DHA YURT BÜLTENİ-5

DHA YURT BÜLTENİ-5

1)ÇORLU'DA TIR'IN ÇARPTIĞI OTOMOBİL YANDI: 5 ÖLÜTEKİRDAĞ'ın Çorlu ilçesi yakınlarında TEM yolunda TIR'ın arkadan çarptığı otomobil alev alarak yandı.

DHA YURT BÜLTENİ-5

1)ÇORLU'DA TIR'IN ÇARPTIĞI OTOMOBİL YANDI: 5 ÖLÜ

TEKİRDAĞ'ın Çorlu ilçesi yakınlarında TEM yolunda TIR'ın arkadan çarptığı otomobil alev alarak yandı. Otomobilde bulunan 5 kişi hayatını kaybetti. Kaza, Çorlu'nun TEM gişeleri mevkiinde meydana geldi. İstanbul'dan Edirne istikametine giden sürücüsünün kimliği henüz belirlenemeyen 67 AV 778 plakalı otomobile, arkadan gelen Mehmet V. yönetimindeki 34 FL 2845 plakalı TIR çarptı. Şiddetli çarpmanın etkisiyle otomobil alev alarak yanmaya başladı. Yoldan geçenlerin yangın söndürme tüpleriyle müdahale ettiği alevler kısa sürede tüm otomobili sardı. Otomobilde bulunanlar ise bir anda alev topuna dönen araçtan çıkamadı.
İhbar üzerine gelen itfaiye ekiplerinin müdahale ettiği yangın kontrol altına alınırken, araçta bulunan ve henüz kimlikleri belirlemeyen 5 kişi yanarak hayatını kaybetti.
Kazayla ilgili soruşturma sürüyor.

Mehmet YİRUN-ÇORLU/DHA

===================================================

2)PAŞA VE İKİ KİŞİ BU OTOMOBİLDEN ÇIKARTILDI

ANTALYA'da içinde iki kişi bir köpeğin bulunduğu otomobil, aşırı hız nedeniyle tarlaya uçtu. Kazada yaralanan sürücü, yolcu ve köpek, itfaiye ekipleri tarafından otomobilden çıkartıldı. Sürücü ve yolcu ambulansla hastaneye götürülürken, 'Paşa' adlı köpeğe vatandaşlar sahip çıktı. Kaza, dün akşam saatlerinde Aksu ilçesi Kundu yolunda meydana geldi. İçinde iki kişi ile Golden cinsi bir köpeğin bulunduğu 07 AFG 332 plakalı otomobil, aşırı hız ve dikkatsizlik nedeniyle yoldan çıkıp buğday tarlasına uçtu. Takla atan otomobil ters döndü. Kazayı görenler, durumu sağlık, itfaiye ve polis ekiplerine bildirdi. Kısa sürede belirtilen adrese çok sayıda ekip sevk edildi. Polis, olay yerinde güvenlik önlemi alırken, hafif yaralı 2 kişi otomobilden çıkarıldı. Yaralı 2 kişi otomobilde 'Paşa' adlı köpeklerinin de bulunduğunu söylemesi üzerine Golden cinsi köpek de araçtan çıkarıldı. 2 yaralı daha sonra ambulansla hastaneye götürüldü.
Polis ve çevredekiler tarafından su içirilen köpeğin kaza nedeniyle korktuğu görüldü. 

Görüntü Dökümü
----------------------
-Polisin takla atan otomobili incelemesi
-Otomobilden çıkartılan köpeğe vatandaşın su içirmeye çalışması
-Takla atan otomobilden gene görüntü
-Polisin önlem alması
-Detaylar
'116 MB// 1 DK 3 SN'
Haber- Kamera: Bülent TATOĞULLARI/ANTALYA,

================================================
BURDUR'DA KAZA: 2 YARALI

BURDUR'da meydana gelen trafik kazasında 2 kişi hafif yaralandı.
Kaza, dün sat 23.30 sıralarında meydana geldi. Şehir merkezinden Isparta yönüne seyreden Yusuf Aksoy yönetimindeki 15 DJ 804 plakalı otomobil, Sanayi Kavşağı'nda karşı yönden gelen Yusuf Karaoğlu'nun kullandığı 15 DJ 559 plakalı otomobille çarpıştı. Çarpışmanın etkisiyle savrulan Yusuf Karaoğlu'nun kullandığı araç, Hüseyin Özer idaresindeki 06 ZNP 77 plakalı otomobile çarparak durdu.
Sürücüler yara almadığı kazada, otomobillerdeki Fikret Oruç (21) ve Gül Azaklı (42) hafif şekilde yaralandı. Haber verilmesiyle gelen sağlık ekiplerince ambulansla Burdur Devlet Hastanesi'ne götürülen yaralıların sağlık durumunun iyi olduğu kaydedildi.

Görüntü Dökümü
-----------------------
Kazaya karışan otomobiller
Yoldaki trafik

Haber- Kamera: Mesut MADAN/BURDUR, -

==============================================

DOKTOR HATASI, GENÇ KIZIN HAYATINI KARARTTI İDDİASI

MERSİN'de, baş ağrısı şikayeti ile kaldırıldığı hastaneden taburcu edildikten kısa bir süre sonra okulunda beyin kanaması geçiren lise öğrencisi Aslı Öksüz'ün (16) beyin ölümü gerçekleşti. Genç kızın site görevlisi babası Mustafa Öksüz, doktorların yanlış tedavi uyguladığını öne sürerek sorumluların cezalandırılmasını istedi.
İddiaya göre; Mustafa-Şehnaz çiftinin 2 çocuğundan birisi olan Fatma Aliye Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 10'uncu sınıf öğrencisi Aslı, 18 Kasım 2018'de şiddetli baş ağrısı şikayeti ile anne-babası tarafından Mersin Üniversitesi (MEÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'ne götürüldü. İddiaya göre acil serviste herhangi bir tıbbi görüntüleme yapılmadan serum tedavisi uygulanıp taburcu edilen Aslı, 20 Kasım'da okulda bayıldı. Çağırılan ambulansla kaldırıldığı hastanede beyin kanaması geçirdiği anlaşılan Aslı'yı ameliyata alan doktorlar, genç kızın kafatasının bir bölümünü keserek biriken kanı boşalttı ancak karın bölümüne dikilmesi beklenen kafatası parçası kayboldu. Kafa derisi dikildikten sonra alındığı yoğun bakım ünitesinde 3.5 ay gözlem altında tutulan Aslı, beyin ölümü gerçekleştikten sonra yaklaşık 1 ay önce evine getirildi.
"BENİ AZARLADILAR'

Zor günler geçirdiklerini dile getiren anne Şehnaz Öksüz, "Hastanede rutin muayene edip serum taktılar. Gece 01.30'da bizi eve gönderdiler. 1.5 gün sonra kızım lisede bayılmış, olduğu yerde beyin kanaması geçirmiş. Tekrar aynı hastaneye götürdük. Çekilen tomografi sonrasında beyin kanaması geçirdiği ortaya çıktı. Kızımın bilinci kapalı, vücut felç, kafatasını atmışlar, trakeostomi açıldı, mideden beslenmesi için hortum takıldı. Çocuğum evde bakım hastası oldu. Sabah 06.00'da maması var. Sonrasında egzersizlerini yaptırmaya çalışıyorum. Günlük temizliklerini yapıyorum. Epilepsi ve kasılma ilaçlarımız var. Gün içinde ağzını açıp kapattığı zaman tıkandığını anlıyorum. Çünkü öksürmeye başlıyor, nefes alamıyor, aspire ediyorum. Günümüz böyle geçiyor. 'Ameliyat esnasında kafatasını çıkaracağız' diye söylediler. Sonra takılır diye karnına koymamışlar. Çocuğun hayati durumu olduğu için atmışlar. 'Çocuğu zor kurtardık, o yüzden kafatası ile ilgilenemedik. Karnına koymadık' diyorlar. Gittim, 'Kafatasını ne yaptınız?' diye sordum, 'Biz senin çocuğunu kurtarmaya uğraştık, sen bize kafatası mı soruyorsun?' deyip beni azarladılar. Şuan kafatası yok, yumuşacık hamur gibi" diye konuştu.
'BİR HİÇ OLDU ASLI'
Doktorların yanlış tedavi uyguladığını öne süren baba Mustafa Öksüz ise "Doktorlar bizi çağırdığında, 'Beyin ölümü gerçekleşti, yapacak bir şeyimiz yok' dediler. 'Kafatası yok, ne yapacağız' dedim, 'Düzelirse ona bir kafatası yapılır' dediler. Her şey ucuzdur ama insan hayatı ucuz değildir. 16 yaşındaki çocuğumun hayatı hiç ucuz değil. Onu acı soğan ve kuru ekmekle beslediğim günleri kim bilir? Onu öyle dürüst yetiştirdim ki, yeryüzünde belki onun gibi ya sayılıdır ya da hiçtir. Çocuğumu bu hale getirdiler, şimdi bir hiç oldu Aslı. Kızımın bu hale getirilmesine sebep olanların ağır bir şekilde cezalandırılmasını istiyorum. Benim yüreğim nasıl yandıysa onların da yansın. Yüce adalete sığınıyorum" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
---------------------------
Aslı'nın sağlık fotoğrafı
Annenin kızını aspire etmesi 
Annenin kızı ile ilgilenmesinden genel ve detaylar
Bağlı bulunduğu cihazın genel görüntüsü 
Aslı'nın aynıdan yansıması ve detay görüntüsü 
Engelli raporunun görüntüsü 
Anne ve baba ile röportaj 

SÜRE: 04'40"     BOYUT: 506 MB

Haber-Kamera: Adnan AÇIKGÖZ/MERSİN,

=====================================================


TÜRKİYE'NİN MALDİVLER'İNE AKIN
 
SON yılların en gözde tatil merkezlerinden İzmir'in Çeşme ilçesinde bulunan Ilıca Plajı, deniz ve güneşin büyülü biçimde birleştiği güzelliğiyle 'Türkiye'nin Maldivleri' olarak biliniyor ve her yıl çok sayıda ziyaretçiyi ağırlıyor. Bu yıldan itibaren belediye tarafından işletilmeye başlanan plaj, yılın her zamanında olduğu gibi bayramda da tatilcilerden yoğun ilgi görüyor. Deniz ve güneşin tadını çıkarmak isteyen tatilciler, Türkiye'nin Maldivleri'ne akın ediyor. İzmir'in Çeşme ilçesinde bulunan 2 kilometre uzunlukta geniş, ince ve beyaz kumuyla, dünyanın sayılı plajları arasında olan 'Türkiye'nin Maldivler'i' olarak bilinen Ilıca Plajı, bayramda tatilcilerin en çok tercih ettiği yer oldu.  Bu yıldan itibaren belediye tarafından işletilmeye başlanan Ilıca Plajı'nda ücretli şezlong ve şemsiyelerin de kaldırılmasıyla birlikte, 1980'li yıllara dönüş yaşandı. 'Havlunu al gel' sloganı ile düşünülen konseptte tatilciler turkuvaz rengindeki temiz denizin ve beyaz kumun tadını çıkardı. Güneşlenenler, serinlemek için kendilerini cam gibi berrak sulara bırakırken, heyecan arayan maceraperestler ise plajda bulunan jet ski ve muz gibi su sporlarıyla doyasıya eğlendi. Deniz içinde kaynayan ve kükürt bakımından zengin termal suyu nedeniyle termal havuzu andıran denizde kimi doyasıya kulaç atarken kimi rahatça güneşlendi, bazıları da kumdan kale yapan çocuklarına eşlik etti.

DOLULUK ORANI YÜZDE 500 ARTTI

Ilıca Plajı'nın son yıllarda yoğunluğu yüzde 500 oranında gösterdiğini belirten Çeşme Turistik Otelciler Birliği (ÇEŞTOB) Başkanı Yakup Demir, "Ilıca Plajı yaklaşık 100 bin tatilci ağırladı, dolayısıyla bir tedbir alınması gerekiyordu. Ilıca Plajı daha önce özel olarak kullanılan şezlong ve kafe kirliliğinden arındırıldı. Şu anda dünyanın en popüler destinasyonundaki plajlarda olduğu gibi şezlongsuz olarak hizmet veriyor. Ilıca Plajı bu modellere uygun olarak yeniden yaratıldı. Bayramın ilk günlerinde Ilıca Plajı'nda mutluluk çok yüksekti. Tatilcilerle sık sık görüşüyoruz. Artık plajın duşu, lavabosu var. Burada mangal yakılmıyor, karpuz kesilmiyor, gürültü yok. İnsanlar medenice vakit geçirebiliyorlar. Dünya markası plajımız böylelikle yeniden yaratıldı ve toplumun ihtiyacına sunuldu. Ilıca Plajı geçen yıla kadar 5-6 parçadan oluşmaktaydı. Şu anda bu parçalar kaldırıldı ve belediye tarafından işletiliyor. Ilıca Plajı bir dünya markasıdır. Çeşme'yi tanıtmak için bir kapı, bir göz gibidir. Ilıca Plajı'nın dünya standartlarının üzerine taşınması için mücadele ediyor ve tüm enerjimizi Çeşme'ye harcıyoruz" dedi.

Hande NAYMAN- Mehmet CANDAN/İZMİR, -

==========================================================

CEZAEVİNDE YAPIMINI ÖĞRENDİĞİ SEPETLERİ AVRUPA'DA SATIYOR

TEKİRDAĞ'ın Çorlu ilçesinde yaşayan Gülden Durmuş(38), kader mahkumu olarak 6 yıl cezaevinde yattıktan sonra kendisine yeni bir hayat kurup, evinde ürettiği çantaları Türkiye'nin yanı sıra Avrupa ülkelerine de satıyor. Plastik şeritten renga renk ürettiği çantalarla yeniden yaşama tutunan Durmuş, "Yaparken çok mutlu oluyorum. Bütün ihtiyaçlarımı da ellerimle yaptığım bu çantalardan karşılıyorum. Çantalarımla mutluyum" dedi. İstanbul'da yaşayan Gülden Durmuş, 2007 yılında ablası Ç.D. ile birlikte ablasının eski eşi R.A. ile buluşmalarına gitti. Buluşan ikili arasında çıkan tartışma sokağa taştı. Durmuş, otomobilin içinde bulunduğu sırada ablası ve eski eniştesi arasında sokak üzerinde bir evin bahçesindeki tartışma cinayetle bitti. Ablası eski eniştesini öldürünce Gülden Durmuş'da tutuklanıp, 'Cinayete yardım ve yataklık yapma' suçundan tutuklanıp, yaklaşık 6 yıl hapis yattı. Cinayeti görmediğini ve olaydan daha sonra haberi olduğunu söyleyen Gülden Durmuş, cezaevinde kaldığı süre içinde çeşitli el becerileri kazandı.
YENİ HAYATA BAŞLADI
Cezaevinden çıktıktan sonra yaşanan olay üzerine ailesi ile bağlarını koparan Gülden Durmuş, Tekirdağ'ın Çorlu ilçesine yerleşti. Çorlu yolda yürürken, kaldırım taşlarını yapan ustaların attığı plastik şeritleri toplayan Durmuş, onları eve götürüp, tek tek temizledikten sonra bir çanta yaptı. Evine gelen misafirlerinin çantayı çok beğenip, "Nereden aldıysan bize de söyle, bizde alalım" demesi üzerine, evinde çanta üretmeye karar verdi. Üç top malzeme alarak çanta yapmaya başlayan Durmuş, önce sadece yeşil renkte üretim yaparak, bu çantaları da komşularına satmaya başlayınca, çantaları renga renk üretmeye başladı ve müşterileri de arttı.
ÇANTALAR BÜYÜK İLGİ GÖRDÜ
Bu sırada bir evlilik yapan Gülden Durmuş, işini de daha ilerletmeye karar verdi. Çorlu'da kadın derneklerinin de kendisine destek vermesi üzerine Durmuş, ürettiği çantaları gittiği festivallerde satmayı sürdürdü. Festivallerde tanışıp, çanta aldığı kişilerin beğenip, sipariş vermesi üzerine çantalar yoğun ilgi görmeye başladı. Renga renk ürettiği çantalara sevgisini kattığını söyleyen Durmuş,
"Yaparken çok mutlu oluyorum. Evimde yapıyorum .Bütün ihtiyaçlarımı da ellerimle yaptığım bu çantalardan karşılıyorum. Çantalarımla mutluyum" dedi.
'EN BÜYÜK HAYALİM DÜNYA MARKASI OLMAK'
Evinde değişen boyutlarına göre günde 5 ile 10 arasında çanta yaptığını söyleyen Gülden Durmuş, "Sabah erken saatte oturuyorum çantanın başına akşama kadar. İhtiyaç ve yemek haricinde oturduğum yerden kalkmıyorum. Satışını semt pazarlarında, festivallerde yapıyorum. Benim en büyük hayalim kendi markamı tüm dünyaya tanıtmak. Türkiye'nin bu tarzda çanta yapan tek kadını benim. Hatta bir gün pazarda bir abla ile tanıştım. Yurt dışında yaşadığını söyledi. Benden o gün çok çanta aldı. Telefonu da istedi, bende verdim. Dönüş yapacağını hiç düşünmemiştim. Çantalarım şuanda Türkiye genelinde değil yurt dışında da tanınmış oldu. Yurt dışında satışlarımız oluyor. Amerika, İspanya, Londra, oralardan alan oluyor. Telefonla siparişlerim oluyor. Kargo ile gönderiyorum. Özellikle sosyal medya üzerinden ulaşan çok oluyor. En büyük hayalim kendi markamı dünyaya daha da büyük çapa tanıtmak. Çünkü bayan olarak el yapımı çantacı tek enim. Bu şekilde yapan yok. Büyük marka olabilmek içinde tabi ki maddi gücümüzün iyi olması gerekiyor. Yapabildiğimiz kadarıyla yapabiliyorum. İnşallah ileride olur" diye  konuştu.
'PAŞETİN PARALI OLMASI ARTIRDI'
Türkiye'de marketlerde naylon poşetlerin paralı olması işlerinin artırdığını ifade eden Durmuş, " Türkiye'de marketlerde poşetler ücretli olduğundan dolayı ayrıca market torbalarının yırtılma durumunu çok fazla olması nedeniyle bizim çantalarımızın sağlam olmasından dolayı biraz daha arttı. Çantalarımızdan memnun olanlar tekrar tekrar gelip aldılar. Bayağı arttı satışımız. En büyük boy çanta 100 kilogram sapları altı katlıdır. Ne kopar ne de çıkar. Ömürlük, yıkanabiliyor, hatta çamaşır suyunla da yıkabiliyor bayanlarımız. Rengi atmaz güneşten etkilenmez. Tüm çantalarımız sağlamdır" dedi.

Görüntü Dökümü
-----------------------
-Evde bulunan çantalardan görüntü
-Kadının çanta için kesim yaptığı malzemelerden görüntü
-Gülden Durmuş iler Röp.
-Çanta yapımından görüntü
-Genel ve detaylar.

Haber- Kamera: Mehmet YİRUN/ÇORLU(Tekirdağ),
==========================================================

KANALA DÜŞEN KADINI İTFAİYE EKİBİ KURTARDI

ADANA'da Ramazan Bayramı nedeniyle mezarlık ziyaretine giden Remziye Ayata(72), içinde su olmayan 2 metre derinliğindeki kanala 
düşerek yaralandı.  Olay, merkez Çukurova ilçesi Kabasakal Mahallesi'nde meydana geldi. Yakınlarının mezarlarını ziyaret etmek için Kabasakal Mezarlığı'na gelen Remziye Ayata, içi boş sulama kanalını fark etmeyerek dengesini kaybedip içine düştü. Yanındaki yakınları Remziye Ayata'yı kanaldan çıkaramayınca itfaiyeden yardım istedi. Olay yerine gelen itfaiye ekibi kanalın içinde yatan kadını sedyeyle yukarı çıkardı. Sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesi yapılan talihsiz kadın ambulansla hastaneye kaldırıldı. Burada tedavi altına alınan Remziye Ayata'nın hayati tehlikesinin olmadığı belirtildi.

Görüntü Dökümü
------------------------------
Kadının sedyeyle taşınması
Ambulansa bindirilmesi
SÜRE: 02'14 BOYUT: 248 MB        

Haber: Nuri PİR-Can ÇELİK Kamera: (ADANA),

==================================================
80 YILDIR KALAYIN ATEŞİ SÖNMÜYOR

ZONGULDAK'ın Devrek İlçesinde 46 yıldır kalaycılık yapan Hüseyin Macit Çekeneci(64), babasının yanında öğrendiği mesleğini 80 yıllık dükkanında ilk günkü gibi yaşatmaya çalışıyor. Hüseyin Macit Çekeneci, amcasının babasına öğrettiği kalaycılık mesleğine 18 yaşında çırak olarak başladı. Babasının da kendisine devrettiği dükkanda mesleğini 45 yıldır sürdüren Hüseyin Macit Çekeneci, dükkanının 80 yıl önce nasıl kurulduysa aynı şekilde korumaya çalışıyor. Hüseyin Macit Çekeneci, ilk günkü heyecanla mesleğini sürdürdüğünü söyledi. Çırak yetişmediği için kendisinden sonra iş yerinin kapanacağını ifade eden Hüseyin Macit Çekeneci, şöyle dedi: "Babamın amcasından kalma bana bu meslek. Babamın büyük amcası kalaycıydı, amcası kalaycıydı, babamda kalaycıydı. Ağabeyimde kalaycıydı. 1973 yılında liseden ayrıldıktan sonra babamın yanında bu mesleğe başladım. Son giden trenin son vagonuna yetişmek gibi bir durum. 1973 yılında 12 kalaycı vardı ilçemizde. Şimdi 2 kişi kaldık. Çırakta yetişmeyince köreldi meslek. Ben buradan 2 çocuk okuttum. 18 aylık askerliğim haricinde hep bu dükkandaydım. Geçimimi bu meslekten sağlıyorum. Memnunum. Yaz sezonuna girdiğimiz için şimdi iş oluyor. Hem ata mesleğini devam ettiriyorum hem de geçimimi sağlamaya devam ediyorum. 80 yıldır dükkanımız açık. Amcamın zamanında açıldı şimdi ben devam ettiriyorum.
'DÜKKAN BENLE BİRLİKTE TARİH OLACAK'
Turistlerin ve okullardan öğrencilerin iş yerini incelemeye geldiğini anlatan Hüseyin Macit Çekeneci, "Artık çırak yok. Yeni nesil bu mesleğe itibar göstermiyor. Babama körüğü çekerek yardım ederdim. Şimdi pedallı körek var. Bu kalaylama bakır kabının küfünün vatandaşı zehirlemesi olmaması için metalle kalaylayarak temizlenmesi oluyor. İş yerimi meslek lisesi öğrencileri turlarla gelen turistler incelemeye geliyor. Eski tip bir dükkan olduğu için ilgi çekiyor. İnsanlar burada 80 yıl önce kalaylama nasıl yapılıyorsa bu zamanda da aynı yapılan kalayı görüyor. Bu dükkan benle tarih olacak. Çırak yok bırakacak kimse yok çünkü.ö dedi.

Görüntü Dökümü
------------------------
Denizaltı yaşamından görüntü
Körfezden görüntüler
Anons

Haber: Ergün AYAZ-Kamera: Alişan KOYUNCU/İZMİT(Kocaeli),
===================================================

DEFİNECİLERİN TAHRİP ETTİĞİ TARİHİ MANASTIR İLGİ BEKLİYOR 

VAN'ın Gevaş ilçesine bağlı Altınsaç köyü yakınlarındaki, havarilerden Aziz Thomas'a ait kutsal eşyanın saklanması amacıyla 11. yüzyılda inşa edilen St. Thomas Manastırı (Altınsaç Kilisesi), 2 bin metreden Van Gölü'ne bakan manzarasıyla ziyaretçilerini bekliyor. Gevaş Belediye Başkanı Murat Sezer, doğal şartlar ve definecilerin acımasızlığı yüzünden tahrip olan kilisenin restore edilmesi gerektiğini belirtti.
Dünyanın en büyük sodalı gölü olma özelliğini taşıyan Van Gölü, görenleri kendine hayran bırakıyor. Bölgenin gizli kalmış cennetleri ve Van Gölü'nün gizli koylardaki tarihi yapıları da keşfedilmeyi bekliyor. Van'a 80, Gevaş ilçesine yaklaşık 40 kilometre uzaklıkta bulunan, ulaşımı ise hem karayolu, hem de teknelerle sağlanabilen, yol boyunca da doyumsuz bir manzara sunan Altınsaç Mahallesi yakınlardaki St. Thomas Manastırı da keşfedilmeyi bekleyen tarihi mekanlar arasında yer alıyor.
Van Gölü'nün hemen yanında, 2 bin metre olan tepenin zirvesine Aziz Thomas'a ait kutsal eşyanın saklanması amacıyla 11. yüzyılda inşa edilen manastırın tanıtımı için önceki yıllarda Van Valiliği ile İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, daha önce birçok çalışma yaptı. Aradan geçen zaman, doğal şartlar ve defineciler nedeniyle büyük oranda tahrip olan manastırın turizme kazandırılması için Gevaş Belediye Başkanı AK Partili Murat Sezer çalışma başlattı.
Başkan Sezer, Van Gölü'nü ve eşsiz güzellikteki koylarını muhteşem bir konumda gören kilisenin tanıtılması gerektiğini söyledi. Belediye olarak gerekli çalışmaları yapacaklarını, Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan da tarihi yapının restore edilmesini istediklerini belirten Sezer, "Tarihi ve turistlik değeri çok fazla. Ama maalesef turist çekme potansiyelinden yoksun olan bir kilise. Bizim belediye olarak buradaki amacımız, bu kilisenin daha aktif olabilmesi için gereken çabayı sarf etmek ve buraya turistlerin daha kolay ulaşmasını sağlamak. Bugüne kadar yeterince korunamadığı için ciddi anlamda tahrip olmuş. Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan isteğimiz ve ricamız, buranın bir an evvel restore edilmesi ve daha korunaklı bir yer durumuna getirilmesidir. Biz de Gevaş Belediyesi olarak üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Beyazın, yeşilin, kahverenginin ve mavinin renk cümbüşünü yerli ve yabancı turistlerin de görmesini istiyoruz" dedi.

Görüntü Dökümü
------------------------
-St. Thomas (Altınsaç) Manastır Kilisesi'nden görüntüler
-Kilisenin drone görüntüsü
-Kilisenin içinden ve çevresinden detaylar
-Kilisenin içinde gezenler 
-Belediye Başkanı Murat Sezer ile röportaj
-Kiliseyi gezmeye gelenlerle röportaj
-Kilise çevresinden detaylar

Feyat ERDEMİR- Orhan AŞAN/VAN, - 

===================================================

İNDİRİMLİ SU SPORLARINA TATİLCİLERDEN BÜYÜK İLGİ

MUĞLA'nın Marmaris ilçesinde bulunan su sporları istasyonları, tatilciler için yüzde 25 indirim kampanyası başlatınca yoğunluk yaşandı.
Marmaris'te ilçe merkezinden İçmeler Mahallesi'ne kadar uzanan mavi bayraklı plajlarda konumlandırılan 12 su sporları istasyonu, indirim kampanyası başlattı. Su sporu istasyonları 10 Haziran'a kadar jek ski, parasaling, banana, sürat teknesi ve deniz bisikleti gibi çeşitli su sporlarından yararlanan tatilcilere yüzde 25 indirim yapılacağını duyurdu. Ayrıca sertifikalı eğitmenler eşliğinde heyecan arayan tatilcilere çeşitli su sporları konusunda indirimli kurslar da düzenleneceği belirtildi. Kampanyaya tatilciler büyük ilgi gösterdi.
'SU SPORLARINI SEVDİRMEK İSTİYORUZ'
Üç yıldır her bayramda bu kampanyayı yaptıklarını ifade eden Marmaris Su Sporları Kooperatifi Başkanı Mehmet Salih Tunç, "12 su sporları istasyonu işletmecisiyle aldığımız ortak karar ile yüzde 25 indirim kampanyası başlattık. İndirimi duyan tatilcilerin su sporlarına ilgisi arttı. İki günde toplam 1500 tatilcimiz çeşitli su sporları yaarak keyifli vakit geçirdi. Kurban Bayramı ve turizmin son günleri olan eylül ayında da yüzde 50'lik indirimlerle su sporlarını sevdirmeye çalışacağız" dedi.
Su sporlarından yararlanmak isteyenler 75 ile 250 lira arasında değişen rakamları gözden çıkarmak zorunda.

Görüntü Dökümü
------------------------
-Su sporları yapan tatilcilerin drone ile çekilen görüntüsü
-Su sporları istasyonundan kalabalık görüntü
-Marmaris Su Sporları Kooperatifi Başkanı Mehmet Salih Tunç ile röp.
(Toplam: 5 dakika 8 saniye-216 MB HD görüntü)

Haber - Kamera: Ali GÜNDOĞAN/ MARMARİS (Muğla),


Kaynak: DHA