Dha Yurt Bülteni-5

Dha Yurt Bülteni-5
Demirören Haber Ajansı - Haberler | Güncel

1)KILIÇDAROĞLU: 'EVET ÇIKARSA SURİYELİLERE VATANDAŞLIK VERECEĞİZ' DİYORLAR, 'EVET' OYUNUN ANLAMLARINDAN BİRİ DE BUDUR"CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Suriyelilere vatandaşlık verileceği tartışmasına ilişkin, "Şimdi, 'evet çıkarsa Suriyelilere vatandaşlık vereceğiz' diyorlar.

1)KILIÇDAROĞLU: 'EVET ÇIKARSA SURİYELİLERE VATANDAŞLIK VERECEĞİZ' DİYORLAR, 'EVET' OYUNUN ANLAMLARINDAN BİRİ DE BUDUR"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Suriyelilere vatandaşlık verileceği tartışmasına ilişkin, "Şimdi, 'evet çıkarsa Suriyelilere vatandaşlık vereceğiz' diyorlar. Kabul ediyor musunuz? Onları almak vatandaşlık vermek istiyorlar. 'Evet' oyunun anlamlarından biri de budur" dedi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Gaziantep'te konuştu. Suriyelilere vatandaşlık verileceği tartışmasına değinen Kılıçdaroğlu, "50 sefer söyledik. Şu Suriye'nin içine karışmayın, müdahale etmeyin kardeşim. Oraya bir vidon su ile gidin. Onlar yangını söndürmek için su ile gitmedi bir vidon benzin ile gitti. Fatura 3 buçuk milyon Suriyeli. Onlar birinci sınıf vatandaş bizim vatandaş da ikinci sınıf vatandaş. Bizim hastalarımız sıra bekler onlar beklemez. Bizim gençlerimiz El Bab'ta şehit olur onlar burada gezer eğlenirler. Şimdi, 'evet çıkarsa Suriyelilere vatandaşlık vereceğiz' diyorlar. Kabul ediyor musunuz? Onları almak vatandaşlık vermek istiyorlar. 'Evet' oyunun anlamlarından biri de budur. Sandığa giderken elinizi vicdanınıza koyup öyle oy kullanın. Suriyeliler çok iyidir zaten biz ikinci sınıf vatandaş olmaya alıştık onlar varsın birinci sınıf vatandaş olsun, vergi vermesinler, hastanede kuyruk beklemesin sınavsız üniversiteye girsin diyorsanız tercih belli. Böyle saçma şey olmaz diyorsanız onun da tercihi belli 'hayır' oyu kullanacaksınız. Anlaştık mı?" diye konuştu.

Görüntü dökümü

-Kılıçdaoroğlu'nun konuşması

-Detaylar

GAZİANTEP DHA)

===========================================================

2)ALİ İSMAİL KORKMAZ DAVASINDA 2 SANIK HAKKINDA YENİ KARAR

KAYSERİ'de görülen Eskişehir'de Ali İsmail Korkmaz'ın öldürülmesi davasında Yargıtay'ın bozma kararından sonra mahkeme yeni kararını açıkladı. Daha önce 'basit yaralamadan' 3 yıl 4 ay hapis cezası alan fırıncı Ebubekir Harlar, bu kez 'kasten yaralamadan ölüme neden olmak' suçundan 6 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. İlk yargılamada beraat eden polis memuru Hüseyin Engin ise 'kasten basit yaralamadan' 7 ay 15 gün hapis cezası aldı, ancak hükmün açıklanması geri bırakıldı. Yargıtay, sanık polis memurları Mevlüt Saldoğan'a verilen 10 yıl 10 ay ve Yalçın Akbulut'a verilen 10 yıl hapis cezası ile fırıncılar İsmail Koyuncu, Ramazan Koyuncu, Muhammet Vatansever'in 6'şar yıl 8'er ay hapis cezalarını onamıştı.

Eskişehir'de 2013 yılında Gezi Parkı eylemleri sırasında üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz'ın dövülerek öldürülmesiyle ilgili daha önce polis memuru 37 yaşındaki Hüseyin Engin ve 24 yaşındaki Ebubekir Harlar hakkında verilen kararlar, Yargıtay tarafından bozuldu. Diğer 5 sanığın cezaları ise onandı.

Bugün 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada sanık Hüseyin Engin Eskişehir 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nden, Ebubekir Harlar ise Konya'nın Yunak Ağır Ceza Mahkemesi'nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yöntemiyle katıldı. Dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz'ın babası Şahap Korkmaz, annesi Emel Korkmaz, ağabeyi Gürkan Korkmaz ve avukatları duruşmada hazır bulundu.

Mahkemede sözleri sorulan Ebubekir Harlar, Yargıtay'ın bozma kararını kabul etmediğini belirterek, "Daha önceki kararın verilmesini istiyorum. Kararı mahkemenize bırakıyorum. Beraatımı istiyorum. Suçsuz olduğumu biliyorumö ifadelerini kullandı.

Sanık Hüseyin Engin ise, "Yargıtay'ın bozma kararını kabul etmiyorum. Mahkemenin de bu karara uymamasını talep ediyorum. Beraatımı istiyorumö dedi. Baba Şahap Korkmaz ile anne Emel Korkmaz da, Yargıtay'ın kararına uyularak sanıkların cezalandırmasını istedi.

CANIMIZ BİR KEZ DAHA YANDI

Mahkeme heyeti yaptığı yargılama sonucu sanık Ebubekir Harlar'a 'Kasten yaralanmadan ölüme neden olma' suçundan 6 yıl 8 ay, polis memuru Hüseyin Engin'e ise, 'Kasten basit yaralama' suçundan 7 ay 15 gün hapis cezası verdi. Mahkeme Engin hakkındaki kararda, hükmün açıklanmasını geri bıraktı.

KORKMAZ AİLESİNDEN TEPKİ

Mahkeme sonrası konuşan Ali İsmail Korkmaz'ın annesi Emel Korkmaz, "Tekrar Kayseri'ye geldik. Bu acımız hep var. Canımız bir kere daha yandı" dedi.

Baba Şahap Korkmaz da, "Adaletin düzgün işlemediği, katillerin korunduğu ve sahip çıkıldığını gördük. Hiç denecek kadar cezalar verilerek bu insanlara sahip çıkıyorlar" diye konuştu.

2 POLİS 3 FIRINCININ CEZALARINI YARGITAY ONAMIŞTI

Yargıtay 1'inci Ceza Dairesi Ali İsmail Korkmaz'ı Eskişehir'deki Gezi olayları sırasında döverek ölümüne yol açtıkları gerekçesiyle Kayseri 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan polis memurları Mevlüt Saldoğan'a verilen 10 yıl 10 ay ve Yalçın Akbulut'a verilen 10 yıl hapis cezası ile fırıncılar İsmail Koyuncu, Ramazan Koyuncu, Muhammet Vatansever'e verilen 6'şar yıl 8'er ay hapis cezalarını onamıştı.

Yargıtay 1'inci Ceza Dairesi, yaptığı yargılamada polis memuru Hüseyin Engin ile fırıncı Ebubekir Harlar hakkındaki kararı ise bozup, yerel mahkeme olan Kayseri 3'üncü Ağır ceza Mahkemesine göndermişti.

Görüntü Dökümü

--------------------------

-Aileden detay görüntü

-Anne Emel Korkmaz'ın konuşması

-Baba Şahap Korkmaz'ın konuşması

-Genel detaylar

(Haber-Kamera: Olcay DÜZGÜN/KAYSERİ DHA)

DV 1 DOSYA, 1 dakika 23 saniye/44 MB

===================================================

3)BELEDİYE BİNAYI MÜHÜRLENDİ, İŞÇİLER MAHSUR KALDI

TEKİRDAĞ'ın Marmara Ereğlisi İlçesi'nde özel bir vakfa ait inşaat işçilerinin ücretsiz olarak kaldığı bina, Marmara Ereğlisi Belediye Başkanlığı tarafından izinsiz tadilat yapıldığı gerekçesiyle, işçilerin bir kısmı içerdeyken mühürlendi. Polis ekiplerince kontrol edilen ve herhangi bir tadilat olmadığı belirlenen binaya uyumak için gelen ancak giremeyen bir grup işçi ise vakıf yöneticilerince pansiyona yerleştirildi.

Marmara Ereğlisi İlçesi'nde özel bir vakıf, inşaat işçilerinin ücretsiz kalabilmesi için kendilerine ait bir üç katlı binayı tahsis etti. Dün gece binada temizlik yapan işçiler, çöpleri kapıya çıkardı. Bunu gören Marmara Ereğlisi Belediyesi zabıta ekipleri, izinsiz tadilat yapıldığı gerekçesiyle 15 kadar işçi binadayken kapısını mühürleyip kapattı. Mahsur kalan işçiler dışarı çıkamazken, uyumak için binaya gelen bir grup işçi de içeri giremedi. Polis ekiplerince kontrol edilen binada herhangi bir tadilata rastlanmazken, belediye ekipleri mührü açmadı.

Dışarıda kalan işçiler, polis merkezine giderek Marmara Ereğlisi Belediye Başkanlığı'ndan şikayetçi oldu. Daha sonra binanın önüne gelen işçiler gece geç saatlere kadar mührün açılmasını bekledi. Vakıf yöneticileri sokakta kalan işçileri pansiyona yerleştirdi. Halen işçiler mühürlü olan binada mahsur olarak bekliyor.

Görüntü Dökümü

---------------------------

-Mühürlenen bina

-İçerde kalan işçiler

-Kapıda kalan işçiler

-Polis ve zabıta ekipleri

-İşçilerin olayı anlatması

-Genel görüntüler

Haber-Kamera: Özan TAŞOYAR/MARMARA EREĞLİSİ(Tekirdağ),-

===================================================

4)ÖZLÜK BİLGİLERİ DOLANDIRICILARIN ELİNE GEÇEN BELEDİYE ÇALIŞANLARI TEDİRGİN

MERSİN Büyükşehir Belediyesi'nin kadrolu 2 bin 800 personelinin özlük bilgilerinin telefon dolandırıcılığı sistemi ile başkaları tarafından ele geçirilmesi nedeniyle işçiler, Cumhuriyet Savcılığı'na topluca dilekçe vermeye hazırlanıyor.Belediye-İş Sendikası binasında düzenlenen toplantıda konuşan Genel Mali Sekreter Cahit Korkmaz, Büyükşehir Belediyesi ile görüştüklerini ve sendika hukukçularının toplu bir dilekçe hazırlığı içerisinde olduklarını kaydetti. Yapılan görüşmede, Büyükşehir Belediyesi yetkililerinin kendilerine kandırıldıklarını söylediğini aktaran Korkmaz, "Bylock meselesi ile ilgili, Suruç'tan gelen bir telefon üzerine, İnsan Kaynakları Müdürü tuzağa düşmüş, bütün bilgileri o telefona WhatsApp üzerinden göndermiş. Bu konu ile ilgili şubemiz Büyükşehir Belediyesi ile görüştü. Belediye bu konu ile ilgili dolandırıldıklarını, kandırıldıklarını Cumhuriyet Savcılığı'na yazdıkları dilekçe ile bildirmişler. Biz şunu söylüyoruz. Sadece o dilekçe olmaz. WhatsApp üzerinden hangi bilgileri göndermişlerse, giden telefon numaraları neyse, TC numaraları neyse, bu bilgilerin tamamını Cumhuriyet Savcılığına vermek zorundalar" dedi.

Görüntü Dökümü

-----------------------

-Büyükşehir belediye binasından görüntüler

-Personeller Belediye-İş Sendikası'nda

-Personellerden görüntüler

-Sendika Genel Mali Sekreteri Cahit Korkmaz'ın konuşması

-Personel Suvara Soysal'ın konuşması

-Dilekçenin görüntüsü

-Personellerden istenen belgenin fotoğrafı

-Genel ve detay görüntüler

SÜRE: 04'03" BOYUT: 129.71 MB

Haber-Kamera: İbrahim MAŞE/ MERSİN,

==================================================

5)AK PARTİLİ AKTAY: PKK TERÖR ÖRGÜTÜ BÖLGE İNSANINA BÜYÜK ZARAR VERDİ

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay, PKK terör örgütünün bölge insanına büyük zarar verdiğini belirten Aktay, "Biz bu özgürlükleri sağladıysak, Kürt sorununu çözdüysek, bunu birilerinin silahından, birilerinin tehdidinden, birilerinin şantajından korktuğumuz için yapmadık" dedi.Hakkari'ye gelen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay, Ticaret ve Sanayi Odasının organizatörlüğünde düzenlenen esnaf, kanaaat önderleri ve STK temsilcileriyle biraraya geldi. Hakkari Üniversitesi Rektörü Prof. Dr Ömer Pakiş, Hakkari eski Milletvekili Abdulmuttalip Özbek ve AK Parti Hakkari il Başkanı Nurettin Fırat'ın da katıldığı toplantıda konuşan Aktay, Kürt sorunu ve gelenin noktayla ilgil açıklamalarda bulundu.Aktay, "Biz bir çözüm istedik. AK Parti olarak iktidara geldiğimizde Türkiye'de bir şeylerin yanlış gidiyor olduğunu biliyorduk ve biz bu yanlışların hepsini listelinmeştik, hepsini kayıtlarımıza almıştık. Türkiye'de sadece Kürtler değil, dindar insanlar da zulme maruz kalıyordu. Türkiye'de bir inkar, asimilasyon, kimlik inkarı herkesin üzerinde vardı. Kürtlere de Araplara da vallani Türklere de zulmediliyordu. Biz iktidara geldiğimizde, 'Bu devlet anlayışı yanlış. Kürtler üzerindeki baskıyı, asimilasyonu, inkarı bitirmemiz lazım, dindarlar üzerindeki baskıyı bitirmemiz lazım' dedik. 2002 yılında ilk gün bunları yapamadık. Çünkü karşımızda öyle bir ceberrut bir derin devlet vardı ki bize adım attırmıyordu, nefes aldırmıyordu" dedi.PKK terör örgütüne karşı mücadelenin kararlılıkla devam edeceğini anlatan Aktay, Kürt sorunun çözümünü de PKK'nın keyfi bunu istiyor diye yapmadıklarını söyledi. Aktay, şöyle konuştu: "Çünkü birisi eline silah alıp 'Ya çözersin ya da benim istediğimi yaparsın, elimde silah istediğim gibi terör yaparım, istediğim gibi baskı yaparım' diyorsa valla kusura bakma silahınla yapabildiğin herşeyi yaptın. Elinden geleni ardına koyma. Bizim demek zorunda kaldığımız şey bu oldu. Aslına bakarsanız bu ülkede bizim istediğimiz tek şey Kürt sorunun çözümü diyorlar ya biz Kürt sorunun çözümünü PKK'nın keyfi bunu istiyor diye yapmıyoruz ki. Bizim programımızın özünde Kürtlere zulüm, sadece Kürtlere değil, herhangi bir etkin gruba, kavme, herhangi bir kültüre zulüm etmek yoktu. Varsa bir zulüm bunu ortadan kaldırmak vardı bizim kitabımızda. Biz özgürlükleri ve insan onuruna hizmet etmekten dolayı gurur duyarız. Çünkü dil yasağı insan onuruna aykırıdır. Allah bizi hiçbir zaman böyle bir suçun ortağı yapmasın. Çok şükür yapmadı. İlk fırsatta bütün bu yasakları kaldırdık. İlk fırsatını bulduğumzda bütün o asimilasyonu da inkarı da dil yasağını da kültür yasağını da kimlik üzerindeki her çeşit yasaklamayı kaldırdık. Çok açık söylüyorum. Biz Kürtlere karşı yapılan zulme baştan beri karşı çıktık. Başta beri inancımız gereği bunu yaptık. Öyle birisinin bizi tehdit etmesiyle değil. Valla tehditler bize vız gelir, tırıs gider. Devlet imkanlarını elinizde tutuyorsanız bu tür tehditler size vız gelir tırız gider. O ceberrut, derin devletin tehditleri de bize vız geldi. Çünkü özgür bir Türkiye için yapmamız gerekeni yaptık. Kürtler için de Araplar için de Müslamanlar için de Aleviler için de Sunniler için de özgür Türkiyeyi oluşturduk elhamdullilah. Bugün tek sorunumuz kalmış o da terör sorunu. Geriye kalan bütün özgürlükleri sağlamış durumdayız. Kimse gelip diyemiz 'Kürtlerin şu sorunu var, eksiği var.' Var eksiklikler, Türklerin yok mu eksiklikleri? Her eksiği olan silaha mı sarılsın? Her eksiği olan benim karşıma çıkıp bana tehdit mi savursun? Kimse kusura bakmasın kimse bu eşkiyalığa prim vermez. Onun için herkes duysun bilsin. Duymamış olanlar varsa onlara da duyuralım. Biz bu özgürlükleri sağladıysak, Kürt sorununu çözdüysek, bunu birilerinin silahından, birilerinin tehdidinden, birilerinin şantajından korktuğumuz için yapmadık. Bu bizim inancımızın bir gereği olarak, kişiliğmizin bir gereği olarak, kimliğimizin bir gereği olarak yaptığımız bir şeydir."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------------

-Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay' n gelişi

-Davetlilerle tokalaşması

-TSO Başkanı Servet Taş'ın kısa konuşması

-Toplantıya katılanlar

-AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay'ın konuşması

-Genel ve detaylar

BOYUT: 575 MB

SÜRE: 8 DK 57 SN

==================================================

6)MHP'DEN İHRAÇ EDİLEN ÖZDAĞ: BİZ ÇUKURCU DEĞİLİZ, ÜLKEYİ DÜŞÜRDÜĞÜNÜZ ÇUKURDAN ÇIKARMAK İSTİYORUZ

REFERANDUM çalışması için Elazığ'a gelen MHP'den ihraç edilen Gaziantep Milletvekili Ümit Özdağ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Erdoğan'ın daha önce "Hayır"cıları terörist olmakla suçladığını hatırlatarak, "Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın çatışmacı dili, iç savaş dilini şiddetle kınıyorum. Biz terörist değiliz, çukur hiç değiliz. Sadece sizin ülkeyi içine düşürdüğünüz çukurdan çıkarmak istiyoruz" dedi.MHP'den ihraç edilen Gaziantep Milletvekili Ümit Özdağ, referandum çalışmaları kapsamında dün akşam saatlerinde geldiği Elazığ'daki bir otelde, vatandaşlarla buluştu. Otel dışı ve içerisinde alınan sıkı güvenlik önlemleri altında programını sürdüren Özdağ, Alparslan Türkeş'in ölüm yıldönümü nedeniyle onu andıklarını belirterek, "Başbuğ Türkeş'i saygıyla ve rahmetle anıyoruz. Başbuğumuzu ve onunla birlikte mücadele eden, Türkiye'nin Afganistan olmaması için mücadele ederken hayatlarını veren ülküdaşlarımı da rahmetle saygıyla anıyorum" dedi. Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın her konuşmalarında referandumda "Hayır" oyu verenleri terörist olarak suçladığını, son konuşmalarında da bunun böyle olmadığını söylediklerini anlatan Özdağ, "Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın kullandığı çatışmacı dili, iç savaş dilini şiddetle kınıyorum. Her ne vesile ile olursa olsun biz terörist, darbeci ve çukur hiç değiliz. Sadece sizin ülkeyi içine düşürdüğünüz çukurdan memleketimizi çıkarmak istiyoruz dedik. Nihayet iki gün önce Cumhurbaşkanı, 'Hayır diyenler terörist değiller' diye açıklama yaptı. Elazığlı değerli ülküdaşlarım, terörist değilsiniz. Cumhurbaşkanı tasdik etti. Birkaç gün önce de bir CHP'li milletvekili amacını aşan bir şey söyledi; sayın Kılıçdaroğlu bunu çok yanlış bulduğunu açıkladı. Biz doğruya doğru diyoruz" diye konuştu.

"2010'DA İSTENEN EVET OYLARI 15 TEMMUZ'DA BAŞIMIZA BOMBA OLARAK DÜŞTÜ"

Özdağ, 2010'da istenilen "Evet" oylarının 15 Temmuz'da bomba olarak düştüğünü ileri sürerek, "Ne diyorlar şimdi? tarafsız ve bağımsız yargı için 'Evet' diyorlar. Siz bunu 2010'da da söylemiştiniz. O zaman da aynı ifade vardı, o zaman kullandığınız afişlerle bugün kullandığınız afişler de aynı. O zaman istediğiniz "Evet' ler, 15 Temmuz'da başımıza bomba olarak düştü. Dişinizden, tırnağınızda artırarak çocuğunuz Üniversite okusun diye kurslara gönderiyorsunuz, çocuk 1 dakika geç kalıyor sınava giremiyor. Suriyeli sınavsız üniversiteye giriyor, istediği bölüme. Bu hak mı şimdi? Çocuk 400 lira alıyor, Suriyeli bin 600 lira alıyor. Üstelik Türkiye'de 500 Suriyeli de okula gitmiyor"dedi.

Millitvekili Ümit Özdağ, Konya'da kendilerine salon verilmediğini, miting yapmak için yer verilmediğini ve birde salonlarının basıldığını da belirterek, "Biz üniversitelerin kapısından giremezken, AKP milletvekilleri öğrencilere ders olarak giriyorlar içeriye, öğrencilerde katıldıklarına dair imza atıyorlar"dedi. Kılis'te 16 Mart'ta yaşanan bir olayı da anlatan Özdağ, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"MİLLETİ İKNA ETMEDEN ÖNCE DÖN EN YAKININDAKİ ARKADAŞLARINI İKNA ET"

"AKP Kilis teşkilatından birisi açıklama yaptı. 'Hayır diyenler, Türk ve Müslüman değildir' dedi. ve 16 Mart'ta da Kilis'te bir tutuklama gerçekleşti. Şimdi bu tutuklama gizli tutuluyor, mahkeme karar almış. Ben mahkemenin almış olduğum kararı önümüzdeki günlerde basın toplantısı yapıp açıklayacağım. Tutuklamanın neden yapıldığını,tutuklama sonrası kim kimlerim emri ile hangi evlere gidip ne konuda baskı yaptığı tutuklananın da kimin akrabası olduğunu kendileri açıklasınlar. Başbakan Binali Yıldırım'ın 'Hayır' kampanyası yaptığını düşünüyorum. Hatta Binali bey 'Hayır' oyu verecek ama,oy kullandığı sandıktan hiç 'Evet' çıkmazsa nasıl izah ederim diye düşünüyor. Gerçekten 'Evet' i anlatamıyorlar. Çünkü, anlatılacak gibi değil. Erdoğan ve yakın çevresi dışında kimse 'Evet'e inanmıyorlar.İktidar kendi içinde bloğa ayrılmış durumda, bir Erdoğan ve saray, iki Binali Yıldırım ve çevresi, üç AKP içerisinde 'Hayır' için çalışan büyük ve güçlü bir lobi var. Şimdi böyle bir ortamda Erdoğan diyor ki; 'Atatürk yaşasaydı evet derdi, menderes yaşasaydı evet derdi, bu gün demiş ki rahmetli Türkeş yaşasaydı evet derdi, 22 yıldan beri zaten bunun için çalışıyordu, Muhsin başkan olsaydı evet derdi'. Bari Muhsin başkanı rahat bırakın rahmetliyi 4 gün bulamadınız. Cemil Çiçek, Hüseyin Çelik, Davutoğlu ne diyor. Sen milleti ikna etmeden önce bir dön en yakınında ki çalışma arkadaşlarını ikna et."

Görüntü Dökümü:

-----------------------

-Salondan detay görüntüler

-Özdağ'ın salona girişi

-Özdağ'dan detay görüntüler

-Özdağ'ın konuşması

-Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Şahismail GEZİCİ/ELAZIĞ,-

=========================================================

7)BARO BAŞKANI AHMET ÖZMEN: OHAL SÜRECİ SİNDİRME VE BASKILAMA UYGULAMALARINA DÖNÜŞTÜ

DİYARBAKIR Baro Başkanı Ahmet Özmen, 5 Nisan Avukatlar günü nedeniyle Tahir Elçi'nin 2015 yılında öldürüldüğü yerde yaptığı açıklamada, OHAL ile birlikte başlayan sürecin darbe teşebbüsünde bulunanlara karşı mücadelenin ötesinde, demokratik düzeni ortadan kaldırıcı, temel hak ve özgürlükleri kısıtlayıcı ve toplumun muhalif kesimlerini sindirme ve baskılama yönünde uygulamalara dönüştüğünü söyledi.

Diyarbakır Barosuna bağlı avukatlar, 5 Nisan Avukatlar günü nedeniyle Tahir Elçi'nin yaşamını yitirdiği Sur ilçesindeki Yenikapı Sokak'ta bir basın açıklaması yaptı. Açıklamaya, CHP İstanbul Milletvekili olan Diyarbakır Barosu eski başkanı Sezgin Tanrıkulu ile birlikte çok sayıda avukat cübbeli olarak katıldı. Baro Başkanı Ahmet Özmen, Tahir Elçi soruşturmasının etkin ve hızlı yürütülmemiş ve faillerinin halen yargı önüne çıkarılmamış olmasını protesto etmek ve bu duruma dikkat çekmek amacıyla bu yıl da açıklamayı Yenikapı sokak'ta yaptıklarını söyledi. Sivil siyasete ve parlamenter sisteme yönelik 15 Temmuz darbe teşebbüsünde yer alanlara yönelik hukuk çerçevesinde yargısal süreçlerin yürütülmesinin ve benzer girişimlerin bir daha yaşanmaması için demokratik sistemin güçlendirilmesinin gerekliliğine her fırsatta vurgu yaptıklarını belirten Özmen, "Ancak, darbe girişiminden hemen sonra ilan edilen OHAL ve çıkarılan KHK'lar ile başlatılan antidemokratik uygulamalar endişe verici boyutlara ulaşmıştır. Özellikle TBMM'nin yasama yetkisini elinden alacak şekilde yasal düzenlemelerin KHK'lerle değiştirilmesi, parlamenter sistem ve kuvvetler ayrılığı ilkesiyle bağdaşmamaktadır. OHAL ile başlayan süreç darbe teşebbüsünde bulunanlara karşı mücadelenin ötesinde, demokratik düzeni ortadan kaldırıcı, temel hak ve özgürlükleri kısıtlayıcı ve toplumun muhalif kesimlerini sindirme ve baskılama yönünde uygulamalara dönüşmüştür"dedi.

Kürt meselesinin yeniden şiddet sarmalına itildiğini ve meselenin çözümüne güvenlikçi politikalarla yaklaşılmaya başlandığını belirten Baro Başkanı Özmen, "Geçmişte acı bir şekilde tecrübe edilmiş olmasına rağmen sivil siyaset kanallarını kapatıcı şekilde milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılarak tutuklanmaları çözüme bir katkı sağlamadığı gibi sorunu daha da derinleştirip, demokrasimize gölge düşürmekte ve ülkenin uluslararası itibarını zedelemektedir. Uygulanan genel güvenlikçi politikalar ve siyasetçilere yönelik tutuklamaların, son 30 yılı çatışmalarla geçmiş Kürt meselesinin çözümüne bir katkısı olmayacaktır. Kürt meselesinin yegane çözümünü diyalog ve müzakere kanallarının güçlendirilmesiyle mümkün görmekteyiz. Her türlü siyasi kaygıların bir tarafa bırakılarak bu can yakıcı meselenin çözümü konusunda diyalog ve müzakereyi önceleyen her türlü adımın atılmasının gerekliliğini bir kez daha vurgulamak isteriz"diye konuştu. Anayasa değişikliğine yönelik referandum süreciyle birlikte toplumda yeni kutuplaşma alanları yaratıldığını ifade eden Özmen, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"FAİLİ MEÇHUL DOSYALARI ZAMAN AŞIMINA UĞRATILMAKTADIR"

"Yapılan Anayasa değişikliği bir darbe ürünü olan ve toplum ihtiyaçlarını karşılamayan, bundan dolayı da defalarca değişikliğe uğrayan 1982 Anayasasının ruhunu sürdürmeye devam ettirecektir. Oysa toplumun ihtiyacı olan Anayasa, toplumsal sorunların çözümünü önceleyen demokratik, sivil ve kuvvetler ayrılığını esas alan yeni bir anayasadır.Anayasa değişikliğinin OHAL koşullarında 16 Nisan'da halk oylamasına sunuluyor olmasını seçim güvenliği açısından oluşturduğu endişeler ve özellikle de kampanya ve propaganda imkanları açısından yarattığı adaletsizlikıer sebebiyle doğru bulmamaktayız. Demokratik bir toplumda, ifade, toplanma ve örgütlenme özgürlüğü kapsamında sayılabilecek eylem ve etkinlikler nedeniyle, bir şiddet eyleminde, dolaylı da olsa yer almamış siyasetçi, seçilmiş kişi veya aktivistler tutuklu olarak yargılanmakta, ağır ve adaletsiz cezalarla cezalandırılmaya devam edilmektedir. Öte yandan geçmişten günümüze kadar devlet görevlileri tarafından işlenen ve insan haklarının ağır ihlalini oluşturan suçlar soruşturulmamakta, failler hala suç ve cezadan muaf kalmaktadır. Binlerce faili meçhul, gözaltında kayıp veya çeşitli şekillerde yapılan keyfi infazlara ilişkin dosyalar zamanaşımına uğratılmakta, özellikle 1990'lı yıllarda işlenen toplu infazlara ilişkin mağdurların çetin mücadeleleriyle açılmak durumunda kalan birkaç davanın da neredeyse tümü temelsiz güvenlik gerekçeleriyle binlerce kilometre uzaktaki merkezlere gönderilmiş ve cezasızlıkla sonuçlandırılmıştır. Son yıllarda yargı bağımsızlığı ve ifade özgürlüğü alanında yaşanan gelişmeler, Türkiye'nin açık toplum ve demokratik bir hukuk devleti olma yolundaki iddiasına öldürücü bir darbe vurmuştur. Siyasal iktidarın yargıya açık müdahaleleri, yargıçların vermiş oldukları kararlarla açığa alınması, yasal ve idari düzenlemeler yargıyı tümüyle Yürütmenin kontrolüne götürmüştür."

Görüntü Dökümü:

-----------------------

Avukatların toplanması

Basın açıklamasının okunması

Genel ve detaylar

Haber - Kamera: Felat BOZARSLAN-Serdar SUNAR/DİYARBAKIR, -

=====================================================

8)CİNAYET ZANLISI 7 YIL SONRA YAKALANDI

İSTANBUL Ataşehir'de 7 yıl önce işlenen bir cinayetten aranan 72 yaşındaki T.K. (Temel Kayaoğlu), ölen bir yakına ait olduğu belirlenen kimlikle, Çanakkale'de polis tarafından yakalandı.

Çanakkale Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği görevlileri, 2010 yılında İstanbul Ataşehir'de işlenen cinayetin zanlısı T.K.'nın kentte olduğunu belirledi. Cinayetten sonra Çanakkale'nin Ezine İlçesi'ne kaçtığı, belirli aralıklarla ilçeye bağlı çeşitli köylerde yaşadığı tespit edilen T.K.'nın, 6 yıl önce ölen yakını Mehmet Bekar'ın kimliğini kullandığı saptandı. Yeri tespit edilen T.K., yapılan operasyonla saklandığı bir işyerinin deposunda yakalandı. Gözaltına alınan T.K., Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü'ne getirildi. Sağlık kontrolünden geçen T.K.'nın emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından İstanbul'a gönderileceği bildirildi.

Görüntü Dökümü

--------------------------

(Not: cep telefonu görüntüsü)

Yakalanan cinayet zanlısı Temel K.'nin emniyete getirilmesinden görüntü

Haber-Kamera: Mustafa SUİÇMEZ/ ÇANAKKALE,

=====================================================

9)POLİSTEN KAÇAN OTOMOBİL HIRSIZLARI KAZA YAPINCA YAKALANDI

TEKİRDAĞ'ın Çerkezköy İlçesi'nde çalıntı olduğu belirlenen otomobille kaçan 3 şüpheli, polisin 'dur' ihtarına da uymadı. Şüpheliler, kaza yapınca yakalandı.

Çerkezköy İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri gece Plaka Tanıma Sistemi'nde (PTS) çalıntı olduğunu belirlediği 34 HE 9129 plakalı otomobili yakalamak için ilçe girişinde önlem aldı. Polisin 'dur' ihtarında bulunduğu otomobildekiler durmayarak hızlı bir şekilde kaçmaya başladı. Polisin ilçe merkezinde yaklaşık 30 dakika kovaladığı otomobil, Fatih Mahallesi Kosova Sokak üzerinde sürücüsünün kontrolünden çıkarak, bir oto bakım servisine girip, buradaki bir otomobile çarparak durabildi. Araçta bulunan 2 kişi kaçarken, Tunahan Ablak, polis tarafından olay yerinde yakalandı.

Otomobilde yapılan aramada 1 pompalı tüfek ele geçirildi. Polis, kaçan ve kimliklerini belirlediği iki kişiyi yakalamak için gece ilçede geniş çaplı operasyonlar düzenledi. Operasyonlarda şüpheliler Mehmet Uğur Aynenger ile Samet Sezer de yakalanarak gözaltına alındı. Yapılan araştırmada otomobilde bulunan pompalı tüfeğin aracı çalınan sahibine ait olduğu belirlendi.Gözaltına alınan 3 şüpheliyle ilgili soruşturma sürüyor.

Görüntü Dökümü

----------------------

Olay yerinden detaylar

Kaza yapan araçlar

Polisin çalışmaları

Polisin araçta yaptığı aramalar

Detaylar

Haber-Kamera: Şaban KARDEŞ/ÇERKEZKÖY (Tekirdağ), -

====================================================

Kaynak: Demirören Haber Ajansı

Manşet Haberler

title