Dha Yurt Bülteni-4

Dha Yurt Bülteni-4
Demirören Haber Ajansı - Haberler | Güncel

1)MİNİBÜSÜN ÇARPTIĞI EVDEN PENCEREDEN ÇIKTILARDÜZCE'de, Gençlik ve Spor İl Müdürü Feyzullah Dereci'nin kullandığı minibüs ile otomobil çarpıştı.

1)MİNİBÜSÜN ÇARPTIĞI EVDEN PENCEREDEN ÇIKTILAR

DÜZCE'de, Gençlik ve Spor İl Müdürü Feyzullah Dereci'nin kullandığı minibüs ile otomobil çarpıştı. Otomobil sürücüsü yaralanırken, minibüs ise evin önündeki giriş kapısının önündeki merdivene çarptı. Minibüsün çarptığı evde bulunanlar ifade vermek için pencereden çıktı. Kaza saat 09.00 sıralarında, Düzce Nusrettin Mahallesi Nusrettin Camii kavşağında meydana geldi. Gençlik ve Spor İl Müdürü Feyzullah Dereci idaresindeki 81 FC 602 plakalı minibüs ile Tunahan Yıldırımoğlu idaresindeki 81 FN 936 plakalı otomobil kavşakta çarpıştı. Çarpmanın etkisi ile otomobil elektrik direğine, minibüs ise yol kenarındaki Muharrem Gümüşsoy'a ait evin giriş kapısındaki merdivene çarptı. Otomobilde sıkışan sürücü itfaiye ekiplerince kurtarıldı. Hastaneye kaldırılan Tunahan Yıldırımoğlu kaldırıldığı hastanede tedavi altına alındı.Minibüsün çarpması sonucu evin girişindeki merdivenler hasar görmesi üzerine ifade vermek için karakola davet edilen ev sahipleri pencerelerden çıkmak zorunda kaldı. Kazayla ilgili olarak soruşturma başlatıldı.

Görüntü Dökümü

-------------------------

Sıkışan sürücünün aracın içerisinden çıkarılması

Eve giren minibüsün görüntüsü

Minibüsten inen sporcuların görüntüsü

Araç sürücüsün 112 Acil Servis ambulansına alınırken görüntüsü

Evin penceresinden çıkan ev sahiplerinin görüntüsü ve detaylar var

DÜZCE/DHA

=================================================

2)7 KUŞAK SECERESİ BELLİ YARIŞ ATLARI, 600 YILDIR BURSA'DA YETİŞTİRİLİYOR 

BURSA'nın Karacabey ilçesinde yer alan Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'ne (TİGEM) bağlı Hara'da 1300'lü yıllardan bu yana Safkan Arap Atı yetiştiriliyor. Veteriner Hekim Ali Yağlıcı, "'Burada atlarımızın, 7 kuşak ötesine kadar secere bilgileri mevcut. Bunlar arasında atların, annesinin ve babasının kalitesi, ailesinde yarış atı olup olmadığı, derece alan kardeşlerinin olup olmadığı bilgileri yer alıyor" dedi. Bursa'nın Karacabey ilçesinde 88 bin dönüm arazi üzerinde bulunan TİGEM, Osmanlı devletinin kuruluşundan hemen sonra 1300'lü yıllardan bu yana safkan Arap atı yetiştiriyor. Bünyesinde 450 baş safkan Arap atı bulunan TİGEM, her yıl 100-110 baş arasında Arap atını ihale usulü ile satıyor. 9 değişik baba kan hattı ve 41 ana kan hattından üretilen Arap atları özenle yetiştirilerek Türkiye'nin dört bir yanındaki müşterilere sunuluyor. 

HAVA KOŞULLARI VE YAŞLARINA GÖRE BAKIM YAPILIYOR 

Yaş ve kilo durumlarına göre beslemesi yapılan safkan atlar, her gün seyisler tarafından tımarlanıyor. Atlar, hava şartlarına göre kapalı alanda ya da açık haralarda koşup kaslarını güçlendiriyor. TİGEM olarak safkan Arap yarış atı yetiştirdiklerini belirten Veteriner Hekim Ali Yağlıcı, şöyle dedi:

"Bünyemizdeki safkan Arap yarış atlarına, mevsime ve yaşlarına göre uygun bakım ve beslenme programları uyguluyoruz. Meralar ıslak ve çamurlu olmadığında dışarıdaki haralarda oluyorlar. Hava şartları olumsuz olduğunda tavla dediğimiz yerlerde günlerini geçiriyorlar. Günlük olarak yemleme ve tımarlama yapıyoruz. Taylarımız 1 veya 2 yaşına gelene kadar bizimle kalıyorlar. Daha sonra açık arttırma usulü ile satış yapıyoruz. Yarış ve dayanıklılık eğitimleri ise satın alan kişiler tarafından yapılıyor."

"7 KUŞAK ÖNCESİNE KADAR SECERE BİLGİSİ MEVCUT"

Safkan Arap yarış atlarındaki en önemli faktörün 'Orjinallik' olduğu söyleyen Veteriner Hekim Ali Yağlıcı, "Müşterilerin bu atları tercih etmesindeki  en önemli faktör orjinalliktir. Atlarımız anne ve babasının kalitesine, ailesinde yarış atı olup olmadığına, derece alan kardeşlerinin olup olmadığına göre fiyatlandırılıyor. Bünyemizdeki her tayın, 7 kuşak ötesine kadar secere bilgisi mevcut. Bunun yanı sıra ortopedik durumu, kemik ve ciğer yapısı gibi kriterler de önemli. TİGEM olarak, yıllık ortalama 100- 110 arasında tay satışı yapıyoruz" diye konuştu. 

Görüntü Dökümü

-----------------------------

-Atların bulunduğu arazide drone ile tepeden çekim, 

-Arazideki atlardan aktüel görüntüler, 

-At harasından, 

-Atların bakım ve yemlenmesinden detaylar,

-TİGEM'den genel detaylar, Atçılık Bölüm Şefi Ali Yağlıcı ile röportaj

Berktuğ ÖNCÜ-Enver Fatih TIKIR/BURSA, - 

SÜRE: 5 dk 45 sn

BOYUT: 350 MB

====================================================

3)TAPULU EVLERİNE GİDEN YOLU OLMAYAN AİLEYE BELEDİYE 'İŞGALCİ' DEDİ 

SAMSUN'da yaşayan Gülşişe- Bayram Beykoz çifti ve çocukları Ali Kemal Beykoz, evlerine giden yol olmadığı için 42 yıldır dağ yamacındaki 200 metrelik patika yolu kullanıyor. Yol yapılması için ilgili kurumlara başvurduğunu anlatan Bayram Beykoz, tapuları bulunmasına rağmen Tekkeköy Belediyesi'nin kendilerine 'işgalci konumunda' oldukları için toprak yolun 200 metrelik kısmını tamamlayamadıklarını ilettiğini söyledi. 

Tekkeköy ilçesi Altınkaya Mahallesi'nde 1975 yılından beri yaşayan Gülşişe (60)- Bayram Beykoz (62) çiftiyle çocukları Ali Kemal Beykoz (21), evlerine giden yol bulunmadığı için dağ yamacındaki 200 metrelik patika yolu kullanmak zorunda kalıyor. Mahalleden geçen Yavuz Selim Caddesi'ndeki asfalt yol ayrımdan sonra bin metrelik toprak yoldan yürüyen aile fertleri, daha sonra 200 metrelik patika yolu da geçip, evlerine gidebiliyor. Beykoz ailesi, kış aylarında, Akkiraz Deresi'ne doğru inen yamaçta yürürken zorluk yaşıyor. Evlerine giden bir yol yapılması için daha önce birçok kez ilgili kurumlara başvurduklarını belirten Bayram Beykoz, bugüne kadar sonuç alamadıklarını söyledi. Beykoz, son yaptıkları başvuru sonucunda, Tekkeköy Belediyesi'nden 23 Ağustos'ta kendilerine gelen yazılı yanıtta şunların kaydedildiğini söyledi:

"Bahse konu yol ile ilgili sizin bildiğiniz gibi Altınkaya Mahallesi Yavuz Selim Caddesi'nden Akkiraz Deresi'ne doğru imar planı olmaması, kadastral yol olmaması, yerleşim yeri dışında olması ve evinizin bulunduğu yerin arazi şartlarına uygun olmamasına rağmen belediye olarak eviniz ile mevcut ana yoluna kadar olan bin metrelik kısmına arazi sahiplerinden izin alınarak yol açılmıştır. Bahse konu eve 200 metre kala evinizin ve yerinizin size ait olmadığını yerin gerçek sahibinin kendisinin olduğunu söyleyen vatandaş bu yolun yapılmasına izin vermediğinden ve sizin kendi yerinde işgalci olduğunuzu belirtip bu yolun açılmasına muvafakat vermemektedir. Yukarıdaki bu sorundan dolayı yolun Belediyemiz tarafından açılması yasal olarak mümkün değildir."

'İŞGALCİ DEĞİLİZ, TAPUMUZ VAR'

Evlerinin bulunduğu arazinin, yaşamını yitiren babası tarafından alındığını ve tapularının da bulunduğunu ileri süren Beykoz, "Bu arazi, bizim. Babam, burayı satın aldı. Biz yılardır bu evde yaşıyoruz. Eşim, bu eve gelin geldi. Çocuklarımız, burada dünyaya geldi. Buraya bir türlü yol yapılamıyor. 'İşgalci' deniyor; ama bizim tapumuz var. Yıllardır başvuruda bulunduk, yol yapılması için. En son bir kısmına toprak yol açıldı, 200 metrelik kısım kaldı. Eşim, kalp hastası. Ambulans gelemiyor. Hastalandığında ekipler, patika yolda yamaçtan zorla eşimi götürüyorlar. Mağdur durumdayız. Devlet büyüklerimizden sesimizi duymalarını istiyoruz. Bunun yazı var, kışı var. Dağ yamacından, patikadan gidip, geliyoruz. Devletimizden bize yol yapmasını bekliyoruz" diye konuştu. 

Hastalığı nedeniyle rahatsızlandığında, sağlık ekiplerinin evlerine gelirken güçlük çektiğini dile getiren Gülşişe Beykoz ise "Ben zaten hastayım. Bu yolu yürüyerek, gelip, gitmek zorundayız. Başka bir çaremiz yok. Çok zor durumdayız. Bize yardım edilmesini istiyoruz. ya bizi buradan kurtarsınlar ya da bize bir yol açsınlar. Bize de yazık, günahtır. Kışın bele kadar kar oluyor. Biz bu yamaçtan nasıl inip, çıkalım? Ambulans çağırıyoruz. Toprak yola kadar geliyorlar, patikaya gelince araç gelemiyor. Beni taşıdılar. Ben bir çözüm yolu bulunmasını istiyorum" dedi. 

Görüntü Dökümü:

----------------------

-Bayram Beykoz'un toprak ve patika yoldan evine gitmesi

-Evden detay

-Yoldan detay

-Bayram ve Gülşişe Beykoz'dan detay

-Röportajlar

-Detaylar

(SÜRE: 3.57 Dk) (BOYUT: 445.07 MB)

Haber-Kamera: Yaprak KOÇER- Hakan AKGÜN/SAMSUN,  

========================================================

4)PİYANO DAHİLERİNİN AVCISI ELENA

 

RUSYA'da, piyano eğitimi alan ve katıldığı uluslararası yarışmalarda birçok ödül kazanan Elena, tatil için geldiği Türkiye'de tanıştığı Tarık Çekiç'e aşık oldu. Müzik kariyerini ve ailesini ülkesinde bırakan Elena, Tarık Çekiç ile Bursa'da evlendi. İki yıldır piyano kursu veren Elena Çekiç, Suriye'deki iç savaştan kaçıp gelen 16 yaşındaki Tambi Asaad Cimuk'a verdiği eğitim ile ABD, Rusya, Bulgaristan, İspanya, İsveç ve Almanya'daki toplam 8  yarışmanın 5'inde birincilik, ikisinde ikincilik, birinde de beşincilik kazanmasını sağladı. Çekiç'in diğer öğrencileri Mert Hakan Şeker, İspanya, Almanya, İsveç, Bulgaristan ve Roma'da birincilikler, Arya Su Gülenç ise Bulgaristan ve italya'daki yarışmalarda birinci oldu, ABD ve Fransa'da ise ikincilik elde etti. Elif Sinan adındaki genç yetenek ise New York'ta Long Island Konservatuarı'na yarı burslu olarak piyano dersi alıyor.

Rusya'da yaşayan ve annesi müzik öğretmeni olan Elena, piyano ile 4 yaşında tanıştı 1 yıl sonra sahneye çıktı. Geçen yıllarda piyano ustalarından özel kurslar alan Elena, liseyi tamamladıktan sonra konservervatura gitti ve katıldığı birçok uluslararası yarışmalardan birincilikle ayrıldı. Yaklaşık 7 yıl önce tatil için Antalya'ya gelen genç piyanist burada Bursa'da Mali Müşavirlik yapan Tarık Çekiç ile tanışıp iki yıl sonra da evlendi. Müzik kariyerine son veren, ailesini ülkesinde bırakan Elena Çekiç daha sonra eşinin görev yaptığı Bursa'ya yerleşti. Evliliklerinden iki çocukları olan Elena, eşinin  kendisine piyano almak için gittiği Mix Müzik & Akademix Güzel Sanatlar'ın sahibi Rüstem Avcı'dan  piyano eğitimi vermesi için iş teklifi aldı. Bu teklifi kabul eden Elena Çekiç önce Suriye'deki iç savaştan kaçarak Bursa'ya yerleşen Tambi Asad Cimuk'u piyano dünyasına kazandırdı.

37 yaşındaki Elena Çelik, akordeon eğitimi almak için kendisinden yardım isteyen Tambi Asad Cimuk'u piyanoya yönlendirdi. Bu konuda hiç bir becerisi olmayan Tambi Asad Cimuk'a zor parçaları çaldırarak piyanoyu sevmesini sağlayan Rus eğitmen, Suriyeli gencin ABD, Rusya, Bulgaristan, İspanya, İsveç ve Almanya'daki toplam 8  yarışmanın 5'inde birincilik, ikisinde ikincilik ve bir de beşincilik kazanmasını sağladı. 

Uludağ Üniversitesi'nde konservatuar eğitimi alırken kendisine ders verdiği  20 yaşındaki Elif Sinan ise İspanya, Almanya ve İsveç'te katıldığı uluslararası yarışmalarda 2'ncilik ödülleri alırken kendisini izleyip hayran kalan New York'ta yaşayan  ve Long Island Conservatory'nin sahibi olan Tamara Poddubnaya'nın yüzle 50 burslu teklifi üzerine 4 ay önce ABD'ye gitti. Elif Sinan iki aylık bir çalışmanın ardından ABD'de katıldığı iki yarışmadan birinde ikinci oldu, diğerinde ise şubat ayında yapılacak finale kalmaya hak kazandı.

Elena Çekiç'in bir diğer öğrencilerinden 8 yaşındaki Arya Su Gülenç, Bulgaristan ve İtalya'da yapılan yarışmalardan 1'incilik, ABD ve Paris'te katıldığı yarışmalarda ise ikincilikler alırken, 11 yaşındaki Mert Hakan Şeker ise uluslararası 8 yarışmadan birincilik almayı başardı. Seyyah Tatlıdede isimli 14 yaşındaki bir diğer öğrencisi Almanya'a katıldığı yarışmadan 1'inci oldu Bulgaristan'da ise 3'ncülük elde etti. Tatlıdede özel davet üzerine önümüzdeki günlerde Gürcistan'a gidip konser verecek.

Geleceğin piyano dahisi gençleri bulup müzik dünyasına kazandırmaktan büyük mutluluk duyduğunu söyleyen Elena Çekiç, "Onların başarısı benim için büyük bir gurur. Kendelerini izlerken çok keyif alıyorum" dedi.

Görüntü Dökümü

------------------------

Elena açıklamalar,

Menajeri açıklamalar,

Elif Sinan açıklamalar,

Piyano çalışı,

Detaylar

324 MB  5 dk 19 sn

Fuat KARS- Gürkan DURAL/BURSA, -

============================================================

5)VAN'DA 96 KİLO 526 GRAM ESRAR ELE GEÇİRİLDİ  

VAN'ın Başkale ilçesinde, jandarma ekiplerinin durdurduğu araçta, narkotik dedektör köpekle yapılan aramada, 96 kilo 526 gram esrar ele geçirildi. Olayla ilgili 4 kişi gözaltına alındı.

Van İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Başkale ilçesinde, batı illerine uyuşturucu sevkiyatı yapılacağı bilgisi üzerine harekete geçti. Ekipler, takibe aldıkları uyuşturucu yüklü aracı Başkale ilçesine bağlı Aşağı Çaldıran Mahallesi'nde durdurdu. Araçta, narkotik dedektör köpekle yapılan aramalarda, 96 kilo 526 gram esrar ele geçirildi. 4 kişinin gözaltına alındığı olayla ilgili soruşturma devam ediyor.

Görüntü Dökümü

------------------

-Durdurulan araç

-Araçta dedektör köpekle yapılan arama

-Aramada, araçta çıkartılan esrar paketleri

-Genel ve detaylar

-Tabelanını önüne konulan esrar paketleri

Behçet DALMAZ/VAN, -

========================================================

(ÖZEL) 

6)ÇİĞ KÖFTE VE ÇORBA TARİFİ İÇİN 112'Yİ ARADILAR

ŞANLIURFA'da, 112 Acil Komuta Kontrol Merkezi'ne bu yıl yapılan 4 milyon 745 bin çağrıdan yüzde 98'ine denk gelen 4 milyon 653 bin 750'sini asılsız ihbar ve gereksiz aramalar oluşturdu. İl Sağlık Müdürü Himmet Durgut, günde ortalama 13 bin çağrı alan merkezin çiğ köfte ve çorba tarifi için bile arandığını söyledi.

30 çağrı operatörünün 3 vardiya halinde çalıştığı ve 90 ambulansla hizmet verilen 112 Acil Komuta Kontrol Merkezi'ne, 2017 yılında günlük ortalama 13 bin çağrı geldi. Merkeze yıllık 4 milyon 745 bin çağrı gelirken, bunların 4 milyon 653 bin 750'sini asılsız ihbar ve gereksiz aramalar oluşturdu. Bu sayı ise çağrıların yüzde 98'ine denk geldi. Merkeze gelen asılsız ihbar ve gereksiz aramaların görevlileri zor durumda bıraktığı belirtildi. 

'ÇİĞ KÖFTE VE ÇORBA İÇİN BİLE ARADILAR'

Acil Komuta Kontrol Merkezi'nde Türkçe, Kürtçe ve Arapça hizmet verdiklerini belirten İl Sağlık Müdürü Himmet Durgut, en büyük sıkıntılarının asılsız ihbar ve gereksiz aramalar olduğunu söyledi. Günde ortalama 13 bin çağrıdan 250'sinin asıl ihbar ve gereksiz aramalardan oluştuğunu kaydeden Durgut, "Şanlıurfa Sağlık Müdürlüğü 112 Acil Komuta Kontrol Merkezi'nin en büyük sıkıntısı, günlük olarak gelen 13 bin çağrıdan 250'si gerçek, diğerleri ise bizi ilgilendirmeyen çağrılardır. Bunlardan bazıları; yeni telefon alanlar, ilk önce 112 arayıp, ses kontrolü yapıyor. Bunun yanında küfreden, hakarete kadar bizi meşgul eden telefonlar geliyor. Hatta yemek tarifi için arayanlar oluyor. Geçen bir teyze, çorba tarifi için 112'yi aradı. Yine çiğ köfte yapmak için tarifi ve kullanılan malzemeyi soranlar oluyor.  Maalesef bu aramalar, bizim gerçek vakaya ulaşmamız engelleniyor. Bu konuda vatandaşlarımızın duyarlı olması gerekiyor. Çünkü herkesin 112'ye ihtiyacı olabilir. Bu tür asılsız ihbarlarda bulunan vatandaşlarımıza ayrıca cezai işlemde uyguluyoruz" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

------------------

112 Acil Komuta Kontrol Merkezi

Gelen çağrılara bakan personeller

Çalışan personellerle röp.

Sağlık Müdürü Himmet Durgut ile röp.

Genel ve detay görüntüler

( Haber-Kamera: Ömer ŞULUL-ŞANLIURFA-DHA)

GÖRÜNTÜ BOYUTU: 531 MB

========================================================

7)37 YIL SONRA MEMLEKETİNE DÖNÜP, 130 YILLIK ATA MESLEĞİNİ YAPMAYA BAŞLADI

MARDİN'in Derik İlçesi'nden 1976 yılında İstanbul'a göç eden Zekerya Sabuncu, 37 yıl sonra ailesini bırakarak yeniden memleketine döndü. 130 yıl önce ataları tarafından başlatılan sabunculuk mesleğini yaşatmak için Derik'e döndüğünü söyleyen Sabuncu, olanakları ölçüsünde zeytinyağı, şarap ve nar suyu üretimi yaptığını da ifade etti. Derik Ermenilerinden olduğunu belirten Sabuncu, 130 yıllık ata mesleğinin kaybolmaması için çaba sarf ettiğini söyledi.  

Derik ilçesinde yaşayan Ermeni cemaati, yaklaşık 50 yıl önce İstanbul ve Avrupa göç etmelerinin ardından ilçe sayılarının azalmasıyla Zekerya Sabuncu da ailesiyle birlikte 1976 yılında cematin diğer mensupları gibi doğup büyüdüğü topraklardan göç etti. İstanbul'a yerleşen Sabuncu, 2013 yılında geri geldiği Derik'te ata mesleği olan sabunculuk mesleğini eski günlerdeki gibi canlandırmak için çalışmaya karar verdi. 

60 yaşındaki Zekerya Sabuncu, ata mesleği olan sabunculuğu ayakta tutmak için, ailesini İstanbul'da bırakıp tek başına 2013 yılında Derik'e geri döndüğünü ifade ederek, zeytinyağı, Derik üzümünden şarap ve Derik narından nar suyu üretimini yaptığını söyledi. Sabuncu, "Derik Ermenileri'ndenim İstanbul'a 1976 yılında güç ettik. 37 yıl aradan sonra memleketime geri döndüm.130 yıllık büyük dedemin mesleğini yeniden icra etmek istedim. Atalarımın bu mesleği kaybolmasın. Ailem İstanbul'da. Ailem 50 yıl öncesine kadar ürettikleri sabunları çevreye satıyorlardı. Herkes gelip burda alıyorlardı, bu yüzden bende onların mesleğini devam etmek durumunda kaldım"dedi. 

'DERİK'E 50 YIL ÖNCE KÜÇÜK PARİS DERDİK'

Derik'e 50 yıl önce küçük Paris dediklerini hatırlatan Zekerya Sabuncu, "Bütün alışveriş merkezi, sanatkarlar buradaydı. Ama, maalesef  50 yıl önce bizim cemaat İstanbul'a ve Avrupa'ya göçünce azalma oldu. Biz de gittik. 37 yıl yaşadığım İstanbul'dan 4 yıl önce döndüğüm memleketime 130 yıllık atalarımın mesleği olan sabunculuğa başladım. Atalarımın kurumuş bağ ve bahçelerine yeni fidanlar ektim. Burada atalarımızın yaptıkları mesleklerden sabun, şarap ve nar ekşisi suyunu yapıyorum. Kendi yaptığım sabun, zeytin yağı ve patentini aldığım şarabı İstanbul ve Avrupa'ya kadar gönderiyorum. Ömrüm boyunca bu atalarımın mesleğini sürdüreceğim"dedi.  

Görüntü Dökümü

------------------

-Sabuncu'nun ev ve işyerinden görüntü

-Sabun üretiminden görüntü

-Üretimde kullanılan malzemeler

-Sabuncu'nun ürettiği şarap ve nar suyundan görüntü

-Sabuncu'nun konuşmaları

-Genel ve detay görüntü

Haber-Kamera: Emrullah KARAKAŞ/DERİK (Mardin), -

Yemek Tarifleri, en kolay, lezzetli ve pratik yemek tarifleri

Kaynak: Demirören Haber Ajansı

Çok Okunan Haberler

title