DHA YURT BÜLTENİ-4

17.11.2019 11:01 | Son Güncelleme: 17.11.2019 11:01
DHA YURT BÜLTENİ-4

Otomobil, TIR'ın altına girdi: 3 ölü, 1 yaralı (2) KİMLİKLERİ BELİRLENDİÇorum'da, kontrolden çıkan otomobilin TIR'ın altına girmesi sonucu meydana gelen kazada yaşamını yitirenlerin kimlikleri belli oldu.

Otomobil, TIR'ın altına girdi: 3 ölü, 1 yaralı (2)

 

KİMLİKLERİ BELİRLENDİÇorum'da, kontrolden çıkan otomobilin TIR'ın altına girmesi sonucu meydana gelen kazada yaşamını yitirenlerin kimlikleri belli oldu. Kazada, 10 FAD 60 plakalı otomobildeki sürücü Fahri ile Yunus ve Saliha Erer'in yaşamını yitirdiği, Hanife Erer'in de ağır yaralandığı öğrenildi. 19 ABD 044 plakalı TIR sürücüsü Çelebi Çınar'ın hafif yaralandığı kazada ölenlerin ise akraba oldukları belirtildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-Kaza yerinden görüntüler

HABER KAMERA: Yusuf ÇINAR/ÇORUM-DHA

======================

Muhammed'in ailesi, istinaf başvurusunun reddi ile yıkıldı

Konya'da söküldükten sonra kaldırıma bırakılan reklam panosunun üzerine devrilmesi sonucu yaşamını yitiren Muhammed Emir Karabakan'ın (5) ölümüyle ilgili iş yeri sahibi Taha Süleyman B.'ye (28) verilen 15 bin 200 lira para cezası, aylık 633 lira olmak üzere 24 taksite bölündü. Karara itiraz ederek İstinaf Mahkemesi'ne başvuran aile ikinci kararla bir kez daha yıkıldı. Konya Bölge Adliyesi 3. Ceza Dairesi verdiği kararında istinaf başvurularının esastan reddine karar verdi.

Olay, 30 Ocak 2018 tarihinde merkez Karatay ilçesi Büyük Sinan Mahallesi Gündüz Sokak'ta meydana geldi. İkiz kardeşi Ömer Faruk, ağabeyi İsmail (13), ablası Zeynep (11) ve annesi Sakine Karabakan (41) ile markete giden Muhammed Emir Karabakan'ın üzerine kaldırıma bırakılan reklam panosu devrildi. 500 kilo ağırlığındaki panonun altından ağır yaralı kurtarılan Muhammed Emir, tedaviye alındığı hastanede 16 gün sonra hayatını kaybetti.

İŞ YERİ SAHİBİ BİRİNCİ, BELEDİYE İKİNCİ DERECEDE KUSURLU 

Olayla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında düzenlenen bilirkişi raporunda, iş yeri sahibi Taha Süleyman B., 'Büyükşehir Belediyesi Kanunu' kapsamında çıkarılan 'Şehir Estetiği Yönetmeliği' gereği işletmesinin önüne diktiği tabelasından sorumluğu olduğu, yerinden sökülen tabelayı zarar vermeyecek şekilde kaldırmadığı ve gerekli tedbirleri almadığı gerekçesiyle 'Birinci derecede asli kusurlu' bulundu. Konya Büyükşehir Belediyesi ve Karatay Belediyesi de 'Belediye Zabıta Yönetmeliği' gereği, tabela söküldükten sonra denetim sorumluluğunu yerine getirilmedikleri, uygulanan kararların sonuçlarını takip etmedikleri gerekçesiyle 'ikinci derecede asli kusurlu' sayıldı. Bilirkişi raporunda Muhammet Emir'in, sökük ve açıkta olan panonun oluşturacağı tehlikeleri idrak etme yaşında olmadığı bildirilerek, kusursuz olduğu kaydedildi. Mahkeme tarafından ikinci kez istenen bilirkişi raporunda da iş yeri sahibi yine asli, belediyeler tali kusurlu bulundu. 

15 BİN LİRA PARA CEZASI VERİLDİ

Konya 2'nci Asliye Ceza Mahkemesi'nde 5 Eylül'de görülen karar duruşmasına tutuksuz sanıklar zabıta memurları Hüseyin Ö. (60), Abdullah F. (59) ve Mehmet Ö. (52) ile kazada hayatını kaybeden Muhammet Emir'in babası Cemalettin Karabakan ve avukatlar katıldı. Mahkeme, son savunmaların ardından tutuksuz sanık Taha Süleyman B.'yi 'taksirle ölüme sebebiyet verme' suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırdı. Cezayı 15 bin 200 lira para cezasına çevirerek 24 eşit taksite böldü. Sanık zabıta memurlarını da 1'er yıl 8'er ay hapis cezasıyla cezalandırdı. Bu cezalar da 12 bin 100'er lira para cezasına çevrildi. 

GEREKÇELİ KARAR AÇIKLANDI

Mahkeme heyeti, gerekçeli kararını açıkladı. Gerekçeli kararda, hayatını kaybeden Muhammed Emir Karabakan'ın sökük ve açıkta bulunan tabelanın oluşturacağı tehlikeleri idrak edemeyecek yaşta olduğundan olayda kasıt ve kusuru bulunmadığı belirtildi. Mahkeme sanıklara verilen para cezasının gerekçesini ise şöyle özetledi:

"Savcılık aşamasında alınan bilirkişi raporu ve yargılama sırasında alınan bilirkişi heyet raporlarının birbiri ile uyumlu olması ve aralarında çelişki bulunmaması nedeniyle, her iki raporun kanun ve yönetmelik hükümlerine dayanarak belirledikleri ve gerekçelendirdikleri kusur oranları, mahkememizce de olayın oluşuna uygun ve yeterli görülmüştür. Buna göre tüm sanıkların Muhammed Emir Karabakan'ın ölümüne taksirle neden olmak suçundan kusur oranlarının derecesi de gözetilerek cezalandırılmasına karar verilmiş, sanıkların işlediği suçun taksirle suçlardan olması, sanıkların geçmişi ve suçun işlenmesindeki özellikler göz önüne alınarak verilen hapis cezaları paraya çevrilmiştir" denildi.

İSTİNAF MAHKEMESİ BAŞVURUYU REDDETTİ

Karara itiraz eden Karabakan ailesi ise avukatları aracılığıyla kararı istinaf mahkemesine taşıdı. Konya Bölge Adliyesi 3. Ceza Dairesi verdiği kararda istinaf başvurusunu reddetti. Kararda şu ifadeler yer aldı:

"Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip, tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar müdafileri ve katılan vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi" denildi.

İstinaf Mahkemesi'nin kararı ile umutlarının yıkıldığını belirten baba Cemalettin Karabakan, şunları söyledi:

"Mahkemede veriler karar, sanıklara verilen bir ceza değil, adeta bir ödüldü. Buna söyleyecek bir söz bulamıyorum. Hem iki sene ceza ver, onu da 15 bin lira para cezasına çevir. Bu da yetmiyor, bir de 24 ay taksite böl. Ödül verselerdi daha iyiydi. Evladımızı kaybettiğimize mi yanalım, çıkan karara mı yanalım. Ama bir umut bir şansımızı daha deneyip itiraz edip, istinafa gittik. Hem kamuoyu adına, hem bizim vicdanımıza, hem toplum adına güven sağlayacak bir karar çıkar diye düşündük. Bizi de vicdanen en azından bir nebzede olsa rahatlatır diye umut etmişken, istinaf mahkemesinin kararıyla bir kez daha yıkıldık. Net bir şekilde başvurumuz reddedildi."

Bizim canımız yandı, başka anne-babaların canları yanmasın diyen Cemalettin Karabakan, "Bu tür ihmal ve sorumsuzluklarla ne benim, ne başka bir anne babanın ciğeri yansın, ne de başka Muhammed Emir'ler hayata veda edip gitsinler" dedi. 

Görüntü dökümü: ------------------------------------Baba Cemalettin Karabakan röp-Muhammed Emir'in ambulansla hastaneye getirilişinin arşiv görüntüsü-Olay yeri ve reklam panosunun arşiv görüntüsü-DetaylarHaber-Kamera: Tolga YANIK/KONYA,)

=======================

- Ahmet Kaya'nın anlatıldığı filmin çekimleri Malatya'da son buldu Fransa'da, 2000 yılında hayatını kaybeden Ahmet Kaya'nın hayatının anlatıldığı 'Ahmet İki Gözüm' filminin çekimleri Malatya'da, başrol oyuncusu Özgür Tüzer'in verdiği konser sahnesiyle son buldu.

Fransa'da hayatını kaybeden Ahmet Kaya'nın memleketi Malatya'da 'Ahmet İki Gözüm' filminin çekimleri konser sahnesiyle son buldu. Yönetmenliğini Gani Rüzgar Şavata'nın yaptığı filimde Ahmet Kaya rolünü oynayan sesinin benzerliğiyle bilinen Özgür Tüzer, Arguvan Belediyesi tarafından Ahmet Kaya'nın 19'uncu ölüm yıl dönümüne özel düzenlenen anma etkinliğinde konser verdi. Malatya Merkez Spor Salonu'nda çok sayıda vatandaşın katıldığı konserde filmin konser sahnesi çekimleri yapıldı. Film çekimleri konsere katılan vatandaşlara sürpriz olurken, salonda sloganlar ve alkış sesleri eksik olmadı. Filmin başrol oyuncusu Özgür Tüzer, Ahmet Kaya'nın parçalarını seslendirirken, bazı vatandaşlar gözyaşlarına hakim olamadı. 

'AHMET KAYA'YI SON NEFESİME KADAR YAŞATACAĞIM'Hayatında ilk defa Malatya'ya geldiğini kaydeden Özgür Tüzer, şunları söyledi: "Benim için onur vericiydi kesinlikle. Ahmet ağabeyimin müzesini de ziyaret ettim. Farklı bir duyguydu, insanlar sağ olsunlar. Anlatılmaz yaşanır. Film çekimleri de harika geçti. Arguvan Belediyesi'ne çok teşekkür ediyoruz. Sağ olsunlar bizi yalnız bırakmadılar. Hep birlikte türkülerimizi söyledik, çekimimizi yaptık, konserimizi verdik. Alnımızın akıyla çıkıp, gidiyoruz. Ahmet Kaya bizim için çok büyük değerdir. Memleketimizde ülkemize mal olmuş bir insandır. Ahmet Kaya hiçbir zaman unutulmayacaktır. Kimse de unutturamayacaktır. Her zaman Ahmet Kaya'yı son nefesime kadar yaşatacağım. Ahmet Kaya'yı sevgi ve saygıyla anıyorum. Işıklar içerisinde uyusun, gözü arkada kalmasın. Onu her zaman yaşatacağız. Ben her zaman şunu söylüyorum; vatansızlıktan üşüyen adamı vatanında son nefesime kadar yaşatacağım, ne pahasına olursa olsun."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ------------------------------------Konserden detaylarKatılanlardan görüntüFilm çekimlerinden detayÖzgür Tüzer röp.Ahmet Kaya'nın şarkılarıGenel ve detay görüntülerHaber-Kamera: Taha AYHAN-MALATYA-DHA

======================

48 yıldır demir dövüyor

Burdurlu Mehmet Potak (60), ilkokuldan mezun olduğu 1971 yılından bu yana sıcak demircilik yapıyor. Potak, sıcaklığı 55-60 dereceyi bulan demirci ocağı karşısında 48 yıldır günde 10 saat demir dövüyor.

Burdur'da oturan Mehmet Potak, 1971 yılında ilkokulu bitirdikten sonra babasının yanında demirci olarak çalışmaya başladı. Askerliğini tamamlayıp mesleğine dönen Mehmet Potak, Burdur Bakırcılar Arastası'ndaki 30 metrekarelik dükkanında yeğeni Uğur Kanık ile baba mesleği sıcak demirciliği sürdürüyor.

'SON BİRKAÇ USTAYIZ'

Mehmet Potak, "Yaklaşık 48 yıldır bu işi yapıyorum. Mesleğimi severek yapıyorum. Meslekte çırak yetişmediği için sıkıntılar var. Güç gerektiren bir meslek ama işimizi kolaylaştıran makineler var. Meslek zor olsa da önemli değil önemli olan bu mesleği bizden sonra yürütecek kimse yok. Bakırcılar Arastası'nda son birkaç ustayız. Bizden sonra yapacak kimse yok" dedi.

'MESLEĞE HEVESLENEN YOK'

Eğitim sisteminin değişmesinden sonra sadece kendi mesleklerinde değil birçok meslekte çırak yetişmediğini savunan Mehmet Potak, "Çıraklık yıllarımda bu mesleği yapan birçok kişi vardı. Şu anda bu işi yapan birkaç kişi kaldık. Eğitim sistemi değişti, çırak yetişmemesinde bunun rolü oldu. Herkes okumaya hevesleniyor. Mesleğe heveslenen yok. Yanımda en son 25 sene önce çırak yetişmişti" diye konuştu.

'BİZDEN SONRA YAPACAK KİMSE YOK'

Potak'ın yeğeni Uğur Kanık (47) da ilkokulda okuduğu yıllarda yaz tatillerinde bu meslekte çalışmaya başladığını belirtti. Uğur Kanık, şöyle dedi:

"Mesleğimiz dede mesleği. İlkokulu bitirdikten sonra çırak olarak mesleğe başladım. Burada askere gidene kadar çalıştım. Askerden geldikten sonra da mesleğime devam ediyorum. Yaklaşık 38 yıldır bu mesleğin içindeyim. Mesleğimi seviyorum. Dışardan bakıldığında zor gibi gözükse de bir şeyler üretmek çok zevkli. Eğitim sistemi değiştiği için birçok meslek bitiyor. Bizim mesleğimiz de bunlardan biri. Çırak yetişmiyor. Bizden sonra yapacak kimse yok. Şu anda Bakırcılar Arastası'nda çalışan esnaf arkadaşların çoğu baba- oğul, ağabey- kardeş çalışıyor, biz dayı- yeğen olarak çalışıyoruz."

'BİZİM ÜRETTİKLERİMİZ DAHA KALİTELİ'

Önceleri, saban ve pulluk gibi tarım aletleri imalatı yaptıklarını anlatan Kanık, "Şimdi küçük tahra, nacak gibi kesici aletler yapıp satıyoruz. Bizim imalatımız el emeği olduğu için fabrikasyon ürünlere nazaran biraz daha farklı. Fabrikasyonlara göre bizim ürettiklerimiz daha kaliteli. İnsuyu Ovası'nda fasülye, pancar çapası yapanlar bizim ürünlerimizi kullanıyor. Toptan ve perakende satış yapıyoruz" dedi. Kanık, çalıştıkları demirci ocağının ateşinin güneş ısısıyla birlikte 55- 60 dereceye ulaştığını da anlattı. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ--------------Mehmet Potak çalışırkenMehmet Potak ile röportajDetayUğru Kanık çalışırkenUğur Kanık ile röportajDetayHABER- KAMERA: Mesut MADAN/BURDUR,  

 


Kaynak: Demirören Haber Ajansı

Manşet

Haberler

Antoloji.com Hastane.com.tr Intersinema.com Yenikadin.com
Şu an buradasınız: DHA YURT BÜLTENİ-4 - Haber
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

[Kullanım Şartları] - [Hata Bildir] 30.10.2020 23:16:33. #1.14#
title