Dha Yurt Bülteni-5

Dha Yurt Bülteni-5

(Özel) - Teröristlerin kulesi böyle imha edildiTÜRK Silahlı Kuvvetleri'nin yürüttüğü Zeytin Dalı Harekatı kapsamında Afrin'e birkaç kilometre mesafedeki Basilhaye tepesindeki teröristlere ait kulelerden birisi, savaş uçaklarının bombardımanıyla imha edildi.

Dha Yurt Bülteni-5

(Özel) - Teröristlerin kulesi böyle imha edildi

TÜRK Silahlı Kuvvetleri'nin yürüttüğü Zeytin Dalı Harekatı kapsamında Afrin'e birkaç kilometre mesafedeki Basilhaye tepesindeki teröristlere ait kulelerden birisi, savaş uçaklarının bombardımanıyla imha edildi.

TSK'nın Özgür Suriye Ordusu ile birlikte yürüttüğü Zeytin Dalı Harekatı kapsamında, Afrin kent merkezi yakınındaki köylerde de denetimi sağlamaya başladı. Dün, Afrin kent merkezine birkaç kilometre mesafede bulunan Basilhaye köyünün bulunduğu bölgede köyle aynı ismi taşıyan tepede teröristlerin, inşa ettiği 3 kuleden çevreyi gözetlediği belirlendi. Bölgeye operasyon düzenleyen TSK destekli Özgür Suriye Ordusu güçlerinin ilerleyişini tepede bulunan kulelerdeki keskin nişancılar engellemeye çalıştı. Aynı sırada havadan görüntü alan insansız hava araçlarından bazı terörist grupların da ÖSO grubunun bulunduğu bölgeye doğru hareketliliği saptandı. Bunun üzerine koordinatı belirlenen bölgeye hava operasyonu düzenlendi. Koordinatları belirlenen kulelerden biri, savaş uçağı tarafından imha edildi. Bombardıman sırasında vurulan kuleden yükselen alev topu, bir ÖSO üyesinin cep telefonu kamerasıyla da saniye saniye kaydedildi. Kulenin imhasının ardından ÖSO üyeleri önce Baslihaye tepesinde kontrolü sağladı, çatışmaların ardından da Basilhaye köyünü terör örgütünden arındırarak özgürleştirdi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------------

Teröristlerin bulunduğu kuleler

Kuleye yapılan hava bombardımanı

Bombanın kuleye düşüşü

Kuleden yükselen alev topu

Kulenin bulunduğu bölgeden yükselen yoğun dumanlar

Genel ve detay görüntüler

GÖRÜNTÜ BOYUTU: 96 MB

Haber-Kamera: Hasan KIRMIZITAŞ/SURİYE,

============================================

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Zengin: Türkiye'de darbeler tarihi kapandı

 

BİTLİS Eren Üniversitesi'nde düzenlenen konferansa katılan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı avukat Özlem Zengin, Türkiye'de ilk defa insanların elinde silah olmadan bir darbe girişimini önlediğini söyledi. Zengin, "Bu muazzam bir güçtür. Neticesinde de çok rahatlıkla söyleyebilirim. Bir daha asla geri dönüşüm olmayacak şekilde Türkiye'de darbeler tarihi kapandı" dedi.

Bitlis Eren Üniversitesi'nde, 'Türkiye'de Darbeler, Anayasa ve Siyaset' adlı konferans düzenlendi. Konferansa Bitlis Valisi İsmail Ustaoğlu ve eşi Şenay Ustaoğlu, Ak Parti İl Başkanı Nesrullah Tanglay, Ak Parti Kadın Kolları Başkanı Ferah Diba Zeydan, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, vatandaşlar ve öğrenciler katıldı. Konferansa konuşmacı olarak katılan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Avukat Zengin, bir daha asla geri dönüşü olmayacak şekilde Türkiye'de darbeler tarihinin kapandığını söyledi. Darbecilerin ülkeden temizlenmesi için devam eden bir mücadelenin olduğunu ifade eden Zengin, şöyle konuştu:  "Sadece Türkiye değil, dünyanın siyasi tarihinde darbelerin çok önemli bir yeri var. Darbe, elinde silah olan bir gücün sivil olan bir grubun irade, yönetim ve hukukuna aykırı bir şekilde el koymasıdır. Türkiye her seferinde daha güçlü oldu. Bu güçlenme hali 2015'e gelindiğinde Türkiye demokrasisi için muazzam bir devrime ve dönüşüme sebep oldu. İnsanımız dünyada ve Türkiye'de ilk defa bir darbe girişimini elinde silah olmadan durdurdu. Bu muazzam bir güçtür. Neticesinde de çok rahatlıkla söyleyebilirim. Bir daha asla geri dönüşüm olmayacak şekilde Türkiye darbeler tarihi kapandı. Sadece bizim için değil dünyaya örnek olacak şekilde darbeler kapandı. Şehitlerimiz oldu. Halen devam eden bir mücadele var. Darbecilerin ülkemizden temizlenmesi ile ilgili eylem olarak birebir içinde olanlara karşı yargı süreci çok hassas bir şekilde devam ediyor. Bu dönüşümü çok güçlendirdi." Bitlis Eren Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erdal Necip Yardım ise, fiili olarak bir darbe olmasa da 27 Şubat 1997'de gerçekleşen postmodern darbenin, darbeler içinde en tahripkarı olduğunu söyledi. Rektör Yıldırım, "Özellikle ülkemizde askeri müdahaleler veya darbeler tarih boyunca bakıldığında genellikle ordu içinde bazı yüksek rütbeli subayların inisiyatif kullanarak yaptıkları girişimlerdir. Bunlardan bazıları başarıya ulaşmış, bazıları ise sadece hükümete uyarı olarak kalmıştır. Bugünümüzü daha iyi anlamak için Cumhuriyet dönemi boyunca gerçekleşen bazı darbelere bakılması gerekmektedir. Bu ülkenin yıllarca darbelerle imtihanı devam etmiştir. Fiili olarak bir darbe olmasa da 28 Şubat 1997'de bir postmodern darbe süreci gerçekleşmiştir. Belki de bu postmodern darbe, darbeler içinde en tahripkarı olmuştur.  Bunun neticesinde milli iradenin temsilcisi, dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan istifa etmek zorunda kalmıştır. Toplum icat edilen uydurma tehditlerle baskı altında kalmış, nefes alamayacak seviyeye getirilmiştir" dedi.

Görüntü Dökümü

-----------------------

-Saygı Duruşu ve İstiklal Marşının okunması

-Katılanlardan detaylar

-Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Avukat Özlem Zengin'in konuşması

-Bitlis Eren Üniversitesi Rektörü Erdal Necip Yardım'ın konuşması

-Soru ve cevap

-Detay görüntüler

Haber: Özcan ÇİRİŞ/BİTLİS,

============================================

Kene ısırmasıyla hayatı değişti, şimdi başarıdan başarıya koşuyor

Zonguldak Gökçebey ilçesinde, bacağındaki keneyi çıkarttırmak için bisikletiyle hastaneye giderken otomobilin çarpması sonucu belden aşağısı felç olan 25 yaşındaki Sezer Uslucuk, ardından sporla tutunduğu yaşamında başarıdan başarıya koşuyor. 2'nci kez Türkiye Bilek Güreşi Şampiyonu olan Uslucuk, Bulgaristan'da yapılacak Avrupa Şampiyonası'nda ülkemizi temsil edecek olmanın heyecanını yaşıyor.

Sezer Uslucuk, 15 Haziran 2009'da bacağına yapışan keneyi çıkarmak için bisikletiyle Gökçebey Devlet Hastanesi'ne giderken otomobilin çarpması sonucu belden aşağısı felç oldu. Uslucuk, kazadan sonra yürümesi için en büyük destekçisi olan annesi Müjgan Uslucuk'u da 8 Eylül 2013'te kaybetti. Uslucuk, fizik tedavi sırasında kullandığı ağırlıklarla spora başlamaya karar verdi. Gençlik Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürlüğü'nün desteğiyle Uslucuk, Mayıs 2015'de Karabük'te düzenlenen Bedensel Engelliler Türkiye Bilek Güreşi Şampiyonası'nda 55 kiloda rakiplerini geçerek sol elde Türkiye şampiyonu oldu. Uslucuk, 2 Ekim 2015'de ise Aksaray'da düzenlenen Bedensel Engelliler Türkiye Halter Şampiyonası'nda ise 85 kilo kaldırarak Türkiye şampiyonu oldu. 2015'de sağ el, 2016 sağ el, 2017 sol el Türkiye 2'ncisi olan Uslucuk, çok istediği ay yıldızlı formayı giymek için çalışmalarına devam etti.

2'NCİ KEZ TÜRKİYE ŞAMPİYONU

Uslucuk, geçen yıl transfer olduğu İstanbul Büyükşehir Belediyesi adına 10 Mart'ta Kocaeli'nde düzenlenen turnuvaya katılarak sağ elde 2'nci kez Türkiye Şampiyonu oldu. Uslucuk sol elde de Türkiye 2'ncisi olmayı başardı. Sezer Uslucuk, bundan sonraki hedefinin milli forma ile Bulgaristan'da yapılacak Avrupa Şampiyonası'na katılarak dereceyle dönmek olduğunu söyledi.

Geçirdiği kazadan bir süre sonra başladığı sporla hayatının değiştini anlatan Uslucuk, şöyle dedi:

"Kazadan bir süre sonra vücut geliştiremeye başladım. İlk önce haltere başladım. İlk bilek güreşinde sol şampiyonu oldum. Bir iki ay sonrada halterde şampiyon oldum. İl turnuvasında da birinciliğim var. Son turnuvayla birlikte 4 gümüş 2 altın madalyam oldu. Bundan sonraki hedefim Bulgaristan'daki turnuvaya katılarak al yıldızlı bayrağımızı dalgalandırmak ve milli marşımızı söylemek istiyorum. Kendime güveniyorum. Başaracağım."

ALDIĞI HER MADALYAYAYI ANNESİNE ADIYOR

Aldığı her madalyayı annesi için aldığını söyleyen Uslucuk, "Annem benim için çok mücadele etti. Benim başarılarımı göremedi. Bugün olsa benle gurur duyardı. Yaptırdığım kolyeye 'her başarım annem için' yazdırdım. Şimdi onun için mücadele ediyorum. Bütün madalyaları onun için alıyorum. Doktorlar evde bir oda yapın ve orada ömrünü geçirsin diyordu. Ben onlarıda ters düşürdüm diyebilirim. Benim gibi kaza geçirenlere tavsiyem, azmedip herşeyi başarabileceklerine inanmaları." dedi.

Görüntü Dökümü:

------------------------

-Sezer Uslucuk'un salonda çalışması

-Sezer Uslucuk'un evinde çalışması

-Sezer Uslucuk'un aldığı madalyalar

-Sezer Uslucuk ile röp.

Süre: (5.52) Boyut: (657 MB)

Haber-Kamera: Gürkay GÜNDOĞAN/ZOGULDAK,

=============================================

İkiz kardeşler çöpten topladıklarıyla yıllık 2 milyon ciro yapıyor

SAMSUN'da 25 yaşındaki ikiz kardeşler çöpten topladıkları atık ambalajları geri dönüşüm yaparak yılda 2 milyon TL gelir elde ediyor.

Tokat'tan 6 yıl önce Samsun'a çalışmaya gelen 25 yaşındaki ikiz kardeşler İnanç ve Eray Gür, tamamen kendi imkanlarıyla kurdukları iş yerinde çöplerden ayda ortalama 20-25 ton atık ambalajları geri dönüşüm yaparak yılda 2 milyon TL ciro yapıyorlar. Eleman bulmakta da sıkıntı çeken kardeşler, kalifiyeli elemana ayda 4-5 bin TL civarında da maaş verebileceklerini söyledi. 19 Mayıs Sanayi Sitesindeki işyerinde faaliyetlerini yürüten ikiz kardeşlerden Eray Gür, 2012 yılında Tokat'tan iş bulmak için Samsun'a geldiklerini belirtti. Eray Gür, "Samsun'a 2012 yılında geldik ve araştırmalarımız sonucu geri dönüşüm işinde karar kıldık. Şuanda çöp atıklarından aylık 20-25 ton civarında geri dönüşüm sağlıyoruz. Yıllık da 250 ton gibi bir kapasitemiz var. Samsun'a geldiğimizde güçlü bir sermayemiz yoktu. Öz sermayemiz ile bu işe başladık. Herhangi bir hibe veya destek almadık. Buraya ilk geldiğimizde bir tane makinemiz vardı. Şuanda da 7 makinemiz ve 10 çalışanımız oldu" dedi.

ÇÖPTEN 2 MİLYON CİROYA ULAŞTIK

Kalifiyeli eleman bulmakta sıkıntı çektiklerini ifade eden Eray Gür, "Devletin açmış olduğu kurslara bizim yaşımızdaki gençlerin teşvik edilmesini istiyoruz. Gençlerin de kendilerinin bir şeyler yapması gerekiyor. Bizim şuanda yıllık çöpten kazandığımız ürünlerden 2 milyon ciroya ulaştık. Bunun bizim yaşımızda bir gencin başarısı olarak düşünüyorum. Özellikle gençlerin farklı sektörlere yönelmesini önemsiyorum. Şuanda herkes kendini belli başlı işlere sabitledi. Gençlerimizin sanayi konusuna yönelmeleri ve kalifiye eleman olarak iş hayatına atılmaları çok önemli. Sanayide çok önemli yerlere geldik. Önümüz çok açık. Biz burada yeri geldi tulumları giydik pislik temizledik. Yani naylonun üzerindeki pisliği temizledik ve geri kazandırdık. Bizim yaşımızdaki insanların belki zoruna gidecek bir şey ama bunun faydasını gördük ve başarılı olacağımıza inanıyoruz. Biz şuanda kalifiye eleman sıkıntısı çekiyoruz. Bizim istediğimiz tarzda işimizi yürütecek ve makineleri çalıştıracak bir elemana 4-5 bin TL civarında da maaş verebilirim ama kalifiyeli eleman yok" diye konuştu. Tokat'ın kırsal bir bölge olduğunu üretim veya iş bakımından Samsun'u tercih ettiklerini ifade eden İnanç Gür, "Samsun'a hedeflerimizi gerçekleştirmek için geldik. Şuanda yaptığımız işten 2-2.5 milyon cirolara ulaştık. Biz bunları çöpten yaptık. Atık ambalajları toplayan firmalarla görüştük, bunları topladık ve burada ayrıştırdık. Şuanda bu rakamlara ulaştık. Üretimimiz yıllık geri dönüşümünün yanı sıra kimyasal hammadde de kattığımız zaman 400-500 tona ulaşıyor. Devletimiz KOBİ'lere biraz daha destek versin. Biz yer istiyoruz, işçi çalıştırmak istiyoruz. Makine parkurumuzu genişletmek istiyoruz ama biraz imkan gerekiyor" şeklinde konuştu.

KOBİ DESTEĞİ ALMADAN BU İŞİ YAPTIK

Geri dönüşüm işini kurarken hiçbir şekilde KOBİ bazında devlet desteği almadıklarını belirten İnanç Gür, "Özellikle arsa konusunda bir teşvik bekliyoruz. İş hacmimiz genişleyebilir, genişlemeye çok müsaidiz. İstihdamımızı da arttıracağız ama yer sıkıntımız var. Özellikle de kalifiye eleman sıkıntımız var. İş yerimizi kendi öz sermaye ile açtık ve bugünlere kadar geldik. Bu ülkenin şuanda en büyük problemi işsizlik değil. Mesleksizlik problemimiz var. Gençler artık meslek öğrenmiyor. Üretim sektöründe birçok firma işçi arıyor. Bizde burada kendimizi geliştirdik. İşi burada öğrendik. Burada tulumu giyip işi yaptığınız zaman işin patronu oluyorsunuz. Şuanda iyi bir yolda gidiyoruz. Sürekli firmamızı büyütüyoruz. İstihdam sağlıyoruz, makine parkurumuzu genişletiyoruz. Ülke ekonomisi açısından biz belki küçük bir adım atıyoruz ama benim gibi 100 genç bu işe soyulsa ülke ekonomisine büyük bir katkı olacak"

Görüntü Dökümü-HD

--------------------------

-Fabrikadan detay

-İkiz kardeşlerin atık ambalajları ayırt etmesi

-Eray Gür'ün konuşması

-İnanç Gür'ün konuşması

(SÜRE: 04.20 DK.)-(BOYUT: 487 MB)

Haber-Kamera: Gökhan İÇKİLLİ-SAMSUN-DHA

=============================================

Caferilere ait olduğunu iddia ettiği kitabı yakılmaktan kurtardı

SAMSUN'da antikaya merak saran müzik öğretmeni Seçkin Esen, eskiciden aldığı Caferilere ait olduğunu iddia edilen el yazmalı kitabın yakılmaktan kurtardığını söyledi.

Samsun'da 2005 yılında eskiciden aldığı bir radyo ile antikaya merak saran Seçkin Esen, eskiciden aldığı Caferilere ait olduğunu iddia ettiği el yazmalı kitabın yakılmaktan kurtardığını belirtti. Kendisine ait bir antika dükkanı olan Esen'in mağazasında telefondan, radyoya, eski paralardan tablolara, el yazmalı kitaplardan eski plaklara kadar bin 500 çeşit malzeme ve 50 binin üzerinde de eski ve antika parçaları bulunuyor.

Samsun'da 1900'lü yıllara ait Osmanlı Bankası'nın müşterilerine yazdığı banka mektuplarının bulunduğunu belirten Esen, "Bunların yok olmasını engellemek istiyoruz. Yok olmalarını istemiyoruz. Çünkü yeni eserler olduğu gibi eski eserlerde çıkıyor. Bunları eskiciden aldım. Kitapları açıp incelediğimde bir tarihin içerisinde yer almış olan belgeler olduğuna kanaat getirdim. Bu kitapları eskiciden çuvallar içerisinden aldım. Belki de bunu yakacaklardı. Bu kitapları alıp eskiciye 50 TL verdim. Bu kitapları incelediğimizde Osmanlı Bankasına ait olan bu kitap 1900'lü yıllarda yazılmış Samsun'da Osmanlı Bankasının müşterilerine yazdığı banka mektuplarının nüsfetteleri var. Belki de bunlar bir kibrit ile yakılıp gidecekti. Bunlar bir tarihtir, belgedir. Bunlar okutulup, belki Samsunumuzun geçmişi hakkında, ticari hayatı hakkında bir belge olabilecek. Ticaretle uğraşan kişilerin aile yapılarının neler olduğunu buradan görebiliriz. Bu kitapta yaklaşık 200 sayfa var" dedi. Aldığı kitaplar arasında Caferilere ait olduğunu iddia ettiği el yazması kitabın da bulunduğunu ve bunu yakılmaktan kurtardığını belirten Esen, "Ayrıca eskiciden el yazmalı bir kitap aldım. Bu da Arapça kökenli yazıldığı için okumakta güçlük çektim. Bu kitabı da Irak kökenli komşu esnafımıza okuttum. Komşumuz bunu okuduktan sonra bize, bu kitapta Caferilere ait öğütler, hikayeler ve  duaların olduğu el yazmalı ve değerli bir kitap olduğunu söyledi. Burada pek fazla bir değeri olmadığını ama Irak'ta çok fazla değerinin olduğunu söyledi. Bu tür eserleri satmayı düşünmüyorum. Belki bunu orada savaş bittikten sonra Irak'ta bir kütüphaneye bağışlayabilirim. Eğer ben eskicinin el arabasına elimi atmasaydım, bunlar yakılıp gidilecekti. Belki de bir tarih yok olacaktı. Amacımız antikacılık ya da para kazanmak değil, tarihi kurtarmak" diye konuştu.

Görüntü Dökümü-HD

-------------------------

-Antika dükkanından detay

-Osmanlı Bankasına ait kitaptan detay (Büyük boy)

-Caferilere ait olduğunu iddia ettiği kitaptan detay (Küçük boy)

-Seçkin Esen ile röportaj

(SÜRE: 04.20 DK.)-(BOYUT: 487 MB)

Haber-Kamera: Gökhan İÇKİLLİ/SAMSUN,

=============================================

İzmir'de Suriyeli çocuklara da süt dağıtımına başlandı

İZMİR Büyükşehir Belediyesi, aileleriyle birlikte savaştan kaçıp İzmir'e sığınan 6 bin 500 Suriyeli çocuğu, 1-5 yaş grubu miniklere ayda 8 litre süt dağıttığı 'Süt Kuzusu' projesine dahil etti.

Savaşın yaşamlarına kastettiği ülkelerinden, evlerinden, özgürlüklerinden mahrum edilen Suriyeli çocuklar, aileleriyle geldikleri İzmir'de yeniden hayata bağlandı. İzmir Büyükşehir Belediyesi, çocukların sağlıklı büyümesine katkı amacıyla 2012 yılında 46 bin hane ile başlattığı ve 2018'den itibaren yaklaşık 3 kat büyüterek 125 bin hanenin kapısını tek tek çalıp miniklere süt ulaştırdığı 'Süt Kuzusu' projesine kentteki 6 bin 500 Suriyeli çocuğu da dahil etti. İzmir merkezdeki 1-5 yaş arası çocuklara verilen süt desteğinde toplam rakam böylece 131 bin 500 oldu. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Tire Süt Kooperatifi'nden satın aldığı sütleri, oluşturduğu 62 farklı ekiple 388 mahallede kapı kapı dolaşarak 'çocuk başına ayda 8 litre' olacak şekilde dağıtıyor. Böylece bir yandan zor durumdaki süt üreticileri desteklenirken diğer yandan da İzmirli çocuklar sağlıklı süt içip sağlıklı büyüyor. Dağıtılan sağlıklı sütler, Tire ve çevre köylerdeki yaklaşık 2 bin 500 üreticinin ineklerinden sağılıyor. Büyükşehir Belediyesi, İzmir kent merkezinde yaşayan 1-5 yaş grubu çocuklara verdiği süt desteğinin kapsamını Karşıyaka, Bornova, Bayraklı, Buca, Çiğli, Karabağlar, Konak, Balçova, Narlıdere, Gaziemir ve Güzelbahçe ile Urla'nın Zeytinalanı ve Menemen'in Ulukent, Koyundere ve Asarlık mahallelerinde yaşayan 6 bin 500 Suriyeli çocuk ile biraz daha genişletti. 3 sene önce Halep'ten İzmir'e gelen 5 yaşındaki Gadir Ali ile 4 yaşındaki Azize Muhammed, bu çocuklardan ikisi. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin sütlerini çok seviyor ve dağıtım ekiplerinin yolunu gözlüyorlar. Aileleriyle birlikte Suriye'den kaçıp sığındıkları İzmir'de çocuklara şefkat elini uzatan Büyükşehir Belediyesi, sıkı ve titiz bir çalışmayla belirlenen adreslerin kapısını tek tek çalarak sütleri elden teslim ediyor.

5 YILDA 55 MİLYON LİTRE SÜT

2007 yılından bu yana Tire Süt Kooperatifi'nden alım yaparak hem üreticiye destek veren hem de çocukların süt içmesini sağlayan İzmir Büyükşehir Belediyesi, Okul Sütü projesi ile 2008-2012 yılları arasında, 250 okuldaki 220 bin çocuğa düzenli olarak süt dağıttı. Bu projenin daha sonra Milli Eğitim Bakanlığı tarafından uygulanması üzerine İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu kez çalışmalarını 1-5 yaş grubu çocuklar için 'Süt Kuzusu' adı altında sürdürmeye başladı. Projeyle birlikte son 5 sene içerisinde çocuklara 55 milyon litre süt dağıtıldı. Yerel yönetim tarafından desteklenen Tireli süt üreticileri de, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü FAO tarafından 'Dünyanın en iyi kırsal kalkınma modeli ödülü'ne layık görüldü.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

------------------------------

Suriyeli çocuklarların bardaklarla süt içmeleri

Görevlilerin süt dağıtması

Genel ve detay görüntü

Haber-Kamera: İZMİR,