Dha Yurt Bülteni-5

Dha Yurt Bülteni-5

1)ERBAA'DA OTOMOBİL ALT GEÇİDE UÇTU: 3 ÖLÜ, 5 YARALITOKAT'ın Erbaa ilçesinde otomobilin alt geçide uçması sonucu meydana gelen kazada 1'i çocuk 3 kişi öldü, 5 kişi de yaralandı.

Dha Yurt Bülteni-5

1)ERBAA'DA OTOMOBİL ALT GEÇİDE UÇTU: 3 ÖLÜ, 5 YARALI

TOKAT'ın Erbaa ilçesinde otomobilin alt geçide uçması sonucu meydana gelen kazada 1'i çocuk 3 kişi öldü, 5 kişi de yaralandı.Kaza saat 07.30 sıralarında D-100 Karayolu Yukarı Çandır Köyü yakınlarında meydana geldi. İzmir'den Erzurum'a giden 26 yaşındaki Murat Ateş yönetimindeki 35 MRT 69 plakalı otomobil, sürücüsünün kontrolünü kaybetmesi sonucu bariyerlere çarpıp alt geçide uçtu. Kazayı görenlerin ihbarı üzerine olay yerine itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri sürücü Murat Ateş ve eşi 22 yaşındaki Gamze Ateş'in olay yerinde hayatını kaybettiğini tespit etti. Kazada hayatını kaybeden Murat-Gamze Ateş çiftinin 3 yaşındaki kızları İrem Ateş ile birlikte sürücünün kardeşi 29 yaşındaki Selami Ateş, eşi, 27 yaşındaki Ruken Nilay Ateş, oğlu 10 yaşındaki Murat Ateş, 5 yaşındaki kızı Zehra Ateş ve 3 yaşındaki kızı Esmanur Ateş, yaralandı. Yaralılar olay yerine gelen ambulanslarla Erbaa Devlet Hastanesine kaldırıldı. Kazada yaralanan Zehra Ateş de, hastanede doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olay yerinde hayatını kaybeden Murat ve Gamze Ateş çiftinin cesetleri de incelemelerin ardından Erbaa Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Polis kazayla ilgili soruşturma başlattı.

Görüntü Dökümü:

----------------------------

-Kaza yerinden görüntüler

-Otomobilin görüntüsü

-Ekiplerin çalışmaları

-Cesetlerin götürülüşü

Haber-Kamera:  İbrahim UĞUR/ERBAA (Tokat),

=====================================================

2)DEDESİNDEN HABERSİZ ALDIĞI OTOMOBİLLE KAZA YAPTI, ARKADAŞI ÖLDÜ

TEKİRDAĞ'ın Malkara İlçesi'nde 16 yaşındaki Gökhan Doluca, dedesinin yatsı namazına gittiği cami önünde bıraktığı otomobili habersiz alarak 15 yaşındaki arkadaşı Ömer Şenuvalı ile birlikte dolaşmaya çıktı. Ehliyetsiz sürücü Doluca direksiyon hakimiyetini kaybederek takla atarken, kazada Ömer Şenuvalı hayatını kaybetti.

Malkara İlçesi'nde oturan 69 yaşındaki Recep Öztürk, damadına ait 59 AC 782 plakalı otomobilini alarak dün gece yatsı namazı için camiye gitti. Anahtarı otomobilin üzerinde bırakan Öztürk, camiye girdikten sonra torunu olan Gökhan Doluca, dedesinden habersiz arkadaşı Ömer Şenuvalı ile birlikte dolaşmaya çıktı. Doluca'nın kullandığı otomobil, Sırtbey Mahallesi'ne geldiğinde direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu takla attı. Kazada sürücü Doluca hafif şekilde yaralanırken, yanındaki arkadaşı Ömer Şenuvalı hayatını kaybetti. Ambulansla hastaneye kaldırılan Doluca ayakta tedavi edilerek ifadesi için Malkara Jandarma Komutanlığı'na götürülürken, hayatını kaybeden Şenuvalı'nın cesedi savcılık ve jandarma ekiplerinin incelemesinin ardından Malkara Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

Torununun otomobille kaza yaptığını duyan Recep Öztürk, olay yerine geldi. Torunu Gökhan Doluca'nın otomobili kendisinden habersiz aldığını anlatan Öztürk, "Ben namaz kılmaya camiye gitmiştim. Arabada caminin önündeydi. Torunumla arkadaşı gelip arabayı caminin önünden benden habersiz almışlar. Gezip dönerken arabayı mıcıra kaptırıyorlar. Direksiyon hakimiyetini kaybedip takla atıyorlar. O sırada yanındaki arkadaşı hayatını kaybediyor. Bana da namaz kılarken camide haber verdiler" dedi. Jandarmanın kazayla ilgili başlattığı soruşturma sürüyor.

Görüntü Dökümü

-----------------------

-Ölen Ömer Şenuvalı'nın cesedinin taşınması

-Kaza yeri genel

-Takla atan otomobil

-Recep Öztürk'ün olayı anlatması

-Ölen Ömer Şenuvalı'nın vesikalığı fotoğrafı

-Jandarmanın ve olay yeri inceleme ekiplerinin çalışması

-Cumhuriyet Savcısının olay yeri incelemesi

Haber-Kamera: Murat YAYIN/MALKARA(Tekirdağ),-

================================================

3)23 YILLIK POLİS MEMURUNUN HAYVAN SEVGİSİ

TEKİRDAĞ'ın Çorlu İlçesi'nde 23 yıllık polis memuru Engin Güncan, her gün 20 sokak köpeğini her gün besliyor.Tekirdağ Emniyet Müdürlüğü Çorlu Bölge Trafik Denetleme İstasyon amirliğinde görevli polis memuru Engin Güncan, her gün kendi imkanları ile Sarılar Mahallesi üzerinde bulunan 20 sokak köpeğini besliyor. Hayvanları çok sevdiği için her gün köpekleri beslediğini belirten Güncan, "Ben hayvanları çok seviyorum. Bir gün Sarılar mahallesinden geçerken yol boyunda yavru köpeklerin olduğunu gördüm. Havada çok soğuktu. Aracımdan indim ve arabada bulunan ekmeği doğrayıp verdim  yediler. O günden bugüne de buraya gelip burada bulunan sokak köpeklerini her gün gece gündüz demeden gelip besliyorum. Onlarla tam bir dost oldum. Benim aracımı gördüklerinde hemen yanıma geliyorlar bir süre onları seviyorum ve daha sonra süt ekmek veya kemik, mama verip ayrılıyorum. Gerçekten de bunu yapmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Onlar canlar kesinlikle kötü davranmamak gerekiyorö dedi.

Görüntü Dökümü

--------------

-Köpeklerden görüntü

-Polis memurunun köpeklere mama vermesi

-Polis memurunun köpekleri sevmesi

Haber–Kamera: Mehmet YİRUN/ÇORLU(Tekirdağ),-

====================================================

4)YARALI KIZIL ŞAHİN KORUMAYA ALINDI

AFYONKARAHİSAR'ın Sandıklı İlçesi'nde tarlaya çalışmaya giden çiftçinin yol kenarında sağ kanadı ve sol gözünden yaralı halde bulunan kızıl şahin Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından alınarak Afyon Kocatepe Üniversitesi Hayvan Hastanesi'ne götürüldü.Sandıklı'ya bağlı Alagöz Köyü'nde oturan çiftçi 37 yaşındaki Özkan Kunt, dün akşam saatlerinde Telörgü mevkiindeki patates tarlasını sulamak için giderken, yol üzerinde yaralı halde kızıl şahin gördü. Yaralı kızıl şahini evine götüren Özkan Kunt, bodrumda su ve tavuk ciğeri vererek beslemeye başladı. Kunt daha sonra Alagöz Köyü Muhtarı Ramazan Çetinkaya ile birlikte Afyonkarahisar Doğa Koruma ve Milli Parklar Sandıklı Şube Müdürlüğü'ne bilgi verdi.

Bugün köye giden Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü yetkilileri kızıl şahini bir kafese koyarak tedavisini yaptırmak üzere Afyon Kocatepe Üniversitesi Hayvan Hastanesi'ne götürdü. Sağ kanadı ve sol gözü yaralı olan ancak bunun neden kaynaklandığı henüz bilinmeyen kızıl şahin tedavisi tamamlandıktan sonra doğaya salınacak.

Özkan Kunt, "Tarlada kızıl şahini gördüm. Gözünün yaralı olduğunu fark ettim. Evimin bodrumunda yiyecek verdim. Muhtarımla birlikte yetkililere haber verdik. Bugün de gelen yetkilere kızıl şahini teslim ettik. İnşallah iyi olunca doğaya salınacak" dedi.

Alagöz Köyü Muhtarı Ramazan Çetinkaya da "Köyümüz sakinlerinden Özkan Kunt'un bulduğu yaralı şahini Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü'ne haber ettik. Geldiler, şahini aldılar. Tedavisi tamamlandıktan sonra tekrar doğaya salacaklar. Şu anda sağ kanadında ve sol gözünde yara var. Tedavisinden sonra inşallah yine doğaya salınacak" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

--------------

Ekiplerin yaralı şahini almaya Özkan Kunt'un evine gelirken

Yaralı şahin 

Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü yetkilileri yaralı şahini kafese koyarken

Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü yetkilileri yaralı şahini araca taşırken

RÖP 1: Özkan Kunt (Yaralı şahini bulan köy sakini)

RÖP 2: Ramazan Çetinkaya(Muhtar)

Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü yetkilileri Muhtar Ramazan Çetinkaya, Özkan Kunt ve kafeste şahin ile toplu 

60.9 MB/// 01.54"

 HABER-KAMERA: Ahmet DAĞLI/SANDIKLI(Afyonkarahisar),

================================================

5)BUĞDAYIN ATASI SİYEZ, ÇİFTÇİNİN UMUDU

AKDENİZ Üniversitesi (AÜ) Ziraat Fakültesi'nden Prof. Dr. Taner Akar ve ekibinin buğday çeşitleri üzerinde yaptığı deneme üretimlerinde, Anadolu'da 12 bin yıllık geçmişi saptanan siyez buğday çeşidinin dağlık alanlardaki kurak arazilerde üretimi yaygınlaştırılıyor. Prof.Dr. Akar, buğdayın genetiğiyle oynandığı yönündeki açıklamaları nedeniyle de Prof. Dr. Canan Karatay'a tepki gösterdi.AÜ Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Taner Akar ve ekibi, üniversite kampüs alanında TÜBİTAK'ın da desteğiyle Türkiye'deki buğday çeşitlerine yönelik, özellikle buğdayın atası olarak bilinen siyez buğday türünün üretimi ve genişletilmesine yönelik 5 yıldır sürdürülen çalışmada başarılı sonuçlara ulaştı. Prof. Dr. Akar, siyez buğdayıyla ilgili ortaya atılan birçok iddianın da yanlış olduğunu belirtti.

12 BİN YILDIR ÜRETİLİYOR

Anadolu'da siyez buğdayın tarihinin 12 bin yıl geriye gittiğine işaret eden Prof. Dr. Akar, "Bu buğdayın ilk çıktığı yer Diyarbakır'daki Çayönü kazısı. İlk buluntular oraya gidiyor. Bununla birlikte Türkiye buğdayın gen merkezi. Siyez de buğdayın atası kabul ediliyor. Dolayısıyla Türkiye'de çiftçinin binlerce yıldır yetiştirdiği bir tür" dedi.

1950'LERDEN SONRA 90 KAT AZALDI

1950'lere gelindiğinde Türkiye'de siyez buğdayın 1.3 milyon dekar arazide yetiştirildiğine dair kayıtlar olduğunu belirten Prof. Dr. Akar, azala azala geldiğini, şu anda 22 bin dekar alana düştüğünü söyledi. Neredeyse 90 kat azalış yaşandığını belirten Prof. Dr. Akar, "Şu anda ağırlıklı olarak Kastamonu, Kayseri ve Sinop'ta üretiliyor. İhsangazi'de yerel belediye tarafından da siyez festivali düzenleniyor. Yani binlerce yıldır memleketimizde yetiştiriliyor ve ağırlıklı olarak bulgur yapımında kullanılıyor. Ama köy tipi ekmeklerde de rahatlıkla kullanıyor. Hatta gariban insanlar ihtiyaç fazlası ürünü de hayvanlarına yediriyor" dedi.

DAĞLIK KURAK ARAZİDE ÜRETİME UYGUN

Endüstriyel olarak da şirketlerin sahip çıkmaya ve marketlerde de yavaş yavaş görülmeye başladığını anlatan Prof. Dr. Akar, "Sonuç itibariyle 22 bin dekardan tekrar bir çıkış başlıyor. Çünkü toplumda da doğal ürünlere yönelik ciddi talep var. İnternete bakın 800 gram siyez ekmeği 18-20 liraya satılıyor. 800 gram normal buğdaydan üretilen ekmek ise 3-4 lira. Toprak verimliliğinin az olduğu, tuzluluğun, kuraklığın yaşandığı, yağışın az olduğu bütün olumsuz koşullarda üretime uygun bir buğday çeşidi. Az verim alınıyor ama ürün daha yüksek ücrete satılıyor. Çünkü ürün kalitesi iyi" dedi.

BAKANLIK DA DESTEKLİYOR

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile yaptıkları görüşmeler neticesinde Toroslardaki dağlık alanlarda üreticilere dekar başına 30-40 TL civarında destek sağlandığını anlatan Prof. Dr. Akar, "Bu da az bir şey değil. Bu bizim genetik zenginliğimiz ve kendi normal mecrası içinde akışına devam edecek. İtalya başta olmak üzere Fransa, Almanya gibi ülkeler de sahiplenmeye başladı. Özellikle beslenmeye dönük özellikleri çinko, demir gibi, B vitamini, A vitamini içerikleri, bağırsaklarımızı harekete geçiren lif ve ayrıca enerji kaynağı" dedi.

TESCİL BAŞVURUSU DA YAPILACAK

TÜBİTAK projesinde beslenme özelliklerinin öne çıkarıldığını belirten Prof. Dr. Akar, "Kastamonu, Sinop ve Kayseri'den az da olsa ekilen yerlerden topladık ve yaklaşık 5 yıldır bu işle uğraşıyoruz. Bugün artık son noktasına gelindi. Bu sene bunların deneme üretimlerine başlıyoruz ve tescil için de başvuracağız. Çünkü çiftçinin elindeki tohumun ne olduğu da belli değil. Siyez diye başka bir şey veriyorlar. Vatandaş da mağdur olmaya başladı. Siyez diye başka şeyler ekiliyor ve satılıyor. Bilgi kirliliği var. Bunu bazıları bilerek yapıyor ve bu işte sektör oluşmaya başladı" dedi.

HİÇBİR BUĞDAYIN GENETİĞİ BOZUK DEĞİL

Prof. Dr. Canan Karatay'a buğdayın genetiğiyle oynandığı yönündeki açıklamaları nedeniyle de tepki gösteren Prof. Dr. Akar, şöyle konuştu:

"Hiçbir buğdayın genetiğiyle oynanmadı. Sadece ABD'de 2014 yılında böyle bir girişimin olduğu doğrudur, kayıtları var. Bizim ana işimiz bu, takip ediyoruz. Bunu da Amerikan Çevre Teşkilatı yakaladı ve hemen o projeyi kapattı ve firmaya da ciddi bir ceza verildi. Çinliler çeltik üretti ama Çin'de bile ekemiyorlar, çünkü toplum yemek istemiyor. Sonuç olarak tahıllarda mısır ve soya hariç ne buğday ne de çeltikte genetiği değiştirilmiş bir gram tohum yok. Biz ise melezleme yaparak iyileştiriyoruz. Bitkinin genetiğine müdahale, dışarıdan yapılır. Bir bakteriden gen alınıp laboratuvar ortamında mısırın genetiğine katıldı. Bu gen, mısır ve soyaya aktarıldı. Ama hanımefendi çıkıyor, 'buğdayda siyezin kromozomu 14, ekmeklik buğdayın 46, makarna buğdayının 28. Oynaya oynaya buğdayın kromozomunu artırdılar' diyor. Bu bizim yaptığımız bir şey değil, doğal olan bir şey. Topluma şunu öngörüyor, siyezin bu kadar konuşulması ve paraya dönüşmesinin sebebi de bu. Bir İbrahim Saraçoğlu, bir de Canan Karatay ortalığı darman duman edip atıyor. 22 bin dönüm siyez var ekilen ve bu Türkiye'ye nasıl yetiyor ben de anlamış değilim. Millet paketliyor ve siyez diye piyasaya sürüyor. Normal, makarnalık buğday ve bulgurun şu anda en iyisi 2.5-3 lira, siyezin ki ise 14-15 liraya satılıyor. Bize o kadar çok vatandaş geliyor ki, 'ben artık başka bulgur yemek istemiyorum', 'niye ki', 'onların genetiği değiştirilmiş', 'ya yok rahat olun, biz de tüketiyoruz' diyoruz. Ama siyezin kalitesi her şeyden ayrı, besin içerikleri daha iyi. Bunu siyez olarak bulabiliyorsan al tüket bundan sorun yok. Dünyanın en büyük bulgur üreticisi ülkeyiz ve hiçbir sorun yok. Hele değirmende öğütülmüş bulgur bulabiliyorsanız alın. Dünyanın en sağlıklı ürünü. Maalesef birkaç adam, ikisi profesör bunlar acıdır, topluma bilerek yanlış yaptırıyorlar."

Görüntü Dökümü

-----------------

Prof. Dr. Taner Eraslan ekilen buğdayları incelerken görüntü

Ekilen buğdayların görüntüsü

RÖP: Prof. Dr. Taner Eraslan

Öğrencilerin buğdayları incelerken görüntü

Ziraat fakültesi dış plan görüntü

Detaylar

454 MB --06.40

 Haber: Mehmet ÇINAR-Kamera: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,

======================================================

6)JANDARMA VE POLİS DENETİMLERİ SIKLAŞTIRDI

 AFYONKARAHİSAR'ın Sandıklı İlçesi'nde jandarma ve polis denetimleri sıklaştırdı.

Sandıklı İlçe Jandarma Komutanlığı ve İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, kent giriş ve çıkışlarında denetimleri artırdı. Jandarma ve polisin ortaklaşa düzenlediği çalışma kapsamında ilçe girişi Hocalar kavşağında durdurulan araçlardakilerin kimlik sorgulaması ve evrak denetimi yapılırken jandarma narkotik köpeği eşliğinde araçların bagajlarında aramalar yaptı. Özelikle jandarma narkotik köpeğiyle yapılan aramalarda otobüs bagajları ve otomobiller sıkı denetimden geçiriliyor.

Eksik evrak bulunan sürücüleri uyaran ve cezai işlem uygulayan ekiplerin denetimi sırasında ise yol çevresinde geniş güvenlik önlemleri alındı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------

Jandarma ve polisin denetleme çalışmalarından

Jandarma narkotik köpeği otobüs bagajında aramasından

Jandarma narkotik köpeği otobüs çevresinde ve otomobillerde aramasından

34.8 MB/// 01.05"

(HABER- KAMERA: Ahmet DAĞLI/SANDIKLI (Afyonkarahisar),

==============================================

7) PASİFİK KÖKENLİ ASLAN BALIĞI, ANTALYA KÖRFEZİ'NE ULAŞTI

AKDENİZ Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cengiz Deval, Pasifik kökenli aslan balıklarının Kızıldeniz yoluyla Akdeniz'e ve Antalya Körfezi'ne ulaştığını söyledi.

Prof. Dr. Cengiz Deval, son günlerde Antalya Körfezi'nde aslan balığı görülme sıklığının arttığını söyledi. Prof. Dr. Deval, İndo-Pasifik kökenli bu türün Kızıldeniz'den Akdeniz'e geçiş yapan tropikal bir tür olduğunu belirterek, "Zehirli ışınlara sahip olması dolayısıyla zehri insanlarda aşırı acı, kusma, ateş, baş ağrısı ve ishal gibi sağlık problemlerine neden olabilmektedir. Denizde 10-30 metre derinliklerde bulunan bu tür, dalga ve akıntılarla kıyıya kadar gelebilmektedir. Yüzmek için denize girenlerin bu türe karşı dikkatli olması gerekir" diye konuştu.

Bu türün Doğu Akdeniz ekosisteminde büyük popülasyona ulaşabileceğini, usta bir avcı ve istilacı karaktere sahip olduğunu söyleyen Prof. Dr. Deval, "Başka balık türleri için risk oluşturabilirler. Ekosistemde yaratacağı tahribatı önlemek için birçok ülkede aslan balığı avcılığı yapılmakta ve etinde zehir olmadığı için eti tüketilmektedir" diye konuştu.

Aslan balığı zehrinin insanda aşırı acı, kusma, ateş, solumun güçlüğü, baş ağrısı ve ishal gibi birçok istemik semptomları ortaya çıkarabileceğine değinen Prof. Dr. Cengiz Deval, "Nadir olarak kalp rahatsızlıkları ve ölüm görülür. Ölümler bağışıklık sistemleri zayıf olan çocuklar ve yaşlılarda görülüyor. Ayrıca alerjik insanlar için de zehri ölümcüldür. Sağlıklı erişkin insanlarda ölüm nadir görülür. Aslan balıkları tarafından gerçekleşen yaralanmalarda kişi en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır" dedi.

Görüntü Dökümü

-----------------------

Cep telefonuyla çekilen balıktan görüntü

Haber: Erol AKKIR- Kamera: Antalya-DHA)

==================================================

8)KÖYCEĞİZ'DE PLAJ HENTBOLU ŞENLİĞİ

MUĞLA'nın Köyceğiz ilçesinde bu yıl 20'ncisi düzenlenen Türkiye Üniversiteler Yaşar Sevim Köyceğiz Plaj Hentbolu Şampiyonası başladı. Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu (TÜSF) ve Köyceğiz Belediyesi'nin işbirliği ile gerçekleşen organizasyon öncesi yöneticiler, teknik adamlar ve sporcular, Cumhuriyet Meydanı'ndaki Atatürk anıtına çelenk koyup saygı duruşunda bulundu. Törenin ardından başlayan kortej yürüyüşü maçların oynanacağı Delta Plajı'nda son buldu. Törene Köyceğiz Kaymakamı Gürkan Demirkale, Belediye Başkanı Kamil Ceylan, Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Duldar, Jandarma Komutanı Jandarma Binbaşı Evren Kaplan, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bayram Akça, TÜSF Asbaşkanı Atilla Pulur ve TÜSF Hentbol Teknik Kurul Başkanı Serdar Eler de katıldı.

Belediye Meclis Üyesi Mehmet Nadi Pirci 20 yıldır düzenlenen organizasyona ev sahipliği yapmanın mutluluğunu yaşadıklarını söylerken, TÜSF Asbaşkanı Atilla Pulur, "Spor, eğitimin ayrılmaz bir parçasıdır. Köyceğiz'de gençlerimiz hem spor yapacak, hem eğlenecek, hem de eğitimin bir parçası olarak burada bulunacak" dedi. 1998'de 9 takımla başlayan turnuvayı bu yıl 26 takımla gerçekleştirdiklerine dikkat çeken TÜSF Hentbol Teknik Kurul Başkanı Serdar Eler, organizasyona önümüzdeki yıl uluslararası nitilek kazandırmayı amaçladıklarını söyledi. Katılımcı ekiplere başarı dileyen Kaymakam Gürkan Demirkale ise, şampiyonanın Köyceğiz ve bölgenin tanıtımı açısından da büyük önem taşıdığını vurguladı. Kura çekiminin ardından, Üniversiteler Karması ile Köyceğiz Belediyesi Hentbol Takımı bir gösteri maçı yaptı. 26 takım ve 350 sporcunun mücadele edeceği turnuva 8 Temmuz'da sona erecek.

Görüntü Dökümü

-----------------------

 Cumhuriyet Meydanı'ndaki törenden görüntü

Kortej yürüyüşünden görüntü

Konuşmalardan görüntü

Gösteri maçından görüntü

Genel ve detay görüntü

Haber-Kamera: Cihan KAYA/ KÖYCEĞİZ (Muğla),