Dha Yurt Bülteni-4

Dha Yurt Bülteni-4

TIR bariyerlere çarptı, otoyolda ulaşım durduKOCAELİ'nin Gebze ilçesinde, TEM Otoyolu'nda sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği TIR bariyerlere çarptı.

Dha Yurt Bülteni-4

TIR bariyerlere çarptı, otoyolda ulaşım durdu

KOCAELİ'nin Gebze ilçesinde, TEM Otoyolu'nda sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybettiği TIR bariyerlere çarptı. Ankara istikameti ulaşıma kapanırken, yolda 10 kilometreyi bulan araç konvoyu oluştu. TIR'ın yoldan kaldırılmasıyla ulaşım normale döndü.

Kaza saat 08.45 sıralarında, TEM Otoyolu Güzeller Organize Sanayi Bölgesi mevkiinde meydana geldi. Ankara istikametine gitmekte olan Mehmet Badra yönetimindeki 54 FT 361 plakalı TIR sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu bariyerlere çarptı. TIR hasar görürken, sürücü kazadan yaralanmadan kurtuldu. TIR'ın yolu ulaşıma kapatması sonucu yaklaşık 10 kilometrelik araç konvoyu oluştu. Yaklaşık 1 saat sonra ulaşım tek şeritten sağlandı. Aracın yoldan kaldırılmasıyla ulaşım normale döndü. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-Kaza yapan TIR'dan görüntü

-TIR'ın yoldan çekilmesi

-Yolda oluşan konvoydan görüntü

HABER-KAMERA: Haluk TURGUT/ GEBZE (KOCAELİ)  

==================================

Çavuşoğlu: Yardım projelerinde IMF gibi dayatma içinde olmamalıyız

DIŞİŞLERİ Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, az gelişmiş ülkelere yardımları ulaştırırken yerel makamlarla iyi işbirliğinde olunması gerektiğine söyledi. Çavuşoğlu, "O ülkelere IMF'nin sabit ekonomik politikasını dayattığı gibi 'Ben sana şu projeyi yapacağım' gibi dayatmalarda bulunmamamız lazım. Tam tersi yerel yönetimlerden proje istemek lazım" dedi.

Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenen Birleşmiş Milletler'e bağlı Küresel Güney-Güney Kalkınma Fuarı, Antalya'nın Belek bölgesindeki bir otelde başladı. 120 ülkeden 850 katılımcının yer aldığı fuarın açılış konuşmasını Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu yaptı.

Çağın dönüşüm çağı olduğunu belirten Bakan Çavuşoğlu, pek çok olumlu gelişmeyi dünyanın birçok bölgesinde görebildiklerini söyledi. Fakat çok sayıda sorunla da karşı karşıya olunduğunu kaydeden Çavuşoğlu, "Türkiye olarak sorunlardan etkilenen ülkelerin seslerinin daha fazla arz edilmesini istiyoruz. Tüm platformlarda bu ülkelerin ve toplumların seslerinin daha fazla gündeme getirilmesinden yanayız. Bu ise daha faza tecrübe ve işbirliğinin aktarılması ile mümkün" diye konuştu.

AÇLIK, BULAŞICI HASTALIKLAR, DOĞAL AFETLER VE TERÖR

Küresel Güney-Güney Kalkınma Fuarı'nın, kuruluşundan bu yana çok fazla mesafe katettiğini belirten Çavuşoğlu, dünyanın bir bölümünün açlık, bulaşıcı hastalıklar, doğal afetler ve terör gibi birçok zorlukla karşı karşıya olduğunu aktardı. Çavuşoğlu, yoksulluk ve işsizlik gibi sorunları yenerek terörizm ve aşırıcılığı besleyen koşulların da ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi. Çavuşoğlu, şunları kaydetti: "Barış ve istikrarı sağlamak için herkesin iş, AŞ ve refaha sahip olması gerekiyor. 900 milyonu bulan nüfusu ile en gelişmiş ülkeler, küresel ekonomik büyümenin itici güçlerinden biri haline kolayca gelebilir. Yeter ki bu ülkelerin potansiyelini hayata geçirmeyi hep birlikte başaralım. Bu ülkelerin kapasitelerini artırmamız lazım. Kapasite artırıcı programlara ağırlık vermemiz gerekiyor. Bunların başında eğitim ve teknoloji transferi geliyor. Bu alana yoğunlaştığımız zaman hedeflere daha rahat ulaşırız."

YARDIM KONUSUNDA TÜRKİYE DÜNYADA İKİNCİ SIRADA

Bakan Çavuşoğlu, ülkelerin iç işlerine karışmamak, karşılıklı saygı, egemenlik ve karşılıklı fayda çerçevesinde çok boyutlu işbirliğine önem verdiklerini söyledi. İnsani dış politika çerçevesinde mazlumların yardımına koştuklarını dile getiren Çavuşoğlu, yoksulluk, çatışma, doğal afet yaşayan halklara yardım elini uzattıklarını söyledi. Ticaret ve yatırımların artmasına önem verdiklerini belirten Çavuşoğlu, şöyle devam etti: "Ülkemizin ilk kalkınma yardımı 1920 yılında Afganistan'a olmuştur. Halen Afganistan'a nasıl daha fazla yardım ederiz diye düşünüyoruz. Afganistan henüz kendi kendine yeten bir ülke değil. Türkiye'nin insani kalkınma yardımı 1980'li yıllardan sonra artmaya devam etti. Türkiye ekonomisinin büyümesi ile daha uzak coğrafyalara gitmeye başladık. Bu programları dünyanın 120 ülkesinde sürdürüyoruz. 6 milyar dolar ile ABD'den sonra insani yardım konusunda ikinci sıradayız. Rakam olarak birinci olmayı hedefliyoruz."

'IMF GİBİ DAYATMALARDA BULUNMAMAMIZ LAZIM'

Yardımları ulaştırırken yerel makamlarla iyi işbirliğinde olunması gerektiğine dikkati çeken Çavuşoğlu, "O ülkelere IMF'nin sabit ekonomik politikasını dayattığı gibi 'Ben sana şu projeyi yapacağım' gibi dayatmalarda bulunmamamız lazım. Tam tersi yerel yönetimlerden proje istemek lazım. Çünkü onlar kendi halklarının sorunlarını bizden çok daha iyi biliyor. Özellikle biz, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ile dayatma yerine o ülkelerden gelen projeleri desteklemeyi kendimize ilke edindik. Geçici yardımların faydası olmaz diye düşünüyoruz" dedi.

Bakan Çavuşoğlu, Kocaeli Gebze'de en az gelişmiş ülkeler için kurdukları teknoloji bankasındaki teknolojilerin transferini zamanında ulaştırmayı hedeflediklerini söyledi.

Konuşmanın ardından Bakan Çavuşoğlu'na ev sahipliğinden dolayı heykelcik hediye edildi. Ardından katılımcılar stantları gezdi. Fuar 30 Kasım'a kadar devam edecek.

Görüntü Dökümü

-------------------------

-Çavuoğlu'nun konuşması (CANLI VERİLDİ) 

Haber-Kamera: ANTALYA  

NOT : AKTÜEL GÖRÜNTÜ GEÇİLECEK

======================================

Rize Valisi Bektaş: Sel ve heyelanların nedeni doğaya kontrolsüz müdahale

TÜRKİYE'nin en çok yağış alan ve her yağan şiddetli yağmurda sel ve heyelanların meydana geldiği Rize'de, valilik yaşanan afetlerin nedenine ilişkin rapor hazırladı. Raporla ilgili değerlendirmelerde bulunan Rize Valisi Erdoğan Bektaş, "Vatandaşın araziye kontrolsüz müdahalesi heyelanların tetiklemesine neden oluyor" dedi.

Rize ile bölgesinin sel ve heyelanlar konusunda hassasiyeti olduğunu ifade eden Vali Erdoğan Bektaş, araziye müdahalenin de zorunluluğuna dikkat çekti. Bölgenin insanının burada yaşamak, ev, yol, köprü ve çay bahçeleri yapmak zorunda olduğunu ifade eden Vali Bektaş, "Fakat burada araziyi kullanırken bilinçsiz yollarla müdahalede bulunmak zaten riskli olan arazinin riskini daha da artmasına sebep oluyor. Ufacık bir su yolunu bile değiştirdiğimiz zaman bunun büyük bir afete yol açabileceğinin bilincine varmamız lazım. Bunu yıllarca acı tecrübelerle öğrendik. Araziye bilinçsiz ve bilimden uzak müdahalenin bu konunun püf noktası. Ev yaparken, köprü yaparken, çay bahçesi aparken araziye ne yaptığımızı bilmek zorundayız. Arazideki hangi su yolunu değiştirerek sele ve heyelana neden olabileceğini kestirmemiz gerekiyor. Bunun için teknik destek almak gerekiyor" dedi.

"ARAZİYLE FAZLA OYNAMAYA BAŞLADIK"

Eskiden bu kadar büyük felaketlerle karşılaşmadıklarını hatırlatan Vali Bektaş, söyle dedi: "Eskiden arazinin yapısını bozabilecek kadar teknik imkanlara sahip değildik. Yeterli makinelerimiz yoktu. Şimdi bu gücümüz var ve araziyle çok fazla oynamaya başladık. Arazinin afete olan yatkınlığını bu sebeple daha da arttırdık. Şu an vatandaşlarımızın çok şükür kendi imkanları doğrultusunda devlet yolunu yapamasa bile parasını verip yol yapabiliyor. Elbette bunu yapmasında bir sakınca yok ama bunu yapmadan önce mutlaka bir teknik elemandan yardım almalı."

Vali Bektaş, riskli bölgelerde önceden Devlet Su İşleri (DSİ), Karayolları, Özel İdareler ve Belediyeler aracılığı ile gerekli altyapı çalışmalarını yaptıklarını ve bu sayede yaşanan afetlerin daha büyük bir sonuçlara yol açmasının önüne geçildiğini sözlerine ekledi.

60'A YAKIN BÜYÜK ÇAPLI SEL VE HEYELAN YAŞANDI

Doğu Karadeniz Bölgesi'nde 90 yıllık verilere göre bölgede 60 dolayında büyük çaplı sel ve heyelan olayı meydana geldi. Bu olaylarla 635 dolayında kişi hayatını kaybetti, 20'ye yakın kişi de sel sularına kapılarak kayboldu.

Bölgede kayıtlara geçen can kaybının en yüksek olduğu sel ve heyelan felaketleri ise şöyle: "1929 yılında Trabzon'un Of ilçesinde heyelan sonucu 146 kişi, 1981'de Rize'nin Pazar ilçesinde sel nedeniyle 27 kişi, 1983'te Rize'nin Pazar ve Fındıklı ilçelerinde taşkın ve heyelan nedeniyle 27 kişi, 1985'te Rize'de sel nedeniyle 10 kişi, 1988'deTrabzon Çatak'ta heyelan nedeniyle 64 kişi, 1990'da Trabzon Değirmendere, Akçaabat'ta sel nedeniyle 56 kişi, 1990'da Rize Çamlıhemşin'de heyelan nedeniyle 51 kişi, 1998'de Trabzon, Sürmene ve Beşköy'de sel ve heyelan nedeniyle 50 kişi, 2002'de Rize Güneysu ve Çayeli'nde sel ve heyelan nedeniyle 34 kişi ve 2010 yılında Rize Gündoğdu'da sel ve heyelan nedeniyle 13 kişi."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

Vali Erdoğan Bektaş'ın açıklamaları

Arşiv sel heyelan görüntüleri

Haber-Kamera: Aytekin KALENDER RİZE-  

==========================

Mahkeme: Sempati duymak 'örgüt üyeliği' suçu oluşturmaz

DİYARBAKIR'ın merkez Bağlar ilçesinde 2016 yılında çıkan olaylarda PKK'lı teröristlere hendek kazmada yardım ettiği iddiasıyla tutuklanan ve hakkında, 'Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozmak' suçundan ağırlaştırılmış ömür boyu hapis istemiyle dava açılan 28 yaşındaki Y.E.E.'ye, 'terör örgütü üyeliği' suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Mahkeme, gerekçeli kararında terör örgütü üyeliği ile ilgili ayrıntılı değerlendirmelerde bulunurken, sempati duymanın örgüt üyeliği suçu oluşturmayacağını belirtti. 

Merkez Sur İlçesi'nde 2015 yılında hendek olayları devam ederken, 14 Mart 2016 günü Bağlar ilçesi Kaynartepe mahallesinde PKK'lılar tarafından hendek kazılarak güvenlik güçlerine karşı silahlı saldırı eylemi başlatıldı. Günler süren olaylardan 1 gün sonra operasyonun devam ettiği Kaynartepe mahallesi 233'üncü Sokak içerisinden çıkan sivillerin arasında bulunan 28 yaşındaki Y.E.E., elleri ve pantolonu çamurlu olduğu için gözaltına alındı. Teröristlerin kendisini tehdit ederek, zorla hendek kazdırdığını öne süren şüpheli tutuklanırken soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında ifadesi alınan başka bir şüpheli, Y.E.E.'yi hendek kazarken gördüğünü söyledi. Gözaltına alındıktan sonra sağ ayağının kırık olduğu ortaya çıkan Y.E.E.'nin elbiselerinde saf halinde beyaz, kristal bir madde görünümündeki kuvvetli patlayıcılar arasında bulunan 'RDX' tespit edildi. Hazırlanan iddianamede, şüphelinin devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozmak suçundan ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası ile yargılanması istendi. E.Y.Y., Diyarbakır 4'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandı. 10 aylık tutukluluk ardından tahliye edilen E.Y.Y. ifadesinde, PKK ile ilişkisinin olmadığını savunarak, şöyle dedi: "Akşam eve gidiyordum. Sokakta silahlı 10-15 kişi vardı. Beni durdurup nereye gittiğimi sordular. Eve gideceğimi söyleyince, 'Hendek kazacaksın, kazmazsan kafana sıkarım' dediler. Sokakta bulunan silah, mermi, roketatar ve mühimmatları alarak bir eve götürmemi söylediler. Mühimmatları taşıdım. Ardından bana hendek kazdırdılar. Gece örgüt mensupları ile güvenlik güçleri arasında çatışma çıktı. Çatışmanın devam ettiği esnada ben kazmaya devam ediyordum. Sonra kendimi yere attım. Benim üzerimden güvenlik güçlerine ateş ediyorlardı. Çatışma sabaha kadar sürdü. Çatışma bitince eve kaçmaya başladım. Sokakta polisler tarafından durduruldum. Gece yaşadıklarımı polislere anlattım. İradem dışında tehditle, örgüt mensuplarının mühimmatını taşıdım ve hendek kazdım. Silahlı eyleme katılmadım."

'EYLEME ARA VERMEK, SİLAHLI MÜCADELEDEN VAZGEÇTİĞİ ANLAMINA GELMEZ' 

Mahkeme, sanık Y.E.E.'ye, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası verirken gerekçeli kararda terör örgütü üyeliği ve koşullarının oluşması ile ilgili ayrıntılara yer verildi. Mahkeme, bu suç tanımı ile korunan hukuki değerin, kamu güvenliği ve barışı olduğunu kaydetti. Kamu güvenliği ve barışının bozulmasının bireyin güvenli, barış içinde yaşama hakkını zedeleyeceğini ifade eden mahkeme, örgüt yöneticisi olmak için örgütün kurucusu olmanın gerekmediğini, terör örgütün bir lideri ancak, birden fazla yöneteni olabileceğini kaydederek, "Örgüte katılmakla kişi, örgüt üyeliğini kabul etmiş sayılmaktadır. Örgüt üyeliğinin gerçekleşmesi, katılma iradesinin somut davranışla ortaya konulması ve iradenin devamlı katılmaya yönelik olması gerekir. Bir örgütün silahlı mücadeleden vazgeçtiğinin kabulü için uzun süre silahlı eylemlere ara vermesi yetmez. Örgütün silahlı mücadele stratejisinden vazgeçmiş olması gerekir" denildi.

'SEMPATİ DUYMAK ÖRGÜT ÜYELİĞİ SAYILMAZ'

Örgütle organik bağ kurup örgütsel faaliyet yürüttüğü tespit edilemeyen failin örgüt üyesi olarak kabulünün mümkün olmadığı belirtilen kararda, "Failin örgütün benimsediği siyasal ideoloji ve görüşe sahip olması, yakınlık duyması, yani örgütün sempatizanı olması, soyut olarak örgüt veya ideolojisine ait eserleri okuması, bulundurması ile sınırlı eylemleri onun silahlı örgütün üyesi sayılması kabulüne elverişli değildir. Sadece örgüte sempati duymak bu suçu oluşturmaz" görüşlerine yer verildi.

'ESNAFA KEPENK KAPATTIRAN ÖRGÜT ÜYESİ OLARAK KABUL EDİLMELİ'

Esnafa örgütsel güç ve organizasyonla kepenk kapattırılması eylemini yaptıran kişilerin örgüt üyesi olarak kabul edilmesi gerektiğini belirten Mahkeme, esnafın örgüt adına talimat ve talebi kendisine getiren kişileri dinlediğini, aksi halde ciddiye alıp kepenkleri kapatmayacağını kaydetti. Kepenk kapatma eyleminin şiddet kullanarak baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit biçiminde ortaya çıkan terör yöntemi olduğunu kaydeden mahkeme, kepenk kapatmanın örgütün toplumsal etkinliğini, zorlayıcı gücünü ortaya koymayı ve yoğun propagandasını amaçladığını ifade etti. Kepenk kapattırmanın genellikle PKK terör örgütü tarafından benimsenen bir eylem türü olduğu belirtilen kararda, şunlar yer aldı: "Geniş bir alandaki esnafa eylem çağrıları doğrultusunda işyerlerini açmamaları yönünde bildirimde bulunup sonuç alan sanıklar, eylemlerinin işleniş biçimi ve niteliğinden hareketle örgütün hiyerarşik yapısına dahil örgüt üyesi kabul edilmelidir. Örgüt adına para toplayan kişilerin de yapı içinde hiyerarşiye tabi olduğu, dikkate alınarak örgüt üyeliğinden cezalandırılmalıdır. Failin mutlaka örgütün dağ kadrosunda olması söz konusu değildir. Bazen fail geri cephe ve kent çalışmalarına yönelik yoğunluk, süreklilik ve çeşitlilik gösteren kent faaliyetlerinde bulunur."

Haber: Felat BOZARSLAN/DİYARBAKIR, - 

===============================================

Mersin'de sahte içki operasyonu

MERSİN Emniyet Müdürlüğü ekipleri, operasyon düzenledikleri depoda çok sayıda sahte içki ele geçirdi.

Aldıkları istihbari bilgiyi değerlendiren ekipler, merkez Akdeniz İlçesine bağlı Yeni Mahalle'de bir  depoya operasyon düzenledi. Arama yapan polis, 228 şişe 70 cl viski, 96 kutu 330 ml Ouzo rakı, 80 şişe 100cl Ouzo rakı, 54 şişe 70 cl rakı ve 25 şişe 100 cl rakı olmak üzere 387 şişe sahte içki ve 300 litre etil alkol ile 75 adet değişik markalarda boş şişe ele geçirdi. Olayla ilgili yakalanan bir şüphelinin sorgusu devam ediyor.

Görüntü Dökümü

-----------------------

Polis Ekipleri depoya girerken

Polis Ekipler sahte içkileri bulması

Polisler İçkileri incelerken

Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: MERSİN,

======================================

Havalar soğudu sarkıtlar uzadı (2)

DONAN ARACINI FÖN MAKİNASI İLE ÇALIŞTIRDI

Ardahan'da aşırı soğuk hava nedeniyle birçok aracın mazot deposu dondu. Sabah işe gitmek isteyen sürücüler araçlarını çalıştıramayınca farklı yöntemlere başvurdu. Soğuk hava nedeniyle aracının donan mazot filtresini fön makinesi ve sıcak su yardımıyla ısıtarak açmaya çalışan Gencay Yıldız, "Her kış bu sıkıntılarla karşılaşıyoruz. En etkili çözüm fön makinası ile veya kaynar su ile mazot filitresini ısıtmak" dedi.

Sabah saatlerinde etkili olan sis ve yolların buzlu olması ulaşımı da olumsuz etkiledi. Okula gitmek için yola çıkan öğrenciler soğuk havadan dolayı çok üşüdüklerini söyledi. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-Donan araçların fön makinası ve sıcak su ile  çalıştırılması

Haber-Kamera –Deniz BAŞLI/ ARDAHAN

==========================================

Karton ve naylon barakada yaşam mücadelesi

ANTALYA'nın Manavgat ilçesinde kimsesi olmayan 50 yaşındaki Hüseyin Arıcı, boş araziye naylondan, kartondan ve tahtadan yaptığı 8- 10 metrekarelik barakada yaşam mücadelesi veriyor. Çeşitli rahatlıkları nedeniyle çalışamadığını ve Kaymakamlığın 3 ayda bir yaptığı yardımla geçinmeye çalıştığını söyleyen Arıcı, "Çalışamıyorum, bel fıtığım var, dizlerimde romatizma var, kalp damarlarımda tıkanıklık var. Çarem yok, ne yapayım, gidecek yerim de yok" dedi.

Manavgat'ın Kavaklı Mahallesi'nde boş bir araziye kurduğu 8- 10 metrekarelik, duvarları ahşap ve naylon, tavanı karton kaplı, elektriği ve suyu olmayan barakada birkaç parça eşyasıyla yaşamaya çalışan Hüseyin Arıcı, bir yandan da astım, nefes darlığı, kalp ve romatizma gibi hastalıklarla mücadele ediyor. Hastalandığı 5- 6 sene öncesine kadar hamallık yaptığını anlatan Hüseyin Arıcı, hastalandıktan sonra çalışamadığını kira ödeyecek, barınacak yeri olmadığını ve kimi kimsesi olmadığı için barakada yaşadığını söyledi.

Rahatsızlandığı için çalışamadığını, sağdan soldan topladığı parçalar ve vatandaşların yardımlarıyla kendine bir baraka yaptığını anlatan Hüseyin Arıcı, daha önceleri kaldığı yerden belediyenin inşaat yapacağı gerekçesiyle çıkartıldığını kaydetti. Barakasını önce Çakal Deresi mevkiine taşıdığını ancak ağaçların gölgesinden duramadığını dile getiren Arıcı, "Barakayı daha sonra hayvan pazarının yanına getirdim, orada da kurban gübresi var, kokudan duramadım. Nefes darlığım var, evin içine sindi. Burada da çamların gölgesinden duramıyorum sabaha kadar" dedi. 

"SOĞUKTAN UYUYAMIYORUM"

Soba yaktığını ancak barakanın kenarları açık olduğu için içerisinin soğuk olduğunu anlatan Hüseyin Arıcı, "Sobayı yakıyorum, 10 dakika sonra sobanın ısısı hiç bana mı yanıyorsun demiyor. (barakanın kenarlarını işaret ederek) Her tarafında zaten altlarında kırık yerler var, burada da naylon serili. Soğuğu alıyor. Güneş görür bir yerde olsa yine bu kadar olmaz, güneş görmediğinden buz gibi. Hiç ısınmıyor. Sabaha kadar soğuktan uyuyamıyorum, kafam ağrıyor, belim ağrıyor. Burada duramıyorum" diye konuştu.

"NE YAPAYIM, ÇAREM YOK"

Son bir aydır kulaklarında da ağrı olduğunu, doktora gittiğini ancak ilaçları 35 lira tuttuğu için parasızlıktan alamadığını söyleyen Arıcı, şöyle konuştu:

"Çalışamıyorum, bel fıtığım var, dizlerimde romatizma var, kalp damarlarımda tıkanıklık var. Çarem yok, ne yapayım, gidecek yerim de yok. Kimsem de yok, gidecek köyüm, kentim, evim, barınacak yerim de yok. Ne yapayım, kira ödeme gücüm yok. Hastalanmadan önce kamyonlarda hamallık yapardım, gübre filan sarıyordum. Gübre götürüyordum, çalışabiliyordum o zaman. Ekmeğimi getiriyordum, şimdi rahatsızlığımdan dolayı çalışma durumum, sağlığım kalmadı."

KAYMAKAMLIKTAN 3 AYDAN BİR YARDIM

Manavgat Kaymakamlığı'ndan 3 ayda bir 1000 TL yardım aldığını aktaran Arıcı, "Aldığım para yetmiyor. İlaca mı vereceğim, hapa mı vereceğim? Bir doktora gidiyorum zaten 4- 5 tane rahatsızlık var. Ne yapayım, hangi birine yetişeyim? Burada ne bulursam yiyorum. Bazen çorba yapıyorum, çay yapıyorum, peynir filan alıyorum marketten yiyorum" dedi.

Barakada elektrik ve suyun olmadığını da kaydeden Hüseyin Arıcı, "Ne yapayım çarem yok. Yetkililerden belki biri sesimi duyar da yardım eder diye bekliyorum" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------

Barakadan görüntü

Hüseyin Arıcı barakasına gelirken görüntü

Barakanın içerisinden görüntü

RÖP: Hüseyin Arıcı 

HABER- KAMERA: Mithat ABAKAN/MANAVGAT (Antalya),

=========================================

Kına gecesinde damada 'un' şakası

MALATYA'da, düğün öncesi yapılan eğlencede kına yakımın ardından damadın üzerine arkadaşları 'un' döktü.

Yavuz Selim Mahallesi'ndeki bir düğün salonunda Selma ve Recep Tepe çifti, kına yakılması ardından bir süre pistte dans etti. Gece sonunda arkadaşları aralarına aldığı damat Recep Tepe'nin başından un döktü. Salondaki herkesi güldüren şakaya imza atan arkadaşları, damadın beyaza büründüğü anları cep telefonu kameralarıyla da kaydetti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

---------------------------------

Düğün salonu

Gelin damat kına yakılması

Ayakta bekleyen damat

Damadın kafasından aşağı un dökülmesi

Damat arkadaşları ile oynaması

Genel ve detay görüntüler 

Haber: Mahir ALAN Kamera- MALATYA-DHA)

===========================================

Motosikleti üzerine yatarak kullandı

SAKARYA'nın Pamukova ilçesinde aşırı hızla ilerleyen motosiklet sürücüsü hayatını tehlikeye attı. Motosikleti üzerine yatarak kullanan sürücü şaşkınlıkla izlendi.

Pamukova ile Adapazarı arasındaki D-650 Karayolu'nda ilerleyen motosiklet sürücüsü yaptığı tehlikeli hareketlerle sürücüleri şaşkına çevirdi. Kask takan motosiklet sürücüsü, yaklaşık 100 kilometre hızla ilerlerken motosikletin üzerine yatarak ilerledi. Sol şeritte kilometrelerce motosikleti üzerine yatarak kullanan sürücü, kendi canını hiçe saydığı gibi trafikteki diğer sürücüleri de tehlikeye attı. Plakası bulunmayan motosiklet sürücüsü daha da süratlenerek gözden kayboldu. Motosiklet sürücüsünün tehlikeli hareketleri yolda ilerleyen sürücüler tarafından görüntülendi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

Cep telefonu ile çekilen görüntüler, sürücünün motosikleti üzerine yatarak kullanması

Haber-Kamera: İsmail ÇETİNTAŞ/PAMUKOVA(Sakarya), - 

===============================================

Kahramanmaraş'ta aranan 18 kişi yakalandı

KAHRAMANMARAŞ Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan 'Huzur operasyonu'nda, aralarında 2 cezaevi firarisinin de bulunduğu çeşitli suçlardan aranan 18 kişi yakalandı.

Kahramanmaraş Emniyet Müdürlüğü, 497 polisten oluşan 114 ekiple kent genelinde 'Huzur operasyonu' yaptı. Dün gece boyu park ve bahçeler, umuma açık yerler, ara sokaklar, kavşaklar ve çevre yollarında yapılan operasyonda; 4 bin 790 kişinin kimlik bilgileri sorgulanırken, aralarında 9 yıl 2 ay kesinleşmiş cezası bulunan cezaevi firarisi ile hırsızlık suçundan 4 yıl kesinleşmiş cezası bulunan 1 kişinin de olduğu çeşitli suçlardan aranan 18 kişi yakalandı. Operasyonda kontrol edilen 619 araçtan 3'ü trafikten yasaklanırken, eksiklikleri tespit edilen 18 araç için 4 bin 745 lira para cezası kesildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

----------------------

Polisin aracı durdurması

Polisin üst araması yapması

Polisin araç bagajını araması

Yunus polislerinin gidişi

Polislerin kafeye girmesi

Kafede kimlik toplayan polisler

Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Ömer KOÇ-KAHRAMANMARAŞ-

===========================================