DHA YURT BÜLTENİ - 6

DHA YURT BÜLTENİ - 6

Kayseri'de DEAŞ operasyonu: 9 gözaltıKayseri'de, DEAŞ terör örgütü adına faaliyet yürüttükleri belirlenen Suriye ve Irak uyruklu kişilere yönelik operasyonda 9 kişi gözaltına alındı.

DHA YURT BÜLTENİ - 6

Kayseri'de DEAŞ operasyonu: 9 gözaltı

Kayseri'de, DEAŞ terör örgütü adına faaliyet yürüttükleri belirlenen Suriye ve Irak uyruklu kişilere yönelik operasyonda 9 kişi gözaltına alındı.
İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, DEAŞ terör örgütünün eylem ve faaliyetlerine yönelik soruşturma kapsamında, belirlenen adreslere şafak vakti operasyon düzenledi. Operasyonda, terör örgütü adına faaliyet yürüttüğü belirlenen Suriye ve Irak uyruklu 9 şüpheli, kaldıkları evlerde gözaltına alındı. Şüpheliler, Devlet Hastanesi Adli Tabipliği'nde sağlık kontrolünden geçirilerek emniyete götürüldü.

Görüntü Dökümü
--------------
-Zanlıların Adli Tabipliğe getirilişi
-Emniyet Müdürlüğünden görüntü
-Genel detay

Süre: 1.51-277 MB

KAYSERİ,

================

Kelebek hastası Ünal'a 40'ıncı ameliyat

Antalya'da doğuştan kelebek hastası (Sistemik Lupus Eritematozus) Ünal Önder (17), ellerini kullanabilmek için 40'ıncı ameliyatını oldu. Kelebek hastalarının el ve parmaklarının kıymetini bilmesi gerektiğini vurgulayan Önder, okul arkadaşlarına da daha yardımsever ve çevrelerine duyarlı olmaları çağrısında bulundu.
Doğuştan kelebek hastası (vücutta pek çok organı birden tutan romatizmal bir hastalık) Ünal Önder, 40'ıncı ameliyatını Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde oldu. Osmaniye Düziçi Fen Lisesi 11'inci sınıf öğrencisi Ünal Önder, hastalığından dolayı yaşadığı zorlukları anlatırken, "Okul şartları benim için zor, yazı yazmam, kitaplarımı tutmam gerekiyor. Bu gibi işlerimi yapmakta zorlanıyorum. Çünkü elim kapanıyor, 10'uncu sınıfın sonunda iyi bir sonuçla karnemi aldım ve Antalya'ya geldim" dedi.
HEDEFİM BÜYÜK
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'ne gelerek, Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Ömer Özkan ile görüştüğünü belirten Ünal Önder, "Özlenen hocamızla uzun görüşmelerimiz oldu. Hocamız neden ameliyat olmak istediğimi sordu, ben de anlattım. Fen lisesini bitirmek ve genetik mühendisi olmak istediğimi fakat her insanda olduğu gibi bende de bir değişim yaşandığını anlattım. 'Artık psikolog olmayı düşünüyorum' dedim. Çünkü insanların bilimden daha öte duygusallığı bıraktığını, birbiriyle yardımlaşmadığını, kenetlenmediğini gördüm. Birçok insanın akraba ziyaretini bıraktığını gördüm. Bunun gibi şeyler artık daha çok yaşanır oldu. Ben de geleceğin mesleği olarak bunu gördüm ve artık psikolog olmak istiyorum. Tüm bunları doktorum Özlenen hanıma anlattım, o da benim hedefimin büyük olduğunu anladı. Ameliyat olmam gerektiğini söyledi. Hemen yatışımız yapıldı ve ameliyatım yapıldı" diye konuştu.
KELEBEK HASTALARINA TAVSİYE
En büyük yardımcılarının anne ve babası olduğunu anlatan Ünal Önder, "Annem ve babam olmasa hiçbir şey yapamazdım. Yaşamımın yüzde 90'ını onlara borçluyum" dedi. Türkiye'de sayıları 400'ü bulan kelebek hastalarına da bir dizi tavsiyede bulunan Önder, şöyle konuştu:
"Ben hep şöyle düşünmüştüm. Elim hastalığım nedeniyle kapanacak, ameliyat olup açtıracağız. Bunun hep böyle olacağını sanmıştım. Fakat bu ameliyattan sonra Özlenen hocam, yaşımın ilerlediğini ve kemik gelişimimin tamamlandığını, kollarımda ve bileklerimde sinirlerde kısalma olduğunu söyledi. Bunlar artık geçici değil. Yaşım ilerlediği için ameliyatlarım daha zorlaşıyor. Tehlikesi büyüyor. Kelebek hastalarına söyleyeceğim tek ve önemli bir şey var. Ellerine sahip çıksınlar. Ameliyat olduktan sonra ben bu hatayı yaptım, onlar bu hataya düşmesin, ellerine ve parmaklarına sahip çıksınlar. Bir parmakları da açılmış olsa ona sahip çıkmalarını, hareket ettirmelerini, olmazsa fizik tedavi tavsiye ediyorum. Sakın ellerini hareketsiz bırakıp kapatmayın."
ARKADAŞLARA MESAJ
Başarıyla bir üst sınıfa geçmiş olmanın sevincini yaşadığını ifade eden Ünal Önder, okul arkadaşlarına da mesajı olduğunu söyleyerek, "Arkadaşlarım daha yardımsever ve çevrelerine duyarlı olursa daha çok sevinirim. Okuldaki en iyi ve yardımsever arkadaşım Tunahan'a teşekkür ediyorum. Bir de çok özlediğim kardeşim Fatma Naz'a selam söylüyorum" dedi.
KELEBEK HASTALIĞI  (Sistemik Lupus Eritematozus) 
Kelebek hastalığı, deride ve mukozada içi su dolu kabarcıklar oluşumuyla kendini gösteren bir hastalık. Vücutta pek çok organı birden tutan romatizmal bir hastalık. Yüzde kelebek tarzında kırmızı döküntüyle karakterize olduğundan halk arasında kelebek hastalığı olarak bilinir. Hastalık deriyi ve deri altına bağlayan yapıları oluşturan liflerdeki maddelerin bazılarının eksik yapımına bağlı olarak gelişim gösterir. Bağlar hafif bir darbe ile kopabilir. Kopması sonucunda deri altında oluşan bölgeye sıvı sızar ve burada bül denilen su kabarcıkları görülür.

Görüntü Dökümü
--------------
Ünal Önder Servis koridorunda anne ve babası ile yürürken görüntüsü
RÖP: Ünal Önder
Anne Oğlunun yaralarına krem sürerken görüntüsü

340 MB/// 03.04"

HABER-KAMERA: Erol AKKIR/ANTALYA,

=================

Van Gölü sahilleri şenlendi

Türkiye'nin en büyük gölü olma özelliğini taşıyan Van Gölü'nün sahilleri, havaların ısınmasıyla birlikte serinlemek isteyenlerle dolup taştı. Doğal güzellikleri ve saklı koylarıyla dikkat çeken Van Gölü'nde, en çok ilgiyi de geçen yıl açılışı yapılan ve denize kıyısı olmadığı halde Türkiye'de ilk kez mavi bayrak verilen Mollakasım Halk Plajı görüyor.
Dünyanın en büyük sodalı gölü, Türkiye'nin de en büyük gölü olan Van Gölü, havaların ısınmasıyla birlikte vatandaşların uğrak yerleri arasında bulunuyor. Denizden yüksekliği yaklaşık bin 700 metre, yüzölçümü 3 bin 713 kilometrekare, derinliği ise yaklaşık 500 metreyi bulan Van Gölü, yani Vanlıların deyimiyle Van Denizi, doğal güzellikleri ve saklı koylarıyla dikkat çekiyor. Denize kıyısı olmadığı halde mavi bayrak verilen ilk plaj olan Van'daki Mollakasım Halk Plajı ise havaların ısınmasıyla birlikte doldu taştı. Uzun geçen kış mevsiminin ardından sıcak havanın tadını çıkaran vatandaşlar, kendilerini Van Gölü sahillerine attı. Van Gölü sahilleri hem göle girmek isteyenlerin hem de piknikçilerle dolup taşarken görüntüler de Ege ve Akdeniz sahillerini aratmıyor.
Yerli ve yabancı turistlerin özellikle İranlıların tercih ettiği Van'da göle girenler, Van Gölü'nde yüzmenin ayrı bir keyif verdiğini belirtti. Bir ziyaretçi, "Doğasıyla, sakinliği ile Van Gölü'nü başka bir yere değişmeyiz. Havası da güzel yaz gelince bunalmıyoruz. ve tatile başka yere gitmeğe gerek duymuyoruz. Buralara da yatırımlar yapılırsa Ege ve Akdeniz sahillerinden bir farkı olmaz" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
------------
-Drone görüntüleri
-Mavi Bayraklı Plajdan genel
-Vatandaşlarla röportaj
-Mangal yakan aileler
-Piknik yapanlar
-Sahilden ve yüzenlerden genel ve detaylar

Haber-Kamera: Gülay KUYUCU- Orhan AŞAN/VAN, - 

================

Adana'da bin litre kaçak boğma rakı ele geçirildi

Adana'da bir eve yapılan kaçak içki operasyonunda bin litre satışa hazır boğma rakı ele geçirildi.
Adana Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Kaçakçılık Suçları Büro Amirliği ekipleri Seyhan ilçesindeki Hadırlı Mahallesi'nde bir evde kaçak boğma rakı üretildiği ihbarını aldı. İhbar üzerine 1 haziran günü saat 19.00 sıralarında polis ekipleri eve baskın yaptı. Evde yapılan aramada satışa hazır bin litre boğma rakı ile fermente halde boğma rakı ele geçirildi. Olayla ilgili Ş.A. gözaltına alınarak sorgulanmak üzere emniyete götürüldü.

Görüntü Dökümü
------------
-Variller içirisindeki kaçak içkiler
-Polis ekiplerinin kaçak içkileri dökmesi

SÜRE: 01'54" - BOYUT: 210 mb

Haber: Nuri PİR-Kamera: ADANA,

==================

Fuhuştan gözaltına alınıp sınır dışı edilmişti: HİV virüsü çıktı

Karaman'da, polisin yaptığı fuhuş operasyonunda gözaltına alındıktan sonra sınır dışı edilen Azerbaycan uyruklu Havatan M.'nin (35), yapılan sağlık kontrolünde  cinsel yolla buluşan ve AIDS'e yol açan insan bağışıklık yetmezliği (HİV)  virüsü taşıdığı ortaya çıktı. 
Karaman Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü'ne bağlı Ahlak Büro Amirliği ekipleri, Mehmet D. (50), Hasan Hüseyin D. (53) ile Erdal Y.'nin (46) yabancı uyruklu kadınları kente getirdiği ve otomobilde para karşılığı erkeklerle cinsel ilişkiye zorladığı bilgisini aldı. Şüphelileri, teknik ve fiziki takibe alan polis,  geçen cumartesi günü kentin en işlek caddelerinden birinde fuhuş pazarlığı yapan Mehmet D., Hasan Hüseyin D., Erdal Y. ile Havva C. ve Azerbaycan uyruklu Hatavan M.'yi gözaltına aldı. 'Çavuş' lakaplı Mehmet D.'nin, kentteki lisede memur olarak görev yaptığı belirtildi.
SINIR DIŞI EDİLMİŞTİ
Havva C. ve Havatan M., emniyetteki sorgusunun ardından serbest kaldı. Havatan M., sınır dışı edilirken, adliyeye sevk edilen Mehmet D., Hasan Hüseyin D. ve Erdal Y. ise çıkarıldığı mahkemece adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 
Sınır dışı edilen Havatan M.'nın yapılan sağlık kontrolünde cinsel yolla buluşan ve AIDS'e yol açan insan bağışıklık yetmezliği (HİV) virüsü taşıdığı ortaya çıktı.

Görüntü Dökümü
-----------
Şebeke üyelerinin sağlık kontrolüne getirilmesi
Genel detay

Haber- Kamera: Muammer ŞEN KARAMAN DHA))

====================

Dededen toruna 4 kuşaktır bakırcı

Afyonkarahisar'ın Sandıklı ilçesinde oturan Üstün ailesi 4 kuşaktır bakırcılık yapıyor. Aile ata mesleğini yaklaşık 100 yıldır devam ettiriyor.
Eski Sanayi Sitesi'ndeki 4 bakırcı esnafından Ahmet Üstün (53), Mehmet Üstün (48) ve Hidayet Üstün kardeşler, mesleği babaları Ali Üstün'den, babaları da annesinin babasından öğrendi. Kardeşlerden Hidayet Üstün, 8 yıl önce yaşamını yitirdi. Ata mesleğini sürdürmeye çalışan 2 kardeş, işi Mehmet Üstün'ün oğlu Alaattin (22) ile Hidayet Üstün'ün oğlu Ali Üstün'e (30) öğretti. Ailenin dördüncü kuşak bakırcısı olan kuzenler mesleği yaşatmak için çalışıyor.
'MESLEĞİ BABAMIZIN TORUNLARI YAPIYOR'
Mesleğini babasından, onun da dedesinden öğrendiğini söyleyen Ahmet Üstün, "Şimdi de babamın torunları yani bizim evlatlar bizimle çalışıyor. Ben 53 yaşımdayım, çocukluğumda Sandıklı'da 72 bakırcı vardı. 1970'lerde 45 esnaf kaldı. Ama şu an 4 bakırcı esnafı kaldı" dedi.
TÜRKİYE VE DÜNYADAN SİPARİŞ
Bakırcılığın güçle ve bedenle yapılan bir iş olduğunu anlatan Ahmet Üstün, "Alın terlemeden, bakırı dövmeden şekle girmez. Bakır illa o dayağı yiyecek. Dövdükçe bakır güzelleşir. Bir de sağlıklı. Mutfak eşyası olarak sağlıklı. Yalnız günümüzde mutfaktan çıktı. Şimdi biz cami alemleri, cami aksesuarları, cami levhaları üzerinde çalışıyoruz. Türkiye'nin her tarafına gönderdik. En son Hakkari'ye gönderdik. Erbil'e geçen sene yaptık. Arnavutluk'a, Kırım'a, Amsterdam'a yaptık. Yunanistan'a, Bosna'ya yaptık" diye konuştu.
'MESLEK ÖLMEK ÜZERE'
Çırak bulma şansları olmadığını kaydeden Ahmet Üstün, şöyle dedi: "Çıraklar şimdi hep memurluk peşinde. Çiftçilik, hayvancılık nasıl öldüyse bizim el sanatları da mutlaka ölecek. Gençlerimiz şu an özveride bulunmadığı için bitmek üzere. Aslında el sanatları bir ülkenin tarihi kültürüdür, mirasıdır. Benim yaptığım bir işlemenin 100 yıl sonra bir tarihi değeri olur. Artı kültürümüzü de yansıtır. Ama gençlerimiz para kazanamadığı için çalışmak istemiyor. İnsanlarımız elleri nasırlı olsun istemiyor. Memurluk, basit işler, çok güzel işler aranıyor. Bunun için de meslek ölmek üzere."

Görüntü Dökümü
--------------
Bakırcı ustaları toplu çalışırken çalışmalarından görüntü
Hidayet Üstün'ün(ölen kardeş) oğlu Ali üstünün çalışmasından görüntüler
Bakır lehim yapılırken yakın görüntü
Mehmet Üstün'ün oğlu Alaattin üstün çalışmasından görüntü
Mehmet Üstün bakır işlerken görüntü
Bakıra yakın çekiş vurulurken görüntü
Ahmet Üstün çalışmasından görüntü
Ahmet Üstün bakıra çekişle döverken yakın görüntü
Ahmet Üstün çalışmasından görüntü
RÖP: Ahmet Üstün (Üstün ailesinin en büyükleri)
Bakırcı ustaları çalışmalarından görüntü

415 MB///  03.45"

Haber-Kamera: Ahmet DAĞLI/SANDIKLI (Afyonkarahisar),

===================

Yahyalı'da kiraz hasadı başladı

Kayseri'nin elması, kayısısı ve kirazıyla ünlü Yahyalı ilçesinde kiraz hasadı başladı.
Geçtiğimiz yıllara oranla bu yıl daha fazla kirazın olduğu ilçede, mahsul toplanmaya başladı. Çevre illerden gelen mevsimlik işçiler de kiraz hasadına katıldı. Tarım işçileri, ağaçlara çıkarak özenle kirazları topluyor. Yıllık 3 bin ton siyah, Napolyon ve sarı kirazın üretildiği Yahyalı'da toplanan ürünlerin bir bölümü yurt içi pazarında satılırken, bir bölümü de Azerbaycan, İran ve Yunanistan gibi komşu ülkelere ihraç ediliyor.
Üretici Faruk Akı, kiraz ağacının bakımının son derece zahmetli olduğunu belirterek, "Yahyalı, kirazı ile meşhurdur. Haziran ayının gelmesiyle birlikte kirazları toplamaya başladık. Kısa bir zaman sonra da vişne toplayacağız. Bölgenin yüzde 90'ı tarımla uğraşıyor. Yahyalı bu yıl çok fazla yağış aldığı için hasada geç başladık. Kendi bahçemizde 5 ton kiraz hasadımız oluyor" dedi.
Faruk Akı, Yahyalı kirazını diğerlerinden farklı kılan özelliğinin, Toroslardan gelen su ve yılda 5 kez ilaçlanarak gübrelenmesi olduğunu kaydetti.

Görüntü Dökümü
--------------
Ağaçlardaki Yahyalı kirazlarından görüntü
Kirazlarında işçilerin tarafın toplanması
Yahyalı kirazlarından kasalara doldurulması
Kiraz bahçesi sahibi Faruk Akı ile röportaj
Diğer görüntüler

Süre: 4.03 Boyut: 454 MB

Haber- Kamera: Yasin DALKILIÇ-İlyas KAPLAN/KAYSERİ,

=============================

Havuzların yüzde 60'ında çocuk-yetişkin ayrımı yok

Kimya Mühendisleri Odası Antalya İl Temsilciliği ikinci başkanı Celal Güzelyürek, Türkiye'deki havuzların yüzde 60'ının çocuk ve yetişkin şeklinde ayrı olması şartına uymadığını, havuzun bir kenarının çocuk havuzu olarak ayrıldığını, ancak suyun aynı olduğuna işaret etti.
Celal Güzelyürek, yaz sezonuyla birlikte havuz kazaları, kullanılan kimyasal ilaçlar ve kullanım yoğunluğu nedeniyle oluşabilecek bulaşıcı hastalıklara ilişkin uyarılarda bulundu. Celal Güzelyürek, havuzlar açılmadan önce makine ve elektrik aksamlarından, kimyasal ilaç depolarına kadar her türlü hazırlık ve su analizinin Sağlık Bakanlığı yönetmeliğine uygun yapılması gerektiğini söyledi.
Sıcaklarla birlikte havuzları kullanan insan sayısında ciddi artış olduğuna işaret eden Güzelyürek, yönetmelikteki kimyasal ve mikrobiyolojik parametre dengelerinin bozulması halinde havuzlarda kirliliğe yol açacağını kaydetti. Güzelyürek, kirlenmiş havuzların da başta çocuklar olmak üzere kolera, dizanteri, orta kulak iltihaplanması, gözlerin kanlanması gibi rahatsızlıklara yol açabileceğini dile getirdi.
'MEB LİSE MEZUNU ŞARTINA UYMUYOR'
Bu tür sorunlar yaşanmaması için havuz suyu operatörlerinin iyi eğitilmiş olması gerektiğini anlatan Güzelyürek, eğitim ve sertifikayı veren Milli Eğitim Bakanlığı'nın, Sağlık Bakanlığı'nın 6 Mart 2011 tarihli yönetmeliğine uymadığını öne sürdü. Güzelyürek, "Yönetmelikte havuz suyuna bakacak havuz suyu operatörü olarak tarif ettiği elamanın en az lise mezunu olması gerektiğini ifade ediyor. Ama MEB sertifikasyon eğitimini verdiğinden meslek edindirme amacıyla lise mezunu şartına uymuyor. İlkokul mezunu dahil herkese bu eğitimle sertifika veriyor. Burada yoğun bir kimya anlatılıyor, herkesin anlaması mümkün değil" dedi.
EĞİTİMLERİ İHTİSAS SAHİBİ KİŞİLER VERMELİ
MEB'in eğitim saatini 48 saat-160 saat arasında yapılmasını öngördüğünü de söyleyen Güzelyürek, "Şu kadar saat diye kesin bir saat belirlenmelidir. Ayrıca MEB'in eğiticileriyle ilgili de sorunlar var. İhtisas sahibi, sertifikalı eğitmenler tarafından eğitim verilmesi lazım. Mesela Kimya Mühendisleri Odası'nın ihtisas sahibi, eğitimini almış eğitmenleri var. Bunlardan eğitim alınması lazım. Bugün kimin eğitim verdiği belli değil. Havuz suyu operatörleri iyi yetişmiyor. Ciddi bir kimya bilgisi gerekiyor. Ciddi bir kimya bilgisini bu arkadaşlarımızın anlaması ve havuzda da uygulama şansı yok maalesef" diye konuştu.
YÖNETMELİKTE BAZI PARAMETRELER DEĞİŞMELİ
Celal Güzelyürek, yönetmelikte havuzlarla ilgili bazı parametrelerin değişmesi gerektiğini de belirtti. Güzelyürek, "Uygun olmayan değerler var, bunları gözden geçirmek gerekiyor. Bazı havuzlarda dezenfektan olarak siyanürik asitli klor kullanılıyor. Bunlardaki limitler en az 30, en fazla 100'dür. En az 30'un hiç gereği yok ve hiç olmaması gerekir. En fazla 100 de tehlikelidir. 100'e geldiği zaman havuz suyu klorla dezenfekte ediliyorsa serbest klor miktarı siyanürik asitle birleşiğe girer ve dezenfekte edemez. Siyanürik asitle birleşir. Siz de havuzda dezenfeksiyon işlemini yaptığınızı zannedersiniz. Bu parametrenin gözden geçirilip yeniden düzenlenmesi lazım" dedi.
HAVUZLARIN EN AZ YÜZDE 60'I UYGUN DEĞİL
Bütün bunlara dikkat edildiği takdirde insanlara, çocuklara yüzmeye değer, sağlıklı ve uygun havuzlar sunulabileceğini belirten Güzelyürek, "Aksi halde havuzlarımız birer zehir çanağına döner. Hatta birçok bulaşıcı hastalıkla karşı karşıya kalırız" dedi. Antalya'da ve Türkiye'nin birçok ilinde özellikle 2011 yılı öncesi yapılan otel ve site havuzlarının da yönetmeliğe uygun olmadığını savunan Güzelyürek, "Çocuk havuzlarıyla yetişkin havuzlarının ayrı olması gerekiyor ama en az yüzde 60'ı değil. Havuzun bir kenarı çocuk havuzu ama su aynı, tamamen ayrı olması gerekiyor. Bu da birçok hastalığa davetiye çıkarıyor. Ayrıca oteller ve site havuzları da denetlenmeli. Bu konuda yaşanan personel sıkıntısı da Kimya Mühendisleri Odası'ndan alınacak destekle giderilebilir" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
----------
-Havuz görüntüsü
-Havuzda yüzen çocukların görüntüsü
-RÖP: Celal Güzelyürek
-Detaylar

225 MB/// 02.02"

HABER: Mehmet ÇINAR- KAMERA: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,

=================

Yenişehir'de buğday tanelerini tek tek toplayıp tartıyorlar

Bursa'nın Yenişehir ilçesinde buğday hasadıyla birlikte biçerdöverlerin çalışmaları denetlenmeye başlandı. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün yaptığı denetimlerde, tane kaybının, rekoltenin yüzde 1,5'ini geçtiği saptandığı takdirde biçerdöver sahibine para cezası uygulanacak. 
Biçerdöverlerin yöntemine uygun kullanılmaması yüzünden tanelerin yere döküldüğünü belirten Ziraat Odası Başkanı Sadi Aktaş, kabul edilebilir kayıp oranının 1 dönümden elde edilen buğdayın yüzde 1,5'ini geçmemesi gerektiğini söyledi. Aktaş, "Denetimlerde 50 santimetreye 50 santimetre ölçülerindeki bir demir çerçeve toprağa konuluyor. Bu çerçevenin içinde kalan taneler tek tek toplanıp tartılıyor. Eğer yere dökülmüş bu buğdayların ağırlığı, tarlanın 1 dönümünden elde edilen buğdayın yüzde 1,5'undan fazlaysa, kusurlu biçim nedeniyle biçerdöver sahibine para cezası uygulanıyor" dedi.
Yenişehir Ovası'nda tane kaybının ortalama yüzde 1'lerde kaldığına işaret eden Aktaş, bunun da bir sezonda toplam 600 tonluk bir kayba işaret ettiğini dile getirdi. Ülke genelindeki tane kaybının ise 250 bin ton olarak hesaplandığına dikkat çeken Aktaş, "Denetimlerde en çok, biçerdöverin hızlı sürülerek hasat yapıldığı anlaşılıyor. Biçerdöver sahibi bir an önce işi bitirmek için acele ediyor. Bir biçerdöver, saatte en az 5 kilometre hızla giderek hasat yapabilir. Daha hızlı kullanılırsa, yere dökülen tane sayısı artar" diye konuştu.
Aktaş, bu sezon Yenişehir'in yanı sıra Sakarya ve Adana'dan getirilenlerle toplam 26 biçerdöverin çalıştırıldığını da sözlerine ekledi.

Görüntü Dökümü
----------
-Açıklamalar
-Biçerdöverden detaylar
-Buğday tanelerinden detaylar

Süre: 3.07 dakika, Boyut: 410 MB

Haber-Kamera:  Gürhan ADANA/YENİŞEHİR,(Bursa),

==================

Sosyal medya fenomeni, 3 milyonuncu takipçiyi kutladı

Dünya üzerinde milyonlarca kullanıcısı olan 'Tiktok' adlı uygulamada 3 milyon takipçiye ulaşan sosyal medya fenomeni Ezgi Gizem Akdoğan (Ezgizem), Antalya'da plaj partisinde hayranlarıyla buluştu.
Çektiği kısa videoları Tiktok adlı uygulamada paylaşarak 3 milyon takipçi sayısına ulaşan Akdoğan, mutluluğunu takipçileri ve diğer fenomen arkadaşlarıyla kutladı. Antalyalı sosyal medya fenomenleri Deli mi ne? (Abdü), Yakari ve Kadr gibi isimlerin de yerini aldığı plaj partisi, renkli görüntülere sahne oldu.
3 milyonuncu takipçiye ulaşan Ezgi Gizem Akdoğan, Türkiye'de bu rakama ulaşmanın zorluğunu anlattı. Milyonlarca insanın çektiği videoları izleyerek yorum yaptığını hatırlatan Akdoğan, "Bana arkadaşlarım Tiktok Star diyor. Günümün çoğunluğunu video hazırlayarak geçiriyorum. Çektiğim videolara binlerce 'like' alıyorum, yorumlar yapılıyor, beğeniliyor. Videolarımız akım oluşturuyor. Takipçilerim çektiğim videolara benzer videolar çekerek benimle paylaşıyor. Sevilmek, takip edilmek çok güzel bir duygu" dedi.
Buluşmanın ardından takipçileriyle selfie çekerek sosyal medya hesaplarında paylaşan Ezgi Gizem Akdoğan, buluşmaların süreceğini söyledi.
Ezgi Gizem Akdoğan'ın menajeri Erdem Bilensir ise hedeflerinin 6 ay içinde 10 milyon takipçiye ulaşmak olduğunu belirtti. Bilesir, "Ezgi, önümüzdeki ay ABD'ye giderek dünya starlarıyla birlikte video çekecek" dedi.

Görüntü Dökümü
--------
-İskeleden görüntü
-Ezgizem takipçileri ile selfiee çektirmesi
-Toplu resim çekimi
-RÖP: Ezfi Gizem Akdoğan
-Hayranı bir genç kız ile röportaj
-Detaylar

385 MB/// 03.28"

HABER: İbrahim LALELİ- KAMERA: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,
 


Kaynak: DHA