Dha yurt bülteni-5

Dha yurt bülteni-5

Sınır hattına beton blok sevkiyatı Suriye'nin Haseke kentine bağlı, terör örgütü PKK/PYD kontrolündeki Resulayn'ın karşısında bulunan Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesi sınırına, yerleştirilmek üzere beton bloklar getirildi.

Dha yurt bülteni-5

Sınır hattına beton blok sevkiyatı
 

Suriye'nin Haseke kentine bağlı, terör örgütü PKK/PYD kontrolündeki Resulayn'ın karşısında bulunan Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesi sınırına, yerleştirilmek üzere beton bloklar getirildi.

TIR'larla dün gece saatlerinde getirilen beton bloklar, sınır hattına bırakıldı. Beton blokların, sınırda görev yapan güvenlik güçlerine tahsis edileceği belirtildi. Blokların, sınır ötesinden gelecek olası taciz ateşleri ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Fırat'ın doğusuna yönelik yapacağı olası operasyonda mevzileri güçlendirmek için kullanılacağı öğrenildi.


GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
--------------------------------
Beton blok yüklü tır
Genel detay görüntüler
Haber-Kamera: Şafak SAĞ-ŞANLIURFA-DHA)

============================

HDP önündeki eylemde 13'üncü gün; aile sayısı 33 oldu
 
Diyarbakır'da, kayıp çocuklarının bulunması için HDP il binası önünde oturma eylemini 13'üncü günde de sürdüren ailelerin sayısı, oğlu İbrahim (24) için Erzurum'dan gelen Mehmet Emin Coşkun'un da katılmasıyla 33 oldu.

Hacire Akar, 21 Ağustos'ta kaybolan oğlu Mehmet'in (21) HDP'liler tarafından dağa kaçırıldığını iddia edip, 1 gün sonra parti il binası önünde oturma eylemi başlattı. Oturma eyleminin 3'üncü gününde ortaya çıkan Mehmet Akar, mahkemece ev hapsiyle cezalandırıldı. Oğluna kavuşup, eylemine son veren Hacire Akar, çocukları kayıp annelere çağrıda bulundu. Akar'ın çağrısıyla harekete geçen çocukları kayıp olan aileler, 3 Eylül Salı gününden itibaren HDP önünde oturma eylemine başladı.

'OĞLUMA KAVUŞMA ÜMİDİYLE GELDİM'

Oturma eylemini 13 gündür sürdüren ailelerin sayısı, bu sabah Erzurum'un Horasan ilçesinden gelen Coşkun ailesinin katılmasıyla 33 oldu. Mehmet Emin Coşkun, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Edebiyat Fakültesi 2'nci sınıf öğrencisiyken, 29 Aralık 2014'te terör örgütü PKK tarafından kaçırıldığını iddia ettiği oğlu İbrahim için oturma eylemine başladı. 5 yıl boyunca oğlundan haber alamadığını anlatan Coşkun, İbrahim'e kavuşma ümidiyle Diyarbakır'a gelip, diğer ailelerle birlikte eyleme katıldığını söyledi.

OTURMA EYLEMİNDEKİ AİLELER

1- Diyarbakır'ın Eğil ilçesinde oturan Fevziye- Şahap Çetinkaya çifti, 30 Ağustos'tan beri haber alamadıkları, PKK'lı teröristler tarafından kaçırıldığını iddia ettikleri oğulları Süleyman (18) için 3 Eylül Salı günü oturma eylemine başladı.

2- Diyarbakırlı Remziye Akkoyun, 4 yıldır kayıp olan oğlu Azad'ın (14) PKK'lı teröristler tarafından kaçırıldığını ileri sürerek, 3 Eylül Salı günü oturma eylemi başlattı.

3- Diyarbakır'da oturan Rauf- Ayşegül Biçer çifti, 10 aydır kayıp olan tek oğulları Mustafa (18) için 3 Eylül Salı günü oturma eylemi başlattı. Kanser hastası Ayşegül Biçer, oğlunun HDP aracılığıyla PKK'lı teröristlere götürüldüğünü iddia ediyor.

4- Mardinli olan ve Diyarbakır'da oturan inşaat işçisi Celil Begdaş ile eşi Hediye Begdaş, ramazan ayının ilk günü olan 5 Mayıs'ta ortadan kaybolan oğulları Yusuf'un (16) HDP'liler aracılığıyla düğün aracı olarak süslenen minibüsle dağa kaçırıldığını iddia ederek, 4 Eylül akşamı oturma eylemine katıldı.

5- Gaziantep'te oturan Şevket- Songül Altındaş çifti, vatani görevi için usta birliğine giderken 2 Ekim 2015'te Tunceli'nin Pülümür ilçesinde teröristlerce kaçırılan oğulları Müslüm (24) için 5 Eylül günü oturma eylemi başlattı.

6- Mersin'in Anamur ilçesinde yaşayan Rahime Uymaz, Diyarbakır'ın Lice ilçesinde 28 Temmuz 2015'te eşi ve kızının yanında aracından indirilerek, kaçırılan yeğeni polis memuru Sedat Yabalak (34) için oturma eylemine katıldı. Polis Sedat Yabalak'ın hasta annesi Ünzile Yabalak ise 8 Eylül akşamı Diyarbakır'a gelip nöbete başladı. Solunum hastası Ünzile Yabalak'a, PKK'lı teröristler tarafından 23 Eylül 1995'te şehit edilen Astsubay Murat Namdar'ın eşi Yıldız Namdar refakat ediyor.

7- Mardin'in Derik ilçesinden gelen Emine- Şeyhmus Kaya çifti, İstanbul'da polis memuruyken, Muş'ta kardeşinin düğün konvoyuyla memleketine dönerken, Diyarbakır'ın Lice ilçesinde yol kesen teröristler tarafından kaçırılan oğulları Vedat Kaya (28) için 5 Eylül'de oturma eylemine başladı.

8- Malatyalı Sadiye Özbey, 17 Eylül 2015'te Rize'den kendisini ziyarete gelirken Tunceli'nin Pülümür ilçesinde yol kesen PKK'lı teröristler tarafından aracı yakılıp kaçırılan oğlu Astsubay Semih için 5 Eylül günü oturma eylemine katıldı.

9- Bursa'da yaşarken eşini 17 Ağustos depreminde kaybedince Diyarbakır'a taşınan Meryem Savur, 4 yıl önce PKK'lı teröristlerce kaçırıldığını iddia ettiği oğlu Fırat (22) için 5 Eylül günü oturma eylemine başladı.

10- Diyarbakırlı Sabiha Balta, 5 yıl önce kaybolan oğlu Arafat'ın (25) PKK'lı teröristlerce dağa kaçırıldığını iddia ederek 5 Eylül günü oturma eylemine katıldı.

11- Diyarbakır'ın Dokuzçeltik köyünde oturan Aysel Koyun, 5 yıl önce PKK'lı teröristlerce dağa kaçırıldığını ileri sürdüğü oğlu Neşat (22) için 6 Eylül günü oturma eylemine başladı.

12- Diyarbakırlı Güzide Demir, 4 yıl önce PKK'lı teröristlerce dağa kaçırıldığını iddia ettiği oğlu Aziz (20) için 7 Eylül günü oturma eylemi başlattı.

13- Ağrı'nın Eleşkirt ilçesinde 4 yıl önce çobanlık yaparken PKK'lı teröristlerce kaçırıldığı belirtilen Vahit Çur'un (19) anne ve babası Bedirhan- Necla Çur çifti de 7 Eylül günü eylem başlattı.

14- Diyarbakırlı Hüsniye Kaya, 5 yıldır haber alamadığı ve sonrasında arkadaşlarından Suriye'de olduğunu öğrendiği kızı Mekiye'yi (19) bulmak için 8 Eylül günü oturma eylemine başladı.

15- Ayten- Şadin Elhaman çifti, 2 yıl önce kaybolan oğulları Bayram (21) için 8 Eylül günü oturma eylemine katıldı.

16- İstanbul'da 5 yıl önce HDP Kağıthane ilçe binasına gittikten sonra dağa kaçırıldığını ileri sürülen Yakup Edizer'in (19) anne ve babası yaşayan Salim ve Saliha Edizer çifti de 9 Eylül günü eylemdeki yerini aldı.

17- Diyarbakırlı Süleyman Aydın, 4 yıl önce terör örgütü PKK tarafından kaçırıldığını iddia ettiği oğlu Özkan (19) için 9 Eylül günü oturma eylemine katıldı.

18- Diyarbakırlı Mevlüde Üçdağ, 5 yıldır haber alamadığı oğlu Ramazan (22) için 9 Eylül günü Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk'un ziyareti sırasında HDP önüne gelip eyleme katıldı.

19- Mardinli ancak Diyarbakır'da oturan Salih- Mülkiye Aylu çifti, 22 Mart 2019'da kaybolan ve HDP kongresine katılan M.I. tarafından Irak'ın Metine bölgesindeki PKK'lı teröristlerin yanına kaçırıldığını iddia ettiği oğlu Mehmet (20) için 10 Eylül sabahı oturma eylemine başladı.

20- Aslen Siirtli olan ancak Ordu'da yaşayan Latife Ödümlü, Dicle Üniversitesi Kimya Bölümü 3'üncü sınıf öğrencisi oğlu Özgür'ün (22), 10 ay önce PKK'lı teröristler tarafından Kuzey Irak'a kaçırıldığını iddia ederek 10 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

21- Diyarbakırlı Mehmet Karaman, 1999'da kandırılarak dağa götürüldüğünü ileri sürdüğü oğlu Ercan (40) için 11 Eylül'de oturma eylemine başladı.

22- Diyarbakırlı Fatma Akkuş, 28 Ağustos 2019'da kaybolan ve internette terörist kıyafeti giyerken videosunu gördüğü kızı Songül için 11 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

23- Erzurum'dan gelen Macide Uslu ile Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesinden gelen Halime Şehitoğlu, 2015'te Diyarbakır'ın Lice ilçesinde yol kesen PKK'lı teröristlerce kaçırılan yeğenleri Sedat Sorgun (28) için 11 Eylül'de oturma eylemine katıldı. Annesi vefat eden Sorgun'un, Van'da vatani görevini yaparken, izinli olarak Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesindeki teyzesi Şehitoğlu'nu ziyaret edip, akrabalarını ziyaret etmek için de memleketi Erzurum'a giderken Lice'de yol kesen PKK'lılarca kaçırıldığı belirtildi.

24- Diyarbakırlı Nihan Çiçek, 2015'te eşinin akrabaları tarafından dağa kaçırıldığını iddia ettiği nişanlı kızı Hatun (23) için 11 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

25- Diyarbakırlı Ömer Tokay, 2011'de Şırnak'a pikniğe gidip dönmeyen ve 2014'te terör örgütüne yakın bir televizyonda gördüğü oğlu Mehmet (22) için 12 Eylül'de oturma eylemine başladı.

26- İstanbul'da yaşayan Şevket-Fatma Bingöl çifti, 2014'te Arnavutköy'de 'Bana iş buldular, işe gidiyorum' diyerek evden çıkıp dönmeyen oğulları Tuncay (19) için 13 Eylül'de oturma eylemine başladı.

27- Diyarbakır'ın Hani ilçesinde fırında çalışan oğlu Fatih Demir'in (24), 2015 yılında terör örgütünce dağa kaçırıldığını iddia eden anne Sevdet Demir (55), 13 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

28- Bitlis'te eşinden boşanan Saliha Mert (42), 2015 yılında dağa kaçırıldığını iddia ettiği oğlu Yetiş Top (23) için 13 Eylül günü Diyarbakır'a gelip oturma eylemine katıldı.

29- Bitlis'te yaşayan Ubeydullah Yolaçan, 5 yıldır haber alamadığı oğlu Çetin (31) için 14 Eylül'de Diyarbakır'a geldi. Baba Yolaçan, gelini Gülcemal, torunları Ecrin ve Abdulsamet ile birlikte oturma eylemine katıldı.

30- Bitlis'in Mutki ilçesinden Diyarbakır'a gelen Hurinaz Omay (83), 24 yıldır dağa kaçırıldığını iddia ettiği oğlu Rıfat (43) için 14 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

31- Bitlis'ten Diyarbakır'a gelen Fadıl Kılıç, Ahlat Üniversitesi öğrencisiyken 3 yıl önce dağa kaçırıldığını öne sürdüğü oğlu Faruk için (25) 14 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

32- Elazığ'dan Diyarbakır'a gelen Muhittin Avunan, usta birliğine giderken yol kesen PKK'lı teröristlerce kaçırılan yeğeni Bingöllü Emrah Avunan (24) için 13 Eylül'de oturma eylemine katıldı.

33- Erzurum'un Horasan ilçesinden gelen Mehmet Emin Coşkun (49), Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nde 2'nci sınıf öğrencisiyken 29 Aralık 2014'te terör örgütü PKK tarafından kaçırıldığını iddia ettiği 3 çocuğunun büyüğü olan İbrahim (24) için 15 Eylül'de oturma eylemine başladı. 

Görüntü Dökümü
---------
HDP önü ailelerin eylemi
Mehmet Emin Coşkun'un röportajı
Genel ve detay görüntüler
Haber-Kamera: Mücahit YOLCU, Nurettin FİDANCAN, Selim KAYA, Mehmet Mucahit CEYLAN/DİYARBAKIR,
============================

Kadınbudu karpuzu ilgi çekiyor

Antalya'nın Kumluca ilçesinde 70 yıldır genetiğiyle oynanmadan yetiştirilen kadınbudu karpuzu ilgi çekiyor.
Kumluca'ya bağlı Karacaören Mahallesi'nde oturan Nejdet Ovalı, yıllardır kadınbudu karpuzu yetiştiriyor. Dedesinin başladığı ve kendisiyle birlikte yaklaşık 70 yıldır ailesinin yetiştirdiği kadınbudu karpuzunun genetiğinin bugüne kadar değiştirilmediğini söyleyen Nejdet Ovalı, "Ben bu karpuzu tarlamda yetiştiriyorum. Bu tohum 70 yıllık dedemden kalmadır. Hiçbir şekilde genetiğiyle oynanmamış, yerli bir tohumdur. Atadan kalma mükemmel bir lezzeti var" dedi.
'MÜŞTERİ KABAK ZANNEDİYOR'
Kadınbudu karpuzunun tadına bakıp da almayan olmadığını aktaran Nejdet Ovalı, "Bu karpuz sadece Kumluca'da yetişiyor. 55 yaşındayım, bu karpuzla büyüdüm. Müşteri gördüğü zaman kabak zannediyor. Kesip de ikram edince almayan yok. Tattıktan sonra mümkün değil almaması" diye konuştu.
'ÇOK AZ BULUNAN BİR KARPUZDUR'
Kumluca Ziraat Odası Başkanı Hidayet Kökçe de "1940'lı yıllardan bugüne gelen 'kadınbudu' dediğimiz karpuzun hiçbir geniyle oynanmamış, kimyasıyla oynanmamıştır. Dışarıdan bakıldığında kabak gibi ama içi kıpkırmızıdır. Çok az bulunan bir karpuzdur" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
--------------
Tezgahtan detay
Karpuzdan detay
Ziraat Odası Başkanı Hidayet Kökçe konuşma
Üretici Nejdet Ovalı konuşma
Vatandaşların konuşması
HABER- KAMERA: Hakan ÖZGENÇ/KUMLUCA,
============================

İslahiye'de üzüm pekmezi zamanı

Gaziantep'in İslahiye ilçesinde, bağ bozumu ile birlikte asırlardır yaşatılan pekmez yapma geleneği devam ediyor.

İlçeye yaklaşık 15 mahallede yapılan üzüm hasadında sona gelindi. Bağ bozumu ile pekmezlik olarak ayrılan üzümlerle doğal pekmez yapımına başlandı. Toplandıktan sonra çöplerinden ayrılan üzümler ezilerek suyu çıkarılıyor. Daha sonra ise evlerin bahçelerine kurulan dev kazanlarda odun ateşinde kaynatılarak geleneksel olarak yapılan doğal pekmez elde ediliyor. Beyaz üzümde yapılan pekmezin kilosu 25 liradan, Antep karası cinsi üzümden yapılan pekmezin kilosu ise 30 liradan satışa sunuluyor.

Altınüzüm Mahallesi'nde pekmez üreten Zeyno Yıldız, vatandaşların özellikle kış mevsiminde pekmez tükettiğini ifada ederek, "Asırlardır süre gelen bir gelenek, biz de büyüklerimizde öğrendiğimiz pekmez yapma geleneğini sürdürüyoruz. Pekmez yapımı emek ve sabır istiyor. Kendi ihtiyacımızın yanı sıra dışarıya satarak ev ekonomimize katkı sağlıyoruz. Beyaz üzüm dediğimiz, Kabarcık ve Hatun parmağı ile Antep karası cinslerinde hazırladığımız pekmezi Beyaz olanın kilosu 25 liradan, Antep karası üzüm pekmezi ise 30 liradan satıyoruz" dedi.

Ziraat Odası Başkanı Mehmet Köse ise, "İlçemizde yüzyıllardır süren bir gelenek olan pekmez yapımı daha önce aileler kendilerinin tüketeceği kadar yapardı. Son yıllarda üretici  üzümü istediği fiyatta satamayınca ev ekonomisinde katkı sağlamak amacıyla pekmez yapımına yöneldi" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-------------------------------
Üzüm hasadı
Üzüm suyu çıkarılması
Pekmez yapımı
Zeyno Yıldız  ile röp
Genel ve detay görüntüler
Haber-Kamera: Kadir ÇELİK-GAZİANTEP-DHA)

============================

Mucize kurtuluş; Boynundan girip kol altından çıkan tahta kazık ameliyatla çıkarıldı
 
Kahramanmaraş'ta meydana gelen trafik kazasında 30 santimetrelik kazık, 19 yaşındaki B.Ö.'nün boynundan girip sol kol altından çıktı. Tahta kazığı ameliyatla çıkaran KSÜ Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Bülent Güneri, genç kızın sadece bir kaburgasının kırıldığını, sinir ve damarlarının zarar görmediğini belirterek, "Tıp literatüründe bu şekilde boyundan girip koltuk altından çıkan bir cisim yok" dedi.

Kahramanmaraş'ta bir otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu takla atarak şarampole devrildi. Kazada otomobilden dışarı savrulan B.Ö.'nün boynuna olay yerinde bulunan 30 santimetre uzunluğundaki tahta kazık boynundan girerek kol altından çıktı.

MUCİZE ESERİ HAYATTA KALDI
Ağır yaralanan genç kız, vücuduna saplanan tahta kazık ile Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesine götürüldü. Hastaneye bilinci açık olarak giden B.Ö.'yü görenler, Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Bülent Güneri'ye haber verdi. Hastanın yanına gelen Güneri, çekilen tomografi görüntülerini inceledikten sonra genç kızı ameliyata aldı. Yaklaşık yarım saat süren ameliyatla tahta kazık çıkarılırken, kazığın sinir ve damarlara zarar vermemesi nedeniyle mucize eseri hayatta kalan genç kız olayı bir kaburga kırığı ile atlattı. B.Ö., hastanede gördüğü bir haftalık tedavi sonrası sağlığına kavuşarak taburcu edildi.

'GÖĞÜS VE KALP DAMAR CERRAHLARI AMELİYATTA HAZIR BULUNDU'
Ameliyat öncesi ve sonrasında yaşananları anlatan Dr. Bülent Güneri, telefonuna gelen fotoğrafları görünce şaşırdığını söyledi. Bu tür vakalarda genellikle sinir ve damar yaralanmalarının olduğunu ancak bu olayda sinir ve damar yaralanmasının olmayışının çok ilginç olduğunu ifade eden Güneri, "Hastayı acil ameliyata aldık. Ameliyat esnasında göğüs cerrahi hocamız ve kalp damar cerrahı bölümünden hocamız hazır bulundular herhangi bir komplikasyona yönelik olarak. Ameliyathanede yaptığımız değerlendirmeden sonra anestezi altında yaklaşık 30 santimetrelik tahta bir kazık çıkardık hastadan. Kazık, hastanın saçlarını dolayarak boynundan girip sol kol altından çıkmıştı. ve böyle kirli bir yaralanma, ev dışında, sokakta olan bir yaralanma enfeksiyon açısından oldukça risklidir. Ama ameliyat esnasında yaptığımız girişimler ve titizlikle uyguladığımız antibiyotik tedavisi sayesinde hastamızda bir enfeksiyon meydana gelmedi" diye konuştu.

'TIP LİTERATÜRÜNDE YOK'
Olayın çok ilginç olması nedeniyle daha önce bu ve buna benzer bir vakanın olup olmadığını araştırdığını belirten Dr. Bülent Güneri, şöyle devam etti:
"Tıp literatüründe benzer yaralanmalar var, metal ve tahta cisim saplanmaları görülüyor. Ancak bu şekilde boyundan girip koltuk altından çıkan bir cisim yaptığım taramalarda tespit etmedim. Ancak literatürde bildirilen vakalarda çok ciddi sinir yaralanmaları ya da omuriliğe saplanıp da enfeksiyona yol açan bu nedenle tedavi görmek zorunda olan hastalar mevcut. Bizim hastamızda herhangi sinir veya damarsal yapıya denk gelmedi ancak bir kaburga kırığına yol açtı ve içeride bol miktarda hastanın saç bulunduğu için bizi daha çok uğraştıran içeride bulunan saç parçalarıydı. Biz, kazığın gidiş yönü boyunca açmayıp, kazığı ters yönde çıkartıp içeriye bol miktarda steril sıvıyla yıkama uyguladık ve iyi bir antibiyotik tedavisi verdiğimizi düşünüyorum. Bu sayede de bir sorun  meydana gelmedi. Hasta oldukça talihli bene, birçok kişi bunu mucize olarak değerlendirebilir. Beni ve ekibimi oldukça şaşırttı. ve hastayı birlikte değerlendiren cerrahi branştan diğer hocalarımızı da oldukça şaşırttı. Adeta mucize gibiydi diyebilirim."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-------------------------------
Hastane tabelası
Hastane binası
Hastane girişi
Ortopedi bölümü
Dr. Bülent Güneri'nin telefonda fotoğraflara bakması
Güneri ile röp.
Güneri'nin fotoğrafı göstermesi
Kazık saplanan kızın koltuk altı ve boynunun fotoğrafları
Kazığın tomografi görüntüsü
Haber-Kamera: Ömer KOÇ-KAHRAMANMARAŞ-DHA)
============================

'Aşureyi yılda bir kez değil, her zaman yemeliyiz'

Bursa Uludağ Üniversitesi Besin Hijyeni Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Tayar, Muharrem ayının gelmesiyle birlikte yapılmaya başlanan aşure hakkında bilgiler verdi. Aşurenin içine baharatlarla beraber ortalama 41 çeşit malzeme girdiğini belirten Prof. Dr. Tayar, "Kuru kayısı, incir, nohut, ceviz, fındık, tarçın gibi malzemelerin olduğu aşure vitamin ve mineral deposudur. Aşureyi yaparken içine koyduğumuz şekeri azaltıp pekmezle tatlandırırsak daha sağlıklı olacaktır. Aşureyi yılda bir kez değil, sürekli yememiz gerekiyor" dedi.
Bursa Uludağ Üniversitesi Besin Hijyeni Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Tayar, Muharrem ayının gelmesiyle birlikte hemen hemen her evde yapılmaya başlanan ve yılın sadece bir bölümünde yenilen aşure hakkında bilgiler verdi. Aşureyi şekerle yapmak yerine bal ve pekmezle tatlandırsak daha sağlıklı olacağını belirten Tayar, birçok farklı malzemeyle yapılan aşurenin vitamin ve mineral bakımından zengin olduğunu belirtti.
'AŞURE VİTAMİN VE MİNERAL DEPOSU'
Aşure ayı, herkesin yılda bir kere dört gözle beklediği zamanlardan birisi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Mustafa Tayar, şunları söyledi:
"Aşurenin paylaşımı güzel. Aşure pişen evler, komşularına mutlaka dağıtacak ve paylaşım yaşanacak. Eve gelen aşureye beslenme, diyet gözüyle bakınca da mutfakta bir muhteşem vitamin ve mineral deposu olduğunu görüyoruz. Diğer bütün tatlıları bir kenara ayıralım çünkü sütlü tatlı deyince süt, şeker ve katkı maddesi var. Diğer tatlılarda öyle. Aşure dediğiniz zaman kuralına uygun, ideal bir aşure yaptığınız zaman içerisinde 41 çeşit baharatın, kuruyemişin, kuru baklagilin karıştığı bir ürün karşımıza çıkıyor. Protein, vitamin, mineral var ve beslenmemiz için gerekli olan olmazsa olmazlar içerisinde. İçinde neler var, nelere iyi gelir dediğimiz zaman hemen buğday devreye giriyor. Buğdaya bakınca B vitamini bakımından zengin bir ürün tüketmeye başlıyoruz. Hemen yanında 41 çeşit baharat, kuruyemiş, kuru baklagil grubu içerisinde kayısılar, kuru incir gibi ürünler devreye giriyor ve aldığımız vitaminleri görmeye başlıyoruz. Bağışıklığa da destek olan bir ürün."
'AŞUREYİ PEKMEZLE TATLANDIRIN, HER ZAMAN YİYİN'
Aşureye koyulan her malzemenin insan vücuduna yararlı olduğunu belirten Tayar, "Aşurenin üzerine zevke göre yağlı tohumlardan cevizi fındık serpiliyor. Buradan aldığım doymamış yağ asitleri, omegalar, E vitamini, yaşlanmayı geciktiren, sağlığı koruyan başka malzeme grubu da devreye giriyor.  Bunun dışında diğer karanfil ve benzer baharatlar devreye girmeye başlıyor. Bunlarında birçok antioksidan, kimyasal yapılarıyla beslenmeme destek olan, hastalıklarla savaşmama yardımcı olan ciddi silahlarla donanıyorum. Aşure yapanların, içinden şekeri çıkarıp pekmezi bal ile tatlandırırsa, bugün aşure dünyadaki tatlıları arasında açık ara önde olan vitamin deposu olduğu anlaşılmaktadır. Bence artık aşureyi sadece Aşure ayına, yılın bir haftasına, bir gününe mahkum etmek yerine, yılın her ayında, haftasında mutlaka tatlı olarak evlere girmesi gereken mükemmel bir gıda diye düşünüyorum" dedi.

Görüntü Dökümü
----------------------
-Aşure yapımından detaylar
-Aşure servisinden detaylar
-Genel detaylar
-Haber: Muammer İRTEM- Kamera: Semih ŞAHİN/BURSA,
============================

Karşıyaka'da akondroplazili bireylerin çalışacağı Hobbit Kafe açılacak

İzmir'de Karşıyaka Belediyesi ile Ege Fark Yaratanlar Derneği, akondroplazi (cücelik) hastalığına dikkat çekmek ve bireylerin toplum tarafından fark edilmesini sağlayarak sosyal hayatta yaşadıkları zorlukları görünür kılmak için etkinlik düzenledi. Akondroplazili bireyler ile aileleri Mavişehir'deki Tay Park'ta bir araya gelerek, hayatları boyunca karşılaştıkları sorunlara dikkat çekti. Karşıyaka Belediye Başkanı Cemil Tugay ise aşırı boy kısalığı yaşayanların çalışabileceği bir kafe açmayı planladıklarını açıkladı.

Türkiye'nin farklı kentlerinde yaşayan akondroplazi (cücelik-aşırı boy kısalığı) hastaları ile aileleri, Mavişehir'deki Tay Park'ta bir araya geldi. Karşıyaka Belediyesi'nin ev sahipliğinde düzenlenen etkinlikte buluşan akondroplazi hastaları ve aileleri, sosyal hayatta karşılaştıkları zorluklara dikkat çekti. Sempatik tavırları ile dikkat çeken Mira Atayeli (2), parka gelenlerin ilgi odağı oldu. Karşıyaka Belediye Başkanı Cemil Tugay, "Genetik rahatsızlığa sahip vatandaşlarımız ile çocuklarımızın kurduğu dernek ile birlikteyiz. Bu dernek yeni faaliyete başladı" dedi. Tay Park içerisinde dernek ile birlikte bir kafe açmayı düşündüklerini de aktaran Tugay, "Burada çalışanların hepsi akondroplazi bireyler olacak.  Sempatik bir görünüm olacak. Özellikle çocukların hoşlanacağı bir kafe olacağını düşünüyorum" dedi.
'BİZİMLE ALAY EDİLMESİ HOŞ DEĞİL'
11 yaşındaki akondroplazi hastası oğlu ile etkinliğe katılan Figen Çetinkaya (42) da, özellikle toplumun bakış açısının kendilerini zorladığını belirterek "Çocuklarımız çok zorlanıyor. Otobüslerdeki tutunma alanları, iniş ve çıkışlar bile sorun olabiliyor. Çocuklarımız için hiç tedbir yok. Bizim çocuklarımıza yardım etmemiz gerekiyor. Bu şartlarda terk edilen çocuklarımız da var. Çevrenin bakış açısının biraz daha gelişmesini, bu çocukların da toplumun bir parçası olduğunu kabul etmelerini istiyoruz" dedi. Ömer Çetinkaya da, okula gittiğini belirterek, "Kısa boyluyum diye benimle alay edenler de var. Ama ben onları hiç umursamıyorum. Kısa boylu olmanın nasıl bir şey olduğunu biliyorum. İnsanların bizimle alay etmesi hiç hoş değil. Kısa boylularla alay etmemeliler" diye konuştu.
'YAŞADIKLARIMIZ ÇOK ZOR'
Açılması planlanan Hobbit Kafe'nin şef garsonu olan Atakan Teke (38), kendilerinin de bu toplumun bireyleri olduğunu ve fark edilmek istendiklerini aktardı. Teke, "Toplum bizi cüzzamlı gibi görüyor. Bizleri bu şekilde görmemelerini istiyoruz. Bu tür farkındalık çalışmaları ile bu sorunlar aşacağımızı umuyorum" dedi. Sağlık Bakanlığı bünyesinde tekniker kadrosunda çalıştığını söyleyen Metin Bayatlı (30), hayatın kendileri için kolay olmadığını belirtti. İnsanların kendilerine farklı gözle baktıklarını ifade eden Bayatlı, her şeye zamanla alıştıklarını ancak yine de yaşadıklarını kolay kolay atlatamadıklarını anlattı.
'KAFE ONLARA GÖRE TASARLANACAK'
Ege Fark Yaratanlar Derneği Başkan Yardımcısı Özlem Özkulak, burada 'Hobbit Kafe' açacaklarını anlatarak, "Ege Fark Yaratanlar Derneği olarak kafe projesi ilk aklımıza geldiğinde, dedik ki onlara da iş imkanı sağlayalım. Bu kafe ile iş bulmakta zorlananlara yardımcı olacağız. Yine normal işlerde çalışmakta zorlandıkları için onlara uygun bir kafe hazırlarsak rahat çalışacaklarını düşündük. Belediye başkanımızın katkıları ile hayata geçireceğiz. Türkiye'de bir ilk, umarım daha da artar ve akondroplazi bireylerine de iş imkanı sağlamış oluruz. 6 kişi ile başlayacağız. Kafenin dizaynı ona göre tasarlanacak. Onların servis yapabileceği boyutta olacak. Mutfak onların boyuna göre yapılacak. Daha rahat hareket edebilecekleri için daha rahat çalışabilecekler" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

- Akondroplazi bireylerin bir araya gelmesi 
Birbiri ile konuşmaları
Akondroplazili bireyler ve aileleri ile röp.
Belediye Başkanı Cemil Tugay'ın açıklaması
Genel ve detay görüntü
-Haber: Umut KARAKOYUN-Kamera: Tekin GÜRBULAK/İZMİR,


 


Kaynak: DHA