Dha yurt bülteni- 4
Haberler » Güncel » Dha yurt bülteni- 4 - Haber

Dha yurt bülteni- 4

Polisler trafikte tartışırken, gözaltındaki şüpheli ekip aracıyla kaçtıKonya'nın Kulu ilçesinde, dolandırıcılıktan gözaltına alınan şüpheli, polislerin trafikte tartıştıkları sürücüye işlem yapmak için inmesini fırsat bilip, sivil polis aracının direksiyonuna geçerek, kaçtı.

Dha yurt bülteni- 4

Polisler trafikte tartışırken, gözaltındaki şüpheli ekip aracıyla kaçtı

Konya'nın ilçesinde, dolandırıcılıktan gözaltına alınan şüpheli, polislerin trafikte tartıştıkları sürücüye işlem yapmak için inmesini fırsat bilip, sivil polis aracının direksiyonuna geçerek, kaçtı. O anlar, kameraya yansırken, sivil polis aracı terk edilmiş halde bulundu.
Olay, cumartesi günü saat 22.30 sıralarında Kulu ilçesi Konya- Ankara karayolu Hastane kavşağında meydana geldi. Lastik tamircisi Ufuk Can Kınalı, yönetimindeki 42 M 0102 plakalı üstünde çakar lambası bulunan mobil yol yardım minibüsüyle sanayi sitesindeki iş yerinden, ilçe merkezine giderken, önüne, akaryakıt istasyonundan 06 BGH 213 plakalı hafif ticari araç çıktı. Kınalı ile ticari araçtaki 3 kişi arasında yolda tartışma yaşandı.
Tartışma sırasında hafif ticari araçta bulunan 3 kişi, kendilerinin polis olduğunu belirtip, Kınalı'nın minibüsünü sağa çekmesini istedi. Hafif ticari araçtan inen Ankara Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlar Şubesi'ne bağlı 1'i komiser, 3 polis memuru, Kınalı'yı gözaltına almak istedi. Bu sırada 'ATM dolandırıcılığı' iddiasıyla hakkındaki yakalama kararı nedeniyle Konya'da gözaltına alınıp, sorgulanmak üzere Ankara'ya götürülen şüpheli, direksiyon başına geçip sivil polis aracıyla kaçtı. Polisler aracın peşinden koştu, ancak yakalayamadı. Olay anı ise mobil yardım minibüsündeki sesli araç kamerasına yansıdı.
SİVİL POLİS ARACI TERK EDİLMİŞ HALDE BULUNDU 
Olayın ardından bölgeye sevk edilen çok sayıda polis ekibi, şüphelinin yakalanması için çalışma başlattı. Polislere ait tabanca ve tüfeğin içinde bulunduğu sivil polis aracı dün, polislerin araçta unuttuğu cep telefonunun sinyali sayesinde yaklaşık 25 kilometre ileride Kulu- Kırıkkale yolu Köşker Mahallesi'nde terk edilmiş bulundu.
POLİSLERDEN ŞİKAYETÇİ OLDU
Kaçan şüpheliyi arama çalışması sürerken, Ufuk Can Kınalı, gözaltına alınmak isterken kendisini dövüp, orantısız güç kullandıklarını iddia ettiği 3 polis memuru hakkında şikayetçi oldu. Kınalı'nın talebi üzerine şikayetçi olduğu kişilerin polis olması nedeniyle, soruşturma jandarmaya devredildi.  
3 GÜN İŞ GÖREMEZ RAPORU ALDI
Aldığı darbeler sonucu 3 gün iş göremez raporu aldığını belirten Ufuk Can Kınalı, kamera kayıtlarını da delil olarak sunduğunu belirterek yaşadıklarını anlattı. Kınalı şöyle konuştu:
"Mobil yol yardım aracıyla sanayiden Kulu ilçesine normal hızla gelirken, bir akaryakıt istasyonundan sivil bir hafif ticari araç aninden karayoluna çıktı. Daha sonra önüme doğru gelmeye başlayınca, ben uyarı için selektör yaptım. Sol şeride geçtim. O araç ise sağ şeritten hızla ilerledi. Ben de daha sonra yol boş olduğu için sağ şeride geçtim. Kırmızı ışıklara yaklaştığımda ise hafif ticari araç, sol şeritte iken önüme, sağ şeride geçti. Ben de selektör yaptım. Araç kırmızı ışıkta geçip gitti. Diğer kavşak olan Hastane kavşağına geldiğimde, hafif ticari araç kırmızı ışıkta bekliyordu. Ben de durup beklemeye başladım. O aracın camı açıldı. Ben de aracımın camını açtım. O araçtan bir kişi, bana 'O lambaları kapat. Sen ambulans mısın?' dedi. Ben de o kişilerin kim olduğunu bilmediğim için 'Evet ambulansım' diye cevap verdim. Sonra bana aracımı sağa çekmemi isteyip, polis olduklarını söylediler. Yeşil ışık yandıktan sonra ben aracı sağa çektim. Hafif ticari aracın arka kapısından biri inip, polis kimliğini göstererek, ruhsatı istedi. Ruhsatı verdiğim sırada hafif ticari araç, benin minibüsün önüne geçip durdu."
Polislerin, kendisini dövüp orantısız güç kullandıklarını ifade eden Kınalı, "Araçtan inen sarı tişörtlü bir kişi, bana küfür etti. Minibüsümün kapısını tekmeleyip, kapıyı açıp, beni aşağı indirdi. Bana ruhsat soran kişi ile sarı tişörtlü kişi, ters kelepçe yapmak için kollarımı arkaya çektiler. Ben 'Ne yapıyorsunuz ?' diye bağırdım. Bağırmamamı isteyip, boğazımı sıktılar. Sessiz kalmamı söylediler. Bu sırada omzumu, aracın kaportasına vurdular. Aracın kaportası hala ezik durumda. Sonra benim ayaklarıma vurarak, yere yatırmaya çalıştılar. 5-10 saniye sonra ikisi birden beni bırakıp, kendi araçlarının peşinden koşmaya başladı. Üçüncü kişi benimle ilgileniyordu. Sonra o da kendi araçlarını yakalamak için gitti. Olayın ardından polise gidip, aracımdaki sesli kamera kaydıyla birlikte şikayetçi oldum" diye konuştu.
Minibüsün yol yardım aracı olduğu için üzerindeki çakar lambasının ruhsatta belirtildiğini ifade eden Kınalı, kendisinin trafik magandası gibi yansıtılmaya çalışıldığını, ama olmadığını ve olayın her anın sesli kamera kayıtların bulunduğunu söyledi.

Görüntü Dökümü 
--------------
-Araç kamerası, sivil polis aracın yola çıkması 
-Minibüs sürücüsünün selektör yapması 
-Kavşağa yaklaşmaları 
-Sivil polis aracının sağ şeride geçip kırmızı ışık ihlalı yapması 
-Minibüsün selektör yapması 
-Bir sonraki ışıklarda minibüsün durması 
-Polis ve sürücüsünün tartışma anının sesleri 
-Polis aracının minibüsün önünü kesmesi 
-Polislerin inmesi 
-Polis aracının kaçırılması 
-Polislerin peşinden koşması 
-Ufuk Can Kınalı röp. ve detay

Haber- Kamera: İsmail AKKAYA KONYA ))

======================

Düzce'de 12 araç birbirine girdi: 4 yaralı

Düzce'de, TEM Otoyolu Gümüşova rampalarında yağış nedeniyle kayganlaşan yolda 1 TIR, 1 midibüs ve 10 otomobilin çarpışması sonucu meydana gelen zincirleme kazada, 4 kişi yaralandı.
Kaza sabah saatlerinde TEM Otoyolu Gümüşova rampaları mevkiinde meydana geldi. Ankara istikametine giden 2 otomobilin çarpışmasının ardından yavaşlayan araçların yolda kayarak çarpışması sonucu zincirleme kaza meydana geldi. Kazada 10 otomobil, 1 TIR ve 1 midibüs çarpışırken, 4 kişi yaralandı. Kaza nedeniyle bölgeye Düzce ve Sakarya'dan itfaiye ve sağlık ekipleri geldi. Yaralanan 4 kişi, 112 Acil Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Atatürk Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı.
Kazada aracı hasar gören bir sürücü, "En öndeki araçlar kaza yaptı. Onları gören sürücüler araçlarıyla yavaşladı. Biz de ağır ağır gelirken arkadaki araç geldi, bize vurdu. Ondan sonra peş peşe kazalar oldu. En sondaki araçta süratliydi, TIR'ın altına girdi" dedi.
Kaza nedeniyle TEM Otoyolu Ankara istikametinde uzun araç kuyrukları oluştu. Ulaşım tek şeritten sağlanırken, kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Görüntü Dökümü
-------------
-Kaza yapan araçlardan görüntü
-Sağlık, itfaiye ve polis ekiplerinin görüntüsü
-Trafik yoğunluğunun görüntüsü
-Kazayı gören şoför ile röp ve detaylar

Haber-Kamera: Tezcan SOLMAZ/DÜZCE,

===================

Gökçeada'ya bazı feribot seferleri iptal edildi

Çanakkale'de, Gökçeada-Kabatepe hattındaki bazı feribot seferleri, olumsuz hava koşulları nedeniyle iptal edildi.
Çanakkale Boğazı ile Adalar hattında deniz ulaşımını sağlayan Gestaş firması tarafından yapılan duyuruda, Kuzey Ege Denizi'nde kevvetli esen poyraz nedeniyle, Gökçeada'dan Kabatepe'ye saat 11.00'deki ve Kabatepe'den Gökçeada'ya saat 13.00'deki tarifeli seferlerin iptal edildiği açıklandı. Sağanağın sürdüğü kentte, poyraz ile birlikte hava sıcaklığı da hissedilir derecede düştü.
Öte yandan, Çanakkale-Eceabat, Çanakkale-Kilitbahir, Lapseki-Gelibolu ve Geyikli-Bozcaada hatlarındaki seferler aksamadan yapılıyor.

Görüntü Dökümü
-------------
-Gestaş feribot iskelesinden görüntü.
-Boğazda sefer yapan feribotlardan görüntü.
-Yat limanındaki teknelerden görüntü.
-Vatandaş görüntüsü.

Haber-Kamera: Burak GEZEN- Mustafa SUİÇMEZ/ÇANAKKALE,

===================

Göçerlerin 2 ay sürecek dönüş yolculuğu başladı

İlkbahar aylarıyla birlikte Mardin, Diyarbakır ve Siirt'ten Muş'un yaylalarına gelen göçerler, havaların soğumasıyla birlikte dönüş yolculuğuna başladı. Eşyalarını araçlarla gönderen vatandaşlar, binlerce hayvandan oluşan sürülerle köylerine yaklaşık 2 ay sürmesi beklenen bir yolculuk yapacak.
Muş'un serin havası ve verimli yaylaları nisan-mayıs ayıyla birlikte Güneydoğu'dan gelen göçerleri misafir etti. Yazın sıcaklarını serin yaylalarda hayvancılık yaparak geçiren vatandaşlar, kışlık peynir ve yağ ihtiyaçlarını da üretti. Yaklaşık 5-6 ay boyunca yaylada kalan göçerler, havaların soğumasıyla birlikte dönüş yoluna geçti. Eşyalarını kamyonetlerle gönderen göçerler, yüzlerce küçükbaş hayvandan oluşan sürüyle yola çıktı. Varto İlçesi'ndeki yaylalarından yüzlerce hayvan ile birlikte Mardin'in Nusaybin İlçesi'ne doğru yola koyulan yaylacılar, yaklaşık iki ay boyunca yürüyecek. Günlük ihtiyaçlarını eşeklerin taşıdığı yaylacılar ile sürüleri, yabani hayvanlardan gelecek saldırılara karşı ise kangal köpekleri sağlıyor.
Bahar aylarında Varto'daki yaylaya geldiklerini belirten Selman Tek, "Şimdi dönme zamanı, sonbahardayız. Yola çıktık ve dönüyoruz. Yolculuk baya zor ama bizim de işimiz bu olduğu için biz alıştık. Mardin'in Nusaybin tarafına gideceğiz. Kış sezonu başladığı için oraya gideceğiz" dedi.     
Göçerlerde herkesin bir görevi olduğunu ifade eden Tek, "Yanımızdaki eşeklerin bile görevleri ayrı ayrıdır. Biri enerji taşır, biri su taşır, bir diğeri ise ekmek taşır. Köpekler ise bizim gece can dostumuzdur. Bizler uyurken, hayvanlarımızın ve bizlerin canını koruyor. Kangal köpeği bunlar, gece yabancı birini gördükleri zaman parçalarlar. Kimse yaklaşamaz yanlarına" diye konuştu. 
Yaklaşık iki aylarını dönüş yolunda geçireceklerin söyleyen Murat Kaya, "İlkbahar mevsiminde Muş'un yaylalarına geldik. Sonbaharın gelmesiyle, tekrar memlekete gideceğiz. Mardin Nusaybin tarafında gideceğiz. Yaklaşık iki ay boyunca yolda kalacağız. Göçerlik zordur tabii. Yaklaşık iki bin koyun ile yaya olarak Mardin'in Nusaybin tarafında doğru gideceğiz" dedi. 

Görüntü Dökümü
-------------
-Zorlu göçten detaylar
-Hayvan sürüsünden detaylar
-Eşeklerin yüklenmesinden detaylar
-Eşeklerin hazırlanması ve sürüye bırakılmasından detay
-Sürüden yakın ve genel detaylar
-Çoban ve sürüden yakın detaylar
-Çobanın kuzuyu kucaklamasından detay
-Yaylacı Selman Tek Röp.
-Yaylacı Murat Kaya Röp.

ve Kamera: Muhammed Sami MARAL/MUŞ,

======================================

'da ceviz hasadı başladı

Bitlis'in Adilcevaz ilçesinde, ceviz hasadına başlandı. Büyüklüğü, lezzeti ve yağ oranıyla Türkiye'nin en kaliteli cevizlerinden olan Adilcevaz cevizinde, kapama bahçeleri kurularak üretimin arttırılması amaçlanıyor. 
Bitlis kent merkezine yaklaşık 85 kilometre uzaklıkta bulunan ve kaliteli ceviziyle ün kazanan Van Gölü kıyısındaki Adilcevaz ilçesinde, ceviz hasadı başladı. Üreticiler yoğun bir çalışma içerisine girerken, kaliteli ceviz çeşitleri arasında bulunan Adilceviz için kapama bahçeleri kurularak, üretimin arttırılması amaçlanıyor.
Yaklaşık 30 yıldır ilçede ceviz fidanı üreticiliği yapan Mehmet Akkoyun, ekim ayıyla birlikte hasadın başladığını söyledi. Türkiye'de kendi kendini dölleyen ve tozlayan tek cevizin Adilcevaz cevizi olduğunu anlatan Akkoyun, 2 yıldan bu yana 'Kazankaya' ve 'Adilcevaz 13' adı verilen sertifikalı fidan ürettiklerini, bunu da Türkiye'nin değişik illerinde yetiştirmek amacıyla bahçeler kurduklarını ifade etti. Akkoyun, "Ekim ayı itibarı ile Adilcevaz'da ceviz hasat dönemi başladı. Adilcevaz cevizi, yağı, tadı aroması ve özellikle yerli ve milli çeşidimiz olduğu için üzerinde çok daha fazla duruyoruz. Adilcevaz cevizi bin 800 rakımda yetişen bir ceviz özelliğini taşıyor. Fidan olarak kendi kendini dölleyip tozlayan tek çeşittir. Geçtiğimiz yıllarda cevizimizi tescilleyerek 'Kazankaya' ve 'Adilcevaz 13' adı atında ceviz fidanı yetiştirmeye başladık. Kazankaya cevizimizin içi 20 gram, Adilcevaz 13 cevizimiz içi ise 18 gram gelebiliyor. İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden aldığımız fidanları kapama bahçeleri kurarak bölgede Adilcevaz cevizinin üretimini artırmayı hedefliyoruz" dedi. 
'SERTİFİKALI FİDANLAR ÜRETMELİYİZ'
Ceviz kalitesinin arttırılması için 'Kazankaya' ve 'Adilcevaz 13' fidanlarını yaygınlaştırmak gerektiğini söyleyen Akkoyun, "Özellikle bu fidanları piyasaya sürmemiz lazım. Çünkü Adilcevaz cevizinin tohumdan yetiştiği için çeşit oranı da yüksek. Amacımız çeşit sayısını düşürüp, kalite oranını yükseltmek. Pazar seviyesini de üst seviyelere çıkarmak için çalışıyoruz. Şu anda hasadını yaptığımız cevizlerimiz kısa sürede tükeniyor. Türkiye'nin bir çok iline gönderiyoruz. Asıl amacımız sertifikalı fidanları ülke genelinde kapama bahçeleri kurarak üretimini artırmak" diye konuştu. 

Görüntü Dökümü
-------------
-Ceviz fidanlarından detay
-Fidanlardaki cevizlerden detay
-Fidan seralarından detay
-Oluşmuş cevizlerden detay
-Ceviz ağacına aparat bağlanması
-Traktör ile ceviz silkelenmesi
-Ağaçtan dökülen cevizlerden detay
-Cevizleri toplayan çocuklardan görüntü
-Cweviz Yetiştiricisi Mehmet Akkoyun ile röportaj
-Özel ve genel detaylar

HABER: Özcan ÇİRİŞ- Ceren KURTYE/BİTLİS,

====================================

Bartın'da 'aşk acısını dindiren şelale'

Bartın'ın Ulus ilçesinde, mitolojik hikayeye göre 'aşk acısını dindiren şelale' olarak ünlenen Ulukaya Şelalesi, turistlerin ilgisini çekiyor.
Ulus ilçesinde Ulukaya köyündeki mitolojik hikayeye göre, aşk tanrısı Eros'un, eşinin kendisini sevmemeye başlaması nedeniyle intihar eden Selamnos'un bedenini dönüştürdüğü şelaleden su içen, mendilini ıslatan ya da yüzünü yıkayanlar, yaşadıkları aşk acısından kurtuluyor. İlçe merkezine 17 kilometre uzakta, 10 metre genişliğinde bir kaya oyuğundan çıkan ve 20 metre yüksekten yılın her ayında akan şelaleye, yerli ve yabancı turistlerin ilgisi her geçen gün artıyor.
Bartın İl Kültür ve Turizm Müdürü Fuat Dursun, Ulukaya Şelalesi'ni, mitolojik öyküsünü de öne çıkararak 'aşk acısını dindiren şelale' adıyla tanıttıklarını belirterek, bu şekilde yerli ve yabancı turist sayısında her geçen yıl ciddi artış olduğunu, şelalenin de bölge turizminine önemli katkı sağladığını vurguladı. Şelalenin ilçeye yaklaşık 17 kilometre uzaklıkta olduğunu belirten Dursun, şöyle konuştu:
"1 kilometrelik kanyonun içinden geçerek Ulus Çayı'na akan şelalemiz en fazla turist çeken yerlerimizden bir tanesidir. Ulukaya Şelalesi, kanyonu, çevresindeki ormanlık alanlar ve yürüyüş parkurlarıyla insanların ilgisini çekmeye devam ediyor. Son yıllarda gerek çevresindeki ışıklandırma, yol düzenleme, korkuluk gibi çalışmalar; gerekse tanıtıcı faaliyetlerimizle şelale bölgesindeki turizm potansiyeli de gelişiyor. Saklı kalmış doğal güzellikleri, mitolojik öykülerini de öne çıkarak tanıtma gayretindeyiz. Şelaleye geçtiğimiz yıldan bugüne kadar yaklaşık 100 bin yerli ve yabancı turist ziyaret etti. Bu sayının her geçen gün arttığını görüyoruz. Bu da bizi sevindiriyor."
MİTOLOJİK HİKAYE
Şelaleyle ilgili mitolojik hikayeye göre geçmişte bölgede yaşayan uzun boylu ve iri vücutlu Selamnos, ormanlık alanda karşılaştığı, çevrede güzelliğiyle ünlü Hera'ya aşık olur. Hera'nın ailesinin karşı çıkmasına karşın, bir süre sonra evlenirler. Çiftin evliliğinin ilk yıllarındaki mutluluk, Selamnos'un anlaşılamayan ve uzun süren rahatsızlığı nedeniyle zayıf, çelimsiz ve çirkin hale gelmesiyle bozulmaya başlar. Hera, artık seven değil, eşinden nefret eden kadın haline dönüşerek Selamnos'tan sürekli uzak durur. Eşinin kendisinden nefret etmesine üzülen Selamnos, Ulukaya'nın zirvesine çıkarak Hera'nın ismini haykırıp, kendini boşluğa bırakır. Aşk tanrısı Eros, aşk acısının böyle sonlanmasını istemediğinden Selamnos'un bedenini, yere değer değmez şelaleye dönüştürerek suyu kutsar. Kutsiyete göre, her kim şelaleden su içerse, mendilini ıslatırsa ya da yüzünü yıkarsa Selamnos'un acıları azalır, içinde yeni ya da geçmişten kalma aşk acısı yaşayanlar da bundan arınır.

Görüntü Dökümü
-------------
-Kanyonun girişinden detay
-Kayaların patlatılmasıyla oluşturulan yol
-Kanyonun içindeki dereden detay
-Ulukaya şelalesinden detay
-İl Müdürü Fuat Dursun ile röp.

Haber-Kamera: Ayhan ACAR/BARTIN,

=====================

Yayladan koyunlarla zorlu yolculuk başladı

Yaz aylarında Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinin bazı kentlerinden Van ve Hakkari'deki yüksek rakımlı yaylalara gelen göçerler, havaların soğumaya başlamasıyla birlikte bölgeden ayrılmaya başladı. Aileler araçlarla, çobanlar ise koyun sürüleri ile yaklaşık bir ay sürecek dönüş yolculuğuna çıktı.
Van'ın Gürpınar, Çatak ve Gevaş ilçeleri ile Hakkari'nin yüksek rakımlı yaylalarına gelerek yaz ayları boyunca burada konaklayan, bu süre içerisinde yağ, yoğurt ve peynirlerini hazırlayan göçerler, sonbahar aylarına girilmesi ile birlikte dönüş yolculuğuna başladı. Yolculuğa aileler araçlarla, çobanlar da koyunlar ile yürüyerek yüzlerce kilometre yol katediyorlar. Bu yolculuk ise yaklaşık bir ay sürüyor. Çobanlar sürüleriyle geceleri belli noktalarda konaklıyor, gündüzleri yollarına devam ediyor. 
Van'ın Gevaş ilçesinin Arpet Mahallesi'ne bağlı yayla yol güzergahın kullanan ve bu güzergahtaki dağlık alanlardan geçen çobanlar, yüzlerce yıldır süren bir geleneği yaşattıklarını, her yıl hem gelirken, hem de dönerken 2 ay boyunca yollarda olduklarını anlattı.

Görüntü Dökümü
----------
-Yayladan inen koyunlar
-Koyunlardan detaylar
-Çobanların mola vermesi
-Çay içmeleri
-Koyunlardan detaylar
-Koyunların dağlardaki sarp kayalıklarda yürümeleri
-DHA muhabirinin anonsu
-Çoban ile röportaj
-Genel ve detaylar

Haber-Kamera: Behçet DALMAZ- Orhan AŞAN/VAN, - 

====================

Mimar Sinan'ın eseri olan caminin restorasyonunun tamamlanmasını bekliyorlar 

İzmit'te, Mimar Sinan'ın eseri olan 440 yıllık Pertev Mehmet Paşa Camii, 2017 yılının Ocak ayında restorasyon çalışmaları nedeniyle ibadete kapatıldı. Caminin yan tarafına yapılan prefabrik mescitte cemaat namaz kılarken, sözleşmeye göre 14 Eylül 2019'da tamamlanması gereken camii restorasyonu gecikti. Prefabrik mescidin yazın çok sıcak kışın soğuk olduğunu söyleyen vatandaşlar, camii restorasyonunun tamamlanmasını beklediklerini söyledi.
Mimar Sinan'ın eseri olan İzmit'in sembol camilerinden olan halk arasında 'Yeni Cuma Camii' olarak bilinen Pertev Mehmet Paşa Camii, 2017 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü İstanbul 2. Bölge Müdürlüğü tarafından ihalesi yapıldıktan sonra 4 milyon 255 bin 833 liraya restorasyon çalışmaları başladı. Bu arada cemaatin namaz kılması için camii yanına prefabrik bir mescit yapıldı. Restorasyonda gecikme meydana gelince ihale yenilenerek yeni bir firmaya devredildi. Yeni firma da çalışan sayısını arttırarak çalışmalara yeniden başladı. Çalışmaların önümüzdeki yıl içerisinde tamamlanması planlanıyor.
'CAMİİ CEMATİ ÇOK RAHATSIZ'
Prefabrik caminin yazın sıcak kışın soğuk olduğunu belirten cami cemaatinden Fatih Kurnaz, "Bu durumdan camii cemaati çok rahatsız, prefabrik bir yerde namaz kılınıyor. Sonbahardayız yakında yağmurlar yağmaya başlayacak ve yağmurun yağmasıyla da daha da sıkıntılı bir hale gelecek. İzmit halkı olarak buradaki çalışmanın bir an önce tamamlanmasını istiyoruz. Hem çok küçük hem de havasız. Yazın çok sıcak oluyor kışın da soğuk oluyor. Restore çalışmalarının neden tamamlanmadığını da bilmiyoruz. Çok uzun zamandır bu halde ve camimiz en kısa sürede tamamlanmasını yetkililerden rica ediyoruz." dedi. 
'RESTORASYON TAMAMLANANA KADAR BAŞKA CAMİİLERİ TERCİH EDİYORUM'
Restorasyon başladıktan sonra diğer camileri tercih ettiğini söyleyen Eray Atalı, "Cami aktif bir şekildeyken sürekli kullanıyorduk ama restore çalışmaları devam ederken prefabrik haline çok gelmedim. Bu caminin restore çalışması bitene kadar diğer camileri tercih edeceğim. Çalışmalar sanırım yaklaşık 2 senedir devam ediyor biraz uzun sürdüğünü düşünüyorum. Böyle tarihi bir caminin bir an önce yeniden hizmete açılması biz vatandaşlar için iyi olacaktır diye düşünüyorum." diye konuştu.
'RESTORASYON SÜRECİ UZADI'
Restorasyon sürecinin uzadığını ifade eden Ergin Kodil, "Camiinin restorasyon süreci çok sıkıntılı geçiyor bizim için. Camiye geliyoruz, prefabrik bir yerde namaz kılmak zorunda kalıyoruz. Bir an önce bitmesi gerekiyor baya uzadı çünkü. Bir İzmitli olarak yetkililerden camimizi tekrar hizmete açmalarını bekliyoruz. Yazın çok sıcak oluyor şu an ibadet edilen prefabrik yer, çok gürültü oluyor. Zor da olsa ibadet edebiliyoruz ama tabii ki caminin yerini tutmuyor. Küçük ve havasız bir yer kışın da çok soğuk oluyor. Dışarıda kalan cemaat oluyor sığmadığı için eski caminin bir an önce açılmasını istiyoruz." dedi.

Görüntü Dökümü
------------
-Restorasyon çalışması yapılan camii
-Vatandaşlarla röp
-Prefabrik mescit
-Anons
-Camiiden detaylar

Haber-Ergün AYAZ-Alişan KOYUNCU-Kamera-Dinçer AKBİR-İZMİT(Kocaeli)

====================

Adana'da şırdana büyük ilgi

Adana'da kebaptan sonra en çok tüketilen lezzet şırdan dolmasının ünü il sınırlarını aştı. Adanalıların her akşam sıklıkla yediği şırdan dolması, gerek yurt içi, gerekse yurt dışından gelen ziyaretçilerin de gözde lezzetleri arasına girmeyi başardı.
Görüntü itibariyle daha önce hiç tatmayanların şüphe ile yaklaştığı, bir kez tadanların ise müdavimi olduğu şırdan dolması, kentin hemen her noktasında özellikle akşam saatlerinde satışa sunuluyor. Geçmiş yıllarda sokaklara kurulan tezgahlarda satılan şırdan dolması, çağa ayak uydurup, artık daha modern işletmeler tarafından müşterilere sunulmaya başladı. Merkez Seyhan ilçesi Kocavezir Mahallesi'nde bir işletmeci, dileyen müşterilere ister şırdan tezgahında, isterse masada şırdan sunumu yapıyor. Adana'da düğün sonrası yemek geleneği için gelin-damatlar, tercihlerini çoğu kez ya kebap, ya da şırdan dolmasından yana yapıyorlar. Şırdan dolması, günde binlerce tüketilmesi ününün il dışına, hatta yurt dışına yayılması neden oluyor. 
İLK KEZ DENEDİ, TADINA BAYILDI
Arkadaşlarını ziyaret etmek için kısa süre önce Adana'ya gelen Kahramanmaraşlı Avukat Fatma Nur Aslan, şırdan dolmasını ilk kez tadanlardan. Şırdan dolmasını daha önce duyduğunu ancak bazı Adanalı arkadaşlarının pek de tavsiye etmediğini söyleyen Aslan, "İlk kez yedim ve tadını çok beğenmedim. Arkadaşlarım neden tavsiye etmedi bilmiyorum. Tadı gerçekten çok güzel. Galiba onlar daha önce iyi bir yerde yemedi" dedi. 
BİR OTURUŞTA EN AZ 15 TANE YERİM
17 yıldır Avustralya'nın Melbourne şehrinde yaşayan ve tatil için bir aydır memleketi Adana'da bulunduğunu anlatan Hakan Çekinmez, şırdan dolmasına bayıldığını, yurt dışında bulunduğu için evde eşinin pişirdiği zaman yiyebildiğini ancak Adana'daki lezzeti alamadığını dile getirdi. Bir kere şırdanın kardeşi olan kırkkat dolmasından bir tencere yediğini kaydeden Çekinmez, "Eğer istersem en az 15 tane şırdan yerim, hiç sıkıntı olmaz. Bu lezzeti kaçıranlar çok şey kaçırıyor. Şırdan, mumbar, kırkkat Adanamıza has yiyecekler. Çok güzel ürünler, hakikaten lezzetini tatmak lazım" diye konuştu. 
İYİ ŞIRDAN RENGİNDEN BELLİ OLUR
Şırdan dolması ustası Ramazan Esen, ili şırdanın renginden belli olduğunu, renginin ise beyaz, biraz da pembe olmasına dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı. Şırdanın taze kesim kuzunun 5 öğütücü organı olduğunu anlatan Esen, şöyle devam etti:  
"Şırdanları mezbahaneden tedarik edip, imalathanemize getiriyoruz. Yıkamasını, dolumunu, dikimi, baharat ayarını yapıp, pişirdikten sonra müşterilerimize sunuyoruz. Pişirim ise 3 ile 4 saat arası sürüyor. İyi şırdan özelliği rengidir. Beyaz ve pembemsi, aynı zamanda da taze olması önemli. Şırdan piştiği gün tüketilmeli. Diğer güne kaldığı zaman tadı hoş olmaz. Şehir dışına paket isteyen müşterilimizin arzularını yerine getiriyoruz ama biz bunu tavsiye etmiyoruz. Soğuyan şırdan, tekrar ısıtıldığında lezzetini kaybediyor. Sıcak halde verdiğimiz şırdanı müşterilerimiz, üzerlerine kimyon ve pul biberi atarak yerler." 

Görüntü-Dökümü
-----------
-Şırdan masası etrafından toplanan gençler
-Mekandaki müşterilerin genel görüntüleri
-Şırdan yemeğe gelen gelin ve damat
-Şır yiyerler ile röportajlar
-Şırdan dolması ustası Ramazan Esen ile röp.
-Esen'in şırdan servisini anlatması  

SÜRE: 05'32" BOYUT: 618 MB

Haber-Kamera: Gökhan KESKİNCİ/ADANA,  
 


Kaynak: DHA