DHA YURT BÜLTENİ - 4

01.12.2020 10:34 | Son Güncelleme: 01.12.2020 13:31
DHA YURT BÜLTENİ - 4

ASİMED Başkanı Eğilmez: Fransa Minsk Grubu'ndan çıkarılsın ERZURUM'daki Asılsız Soykırım İddialarıyla Mücadele Derneği (ASİMED) Başkanı Savaş Eğilmez, Azerbaycan'ın işgalden kurtardığı Dağlık Karabağ Bölgesi'ni Fransa Senatosu'nun 'Dağlık Karabağ Cumhuriyeti' olarak tanımasına tepki gösterdi.

ASİMED Başkanı Eğilmez: Fransa Minsk Grubu'ndan çıkarılsın

 

ERZURUM'daki Asılsız Soykırım İddialarıyla Mücadele Derneği (ASİMED) Başkanı Savaş Eğilmez, Azerbaycan'ın işgalden kurtardığı Dağlık Karabağ Bölgesi'ni Fransa Senatosu'nun 'Dağlık Karabağ Cumhuriyeti' olarak tanımasına tepki gösterdi. Eğilmez, "Minsk grubu ya kendini lağvetmeli ya da açıkça taraf olan Fransa'nın derhal gruptan çıkarılması gerekmektedir" dedi.

Dağlık Karabağ'ın Ermenistan işgalinden kurtarılması ile birlikte başta Fransa olmak üzere Avrupa'daki Ermeni lobisinin Azerbaycan'ın zaferini masa başı oyunlarla gölgelemeye çalıştığını belirten ASİMED Başkanı Savaş Eğilmez, Türk- İslam düşmanlığı yapan Fransız senatosunun büyük bir skandala imza attığını belirtti. Fransız Senatosu'nun 1'e karşı 305 'evet' oyu ile sözde 'Dağlık Karabağ Cumhuriyeti'nin' tanınmasını öngören teklifi kabul etmesini gülünç bir karar olarak nitelendiren Eğilmez, "Senato, Fransa hükümetini Dağlık Karabağ Cumhuriyeti'ni tanımaya ve anlaşmazlığın müzakere edilmiş ve kalıcı bir şekilde çözüme kavuşturulması amacıyla mümkün olan her şeyi yapmaya davet ediyor, böylece 1994 yılında tanımlanan sınırların yeniden tesis edilmesini istiyoruz" diyerek, bu müzakerelerin Minsk Grubu tarafından yapılması gerektiğini ifade etti. ASİMED Başkanı Eğilmez, "Fransız senatosu bu kararıyla, arabulucu ülkenin tarafsız ve adil olması gerektiğini unutmuş, açıkça Ermeni yanlısı bir tutum sergilemiş, ihtilafın barış yoluyla ve uluslararası hukukun norm ve ilkeleri çerçevesinde çözümüne engel olan faktörlerden biri olma yoluna girmiştir. Fransa'nın bu desteği, işgalci ve saldırgan Ermenistan'ı psikolojik olarak cesaretlendirmiştir. Bu karar, Fransa'nın Azerbaycan'ın uluslararası alanda da tanınan topraklarının işgaline, sivillerin öldürülmesine, Ermenilerin etnik temizlik, çevre terörü, yasa dışı yerleşim ve ekonomik faaliyetler yürütmesine karşı 30 yıl sessiz kalmasını perçinlemiştir. Bu karar ayrıca Fransa'da büyüyen İslamofobinin yeni ve açık bir örneği olmuştur. Fransız Senatosu bilinçli bir şekilde, savaşın devam ettiği 44 gün boyunca arkasına terör örgütlerini ve Fransız paralı askerlerini alan ve ihtilaf bölgesine yakın ve uzak mesafede bulunan sivillere, kamu binalarına, enerji ve ulaşım altyapısına yönelik Ermeni saldırılarını görmezden gelmiş ve sesini çıkarmamıştır" diye konuştu.

'MAYOTTE ADASINI İŞGAL ALTINDA TUTUYOR'Fransa'nın Doğu Afrika'daki adalar ülkesi Komorlar Birliği'ni oluşturan dört adadan biri olan Mayotte Adası'nı, Birleşmiş Milletler ve Afrika Birliği'nin kararlarına rağmen işgal altında tuttuğunu ifade eden Eğilmez, "Ciddi anlamda yeraltı zenginliklerine ve çok önemli bir stratejik konuma sahip olan ada 200 yıldır haksız hukuksuz bir şekilde Fransa'nın işgali altındadır. Komorlar Birliği, Fransa'dan 1964'te tamamen bağımsızlık istedi. Sömürge karşıtı mücadele sonucunda Fransa, 1974'te adaların geleceğiyle ilgili bir referandum yapmak zorunda kaldı. Halkın yüzde 95'i, 1974'teki referandumda bağımsızlık yönünde oy kullandı. Beş ay sonra da BM bağımsızlık kararını tanıdı. 1975 yılında bağımsızlığı tanıyan Fransa bir süre sonra referandumun tekrarını istedi ve 1976'da zorla tekrarlanan referandum sonucunda Mayotte Adası sakinlerinin yüzde 65'inin Fransız idaresinin devamını istediği diğer adalardaki halkın ise yüzde 95'ten fazlasının bağımsızlık talep ettiği açıklandı. Zorbalıkla adanın işgaline devam etti. Mayotte Adası örneğinde olduğu gibi tarihi sömürgecilik faaliyetleri ile dolu olan Fransa gibi bir ülkenin, Dağlık Karabağ konusunda akıl vermesi, kararlar alması kelimenin tam anlamıyla gülünçtür" dedi.

'FRANSA MİNSK GRUBUNDAN ÇIKARILMALI'Fransa'nın 1992 yılında Azerbaycan ve Ermenistan devletlerinin Karabağ sorunu için barışçıl bir çözüm bulmalarını teşvik etme amacıyla Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı tarafından kurulan Minsk grubundan çıkarılması gerektiğini vurgulayan Eğilmez, açıklamasında şunları ifade etti:

"ABD, Fransa ve Rusya'dan eş başkanlara ek olarak, AGİT Minsk Grubu'nda Beyaz Rusya, Almanya, İtalya, Portekiz, Hollanda, İsveç, Finlandiya, Türkiye ve sorunun tarafları olan Azerbaycan ve Ermenistan yer almaktadırlar. Minsk grubu neredeyse 30 yılını doldurmasına rağmen bir arpa boyu yol alamamıştır. Hatta bu problemi istişare zeminine bile taşıyamamıştır. Bunun nedenlerinden birisi Fransa gibi açık taraf olduğunu ilan eden bir ülkenin bu grubun eş başkanlarından birisi olmasıdır. Yararlı bir faaliyeti bulunmayan Minsk grubu ya kendini lağvetmeli ya da açıkça taraf olan Fransa'nın derhal gruptan çıkarılması gerekmektedir. Biz de denek olarak Fransa'nın AGİT Minsk Grubu eş başkanlığını tartışmaya açıyor ve bu eş başkanlıktan ayrılmasını, bu olmuyorsa o masada Türkiye'nin de olmasını istiyoruz. Bunun için de Minsk grubu üye devletlerine, haklı taleplerimizi bildiren mektuplar göndereceğiz."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-Savaş Eğilmez'in çalışması -Savaş Eğilmez'in açıklamaları-Savaş Eğilmez'in bilgisayarda haritayı göstermesiHaber-Kamera: Salih TEKİN/ ERZURUM,

===========================

Tunca Nehri kıyısında yürüyüş yoluna aydınlatma direkleri dikilmesine çevrecilerden tepki EDİRNE Belediyesi'nce, Tunca Nehri'nin kıyısında yapımına devam edilen yürüyüş ve bisiklet yoluna aydınlatma direkleri dikilmesine çevreciler tepki gösterdi. Bölgede yaşamını sürdüren canlı habitatı olduğunu söyleyen Edirne Çevre Gönüllüleri Derneği Başkanı Ayten Eren, "Bu kadar bir alanı aydınlatmak için 150 direğin hiçbir anlamı yok. Hele ki doğal bir ortamda sabaha kadar ışık koymanın bir anlamı yok. Buradaki canlı habitatı yok edersiniz" dedi.

Edirne Belediyesi tarafından 2020'nin ocak ayında Tunca Nehri kıyısında yapımına başlanan bisiklet ve yürüyüş yolu projesinde ilk olarak beton yol yapıldı. Duruma çevre gönüllüsü derneklerin itiraz etmesiyle beton yol 5 ay sonra kaldırıldı. Devam eden projenin değiştirilmesinin ardından bu kez de söz konusu yol üzerine 150 aydınlatma direği dikildi. Aydınlatma direklerinin bölgedeki canlı habitatını etkileyeceğini söyleyen çevreciler, duruma itiraz etti. Edirne Çevre Gönüllüleri Derneği Başkanı Ayten Eren, projenin yapılırken, bilim insanlarından yardım alınması gerektiğinin altını çizdi.

'AYDINLATMAK İÇİN 150 DİREĞİN HİÇBİR ANLAMI YOK'Söz konusu bölgenin nehir kıyısı ve doğal ortam olduğunu söyleyen Eren, "Burası bir kıyı, doğal ortam. Burada bir canlı habitatı var. Bizim dışımızda da canlılar var. Böceği, kelebeği, bitkisi var. Böyle bir projenin buraya yapılması son derece yanlış. Bu kadar bir alanı aydınlatmak için 150 direğin hiçbir anlamı yok. Hele ki doğal bir ortamda sabaha kadar ışık koymanın bir anlamı yok. Buradaki canlı habitatı yok edersiniz. Buraya yapılan yürüyüş yolunun da aslında bir anlamı yok. İnsanlar zaten patika haline dönmüş bir yol üzerinde yürüyorlardı. Gereksiz yere, pahalı malzemeler kullanılarak bir çalışma yapıldı" dedi.

'CANLILARI KORUYAN BİR PROJE OLABİLİRDİ'Büyük projeler yapılırken, bilim insanlarıyla ortak çalışılması gerektiğini belirten Eren, "Biz önce büyük projeler yapılırken, Trakya Üniversitesi'nde ilgili bölümlerle görüşülmesini istiyoruz. Belki biyoloji bölümüyle burada yaşayan canlıları korumaya yönelik bir proje olabilirdi. Aksine buradaki canlı toprağı ortadan kaldırıp üzerine beton dökmek bir projeye yakışmaz. Bu doğal bir proje değil. Üstelik Edirne Belediyesi'nin geçmişte doğa dostu projelerle ödül almışlığı var. Böyle bir belediye nasıl bu kadar doğaya ve canlılara aykırı proje yapabiliyor. Bunu soruyoruz Edirne Belediyesi'ne" diye konuştu.

'TAŞKIN SAHASINA ÇİVİ BİLE ÇAKAMAZSINIZ'Söz konusu bölgenin aynı zamanda taşkın sahası olduğunu da hatırlatan Ayten Eren, "Burası aynı zamanda taşkın sahası. Taşkın sahasına çivi bile çakamazsınız. Burada görüyorsunuz 150 tane direk çakılmış durumda. Burayı bir sel aldığı zaman bu zararın hesabını kim verecek? Önceden defalarca uyarılmış bir proje üstelik. DSİ'ye, Orman Müdürlüğü'ne, Tabiat Varlıklarını Koruma Müdürlüğü'ne bunları tek tek yazıp itiraz ettik. Aynı şeyi Tavuk Ormanı'nda da yaptık. Nitekim arkasından yapılan direkler söküldü, taşlar yerinden oynadı gelen selle. Orada da bir kamu zararı vardı ve bunu belediyeye yazılı olarak sormuştuk" ifadelerini kullandı. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜTunca Nehri kıyısından genel görüntüYürüyüş yolundan detayEdirne Çevre Gönüllüleri Derneği Başkanı Ayten Eren röp.Yürüyüş yolundan detayBölgeden genel detay

Haber-Kamera: Olgay GÜLER - Resul ORUÇOĞLU/ EDİRNE,  

==============================

Diyarbakır'da kadın zabıtalardan koronavirüs denetimi DİYARBAKIR Büyükşehir Belediyesi'nde görevli 13 kadın zabıta, koronavirüse yönelik alınan önlemler kapsamında toplu taşıma, taksi, şehir içi minibüsleri ile yolcu taşımacılığı yapılan araçlarda denetim yaptı. Zabıta memuru Saadet Arslan, "Maske, dezenfektan ve sosyal mesafe konusunda denetimlerimiz devam ediyor. Kadın ve çocuklarla çok rahat diyaloglar kurabiliyoruz. Bizi gördüklerinde daha rahat oluyorlar" dedi.

Türkiye genelinde artan koronavirüs vakaları nedeniyle geçen hafta başlatılan kısıtlamalarla beraber Diyarbakır'da da denetimler artırıldı. Salgının önlenmesi amacıyla kent genelinde sıkı tedbirler devam ederken Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire Başkanlığı bünyesindeki Trafik Şube Müdürlüğü'nde görevli 13 kadın zabıta, denetimlerini sürdürüyor. Merkez ilçelerde bulunan ana cadde ve trafiğin yoğun olduğu noktalar başta olmak üzere otobüsler, şehir içi minibüsler, ticari taksiler, şehirler arası otobüsler ve ilçe minibüslerine yönelik olarak kadın zabıtalar maske, mesafe, hijyen konusunda uygulamalar yapıyor ve uyarılarda bulunuyor. Bu kapsamda ekipler, günlük olarak 3 vardiya şeklinde 2 çekici araç ve 4 mobil otomobille her gün 500 araç denetimi yapıyor.

'13 KADIN PERSONELLE UYGULAMALAR SÜRÜYOR'

Büyükşehir Belediyesi Trafik Şube Müdürlüğü zabıta amiri Hayrettin Mutlu, İçişleri Bakanlığı'nın genelgesiyle koronavirüs salgınına karşı uygulamalarının devam ettiğini söyledi. Mutlu, "Bu süreçte kadın ve çocuklara yönelik olarak daha çok sıkıntı yaşadığından dolayı 13 kadın personelle toplu taşımaya yönelik uygulamalarımız devam ediyor. Yaptığımız çalışmalar da maske, sosyal mesafe ve dezenfektan kullanımına yönelik. Hayat Eve Sığar (HES) kodu sıkıntı olan toplu taşıma araçlarına denetimlerimiz sürüyor. Bunun dışında sadece şehir içi minibüsler değil özel halk otobüsleri, ticari taksiler ve ilçe minibüslerine yönelik genel olarak uygulamalar devam ediyor. 13 kadın personelle şehrin farklı noktalarında uygulamalar sürüyor" dedi.

Zabıta memuru Saadet Arslan, denetimler sırasında kadın ve çocuklarla çok rahat bir şekilde diyalog kurduklarını ifade ederek, "Araçları kontrol ediyoruz. Maske, dezenfektan ve sosyal mesafe konusunda denetimlerimiz devam ediyor. Kadın ve çocuklarla çok rahat diyaloglar kurabiliyoruz. Bizi gördüklerinde daha rahat oluyorlar. Uyarılarımız daha çok dikkate alınıyor. Bu şekilde çalışmalarımız devam ediyor" diye konuştu.

Kaynak: Demirören Haber Ajansı

Haber Yorumları
500
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Haberler.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.

Manşet Haberler

title