Dha Yurt Bülteni-5

Dha Yurt Bülteni-5
Demirören Haber Ajansı - Haberler | Güncel

BAYKAN KAYMAKAMI'NIN ARACINA BOMBALI SALDIRI (EK)1)İÇİŞLERİ BAKANI SOYLU: FAİLLERLE İLGİLİ GEREKLİ ARAMALAR YAPILIYORİÇİŞLERİ Bakanı Süleyman Soylu, Siirt'te PKK'lı teröristlerce yola tuzaklanan patlayıcının Kaymakam Mehmet Kocabey'in zırhlı makam aracının geçişi sırasında infilak...

BAYKAN KAYMAKAMI'NIN ARACINA BOMBALI SALDIRI (EK)

1)İÇİŞLERİ BAKANI SOYLU: FAİLLERLE İLGİLİ GEREKLİ ARAMALAR YAPILIYOR

İÇİŞLERİ Bakanı Süleyman Soylu, Siirt'te PKK'lı teröristlerce yola tuzaklanan patlayıcının Kaymakam Mehmet Kocabey'in zırhlı makam aracının geçişi sırasında infilak ettirilmesine ilişkin "Olay olur olmaz kendisiyle konuştuk. Gayet sağlıklı. Faillerle ilgili gerekli aramalar yapılıyor. Onlar da bulunacak ve gereği yerine getirilecektir" dedi. 

İçişleri Bakanı Soylu, Vilayetler Evi'nde düzenlenen Göç İdaresi Genel Müdürlüğü İstişare Toplantısı'nın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Siirt'in Baykan İlçesi'nde terör örgütü PKK mensuplarınca yola tuzaklanan patlayıcının, Kaymakam Mehmet Kocabey'in zırhlı makam aracının geçişi sırasında infilak ettirilmesiyle ilgili Bakan Soylu, "Bugün saat 08.45 sıralarında Kaymakamımız Mehmet Kocabey, yol kontrolünü yapabilmek ve orada inşaat işlerinin nasıl gittiğini takip edebilmek için oraya intikal etmek üzereyken yola döşenmiş EYP ile zarar verilmek istendi. Allah'a şükür, hem kaymakamımızda hem personelimizde herhangi bir yaralanma söz konusu değil. Bir de bütün arkadaşlarımızda, orada zırhlı araç söz konusu. Olay olur olmaz kendisiyle konuştuk. Gayet sağlıklı. Valimiz de hemen yanı başında. Terör örgütüne karşı yürütülen bu büyük mücadelede, hem sabrımızı zorlamaya hem de ortaya koymuş olduğumuz bu kararlılığı etkilemeye çalışacaklardır. Bunlar beklediğimiz şeylerdir; ama ne kararımızda ne de sabrımızda herhangi bir farklılık söz konusu olacaktır" diye konuştu. 

"GEREĞİ YERİNE GETİRİLECEK"

Olayın failleriyle ilgili gerekli aramaların yapıldığını söyleyen Bakan Soylu, "Biliyorsunuz, 20 Haziran'da özellikle Hakkari'de çok iyi yetişmiş bir vatan evladını kaybetmiştik, Murat Üçöz Yüzbaşımız. Çukuca Jandarma Komando Taburumuz, bu gece yaptığı operasyonla fail olan 2 kişiyi etkisiz hale getirildi. Yüzbaşımızın da kanı yerde kalmamış oldu. Biz büyük bir devletiz, büyük bir milletiz. Bu olayda da operasyon hemen başladı. Faillerle ilgili gerekli aramalar yapılıyor. Merak etmeyin, onlar da bulunacak ve gereği yerine getirilecektir" dedi. 

ANKARA/DHA

====================================================

2)KAVGACILARI AYIRIRKEN KALP KRİZİ GEÇİRİP ŞEHİT OLAN POLİS TOPRAĞA VERİLDİ

MERSİN'in Mut İlçesi'nde gözaltına alınan şüphelilerin polis merkezindeki kavgası sırasında kalp krizi geçirerek şehit olan polis memuru 44 yaşındaki Ercan Şimşek, Silifke İlçesi'nde toprağa verildi.

Silifke İmam-ı Azam Camisi'nde düzenlenen cenaze törenine, Silifke Kaymakamı Şevket Cinbir, Mersin İl Emniyet Müdürü Mehmet Şahne, Mut Kaymakamı Mehmet Ali Akyüz, Mut İlçe Emniyet Müdürü Murat Güney, çok sayıda vatandaş ve aile yakınları katıldı. Şehit polis Şimşek'in annesi Fatma Şimşek ve ablası Gülcan Zöğ yakınları tarafından teselli edilirken, cenazede gözyaşları sel oldu. 24 yıl önce babasını kaybeden ve bekar olan Şimşek'in 10 gün önce Nusaybin'den geçici görev ile Mut'a geldiği öğrenildi.

Şimşek, cenaze namazının ardından gözyaşları ile toprağa verildi.

Görüntü Dökümü

-------------------------

Polis Memuru Ercan Şimşek'in cenaze namazı

Polis Memuru Ercan Şimşek'in yakınlarının görüntüsü

Genel ve detay görüntüler

SÜRE: 01'53"  BOYUT: 150 MB  

Haber-Kamera: Mehmet OKUR/SİLİFKE(MERSİN),

================================================

3)HASTANE TUVALETİNDE DOĞUMA SORUŞTURMA İZNİ YOK

 BARTIN Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'nde doğum sancıları 'gaz sancısı' sanılarak müdahale edilmeyen 36 yaşındaki H.K.'nin tuvalette dünyaya getirdiği erkek bebeği öldü. H.K., kendisi ile ilgilenmediklerini ileri sürdüğü ebe Ö.B.K. ve hemşire ebe T.Ö. hakkında suç duyurusunda bulundu. Bartın Valiliği, 'doğumun yatakta veya tuvalette olmasının bebeğin yaşayabilirliği açısından herhangi bir öneminin olmadığı' yönündeki bilirkişi görüşü doğrultusunda iki sağlık görevlisi hakkında soruşturma izni vermedi. Bartın Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Osman Açıkgöz, gerekli inceleme ve soruşturmanın yapıldığını söyledi. Kamu çalışanı 1 kız çocuğu annesi H.K., geçen yıl 8 Şubat'ta ikinci bebeğine 25 haftalık hamileyken kanama şikayetiyle Bartın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi'ne başvurdu. Dr. Vecdi Çavuşoğlu, hamile kadını, 'Erken doğum eylemi durdurma' tedavisi uygulamak üzere servise yatırdı. İddiaya göre serviste kontrol altında tutulan H.K.'nın ertesi gün saat 20.00'den sonra kusma, kanama ve sancıları arttı. H.K.'nin, doğum sancılarını arttığını defalarca söylemesine rağmen serviste görevli ebe Ö.B.K. ve hemşire ebe T.Ö.'nün, "Bu gaz sancısı. Gaz sancısı için bu saatte doktoru arayamayız" diyerek kadınla ilgilenmediği ileri sürüldü.

HASTANE TUVALETİNDE DOĞUM YAPTI

H.K., gece saat 01.00 sıralarında ihtiyacını gidermek için odasındaki tuvalete gittiğinde erkek bebeğini dünyaya getirdi. H.K.'nin yere düşürmeden tuttuğu ve Atlas adını vermeyi düşündüğü bebeği doğumhaneye götürüldü. Burada yapılan muayenede bebeğin öldüğü belirlendi. Hastanede düzenlenen ölüm belgesine bebeğin ölüm nedeni 'Solunum ve kalp yetmezliği', 'Ağır prematüre', 'Durdurulamayan erken eylem' olarak yazıldı.

SAVCILIĞA SUÇ DUYURUSU

H.K., bankada çalışan eşi S.K. ile birlikte bebeklerinin ölümünden sorumlu tuttukları görevliler Ö.B.K. ve T.Ö. hakkında Bartın Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu. H.K. şikayet dilekçesinde, "NST cihazında sancım 20 civarında çıktı. Ama benim sancım çoktu ve sürekli kanamam vardı. Bebeğin kalp atışlarının normal olduğunu ve fazla evhamlı olduğumu söylediler. Ama bebek karnımda toplanmıştı ve aşağıya doğru baskı yapıyordu, sancım sıklaşmıştı. Refakatçi arkadaşımı, 'Gaz sancısı için bu saatte doktoru arayamayız, hasta panik, refakatçi ondan panik' diyerek göndermişler. Biraz zaman geçti tuvalete gittim ve bebeğin geldiğini fark ettim. Arkadaşımın haber vermesine rağmen ebe ve hemşire yine geç geldi. Bir daha bu tür olayların yaşanmaması için sorumlular hakkında gerekli işlemin yapılmasını ve cezalandırılmasını istiyorum" dedi.

VALİLİK SORUŞTURMA İZNİ VERMEDİ

Ancak Bartın Valiliği, ön inceleme sonunda düzenlenen rapor doğrultusunda soruşturma izni vermedi. Kararda, hasta tuvalete gittiğinde doğumun gerçekleştiği, hemşirelerin o anda başka bir hastanın odasında olduğu için kısa süre sonra giderek bebeği alıp doğumhaneye götürdükleri belirtildi. Ölüm belgesine bebeğin ölüm nedeninin sehven 'Solunum ve kalp yetmezliği' yazıldığı belirtilen kararda, şöyle denildi:

"Bilirkişi raporunda 25 haftalık gebeliklerde doğumun öngörülemeyen şekilde hızlı ilerlediği durumlar olduğu, tuvalette doğumun gerçekleşmiş olmasının bebeğin morbidite ya da mortalitesine herhangi bir etkisi olmamakla birlikte hasta açısından hoş bir durum olmadığı, ancak öngörülemeyen bir şekilde hızlı ilerlemiş bir doğum eylemi olduğu, doğumun yatakta veya tuvalette olmasının bebeğin yaşayabilirliği açısından herhangi bir öneminin olmadığı yönünde görüş belirtmiştir. Sonuç olarak ebe Ö.B.K. ve hemşire ebe T.Ö.'nün, doktorun talimatları doğrultusunda erken doğum riskine karşı uygulanması gereken tıbbi tedaviyi en iyi şekilde uyguladıkları, tıbbi açıdan görevlerini gereği gibi yerine getirdikleri, herhangi bir kusur veya ihmallerinin bulunmadığı kanaatine varıldığından soruşturma izni verilmemesine karar verilmiştir."

1 BEBEĞİN ÖLDÜĞÜ, 7'SİNİN SAKAT KALDIĞI İDDİASI

Aynı hastanede son 4 yılda çeşitli ihmaller sonucu ayrıca 1 bebeğin öldüğü, 7 bebeğin de sakat kaldığı ileri sürüldü. 34 yaşındaki Muhammet Karakök, eşi Gülhan Karakök'ün 14 Ekim 2015 tarihinde hastanede doğum yaptığını, doğum sırasında doktorun eşini bırakıp başka bir hastanın doğumuna girdiğini, eşinin doğumunu ebe ve hizmetlilerin yaptırdığını iddia etti. Muhammet Karakök, şu anda 20 aylık olan oğlu Muhammet Ali'nin, doğum sırasında yapılan hatalar nedeniyle sağ kolunu hiç hareket ettiremediğini, konuyu yargıya taşıdıklarını söyleyerek şöyle konuştu:

"Suni sancı ile doğum yaptırdılar. Her yeri morarmıştı. Çocuğumun sağ kolunda hiç hareket yoktu. Doktora sordum; 'Bunlar olağan şeyler, 1 hafta içinde hiçbir şeyi kalmayacak' dedi. Ama 1 hafta, 1 ay geçti kolunda hiç hareket yoktu. Hacettepe Üniversitesine götürdüm. Doktor, 'Bütün sinirler kopmuş' dedi. Normalde anne kilolu, çocuk kilolu olunca normal doğumda bebeğin çene altından tutulup çekilmesi gerekirken, doğumdaki ebeler ensesinden tutarak bütün sinirleri koparmış. Suç duyurusunda bulundum. Hastane yönetimine şikayet ettim. Bilirkişi raporları düzenlendi. Sayın Bartın Valisi soruşturma izni vermedi. Şu anda 9-10 aile bir araya geldik. Hastane ve doktor hakkında suç duyurusunda bulunduk. Biz bu çocukların hakkını alacağız. Sayın Cumhurbaşkanımız '3 çocuk yapın' diyor. Biz birini yaparken sakatladılar. Çocuğum 4 gün önce Hacettepe'de 4'üncü ameliyatını oldu. Daha ne kadar ameliyat olacağı belli değil. Ben suçluların cezalandırılmasını istiyorum."

KAMU HASTANELERİ GENEL SEKRETERİ: GEREKLİ TEDAVİ EKSİKSİZ UYGULANDI

Bartın Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Osman Açıkgöz, tuvalette doğum yapan hastayla ilgili gerekli inceleme ve soruşturmanın yapıldığını, hastaya tuvalete gitmemesi gerektiğinin söylendiğini, buna rağmen gittiğini, gerekli tedavisinin de eksiksiz uygulandığını söylerken, diğer iddialarla ilgili ayrıca açıklama yapılacağını kaydetti.

Görüntü  Dökümü

-------------------------

-Hastaneden detay

-Muhammet ve Gulhan Karakok çiftinin çocuklarıyla görüntüsü

-Baba Muhammet karakök ile röp.

Süre: 4.52 Boyut: 155 MB

Haber-Kamera: Ayhan ACAR/BARTIN,

==================================================

4)YARGITAY BAŞKANI CİRİT: 'KORSAN CENNETİ'NDE SANAT ESERLERİ GELİŞEMEZ

TÜRKİYE Telif Hakları Sisteminin Güçlendirilmesi Eğitimi Çalıştayına katılan Yargıtay Birinci Başkanı İsmail Rüştü Çirit, "Yasanın ve cezaların yetersiz olması veya uygulamadaki başarısızlıklar nedeniyle 'korsan cenneti' olan bir ortamda, yaratıcı düşünce ve sanat eserleri arzulandığı ölçüde gelişemez. Kişisel bir hak olarak görülen fikir ve sanat eserlerinin kamu gücüyle korunmasının nedeni, insanlığın gelişimine ilişkin kamusal yarardır" dedi.

    Palandöken Dağı'ndaki Polat Resort Hotelde düzenlenen, Türkiye Telif Hakları Sisteminin Güçlendirilmesi Eğitimi Çalıştayı'na Vali Seyfettin Azizoğlu, Yargıtay Birinci Başkanı İsmail Rüştü Cirit, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Akarca, Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Ömer Arısoy, Türkiye Adalet Akademisi Başkanı Yılmaz Akçil, Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürü Dinçer Ateş, Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) Başsavcısı Ünal Bingül, BAM Başkanı Mustafa Çetin, Bölge İdare Mahkemesi Başkanı Mehmet Metin Kahraman, Cumhuriyet Başsavcısı Halil İnal, Adalet Komisyonu Başkanı Ömer Özgür Ercan, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen (AKP) 9'uncu Kolordu Komutanı Tümgenaral Mehmet Özoğlu ve 13 ilin savcı ve hakimleri katıldı.

    Türkiye Telif Hakları Sisteminin Güçlendirilmesi Eğitimi Çalıştayı'nda konuşan Yargıtay Birinci Başkanı İsmail Rüştü Cirit, her türlü sosyal faaliyette olduğu gibi fikir ve sanat eserleri ile ticaret hayatı, ancak hukuki güvenlik ortamında gelişebiliceğini bildirdi. İsmail Rüştü Çirit, fikri mülkiyetin özellikleri dikkate alınmaksızın klasik hukuk bilgisiyle, bu alana ilişkin problemlere çözüm üretilemeyeceğini belirtti. Konuyla ilgili profesyonellerin kendilerini sürekli geliştirmeleri ve yenilemeleri gerektiğine dikkati çeken İsmail Rüştü Cirit, şunları söyledi:

    "İnsan varlığının en somut ifadesi, yaratıcı düşünce ve sanat eserleridir. Uygarlıkların değeri, miras bıraktıkları bilim, sanat ve kültür eserleriyle ölçülür. Bu nedenle, gelecek nesillere iyi bir uygarlık mirası bırakmak istiyorsak, yaratıcı düşünceyi ve sanat eserleri üretmeyi teşvik etmeliyiz. Yasanın ve cezaların yetersiz olması veya uygulamadaki başarısızlıklar nedeniyle 'korsan cenneti' olan bir ortamda, yaratıcı düşünce ve sanat eserleri arzulandığı ölçüde gelişemez. Kişisel bir hak olarak görülen fikir ve sanat eserlerinin kamu gücüyle korunmasının nedeni, insanlığın gelişimine ilişkin kamusal yarardır. Çağdaş toplumlarda, fikir ve sanat eserleri kişilere ait haklar olduğu kadar, aynı zamanda insanlığın ortak değerleri arasında kabul edilmektedir. Kaliteli bir hukuk sistemi için iyi uygulamacılara ihtiyacımız olduğunu unutmamalıyız. İyi hukukçular yetiştiremezsek ve onları geliştiremezsek, hangi sistemi getirirsek getirelim başarılı sonuçlar elde edemeyeceğimizin farkında olmalıyız. Bu nedenle eğitim faaliyetlerine çok önem verdiğimizi bu vesile ile vurgulamak isterim."

    Hukuk sisteminin, ekonomik, sosyal ilişkilerin gerisinden gitmesinden dolayı yaşanan hukuki belirsizlikler, insanların refah ve mutluluğu konusunda az veya çok engeller oluşturup, rekabet ortamını bozduğuna işaret eden Başkan Cirit, günümüzde, toplumların gelişmişlik düzeyleri, ekonomik ve siyasi bakımdan elde edilen başarılardan çok, insan haklarına duydukları saygı ile ölçülmekte olduğunu belirtti. Cirit şöyle konuştu:

    "İnsan hakları alanı, sürekli değişen ve gelişen bir niteliğe sahiptir. Bu bakış açısıyla sorun ele alındığında, insan hakları alanında sıfır ihlal olması, gerçekleştirilecek bir amaç değil, sürekli ve yoğun çaba ile ulaşılmak istenen bir ideal olarak nitelendirilebilir. İki yıl önce kurduğumuz 'İnsan Hakları Komisyonu' ile her ay Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin iki kararını değerlendiren geniş katılımlı panellerde, meslektaşlarımız ve akademisyenlerimiz ile mülkiyet hakkından lekelenmeme hakkına kadar hukukun tüm yönlerini dikkate alarak, insan hakları alanındaki gelişmeleri takip etmeye çalışıyoruz. Hukukun tüm ülkede eşit şekilde uygulanması gibi bir işlevi olan Yargıtay'ın bu yöndeki çabalarının, yargının Avrupa Birliği müktesebatını üstlenebilme kapasitesine önemli katkılar sağlayacağı açıktır. Ancak, bu konuda bizi çalışmaya yönelten asıl unsur; imzalamış olduğumuz ve Anayasa'nın 90'ıncı maddesi uyarınca bağlayıcı olan uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan yükümlülüklere ilişkin sorumluluğumuzun yerine getirilmesinin ötesinde, insan haklarına ilişkin evrensel ve öncü değerlerin korunması ve geliştirilmesine duyduğumuz samimi inançtır."

Görüntü Dökümü

-------------------------

-Seminere katılanlar

-Seminere katılan protokol 

-Saygı duruşu ve istiklal marşı 

-Yargıtay Başkanının konuşması 

-Toplu hatıra fotoğraf çekimi

Haber: Turgay İPEK - Kamera: Zafer KUMRU/ ERZURUM,

SÜRE: 07.42 BOYUT: 356 MB

==================================================

(YENİDEN)

5)YUMURTA KABI FABKRİKASINDA KORKUTAN YANGIN 

İZMİR'in Tire İlçesi'nde, kağıt yumurta viyolü (kabı) üretimi yapılan fabrikada çıkan yangın, ekiplerin 3 saatlik müdahalesinin ardından söndürülebildi. Ölen ya da yaralanan olmazken, fabrikada büyük hasar meydana geldi.

Tire Organize Sanayi Bölgesi'nde, kağıt yumurta viyolü üretimi yapılan Kab-San Makine Gıda Geri Dönüşüm Hayvancılık ve Ambalaj Sanayi Fabrikası'nın stok bölümündeki kağıtların depolandığı kısımdan, saat 00.30 sıralarında alevler yükselmeye başladı. Üç vardiya halinde toplam 21 işçinin çalıştığı fabrikadaki yangın, kısa sürede büyüdü.

Alevler fabrikaya yayılırken, içeride çalışan işçiler dışarı çıkarak canlarını kurtardı. İhbar üzerine olay yerine Tire ve Torbalı İtfaiye Grupları ile Bayındır Orman İşletme Müdürlüğü'ne ait arazözler sevk edildi. Alevlerin çevredeki diğer fabrikalara sıçramaması için itfaiye ekipleri büyük çaba sarfetti. Fabrika çalışanları, işyerlerinin alev alev yanışını ağlayarak izledi. Fabrika çalışanlarından bir grup, yangın devam ederken tüm tehlikesine rağmen idari binaya girip, bilgisayar ve bazı önemli evrak ve değerli eşyaları dışarı taşıdı. Alevler 3 saatte güçlükle söndürülürken, yangının çıkış nedeninin araştırıldığı bildirildi. Jandarma da yangınla ilgili soruşturma başlattı.

Kamuran KIZILBOĞA/TİRE (İzmir),

=========================================================

6)TEİON ANTİK KENTİ'NDEKİ KAZILARA ABD'Lİ ÖĞRENCİLER DE KATILDI

ZONGULDAK'ın Çaycuma İlçesi'ne bağlı Filyos Beldesi'nde, M.Ö. 6'ncı Yüzyıl'da kurulduğu ve M.S. 13'üncü Yüzyıl'a kadar yerleşimin bulunduğu tahmin edilen Teion Antik Kenti'nde kazı çalışmaları yeniden başladı. Çalışmaya bu yıl ABD'nin Florida Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Dr. Edward Dandro ile 5 öğrencisi de katıldı.

Karadeniz'in kıyısında üzerinde modern yerleşim yapılmamış tek antik kent olma özelliği taşıyan Teion Antik Kenti'nde kazı çalışmaları, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Zonguldak Valiliği İl Özel İdaresi'nin desteğiyle 2006 yılında başladı. 60 hektarlık alanın 3 hektarlık bölümünde geçen 10 yılda yapılan kazılarda çeşitli dönemlere ait hamam, kilise, tapınak, yazılı eserler, liman, kale ve sahil surları, su kemeri, mendirek kalıntıları, antik tiyatro, mezar, madeni para ve eserler, sikke, kandiller, cam eserler ve seramikler bulundu.

Bu yıl ki kazı çalışmaları Bartın Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Şahin Yıldırım başkanlığında, üniversite öğrencisi, işçi ve uzmandan oluşan 50 kişilik ekip ile başladı. Kazı çalışmalarına Florida Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Edward Dandro da 5 öğrencisiyle katıldı.

'BÜTÜN BİR KENT PLANI VAR'

Kazı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Şahin Yıldırım, geçen yılki kazıda Bizans dönemine ait kilise ile aynı döneme ait 25 mezar ortaya çıkarıldığını söyledi. Antik kentin Karadeniz'in tarihini ortaya çıkaracak üzerinde modern yerleşim olmayan en önemli yerlerden biri olduğunu ifade eden Yıldırım, şöyle dedi:

"İlk çalışmalar 'yukarı şehir' olarak bilinen alanda başladı. Bu alan tarihsel anlamda Karadeniz'deki erken dönemlerle ilgili en önemli bulguları gösteriyor. Burada M.Ö. 7'nci Yüzyıl'ın başları hatta 6'ncı Yüzyıl'ın başlarına kadar tarihlenen hem mimarı hem de seramik buluntularla karşılaşıldı. Bu, alanın çok uzun yıllardan bu yana dini bir tapınım alanı olduğunu gösteriyordu. Karadeniz'de ki en önemli liman kentlerinden birisi aynı zamanda Tios ve günümüzde üzerinde modern yerleşimin olmadığı tek kent Tios. 60 hektarlık alanda sit alanının hepsi görünebilir durumda. Tiyatrosuyla, hamamıyla, su kemerleriyle bütün bir kent planını burada görebilmemiz mümkün."

'KARADENİZ'İN TARİHSEL KRONOLOJİSİ KARŞIMIZA ÇIKIYOR'

Kazılarda Roma döneminden kalma büyük bir tapınak yapısının da ortaya çıkarıldığını ifade eden Yıldırım, "Bununla beraber orta Bizans dönemine tarihlendirilen bir kilise yapısı ve onunla bağlantılı mimari organizasyondaki yapılar da ortaya çıkarıldı. Geçen yıl çevre düzenlemesine yönelik çalışmalar sürdürüldü. Kilisede yoğunlaşıldı. Akropolde de kentin mimarisine yönelik çalışmalar yürüttük. Bu yıl da özellikle sur yapılarıyla bağlantılı çalışmalar yürütüyoruz. Helenis döneminde tarihlenen mimari katların kotların olduğu bölümlerde çalışıyoruz. M.Ö. 7'nci Yüzyıl'dan M.S. 13'üncü Yüzyıl'a kadar uzanan bir zaman dilimi var. Hem 7'nci Yüzyıl hem Selçuklu döneminden Çobanoğulları ve Candaroğulları gibi erken İslami dönemlere  de rastlanan bulgular burada bizim karşımıza çıktı. Bu bakımdan da bizim açımızdan Karadeniz'in tarihsel kronolojisini görebilmemiz açısından da en önemli yerleşim yerlerinden birisi olarak karşımıza çıkıyor. Karadeniz'deki bilimsel alanda birçok çalışma var ama kıyıda sahilde kent kazısı olarak şu an burası tek yer." dedi.

Dr. Edward Dandro da ekibiyle birlikte çalışmalara katıldığını söyleyerek, "Öğrencilerimizle birlikte eğitici antik çalışmalar yürütüyoruz. Batık gemilerde de çalışmalar yürütüyoruz. Filyos'un ve Karadeniz'in tarihi oldukça eskiye dayanıyor. Buradaki çalışmalarda yer almaktan  büyük mutluluk duyuyoruz" diye konuştu.

Görüntü Dökümü:

----------------

-Kazı çalışmaları

-Bulunan bir parçanın hocaya verilmesi

-Fırçayla çalışma yapılması

-El arabasıyla toprak dökülmesi

-Filyos sahili

-Tarihi kalıntılar

-Şahin Yıldırım ile röp.

-Edward Dandro ile röp.

Dosya adı: zngfılyoskazısi

Süre: (6.30) Boyut: (447 MB)

Haber-Kamera: Gürkay GÜNDOĞAN- Durmuş SEVİNDİK/ÇAYCUMA(Zonguldak),

======================================================

7)PERUK HIRSIZI TRAVESTİYİ BU GÖRÜNTÜLER YAKALATTI

BURSA'da, kuaför salonundan 60 bin lira değerinde kadınlar için hazırlanan peruk ve ham saç çalıp dizüstü bilgisayar alan hırsızın, "Su"  takma isimli 22 yaşındaki Ümit K. olduğu ortaya çıktı. Yakalanan Ümit K.,'nin yaptığı hırsızlık olayı güvenlik kamerası tarafından saniye saniye görüntülendi.

Merkez Osmangazi ilçesi Kuruçeşme Mahallesi Değirmen Sokak'ta bulunan bir kadın kuaförüne geçtiğimiz salı günü sabahı giren kimliği belirsiz hırsız,  60 bin lira değerindeçeşitli renklerde kadın peruğu,  bayanların kullandığı çeşitli saçlar ile bir adet dizüstü bilgisayar aldı. Hırsızlık olayı sabah işyerine gelen çalışanlar tarafından fark edildi. Şikayet üzerine inceleme yapan polis, güvenlik kamerası görüntülerinden ve parmak izinden hırsızlık olayını "Su" takma isimli Ümit K.7nin yaptığını tesbit etti. Yakalanan şüpheli suçunu kabul edip çaldığı saçları ve bilgisayarı F.T. ve D.G.'ye sattığını söyledi.  Polis, satılan saçları ve dizüstü bilisayarı alarak sahibine teslim etti.

Olayla ilgili soruşturmaya başlandı. Sorgulaması yapılan Ümit K., "hırsızlık" suçundan adilyeye çıkartıldı. .

Görüntü Dökümü

------------------------

Travestinin görüntükü

Çalınanların görüntüsü

Güvenlik kamerası görüntüsü

Hüseyin TÜCCAR/BURSA,- 

=======================================================

8)AĞAÇTAKİ YAVRU KEDİYİ İTFAİYE KURTARDI

MANİSA'nın Turgutlu İlçesi'nde, 15 metre uzunluğundaki palmiye ağacında mahsur kalan yavru kediyi, itfaiye ekibi kurtardı.

Atatürk Bulvarı Saat Kulesi önündeki palmiye ağacında yavru bir kedinin mahsur kaldığını görenler, itfaiyeden yardım istedi. Bugün saat 10.00'da olay yerine gelen itfaiye ekipleri, ağaca merdivenle çıkarak mahsur kalan yavru kediyi kurtardı. Eldiven takan itfaiye görevlisi tarafından bulunduğu yerden alınan yavru kedi, park içine bırakıldı. Kedi kurtarma operasyonunu izleyen vatandaşlar, itfaiye görevlilerine teşekkür etti.

Görüntü Dökümü

------------------------

Mahsur kalan yavru kedi,

İtfaiye kurtarma çalışması

Haber- Kamera: Doğan ÇİZMECİ/ TURGUTLU (Manisa),

Kaynak: Demirören Haber Ajansı

Manşet Haberler

title