Dha Yurt Bülteni - 8

Dha Yurt Bülteni - 8

ŞEHİT UZMAN ÇAVUŞ GÖKHAN KURAK'IN BABA EVİNE ATEŞ DÜŞTÜHAKKARİ'nin Şemdinli İlçesi'nde, PKK'lı teröristlerle girilen çatışmada şehit olan Piyade Uzman Çavuş 28 yaşındaki Gökhan Kurak'ın, Zonguldak'ın Çaycuma İlçesi Karapınar Beldesi'ndeki baba evine ateş düştü.

Dha Yurt Bülteni - 8

ŞEHİT UZMAN ÇAVUŞ GÖKHAN KURAK'IN BABA EVİNE ATEŞ DÜŞTÜ

HAKKARİ'nin Şemdinli İlçesi'nde, PKK'lı teröristlerle girilen çatışmada şehit olan Piyade Uzman Çavuş 28 yaşındaki Gökhan Kurak'ın, Zonguldak'ın Çaycuma İlçesi Karapınar Beldesi'ndeki baba evine ateş düştü.

Şehit Piyade Uzman Çavuş Gökhan Kurak'ın demirci ustası babası Sezgin Kurak, acı haberi Bartın Devlet Hastanesi'ne muayene olmaya gittiği sırada gelen telefonla aldı. Şehidin bir silah arkadaşı baba Sezgin Kurak'ı arayarak oğlunun şehit olduğu bilgisini verdi. Ardından Karapınar Beldesi Merkez Mahallesi Cumhuriyet Caddesi'ndeki evine giden şehit babasını, Çaycuma Kaymakamı Serkan Keçeli ile İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Selçuk Özen ziyaret etti. Türk bayrağı asılan evinin önünde gözyaşlarına boğulan 2 çocuk babası Sezgin Kurak'ı, Kaymakam Keçeli teskin etmeye çalıştı. Baba Sezgin Kurak, "Arkadaşı telefon etti. 'Nesi oluyorsun?' dedi. 'Babası oluyorum' dedim. 'Kardeşimizi şehit verdik' dedi. İnanamadım. 'Ne diyorsun sen?' dedim. 7-8 tane şehit varmış orada. Yazık günah değil mi? Allah belalarını versin. Kökleri kazınsın" dedi.

Anne Bahriye Kurak da acı haberi aldıktan sonra sinir krizi geçirdi. Bahriye Kurak, ambulansla Çaycuma Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

'EVLENECEKTİ, HAYALLERİ VARDI'

Şehit Gökhan Kurak'ın arkadaşı Uğur Kara da "Biz uzman çavuşluğa beraber başvurduk. O İstanbul Tuzla'ya gitti, ben Amasya'da eğitim aldım. O doğuda görev yapmaya başladı, ben Tekirdağ da görev yaptım. Evrakları da beraber hazırlamıştık. İzinlere geldiğinde görüşürdük. En son sevgilisi olduğunu söyledi. Evlenecekti, hayaller ivardı. Ev almak istiyordu. Buralarda uzman çavuş olmadan önce düğünlerde keman ve saz çalardı. En son düğün için izin alacağını söylemişti. Düğün yapacağını söylemişti ama nasip olmadı. Gitti bir daha da göremedik. İnanamadım şehit olduğuna. Daha 1 ay önce beraber çay içiyorduk. Ben evlendiğimde o bana saz çalmıştı. O da evlenince ben ona yardımcı olacaktım. Kardeşi de uzman çavuşluğu tercih yapmak istedi ama babası izin vermedi. 'Biri olursa biri olmasın' dedi. Gökhan olunca kardeşi vazgeçti. Ailesi vazgeçirdi yani. 'Biri yanımızda kalsın' dediler" diye konuştu.

Şehit Kurak'ın, bir düğünde keman çalarken çekilen videoyu 2013 yılında sosyal medya hesabında paylaştığı görüldü.<

Görüntü Dökümü:

-----------------------------

-Şehidin evi

-Babanın kaymakam ile konuşması

-Babanın ağlaması

-Türk bayrakları asılması

-Arkadaşı Uğur Kara ile röp.

-Evden ambulansın ayrılması

-Babadan detaylar

-Keman çalması (cep telefonu görüntüsü)

Haber-Kamera: Gürkay GÜNDOĞAN/ZONGULDAK,

=======================================

Bakanı Eroğlu: Bu coğrafyada ayakta kalmanın yolu güçlü olmak

ORMAN ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Hakkari'deki terör saldırısında 6 asker ve 2 korucunun şehit olduğunu belirterek, "Şehitlerimize Allah'tan gani gani rahmet niyaz ediyorum. Bu coğrafyada ayakta kalmanın yegane yolu gördüğünüz gibi güçlü olmaktan geçiyor" dedi.

Bakan Veysel Eroğlu, bir dizi ziyaret için geldiği memleketi Afyonkarahisar'da, partisinin İl Başkanlığı'nda basın toplantısı düzenledi. Toplantıya Bakan Eroğlu'nun yanı sıra Ak Parti Afyonkarahisar milletvekilleri Hatice Özkaldı ve Ali Özkaya, Belediye Başkanı Burhanettin Çoban, İl Genel Meclis Başkanı Salih Sel ve Ak Parti İl Başkanı İbrahim Yurdunuseven katıldı. 

"BU COĞRAFYA AYAKTA KALMANIN YEGANE YOLU"

Hakkari'nin Şemdinli İlçesi'nde teröristlerce düzenlenen saldırıda 6 asker ve 2 korucunun şehit olduğunu belirten Veysel Eroğlu, şöyle konuştu:

"Şehitlerimize Allah'tan gani gani rahmet niyaz ediyorum, milletimizin başı sağ olsun. Hakikaten bu coğrafyada ayakta kalmanın yegane yolu gördüğünüz gibi güçlü olmaktan geçiyor. Dolayısı ile Allah'a şükür hükümetimiz şu anda güçlü, devletimiz güçlü, ordumuz ve emniyet teşkilatımız güçlü. Her zamandan daha güçlüyüz. Ama tabi bu coğrafyayı ele geçirmek için bazı düşman ülkeler hatta dost görünüp de düşman olanlar çok büyük oyunlar peşinde, hile ve desiseler peşinde. Allah'ın izniyle onlar perişan olacak. Onların silahları kendilerine dönecek. Yani biz yok etmek isteyen, silah verdiği, iyi terörist kötü terörist diye tasnif ettikleri teröristler eninde sonunda onları da vuracaktır. Bu millet Allah'ın izni ve yardımıyla o teröristleri inlerinde vurmaya devam edecektir."

MİLLİ SANAYİYE YATIRIM

Türkiye'nin terörler mücadele konusunda milli savunma sanayine yaptığı yatırımları hatırlatan Bakan Eroğlu, "Allah'a şükür hükümetimiz özellikle Cumhurbaşkanımız, genel başkanımız gerçekten bu yerli ve milli sanayiye çok önem verdi. Bugün onlar olmasaydı, bakın bize paramızlar silah vermiyor, ama bir birtakım terör örgütlerine parasız ve TIR'larla silah sevk ediyorlar. İyi ki kendi milli savunma sanayimiz var. Özellikle insansız uçağımızı, Atak helikopterimizi, Altay tankımız var. Muhteşem harp gemilerimizi denize indiriyoruz. Bu milletin karşısında hiçbir güç duramayacaktır. Yani Allah bu milletle beraberdir. Atalarımızın yazdığı destanları bu kahraman millet 15 Temmuz'da gösterdi. Şehitlerimize Allah'tan rahmet niyaz ediyorum" diye konuştu.

Bakan Eroğlu daha sonra Afyonkarahisar'a yapılacak 5 yatırımı açıkladı. Her milli ve dini bayramda 5 müjde verdiğini kaydeden Veysel Eroğlu, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı müjdelerini Hocalar Güre Barajı, Sinanpaşa Kırka Göleti, Emirdağ Güneysaray Köyü Taşkın Koruma Tesisi, İscehisar Spor Salonu, 32 derslikli Dervişpaşa İlkokulu olarak sıralandı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

----------------------------

-Salondan detaylar

-Bakan Eroğlu'nun konuşması

Haber- Kamera: Sait KARADUMAN/AFYONKARAHİSAR,  

=======================================

Ege'de yasa dışı geçişlerde artış gözlendi

EGE Denizi'nde devriye görevi yürüten sahil güvenlik ekipleri, son beş günde gerçekleştirdiği çeşitli operasyonlarla, Yunanistan üzerinden lastik botlarla Avrupa'ya kaçmaya çalışan 451 kaçağı yakaladı. Bir süredir duraklama dönemine giren yurt dışına yasa dışı geçişlerdeki bu hareketlilik dikkati çekti. 

Sahil Güvenlik Güney Ege Grup Komutanlığı'nca göçmen kaçakçılığının önlenmesi ve organizatörlerin yakalanması amacıyla yürütülen çalışmalarda, son 5 günde 183'ü çocuk, 72'isi kadın toplam 451 göçmen yakalandı. Geçtiğimiz yıllarda kaçış rotalarının başında Kuşadası ve Bodrum ilk sıralarda yer alırken, İzmir'in kıyılarının yeni güzergahı oluşturduğu gözlendi. 

Sahil güvenlik ekipleri iyk olarak geçen cumartesi günü İzmir'in Karaburun İlçesi Eğriliman-Karaada önlerinde iki lastik bot içerisinde 109, aynı gün Aydın Kuşadası Körfezinde ise lastik botta 57, bir gün sonra Balıkesir'in Ayvalık İlçesi Çıplakada açıklarında 24, 30 Ekim pazartesi günü ise İzmir Dikili açıklarında 43, Çeşme Karaabdullah burnu önlerinde 65, Didim Tekağaç burnu açıklarında ise 63 kişiyi yakaladı. Salı günü Dikili Bademli açıklarında 54, Çeşme Uçukburun açıklarında 35 kişi yakalanırken, aynı gün Bodrum'dan Jet ski ile Kos adasına kaçmaya çalışan bir kişi ele geçirildi. 

Yasa dışı geçişlerin önlenmesi için büyük çaba harcayan sahil güvenlik ekiplerinin ele geçirdiği kaçakların büyük bölümünü 289 kişiyle Suriyeliler oluşturdu. Yapılan tespitlerde son bir haftada diğer yakalananların milliyetleri ise şöyle: Siera Lone, Eritre, Güney Afrika, Irak, Mali, Angola, Fildişi, Gana, Zimbabwe, Kongo, Kamerun, Orta Afrika ve Senegal. 

İAŞELERİ KARŞILANIYOR

Sahil güvenlik ekiplerince yakalananlar en yakın iskelelere çıkarılarak sağlık kontrolleri yapılıyor. Yiyecek başta olmak üzere zorunlu ihtiyaçları karşılanan kaçaklar, sorgularından sonra İl Göç İdaresi müdürlüklerine teslim ediliyor. Sahil Güvenlik Güney Ege Grup Komutanlığından yapılan açıklamada, "Kamu düzeninin sağlanması, göçmen kaçakçılığının önlenmesi ve insanların mağduriyetinden kazanç sağlayan göçmen tacirlerinin yakalanmasına yönelik çalışmalar azim ve kararlılıkla devam etmektedir" denildi. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:  

--------------------------------

Sahil güvenlikten alınan arşiv görüntü

Kuşadasına getirilen göçmenlerden görüntü

Haber- Kamera; Latif SANSÜR / AYDIN,

=======================================

UYUŞTURUCU OPERASYONUNA 15 TUTUKLAMA

İZMİR'de, uyuşturucu ticaretine yönelik polis tarafından düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 25 şüpheliden 15'i tutuklandı. 

İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, uyuşturucu satıcılarına yönelik operasyonlar düzenledi. Buca'da iki kişinin araç kiralayarak ve ticari taksi kullanarak uyuşturucu madde ticareti yaptıkları belirlendi. Teknik ve fiziki takip sonucunda S.Ö. (25), M.K. (44), M.K. (19), S.S. (19), Ö.K. (21) ve F.A.'nın (32) bu araçlarla uyuşturucu sattıkları tespit edildi. Yapılan operasyonla 6 şüpheli gözaltına alındı. Araçlarda yapılan aramada 60 gram eroin ele geçirildi. Emniyette işlemleri tamamlanan ve adliyeye sevk edilen 6 şüpheliden 5'i tutuklandı, 1 kişi Savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

Kent genelinde uyuşturucu ticaretine yönelik son bir hafta içerisinde yapılan operasyonlarda ise 19 şüpheli gözaltına alındı. Belirlenen adreslere yapılan baskınlarda 6 bin 500 gram esrar, 100 gram bonzai, 170 gram metamfetamin adlı uyuşturucu, 50 gram taş kokain, 10 gram toz kokain, 5 uyuşturucu hap, 10 hintkeneviri, 1 hassas terazi, 1 ruhsatsız tabanca, 136 tabanca fişeği, 2 şarjör ve 1 sustalı bıçak ele geçirildi. Gözaltına alınan 19 şüpheliden 10'u tutuklandı, 4'ü adli kontrol olmak üzere 9 şüpheli serbest bırakıldı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

---------------------------------

(Not: Polis kamerası görüntü 12 saniye)

Tutuklanan zanlılardan görüntü

Haber-Kamera: Mehmet CANDAN / İZMİR,

========================================

İMO Genel Başkanı Gökçe: İstanbul 5 afetle karşı karşıya bırakılmıştır

TRABZON'da, 3 gün sürecek '6'ıncı Tarihi Yapıların Korunması ve Güçlendirilmesi' sempozyumu başladı. Burada konuşan İnşaat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Cemal Gökçe, Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki'nin 'Kentsel dönüşüm yapın dediysek, böyle yapın demedik' sözlerini hatırlattı, "8 bin 500 yıllık tarihi bir kent olan İstanbul'a yazık olmuştur. Önemli bir deprem bekleyen İstanbul bugün 5 afetle karşı karşıya bırakılmıştır. Kentsel dönüşümden kat üstüne kat yığmanın anlaşıldığı Bursa'ya yazık olmuştur. Cumhuriyet döneminin ilk planlı kenti olan Ankara'mıza yazık olmuştur" dedi.

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul ve Trabzon Şubeleri tarafından düzenlenen 6'ıncı Tarihi Yapıların Korunması ve Güçlendirilmesi Sempozyumu yurt içi ve yurt dışından akademisyenlerin katılımıyla başladı. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Osman Turan Kongre Merkezi'nde düzenlenen sempozyuma Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu, Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, İnşaat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Cemal Gökçe, İstanbul Şube Başkanı Nusret Suna, Trabzon Şube Başkanı Mustafa Yaylalı,ilçe belediye başkanları, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

Sempozyumun açılışında konuşan İnşaat Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Mustafa Yaylalı "Tarihi değerleri korumak ve geleceğe taşımak için bu bilgi şöleni düzenlenmektedir. bu topraklarda inşa edilen medeniyetleri, miras bırakılanları korumak ve yaşatmak bizim de geçmişimizden almamız gereken vazifemizdir" dedi.

"TÜRKİYE BİR DEPREM ÜLKESİDİR"

İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Nusret Suna da Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğunu dolayısıyla da tarihi yerlerin de deprem tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirterek "Türkiye bir deprem ülkesidir. Dolayısıyla önümüzdeki tarihi eserler de deprem tehlikesi altındadır. Onun için bu tarihi yapıların korunarak güçlendirilmeleri elzemdir. Depremlerde zarar gören tarihi eserlerin bilançosuna bakıldığında; ne yazık ki ülkemizdeki tarihi eserlerin kaderleriyle baş başa bırakıldığı görülmektedir" diye konuştu.

TOPLUM BİLİNÇLENDİRİLMELİ

İnşaat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Cemal Gökçe ise günümüzde birçok kültürel varlığın büyük ölçüde yıprandığına işaret ederek şöyle konuştu:

"Ülkemizin doğan afetlere açık olması, yüksek deprem tehlikesi altında bulunması ve depremlerin yıkıcı etkileri nedeniyle kültür varlıkları önemli ölçüde harap oluyor. Ayrıca çeşitli fiziksel olaylara açık olan eski eserlerimiz büyük ölçüde yıpranıyor ve yok oluyor. Tarihi ve kültürel değeri olan varlıklar aynı zamanda evrensel nitelik taşırlar. Bu nedenle tarihin geçmiş derinliklerinden gelen kültür varlıklarının korunarak sürdürülebilirliklerinin sağlanması gerekiyor. Toplumlara bu kapsamda gerekli ölçüde bilgilerin verilerek bilinçlerinin artırılmasına önemli düzeyde ihtiyaç var. Odamızın bu konuda birçok çalışması da vardır"

"FARKINDALIK YARATMAYA ÇALIŞACAĞIZ"

Kültürel yapıların korunup, sağlıklı bir şekilde geleceğe devredilmesi için yerel yönetimler başta olmak üzere bir işbirliği içersinde çalışılması gerektiğini savunan Gökçe şöyle devam etti:

"İstanbul ve Trabzon gibi her karış toprağı tarih ve kültür kokan kentlerimizi nasıl değersizleştirdiğimizin altını bu sempozyumda bir kez daha çizeceğiz. Kültür varlıklarının korunmasında yeni bir farkındalık yaratmaya çalışacağız. Aynı zamanda bu kültürel yapıların korunup geleceğe devredilmesinin matematiğini oluşturmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kültür varlıklarının oldukça fazla olduğu kentlerde çalıştay ve konferanslar düzenleyerek geçmişin iyilerini bugünlere taşımaya çalışıyoruz. Çok sayıda tarihi yapıyla yaşıyoruz. Bu yapıların korunup, sağlıklı bir şekilde geleceğe devredilmesi için yerel yönetimler, STK'lar, meslek odalarının işbirliği yapmaları tarihi yapıların korunmasını kolaylaştırır. Bu işbirliğinin Trabzon'da yapılmasını da benimsiyor ve önemsiyoruz"

"AVM VE GÖKDELENLER DE TARİHİ DOKUYU BOZMAKTADIR"

Kültür varlıkların rantın bir aracı olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Gökçe "Kültür varlıkları rantın bir aracı olarak görülmemelidir. Kültür varlıklarını rant uğruna yok etmek, kültürel sürekliği yok etmek anlamına gelmektedir. Bir yandan doğal ve kültürel varlıklar yok edilirken diğer yandan da bu varlıkların oldukça fazla olduğu Bursa ve İstanbul gibi kentlerimizin kentsel alanlarındaki kentsel dokusu rant uğruna giderek bozulmaya başlamıştır. Bu kentlerde yapılan AVM ve gökdelenler de tarihi dokuyu bozmaktadır. Kültür varlıklarını koruyarak kullanmaya ihtiyacımız var. Bu yapıları iyileştirmek, güçlendirmek ve yaşatmaya ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı.

"İSTANBUL, BURSA VE ANKARA'YA YAZIK OLMUŞTUR"

Çevre ve Şehircilik Bakan Mehmet Özhaseki'nin ülkede yürütülen kentsel dönüşüm çalışmalarına ilişkin sözlerini hatırlatan ve İstanbul, Bursa ve Ankara gibi kentlere yazık edildiğinin altını çizen Gökçe şunları söyledi:

"Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Özhaseki 'Kentsel dönüşüm yapın dediysek, böyle yapın demedik' diyor. 8 bin 500 yıllık tarihi bir kent olan İstanbul'a yazık olmuştur. Önemli bir deprem bekleyen İstanbul bugün 5 afetle karşı karşıya bırakılmıştır. Kentsel dönüşümden kat üstüne kat yığmanın anlaşıldığı Bursa'ya yazık olmuştur. Cumhuriyet döneminin ilk planlı kenti olan Ankara'mıza yazık olmuştur. Ortak bir akılla herkesin yaşamış olduğu kentleri daha yaşanabilir, daha nitelikli ve çevresel değerleri korumuş bir yer haline getirmek için bir dayanışma içerisine girmek gerekiyor. İstanbul'da İkiyaka'da 2 kent oluşturulmak isteniyor. Oysa İstanbul'un daha da bozulmaması için İstanbul'un göç alan bir kent değil, göç veren bir kent olması gerekiyor. Anadolu'nun kentleri bir çekim merkezi haline getirilmesi gerekir. Aksi halde 25 milyonluk bir İstanbul, 45 milyonluk bir Trakya yaratırız ki, Türkiye topraklarının yüzde 8'ini oluşturan bu bölgenin 45 milyonluk bir nüfusu bundan sonra taşıyabilme şansı yoktur"

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu ise bu tür sempozyumların gelecek nesillere ve imar çalışmalarına ışık tutacağını söyledi. Tarihi yapıların korunması ve güçlendirilmesi gibi konuların ele alınacağı sempozyum 3 gün boyunca sürecek.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

---------------------------------

Sempozyumdan genel görüntüler

Yapılan konuşmalar

İMO Genel Başkanı Gökçe konuşması

Detaylar

HABER KAMERA: FATİH TURAN/DHA

=========================================

Ak Parti'den Fatma Şahin'e destek açıklaması

AK Parti Gaziantep İl Başkanı Mehmet Eyup Özkeçeci, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin hakkında çıkan, yıpratmaya yönelik haberlerin asılsız olduğunu belirterek, söylentilere tepki gösterdi.

AK Parti il binasında yapılan basın toplantısında, AK Parti İl Başkanı Eyup Özkeçeci, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin'in görevinin başında ve genel merkezin de arkasında olduğunu söyledi.

Bazı basın organlarında ve sosyal medyada yer alan haberlerin gerçeği yansıtmadığını ifade eden Eyup Özkeçeci, "Gaziantep Büyükşehir Belediye başkanımız Fatma Şahin ile ilgili olarak bazı basın organlarında ve sosyal medyada yer alan haberlerin gerçeği yansıtmadığı tamamen asılsız kasıtlı ve yıpratmaya yönelik olduğunu genel merkezimizin talimatıyla çok net bir biçimde belirtmek istiyorum. Çok değil daha üçüncü kültür şurasında komisyon başkanlığı yapan ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından başarılı çalışmalar ve bıraktığı kalıcı eserler sebebiyle büyük bir övgüye mazhar olan Fatma Şahin'in genel merkez nezdinde de böyle bir düşüncenin böyle bir tasarrufun bulunmadığını özellikle altını çizerek belirtmek istiyorum" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

----------------------------------

Toplantıya katılanlar

Eyup Özkeçeci'nin konuşması

Genel ve detay görüntüler

 Haber-Kamera: Mustafa KANLI-GAZİANTEP-DHA)

=========================================

İslahiye'de okul servislerine denetim

GAZİANTEP'in İslahiye İlçesi'nde, Milli Eğitim Müdürlüğü ve Polis ekipleri, okul servis araçlarına yönelik denetim yaptı.

İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Çetin ve Şube Müdürü Mustafa Özdemir'in de katılımıyla jandarma ve polis ekipleri, Karakaya Mahallesi ile Güllü höyük Mahallesi mevkisinde taşımalı eğitim kapsamında hizmet veren öğrenci servis araçlarına yönelik denetim yaptı. 15 gün içerisinde belirli gün ve zaman diliminde 95 servis aracının denetlendiği uygulamada kurallara uymadığı tespit edilen 13 araca cezai işlem uygulandı.

İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Çetin, taşımalı eğitim sisteminde 3 bin 300 öğrencinin 28 merkeze 241 servisle taşındığını belirterek, "Gaziantep genelinde en fazla öğrenci taşıma yapan ilçelerden biriyiz. 15 gün içerisinde 95 servis aracını denetledik ve 13'üne cezai işlem uyguladık. Öğrencilerimizin daha rahat, huzurlu ortamda eğitime erişimini sağlamak amacıyla denetimlerimizi bundan sonra da devam ettireceğiz" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-------------------------------

Okul servislerinin durulması

Servislerin denetimi

Milli Eğitim Müdürü ile röp.

Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Kadir ÇELİK-GAZİANTEP-DHA)

=========================================

"Banker Bilo" filmi gerçek oldu, 50 göçmeni İstanbul diye Karoçan'a bıraktılar

İRAN'dan yasa dışı yollardan Türkiye geçen Afganistan, Pakistan, Özbekistan, Buruma ve Myanmar'lı 50 göçmen, Şener Şen ve İlyas Salman'ın baş rölünü oynadığı, "Banker Bilo" filminde yaşanan sahne gibi insan kaçakçıları tarafından Ankara ve İstanbul'a götürülmek için paraları alındıktan sonra Elazığ'ın Karakoçan İlçesi'ne gece "Burası istanbul" denilerek bırakıldı. Sabah uyandıklarında güvenlik güçleri tarafından yolda bulanan ve aralarında 4 çocuk ile 6 kadının bulunduğu 50 göçmen, sınır dışı işlemlerinin yapalması için spor salonuna yerleştirildi. 

Türk filmlerinin unutulmaz klasikleri arasında yer alan ve baş rollerini Şener Şen ve İlyas Salman'ın oynadığı "Banker Bilo" filmi Elazığ'ın Karakoçan ilçesinde gerçek oldu. İran'dan Türkiye'ye kaçak yollardan geçen Afganistan, Pakistan, Özbekistan, Buruma, Myanmar'lı 50 göçmen, Van'dan bir otobüs ile Ankara ve İstarnbul'a gitmek için insan kaçakçıları ile anlaştı. Her göçmen için 650 dolar para alan insan kaçakçıları, 6'sı kadın, 4'ü çocuk 50 göçmeni önceki gece geç saatlerde Elazığ'ın Karakoçan ilçesi yakınlarında, "Burası İstanbul'dur, tarladan yürüdükten sonra şehre varacaksınız" denilirek otobüsten indirdi. Göçmenleri gece geç saatlerde yolda indiren insan kaçakçıları geldikleri otübüs ile kayıplara karışırken, geceyi yolda geçiren göçmenler gün ağırdığında kendilerini gören vatandaşlar tarafından Jandarmaya ihbar edildi.

Olayın Polis bölgesinde olması nedeniyle 50 göçmen polis tarafından araziden alınarak ilçe merkezine getirildi. İlçe merkezinde spor salonuna yerleştirilen göçmenler geceyi burada geçirirken, vatandaşlar göçmenler için evlerinden battaniye ve giyecek getirdi. Yaklaşık bir ay süren yolculukları sonucu kaçak yollardan Türkiye'ye girdeklerini söyleyen göçmenler, Türkiye'ye gelmek için 2 bin dolar verdiklerini, Van'dan İstanbul7a gitmek içinde insan kaçakçıları ile kişi başına 650 dolara anlaştıklarını söyledi. Göçmenler, insan tacirlerinin kendilerini gece geç saatlerde bırakıldıkları yerde, "Burası İstanbul'dur, tarladan yürüyüp şehre varacaksınız"dedikten sonra otobüsten indirdiklerini söyledi. Göçmenlerin arasında bulunan küçük yaşta bir çocuk hastalanması üzerine Karakoçan Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak, tedavi altına alındı. Göçmenler, 48 saat içerisinde Karakoçan İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince sınır dışı edileceklerini öğrenilirken, göçmenleri kandırıp, ilçe getiren organizetörlerin yakalanması için çalışmalar başlatıldı.

Görüntü Dökümü:

------------------------

-Spor salonunda kalan göçmenler

-Devlet hastanesinde tedavi gören göçmen

-Röportajlar

Haber-Kamera: Nursel ŞENGEZER/KARAKOÇAN (Elazığ), - 

=========================================

Malkara'da ihtiyaç sahiplerine 3 ton 600 ton kömür dağıtıldı

TEKİRDAĞ'ın Malkara İlçesi'nde Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı aracılığıyla ihtiyaç sahiplerine 3 bin 600 ton kömür dağıtımı yapıldı.

Malkara Kaymakamlığı, ilçeye bağlı 77 mahallede Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı aracılığıyla toplam 1800 aileye, 3 bin 600 ton kömür yardımı yaptı. Ak Parti Tekirdağ Milletvekili ve Merkez Karar yönetim Kurulu ( MKYK) üyesi Mustafa Yel, kömürlerin eve ve mahallelere teslim şeklinde dağıtıldığını belirterek, "Kömür dağıtımı yapılan ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza ulaşabileceğimiz en yakın noktaya kadar kömürleri teslim ediyoruz. Yardımlar devam edecek. Dağıtılan kömürlerin ve ihtiyaç sahibi vatandaşların kalıp kalmadığının takipçisi olacağız" dedi.

Malkara'da kömür yardımı alan vatandaşlardan 62 yaşındaki Maviş Kırco, "Allah razı olsun Cumhurbaşkanımızdan, Kendisine buradan teşekkür ederim. Allah ne muradı varsa versin" dedi.Yardım alan diğer vatandaşlarda, büyük memnunluk duyduklarını dile getirdi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

----------------------------

-Kömürlerin depoya gelişi

-Kömürlerin hizmet aracına yüklenip mahallelere götürülmesi

-Kömürlerin işçiler tarafından kamyonlara yüklenmesi

-Kömürlerin roman mahallelerinde evlere dağıtılması

-Kömür alanlarla röportajlar

-Mahallelerden genel detay

Haber-Kamera: Murat YAYIN/MULKARA(Tekirdağ),

=========================================

'Uyuşturucu ile Mücadelede Medyanın Rolü' sempozyumu Nevşehir'de tartışıldı

NEVŞEHİR Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen 'Uyuşturucu ile Mücadelede Medyanın Rolü' sempozyumda uyuşturucu ile ilgili yılın ilk 6 ayında 39 bin 896 medyada haber yapıldığı, yayınlarda bazen arka planda farkında olmadan uyuşturucu kullanımı ve ticaretine özendirici yayın yapıldığına dikkat çekildi. RTÜK Başkanı İlhan Yerlikaya, medyada uyuşturucu ile ilgili haberlerin uzmanlar gözetiminde yapılmasını önerdi.

Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi (NEHÜ) Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen sempozyumun açılışına, Nevşehir Valisi İlhami Aktaş, RTÜK Başkanı Prof.Dr. İlhan Yerlikaya, Nevşehir Emniyet Müdürü Mehmet Altunay, NEHÜ Rektörü Prof.Dr. Mahzar Bağlı, medya kuruluşlarının üst düzey yöneticileri, öğretim üyeleri, narkotik şube polisleri ve öğrenciler katıldı.  

"UYUŞTURUCUYLA İLGİLİ ŞİMDİYE KADAR MEDYADA YAPILAN İLK ÇALIŞMA"

Nevşehir Emniyet Müdürü Mehmet Altunay, sempozyumun ortakları arasında yer alan medya kuruluşlarının desteğiyle hazırlanacak bir kamu spotuyla uyuşturucu konusunda farkındalık oluşturulmasının planlandığını söyledi. Altunay, şöyle dedi:

"Sonuç olarak bu zamana kadar uyuşturucu ile mücadele noktasında medya odaklı herhangi bir çalışmanın yapılmamış olması, medyanın uyuşturucu ile ilgili yaptığı haber veya programlarda uyması gereken herhangi bir düzenleme bulunmaması gibi nedenlerle bu şekilde bir çalışma uyuşturucu ile mücadele çalışmalarına çok büyük faydası olacağı kanaatine varılmıştır. Ayrıca medyanın ilgi ve desteğinin alınması halinde uyuşturucu ile mücadelede de ciddi anlamda çalışmaların yapıldığı noktasında toplumda bir farkındalık oluşturulabilir ve devletimizin gençlere verdiği önemi ve uyuşturucu sorununun çözümüne yönelik çok yönlü ve kapsamlı çalışmalar yaptığının göstergesi olacaktır. Yapılması planlanan sempozyum ile öncelikle medyadaki bu tür yanlışların tespiti sağlanacak ardından alanında uzman kişilerce bu yanlışlıkların nasıl düzeltilebileceği yönünde fikirler beyan edilecek ve sonuç olarak bir bildiri ile sorun analizi yapılmış olacaktır."

"TÜRKİYE UYUŞTURUCU KONUSUNU ÖNEMSEMELİDİR"

NEHÜ Rektörü Prof.Dr. Mahzar Bağlı ise, Türkiye'nin en önemli sorunlarından birisinin günümüz dünyasının tanımlanmasında kitle iletişim araçlarının uyuşturucu ve diğer alışkanların edinilmesinde en önemli konu olduğunu söyledi. Prof.Dr. Bağlı, şöyle dedi:

"Bununla ilgili nasıl bir yol izlemeliyiz? Üniversiteler bu konuyla ilgili gerekli çalışmaları yapmak durumundadır. En fazla kitle iletişim konusundaki etkilenme 13 ile 18 yaş aralığıdır. Bu yaş aralığında gerçekleşen rol modeli akıl süzgecinden geçirme çocuklar için pek mümkün değil. Uyuşturucu da buna çok benzeyen bir konu. Bugün kitle iletişim aracının dünyada sadece bilgi edinme mekanizması olarak değil bir rekabet alanı olduğunu söyleyebiliriz. İletişimsiz bir insanlık bir ilişkisinin olmayacağını biliyoruz. Her gelen haberin bir kaç kez test edilmesi ve gözden geçirilmesi gerekiyor. Uluslararası medyada bazı örgütlerden bahsederken terör örgütü diye bahsetmesi bilmeden yapılan birşey değil. Bununla ilgili kodlama yapılıyor. Bununla ilgili bilgiyi bize kodluyorlar. Türkiye'nin bu meseleyi çok önemsemesi gerekiyor."

RTÜK Başkanı İlhan Yerlikaya da, bu sempozyumun hayati bir öneme sahip olduğunu ifade ederken, "Gençlerimizi korumamız için bu konu çok önemlidir. Çağımızın en büyük hastalıklarından biri olan uyuşturucu ile mücadele konusunu alan yetkilere bu konuya sürekli sahip çıkmasını istiyorum" diyerek şunları söyledi:

"UYUŞTURUCU İLE İLGİLİ HABERLER UZMANLAR GÖZETİMİNDE YAPILMALI"

"Geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin uyuşturucu bağımlılığı gibi bir hastalıktan korunması son derece önemlidir. Bu mücadele kitleleri yönlendirme etkisi herkes tarafından kabul edildiği bilinmektedir. Medyanın özendirici konularda son derece duyarlı olması gerekmektedir. Bu konuda medyamız hassas davranıyor. Uyuşturucunun zararlarına değiniyorlar. Amerika'da bir lise uyuşturucu ile ilgili bir anket yapılmış. Uyuşturucunun zararları anlatılmış. 3-5 ay sonra o okulda anket yapılmış ama, uyuşturucuya başlayanların sayısının arttığı görülmüş. O nedenle uyuşturucu ile ilgili haberler uzmanlar gözetiminde yapılmalıdır. İlginç haber bulunmaya çalışılır. İşte köpeğin insanı ısırması değil insanın köpeği ısırması haberdir derler. Medyadaki arkadaşlar buna çok dikkat etmesi lazım. RTÜK olarak Türkiye'nin en önemli konuşlarından birinin uyuşturucu ile mücadele olduğunu bilmekteyiz. Burada gerek ülkemizde gerek dünyada uyuşturucu kullanımın küçük yaşlara düştüğü bilinmektedir. Bununla ilgili polis ekiplerimiz çalışmalar yapmaktadır" diye konuştu. Yerlikaya, şöyle konuştu:

"Uyuşturucunun terörle bağlantısı var ve terör kadar tehlikelidir. Üst kurulumuz yaptığımız çalışmalarda yer alan alkol tütün ürünleriyle alakalı bağımlılık konusunda  30 müeyyide kararlar almıştır. Bunlardan 8'i de uyuşturucu ile ilgilidir. Dizilerde ve programlarda 296 müeyyide kararı alınmıştır. Haberlerde keyif diye haber yapılabiliyor. Bu açıdan çocukları teşvik edebiliyor. Birde işte bilmem kaç milyon değerinde uyuşturucu yakalandı diyor. Bu da paraya meyilli olan kişileri teşvik edebiliyor. İnsanların en mutlu ve riskli anlarında riskler vardır. Medyada zaman zaman gördüğümüz gibi uyuşturucu baronu yakalandı haberi gibi örnekler sayabiliriz. RTÜK 2010 yılında uyuşturucuyla ilgili çalışmalar yapmıştır. Haberlerde neler yapılmalı gibi kitapçık hazırlandı. Medyamız buna uyuyor. Bu bağlamda gençlerin nasıl karşı koymalarına yönelik dikkat edilmesi gerekenler hazırladığımız kitapçıkta bulunuyor. Gençliğimde etrafımda herkes sigara kullanıyor. Herkes birbirine sigara ikram ediyor. Ben kullanmıyorum. Sanki cimriymişim gibi kimseye sigara tutamıyorum. Sonra sigara aldım 3 ay taşıdım. Bana hiçbir faydası olmadı. Sigara kullanmadım. Bizler RTÜK olarak çocuklarımızın uyuşturucu ve zararlı maddelere karşı mücadele edeceğimizi belirtmek istiyorum."

"UYUŞTURUCU BELASI KÖYLERİMİZE KADAR YAYILMIŞ DURUMDA"

Nevşehir Valisi İlhami Aktaş da sempozyum açılışında yaptığı konuşmada uyuşturucunun köylere kadar yayıldığına dikkat çekti. Aktaş, "Benim 25 yıllık meslek hayatımda bir personelin başarılı olması kendisine verilen görevden dolayı değildir. Asıl başarı bizim toplumun derdiyle dertlenmek. Toplumun başındaki belaları kendi derdimiz bilmek. Mülki idare olarak görevlerimiz, hem de yetkilerimiz müsait. Bu anlamda arkadaşlarımız fikri getirdiği zaman Uyuşturucu belasını, haftada 15 günde bir kendi ailemizde gibi yaşıyoruz. Makama gelen ailelerden çocuklardan dolayı yaşıyoruz. Maalesef köylerimizde bile bu yaygınlaşmış durumda. O yüzden buna kayıtsız kalmamız mümkün değil. Terör örgütleri gibi tam bir terör örgütü gibi tüm insanlığımızı tehdit etmektedir. Hepimiz bu gemideyiz. Bu anlamda çok önem verdiğimiz için elimizden gelen tüm desteği gösterdik. Umarım bu sempozyum ülkemizde bir farkındalık oluşturur."

Açılış konuşmalarının ardından CNNTurk haber spikeri Büşra Sanay'ın sunumuyla, moderatör Dr. İrfan Barut'un başkanlığındaki "Uyuşturucu ve medya" konulu panelde Prof. Dr. Şafak Ertan Çomaklı, Doç.Dr. Levent Eraslan, CNN Haber Müdürü Ali Güven de bir konuşma yaptı.

"UYUŞTURUCU ALIŞKANLIĞI SİGARADAN BAŞLIYOR"

Güven, meslek yaşamında güvenlik ve adliye muhabirliği yaptığını anlatırken, "İstanbul'un sokaklarında olaylar gördüm. Uyuşturucu ile mücadelede medyada çok iş düştüğünün farkındayım. Burada emniyet teşkilatı, yargı, medya var. Mücadelede bazı şeylerin eksik gittiğine yönelik algı oluştu. Burada sivil toplum kuruluşları, özel okulların temsilcileri, otomotiv temsilcileri, bankaların temsilcileri yok. Onların çocukları yok mu? Başka bir ülkede mi yaşıyorlar? 15 Temmuz darbe girişiminden sonra şunu farkettim. Bugüne kadar terör var mıydı?  var. Uyuşturucu kaçakçılığı var mıydı? vardı. Artık şunu gördüm insanlar artık yürümekte zorlanıyor. Bunu araştırdık bu bizi sentetik uyuşturucuya götürdü. Bunlar Kuzey Avrupa'dan geliyor. Sonra şunu düşündük bu ülkemize yapılan sentetik bir saldırıdır. Bu konu Türkiye için topyekun bir savaş olmalı. Uyuşturucu alışkanlığı sigaradan başlıyor. Sigara içen çocuk potansiyel olmalıdır. Okulların etrafındaki bütün kafelerde çocuklar sigara içiyorlar. Böyle kafelerin ruhsatı iptal edilmelidir" ifadelerini kullandı.  

Sempozyumun öğleden sonraki bölümünde ise, 'Uyuşturucu ile mücadeleye medyanın yaklaşımı' panelinde moderatör Prof. Dr. Hasan Ali Karasar yönetiminde Prof.Dr. Serap Anette Akgür, Prof.Dr.Zehra Arıkan, Prof.Dr. Nimet Karataş ve Prof. Dr. Şafak Ertan Çomaklı birer sunum yaptı.

Görüntü Dökümü:

------------------------

-RTÜK Başkanı Yerlikaya' nın konuşması

-Vali Aktaş'ın konuşması

-Üniversite Rektörü ve Emniyet Müdürü'nün konuşmaları

-CNN Haber Müdürü Ali Güven'in konuşması

-Genel detay                 

(Haber: Oktay ENSARİ-Olcay DÜZGÜN -  Kamera: Sinan KORKMAZER/KAYSERİ,DHA)