DHA YURT BÜLTENİ - 4

DHA YURT BÜLTENİ - 4

Kırklareli'de hortum dev ağaçları kökünden söktü, tarlaları yerle bir ettiKırklareli'nin Pınarhisar ilçesine bağlı Tozaklı köyünde 10 dakika etkili olan hortum, dev kavak ağaçların kökünden söktü, ayçiçeği ekili tarlalara büyük zarar verdi.

DHA YURT BÜLTENİ - 4

Kırklareli'de hortum dev ağaçları kökünden söktü, tarlaları yerle bir etti

Kırklareli'nin Pınarhisar ilçesine bağlı Tozaklı köyünde 10 dakika etkili olan hortum, dev kavak ağaçların kökünden söktü, ayçiçeği ekili tarlalara büyük zarar verdi. Köylüler, 36 yıl önce de aynı bölgede hortum meydana geldiğini belirterek, büyük korku yaşadıklarını söyledi. Köyün eski muhtarı Ali İnan, hotumdan önce kendisini Hava Radar Gözlem İstasyonu'ndan kendisinin arandığını belirterek, "Köyde anormal bir şey var mı?' diye sordular. Bende yerleşim alanların da yok dedim. Bu aramadan sonra hortum meydana geldi" dedi.
Pınarhisar ilçesine bağlı Tozaklı köyünde dün akşam saatlerinde  gök gürültüsü ile şiddetli yağmurun ardından rüzgarın da etkisiyle dev hortum bir oluştu. Köyü teğet geçen hortum Celepyolu mevkiinde bulunan 50 dekarı ayçiçeği ekili 200 dekarlık alanı yerle bir etti. Aralarında 30 yıllık, uzunluğu 20 metreyi bulan dev kavak ağaçlarını kökünden söken hortum, ayçiçeği ekili tarlalara da büyük zarar verdi. 
Hortum, yerinden sökülen ağaçların bulunduğu tarlalarda  2 metreye derinliğinde çukurlar oluşturdu. Yaşanan felakette can kaybı yaşanmazken, köylüler büyük korku yaşadı, ürünlerini kaybetti.
'ÇOK BÜYÜK AFET'
Tozaklı köyü sakinleri 36 yıl önce aynı bölgede yine büyük bir hortumun oluştuğunu ve zarar verdiğini belirterek, aynı durumu yeniden yaşadıklarını anlattı. Köylülerden Sami Çetin, hortumun şiddetli yağmurun ardından geldiğini belirterek, "Pınarhisar tarafından gök kararmasıyla köyün üzerine doğru dev hortum geldiğini gördüm. Rüzgarın esmesiyle hortum köyün dışına kavakların ve tarlaların olduğu bölgeye doğru yön değiştirdi. Dev hortum çok büyüktü. Hortum insanın kucaklayamayacağı dev ağaç gövdeleriyle birlikte yerinden söktü. Ayçiçeği tarlalarını ise olduğu gibi yere serdi. Çok büyük bir afetti" dedi. Hortumdan çok korktuğuna belirten Emine Çetin ise, "Ben hortumu gördüğümde çok korktum. Bahçemizde bulunan dut ağacının etrafını saran rüzgar, ağacı sararak yerinden oynattı. Bu sırada ben ağacın kökten çıkacağını düşündüm. Ödümüz koptu. Şimşek çakıp gök gürültüsü ile birlikte yaşadığım korkuyla eve kaçtım" dedi.
'36 YIL ÖNCE AYNI YERDE,  AYNI TARİHTE OLDU'
Hortumun kendisine ait dev kavak ağaçlarını yerinden sökerek büyük zarar verdiği söyleyen Selim Akyıldız(58), 36 yıl önce yaşadıkları felaketi tekrar yaşadıklarını söyledi. Akyıldız, "Bu afetin aynısı 36 yıl önce aynı yerde oldu. O zamanki afet 36 yıl sonra aynı bölgede tekrarladı. Yaşanan felaket aynı tarihlerde yaşanmıştı. Ben o zamanlar 22 yaşındaydım. Bizim burada bulunan kavak ağaçlarımıza yine zarar vermişti. O günler de yaşadığımız korku, tekrar gözümde canlandı" dedi.
Köylülerden Bahattin Aktop, 36 yıl sonra aynı bölgede yine hortum felaketi yaşadıklarını belirterek, "Benim ekili olan ayçiçeği tarlama hortum büyük zarar verdi. Kavak ağaçlarımızı devirdi. Bu yaşadığımız afetin aynısını 1983 yılında yani 36 yıl  önce yaşamıştık. O zaman da afet ağaçları devirip, ekili arazilerimize zarar vermişti. Hortum  o kadar etkiliydi ki, yerde otları bile yerinden sökmüştü. Hortum sınır çizmiş gibi aynı bölgede aynı alanda etkili oldu. Bu bölgede 36 yıl sonra aynı hortumun olması bizi gerçekten korkuttu" dedi.
'200 DEKAR ALANDA ETKİLİ OLDU'
Tozaklı köyü eski muhtarı Ali İnan, hortumun 200 dekarlık ekili  alanda etkili olduğunu ifade ederek, "Felaket gök gürültüsüyle başladı. Ben önceki dönem muhtar olduğum için Hava Radar Gözlem İstasyonu'ndan beni aradılar. 'Köyde anormal bir şey var mı?' diye sordular. Bende yerleşim alanların da yok dedim. Bu aramadan sonra biz köyden arkadaşlarla beraber araziye çıktığımızda ayçiçeklerin yattığını ve kavak ağaçların yıkıldığını gördük. Çoğunlukla kavak ağacı bahçelerinde çok sayıda ağacın yıkıldığını gördük. Yaklaşık 200 dekar arazide 30 yıllık, 20 metre yüksekliğindeki dev kavak ağaçlarını kökünden çıkardığını gördük" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
---------------
Hortumun etkili olduğu alanlar havadan drone ile
Zarar gören bölgeler
Kökünden sökülen dev kavak ağaçları
Oluşan çukurlar
Dalları kırılan ağaçlar
Talan olan ayçiçeği tarlaları
Köylüler ile röp.
Farklı açıdan detaylar
Muhabir, Ali Can Zeray'ın anonsu
Yere yatan ağaçlar
Detay görüntüler

Haber-Kamera: Ali Can ZERAY/KIRKLARELİ,

===================

Jandarma Uzman Çavuş Habil Karahan trafik kazasında hayatını kaybetti

Erzincan'da meydana gelen trafik kazasında Jandarma Komando Uzman Çavuş Habil Karahan (23) hayatını kaybetti, bir kişi de yaralandı.
Kazada Erzincan-Sivas karayolunun Kantarlar mevkisinde dün gece 23.15 sıralarında meydana geldi. Jandarma Komando Uzman Çavuş Habil Karahan'ın kullandığı 24 AAH 758 plakalı otomobil yoldan çıkarak devrildi. Kazada sürücü Uzman Çavuş Habil Karahan olay yerinde hayatını kaybederken, yanında bulunan meslektaşı Batuhan Güneş ise ağır yaralandı. Otomobil içerisinde sıkışan Güneş, AFAD ve itfaiye ekiplerinin yarım saat süren uğraşları sonucu çıkarılarak Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı.
Erzincan Tercan doğumlu olduğu öğrenilen Uzman Çavuş Habil Karahan'ın Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan otopsisi sonrası toprağa verileceği bildirildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-Kaza yerinde çalışan ekiplerin görüntüsü
-Devrilen otomobilin görüntüsü
-Ambulans ve görevlilerin çalışması
-Görevlilerin devrilen otomobili incelemesi
-Olay yerinden genel ve detaylar

Haber-Kamera: Coşkun MENEK/ ERZİNCAN,

=====================

Hastanenin televizyonlarını çöp kutusuna koyarak çalan 2 kardeş tutuklandı

Konya Numune Hastanesinin odalarından 6 led ekran televizyonu çöp kutularına koyarak çalan Yusuf Ertürk (23) ve ona yardımcı olduğu ileri sürülen kardeşi Ferit Ertürk (20) tutuklandı. Hırsızlık anı ise güvenlik kamera kayıtlarına yansıdı. 
Konya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesine bağlı Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri, merkez Selçuklu ilçesi Ferhuniye Mahallesinde bulunan Konya Numune Hastanesinin odalarından nisan ve temmuz aylarından farklı zamanlarda 6 adet televizyon  çalınmasıyla ilgili çalışma başlattı. Hastanenin güvenlik kamera görüntülerini inceleyen polis, farklı saatlerde hastaneye gelen 1 kişinin  çaldığı televizyonları büyük plastik çöp kutusuna koyarak dışarı çıkardığını tespit etti. Ardından da şüphelinin Yusuf Ertürk olduğunu belirleyerek, evine operasyon düzenledi. Polisi kapısında gören ve birinci kattaki evlerinin balkonundan atlayıp kaçmaya çalışan Yusuf Ertürk,  kovalamaca sonucu yakalandı. Polis, yaptığı araştırmada  Yusuf Ertürk'e yardım ettiği ileri sürülen kardeşi Ferit Ertürk'de gözaltına aldı.
3 farklı zamanda 6  televizyon çaldığı belirlenen Yusuf Ertürk ve kardeşinin, televizyonları merkez Karatay ilçesinde bulunan spotçulara 250 ila 300 lira arasında sattığını söylediği öğrenildi. Polis yaptığı çalışmada, hastaneden çalınan iki adet televizyonu bulup, hastane görevlilerine teslim etti. Diğer televizyonun bulunması için de çalışmalar sürüyor. 
 Polisteki sorgularının ardından dün adliyeye sevk edilen iki kardeş, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.  

Görüntü Dökümü 
----------------
Şüphelilerin adliyeye sevk edilmesi 
Hırsızlık anı güvenlik kamerası 

Haber- Kamera: Tolga YANIK KONYA DHA))

===================

TIR devrildi: 15 büyükbaş kurbanlık telef oldu 

Aksaray'da büyükbaş kurbanlık taşıyan TIR'ın devrilmesi sonucu 2 kişi yaralandı, 15 hayvan telef oldu.
Kaza, saat 06.30 sıralarında Aksaray- Ankara karayolunun 50'nci kilometresinde meydana geldi. Kurban Bayramı nedeniyle Diyarbakır'dan Ankara'ya büyükbaş kurbanlık taşıyan Remzi Özvarol (28) yönetimindeki 34 HH 5866 plakalı TIR, kontrolden çıkıp refüje devrildi. Kazada sürücü Özvarol ve kardeşi Onur Özvarol (26), yaralandı. Araç içinde sıkışan iki kardeş, AFAD ve itfaiye ekiplerinin yaklaşık yarım saat süren müdahalesi sonucu sıkıştıkları yerden kurtarıldı. Ardından da ambulanslarla Aksaray Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. TIR'ın dorsesindeki 80 kurbanlıktan 15'i de telef oldu. Diğer kurbanlıklar ise çevredeki sürücüler tarafından toplandı.

Görüntü Dökümü 
-------------- 
Kaza yerinden detay
Büyükbaş hayvanlardan detay
Genel ve detay

Haber- Kamera: Erkan ALTUNTAŞ AKSARAY DHA))

======================

Sivas'tan Rusya'ya alabalık ihracatı

SİVAS'ın Suşehri ilçesindeki Çamlıgöze Barajı üzerinde yetiştirilen alabalıklar Türkiye'deki toplam üretimin yüzde 11'ini karşılıyor. Üretilen balıkların yüzde 95'lik kısmı ise paketlendikten sonra Rusya'ya gönderiliyor. Kendi yemini de üreten tesis, barajın özelliğinden kaynaklı lezzeti balıklar yetiştiriyor.
İlçe merkezi yakınlarında bulunan Çamlıgöze Barajı'nda 10 yıl önce kurulan balık çiftliği, zaman içerisinde üretim potansiyelini artırarak, Türkiye'nin önemli üretim noktalarından biri haline geldi. Daha önce somon ve alabalık üretimi gerçekleştiren tesis, tek çeşide yoğunlaştı. Alabalık üretimini artıran firma 155 havuzda yıllık yaklaşık 2 bin 500-3 bin ton arasında balık yetiştirmeye başladı. Türkiye'deki alabalık üretiminin yüzde 11'ini karşılayan tesis, ürünlerinin yüzde 95'ini ise aracılar vasıtasıyla Rusya'ya ihraç ediyor. Barajın özelliği nedeni ile akarsu ortamında yetişen balıklar lezzetiyle de büyük ilgi çekiyor. İşletme, Karadeniz illerinden gelen balık unu ve Norveç'ten getirtilen balık yağlarını kullanarak kendi yemini de üretiyor. Ayrıca meraklıları için az miktarda sazan da yetiştirilip perakende olarak satılıyor. 
İşletme sahibi Alper Sermet (38), Kayseri'de bulunan kuluçkahaneden getirilen yavru balıkları barajdaki havuzlara naklettikten sonra  boylama ve aşılama gibi işlemlerden geçirdiklerini, satış boyuna geldiği zaman pazarlamasını yaptıklarını söyledi. Barajın mevsimlik değil yılın 12 ayında üretim yapabilme özelliği bulunduğunu anlatan Sermet, "Bundan dolayı biraz daha avantajlı, üretimin süreklilik arz ettiği bir kapasiteye sahibiz" dedi.
Üretilen balıkların tamamına yakının Rusya'ya gittiğini ifade eden Sermet, "Burada üretilen balıkların yüzde 95'i Rusya pazarına gidiyor. Türkiye'deki işleme tesislerinde, temizleme ve paketleme yapıldıktan sonra Rusya'ya ihracat yapılıyor. Şu anda artan bir talep var. Bazen karşılayamadığımız durumlar oluyor. Türkiye balıkçılık konusunda çok büyük adımlar attı. Özellikle doğal kaynaklarımızın temiz olması, üretim alanında daha verimli olmasını sağlıyor. Bu yüzden üretimde artış var ama talepte de çok büyük artış var" diye konuştu.  
'BU BARAJ TÜRKİYE'DE TEK'
Üretimi gerçekleştirdikleri Çamlıgöze Barajı'nın diğer örneklerinden ayrıldığını anlatan Sermet, "Üç veya dört kilometre yukarısında Kılıçkaya Barajı var. Bütün kaynak suları toplanıyor ve oradan çıkan dinlenmiş, temizlenmiş su Çamlıgöze'ye geliyor. Ayrıca buradaki su, akarsu özelliği taşıyor. Bundan dolayı su sürekli temiz kalıyor. Alabalığın da en çok sevdiği su budur zaten. Hem lezzet katıyor, hem de yetiştiricilik anlamında avantajlar sağlıyor. Bunları dikkate aldığımız zaman bu barajın Türkiye'de tek olduğunu söyleyebiliriz. Bu balığın lezzetinden de anlaşılabiliyor" ifadelerini kullandı.
'KENDİ YEMİMİZİ ÜRETİYORUZ'
Baraj kıyısına kurulan tesiste kendi balık yemlerini ürettiklerini belirten Alper Sermet, "Alabalık üretiminin maliyetinin yüzde 70'i yemdir. Bu yemin içeriği çok önemlidir. Balığınızın büyümesi, sağlıklı olması, lezzetli olması, bunların hepsi yeme bağlıdır. Biz yemimizi yaklaşık 6 yıldır kendimiz üretiyoruz. Aynı zamanda da başka üreticilere de yem satıyoruz. Bu bizim bir farkımız  oldu. Yemin ham maddesini balık yağı ve unu oluşturuyor. Karadeniz tarafından hamsi unu alıyoruz. Ayrıca Norveç dolaylarından yağ da alınıyor ama dünyada çok fazla protein kaynağı yok. Dolayısıyla balık, balıkla beslenmek durumundadır. Şu anda hamsi unu Karadeniz'den, yağ ise Norveç'ten geliyor. Bu şekilde besleme yapılıyor" dedi.
Yoğun talep olduğu için isteyenlere tesislerde perakende satış da yaptıklarını anlatan Sermet, yaz döneminde yoğun talep oluştuğunu belirtti. Alabalık yemenin bir mevsimi bulunmadığını ve 12 ay boyunca tüketilebileceğini de ifade ederek, "Alabalığın en güzeli klasik fırında ve tava ile pişirilmesini tavsiye ediyoruz. Hepsi çok lezzetli olur" diye konuştu.

Görüntü Dökümü:
-Tesisin drone görüntüleri
-Yavru balıkların havuza aktarımı
-Beslenen balıkların görnütüleri
-Havudan alınan balıklar
-İşletme sahibinin açıklamaları
-Detaylar

(558 mb)

Haber-Kamera:  Eraydın AYTEKİN-Hüsnü Ümit AVCI/SUŞEHRİ(Sivas),

======================

Prof. Dr. Niyazi Bilim: Otomobilin yapılabilmesi için 5 ton maden çıkartılıyor 

Konya Teknik Üniversitesi Maden Mühendisliği bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Niyazi Bilim,  bir otomobilin yapılabilmesi için 5 ton maden çıkartıldığını belirtti. Bilim, "1300 kilo ağırlığındaki bir otomobilin yapılabilmesi için yerkabuğundan 5 ton maden çıkarılarak çeşitli yöntemlerle zenginleştirilerek farklı ürünler haline getiriliyor. Bir otomobil,  bir tondan fazla demir ve çelik, 110 kilo alüminyum, 25 kilo karbon, 20 kilo bakır, 19 kilo silikon, 10 kilo çinko, titanyum, platin ve altın dahil otuzdan fazla diğer mineral ürün içeriyor." dedi.  
Prof. Dr. Niyazi Bilim, insan hayatında ve ülkelerin gelişip, güçlenmesinde yeraltı kaynağı olan madenin önemli olduğunu belirtti. Yerkürenin herhangi bir yerinden çıkarılan ve ekonomik  değer taşıyan her şeyin maden olarak adlandırıldığını ifade eden Bilim, "Madenler katı olabildikleri gibi (kömür, mermer, tuz), sıvı (petrol) veya gaz halinde (doğal gaz, karbondioksit) de olabilirler. Dünyada yaklaşık 4 bin  farklı mineral bulunmasına rağmen günümüzde 90 çeşidi sıklıkla kullanılmaktadır." diye konuştu. 
Bilim, bir ülkenin hammaddesi olduğu sürece dışa bağımlılıktan kurtulduğunu belirterek, Türkiye'nin de  madencilik konusunda  yeterli  rezerv ve farklı farklı madenlere sahip olduğunu belirtti.  Bilim, şunları söyledi:
"Altın sektörü son yıllarda arttı. Ülkeler, Merkez  Bankası'ndaki altın stoku kadar para basabildikleri için altın ne kadar çıkarırsa, o kadar zengin manasına geliyor. Günlük hayatımızda her şey madenden oluşmaktadır.  Ev ve araba üretiyorsunuz, maden. Günlük herkesin kullandığı tuzu bile madenden üretiyorsunuz. Ayrıca ülkeler kaos ortamıyla karşılaştığı takdirde, eğer bu hammaddeler kendi ülkesinde bulunuyorsa herhangi bir kriz ortamından rahatlıkla çıkabiliyor. " 
OTOMOBİLİN HER PARÇASI MADENDEN ÇIKIYOR 
Prof. Dr. Bilim,  bir otomobil için 5 ton maden çıkartıldığını belirtti. Bilim, "1300 kilo ağırlığındaki bir otomobilin yapılabilmesi için yerkabuğundan 5 ton maden çıkarılarak çeşitli yöntemlerle zenginleştirilerek farklı ürünler haline getiriliyor. Bir otomobil,  bir tondan fazla demir ve çelik, 110 kilo alüminyum, 25 kilo karbon, 20 kilo bakır, 19 kilo silikon, 10 kilo çinko, titanyum, platin ve altın dahil otuzdan fazla diğer mineral ürün içeriyor.   Her ne kadar aracınızdaki benzinin önemini ve maliyetini sürekli olarak hatırlatıyor olsak da, aracı oluşturan mineral malzemelerin önemini ve maliyetini düşünmemiz gerekiyor." diye konuştu.

Görüntü Dökümü 
--------------
-Prof. Dr. Bilim röp. 
-Seyir halindeki otomobiler 
-Otomobilin tamir edilmesi 

Haber- Kamera: İsmail AKKAYA- Hasan DÖNMEZ KONYA DHA))

======================

2 yılda 74 kilo verdi

Antalya'da yaşayan Ebru Özdemir Yaray (25), tüp mide ameliyatından sonra, 2 yılda 140 kilodan 66 kiloya düştü. Yaray, eskiden beğendiği kıyafetler olmadığı için gözyaşı döktüğü mağazalardan 38 beden giysi alabilmenin sevincini yaşadığını söyledi.
Antalya'da 7 yıllık evli ve Oğulcan Çınar (4) adında oğlu olan Ebru Özdemir Yaray, çocukluğundan bu yana hep 'tombul' olarak yaşadığını, yemek yemeyi sevdiği için de yaşla birlikte her yıl kilosunun arttığını söyledi. 15 yaşındayken, 70 kilo olduğunu anlatan Yaray, yıllar içinde kilosunun çok fazla arttığını, bu sürede zehirli guatr ile insülin direnci tanısı koyulunca tedavi gördüğünü söyledi. Kilosunun artması üzerine diyet yaptığını, sonunda verdiği kiloları da katlanmış olarak tekrar aldığını dile getiren Yaray, "Her seferinde verdiğim kilodan fazlasını geri aldım" dedi.
Yaklaşık 90 kiloyla oğluna hamile kaldığını, 127 kiloyla doğuma girdiğini aktaran Yaray, "Doğumdan sonra kilo verdim ama daha fazlasını geri aldım. En son 140 kiloya çıkınca ameliyata karar verdim" diye konuştu.
'İNSANLARIN BAKIŞLARI YÜZÜNDEN KAFEDE OTURAMIYORDUM'
Kilolu dönemlerinde alışverişin büyük stres kaynağı olduğunu belirten Ebru Özdemir Yaray, beğendiği kıyafetlerin hiçbirinin olmaması üzerine kabinde ağladığını söyledi. "Kabine onlarca kıyafet dizerdim ama hiçbirine sığmazdım" diyen Yaray, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kiloluyken fotoğraf çektirmek, dışarı çıkmak istemiyordum. Özgüvenim yoktu. İnsanların bakışlarından rahatsız olduğum için bir kafeye oturup bir şey yiyip içemiyordum. Çünkü insanlar 'Şunun kilosuna bak hala yiyip içiyor' diye geçiriyordur içlerinden diye düşünüyordum. Bu baskıyı hissediyordum. Onun için ameliyat olmaya karar verdim."
'ARTIK ALIŞVERİŞİ ÇOK SEVİYORUM'
Yaklaşık 2 yılda 140 kilodan 66 kiloya inen Ebru Özdemir Yaray, "Şimdi 38 bedene giriyorum. Çok mutluyum. Güzel giyinmek ve güzel görünmek her kadının hayali. Eskiden insanlar kiloma bakıyordu, şimdi ise güzel gördükleri için bakıyorlar. Bu beni çok mutlu ediyor. Şimdi alışverişi çok seviyorum. İstediğim kıyafetleri giyebiliyorum. Çok mutluyum" dedi.  
'EŞİM 300 KİLO BİLE OLSA ONU SEVİYORUM'
Serdar Yaray (43) ise eşini her haliyle sevdiğini söylerken, "Ameliyata girerken bile kapıda eşime dedim ki 'Gel geri dönelim. Sen 300 kilo bile olsan seviyorum' dedim" diye konuştu. Tüp mide ameliyatı için uzun süre düşündüklerini, 1,5 yıl karar veremediklerini sözlerine ekleyen Serdar Yaray, "Ameliyat günü için randevu alıyor, sonra vazgeçiyorduk. Çünkü ben çok korkuyordum ameliyattan. Eşimi kaybetmekten korkuyordum. Ama artık kiloları görsellikten çıkıp sağlık problemine dönüşünce ameliyat kaçınılmaz oldu. Çünkü rahat hareket edemiyor, nefes alamıyordu. Özgüveni azalmıştı. Son kararımızı verip 24 Kasım 2017 yılında ameliyat oldu" diye konuştu. 
'EŞİMLE BİRLİKTE BEN DE GENÇLEŞMEYE BAŞLADIM'
Eşindeki inanılmaz değişimin kendisini de etkilediğini belirten Serdar Yaray, "Şu anda eşim Nirvanaya ulaştı" dedi. Eşiyle arasında 18 yaş olduğunu söyleyen Yaray, "Ondan dolayı ben de gençleşmeye başladım. Küpe takmaya başladım, pirsing yaptırdım, sakalımı uzattım. Onun yanına yakışan bir erkek olmaya çalışıyorum" diye konuştu. 
'HASTALAR 2 YIL İÇİNDE İDEAL KİLOYA İNİYOR'
Ameliyatı gerçekleştiren Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği'nden Uzman Dr. Mehmet Nuri Koşar, hastanın kiloya bağlı diz, bel ve eklem ağrıları, şekerde yükselme gibi şikayetlerle 140 kilo olarak kendilerine başvurduğunu belirtti. Ebru Özdemir Yaray uzun süre diyet yapmasına rağmen kilo veremediğine dikkati çeken Dr. Koşar, "Obezite cerrahisi için gerekli testleri yaptık ancak hastamızın ilk muayenesinden ameliyata karar verene kadar yaklaşık 1,5 yıl geçti. Obezitenin estetik değil bir sağlık sorunu olduğunu anlayınca ameliyat olmak için bize başvurdu" dedi. Tüp mide ameliyatının sonunda Ebru Özdemir Yaray'ın 140 kilodan 66 kiloya indiğini ifade eden Dr. Koşar, "Biz ameliyattan sonra iki yılda normal kiloya, kişinin kendine has kilosuna ulaşmasını bekleriz. Tabii en önemlisi bu iki yıl içinde hayat şeklini değiştirmek, spora yer vermek ve yeme alışkanlığından uzak durmak. Bunu yapan hastalarımız 2 yıl sonunda indikleri normal kilolarını, bu söylediklerimize dikkat ederlerse uzun süre korurlar" dedi. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
------------
Doktordan detay görüntüler
Hastanın doktor odasına giriş görüntüsü
Hasta ve doktordan görüntü
Röp1: Uzm. Dr. Mehmet Nuri Koşar
Hasta ve eşinden dışarda yürüme detay görüntüsü
Röp2: Ebru Özdemir Yaray
Röp3: Serdar Yaray
Hasta ve eşinden detay görüntüler
544 MB/// 5.00"

Haber: Selma KUNAR Kamera: Aslı DURAN/ANTALYA,


Kaynak: DHA