Dha Yurt Bülteni-5

Dha Yurt Bülteni-5

1)VAN VE HAKKARİ'DE KAR YOLLARI KAPATTI DOĞU Anadolu'da kar yağışı ve soğuk hava etkisini artırırken, Van'ın 4 ilçesinde 88, Hakkari'de ise 11 köy ve 24 mezra yolu ulaşıma kapandı.

Dha Yurt Bülteni-5

1)VAN VE HAKKARİ'DE KAR YOLLARI KAPATTI

 

DOĞU Anadolu'da kar yağışı ve soğuk hava etkisini artırırken, Van'ın 4 ilçesinde 88, Hakkari'de ise 11 köy ve 24 mezra yolu ulaşıma kapandı. Van'ın Muradiye, Gürpınar, Bahçesaray ve Çaldıran ilçelerinde dün gece etkisini gösteren kar yağışı hayatı olumsuz yönde etkiledi. Kar yağışı nedeniyle bu ilçelere bağlı 37 mahalle ve 51 mezra yolu ulaşıma kapandı. Van Büyükşehir Belediyesi ve Karayollarına bağlı karla mücadele ekipleri, kapanan mahalle ve mezra yollarının yeniden ulaşıma açılması için çalışma başlattı.

Kar yağışının etkili olduğu Hakkari ve ilçelerinde ise 11 köy ve 24 mezrada ulaşıma kapandığı belirtildi.

VAN, - 

===========================================================

(ÖZEL)

2)EVLERİ, HES SUYUNUN GETİRDİĞİ ÇAMURA GÖMÜLDÜ

ERZURUM'un Oltu ilçesindeki Sarıkaya mevkiinde yapılan hidroelektrik santralin (HES) su kanalında meydana gelen sızma nedeniyle, Refik ve Hasan Taşkın kardeşlere ait çiftlikteki ev, aile büyüklerinin mezarları, ahır, samanlık, kiler ve bazı tarım aletleri çamura gömüldü. Oltu'ya 3 kilometre uzaklıktaki Sarıkaya mevkiinde, Refik ve Hasan Taşkın kardeşlerin çiftliği HES su kanalındaki sızma nedeniyle çamur içinde kaldı. Kış mevsimi olduğu için çiftlikte kimsenin yaşamaması olası bir faciayı önledi. Hasan Taşkın, kanaldan sızan suların getirdiği çakıl taşları ve çamurun çiftlikteki 2 katlı evin arka tarafından mutfak penceresine kadar yükseldiğini söyledi. Taşkın, zararın 500 bin liraya yakın olduğunu kaydetti. Yazın çiftliğe geldiklerini, kışın ise ilçe merkezindeki evlerine gittiklerini belirten Hasan Taşkın zararın hemen karşılanmasını istedi.

Çiftlikte kardeşleri ve aileleriyle birlikte yaklaşık 15 kişinin yaşadığını anlatan Hasan Taşkın şöyle konuştu:  "Bunların diriye de ölüye de saygısı yok. Sızma nedeniyle dağdan gelen çamur çiftliği neredeyse yutuyordu. Yetkilileri defalarca uyardık ama kimse bizi dikkate almadı. Bu sızma kışın değil yazın olsa belki de birilerimizin ölümüne neden olacaktı. Bu kadar vurdumduymazlık olmaz. Eğer zamanında önlem alınsa bunların hiçbiri olmayacaktı. Büyüklerimize ait mezarlar bile çamurun altında kaldı. Zararın hemen karşılamasını istiyorum. Çiftlikteki mezar ve evlerimizle birlikte ahır, samanlık, kiler, tarım aletleri, arı kovanları ve araziler akan suların getirdiği toprağın altında kaldı. Perişan olduk."

Görüntü Dökümü

------------------------

-Su dökülen kısmın 

-Dağların görüntüsü

-Araziden görüntü

-Evlerden görüntü

-Evin içinden detay 

-Evin içerisinde arı kovanlarından detay 

-Tarım aletlerinden detay 

-Evin etrafından detay

-Dağdan gelen toprağın oluştrudğu yarıklar

Haber-Kamera: Dursun Murat AYDIN/ Oltu,ERZURUM/

(SÜRE: 5.00 dk.)

==================================================

(ÖZEL)

3)MEVLANA İÇİN İRAN'DAN BİSİKLETİYLE BAŞLATTIĞI KONYA YOLCULUĞUNUN KİTABINI YAZDI

İRAN'da Mevlana'nın şiirleriyle büyüyen 33 yaşındaki bilgisayar programcısı Hassan Karami, Mevlana ve Şems-i Tebrizi'nin yürüdüğü yollardan 10 yıl önce bisikletiyle İran'dan Konya'ya geldi. 1 ay süren seyahatindeki yaşadıklarını kaleme alan Karami,  'Şems'in İzinde' adlı kitabını 3 ay önce Farsça yayınladı.  Kitabını Türkçe olarak da yayınlamak istediğini ifade eden Karami, "Seyahatte başıma gelenleri, Mevlana'nın 'Mesnevi' ve  'Fihi Ma Fih' adlı önemli eserlerinden eklentiler kullanarak anlattım." dedi.  İran'ın Tebriz şehrinde yaşayan Hassan Karami, çocukluğundan itibaren Mevlana ve Şem-i Tebrizi'nin şiirleriyle ve kitaplarını okuyarak büyüdü. Okuduklarından etkilenen Karami, Mevlana ve Şems-i Tebrizi'nin yürüdüğü yollardan bisikletiyle İran'dan, Konya'ya gelmeye karar verdi. 2007 yılında çalıştığı işyerinden  izin alan Karami,  yaklaşık 2 bin 500 kilometre pedal çevirip 1 ay içinde Konya'ya geldi. Karami, Konya'dan da yine bisikletle Şam'a geçti. Oradan da otobüsle ülkesine döndü.

SEYAHATİNİ KALEME ALIP KİTAP ÇIKARDI 

Karami, yolda yaşadıkları anıları kaleme alıp kitap çıkardı. 5 yılda tamamladığı 'Şems'in İzinde' adlı kitabını 3 ay önce Farsça yayınladı. Kitabını Türkçe olarak da çıkarmak istediğini  ifade eden Karami, "2 bin 500 kilometreyi, 1 ayda geldim. Dönerken de otobüsle döndüm. Bu seyahatimde 400 dolar harcadım. Bu yolculukta hiçbir sıkıntı da çekmedim. Ben bu yolda tevekkülü öğrendim. Allah'a tevekkül edersen, Allah'ı vekil edersen, her şey güzel olur." dedi.

Kitabını Mevlana'nın 'Mesnevi' ve  'Fihi Ma Fih' adlı eserlerden eklentiler katarak yazdığını ifade eden Karami, şöyle konuştu:

"Bu irfanı yolculukta Mevlana'nın talimatları ekseninde kendimi ve Allah'ı tanımaya çalıştım. Kitabımda ise bu yolculukta yaşadıklarımı anlatmaya çalıştım.  Mevlana'nın kitaplarından eklentiler kullandım. Tebriz'de kitabım basıldı. Tahran'da 3 ay önce Yunus Emre Enstitüsünde Mevlana'nın 22'nci kuşak torunu Esin Çelebi Bayru'nun huzurunda tanıtım töreni yapıldı."  

İKİ SAATLİK UÇAK YOLCULUĞUYLA MANEVİ HUZURU YAŞAMAZDIM 

Köylerde, kasabalarda konaklayarak Türkiye'ye geldiğini belirten Karami, iki saatlik uçak yolculuğuyla manevi huzuru yaşayamayacağını kaydetti.  Karami, "Bisikletin, kendine göre çok özelliği var. O nedenle uçakla gelmek istemedim. Yoksa iki saatte Konya'da olurdum ama o manevi huzuru bulamazdık. Hiçbir köyü, hiçbir kasabayı görmeden geçip gitmek istemedim.  Yolculuğumda, sabah erkenden yola çıkıp, akşam nerede konaklayacağımı bilmek istemedim. Hangi köyde kalayım, nerede çadır kurayım ya da birine misafir olayım diye düşünmek istedim. İstedim ki, Mevlana ve Şemsi Tebrizi'nin gezdiği gibi o yolları gezmek istedim."

'KİTABIMI OKUYANLAR, MEVLANA MÜZESİ'Nİ ZİYARET ETMEK İSTİYOR' 

 1 ay süre boyunca bisikletinin hiç bozulmadığını belirten Karami, yolculuk boyunca başına kötü bir olayında gelmediğini söyledi.  İran'da kitabı okuyanların Konya'ya gelip, Mevlana Müzesi'ni ziyaret etmek istediklerini ifade eden Karami, "5 yıl çalışma sonucu kitabımı tamamlayıp yayınladım.  Seyahatname gibi gittiğim yolları, yerleri anlattım.  Kitabımı okuyan herkes beğendi. Hatta Mevlana Müzesi'ni ziyaret etmek o manevi huzuru yaşamak isteyenler Konya'ya gelmeyi düşünüyor." dedi.

Görüntü Dökümü

---------------------------

- Hassan Karami'nin bisikletle Mevlana Müzesi etrafından gezmesi 

Karamı'nin yürümesi 

Karami ve kitabından detay

Karami röp.

Seyanatteki fotoğraflar 

(Haber- Kamera: Hasan DÖNMEZ KONYA DHA))

=========================================

(ÖZEL)

4)33 YILDIR AHŞAP OYUNCAK ÜRETİYOR 

SİVAS'ta hobi olarak başladığı ahşap oyuncak imalatını 33 yıldır sürdüren Cemal Okul(54), "Ahşap oyuncakları tercih eden anne babalar çocuklarını daha fazla düşünüyor" dedi.

Sivas'ta yaşayan evli ve iki çocuk babası Cemal Okul, 1985 yılında evinde hobi olarak ahşap oyuncaklar üretmeye başladı. Bir süre sonra ise atölye açarak çalışmalarına orada devam etti ve ürettiği oyuncakları pazarlamaya başladı. Çocuk sağlığı için uzman görüşlerinden yola çıkarak imalatlar yapan Okul, meslekte 33 yılını geride bıraktı. Oyuncak yaparken öncelikle çocukların sağlığını dikkate aldığını belirten Okul, oyuncakların keskin köşeli olmamasına, çocuğun elini kesebilecek, sıkıştırabilecek herhangi bir mekanizmasının bulunmamasına dikkat ediyor. Oyuncaklarda genellikle gürgen, ıhlamur, akasya, akçaağaç ve maun gibi sık dokulu ağaçları tercih eden Okul, yaptığı araştırmalar sonucunda sağlığa zararlı olmayan boyaları tercih ediyor. Okul, topaç, zeka geliştirici oyunlar, hayvan figürleri ve araba gibi ahşap oyuncaklar üretiyor. Oyuncaklar çeşit ve ebatlarına göre 5 ile 150 lira arasında değişen fiyatlardan satılıyor. Yaptığı oyuncakları ise İstanbul, İzmir, Antalya gibi şehirlere gönderen Okul, siparişlere yetişmekte zorluk çekiyor.

Türkiye'ye son yıllarda özellikle Çin'den yüklü miktarda oyuncak geldiğini ifade eden Okul, "Çinliler yüzlerce çeşit oyuncak yapıyorlar. Ama bu ürünlerin sağlıklı oldukları çok şüpheli. Ağır metal içeren boyalar kullanıyorlar. Bu ağır metaller de deri yoluyla kana karışıyor. Kana karıştıktan sonra da hayati organlarda yerleşim sağlıyor. 20-25 yıl sonra da tehlikeli bir hastalık olarak karşımıza çıkıyor. Ben böyle bir sonuç doğuracak işlemleri yapmaktan kaçınıyorum. Ağaç zaten organik bir malzeme. Kullandığımız boyalarda 'N71-3' standartlarına uygun. Çocuklarımız için herhangi bir tehlike içermiyor. Bizim ürettiğimiz oyuncakları çocuklar ısırıp, üzerindeki boyaları yutsalar dahi bir tehlikesi yok. Gıda güvenliğine uygun boyalar. Ahşap oyuncakları tercih eden anne ve babalar çocuklarını daha fazla düşünüyor" dedi.  

'ÇOCUKLAR OYUNCAKLARIYLA BAĞ KURUYOR'

Çocukların, oyuncakları ile aralarında bir bağ oluştuğunu ve oyuncak kırıldığında onu atmak istemediğini ifade eden Okul şöyle devam etti:

"Sağlamlık açısından ahşap ile plastiği karşılaştırdığımız zaman ahşap eğer kalın malzemelerden üretiliyorsa çok daha dayanıklı oluyor. Örneğin tekerleri bağladığımız zaman bağlantıların kalınlıkları çok önemli. Kırıldığı zaman da çocuğa herhangi bir zararı dokunmaz çünkü kesici bir tarafı olmaz. Ama plastik oyuncak kırıldığı zaman bütün kırılan parçaları kesicidir. Bu açıdan da değerlendirdiğimiz zaman tabi ki ahşap yine ilk sırada yer alır. Ahşap oyuncak kırıldığında çocuğun onu tamir etme şansı var. Yapıştırma veya o kırılan parçayı değiştirme şansı var. Çocukla oyuncak arasında duygusal bir bağ oluşuyor. Kırılsa bile bu oyuncağı atmak istemiyor, tekrar dönüştürmek istiyor. Ebeveynler kendi imkanları ile de bu oyuncakları tekrar tamir edip çocuğuna verme şansına sahip oluyorlar." 

'ÇOCUĞUN KATKI VERMESİ LAZIM'

Oyuncak üretiminde önemli olan şeyin, çocuğun etkilenebileceği, fayda sağlayabileceği ürünler olduğunu ifade eden Okul şunları söyledi:

"Bir oyuncağın, oyuncak özelliğini alabilmesi için çocuğun en az yüzde 50 oranında o ürüne katkı vermesi gerektiğini öğrendim. Mesela bir kumandalı arabayı alıyorsunuz oyuncak diye, çocuk onu hemen kırıp dağıtıyor. Çünkü katkı vermiyor. Pilli bir araç, düğmeye bastığın zaman çalışıyor. Oyuncak değil makine. Onun oyuncak olabilmesi için çocuğun itmesi veya çekmesi lazım. Yani çocuğun bir şeyler vermesi lazım ona ki oyuncak özelliğini alabilsin. Çocuğun oyuncakları kırmamasının, uzun süreli oynamasının etkilerinden birisi de budur. Çocuğun ona katkı vermesi gerekiyor."

'CE BELGESİ OLMASINA DİKKAT EDİN'

Medicana Sivas Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzman Doktoru Yavuz Sayar da kaliteli boya kullanılarak üretilen ahşap oyuncakların öncelikli tercihler arasında olduğunu ifade etti. Sayar, oyuncak alırken CE belgesinin olmasına mutlaka dikkat edilmesi gerektiğini ifade ederek, "Üstünde CE işareti olmayan oyuncakları almayın. Bunlar kalitesiz ve çocuğunuz için tehlikeli olabilirler. Oyuncak kutularının içinde mutlaka kullanma kılavuzu olmalı. Ebeveynler oyuncak seçerken çocuğun yaş grubuna uygun oyuncakları tercih etmeli. Ülkemizde son yıllarda ahşap oyuncak daha çok tercih ediliyor. Bu ahşap oyuncaklarda da mutlaka kullanılan boya malzemesi sağlıklı olmalı. Oyuncakların zehirsiz malzemeleri ile boyanmış olanları tercih edilmeli" dedi. 

Görüntü Dökümü:

----------------

-Atelyöden görüntüler

-Okul'un ürettiği oyuncakların görüntüsü

-İmalathanesindeki çalışmaları

-Konuşması

-Uzman Dr. Yavuz Sayar'ın açıklaması

Haber: Hakan KALELİ- Kamera: İrfan ÖZŞEKER/SİVAS,

(441 mb)

======================================================

5)DİŞİ YUNUSU BAŞINDAN VURDULAR

MUĞLA'nın Bodrum ilçesinde başından tek kurşunla vurulduğu anlaşılan dişi yunus karaya vurdu. Demirci ustası evli ve bir çocuk babası 40 yaşındaki Kamil Özcan, yeni yılın ilk günü Yalıkavak Mahallesi Küdür Yarımadasında eşi Kadriye Özcan ile birlikte yürüyüşe çıktı. Akdeniz foklarının barınma alanı olan Küdür Yarımadası'ndaki Zeytin Koyu sahilinde karaya vuran yunusu gören Özcan, kıyıya çekti. Tırtak türü (Delphinus delphis), 1.70 metre boyunda ve yaklaşık 60 kilo ağırlığında olan, başından tek kurşunla vurulduğu anlaşılan yunusun kesin ölüm nedeninin, otopsi sonucunda belli olacağı belirtildi.

Ölü yunusu bulan Kamil Özcan, "Yunus yeni ölmüştü. Belki canlıdır diye, denizin içinden karaya çektim. Ancak başında gördüğüm kurşun deliğinden hala kanlar geliyordu. Bu nasıl bir insanlık, nasıl bir canilik. Muhtemelen balıkçıların ağlarındaki balığı almak için hamle yapmış ve ağa takılmış olabilir. Yoksa denizin ortasında bir yunusa hem de çok yakından kim nasıl ateş edebilir ki? Yunusun incelenmesi ve suçlulukların bulunması için ilgili makamlara müracaat ettik. Son aylarda bu bölgede ölü caretta caretta türü deniz kamlumbağalarına ve yunuslara çok rastlamaya başladık" dedi.

YUNUSLAR İÇERİSİNDE ÖNEMLİ BİR TÜR

Türk Deniz Araştırmaları Vakfı'nda görevli Dr. Erdem Danyer, yunustan alınacak deri parçaları üzerinde inceleme yapılacağını ve bu türün önemli bir tür olduğunu belirterek, "Bu veriler yunus ve ailelerinin göç yollarının araştırılmasında önemli bilgiler verebilir" dedi.

Görüntü Dökümü

-----------------------

Yunus balığının karaya çekilmesi başında duran Kamil Özcan ve eşi

Balığın üzerinde inceleme yapmaları, kurşun izinin girdiği yer, kafadaki delikten görüntü

Kamil Özcan ve eşi ile röp.

Yunusun karaya vurduğu koydan görüntü

Haber: Yaşar ANTER -Kamera: Nilüfer DEMİR/ BODRUM (Muğla), DHA)