DHA YURT BÜLTENİ - 5

DHA YURT BÜLTENİ - 5

Karadeniz'e tatilci akını Ramazan Bayramı'nda, 9 günlük tatil planlarını Karadeniz'de doğa ile baş başa geçirmek isteyenler, otel ve pansiyonları doldurdu.

DHA YURT BÜLTENİ - 5

Karadeniz'e tatilci akını 

Ramazan Bayramı'nda, 9 günlük tatil planlarını Karadeniz'de doğa ile baş başa geçirmek isteyenler, otel ve pansiyonları doldurdu. Bölgede bayram tatili için gözde turizm merkezlerinde konaklama tesislerinde, rezervasyonlar yüzde 100'e ulaştı. 
Karadeniz Bölgesi'nde, Ramazan Bayramı'nda, 9 günlük tatil için Trabzon, Rize, Samsun, Ordu, Gümüşhane, Giresun, Sinop ve Artvin illerinde oteller ve pansiyonlar ile dağ evlerinde rezarvasyonlar yüzde 100'e ulaştı. Eşsiz doğası, denizi ve yaylarıyla ziyaretçilerini büyüleyen bölgede tatil planlaması yapanların tercihi doğa ve kültür turları oluyor. Yerli turistlerin yanı sıra çoğunluğu Körfez ve Mena ülkelerinden gelen turistler, Trabzon'da Uzungöl ve Sümela Manastırı, Rize'de Ayder Yaylası ve İkizdere Termal Kaplıcalar, Samsun'da Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti, Ordu'da Perşembe Yaylası, Giresun'da Mavigöl, Artvin'de Borçka Karagöl, Gümüşhane'de Karaca Mağarası ile Sinop'ta Erfelek Tatlıca Şelaleleri'ni ziyaret ediyor.
YAYLALAR İLK TERCİH OLUYOR
Birbirinden farklı özellikleri ile zengin turizm destinasyon alanlarına sahip olan bölgede, doğal ve tarihi güzellikleri ile öne çıkan yaylalar, tabiat parkları, mesire ve ören yerleri ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Bölge, muhteşem coğrafyası ve eşsiz güzellikteki yaylalarıyla, özellikle yaz sıcaklarından bunalan yerli ve yabancı turistlerin akınına uğruyor. Yeşil ve mavinin bir arada bulunduğu, kendine has mutfağı ve kültürel zenginlikleri ile öne çıkan bölgeye gelenler, yaylalarda yöresel yemeklerin tadına bakıyor, rafting, trekking, foto safari, jeep safari gibi etkinliklerle fotoğraf çektiriyor. Özellikle yeşilin tonunun izleyenleri büyülediği yaylalarda yürüyüş yapan turistler, geceleri de bölgedeki otel ve pansiyonlarda konaklıyor. Turistlerin yanı sıra doğa ve adrenalin tutkunlarının da buluşma adresi Karadeniz oluyor. Termal kaplıcalarda şifa bulmak isteyenlerde bölgeyi tercih ediyor.  
TOKTAŞ: İLAVE TURLAR DÜZENLENİYOR
Ramazan Bayramı tatilinin 9 gün olmasının erken açıklamasının otellerdeki doluluk oranını etkilediğini dile getiren Karadeniz Turistik İşletmecileri Derneği Başkanı Murat Toktaş, "Bir buçuk ay önce tatilin 9 gün olduğunun açıklanması insanların tatil planlarını daha iyi yapıp, daha fazla insanın seyahate çıkmasına sebebiyet verdi. Karar açıklandıktan sonra rezervasyonlarda ciddi bir şekilde artış yaşandı. Tur şirketleri de Karadeniz Bölgesi'ne ilave turlar düzenlemeye başladı. Bu anlamda hareketlilik başladı. Şuanda bölgemizde ve şehrimizde seyahat acentaları olsun münferit rezervasyonlar olsun yoğunluk yaşanıyor" dedi.
Beklentilerine göre bayramın 1'inci gününden itibaren Ağustos ayının sonuna kadar bu yoğunluğun devam edeceğini söyleyen Toktaş, "Bunun en büyük destekçisi 9 günlük bayram tatili oldu. Son aylarda ekonominin durgunluğu ile otellerde işlerin yavaşlaması ile bir turizmde bir sakinlik söz konusuydu. Ayrıca ramazan ayının da bunun üzerine gelmesi bir düşüşe neden olmuştu. Fakat bu 9 günlük tatilin dopingi ile hızlı bir şekilde sezona başlıyoruz. Bu anlamda turizm camiası olarak son derece mutluyuzö şeklinde konuştu.
Karadeniz'de en çok ziyaret edilen yaylalar, turizm merkezleri ile doğa ve tabiat parkları şunlar;
UZUNGÖL
Trabzon'un Çaykara ilçesine 20 kilometre uzaklıkta, denizden 1250 metre yükseklikte yer alan, doğal güzellikleriyle Doğu Karadeniz Bölgesi'nin gözde turizm merkezi olan Uzungöl, yüksek dağ peyzajı ve yayla ekosistemiyle orman ekosisteminin birlikte yer aldığı 'tabiat harikası' özelliğiyle öne çıkıyor. Tabii ve kültürel değerlerin var olması nedeniyle 1989 yılında 'tabiat parkı' ilan edilen Uzungöl, yerli ve başta Körfez ülkelerinden olmak üzere yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.
KADIRALAK YAYLASI
Trabzon'un Tonya ilçesine 9 kilometre uzaklıkta 1300 metre yüksekliğindeki Kadıralak Yaylası, her yıl nisan ayında açan 'mavi yıldız' çiçekleri ile mora bürünüyor. Yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan, ince uzun yapraklı çiçek, Uluslararası Bern Sözleşmesi gereği Türkiye'nin korumakla yükümlü olduğu nadir bitkiler arasında bulunuyor. Nisan ayında doğa fotoğrafçılarının akınına uğrayan ve Tabiat Parkı ilan edilen yaylanın, Uzungöl benzeri oluşturulacak yapay gölle turizm merkezi haline getirilmesi de planlanıyor.
SÜMELA MANASTIRI
Trabzon'un Maçka ilçesinde Karadağ'ın Altındere Vadisi'ne bakan eteğinde, yaklaşık 300 metre yükseklikteki ormanlık alanda kayaların oyulmasıyla yapılan Sümela Manastırı, halk arasında 'Meryem Ana' adıyla da biliniyor. Hakkında çeşitli rivayetler de bulunan ve kuruluşu bilimsel verilere göre 13'üncü yüzyıla uzanan tarihi manastırda, hizmet birimleri, misafirhane, mutfak ve ayazmanın dışında toplam 72 oda bulunuyor. 4 yıl önce başlatılan restorasyon çalışmalarıyla, riskli kayaların temizliği yapılan manastırın yaz turizm sezonunda kapılarını ziyaretçilerine açmasıyla turist yoğunluğu yaşanması bekleniyor.
AYDER YAYLASI
Rize'nin Ayder Yaylası, Çamlıhemşin ilçesinin 19 kilometre güneydoğusunda, bin 350 metre yükseklikte yer alıyor. Fırtına Deresi boyunca eşsiz doğa güzellikleri izlenerek ulaşılan Ayder Yaylası, çevresini saran çam ormanları, şelaleleri, yöresel mimarideki evleri, çiçekleri ve bu çiçeklerden elde edilen balı ve şifalı kaplıcasıyla sırtını Kaçkarlar'a dayamış, çam örtülü yamaçlarla kaplı bulunuyor. Yaylada trekking, cip safari, foto safari, kampçılık, dağcılık gibi birçok turizm aktivitesi de yapılıyor. Yaylaya gelenler Zil Kale, Kale-i Bala, Çat Vadisi ve Pokut Yaylasını da ziyaret ediyor.
RİDOS TERMAL KAPLICALARI
Rize'nin İkizdere ilçesi Ilıca köyünde yeraltından 72 derece olarak çıkan ve içerdiği 4541 mineral oranı ile dünyanın en kalitelisi olarak gösterilen termal su kaynağı, şifa arayanların adresi oluyor. Sağlık Bakanlığı'nca yaptırılan su analizlerinde; sodyum bikarbonatlı florlü termomineralli suyun romatizmal hastalıklar başta olmak üzere kronik bel ağrıları, eklem rahatsızlıkları, beyin ve sinir cerrahisi sonrası hareketsiz kalanlar ile nörolojik ve stres rahatsızlıkları ve spor yaralanmalarında tamamlayıcı tedavi unsuru olarak kullanılabileceğine yer verildi.
MAVİ GÖL
Giresun'un Dereli ilçesi sınırlarında bulunan ve 4 yıl önce keşfedilerek Kuzalan Tabiat Parkı sınırlarına dahil edilen Mavi Göl, turkuaz rengi ile oluşan eşsiz görüntüsüyle ilgi odağı oluyor. Doğu Karadeniz Bölgesi'nde sodalı suyun dere halinde aktığı tek yer özelliğine sahip olan ve yaklaşık 300 bin kişinin de ziyaret ettiği göl, bu yıl da turistleri ağırlamayı bekliyor.
KARAGÖL TABİAT PARKI
Artvin'in Borçka ilçesine 27 kilometre uzaklıkta, çam ağaçları arasında yer alan Karagöl Tabiat Parkı, eşsiz doğa güzelliyle görenleri kendisine hayran bırakıyor. Karagöl, özellikle sonbaharın gelişiyle birlikte oluşan renk cümbüşüyle ziyaretçilerini büyülüyor. Karagöl, muhteşem doğasının yanı sıra, göl ile birlikte yeşilin uyum içerisinde ortaya çıkardığı eşsiz manzara, fotoğraf sanatçılarının da ilgi odağı oluyor.
KARACA MAĞARASI
Gümüşhane'nin Torul ilçesi sınırlarında yer alan dünyanın sayılı damlataş mağaralarından olan, 150 milyon yıllık olduğu belirtilen Karaca Mağarası, yerli-yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Toplam 100 metre uzunluğa, 1500 metrekare genişliğe sahip, elipse benzeyen 4 ayrı bölümün birleşmesi ile meydana gelen mağara, çok çeşitli renk ve şekillerdeki damlataşlardan oluşuyor. Tavan yüksekliği 18 metre olan mağara, her yıl binlerce turisti konuk ediyor.
KIZILIRMAK DELTASI KUŞ CENNETİ
Samsun'un 19 Mayıs, Bafra ve Alaçam ilçeleri sınırlarında bulunan, Kızılırmak'ın denize döküldüğü bölgeyi de içine alan, 56 bin hektar alana sahip Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti, barındırdığı biyolojik zenginliği ile dikkat çekiyor. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti, ev sahipliği yaptığı yılkı atları, 356 kuş ve bitki türü, mandalar, göller, longoz ormanlarıyla ziyaretçilerine doğal yaşamla iç içe olma imkanı sunuyor.
PERŞEMBE YAYLASI
Ordu'nun Aybastı ilçesindeki bin 500 rakımlı, doğa harikası menderesler ile yayla göllerinin bulunduğu Perşembe Yaylası'nı ziyaret edenler, bölgeye hayran kalıyor. Yerli- yabancı turistlerin ilgisini çeken menderesler, özellikle yaz aylarında ziyaretçi akınına uğruyor. Doğa harikası menderesler ve yayla göllerinin turizme kazandırılması için çalışmalar sürdürülürken, bölgenin tanıtımı için de çeşitli şenlik ve etkinlikler de düzenleniyor. Yayla, son dönemlerde özellikle Arap turistlerin akınına uğruyor.
ERFELEK TATLICA ŞELALELERİ
Sinop'un Erfelek ilçesinde iki ormanın birleştiği derin vadi içerisinden akan, irili ufaklı 28 şelaleden oluşan Erfelek Tatlıca Şelaleleri, her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor. 2011 yılında tabiat parkı ilan edilen 720 dekarlık alana sahip şelaleler, bölgenin en fazla ziyaret edilen tabiat parkları arasında yer alıyor. Yıllık ortalama 200 bini aşkın turistin ziyaret ettiği tabiat parkı, bünyesinde bir kilometrelik 2 farklı yürüyüş parkurunu da bulunduruyor.

Görüntü Dökümü:
--------------
-Kabaceviz Şelallerinden detaylar 
-Şahinkaya Kanyonu'ndan detaylar 
-Kızılırmak Deltası'ndan detaylar
-Tütün iskelesi detaylar
-Leylek Köyü detaylar
-Kanola tarlası detaylar
-Bandırma Müze Gemisi detaylar
-Karadeniz'den drone detayları

Haber-Kamera: Yaprak KOÇER-Hüseyin KALAY/SAMSUN,

=====================

Amasya'da dolu zararı büyük 

Amasya'nın Merzifon ilçesinde geçen hafta yağan dolu, tarım arazilerine zarar verdi. İlçede tamamlanan hasar tespit çalışmalarında, 36 köyde, 198 bin dekar buğday, arpa, nohut, ayçiçeği, haşhaş ve meyve ağaçlarının yer aldığı tarım arazilerinde hasar oluştuğu belirlendi. Çiftçiler yetiştirdikleri ürünlerin dolu ile kaybolup gittiğini belirterek, kendilerine yardım eli uzatılmasını istedi. 
Merzifon ilçesinde geçen hafta yaklaşık 15 dakika etkili olan dolu yağışı, hayatı olumsuz etkiledi. Yağış nedeniyle cadde ve sokaklar beyaza büründü, tarım arazileri de zarar gördü. Vatandaşlar misket büyüklüğündeki doludan araçlarını, üzerlerine karton ve bez örterek korumaya çalıştı. İlçede dolunun ardından Amasya Valiliği'nce başlatılan hasar tespit çalışması tamamlandı. 36 köyde, 198 bin dekar buğday, arpa, nohut, ayçiçeği, haşhaş ve meyve ağaçlarının yer aldığı tarım arazilerinde hasar oluştuğu belirlendi. Çiftçiler yetiştirdikleri ürünlerin dolu ile kaybolup gittiğini belirterek, kendilerine yardım eli uzatılmasını istedi. 
Dolunun özellikle yoğun hububat üretiminin yapıldığı ovadaki köylere zarar verdiğini söyleyen Merzifon Ziraat Odası Başkanı Erkan Aktaş, "Çiftçilerimiz çok mağdur durumda. Çiftçinin bırakın tohumu, samanını koyacak hali kalmadı. 36 köyümüze dolu nedeniyle 198 bin dekar alan zarar gördü. Tarlalarda yüzde 80 ile yüzde 100 oranında zarar var. Buğday, arpa, nohut, ayçiçeği, haşhaş, meyve ağaçları zarar gördü. Buğday tarlalarında başaklar kırıldı. Tarlalar kurumaya başladı. Hayvanlarımız için samanda yok, hayvanlarda aç kalacak. Saman yapılabilecek tarlaları çiftçilerimiz toparlıyorlar. Bu köylerin afet kapsamına alınmasını istiyoruz" dedi.
'EKECEK TOHUMUMUZ BİLE YOK'
Destek verilmemesi halinde çiftçilerin tarlalarını ekemeyeceklerini dile getiren Aktaş, "Bize destek verilmesi gerekiyor ki seneye tarlamızı ekelim. Seneye tarlamızı ekeceğimiz tohumumuz yok. Mazot paramız yok. Tarım sigortası olan çiftçilerimiz destek alıyor ancak sigortası olmayan çiftçilerimiz de var. Afet kapsamına alınıp çiftçimize nakdi yardımı olabilir, ya da tohum gübre desteği verilip yeniden çiftçimizin üretebileceği şekilde ayakta tutulması lazım. Bu noktada biz gerekli yerlerle görüşmelerimizi yaptık. Buraya görevliler geldi tespitler yapılıyor. Bir çalışma yapılıyor. Çiftçilerimizin kendi imkanlarıyla bu durumun altından kalkması mümkün değil. Devletimiz yardım etmeli" diye konuştu.
'PERİŞAN DURUMDAYIZ'
Ekili arazilerin biçilecek durumunun olmadığını söyleyen Balgöze Köyü Muhtarı Aydın Dağcı da "Şuan arazimizde hiç biçilecek hal kalmadı. Komple buğdaylarımız, ayçiçeklerimiz, şeker pancarımız, mısırlarımız hepsi zarar gördü. Biz bitik ve perişan durumdayız. Biz borç erteleme değil, borçların silinmesini, tohum, gübre, mazot yardımı yapılmasını istiyoruz. Tekrar güz ayları geldiği zaman çiftçimiz tarlalarını ekemeyecek durumda. Herkesin bankalara borçları var. Borçla alıp ekip biçiyoruz. Çok mağdur durumdayız. Hayvancılık ta yapıyoruz. Hayvanlarımızın samanları da gitmiş durumda. 36 köyün afet bölgesi ilan edilmesini istiyoruzö şeklinde konuştu.

Görüntü Dökümü
------------
-Zarar gören tarım arazilerinden detaylar
-Drone ile detaylar
-Çiftçilerden detay
-Röportajlar
-Detaylar

Haber-Kamera: Yaprak KOÇER-Hüseyin KALAY/MERZİFON(Amasya),  

====================

Kilim ve battaniye fabrikasında yangın: 2 itfaiye eri yaralandı

Uşak'ta, kilim ve battaniye üretimi yapılan fabrikada, henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Söndürme çalışmaları sürerken, 2 itfaiye eri yaralandı. 
Sarayaltı Mahallesi Nuri Şeker Caddesi üzerinde Mehmet Ekici'ye ait kilim ve battaniye üretimi yapılan fabrikada, bugün saat 06.00 sıralarında, henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın başladı. İşyeri çalışanları yangını itfaiye ekiplerine bildirip, ilk müdahaleyi yaptı. İhbar üzerine olay yerine gelen itfaiye ekipleri, yangını söndürmek için çalışma başlattı. Söndürme çalışmaları sürerken itfaiye erlerinden Hüseyin Karagöz, 5 metre yükseklikten, fabrikanın yanındaki deponun kapısının üzerinden zemine düşerek belini kırdı. Bir diğer itfaiye eri ise binadan başına düşen taş nedeniyle yaralandı. Her iki yaralı itfaiye eri, ambulansla, hastaneye kaldırılarak tedaviye alındı. Fabrikadaki yangının söndürülmesi için çalışmalar sürüyor. Alevler fabrikanın yakınındaki depoya sıçramazken, çalışanlar buradaki kilim ve battaniyeleri depodan çıkartarak araçlara yükledi. 

Görüntü Dökümü
------------ 
-Fabrikadan görüntü
-İtfaiye ekiplerini söndürme çalışmalarından görüntü
-İşçilerin ürünleri depodan çıkartması
-Genel ve detay görüntü

Haber- Kamera: Feyzi DAVULCU/ UŞAK,

===================

Suriye sınırında yangın

Mardin'in Nusaybin ilçesindeki Suriye sınır hattında kuru otların alev almasıyla çıkan yangın güçlükle kontrol altına alındı. 
Nusaybin ilçesi Söğütlü köyünde dün petrol arama şantiyesi yakınlarındaki Suriye sınırında bulunan kuru otlar, gündüz saatlerinde belirlenemeyen bir nedenle alev alarak yanmaya başladı. 
Çevredekilerin ihbarıyla olay yerine gelen itfaiye ekipleri, yangını kontrol altına almak için çalışma başlattı. Petrol arama şantiyesinin çevresinde güvenlik önlemleri alan ekipler, alevler petrol sahasına ulaşmadan yangını söndürdü. Olayda can ve mal kaybı yaşanmazken, yangının çıkış nedeni araştırılıyor. 

Görüntü Dökümü
------------
Yangından görüntü 
İtfaiye ekiplerinin yangına söndürmeye çalışmaları
Genel ve detay görüntüler

GÖRÜNTÜ BOYUTU: 136  MB

Haber-Kamera: Ahmet AKKUŞ NUSAYBİN (Mardin),

=================

Kabak tatlısında Akdeniz lezzetleri

Antalya'da iftar sofralarının vazgeçilmezi olan ve şekerinden tahinine, cevizinden kaymağına tamamen Akdeniz lezzetleriyle oluşturulan kabak tatlısı, damak şenlendiriyor. Şef Mehmet Akdağ, "Misafirlerimizin tamamı iftarda kabak tatlısı istiyor. Vazgeçilmezimiz diyebiliriz. Günde 550 kişiye kabak tatlısı servis ediyoruz" dedi.
Kabak tatlısı, oruç tutanların gün içerisinde düşen şekerini hem hafifliği hem de damak şenlendiren lezzetiyle iftar sofrasında düzenliyor. Antalya'nın en ünlü restoranlarından 7 Mehmet'te özel olarak hazırlanan kabak tatlısı, masaya gelene kadar 2 gün özel aşamalardan geçiyor. Yüksek rakımlı Döşemealtı'nda yetiştirilen kabakları kullanan Şef Mehmet Akdağ, kabakların kabuğunu özenle soymakla işe başlıyor. Kabuklar ince soyulursa pişerken sertleşeceği, kalın soyulursa fazla yumuşak olacağından özenle ve ayarında soyulmasına dikkat ediliyor. Soyulan kabaklar dilimlenip kazanlara alındıktan sonra üzerine Burdur'dan getirilen şeker serpilerek 1 gün bekletiliyor. Şekerle birlikte suyunu salıp yumuşayan kabaklar ertesi gün 2.5 saat harlı ateşte kendi suyunda kaynatılıyor.
AKDENİZ LEZZETLERİ BİR TABAKTA
Kaynatma sırasında açığa çıkan şeker köpükleri, tatlının lezzetini bastırmaması için sürekli toplanıyor. 2.5 saatin sonunda ne çok yumuşak ne de çok sert olan kıvamlı kabaklar servisten bir önceki aşamaya, lezzet arkadaşlarıyla buluşmaya geçiyor. Manavgat ilçesinden toplanan ve çifte kavrulan susam yağından elde edilen tahin ile İspanya'dan getirtilen ceviz, kabakla buluşturuluyor. Şef Mehmet Akdağ, İspanya'dan getirilen cevizi, daha tatlı bir aromaya sahip olmasından tercih ettiğini söyledi. Kabak tatlısı iftar masasına konulmadan önce üzerine Isparta'nın Yalvaç ilçesinden getirtilen manda kaymağı seriliyor. Kabağından şekerine, tahininden cevizine tamamen Akdeniz lezzetleriyle oluşturulan kabak tatlısı, Ramazan ayında iftar sofralarının vazgeçilmezi oldu.
GÜNDE 550 KİŞİYE SERVİS
Kabak tatlısının Hatay ve Mersin'de de yapıldığını, ancak orada yapılanın daha çok marmelat kıvamında olduğunu anlatan Şef Mehmet Akdağ, Antalya'da kabak tatlısının farklı pişirildiğini söyledi. Kabakların fırında değil, ocakta pişirildiğine dikkati çeken Akdağ, fırının kabağın özelliğini bozduğunu söyledi. Yaz aylarında kabak tatlısının yapımına ara verdiklerini belirten Akdağ, "Kabak yaz mevsiminde uygun olmaz. Son kalanları kötü olur, ilk çıkanları da bizim istediğimiz lezzeti vermez. Ancak Ramazan ayı yaza denk geldiği için misafirlerimizin tamamı iftarda kabak tatlısı istiyor. Vazgeçilmezimiz diyebiliriz. Günde 550 kişiye kabak tatlısı servis ediyoruz" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
-----------
-Kabak tatlısının soyulmasından detay
-Kabak tatlısı dilimlenmesi
-Kaynatılması ve üzerinden şeker köpüklerinin alınması
-Kabak tatlısının tahin ve cevizle süslenip üzerine manda kaymağının konulması
-Masaya servis
-Masadaki misafirin kabak tatlısı yemesi
-Şef Mehmet Akdağ röp
-7 Mehmet restoran dış plan detayı
-Genel detaylar

Haber-Kamera: Alparslan ÇINAR/ANTALYA,  

===================

Emekli madencinin fedakarlığı

Bolu'da, 5 yıl önce eşini kalp krizi sonucu kaybeden emekli madenci Hüseyin Kavalcı (49), DMD hastalığı nedeniyle tekerlekli sandalyeye mahkum kalan oğlu Emirhan Kavalcı'nın (16) her türlü ihtiyacını karşılayıp, onun okula gidip gelmesini sağlıyor. Uzun yıllardır oğlunu arabaya sırtında indirip bindirmesi nedeniyle bel fıtığı olan Hüseyin Kavalcı, oğlunu taşıyamayacağı için ameliyat olmaktan kaçınıyor. Baba Kavalcı'nın oğlunun eğitim hayatı için yaptığı fedakarlık öğretmenler ve çevresinde de takdirle karşılanıyor.
Bolu'da 10'uncu sınıfa giden lise öğrencisi Emirhan Kavalcı, 2005 yılında Duchenne Musküler Distrofi (DMD) hastalığına yakalandı. Emirhan Kavalcı, 2014 yılında annesini kalp krizi sonucu kaybedince, hastalığı ilerleyerek tekerlekli sandalyeye mahkum oldu. Emirhan Kavalcı'nın babası Hüseyin Kavalcı eşi öldükten sonra oğlunun bakımını tek başına üstlendi. Oğlunun her türlü ihtiyacını gideren Kavalcı, onu her gün zorluklarla okula götürüyor. Baba Kavalcı, oğlunun her gün kitaplarını ve çantasını hazırlayıp, sırtında aracına taşıyıp onu okula götürüyor. Okulda da her türlü ihtiyacını karşılayan baba, oğlunu sınıfındaki sırasına yerleştirdikten sonra okuldan ayrılıyor. Baba Kavalcı, öğle arası da okula gelip yemeğini getiriyor ve ders çıkışında da oğlunu tekrar alıp evine götürüyor.
Uzun yıllardır oğlunu arabaya sırtında indirip bindirmesi nedeniyle bel fıtığı olan Hüseyin Kavalcı, oğlunu taşıyamayacağı için ameliyat olmaktan kaçınıyor. Baba Kavalcı'nın oğlunun eğitim hayatı için yaptığı fedakarlık öğretmenler ve çevresinde de takdirle karşılanıyor.
Türkiye Taşkömürü Kurumu'ndan (TTK) emekli Hüseyin Kavalcı, "Benim çocuğum 2005 yılında DMD hastalığına yakalandı. 2014'te annesi vefat etti. O zamandan bu zamana akülü arabaya biniyor. Çevremizdekilerden de güzel tepkiler alıyorum. Benim gayem çocuğumun evde 4 duvar arasında kalması değil. Benim çocuğumun gelip okulda arkadaşları ile diyalog içinde olması. Koridorlarda, bahçelerde dolaşması. Yani arkadaşlarıyla sosyalleşmesi. Benim amacım bu" dedi.
Yaptıklarının bir baba olarak kendisine yorucu gelmediğini ifade eden Hüseyin Kavalcı, "Fedakarlık yaptığım için memnunum, yadırgamıyorum. Ölene kadar ben bunu bana olarak yapmaya mecburum. Her aileye, her veliye bunu tavsiye ederim. Her gün çocuğu alıyorum, geliyorum. Bir baba olarak bana yorucu olmuyor. Biz artık bu hastalığı kabullendik" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
--------
-Babanın oğlunu hazırlaması
-Gözlüğünü silmesi
-Ayakkabısını giydirmesi
-Kitaplarını çantasına dizmesi
-Sırtında arabaya taşıması
-Arabadan akülü sandalyeye bindirmesi
-Okula girişleri
-Röportaj
-Detaylar

Süre: 05.42-Boyut: 638 MB

Haber-Kamera: Murat KÜÇÜK/BOLU,

=====================

Cankurtaranların nefes kesen yarışı

Antalya'nın Kemer ilçesinde 8'incisi düzenlenen Cankurtaranlar Yarışması'nda 24 cankurtaran kıran kırana mücadele etti.
Kemer'de geleneksel hale gelen Cankurtaran Yarışması'nın bu yıl 8'incisi yapıldı. Kemer Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (KETOB) tarafından Ayışığı Parkı sahilinde düzenlenen yarışmaya, farklı turistik tesislerden 1'i kadın 24 cankurtaran katıldı. Yarışmayı Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, KETOB Başkanı Şener Gürler, İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Ramazan Ergel, İlçe Emniyet Müdürü Rasim Oymaağaç, İlçe Sahil Güvenlik Komutanı Ulvi Gören ve turizmciler izledi.
Yarışma 3 etapta eleme usulüne göre yapıldı. İlk etaptaki 140 metrelik yüzme yarışında ilk 14'e giren katılımcılar tur atladı. İkinci etapta ise 60 metrelik koşunun ardından 120 metre yüzme etabında ilk 7'ye girenler finale yükseldi. Finalde 60 metre koşunun ardından 140 metre yüzdükten senaryo gereği kazazedeleri kurtarma etabı yapıldı. Flamalara ilk ulaşan cankurtaran birinci oldu. Parkurlarda bazı cankurtaranlar zaman zaman zor anlar yaşadı.
Yarışmayı Ayışığı sahilindeki turistler de büyük ilgiyle izledi ve bol bol video ve fotoğraf çekti. Yarışma boyunca Sahil Güvenlik Komutanlığı'na ait TCSG-33 Bot Komutanlığı denizde güvenlik önlemleri alarak, yarışmacılara zor anlarında yardımcı oldu.
Yarışmanın tek kadın katılımcısı olan Cemre Can (26) tüm parkurlarda birçok erkek rakibine fark atarken, yarışmayı 5'inci sırada bitirdi ve izleyenlerin takdirini topladı. Cemre Can, herkese başarılar dilerken, yarışmada kadınlar etabı olmasının daha adil olacağını belirtti. Can, "Erkeklerle kadınların güçleri bir değil. Herkese başarılar diliyorum. Temennim inşallah ilerleyen yıllarda kadınlar için de ayrı bir kategori olur" dedi.
KETOB Başkanı Şener Gürler, "Cankurtaranlık mesleği bence doktorluk, öğretmenlik kadar değerli bir meslek olduğunu, sadece bölgeye değil tüm Türkiye'ye de göstermek istedik. Bu farkındalığı da geliştirerek yaymak istiyoruz" dedi.
Başkan Necati Topaloğlu, cankurtaranlık mesleğinin ne kadar zor olduğunu yarışma sayesinde gördüklerini belirterek, "Elbette artık yarışmamız geleneksel hale geldi. Denizlerdeki tüm canlılar bu kardeşlerimize emanet. Gerçekten çok iyi bir yarış çıkarttılar. Bir de kadın yarışmacımız vardı ve olağanüstü bir performans göstererek kategoriye girdi. Ben tüm arkadaşları tebrik ediyorum. Gerçekten özverili çalıştılar. Artık geleneksel hale gelen yarışmamıza İstanbul'dan gelen bir arkadaşımız dahi var. Bu nedenle artık bu yarışma Türkiye geneline yayıldı. Tüm yarışmacılarımıza teşekkür ediyorum" diye konuştu.
'UMARIM AMACINA ULAŞMIŞTIR'
Cankurtaran eğitmeni ve sualtı fotoğrafçısı Adnan Büyük de şöyle dedi:
"Her sene üzerine biraz daha koyuyoruz. Tabii burada hep söylediğimiz bir şey var. Amacımız ne? Bir farkındalık yaratmak. Yani cankurtaranlığın önemi, cankurtaranlığın nasıl önemli olduğudur. Halkın içerisinde yapmamızdaki amacımız da 'Buraya geliyorsunuz ülkemize bakın iyi cankurtaranlara teslimsiniz' diye böyle bir şey de yapmak istiyoruz. Umarım amacına ulaşmıştır. Gelecek sene daha da güzel bir organizasyon yaparız. Her sene bunu görüyorum. Cankurtaranlarda da bir gelişme oluyor. Yarışmada daha da oturuyoruz. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum."
Yarışmada Ahmet Mustafa Kurtuluş birinci olurken, ikinciliği Kaan Peyami Orhan, üçüncülüğü Ömer Ali Barsal elde etti. Dereceye giren yarışmacılara hediyeleri Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, KETOB Başkanı Şener Gürler, İlçe Jandarma Komutanı Ramazan Ergel, Emniyet Müdürü Rasim Oymaağaç ile İlçe Sahil Güvenlik Komutanı Ulvi Gören tarafından verildi.

Görüntü Dökümü
------------
Yarışma öncesi bilgilendirme
İlk etap yarışından detaylar
Yarışmayı izleyen turistler detay
Yarışmadan detaylar
Bayan sporcu ilk etap detay
Yarışma detayı
Erkek yarışmacılar ve tek bayan yarışmacı detay
İkinci etap öncesi bilgilendirme
İkinci etaptan detaylar
Protokol detay
Bayan yarışmacı Cemre Can açıklama
Sahil Güvenli TCSG 33 bot detay
Belediye Başkanı Necati Topaloğlu röportaj
3'üncü etap detaylar
Yarışmacılara destek olan otel yetkilileri detay
Yarıştan detay
KETOB Başkanı Şener Gürler röportaj
Yarışma sonu detaylar
Adnan Büyük röportaj
Ödül töreni kısa detay

629 MB/// 05.40"

Haber-Kamera: Levent YENİGÜN/KEMER (Antalya),


Kaynak: DHA