DHA YURT ÖZEL GÜNDEM

Alışveriş poşetlerindeki problemi görünce dezenfektan cihazı üretti KOCAELİ'nin Kartepe ilçesinde, endüstriyel ekipmanlar yapan firmanın sahibi olan Barış Arat, koronavirüs sürecinde alışverişte poşetlerin sorun olduğunu görünce, alışveriş sonrası poşetleri dezenfekte eden cihaz üretti.

DHA YURT ÖZEL GÜNDEM
02.06.2020 09:29 | Son Güncelleme: 02.06.2020 09:29

Alışveriş poşetlerindeki problemi görünce dezenfektan cihazı üretti 

KOCAELİ'nin Kartepe ilçesinde, endüstriyel ekipmanlar yapan firmanın sahibi olan Barış Arat, koronavirüs sürecinde alışverişte poşetlerin sorun olduğunu görünce, alışveriş sonrası poşetleri dezenfekte eden cihaz üretti. Barış Arat market ve mağazalarda kullanılacak cihazın ilgi gördüğünü, 14 ülkeye ihraç etmek için anlaşma imzalamak üzere olduklarını söyledi. 

Kartepe'de bulunan Arslanbey Organize Sanayi Bölgesi'nde plastik üzerine endüstriyel ekipmanlar yapan firmada, koronavirüs salgınından korunmak amacıyla alışverişlerde kullanılan poşetleri dezenfekte eden bir cihaz geliştirildi. Market ve mağazalara kurularak, alışveriş yaptıktan sonra cihazın içerinden geçirilecek poşetler dezenfekte edilecek. Bir ünitenin içerisine konulan 60 litrelik dezenfektan ürünü ile 27 bin poşet dezenfekte edilebilecek.  

"EVDE YAŞADIĞIMIZ EN BÜYÜK PROBLEM OLDUĞUNU GÖRDÜK" 

Koronavirüs döneminde evde yaşadıkları en büyük problemlerden birinin alışveriş poşeti olduğunu söyleyen Barış Arat, "Plastik üzerine endüstriyel ekipman yapan bir fabrikamız var. Koronavirüs sürecinde evde kal çağrılarına biz de uyduk ve bu süreçte evimizde vakit geçirdik. Fabrikamızda yavaşlayan projelerimiz vardı ve yeni arayışlar içerisine girdik. Dünyada olan bu büyük salgından dolayı da bir şeyler üretmek istedik. Dezenfektan üniteleri aslında bizim çok sektörümüzde olmayan bir işti. Asıl olarak ana işimiz değildi. Ama bu konuda bir şeyler yapabileceğimizi gördük. Evde yaşadığımız şeyler de aslında bizi biraz da bu konuya itti. Yaptığım gözlemler sonucunda özellikle marketten alışveriş yaptıktan sonra ya da kargoların evlere geldiğinde büyük problem olduğunu gördük. Çok basit bir çözümle de bu sorunun çözülebileceğini göstermek için de bu üniteleri ürettik." dedi. 

60 LİTRELİK BİR ÜNİTEDEN 27 BİN POŞET GEÇİRİLEBİLİYOR 

Sistemin çok kolay bir çalışma sistemi olduğunu belirten Arat, "Alışveriş yaptığınız yerden çıktıktan hemen sonra saniyeler içerisinde aldığınız ürünleri poşetle birlikte cihazdan geçirerek elinizle birlikte dezenfekte olmasını sağlıyorsunuz. Aldığınız ürünü saniyeler içerisinde dezenfekte edebiliyorsunuz. ya da kargolarınızı bu ünite içerisinden geçirip hemen alabiliyorsunuz. Böylece bu virüsün etkilerini önlemiş oluyorsunuz." diye konuştu. 

"14 ÜLKE İLE ANLAŞMA İMZALAMAK ÜZEREYİZ"Arat ünitenin çok ilgi gördüğünü, seri üretim için hazırlıkları tamamladıklarını açıklayarak, şöyle konuştu:  "Bu ürün yüzde yüz plastikten üretilmektedir ve tamamı kimyasala dayanıklı bir üründür. İçerisinde insan sağlığına dayalı hiçbir şey yoktur. Bütün testleri başarıyla geçti. Şu anda dünyanın her yerine ihraç edecek durumdayız ve bugün de ihracata başlıyoruz. İçerisinde bulunan 60 litrelik dezenfektan ünitesinde 27 bin poşeti içerisinden geçirebiliyorsunuz bu anlamda da son derece ekonomik bir ürün olduğunu söyleyebilirim. Çok fazla talep oldu ve biz de seri üretim için hazırlıklarımızı tamamladık. Yurtiçinden ve yurtdışından anlaşmalar yapıyoruz, o yüzden de siparişlere yetişmeye çalışıyoruz. Başta Amerika, Hollanda, Almanya'dan çok ilgi gördük. Ortadoğu ve Avrupa ülkelerinden çok fazla talep alıyoruz. Şu anda 14 ülke ile anlaşma imzalamak üzereyiz." 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ -------------------------------Dezenfekte makinesi üretimi -Poşet geçirilerek dezenfekte edilmesi -Firma sahibi röp -Üretim yerinden detaylar 

HABER-KAMERA: Ergün AYAZ-Alişan KOYUNCU/KARTEPE (Kocaeli),- 

===========================

Mandalarına klasik müzik dinletti, verimin arttığını söyledi DÜZCE'nin Gölyaka ilçesinde manda çiftliği bulunan Tahsin Altun, ineklere göre daha yabani olan mandaları klasik müzikle sakinleştirerek, süt verimlerini arttırdığını söyledi.

Gölyaka ilçesi Gölormanı köyünde manda besi çiftliği sahibi Tahsin Altun, mandaları sakinleştirmek için birçok yol denemesine rağmen en çok verimi, sağım sırasında klasik müzik çalarak elde etti. İnek gibi hayvanlara göre daha yabani olan, ayrıca ahırlarda beslenmeyi sevmeyen mandalara son 4 aydır klasik müzik dinleten Tahsin Altun, onların sakinleşmesi ile birlikte süt veriminin de arttığını gördü. Sabah erken saatlerde sağılan mandalar daha sonra sulak alanlara salınarak otlamaları sağlanıyor. Mandalar çiftliğe geri döndüklerinde ise klasik müzikle karşılanıyor. 

Çiftlik sahibi Tahsin Altun, "Bunlar doğal ortamında beslenmeyi daha çok seviyorlar. Sulak alanlarda ve dışarda beslenmeleri gerekiyor. İneklerden farkları budur. Bir de bunları sağmak ineklere göre daha zordur. Çünkü daha vahşi hayvanlar. Klasik müzik dinletmeye başladığımızda süt veriminde artış gördük. Günlük ortalama bir mandadan 4 litre süt alırken, bu 5 litreye çıkmaya başladı. Diğer yandan yabani hayvanı modern yerde sağmak çok zordur. Klasik müzikle birlikte sakinleşmelerini de sağladık. Bu hayvanların sevgiden insanlardan çok daha fazla anladıkları kesin. Onlara bağırıp sert davranırsanız sütü 1 litre düşer. Ama sevip okşar ve ilgi gösterirseniz sütü artar" dedi. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ Mandalar çiftliğe dönerken drone görüntüsü Mandaların çiftlikte klasik müzik çalmadığı durumdaki stresli görüntüsü Klasik müzikle birlikte mandaların sakinleşmesinin görüntüsü Manda yavruları ve çıkardıkları sesler Manda yavrusunun kameraya yaklaşmasının görüntüsü Tahsin Altun ile röp ve detaylar 

HABER-KAMERA: Tezcan SOLMAZ/DÜZCE,

=====================================

Baklavayı; Gaziantepliler 'fıstıklı', Adıyamanlılar 'cevizli' seviyor

GAZİANTEP'in vazgeçilmez lezzeti baklavanın fıstıklı mı yoksa cevizli mi olacağı ile ilgili tartışmalar sürüyor. Tartışmada Gaziantepliler, 'fıstıksız baklava olmaz' derken, üretim ve tüketiminin cevizli olarak yapıldığı Adıyaman'da ise vatandaşlar cevizli olması gerektiğini söylüyor. Gaziantepli ustalar, baklavanın olmazsa olmazının fıstık olduğuna dikkat çekerken, Adıyamanlı ustalar ise baklavanın 'hile' katılmadan yapıldığı ve daha ekonomik olduğu için cevizli olması gerektiğini söylüyor.

Gaziantep'in meşhur ve vazgeçilmez lezzetlerinden olan baklavanın son yıllarda daha ekonomik olması için cevizle yapılmasına başlandı. Bir süre sonra vatandaşlar arasında, baklavanın antep fıstıklı mı, yoksa cevizli mi olacağı ile ilgili tartışma başladı. Baklavanın aslının antepfıstıklı olduğunu savunanlar kadar, asıl tadın ceviz olduğunu savununlar da oldu. Gaziantep'te kimse tarafından tercih edilmeyen cevizli baklavanın en çok tüketildiği kentlerin başında ise Gaziantep'in komşusu olan Adıyaman yer alıyor. Gaziantepli ustalar ise baklavanın olmazsa olmazının fıstık olduğuna dikkat çekerken, ceviz veya fındıkla yapılan baklavanın aynı tadı vermesinin mümkün olmadığını söylüyor.

'FISTIK' BAKLAVANIN OLMAZSA OLMAZIDIRUNESCO'nun Gastronomi dalında 'Yaratıcı Şehirler Ağı'nda yer alan Gaziantep'in simgesi olan fıstık ile üretilen baklava kentin vazgeçilmez lezzetlerinin başında geliyor. Güneydoğu Anadolu Aşçılar ve Pastacılar Federasyonu Başkanı Bahattin Sökmen, baklavanın fıstıksız olamayacağını söyledi. Fıstığın baklavanın olmazsa olmazı olduğuna dikkat çeken Sökmen, fıstık dışındaki ceviz veya fındıkla yapılan baklavanın ise Antepfıstığı ile yapılan baklava gibi olamayacağını kaydetti.

'FISTIK OLMAYAN BAKLAVA GAZİANTEP'TE TÜKETİLMEZ'Bahattin Sökmen, Gaziantep'te içinde fıstık yerine başka bir ürünün bulunduğu baklavanın üretilemeyeceği gibi tüketilemeyeceğini söyledi. Gaziantep'te ustaların fıstıklı olarak yaptıkları baklavayı vatandaşın da böyle tükettiğini belirten Sökmen, "Fıstık Gaziantep'imizin milli değeridir. Gaziantep'te baklava mutlaka fıstıklı olması gerekiyor. Osmanlı döneminde baklava yapıldığında önce cevizli olarak yapılmaya başlamıştır. Ancak sonrasında fıstıklı olarak evrilmiştir. Tabi bu damak tadına göre değişen bir konu. Her yöremizin kendine özgü bir damak tadı vardır. Karadeniz'de fındıklı diğer yerlerde cevizli baklava yapılıyor. Ama fıstık baklavasız, baklava fıstıksız olmaz ve Gaziantep'te baklava fıstıklı olarak üretilir ve tüketilir" diye konuştu.Kentte üretilen şerbetli tatlılara da ceviz konulmadığını aktaran Sökmen, cevizli baklavayı sadece nadiren gelen sipariş üzerine yaptıklarını ifade etti. 

VATANDAŞIN TERCİHİ DE FISTIKLI BAKLAVAÖte yandan Gaziantep'teki vatandaşlar, baklavayı fıstıksız düşünemeyeceklerini söyledi. Cevizli baklavanın tadına dahi bakmadıklarını ve bakmayı düşünmediklerini anlatan bir vatandaş, "Baklava denilince akla fıstık gelir. Fıstık olmayan baklava düşünemiyoruz. Gaziantep'te cevizli baklava yapan yok yapsa da satamaz. Çünkü kimse cevizli baklavanın tadına bile bakmaz. Fıstıkla yapılan baklavadır, ceviz veya fındık ile yapılan sadece baklavaya benzetilmiş tatlı olur" dedi.

ADIYAMANLI USTALAR: CEVİZLİ BAKLAVADA HİLE YOKAdıyaman'da ise genellikle cevizli baklava tüketiliyor. Gaziantep'e komşu olan Adıyaman'da ustalar cevizli baklavanın ekonomik olduğu için kentte daha çok talep gördüğünü, cevizli baklava üretiminde hile yapmanın neredeyse imkansız olduğuna dikkat çekti. Adıyaman'da yıllardır pastane işleten ve cevizli baklava yapan Mehmet Özdemir, Gaziantep baklavasının fıstıklı olarak yapıldığını ve art niyetli işletmelerin ucuza mal etmek için katkı maddesi ile kalitesiz üretim yaptığını ifade etti. Fıstık yerine bezelye veya boyalı katkı maddeleri ile fıstık görünümlü baklava üretildiğini, Adıyaman'da ise cevizli baklavanın hilesiz olarak vatandaşa sunulduğunu anlatan Özdemir, "Cevizle ilgili hile yapmak mümkün değil. Çünkü ceviz görünümünü oluşturmak veya cevizi andıran katkı maddesi ile baklava yapmak imkansız. Cevizin daha ucuz olması ve kolay bulunması nedeniyle tercihimizi bu yönde kullanıyoruz. Ekonomik olması ve güzel tadı nedeniyle vatandaşlarımız da cevizli baklavayı tercih ediyor. İsteyen olur diye fıstıklı baklava satıyoruz ama üretimimiz cevizli baklava ve talep çok fazla" diye konuştu.

Adıyamanlı vatandaşlar da tercihlerini fıstıklı yerine cevizli baklavadan yana kullandıklarını ifade etti. Cevizli baklavanın hem uygun hem de tat olarak fıstıklı baklavadan daha güzel olduğunu ifade eden bir vatandaş da, "Fıstıklı baklava hem pahalı hem de içinde ne olduğu konusunda sürekli tedirginlik yaşıyoruz. Cevizli baklava hem ucuz hem güzel. Bu nedenle bizim için baklava en güzel cevizle yapılanıdır" dedi.Adıyamanlı ustalar ve vatandaşlar ise fıstıklı baklavayı ise Gaziantep dışında alırken güvenilen ve tanınan işletmelerden alarak yediklerini kaydetti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ---------------------------------GAZİANTEP- Baklava yapımıBaklavaya şerbet atılmasıBaklavanın pişirilmesiBaklavaBahattin Sökmen ile röp.Vatandaşlar ile röp.Genel ve detay görüntülerADIYAMANCevizli baklavaİşletme sahibi Mehmet Özdemir ile röp.Müşteriler baklava yemesiMüşterilerden Sait Şen ile röp.Bülent Gelse ile röp.Müşterilerin baklava siparişiGenel ve detay görüntüler 

Haber-Kamera: Kadir GÜNEŞ- Mahir ALAN -GAZİANTEP, ADIYAMAN-DHA)

====================

'Koronavirüsü atlatmış kişilerin sağlıklı insanlardan farkı yok, dışlanmamalı'

DİCLE Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Covid-19 Yoğun Bakım Koordinatörü Prof. Dr. Recep Tekin, koronavirüsü atlatmış insanların sağlıklı insanlardan farksız olduğunu belirterek, bu kişilere karşı dışlayıcı davranılmaması gerektiğini söyledi. Tekin, "Bu kişilere karşı dışlanma, uzak durma ya da geri durma gibi bir durum olmamalı" dedi.

Dünyada ve Türkiye'de de etkisini gösteren koronavirüs, toplumda salgına yakalanan ve iyileşen kişilere karşı olumsuz önyargıların ortaya çıkmasına neden oldu. Genelde dışlayıcı bir tutumun olduğu durumla ilgili bilgi veren Dicle Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Covid-19 Yoğun Bakım Koordinatörü Prof. Dr. Recep Tekin, iyileşen herkesin, normal sağlıklı insanlardan bir farkının olmadığını söyledi. Tekin, "Bu kişilere karşı dışlanma ya da uzak durma gibi bir durum olmamalı" dedi.

'KALICI BİR HASTALIK BIRAKMIYOR'Koronavirüsün kalıcı bir hastalık bırakmadığına vurgu yapan Prof. Dr. Tekin, "Normal vatandaşlarımız birbirlerine karşı nasıl sosyal mesafeyi koruyarak davranıyorsa, bu hastalığı atlatmış kişilerle de normal bir insan gibi her türlü iletişim halinde bulunabiliriz, işlerimizi devam ettirebiliriz ve hiçbir şekilde dışlama ya da geri durma gibi bir durum söz konusu olmamalıdır. Nasıl ki bir gribi geçiriyorsak, iyileşiyorsak ve normal hayatımıza devam ediyorsak Covid-19'dan iyileştikten sonra normal hayatımıza devam ediyoruz. Kesinlikle kalıcı bir hastalık bırakmadığı için kaldığımız yerden hayatımıza devam ediyoruz. Normal bir insan gibi davranmalı bu şekilde devam etmeliyiz" diye konuştu.

'KORONAVİRÜS ŞÜPHESİ OLANLAR HASTANEYE BAŞVURMAKTAN ÇEKİNİYOR'Koronavirüs şüphesi olan birçok kişinin bu önyargıdan kaynaklı olarak hastaneye başvurmaktan çekindiğine dikkat çeken Prof. Dr. Recep Tekin, şunları söyledi:

"Bu tür kişilerin bu hastalığın kalıcı olmadığını bilmesi, korkmaması ve endişe etmemesi gerekiyor. Koronavirüs tedavisi ortalama 5 gün sürüyor. 14 günlük karantina sürecinin tamamlanmasının ardından tedavi bitiyor. Bu hastalığı atlatan kişinin normal diğer insanlardan bir farkı kalmıyor. Şu an toplumda koronavirüs şüphesi yahut başka hastalığı olup hastaneye başvurmayan bir sürü insanımız var. Çünkü bir çekingenlik, bir korkuları var. Bu insanlarla oturup kalkabilirsiniz, sohbet edebilirsiniz, normal birliktelik yaşayabilirsiniz. Çünkü bu hastalık kalıcı bir hastalık değil. Normal mevsimsel grip gibi hastalığı bulaştırıyor, hastalık oluşuyor ve sonra iyileşerek normal hayatınıza devam ediyorsunuz. Aynı şekilde Covid-19 bulaşan kişiler, tedavi olduktan ortalama 14 gün sonra hiçbir şekilde hastalıkla herhangi bir teması kalmıyor. O yüzden bizim toplumumuzun bundan korkmasına gerek yok. Kalıcı bir hastalık değildir. Bu tür kişilerin bu hastalığın kalıcı olmadığını bilmesi, korkmaması, endişe etmemesi ve en kısa sürede en yakın sağlık merkezine başvurup bu konuda gerekli tedbirleri alması gerekiyor. Aksi halde hastalık ilerlerse eğer, hem tedavisi hem de oluşacak hasarlar daha fazla olacaktır. Zorlaşacağı için bu kişilerin tedavide gecikmesi, kendilerine daha büyük zarar verecektir."

Kaynak: DHA

title