Dha yurt bülteni-7

Dha yurt bülteni-7

Emirdağ'da gurbetçiler ekonomiye katkı sağlıyor Afyonkarahisar'ın Emirdağ ilçesi yaz aylarında gurbetçilerin akınına uğruyor.

Dha yurt bülteni-7

Emirdağ'da gurbetçiler ekonomiye katkı sağlıyor 

Afyonkarahisar'ın Emirdağ ilçesi yaz aylarında gurbetçilerin akınına uğruyor. Kışın ilçe genelinde 40 bini bulan nüfus yaz aylarında gurbetçilerin gelmesiyle 150 bini geçiyor. Gurbetçiler ilçe ekonomisine ciddi katkı sağlıyor.
Belçika başta olmak üzere Avrupa'nın birçok ülkesinde gurbetçisi bulunan Emirdağ'ın nüfusu, yaz aylarında gurbetçilerin dönmesiyle yoğunlaşıyor. İlk göç 1960 yılında başlarken, her geçen gün büyüyen göç dalgası ile Avrupa ülkelerinde Emirdağlı sayısı arttı. Avrupa ülkelerinde ilk başta işçi olarak çalışan Emirdağlılar gün geçtikçe kendi işlerinin de sahibi oldu. Emirdağ nüfusuna kayıtlı olup Avrupa ülkelerinde çalışan gurbetçi sayısının 200 binleri bulduğu belirtilirken, yaz aylarında ilçenin nüfusu 40 binden 150 binlere ulaşıyor.
YAZ DÖNEMİNDE YOĞUNLUK YAŞANIYOR 
Belçika'daki Emirdağlılar arasında bakan, milletvekili, belediye başkanı, başkan yardımcısı, iş insanları ve değişik firmalarda üst düzey yöneticilik yapanlar da bulunuyor. Seneler önce çalışmak için Emirdağ'dan ayrılan gurbetçiler, yaz tatillerini de genellikle memleketlerinde geçiriyor. Yazın yaşanan gurbetçi yoğunluğu Emirdağ ekonomisinin yanı sıra Afyonkarahisar ve Eskişehir'e de ciddi katkı sağlıyor.
'GURBETÇİLERİMİZ EKONOMİMİZE KATKI SAĞLIYOR'
Emirdağ'da oturan Mithat Sezer, yaz aylarında Emirdağ nüfusunun hızla artmasıyla gelen gurbetçilerin ekonomiye katkı sağladığını söyledi. Sezer, "Emirdağ'ın şu anda 18 bin, 19 bin nüfusu görünüyor. 7'nci ayın 15'inden itibaren Emirdağ'ın nüfusu aşağı yukarı 100 bini buluyor. Şimdi 100 bin kişi geldiği zaman burada A'dan Z'ye simitçisinden manifaturacısına kadar dışarıda bulamadıkları giysileri olsun Emirdağ'da bulma imkanları oluyor. Gurbetçilerin Emirdağ'a çok büyük katısı ve faydası var" dedi. 
200 BİNE YAKIN İNSAN GELİYOR
İlçe esnafından Süleyman Kocabıçak, Emirdağ'ın ekonomisinin yüzde 90'ını gurbetçilerin oluşturduğunu söyledi. Kocabıçak, şöyle konuştu:
"Ekonomimizin zaten yüzde 90'lık kısmını gurbetçilerimiz oluşturuyor. Döviz girdisi ilçemize büyük oranda artıyor. İlçe nüfusumuz yaklaşık 10 katına çıkıyor. 150- 200 bin civarında toplamda giren çıkan hemşehrimiz oluyor. Bu da ekonominin büyük bir kısmını oluşturuyor."
'BURADA OLMAK GÜZEL'
Belçika'da yaşayan gurbetçi Güllü Aslan, memleketi Emirdağ'da olmaktan çok mutlu olduğunu belirtti. Aslan, "Memleketime geldiğim zaman çok güzel hissediyorum. Kendi memleketim çok keyifli. Güzel bir şey, huzur buluyoruz. Burada akraba ziyaretlerimizi ve tatilimizi yapıp dönüyoruz" diye konuştu.
'15 İLDEN DAHA BÜYÜĞÜZ'
Emirdağ Belediye Başkanı AK Parti'li Serkan Koyuncu da Emirdağ ilçesine gurbetçilerin ekonomik olarak önemli katkı sağladığını vurguladı. Yaz aylarında artan nüfusları ile de 15 ilden daha büyük olduklarını aktaran Başkan Koyuncu, şöyle dedi:
"Gurbetçilerimiz bizim yılda en az 1.5- 2 ay boyunca bizim misafirimiz oluyor. Ekonomimize ciddi anlamda katkıları var. Geldiklerinde gerek düğünlerini gerek alışverişlerini ilçemizde yapmaları ciddi anlamda katkı veriyor. İlçemiz aslında bir turizm ilçesidir. Kış nüfusumuz yaklaşık 18 bin 500 olmasına rağmen yaz nüfusumuz sadece merkez 100 binlere dayanırken bu rakam köylerimizle beraber 150 bini geçiyor. Bu nüfus yaklaşık 10-15 ilden daha büyük nüfusa sahip bir ilçe demektir. Bu insanlarımızın tabii ki bir sürü şeye ihtiyacı var. Nedir bunlar? En kötü ihtimal yemek yiyip kıyafet alıyorlar. İlçemizin her sektörü bu durumdan faydalanıyor. Biz burada misafirlerimizi Emirdağ'da ağırlamaktan mutluyuz, memnunuz."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
--------------
Emirdağ şehir merkezinden detaylar
Araçların plakalarından detaylar
Pazardan detaylar
Mithat Sezer ile röp
Süleyman Kocabıcak ile röp 
Güllü Aslan ile röp
Belediye Başkanı Koyuncu ile röp
Koyuncu'dan detay
Genel detaylar
HABER-KAMERA: Satılmış AKKAŞ/AFYONKARAHİSAR,
============================

3 turist canlı heykel sanatçısının bahşiş kutusundan para aldı

Antalya'nın Kemer ilçesinde canlı heykel performansı sergileyerek geçinmeye çalışan Emre Balım'ın (24) bahşiş kutusuna atılan parası biri kadın 3 yabancı turist tarafından çalındı. Olay anı o sırada çekim yapan bir kişinin cep telefonu kamerasına da yansıdı. Emre Balım, "Bağış kutumdan emeğimi çaldılar. Benim takıldığım nokta emeğimin çalınması değil sanata yapılan saygısızlık" dedi.
Antalya'da bir otelde aşçılık yaparken geçen ocak ayında mesleğini bırakarak sokaklarda canlı heykel performansı sergilemeye başlayan Emre Balım, bugüne kadar 5 ilde gösteriler yaptı. Geçen hafta Kemer'e gelen Emre Balım, burada da yerli ve yabancı turistler için sanatını icra etmeye başladı. Üzerinde Mustafa Kemal Atatürk'ün "Bir millet sanattan ve sanatkardan mahrumsa, tam bir hayat sahibi olamaz" sözlerinin yazılı olduğu dövizi ve bahşiş kutusunu önüne koyan, giydiği özel kıyafetiyle heykel gibi hareket etmeden durarak yaptığı şovuyla geçimini sağlamaya çalışan Emre Balım, bu gösterilerinde birinde hırsızlık mağduru oldu. 
İKİSİ OYALADI, DİĞERİ ÇALDI
Geçen hafta yaşanan olayda, Emre Balım, performans sergilediği sırada yanına gelen 1'i kadın 3 yabancı turist kendisiyle fotoğraf çektirmek istedi. Fotoğraf çekildiği sırada 2 turist Emre Balım'ı oyalamaya çalışırken, diğer erkek turist ise bahşiş kutusundan para aldı. Turistin kutudan para aldığını gören Emre Balım, geri bırakmasını istedi ancak turist bunu geri çevirdi. Turistler daha sonra olay yerinden hızla uzaklaştı. Olay anı ise o sırada Emre Balım'ın performansını görüntüleyen başka bir kişi tarafından cep telefonu kamerasıyla görüntülendi. Yanına gelen turistlerden 2'si Emre Balım'ı oyalarken, diğerinin bahşiş kutusundan parayı aldığı anlar görüntüye yansıdı.
'YAPTIKLARI GERÇEKTEN ÇOK AYIP'
Emre Balım, "Burada yaşadığım kötü bir olay oldu. Bağış kutumdan emeğimi çaldılar. Benim takıldığım nokta emeğimin çalınması değil sanata yapılan saygısızlık. Olay günü tanımadığım 3 kişi yaklaştı. Bir kişi önümü kapatmaya çalışıyor kırmızılı kadın. Diğer şapkalı olan kişinin ise çantamdan parayı aldığını gözümle gördüm ve videoya da yansıdı. Yaptıkları gerçekten çok ayıp. Sanata saygılı olmaları gerekiyor. İsterlerse sanatımı canı gönülden öğretirim o kişilere. Onlar da alın teriyle para kazanmanın ne olduğunu anlayabilir" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
--------------
Emre Balım'ın performansından detay
Emre Balım'ın bağış kutusunun önündeki Atatürk'ün sanat ile ilgili sözünün yazılı olduğu kağıt detayı
Emre Balım'ın performansından detay
Bağış kutusu detay
Emre Balım röportaj
Olay anında çekilen cep telefonu görüntüsü
HABER- KAMERA: Levent YENİGÜN/KEMER (Antalya),

============================

Sinop'ta av sezonu başladı, AK Parti'li ve CHP'li vekil karşılıklı oynadı

Sinop'ta, denizlerde av yasağının 1 Eylül'de bitmesiyle yeni sezona başlayacak olan balıkçılar için etkinlik düzenlendi. Duaların okunup, yerel sanatçıların konser verdiği etkinlikte AK Parti Sinop Milletvekili Dr. Nazım Maviş ve CHP Sinop Milletvekili Barış Karadeniz karşılıklı oynadı. Etkinliğin ardından balıkçılar, 'Vira bismillah' diyerek Karadeniz'e açıldı.

Denizlerde 15 Nisan'da başlayan dip trol ve gırgır ağları ile avcılık için genel av yasağı, 1 Eylül itibarıyla sona erdi. Karadenizli balıkçılar da yeni av sezonu için son hazırlıklarını tamamladı. Türkiye'de av yasağının kalkmasıyla birlikte Sinop'ta da balıkçılar, İskele Meydanı'nda düzenlenen etkinlikle 'Vira bismillah' dedi. Yerel sanatçıların konser verdiği etkinliğe, AK Parti Sinop Milletvekili Dr. Nazım Maviş ve  CHP Sinop Milletvekili Barış Karadeniz de katıldı. İki milletvekili çalan şarkılar eşliğinde karşılıklı dans edip, oynadı. Etkinlikten sonra balıkçılar, edilen duaların ardından tekneleriyle Karadeniz'e açıldı. Balıkçılar ise işaret fişekleri ve sirenlerle, kıyıdaki coşkulu halkı selamladı.

'DUALARLA YOLLAYALIM İSTEDİK'
Sinop Belediye Başkanı Barış Ayhan, balıkçılara bereketli bir sezon geçirmesi temennisinde bulunarak, "Balıkçılarımız hırçın Karadeniz'de ekmeklerini arayacak. Bizde balıkçılarımızı sessiz sedasız göndermeyelim istedik. Eğlencelerle ve dualarla uğurlamak istedik. Dilerim ki bu sezon balıkçılarımız için daha verimli, bol kazançlı ve aynı zamanda kazasız belasız burada karşılarız" dedi.

'SEZONDAN ÜMİTLERİMİZ ÇOK'
Abalı Su Ürünleri Kooperatif Başkanı Ömer Tuncer ise yeni sezondan umutlu olduklarını ifade ederek, "2019-2020 sezonunda ümitlerimiz çok. İnşallah kazasız belasız bol kazançlar dileyerek bu sezona başlayacağız. Geçtiğimiz yıl ilk başlarda balık gözüküyordu ancak, bu yıl az gözüküyor. Ama bu demek değildir ki balık olmayacak, benim hala ümidim var. Denizlerimizde iklim şartları farklılaştı. Bu anlamda balıkçılık için olumlu olmaya başladı. Başta hamsi olmak üzere diğer balıkların olacağını tahmin ediyoruz" diye konuştu.

'HEYECAN BAŞLIYOR'
Sinoplu balıkçı İsmail Değer, "Aranın ardından yeni bir heyecan başlıyor. İnşallah bütün balıkçılarımız için hayırlı uğurlu olur. İnşallah bütün emeklerinin karşılığını alırlar, tek temennimiz bu. 1 Eylül itibariyle gemilerin dışarıya çıkması, balıkları tutması. Herkeste bir heyecan var, 'Vira bismillah' diyecekler. Hep beraber ' Vira bismillah' diyeceğiz" dedi.

Görüntü Dökümü
-----------------------
-Etkinlik görüntüleri
AK Parti ve CHP Sinop Milletvekilinin karşılıklı oynaması
İskele meydanı ve iskelede gerçekleşen törenden görüntüler
Balıkçıların iskeleden ayrılması
Diğer detaylar
HABER KAMERA: Deniz ÖZEN/SİNOP-DHA
============================

Köylerde kışlık salçalar hazırlanıyor
 
Çanakkale'nin köylerindeki evlerde, kış mevsimi için hazırlıklara başlandı. Kış için hazırlanan yiyeceklerin başında her yemeğin ana malzemelerinden biri olan salça geliyor. Emekli öğretmen Mehmet Aydemir, sabahın erken saatlerinde kalkıp hazırlamaya başladıkları salçanın el yapımı olmasının hem daha ekonomik hem de daha sağlıklı olduğunu söyledi.

?Domatesiyle meşhur olan Çanakkale'de, yazın bitmesiyle birlikte kış için yiyecekler de hazırlanmaya başlandı. Erişte, yufka, tarhana gibi yiyeceklerin yanı sıra, kış aylarında tarlada domates bulunmaması nedeniyle en çok ihtiyaç duyulan ve yemeklerin en çok kullanılan malzemesi olan salça da büyük bir zahmetle hazırlanıyor. 

Sabahın erken saatlerinde, domatesler ve biberler yıkanıyor. Ardından, sebzeler tek tek doğranıyor. Ocaklar yakılıp, büyük tavalara doğranan domates ve biberler dökülüyor. Kazandaki domates ve biberler saatlerce suyunu çekene kadar karıştırılıyor. Saatler sonra kazanda eriyen domates ve biberlerin çekirdek ve kabuklarını ayırmak için salça makinesinden geçiriliyor. Yeniden tavaya alınan malzeme bir müddet daha kaynatılıp karıştırılarak salça kıvamına geldiğinde tuz ve şeker ilave edilip sıcak olarak kavanozlara konularak kapakları kapatılıyor. Böylelikle, salça hazır hale gelmiş oluyor. Salçaların evde hazırlanmasının ilk nedenini gelenek olarak açıklayan köylüler, arkasında 2 önemli neden daha olduğunu söylüyor. Evde yapılan salçanın hem daha ekonomik hem de daha sağlıklı olduğunu belirtiyor.

'SAĞLIK GÜNDEME GELİNCE ZORLUKLAR UNUTULUYOR'
Çanakkale'nin Biga ilçesine bağlı Balıklıçeşme köyünde eşi Ayşe Aydemir ile birlikte kışlık salçalarını hazırlayan emekli öğretmen Mehmet Aydemir de salça yapımımın zorluklarını anlattı. Çanakkale merkezinde yaşamalarına rağmen salça yapımı için köydeki evlerine geldiklerini belirten Mehmet Aydemir, salça yapmanın uğraş gerektiren zor bir iş olduğuna dikkat çekti ve "Ancak sonuçta sağlık gündeme gelince o zorlukları insan unutuyor" dedi.

'SALÇA YAPILACAK OLAN BİBER VE DOMATESLER ETLİ OLMALI'
"Salça yemeklerimizin ve kahvaltımızın olmazsa olmazıdır" diyen Mehmet Aydemir şöyle konuştu:
"Yıllardan bu yana sürekli salça yaparız. Salça yapmak istediğimiz biber ve domateslerimizin çok olgun ve etli olması gerekiyor. Salçanın lezzetli olması için suyu bitene kadar kazandaki domates ve biberlerin pişmesi lazım. Suyun kaynama süresi ortalama 5- 6 saat sürebiliyor. Kaynadıktan sonra makine ile domateslerimizin kabuklarını ve çekirdeklerini ayırıyoruz. Tekrar tavaya koyup, belli bir kıvama gelene kadar kaynatıyoruz. Tavanın altı tutmaması için devamlı karıştırıyoruz. Eğer tavanın altı tutarsa sağlıklı bir salça olmaz. Salçayı muhafaza eden zaten attığımız tuz. Tuzu ne kadar fazla atarsak, salçamız uzun süre dayanabilir. Salçamız piştikten sonra kavanozumuza koyuyoruz. Kavanozun kapağını kaparken de çok sıkmamak lazım. Eğer çok sıkarsak diş atlama oluyor, salçamız bozulabilir. Kapak alta gelecek şekilde kavanozu ters çeviriyoruz. Salça dolumu bittikten sonra kavanozların üstünü örtüyoruz. Bir gün bekletiyoruz, kapakları güzel tutsun diye. Bir gün sonra kavanozları çevirip, soğuk bir ortamda aylarca muhafaza ediyoruz."

'TER İÇİNDE KALABİLİYORSUNUZ' 
Balıklıçeşme köyünde her evde salça yapıldığını söyleyen Mehmet Aydemir, bunun köylerde bir gelenek haline geldiğini belirterek, "Şu anda köyü gezseniz 20 ya da 30 evde salça yapılıyordur. Her yıl köyümüzde salça yapılır. Maliyeti de ucuz. Eğer satın alırsanız kavanoz fiyatı 25 ile 28 TL arasında, ama kendiniz yaparsanız 5-6 TL'ye mal edebilirsiniz. Tabi biraz uğraş istiyor. Ter içinde kalabiliyorsunuz. Günün yorgunluğunu, sabah kahvaltısında bu yaptığımız salçayı yediğimiz zaman unutuyoruz. Ayrıca eşe dosta ikram etmenin mutluluğu da var. Kendimiz salça yaptığımız zaman daha ekonomik ve daha sağlıklı oluyor. Dışarıdan aldığımız salçaya göre fiyat çok daha düşüyor. Dışarıdan salça alsak ne kadar sağlıklı olduğunu bilemiyoruz. Sağlık açısından en azından kendimiz yaptığımız zaman ne yediğimizi biliyoruz. Biraz zor oluyor. Uğraş gerektiriyor. Ama sağlıklı olduğu için o emeğimizin karşılığını alıyoruz" dedi.

Görüntü Dökümü
-----------------------
Domateslerin ve biberlerin yıkınması ve doğranmasından görüntü.
Büyük bir tava içindeki domotes ve biberlerin karıştırılmısından görüntü.
Mehmet Aydemir ile röp.
Eşi Ayşe Aydemir ile röp. 
Burak Gezen anons.
Haber-Kamera: Burak GEZEN- Mustafa SUİÇMEZ/BİGA (Çanakkale),


Kaynak: DHA