof. Dr. Yıldız belirli bir aşamaya gelindiğini ifade ederek, "Aşı çalışmasıyla ilgili desteğimizi her zaman verdik. Aşı çalışmasında belli bir aşamaya gelindi. Bu aşı hayvanlar üzerinde denendi. Bu yıl içerisinde İsveç'te 20 kişide denenerek piyasaya sürülecek. Bu şekilde aşıyı da halletmiş olacağız. Bu aşı çalışması ülkemiz için önemli bir çalışma, üniversitemiz için önemli bir gelişmedir. Bu sene denemelerini yaptıktan sonra aşıyı piyasaya süreceğiz diye düşünüyoruz. Hastalık bu bölgede çıktığı için hastalar ilk olarak bizim hastanemize geldi. Türkiye genelindeki hastaların yüzde 20'si bize geldi. Bundan dolayı tecrübeliyiz. Hastalığın tüm risklerini biliyoruz, hastalığın özelliklerini biliyoruz. Çok sayıda vaka geldiği için de aşıyı burada yapmak istedik. Aşı noktasında sonuca ulaşmamız üniversitemiz ve şehrimiz açısından önemli" dedi.

'EYLÜL AYINDA İSVEÇ'TE 20 KİŞİDE DENENECEK'SCÜ Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nazif Elaldı ise dünyada KKKA hastalığına yönelik özgün bir tedavi bulunmadığını belirterek, "Ama Amerika'da, Kanada'da, İngiltere'de çalışmalar var. Bizim de içinde olduğumuz 11 ülkeden 13 merkezin dahil olduğu 2017'de başlayan Horizon 2020 isimli bir proje vardı. Bu projenin ana ortağıyız. Başlangıçta 6 farklı aşı türünden yola çıktık, en sonunda bir DNA aşısına karar verdik. Önce farelerde denendi bu aşı, koruyuculuğu kanıtlandı. Daha sonra geçen sene ABD'de eylül ayında maymunlarda denendi. Onda da başarılı oldu. Bu yılın eylül ayında İsveç'te 20 sağlıklı bireyde denenmesi düşünülüyor" diye konuştu. 

'KÜRESEL ISINMANIN DA KENELER ÜZERİNDE ETKİSİ VAR'Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Alim ise kene türleri hakkında bilgi vererek, "Ülkemizde yumuşak ve sert kene olmak üzere iki çeşit kene var. Bizim için en sıkıntılı olan kene sert olan keneler. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'nde kene türleri ile ilgili çalışmalar 2000'li yılların başından itibaren başlamıştı. Bizler kenelerde 'Borrelia ve Q Fever' incelemek istedik. Bizler için en sıkıntılı kene türü 'Hylomma' türü kenelerdir. Araştırma yaptığımız dönemlerde topladığımız kene çeşitleri içerisinde Hylomma türü keneler yüzde 5 civarındaydı. Ancak son dönemlerde Sivas'ta ve bölgede toplanan kenelerin yüzde 30'u Hylomma türü kenelerden oluşuyor. Kenelerin uyanması hava ısısına bağlıdır. Hava biranda ısındığı zaman keneler yumurtadan çıkıyor. Bu sene havalar erken ısındı. Hava ısınması nedeniyle kene vakaları artmış oldu. Eğer hava ısısı düşük olsaydı, örümcekler ve karıncalar kenelerden önce uyanacaktı. Dolayısıyla kene vakaları bu kadar çok olmayacaktı. Küresel ısınmanın da keneler üzerinde etkisi var" dedi. 

ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERSCÜ Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aynur Engin de kene vakalarında kişilerin izlemesi gereken birtakım yollar olduğunu belirterek, "Vücuda yapışan keneyi çıkarmak için mümkünse sağlık kuruluşuna yakınlarsa hemen bir sağlık kuruluşuna gitsinler. Ama böyle bir imkanları yoksa kendileri de çıkarabilirler. Nasıl çıkaracaklar? Esasında en iyisi ucu kıvrık bir penset. Kene vücuda kafasıyla tutunuyor. Siz pensetle tuttuğunuzda arka kısmı boşta kalır. Kafasını soktuğu yer cilde tutunmuştur. Pensetle keneyi güzelce kavramak lazım. Ama etimizi değil. Yani cildimizi tutmayacağız. Keneyi tam cilde tutunduğu yerde sıkıca kavrayacağız. Sonra güçlü bir şekilde çıkaracağız. ya da çivi çıkarır gibi çekerek çıkaracağız. Burada önemli olan sağlam tutarsak, keneyi parçalamadan çıkarırız" dedi.

'YAŞ VE KRONİK RAHATSIZLIK BULGUSU YOK'Yaş nedeniyle ve kronik rahatsızlığı bulunanların KKKA hastalığını daha ağır geçireceğine dair henüz bir bilginin olmadığını söyleyen Prof. Dr. Aynur Engin, "Benim bir sürü genç hastam var. Kronik rahatsızlığı olmadığı halde ağır seyreden de var. Bir sürü hastalığı olduğu halde, yaşlı olduğu halde hastalığı atlatan da var. KKKA hastalığı için altta bulunan hastalığı ve yaşlı olması nedeniyle KKKA'yı ağır geçirir diye bir şeyin söz konusu olmadığını düşünüyorum" dedi. 

Üniversite hastanesinde hasta yoğunluğundan dolayı kapasite artışına gidildiğini belirten Başhekim Prof. Dr. Ömer Tamer Doğan ise, "Bu seneye özgü olarak da bahar aylarının sonunda görülen hastalık bahar aylarının başlarından itibaren görülmeye başlandı. ve bu durum bizi biraz endişelendirdi. Bu nedenle de Enfeksiyon Hastalıkları Kliniğimizin daha önce yarısını bu hastalığın tedavisine ayırırken, şimdi tamamını ayırmaya karar verdik. Gerekirse ek klinik açmaya karar verdik" ifadelerini kullandı.

Kaynak: Demirören Haber Ajansı

Manşet

Haberler

title